28 Kasım 2017 Salı

HORASAN'DAN TERME'YE-TERME TOPRAĞI, HORASAN ALPERENLERİNİN TOPRAĞIDIR-

HORASAN’DAN TERME’YE

-TERME TOPRAĞI, HORASAN ALPERENLERİNİNTOPRAĞIDIR-



İki gün önce okumak nasip olduğum,  bir “facebook grubu” olan “termeliyiz biz” grubundaki “Terme’nin Tarihî Türbeleri” başlıklı “araştırma” yazısı, “ufkumu daha da genişletti.Mezkûr/Zikredilen “araştırma” yazısı, taa 25.Ekim. 2014 tarihinde yayınlanmış. “Ahsen Vakfı”, Seyfettin ARSLAN öncülüğünde hazırlandığını anladığım “Terme’nin Tarihî Türbeleri” (1)“araştırma” yazısı, üstelik bir “mahallî/yerel araştırma” hattâ bir “araştırma nasıl yapılır?”a da uygun formatta ve ilmî bir çalışmayı da andırıyordu. Türbelerimiz;Resim/Fotoğraf, yeri, tarihçesi, mimarî özellikleri, rivayet, kaynak kişiler ve yer koordinatları formatında araştırılmıştı. Hattâ öyle ki “kaynak kişilerin isim ve soyisimleri ile telefon numaraları da yazılmıştı.
Bendeniz de,”Terme Evliyâları ve Termeli Şehidlerimiz-Gazilerimiz”(2) isimli eseri, “Osmanlı İslâm Devleti”mizin 700. yılı hatırasına, “Terme Nizam*ı Âlem Ocakları Temsilciliği” olarak, maliyetinin bir kısmını, dönemin Terme’mizdeki,” Nizam-ı Âlem Mefkûresi”ne gönül vermiş güzîde insanlarımızın desteği ile “kitap” olarak neşretmeye, biîznillah muvaffak olmuştum. Bizatihî yaptığım saha çalışmalarım esnasında ve “kitap” olarak neşrettiğim vetirelerde, “Terme’mizin şurasında şu türbe var, burasında da bu türbe var” diyen Termeli hassasiyetli insanlarımızın da dediklerini not almıştım.Ve bu 2017 yazında “genişletilmiş 2. baskısı”nı hazırladığım “Terme Evliyaları ve Termeli Şehidlerimiz-Gazilerimiz” isimli eserimi hazırlarken de, bu hususları dikkate almıştım.

Velakin  Terme’mize ait bir “facebook grubu” olan “termeliyiz biz”deki, “Terme’nin Tarihî Türbeleri” başlıklı  bahse mevzû araştırma yazısındaki bazı “evliyaları”, “türbelerini” bilirken, bazılarını da bilmediğimi fark ettim.
Sadece bu kadar da değil; bahse mevzû araştırma yazısındaki “Dokuz(9) Evliyâ”nın “Beş(5)’inin” ise “Horasanlı” oldukları da hatırlatılmıştı.
Bu ne anlama gelmekte idi? “Terme’nin Tarihî Türbeleri”ndeki “Beş(5) Türbede”ki “mübarek, nurlu zatlar”, “evliyalar”, “Horasan Alperenleri” demekti..
“Horasan Neresi?” idi? “Horasan Alperenleri” olmaları ne demekti?
                                              
                                                HORASAN NERESİ?
Daha 1980’li senelerde aldığım ve okuduğum da diyebileceğim Oğuz ÜNAL’ın “Horasan’dan Anadolu’ya” (3)isimli eserini hatırladım..Bu eseri, “internet imkânları” ile şöyle bir yeniden gözden geçirdiğimde, “Ötüken yayınları” tarafından “genişletilmiş 2. baskısı”nı, “bir tık kolaylığı” ile “pdf formatı”nda indirdim.Bu eserde, “Horasan,’Güneş Ülkesi’” olarak tarif edilmekteydi. Yine “gugul amca”ya (google arama motoru) alakalı kelimeyi yazdığımızda ise; “Horasan” kelimesi “hûr/güneş” ve “âsân/doğan” kelimelerinin birleşmesinden ortaya çıkan Farsça bir terkiptir. “Güneş'in doğduğu yer (meşrık), güneş ülkesi, doğu bölgesi” anlamına gelir. (ÇETİN, Osman, “Horasan”, DİA, ...” diye tarif edilmekteydi..”

“HORASAN” mefhumu, daha da itimat edilir ve daha da doyurucu bir “kaynak”ta ise, daha genişce şöyle izah edilmekte:” Horasan neresidir? Nedir? diye inceliyoruz. Horasan ne olursan ol gel diyen Mevlana’nın ata yurdu. Osmanlının kurucusu kayı boyu aşiretinin memleketi. İmamı azamların,İbrahim Etemlerin,İbni Sinaların ve Farabilerin de. Horasan ismi eski Farsça Hur “ güneş” ve Asan “ “gelen,doğan” kelimelerinden meydana gelmiş ve güneşin doğduğu yer,güneş ülkesi;doğu bölgesi” anlamını taşımakta.İsim muhtemelen Sasaniler,  zamanında ortaya çıkmış ve kısa zamanda  yaygınlaşmış.Horasan tarihte İran’ın kuzeydoğusunda  yer alan çok geniş bir coğrafi bölge.Günümüzde bölgenin toprakları üç parçaya ayrılmış olup Merv (Mari), Nesa  ve Serahs yöresi Türkmenistan, Belh ve Herat yöresi Afganistan,kalan kısmı da İran sınırları içinde bulunmakta.En geniş kesim İran’ın elindedir ve adı geçen  iki devletle İran’ın diğer eyaletlerinden Mazenderan, Simnan, Yezid, Kirman, Beluctan ve Sistan’la çevrilidir.İdari merkezi aynı zamanda dini bir merkez olan Meşhed’dir ve eyalete (Ustan) Meşhed, İsferayin, Bucnurd, Bircend, Tayyibat, Türbeticak, Türbetihaydari, Darrıgaz,Sebzevar ,Şirvan, Tabes, Firdevs, Kabnat, Kuçan, Kaşmir, Gunabad ve Nişabur vilayetlerine bağlı.Horasan eyaletinin 1996 sayımına göre nüfusu 6.047.661.Horasan’ı Grek coğrafyacıları İskender’in fetihleri sırasında tanımışlar ve Belh-Merv civarına Baktria (Baktriana),Herat taraflarına Aria,Nişabur dolaylarına da Parthia adını vermişler.Mesudi’nin birinci iklim bölgesinde,İbn Haldun’un üçüncü iklim bölgesinin  sekizinci bölümünde ve Zekeriya el-Kazvini’nin dördüncü iklim bölgesinde  zikrettiği Horasan sınırları,buranın idari bakımından büyüyüp küçülmesiyle ilgili olarak tarih boyunca çeşitli farklılıklar göstermiş;bu sebeple zaman içinde değişen siyasi sınırlarla coğrafi sınırlar aynı mütalaa edilmeli.İslam Coğrafyacılarına göre genellikle Horasan doğudan Huttel,Gur ve kısmen Sicistan;güneyden Deştilut  ve Kirman ile Rey arasındaki Fars toprakları;Batıdan Deştikevir’in batı kısmı ve Taberistan ile Cürcan;kuzeyden de Türkmenistan’ın bir bölümü,Harizm ve Maveraünnehir tarafından çevrilmiş bir alan.Horasan’ın kuzeyi dağlık;dağlar,güneydoğu istikametinde ve iki sinsile halinde  Kuzey Afganistan’daki Benditürkistan,Sefidkuh ve Hindukuş dağlarına ulaşır.Bu silsilelerin Türkmenistan çölleri boyunca devam eden  Küpet,Gülistan,Karadağ ve Hezarmescid,Elbruz sıradağlarının uzantısı olan ise Şahcihan,Aladağ ve Kuhibinalud kütlelerinden meydana gelir.

Güneşin doğduğu yer Horasan
         Horasan göç ve istila yolları üzerinde bir kavşak noktasında bulunduğundan değişik ırklardan meydana  gelen bir nüfusa sahip.Burası aynı zamanda çok eski yerleşim alanlarına ve medeni gelişmelere sahne olmuş.Hindistan ve İran’a yayılan  Hint Avrupa kökenli Ari ırkın ortaya çıktığı yer Horasan.Hunlara ve Göktürklere bağlı çeşitli Türk boyları,Araplar ve Cengiz İstilasından sonra  Moğollar da Horasan’a yerleşen unsurlar arasında.Buradaki ilk Müslümanlar,genel olarak  Irak şehirlerinden  ve özellikle Basra’dan bölgeyi fethetmek üzere  yollanan  Arap askerleri.Horasan 644 yılında Hz Osman döneminde bugünkü Afganistan bölgesi olan Ariyana topraklarının İslamiyet ile  tanışmasıyla Hindistan’dan İrana,Özbekistan’dan. Pakistan’a kadar olan bu coğrafyaya,Horasan adı verilmiş.Bugün Afganistan hudutlarındaki Herat ve Belh,İran’ın Meşet ve Türkmenistan’ın Merv kentleri asırlarca Horasan Medeniyetine başkentlik yapmış.Horasan coğrafyası Gazneli Mahmutları,Babür Şahları,Sultan Hüseyin Baykaraları,İbrahim Ethemleri ve bir çok devlet adamı yetiştirmiş Horasan cografyası..
 Horasan erenlerinin yurdundayız…
        İmam Rabbani, Şah Nakşibendi, Muhammed Baki Billah, Abdullahi Dehlevi ve buna benzer birçok gönül sultanlarını yetiştiren coğrafya olmuş.İmamı Azamdan,İmamı Maturidiye, Mezhep imamlarının yetiştiği,İmam-ı Buhari ve Tirbizi gibi hadis alimlerini yetiştiren Horasan coğrafyası,Fahrettin-i Raziler gibi hem tefsir, hem astronomi ilmi ile dünyayı aydınlatan alimleri sinesinde barındırmış.Farabi ve İbni Sina gibi tıp alimleriyle adını dünya tarihine altın harflarla yazdıran horasan coğrafyası,Kaşgarlı Mahmut ve Ali Şir Nevai gibi Türk dil bilginleri ile kültür ve medeniyet tarihimize muhteşem hizmetler yapmış bir coğrafya.”(3)
HORASAN’DAN TERME’MİZE GELMİŞ OLAN HORASAN ALPERENLERİ
Senelerdir muhtelif çevreler tarafından; bilhassa da önce “İngiliz İntelijansı”, sonra da “Amerika Birleşik Devletleri” tarafından “sahiplenerek” ‘diriltilen’ ve neredeyse “ resmî-sivil çevreler’ ile bazı “okumuş-yazmış”, “mürekkep yalamış takım”ın, bilerek veya bilmeyerek alet olduğu “Amazonizm İdeolojisi” çalışmaları ile; adeta ısrarla “Terme Toprağı”mız, “Amazon Toprağı” olarak gösterilmeye çalışılmakta olduğunu “Amazonizm’in İç Yüzü”(4) isimli çalışmamızda hatırlatmıştık…
Hal bu ki; mevcut “Terme Toprağı”mızda medfun bulunan neredeyse onlarca “evliya”, “ehlullal”,”şüheda”lar yanı sıra, “Horasan Alperenleri” de “Terme Toprağı”mızda medfun bulunmaktadır.
Aşağıda, haklarında yapılmış “Terme’nin Tarihindeki Türbeler” başlıklı “araştırma”daki, “Terme’miz Toprağında medfun Horasan Alperenleri”ni okuyacaksınız.
Okuyup bitirdiğiniz de ise şunu diyeceksiniz: “ Terme Toprağı, Horasan Alperenlerinin Toprağıdır…”1-TERME AHMETBEY KÖYÜ (İNEBEL TÜRBESİ)

YERİ: Türbe; Terme’ye 8 kilometre güneyinde bulunan Ahmet Bey Köyü’ne ait köy mezarlığı içerisinde bulunmaktadır.
TARİHÇE: Halk arasında "İnebel" şeklinde anılan türbeye ait herhangi bir kitabe bulunmadığından türbenin tarihi hakkında bilgi edinilememektedir. 
MİMARİ ÖZELLİKLERİ: Türbe; Karadeniz’e özgü ahşap yapı tarzında iken son yıllarda betonarme olarak yeniden inşaa edilmiştir. Çatısı kiremit ile kaplanmış olan türbenin dış ve içi sıva üstü boyadır. Türbe içerisinde 1 adet ahşap sanduka bulunmaktadır.

RİVAYET: Yöre halkı tarafından evliya olarak nitelendirilen ve korunan Horasanlı İnebel Türbesi hakkında çeşitli rivayetler anlatılmaktadır. 

KAYNAK KİŞİLER:Seyfettin ARSLAN (Ahsen Vakfı) 0530 349 99 62 İhsan YAZICI (Muhtar) 0537 350 75 41YER KORDİNATLARI: Enlem;K41.168611 Boylam;D36.985278

2-TERME AKÇAGÜN KÖYÜ (ŞEYH ABDULLAH TÜRBESİ)
YERİ: Türbe; Terme’ye 16 kilometre güney batısında bulunan Akçagün Köyü’ne ait Hacı Hasan mezarlığı içerisinde bulunmaktadır.
TARİHÇE: Halk arasında "Şeyh Abdullah Türbesi " şeklinde anılan türbeye ait herhangi bir kitabe bulunmadığından türbenin tarihi hakkında bilgi edinilememektedir. 

MİMARİ ÖZELLİKLERİ: Türbe; Karadeniz’e özgü ahşap yapı tarzında iken2002 yılında betonarme olarak yeniden inşaa edilmiştir. Çatısı kiremit ile kaplanmış olan türbenin dış ve içi sıva üstü boyadır.  Türbe içerisinde 1 adet ahşap sanduka bulunmaktadır.
RİVAYET: Yöre halkı tarafından evliya olarak nitelendirilen ve korunan Horasanlı Şeyh Abdullah Türbesi hakkında çeşitli rivayetler anlatılmaktadır. 
KAYNAK KİŞİLER: Seyfettin ARSLAN (Ahsen Vakfı) 0530 349 99 62 Kemal AKMAN (Muhtar) 0535 213 87 06

YER KORDİNATLARI: Enlem;K41.106595 Boylam;D36.892329

3-TERME AKÇAYKARACAALİ  KÖYÜ  (KARACA ALİ BABA TÜRBESİ)

YERİ: Türbe; Terme’ye 25 kilometre batısında bulunan Akçaykaracaali Köyü’ne ait köy mezarlığı içerisinde bulunmaktadır. Burada yatan ve Karaca Aliadıyla bilinen zatın ismine binaen bulunduğu Köye aynı ad verilmiştir
TARİHÇE: Halk arasında "Karaca ALIBABA Türbesi " şeklinde anılan türbeye ait herhangi bir kitabe bulunmadığından türbenin tarihi hakkında bilgi edinilememektedir. 
MİMARİ ÖZELLİKLERİ: Türbe; Karadeniz’e özgü ahşap yapı tarzında iken son yıllarda betonarme olarak yeniden inşaa edilmiştir. Çatısı kiremit ile kaplanmış olan türbenin dış ve içi sıva üstü boyadır. Türbe içerisinde 1 adet ahşap sanduka bulunmaktadır

RİVAYET: Yöre halkı tarafından evliya olarak nitelendirilen ve korunan Horasanlı Karaca ALIBABA Türbesi hakkında çeşitli rivayetler anlatılmaktadır. 
KAYNAK KİŞİLER: Seyfettin ARSLAN (Ahsen Vakfı) 0530 349 99 62 Hüseyin DEMİRBAŞ (İmam) 0542 846 59 54
Seyfullah MERAL (Köy sakinlerinden)0536 343 02 1
YER KORDİNATLARI: Enlem; K41.092501 Boylam; D36.920833

4-TERME BAZLAMAÇ BELDESİ HOYLAN MAHALLESİ (HÜSEYİNOĞLU TÜRBESİ)

YERİ: Türbe; Terme’ye 16 kilometre güneyinde bulunan Bazlamaç Beldesinin Hoylan Mahallesi Yavuz sokakta Geniş bir ağaçlık alan eski mezarlık içindeki yer almaktadır.
TARİHÇE: Halk arasında "Hüseyinoğlu Türbesi " şeklinde anılan türbeye ait herhangi bir kitabe bulunmadığından türbenin tarihi hakkında bilgi edinilememektedir. Geniş sayılabilecek bir alanda; aynı zamanda hayatını kaybeden, kimlikleri bilinmediğinden mezar taşlarına adları yazılmayan definlerin kimlere ait olabileceği ve bölgede hangi olayların cereyan ettiğine dair net bir bilgi olmamakta birlikte durum aynı bölgede yer alan Cüneyt Bey (Cüneyd-i Bağdat) Türbesiyle birlikte değerlendirilebilir. Zira 14.yy.da Beylikler arası Mücadelelerle, Osmanlı-Mahâlli Beylikler arası hâkimiyet mücadelelerinin bölgede yaşandığı bilinmektedir. Hüseyinoğlu olarak anılan Türbede medfun kişinin kim olduğu bilinmemekle birlikte Hacı Emiroğullarında  ve bu Beyliğin hüküm sürdüğü alanlarda Hüseyin adıyla anılan bir çok köy ve mevkii adı bulunmaktadır. Bu nedenle Kubatoğulları ,  Hacıemiroğulları, Tacettinoğulları ve Osmanlı Devleti arasında el değiştirip, en son Osmanlı Devletinin  sert müdahalesiyle Osmanlı Topraklarına katılan bölge  Beylikler ve Erken Osmanlı  devirlerinin sosyal  ve askeri olaylarının günümüze ulaşan belgeleri olması itibariyle önemlidir. 
MİMARİ ÖZELLİKLERİ: Türbe; Geniş bir ağaçlık alanın içindeki Türbe tamamen bölge Ahşap Camilerinin kuruluş tekniğinde inşa edilmiştir. Derinlemesine dikdörtgen plan sergileyen Türbenin zemini iri taşlar üzerine oldukça büyük boyutlu kütüklerin belli aralıklarla dizilip yerleştirilerek yerden 80 santimetre yükseltilerek nemden etkilenme oranının en aza indirgenmesi sağlanmıştır. Bu kütükler üzerine iri kirişlerin atılıp döşemenin tahta ile kaplanması, kestane cinsi kalın kütüklerin yontularak ve üst üste yerleştirilerek birbirilerine giydirilmesi, köşelerde ise geçme tekniğiyle bağlanması sonucu beden duvarları oluşturulmuştur. Tavan ve çatıda beden duvarlarına nazaran daha ince kalaslar kullanılmıştır. Alaturka kiremitle kaplı kırma çatının saçakları dışa taşkın olup yapıya basık, ağır ve kütlesel bir hava verir. Türbede zaman zaman tadilat yapıldığı ahşap malzemedeki değişim ile alaturka kiremitlerle değiştirilen Marsilya kiremitlerden ve boya ile yazılmış 1999 yılında tamirat gördüğü ibaresinden anlaşılmaktadır. Kuzey-güney doğrultusunda boyuna düzenlemeli, dikdörtgen plan sergileyen türbe Mescit olarak da kullanılan giriş bölümü ile defin bölümden oluşmaktadır. Türbeye giriş doğudaki son derece basit tek kanatlı bir kapıyla sağlanır Karadeniz’e özgü ahşap yapı tarzında. Çatısı kiremit ile kaplanmıştır. Türbe içerisinde 1 adet ahşap sanduka bulunmaktadır.
RİVAYET: Yöre halkı tarafından evliya olarak nitelendirilen ve korunan Horasanlı Hüseyinoğlu Türbesi hakkında çeşitli rivayetler anlatılmaktadır. 
KAYNAK KİŞİLER: Seyfettin ARSLAN (Ahsen Vakfı) 0530 349 99 62 İdris ALEV (Muhtar) 0546 231 62 27
Kemal ARI (Türbedar) 0544 888 68 90
YER KORDİNATLARI: Enlem;K41.112512 Boylam;D36.938889

5-TERME DAĞDIRALI KÖYÜ (DAĞDIRALI TÜRBESİ)

YERİ: Türbe; Terme ilçesinin 20 kilometre kadar Güney Batısına düşen Dağdıralı Köyün merkezinde yer almaktadır.
TARİHÇE: Halk arasında "Dağdıralı Türbesi" şeklinde anılan türbeye ait herhangi bir kitabe bulunmamaktadır. Şehit asker oldukları bilinmekle beraber türbenin dönemi konusunda kesin tarih bulunmamaktadır. Ancak Kubatoğlu Cüneyt Bey türbesiyle çağdaş olduğu önerilebilir.
MİMARİ ÖZELLİKLERİ: Türbe; Karadeniz’e özgü ahşap yapı tarzında iken son yıllarda tadilat edilmiştir. Çatısı etermit ile kaplanmış olan türbenin dış ve içi ahşaptır.  Türbe içerisinde 2 adet ahşap sanduka bulunmaktadır.

RİVAYE: Yöre halkı tarafından evliya olarak nitelendirilen ve korunan Horasanlı Dağdıralı Türbesi hakkında çeşitli rivayetler anlatılmaktadır.
KAYNAK KİŞİLER: Seyfettin ARSLAN (Ahsen Vakfı) 0530 349 99 62 Veysel ZORLU (Muhtar)  0545 514 75 79                 
YER KORDİNATLARI: Enlem;K41.239167  Boylam;D36.806111”(5)

Terme,27.Kasım.2017,Salı

İsmet GÜLTEKİN

Dip Notlar:

1): “Terme’nin Tarihî Türbeleri”, Termeliyiz Biz facebook grubu, 25.EKİM.2014,
2)İsmet GÜLTEKİN, “Terme Evliyaları ve Termeli Şehidler-Gaziler”, Nizam-ı Âlem Ocakları Terme Temsilciliği, Osmanlı Devleti’nin 700. Kuruluş Yıldönümü, Samsun, Eylül 1999(Not: Genişiletilmiş ikinci baskısı “e-kitapvari” yayınlanmıştır.)
3):  Oğuz ÜNAL, “Hoarasan’dan Anadolu’ya, Töre-Devlet Yayınları, 1980(Genişletilmiş İkinci Baskı, Ötüken Yayınları)
4)  İsmail Kahraman, http://www.belgeselyayincilik.com/horasan%E2%80%99dan-turkistan%E2%80%99a-devr-i-alem, 27.Kasım.2017
5)  https://tr-tr.facebook.com/notes/termeliyiz-biz/termenin-tarihi-türbeleri/1015280659826

13 Kasım 2017 Pazartesi

"PAYİTAHT ABDÜLHAMİD" DİZİ FİLMİ ÜZERİNE İKİ MÜHİM İKÂZ!!!

“PAYİTAHT ABDÜLHAMİD” DİZİ FİLMİ ÜZERİNE
 İKİ MÜHİM İKÂZ!!!




Bendeniz mümkün mertebe “tembellerin kutusu” denilen ve günümüzde yüzlerce “kanallar”ı olan “televizyonu”, şuurlu bir şekilde kullanmaya dikkat edenlerdenim. “Seçici” olmaya çok dikkat etmekteyim.
Bu sebepdendir ki, öyle hemen her şeyi, “peşin hükümlü/ön yargılı” bir şekilde, hemencecik “tu kaka” etmem.Mümkün mertebe “orijinali”ne kıymet vermeye gayret ederim.
Yine bu sebebdendir ki; elbette bendenizin de seyrettiğim, seyretmeye gayret ettiğim, “dizilerim var”, “dizi filmlerim var…”

“Payitaht Abdülhamid” dizisi, dizi filmi gibi…
Mümkün mertebe “Payitaht Abdülhamid” dizi filmini, sıcağı sıcağına seyretmeye gayret etmekteyim…
“Payitaht Abdülhamid” dizi filmi vesilesi ile çok sahih, çok doğru bilgiler de öğrenmekte ve kavramakta, “Millî Tarih Şuur”um ve “a
Anti-Siyonist Şuur”um da artmaktadır.

Meselâ,“Kurtlarla Dans”ın mânâsını, yine “Payitaht Abdülhamid” dizi filmi vesilesi ile anladım, kavradım:”Aç kalan(Boz) Kurtlar, halka/yuvarlak olurlar ve dönmeye başlarlar. Nihayetinde hangi (Boz)Kurt yorulur da, yere düşerse, diğer (Boz)Kurtlar, yorulup da, yere düşen (Boz)Kurt’u yemeye başlarlar…”

Hayatiyeti idame eden bütün “X,Y ve Z Nesilleri”nin “Payitaht Abdülhamid” dizi filmini seyretmelerini tavsiye ederim.
                                             İKİ MÜHİM İKÂZ

Birinci ikâzım: “Payitaht Abdülhamid” dizi filminin başlangıç “görseli”, başlangıç “jeneriği” çoooook güzel olsa da; gözlerden kaçan/kaçırılan bir mevzû, bir mes’ele var: “Osmanlı Devlet Arması”ndaki “Ay/Hilâl” içindeki cümlenin yer almayışı…

Her ne kadar “internet”teki bazı “Payitaht Abdülhamid” dizi filmini tanıtıcı reklamlarında o cümle yer alsa da, “Payitaht Abdülhamid” dizi filminin başlangıç “jeneriğindeki görsel”de yer almamaktadır.
“Osmanlı Devlet Arması”ndaki “Ay/Hilâl “ içindeki  “Osmanlıca” yazılmış o cümlenin okunuşu ve mânâsı ise şöyle:””El müstenidü bi tevfikaati’r rabbaniye meliki’d-devlet’il-osmaniyye” Mânâsı ise: “Osmanlı Devleti’nin Padişahları, Allahü Teala’nın muvaffak kılması  ve yardım etmesine dayanırlar.”

İkinci ikâzım: Bendenizin bir “araştırma yazı”mda da- “Resmî Tarihçiler” de, “Gayr-i Resmî Tarihçiler” de “Gerçekci” Değiller”- dillendirdiğim üzre;

 (• Bir “Büyük Yalan” Daha Çöktü…
• “Otuz üç(33) senelik devrinde, bir karış toprak kaybedilmediği iddia edilen “Ulu Hakan”, “Gök Sultan” Sultan Abdühamid-i Sâni/ Sultan 2. Abdülmamid Han Devri, meğerse “622 senelik Devlet-i Aliyye tarihinde en çok toprak kaybettiğimiz devir” imiş. 
Bazılarının “Ulu Hakan”; bazılarının “Gök Sultan” dediği ve ekseriyetinin de “33 senelik devrinde bir karış toprak parçası kaybedilmediği” “Büyük Yalanı” sona eriyordu artık. “Resmî Tarihçiler” gibi “Gayr-i Resmî Tarihçiler” de, adeta “yalan söylemişler”di.. “Gerçekçi” değillerdi ve “Tarihî Hakikat” değildi yazdıkları…”Tarihî Hakikatleri” tamamiyle yazamıyor ve dillendiremiyorlardı…)

Bazılarının “Ulu Hakan”, kimilerinin “Gök Sultan” ve kimi ecnebî takımının da “Kızıl Sultan” dediği  SultanAbdülhamid-i Sâni/ Sultan İkinci Abdülhamid dönemindeki “toprak kayıpları mes’elesi…”
Bu “toprak kayıpları mes’elesi”, acaba “Payitaht Abdülhamid” dizi filmini kaçıncı bölümünde ele alınıp, dillendirilecek ki?!
13/Kasım/2017
İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com

22 Ekim 2017 Pazar

"Yeni AKİT Gazetesi" de,"AMAZONİZM İDEOLOJİSİ"NİN SESİ" Mİ!? TERME, "AMAZONLAR ÜLKESİ" ÖYLE Mİ!?!?

"Yeni AKİT Gazetesi" de, "AMAZONİZM İDEOLOJİSİ'NİN SESİ" Mİ!?
TERME, "AMAZONLAR ÜLKESİ" ÖYLE Mİ?

"Terme Bilgi GAZETESİ"nden sonra, "Yeni AKİT Gazetesi" de, "Amazonizm İdeolojisi'nin Sesi" mi oluyor ne!?
"Anadolu'da VAKİT Gazetesi" ismi ile bir " 12 Eylül"de, Türkiye'miz genelinde , günlük periyotta "yayın hayatına" başlamış olan "Yeni AKİT Gazetesi"ni, "dünden bugüne", "yüzelsel" de olsa "tahlil" edersek: Neredeyse 2005'e kadar, bugün "Sözcü Gazetesi"nin üstlenmiş olduğu, kaba ifade ile "Sistemin gazını alma, milletin gazını çıkartma" fonksiyonu görüyordu.Neredeyse "herşeyi"ni "de facto/fiîlen" sahiplenmiş olan bendeniz de, 2000-2005 seneleri arasında neşretmeye muvaffak olduğum "Terme Birlik MEFKÛRE-Birlik olmadan, dirlik olmaz" isimli, adeta "Pîr çıkar, bir çıkar" "yerel/mahallî" gazetemi işte bu süreçte, bugünkü ismi ile "Yeni AKİT Gazetesi"nin Dergah Ofset Matbaası"nda bastıyordum.
Bir yazımda da "ayrıntılı" bir şekilde açıkladığım üzre; "Terme Birlik MEFKÛRE-Birlik olmadan, dirlik olmaz" isimli gazetemin yeni sayısını ve " Terme'de Ermeni-Rum Zulmü" isimli " kitapçığımı" bastırmak üzre, İstanbul'daki "gazete idaresi"ne gittiğimde, "borcumdan dolayı" "boş senetlere imza"attığımda, akabinde olanlar oldu.Bugünkü ismi ile " Yeni AKİT Gazetesi"nin "hukukî sorumlusu", "Avukat Emin"in Terme'ye gelişi, bir-iki "görüşme" yapması ve neticede Terme'de "kimlerden tyo aldıysa", 3 (üç) milyarı aşan borcumu, "maaş"ımdan, "haciz yolu ile", 6 (altı) milyarı aşan meblağ ile "tahsil" etmeleri. Üstelik gazetemi ve kitapçığımı basmayarak da, hem "ekonomik lince", hem de "fikir/düşünce linci"ne maruz kalmam...
Zaten "2005 sonrası" da bir " kırılma noktaları" oldu ve tamamiyle "siyasî irade'nin sesi değil borazanı" oldular..
"FETÖ/PDY VAKIASI" öncesi, hem "17/25 süreci" öncesi "arşiv taraması" yapıldığında, daha düne kadar gazetelerinde "Muhterem M. Fethullah GÜLEN Hocaefendi Dedi ki" diye "haber başlıkları" atan "Yeni AKİT Gazetesi Ankara Bürosu da FETÖ'cü, PDY'ci çıkmış olmalı ki, "Serdar ARSEVEN"leri " Yeni AKİT Gazetesi Gemisi"ni "terketti..."!?
Hele "Haydar BAŞ Hareketi"nin, "İcmal Gençliği"nin öyle "dehşetengiz iddiaları" var ki!?
Ve yine daha düne kadar adeta "HDP'nin Yayın Organı" veya "PKK'nın Sesi"olan "15 Temmuz 2016 FETÖ/PDY -U.S.A. İşgal Girişimi" sonrası "kapatılan" "Özgür GÜNDEM Gazetesi"ile "aynı matbaada basılmaları...""U.S.A. ağzı ile" dersek, tanımlarsak; "Aşırı Uçların İttifakı..."
VE AV. YAŞAR BAŞ-"AMAZONİZM İDEOLOJİSİ"
Kendisi de esasında "Termeli" olan ve "Yeni AKİT Gazetesi"nde, " köşeyazarlığı" da yapan Av. Yaşar'ın; dünkü "Yeni AKİT Gazetesi"ndeki "köşesi"ndeki yazısı: "Bir yerel kalkınma analizi: Terme" Diyor ki Av. Yaşar BAŞ: " Terme, Türkiye'nin en önemli sulak alanlarından birine sahip. Bu nedenle amazonlar ülkesi kabul ediliyor."(*)
Ve daha geçen haftalarda "kongreleri"ni yapan "Amazon Termeli Kültür Derneği Başkanı" Mustafa GÜLER'in " Yazı Yorumları"ndaki cümleleri: "...Terme Amazonların (Themiyscra) adıyla kurduğu ve başkenti olmuş bir yerleşim yeridir.Böyle bir geçmişe sahip başka bir yer var mı?"
"Terme, "AMAZONLAR ÜLKESİ"" öyle mi!?
"Böyle bir geçmişe sahip başka bir var mı?!" öyle mi!?

Bendeniz "Amazonluğun İçyüzü" "kitabî" çalışmasını yapmış biri olarak tekrar ve tekrar ifade ediyorum ki:""Türkiye'mizdeki Amazonculuk"," Türkiye'mizdeki Amazonperverlik", "Türkiye'mizdeki Amazonseverlik"; evvelinde " İngiliz İntellijansı"ile ortaya çıkartılmış "uyduruk bir tarih"; günümüzde ise "Amerika Birleşik Devletleri"nin "sahiplenmesi" ile bir "ideoloji"ye,her "izm'li ideoloji" gibi, bir "Emperyal İdeoloji"ye, "AMAZONİZM İDEOLOJİ"ne dönüşmüştür...
Hâlâ bu "hakikati" sahih bir şekilde anlamak ve kavramak (ilmen) istemeyenler;"GAFLET, DALALET ve HATTA HIYANET İÇERİSİNDEDİRLER..." vesselam...
Terme, 21.10.2017, Cumartesi
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

"TÜRKİYE'MİZİ İŞGAL GİRİŞİMLERİ", "OSMANLI SUBAYI", "KERVAN1915", "KURTLAR VADİSİ-VATAN" 'SİNEMA' FİLMLERİ

“TÜRKİYE’MİZİ İŞGAL GİRİŞİMLERİ” ve “OSMANLI SUBAYI”,”KERVAN 1915”,”KURTLAR VADİSİ-VATAN” ‘SİNEMA’ FİLMLERİ
“Yeşilçam Sinema Sektörü” de diyebileceğimiz “Türk Sinema Sektörü” de, 21. Asırda, asrımızda, “teknolojik gelişmeyi” yakaladığını söyleyebiliriz. Son senelerde “sinema tekniği” açısından da, “muhteva” açısından da çok seviyeli “sinema” filmlerinin “vizyona girdiği”ni görebilmekteyiz.
Bilhassa da “yakın tarih”imiz ile alakalı “tarihî hakikatler”imizle ile alakalı üç sinema filmi: “Osmanlı Subayı”, “Kervan 1915” ve “Kurtlar Vadisi-Vatan”

“Osmanlı Subayı” ‘sinema filmi’ni, ‘internet ortamı’nda seyrettim. ‘Fragman’ından “tarihî hakikatler”imizle dolu olabileceğini, tamamiyle kavrayamamıştım. Tamamını seyrettiğimde ise yanıldığımı anladım.
Hatırlayalım ki, dökümanter bir “Ülkücü Hareket”in “Portreler” cildinde, hakkında “Ajan Provokatör” ‘tesbit’i yapılmış olan merhum Necdet SEVİNÇ’in “Ajan Okulları” isimli eserlerde de genişçe izah edilmiş olan; daha neredeyse “241 senelik” “Cemahiriye Müttefiken Amerika”, “U.S.A.”, yani “Amerika Birleşik Devletleri”, neredeyse daha kurulur kurulmaz, “cennet vatan”ımız, “Türkiye’miz toprakları” üzerinde, “okullar”, “hastaneler” “kisveleri” altında, “Medine-i İstanbul”dan “Merzifon”a; “Van”dan “Tarsus”a kadar ‘konuşlanmaya’ da başlamıştır.
Adetâ “Anadolu coğrafyamız”ı, “Türkiye’mizi işgal girişimleri”ne başlamıştır.
“Osmanlı Subayı” isimli “sinema filmi”nde, “Van”da, 1914’de, “hastane kisvesi” altında, nasıl “Amerikalıların emperyal çalışmalar” içerisinde olduklarını, “tarihî hakikatler”imiz olarak kavrayabilmekteyiz. “Amerikan Emperyalizmi”nin, “Amerikan Misyoneleri”nin, “Amerikan Milliyetçileri”nin; “millet-i sadıka” olan bazı “Ermenileri”, “Ermenici” yaptıklarını, kendilerine râm ettiklerini de, ‘sinema filmi’ boyunca da kavrayabilmekteyiz. “Aşk kurgusu” da olan “Osmanlı Subayı” ‘sinema filmi’nde, hafif de olsa , kısa süreli de olsa,“müstehcen”, “açık” ‘film kareleri” de olsa, bilhassa da araya yerleştirilmiş “siyah-beyaz film kareleri” ile de “objektif/nesnel” olarak, “tarihî hakikatler”imizin hatırlatılması ve çok estetik ve zerafet dolu bir şekilde “İslamî düşünce”nin ‘kısa metrajlı’da dillendirilmesi, mezkur ‘sinema filmi’nin olumlu tarafları…
“Ermeni Mes’elesi’nin de yine ‘objektif/nesnel’ olarak hatırlatıldığı ‘metrajlar’ da olumlu tarafları…
“Osmanlı Subayı” ‘sinema filmi’nin ‘fragman’ın da da yer alan film karesindeki “millî şuuru”muzu canlandırıcı, diriltici ‘diyalog…’: “Osmanlı Subayı”ndaki “Türk Kumandan”ın, “Hastane Kisvesi” altında, “Van”a, ta 1914’de konuşlanmış “Amerikan Misyoneri”ne dedikleri: “- Sizi bilmem amma bizler, bu topraklarda daima var olacağız” vâri sözleri…
“KERVAN 1915”

“Kervan 1915” ‘sinema filmi’ ,zamanında, “Kızıl Moskof”u da çok “ürkütmüş” olan, “değerlerimiz”in en iyi anlatıldığı “Güneş Ne Zaman Doğacak?” “sinema filmi”ne de “imzası”nı atmış “Samsunlu Sinema Yönetmeni” “İsmail GÜNEŞ” ‘sinema filmi…’ Türkiye’mizdeki muhtelif “kisveler” altındaki “ecnebî/yabancı/emperyal tekeli”, “Kültür Sektörü”müzde de aşamayan diyelim, mevcut siyasî iradenin başarısızlığını da tescilleyen bir ‘vakıa’ olarak; zikredilen “Kervan 1915” ‘sinema filmi’ni, “sinema salonlarından çektirilmesi” sebebiyle seyredemedim. Velâkin hassasiyetli basınımızdaki bilgilerden anladığım kadarı ile “Ermeni Mes’elesi”nin, “Ermeni Tehciri”nin muhteva olarak, “objektif/nesnel” olarak, “tarihî hakikatler”imize uygun bir “İsmail GÜNEŞ sinema filmi…”
Seyredememiş olsam da, neredeyse daha kurulur kurulmaz, “241 senelik devlet”in, “cennet vatan”ımıza konuşlandığı ve neticede “Türkiye’mizi işgal girişimleri” kategorisine de girebilecek bir ‘sinema filmi’ de olsa gerek!?
“KURTLAR VADİSİ-VATAN”

Ve “en son” ‘Amerika Birleşik Devletleri’nin ‘Neo-Haşhaşiler’ gibi muhtelif isimler, tanımlamalar da yapılmış olan; merhum Edebiyatçılarımızdan Tarık BUĞRA’nın bile zamanında, başlangıcında, bidayetinde “teşhis” ettiği “Gençliğim Eyvah” romanındaki “İhtiyar” yani “Fetullah”ın aracılığı ile “Türkiye’mizi İşgal Girişimi”ni ‘sinema dili’ anlatan bir ‘sinema filmi’: “Kurtlar Vadisi-Vatan”
12 Mart’ı, 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı “tamamiyle desteklemiş”, günümüzde “İslam’a”, “Müslüman”lara ve “İslâm Tasavvufu”na bile “çok ağır darbeler” de indirdiği konuşulan, yazılan, çizilen malûm “Örgüt’ün figüranlığı”, “kisvesi”, “kamuflajı” altındaki “en sinsi” “İşgal Girişimi…”
Bendenizin “(Boz)Kurtlar Vadisi-Vatan” demeyi de tercih ettiği bu ‘sinema filmi’nin “Gala”sının da, geçenlerde “FETÖ/PDY” isimli “Örgüt”ün “Türkiye’mizdeki Kaleleri”nden biri olan “Samsun”unumuzda yapılmış olması da çok manidar elbette…
“Fetullah+ Amerika Birleşik Devletleri İlişkileri”nin aşikâr bir şekilde işlenildiği , doğrudan ele alındığı , hatırlatıldığı “(Boz)Kurtlar Vadisi-Vatan” ‘sinema filmi….’
Belki hâlâ bile bilemediğimiz “tarihî haikatler”imizden biri de olabilecek bir şekildeki bir ‘film karesi’ ile başlayan- 15 Temmuz 2016 gecesi, ‘Fetullah’ın, ‘Pokona Dağları’ndan uçak ile Türkiye’mize, “Medine-i İstanbul”a doğru yolculuğu…
“Cenup Hududları”mızdaki “köyler”imizden olan “Yalavuz Köyü Hududu”nda yaşanan “işgal girişimleri…
“Etini, budunu”, “İşgalci Tanklara Çıkarak” gösteren “Türk Milleti”nin “işgale direnişini kahramanlıklar ile dolu” bir şekilde ispatlayıcı film kareleri…
Ve her biri birer “01/01” doğumlu olan “Anadolu Çocukları”nın, “Vatan Evlâdları”nın “Amerika Birleşik Devletleri”nin “Türkiye’mizi İşgal Girişimine Direniş ile Dolu Kahramanlık Sahneleri…
Ve “Fetullah”ın “geri dönüşü…”
15/ Temmuz/ 2016 tarihli, sözde “İslam kisveli” figüranlar aracılığı ile “Amerika Birleşik Devletleri”nin “Türkiye’mizi İşgal Girişimi”ni, aradan geçen bir buçuk seneye rağmen, hâlâ “eleştiremeyen”, “karşı çıkamayan”, “gazeteleri”nde, “dersleri”nde dillendiremeyen “zihniyet sahipleri…Bir “harf” ile de olsa, bir “kelime” ile de olsa, bir “cümle” ile de olsa…

Rabb’ül âlemin, “Cennet Vatan”ımız “Türkiye”mizi her türlü “İşgaller”den muhafaza eylesin.(Âmin)
Terme, 18/10/ 2017, Çarşamba
İsmet GÜLTEKİN
metgültekin@hotmail.com

'Terme BİLGİ Gazetesi'nin "Amazonculuğu"

‘Terme BİLGİ Gazetesi’nin “Amazonculuğu”
• ‘Terme BİLGİ Gazetesi’nin “Amazonizm İdeolojisi”ne Sahiplendiği Tescillendi…
“Amazonperverlik”, “Amazonseverlik”, “Amazonculuk” ve ‘son durum’ itibari ile “Amazonizm İdeolojisi…”
Bir dönemin “Süper Devleti İngilizler”in sahiplendiği, günümüzde ise günümüzün “Süper Devleti Amerika Birleşik Devletleri”nin sahiplendiği “Amazonizm İdeolojisi…”

“Amazonizm’in İç Yüzü” kitapçığımızda da “ispat”ladığımız, “kanıt”ladığımız, “bürhanlaştır”dığımız, “delil”lendirdiğimiz üzre; “Amazonizm İdeolojisi”, “Cennet Vatan”ımızın tamamını, bütün vatan sathımızı, “Amazon Toprağı Yapma” çalışmalarıdır. Neticede de “Amazon Türkiye” hâline getirmektir.Bu sebepledir ki, İzmir’den Şanlıurfa’ya, Samsun’dan Artvin’e kadar, bütün vatan sathımızda “Amazonizm İdeolojisi” doğrultusunda “uyduruk”, “sahte” “tarihler” oluşturulmakta ve “turizm sektörü” faaliyetleri ismi ile de bu uğurda neredeyse “sebil gibi paralar akıtılmakta”dır…
Bilhassa da Karadeniz Bölgemiz’de, hassaten “Terme İlçemiz” de, hadi “İnculuz tarifi ile “ Terme Kasaba”mızda, kesif, yoğun “Amazonculuk” çalışmaları, bir “izm”e de dönüşmüş bir şekilde, yani “Batı/Amerika” çıkarları doğrultusunda yapılmaktadır…
‘Terme BİLGİ Gazetesi’nin “Amazonizm İdeolojisi”ne
Sahiplendiği Tescillendi…
“Amazon Termeli Kültür ve Dayanışma Derneği”, “Sivil Toplum Kuruluşu(STK)”dan daha ziyade, “Sivil Emperyal Kuruluş(SEK)” fonksiyonunu ve elbette ismindeki “Amazon” kelimesi ile de “Amazonizm İdeolojisi”ni sahiplenmiş olduğunu da göstermektedir. Bu “emperyal dernek”; geçenlerde “2. Dönem 2. Genel Kongresi”ni yaptı. Bu sözde “STK”nın, esasında “SEK”in “yeni şekillenişindeki isimlere baktığımızda; ‘Terme BİLGİ Gazetesi’nin neredeyse “tam kadro” bu “SEK” ‘yapı’sında yer edindiğini de görmekteyiz. ‘Terme BİLGİ Gazetesi İmtiyaz Sahibi’ Dilek ŞENTÜRK; ‘Terme BİLGİ Gazetesi Malî Danışman-Malî Müşavir’ Mehmet AKSUOĞLU…

Kaldı ki, ‘Terme BİLGİ Gazetesi Yazı İşleri Müdürü’ ve ‘Başyazarı’ Mehmet KARAMOLLAOĞLU’nun “Amazonizm İdeolojisi”ne sahiplendiğini “sağır sultanlar” da biliyor…
Artık “de jurse”, “hukukî” olarak da “Amazonculuğu”, “Amazonizm İdeolojisi”ni sahiplendiği tescillenmiş olan böyle bir “lokal”, “yerel”, “mahallî” “gazete yapı”sında, “köşe yazarlığı” yapmaya devam eden; “Alevî kökenli”, “İslamcı/Siyasal İslamcı” Edebiyat öğretmeni ve şair Ahmet SEZGİN’LER;”Bel eğme merasimleri”nin bir dönem değişmez elemanı, “Demokrat Parti Zihniyetli”, Edebiyat öğretmeni Selim EROĞLU’lar ve esasında “Nurcu” , ‘son durum’ itibari ile “Milliyetçilerin Eğitim Sendikası”, “Türk Eğitim Sendikası” dahilinde olan yine öğretmen Nazmi KILIÇ’lar; Seyfi GÜNAÇTI’lar vesaire, bakalım ne yapacaklar? Nasıl bir “duruş”, “söylem” ve “eylem” gerçekleştirecekler? Yaşayanlar görecek!!!
Terme’mizin “OLİGARK” Yapısı da, 
“Amazonizm İdeolojisi”ni Sahipleniyor…

“Cay-ı dikkat”/Dikkat çekici bir husus ise Terme’mizin “oligark”/sermaye sınıfı’nın da “Amazonculuk”, “Amazonizm İdeolojisi”ne sahiplendikleri “gerçeği”dir.
Yine zikredilen sözde “STK”, esasında “SEK” teki yeni şekillendirmede yer alan SABUNCU’lar, Ali Rıza ULTAV’lar, Muharrem ÇELİK’ler, Rüştü AKALIN’lar….
Ve “siyasî”lerimizden İsa BAŞ’lar, Cemil DÜRÜM’ler…
NETİCE:
“Amazonculuğa”, “Amazonizm İdeolojisi”ne sahiplenmek; “gaflet”, “dalalet” ve hatta “hiyanet”tir vesselam…

12.Ekim.2017, Perşembe
İsmet GÜLTEKİN
metgultekinQhotmail.com

"KERBELÂ/BELÂ ÇÖLÜ VAKIASI" YILDÖNÜMÜ ve MEB 'MÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ' NETİCESİ "CAFERÎLİĞİ" NİYE KALDIRDI!?

"KERBELÂ/BELÂ ÇÖLÜ VAKIASI"YILDÕNŪMÜ ve MEB 'MÜFRADAT DEĞİŞİKLİĞİ'NETİCESİ "CAFERÎLİĞİ" NİYE KALDIRDI?!

Şu İmam-Hatipliler, onca bol imkânlara rağmen; niye eskiden olduğu üzre kürsülere "birinciler" çıkartamıyorlar?, diye "anlamaya" gayret ettim:
Şu üç sebebi müşahede ettim:
1) Çok lakaytlar, çok laçkalar...

2) Çok da kibirliler...
3) "İslamcılık/Siyasal İslamcılık", uygulamada böyle bir "ideoloji..."

"Felsefe"yi, "Kelam"ı ve "Tasavvuf"u "yok" farzetmiyorlar. Ancak!!!

Daha düne kadar da (2016-2017 Eğitim-Öğretim Yılı" da dahil; "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" ders kitaplarında,"Dinlerarası Diyalog" mevzûları bile işlenilmiş...
Ve bu sene 1, 5 ve 9. sınıf ders kitapları ağırlıklı " Müfredat Değişikliği" neticesi, "Hakk Mezhepler"den; "Şiiliğin Sünnîliğe en yakın kolu" olarak da bilinen "Caferîlik"; yapılan "Müfredat Değişikliği" sonrası, "konu dışı", "mevzû dışı" edilmiş, ders kitaplarından "delete" edilerek çıkartılmış...

Halbuki, "Medine-i İstanbul"ulumuzda, ne " Caferî" kardeşlerimiz mevcut...
Toplum gerçeğimize aykırı bu uygulamayı, kabul edemiyorum...
30/09/2017
(10 Muharrem 1439)
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

HÂTIRALAR CANLANSIN!!!MAZİLER "DELETE" EDİLMESİN!!!GEÇMİŞLER, AN ve AN "SİLİNMESİN!!!"

HÂTIRALAR CANLANSIN!!!
MAZİLER "DELETE" EDİLMESİN!!!
GEÇMİŞLER, AN ve AN "SİLİNMESİN!!!"

Son günlerde,"Ne Mutlu Türk'üm Diyene!" şiarı ile günlük olarak neşredilen"Ortadoğu Gazetesi'nde, "ufuk açıcı"yazılar da yayınlanmaya başlandı. Senelerdir "İ'lây-ı Devlet için değil; İ'lây-ı Kelimetullah için"düsturunu adeta "bayraklaştırmış" biri olarak;"12 Eylül'ü "Devlet" Yapmadı!" başlıklı ALNIAÇIK'IN yazısı ile de, neredeyse 37 (otuz yedi) sene sonra; "Devlet" mefhumunun esasında kimleri çağrıştırdığını, daha "net" bir şekilde kavradım:"Devlet= Masonlar/Şeytanlar-Amerika (Batı)...." anlamındadır! 
Yine senelerdir bendenize "Devlet Düşmanı"diyen zihniyet sahipleri de;esasında demek istiyorlardı ki;" Mason düşmanı=Şeytan düşmanı=Amerika/Batı düşmanı..." Ömürleri "sandalyelere oturmakla" geçen ve en âlâları "Devleti, "helvadan yapılan put!" "seviyesinde tanımlayan bazı zihniyet sahipleri de; senelerdir bayraklaştırdığım;"İ'lây-ı Devlet için değil; İ'lây-ı Kelimetullah için." Yani "Devlet'in yüceltilmesi için değil;Allah'ın kelimesini yüceltmek için" düstûrumundaki "zaafiyet"ten istifade ile de"Devlet düşmanı" diye diye "şartlandırmalarla", kendilerine "benzetmeye" de çok çabalıyorlar dı!
Bir "12 Eylül'ün 37. yıldönümünde ise sahih/doğru "Devlet" tanımlarına sahip biri olarak; yakînîliğimin yüksek olduğu fikriyat sahiplerinin; hem de "Devlet otoritesinin olmadığı, Devlet'in olmadığı senelerde" verdikleri "destanlık mücadele"sonrası, "cennet vatanımız " ın "ikinci bir Afganistan"olmaktan kurtarmalarına rağmen;"12 Eylül zindanları"nda, "en ağır işkencelere" maruz kalmaları;adeta "öpmek istedikleri el" tarafından "zulümlere" uğramaları..."Devlet, Devlet diyorduk; Devlet vurdu neden?" sorgulamaları .
Çok çeşitli "kompartımanları" olan " Devlet yapımız"ın "Devlet"i; "Masonlar/Şeytanlar-Amerika (Batı) kompartımanı"imiş esasında. "Zulmedenler..."de.
Daha geçenlerde, Kanal a'da da seyrettiğim "Unutulan Tehlike Masonlar" 'belgeseli'nde de dillendirildiği üzre; "Amerika'yı da masonlar/şeytanlar kurmuştu" ve "kötülüğün, şerr'in çatısını, masonlar teşkil etmektedir...."

Evet! Bu sebepten, bir "cemaat gazetesi"ndeki bir yazarın yazdığı üç bölümlük yazının "Devlet'in dinî cemaatlere müdahelesi"başlığını, esasında "Masonların/Şeytanların-Amerika (Batı)'nın Dinî Cemaatlere Müdahelesi"olarak anlamak elzem. .. Ve "12 Eylül'ün 37. yıldönümü vetiresinde kavradığım "Devlet Mes'elesi" sonrası, artık "Devlet" yazarken; "Devlet= Masonlar/Şeytanlar-Amerika (Batı)" şeklinde "açılımlı","ayrıntılı", "detaylı" şekilde yazmanın da elzem olduğunu daha "net" kavradım. Bu şekilde yazarak; "varta"ların ve "yanlış anlamaların da nihayetleneceğine olan inancım da arttı...
"TERME ÜLKÜ OCAĞI"NIN İLK BİNASI!?
Fotoğrafını gördüğünüz "bina"; yanlış bilmiyorsam; "Terme'mizdeki Milliyetçi-Ülkücü Hareketin kiraladığı "ilk bina"; "Terme Ülkü Ocağı Binası..."
1970'li senelerde, Ortaokul senelerimde, zaman zaman nefeslendiğim, ortamını teneffüs ettiğim bina."Samimiyetin ayyuka çıktığı,karşılıksız sevmelerin zirve yaptığı" seneler..Bir soba etrafına kümelenmiş masalardaki "Ülküdaşlar..." "Vatan kurtarma Sohbetleri..." "Memleket mes'eleleri"ile "kendinden geçmiş nesilli"seneler."Vatan kurtarma davaları..."
Nerdeyse her Terme'mize geldiğimde nazar ettiğim bina..Hâlâ bile "soba deliğinin camları kırık bina..."
Ve günümüzde "FETÖ gitti, .........................
...geldi." "tartışmaları" yapılan; tamamiyle "Keypıtıl Sistem'e entegre olmuş " ' Gurbanlar'ımızın "O Yıllardaki hâlleri!! Hâlâ cevabını bilmediğim "Dergah Kapatılışı" sebepleri. Sahi "O Yıllar" da " Gurbanlar" ne yaparlar ve "12 Eylül sonrası", ne diye "dergahları" kapatılmıştır, adeta "yok" olmuşlardı?!!
Evet! Hatıralar canlansın ve maziler asla ve kat'a "delete" edilmemeli"; "geçmiş" an ve an "silinmemeli ..."
Günümüzde maalesef muhtelif sebeplerden " paramparça görünüm arzeden "Destanlaşan Hareket"; tarihinde üç "Ülkücü Şehid" vermiş "Terme'mizde de, " titremeli, kendine dönmeli"; mevcut mes'eleleri "en az zararla" aşarak, yoluna devam etmelidir..
Yine "ufuk açıcı" " Ortadoğu Gazetesi'nin bugünkü sayısında, hakkında "Bir eserini KGB (FSB!) tarafından basıldığı" "rivayetleri"(!?) de dolaşan "Soner YALÇIN"nın iddialarına verilen doyurucu cevabî yazıda; maatessüf insanları değerlendirmeler de hâlâ "orta yolu" bulamadığımızı, "gerçekci" olamaďığımızı bir kere daha hayıflanarak öğrendim..
Kimi malum zihniyet sahipleri, "Ulu Hakan" veya "Gök Sultanı", Sultan İkinci Abdülhamid Han "ı ,"gerçek dışı" nasıl değerlendiriyorlarsa-Osmanlı Padişahları içinde en fazla toprak kaybı (bir buçuk milyon kilometre kare) bu Padişahımız döneminde kaybedilmesi "gerçeği..."-
Bir ilim dalı da olan " siyaset mesleği"nde, hâlâ yeterli ve gerekli ölçü de " tenkit kültürünün, "eleştiri/öz eleştiri kültürünün olmaýışının; bilakis, "Putlaştırma Kültürü"nün hâlâ yaygın olmasının sebepleri neler ki!?
Sultan Abdūlhamid-i Sani Han gibi merhum "Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ" de mi "layemut", "hatasız", "kusursuz" idi? "Başbuğ TÜRKEŞ" de "eleştirilemez" mi? Halbuki ki, bendeniz biliyorum ki; "Aksiyon Dergisi'nin "elemanları" merhum Ahmet ER Beğ ile ropörtaj yaptıklarında, rahmetli Ahmet ER Beğ, rahmetli "Başbuğ TÜRKEŞ" i "eleştiriyordu da...Yine bendeniz biliyorum ki; günümüzün neredeyse " Amerika'nın Sesi Gazetesi" konumuna düşürülmüş (!?) " Türkiye Gazetesi'nin sabık Başyazarlarından Kerķüklü merhum Ömer ÖZTÜRKMEN Beğ de; "Merhum Başbuğ TÜRKEŞ, biraz paraya düşkündü", diye "özel sohbet"in de olsa "eleştirebiliyordu " amma!?
"FETÖ/PDY VAKIÂSI" ve "BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ"
Prof. YALÇIN "Ne idüğü belirsiz!" demeye getirdiği ve son günlerde, sosyal medyada " bir eserinin KGB tarafından basıldığı" iddialarının da dolaştığı "Odatv"li YALÇIN'ın bu Eylül ayında dillendirdiği ve "eleştirdiği"; "Rahmetli Başbuğ TÜRKEŞ, 'FETÖ/PDY VAKIASI"nı ,niye zamanında anlayamadığı?' sualini, bugünkü "Ortadoğu Gazetesi'nde "doyurucu cevabı"nda -ki merhum Dündar TAŞER "Ülkü Ocağı Amplemi"nin düzenleyici olduğu ve " Tanrı Türk'ü Korusun ve Yüceltsin" sloganını, dönemin "Ülkücü Yazarlarına ait olduğu bilgileri ile de doyurucu-; bu suali adeta "cevapsız" bırakmış olması da düşündürdü.

"Destanlaşan Ülkücü Hareket"; 21. Asrın şartlarında da " Destanlaşmak" istiyor...Bunu yaparken "hatıralar canlana", " geçmişler, maziler silinmemelidir." Vesselâm. 
Terme, 19/Eylül/2017
İsmet GÜLTEKİN
Terme Nizam-ı Âlem Ocakları Kurucu Başkanı
metgultekin@hotmail.com