MEB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MEB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Haziran 2019 Çarşamba

"MEB 2019 LGS(LİSELERE GEÇİŞ SINAVI)"DE,"ON BİNLERCE SIFIR, BİNLERCE SIFIR ÇEKİLDİ..."

"MEB 2019 LGS(LİSELERE GEÇİŞ SINAVI)" DE,
"ON BİNLERCE SIFIR","BİNLERCE SIFIR ÇEKİLDİ..."

Dün "LGS" neticeleri açıklandı.
"MEB 2019 LGS Değerlendirme Raporu" da yayınlandı.
* Altmış altı(66) Vilâyetimizden,"bütün soruları doğru cevaplandırarak"; "sıfır hata" ile "hata yapmayan",toplam beşyüz altmış beş(565) "LGS Şampiyonu","LGS Birincisi" çıktı.
* Benim de "görev yaptığım","hizmet" verdiğim -ki Samsun Coğrafyasında, maalesef sondan birinci- okulumda, "Beden Eğitimi Öğretmeni" olarak "hizmet" vermiş meslektaşımızın kızı da "Samsun LGS Şampiyonu","Samsun LGS Birincisi" oldu.
*"Yazılı basına" yansıdığı kadarı ile de Samsun, 34. sırada...
Muğla birinci sırada yer alırken; Giresun 11., Ordu ise 12. sırada yer aldı.
"Bana mahallî/yerel basınını göster, sana şehrinin başarı seviyesini söyleyeyim" dercesine; zaten "Giresun Mahallî Basını" da, "Ordu Mahallî Basını" da, "Samsun Mahallî Basını"na "çok fark atar..."
"Terme Şehri"mizden bile "2019 LGS Şampiyonu","2019 LGS Birincisi" çıktı...
Biliyorsunuz, belki de bilmiyorsunuz, Samsun'umuzun "eğitim başarı seviyesi en yüksek iki ilçesi" ise; Atakum ile Ladik...
* "2018'e göre Matematik ve Fen Bilimleri"nde, "başarı oranı" arttı."
* "2018'e göre en başarılı olunan "test" Türkçe..."
* "2018' e göre "boş bırakma oranı" düştü."
* "Kızlar, erkeklerden daha başarılı oldular..."
PEKİ YA "MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜ!?"
"İdeolojisi Sağ" 'kokan' "cerideler"e, "haber siteleri"ne,"MEB 2019 LGS NETİCELERİ", yukarıda zikrettiğimiz üzre;"MEB Merkezî Sınav Değerlendirme Raporu" menşeilî, hep " olumlu"yansıtıldı...
Halbu ki,"mes'elelere bütüncül bakmak","mes'elelere şümullü bakmak" elzem değil miydi?
"Hakikatler acıtıyor" olsa da...
"Madalyonun öbür yüzü" nü de,"İdeolojisi Sol" 'kokan' "ceride"lerden,"haber siteleri"nden "öğrenerek" tamamlıyoruz...
"ON BİNLERCE SIFIR ÇEKMELER","BİNLERCE SIFIR ÇEKMELER"
"İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük" 'test'ti ile "Matematik Testi"nden "on binlerce"; "Türkçe, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ile Fen Bilimleri Testleri"nden de " binlerce sıfır çekilmiş..."
"İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Testi"nden 13700(on üç bin yediyüz) öğrenci; "Matematik Testi"nden ise 72000(yetmiş iki bin) öğrenci;"Türkçe Testi"nden 1338(bin üç yüz otuz sekiz);"Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Testi"nden, 8236(sekiz bin iki yüz otuz altı) ve "Fen Bilimleri Testi"nden ise 4837(dört bin sekiz yüz otuz yedi)" öğrenci "sıfır çekmiş..."(*)
"Boş" bırakılan "testler"in "yüzde oranı" ise şöyle:
"Matematik Testi" nden "boş" bırakma "yüzde oranı": %40
"Fen Bilimleri Testi"nden "boş" bırakma "yüzde oranı": %10
"Türkçe Testi"nden "boş" bırakma "yüzde oranı": %6,8
"Yabancı Dil Testi"ndene "boş" bırakma "yüzde oranı" ise:%22(**)
SANKİ "MİLLÎ EĞİTİMDE BOSTANCIOĞLU YIKIMI" DEVAM EDİYOR!!!
"Bir milyonu aşan öğrencilerin girdiği bir imtihanda","on binlerce sıfır","binlerce sıfır" "niye","neden","niçin" 'çekilir...?'
Yoksa hâlâ "Millî Eğitimde Bostancıoğlu Yıkımı" mı devam ediyor?
"On binlerce sıfır çekmeler"in;"binlerce sıfır çekmeler"in; "yüzde kırkları" bulan kertede, suâlleri cevaplandırmayıp, "boş bırakma"nın "sebepleri" nelerdir?
"Eğitim Sistemimizde Sıfır Çekmeler"in "tarihi" de 'yeni' değil elbet...
"Geçen yıllarda da yapılan imtihanlar" da "sıfırlar çekilmiş"ti....
Hattâ öyle ki; önümüzdeki günlerde neticeleri açıklanacak olan "Üniversitelere Giriş Sınavları"nda da,"TYT"lerde de,"AYT"lerde de, çok sayıda "sıfırlar çekilmiş" olacak!!!
"Eğitim Sistemi"mizde "ilk defa sıfır çekmeler" 'ne zaman' görülmüştü?
"Sıfır çekmeler" ' ne' anlama geliyor?
Hadi diyelim "Dağ başındaki okullarımız da bile internet bağlantısı, erişimli tahtalar" gibi onlarca "bol imkânlar" var iken;"niye" 'merkezî sınavlar" da "sıfır çeken öğrenciler"miz ortaya çıkıyor?
"MEB"imizin "sıfır çekmeler mes'elesi" ile alakalı "ayrıntılı bir raporu"(5 N 1K) var mı ki?
NETİCE-İ KELAM:
"Çağa uygun","çağımızın gidişatına uygun" birçok 'yenilik ve değişiklikler'in yapıldığı "Millî Eğitim Sistemi"mizde ki "sıfır çekmeleri", doğrusu bir "öğretmen" olarak da "içime sindiremiyorum..."
"Kopya Olayları" gibi "Sıfır Çekme Vakıaları"nın,""Sıfır Çekme Olguları"nın "yaşanmadığı" bir "Millî Eğitim Modeli"ni, cânû gönülden arzuluyorum...
Vesselam...
Terme,25 Haziran 2019
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Notlar:
(*): t24.com.tr ile bugünkü "Birgün Gazetesi"
(**): www.artigercek.com

22 Ekim 2017 Pazar

"KERBELÂ/BELÂ ÇÖLÜ VAKIASI" YILDÖNÜMÜ ve MEB 'MÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ' NETİCESİ "CAFERÎLİĞİ" NİYE KALDIRDI!?

"KERBELÂ/BELÂ ÇÖLÜ VAKIASI"YILDÕNŪMÜ ve MEB 'MÜFRADAT DEĞİŞİKLİĞİ'NETİCESİ "CAFERÎLİĞİ" NİYE KALDIRDI?!

Şu İmam-Hatipliler, onca bol imkânlara rağmen; niye eskiden olduğu üzre kürsülere "birinciler" çıkartamıyorlar?, diye "anlamaya" gayret ettim:
Şu üç sebebi müşahede ettim:
1) Çok lakaytlar, çok laçkalar...

2) Çok da kibirliler...
3) "İslamcılık/Siyasal İslamcılık", uygulamada böyle bir "ideoloji..."

"Felsefe"yi, "Kelam"ı ve "Tasavvuf"u "yok" farzetmiyorlar. Ancak!!!

Daha düne kadar da (2016-2017 Eğitim-Öğretim Yılı" da dahil; "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" ders kitaplarında,"Dinlerarası Diyalog" mevzûları bile işlenilmiş...
Ve bu sene 1, 5 ve 9. sınıf ders kitapları ağırlıklı " Müfredat Değişikliği" neticesi, "Hakk Mezhepler"den; "Şiiliğin Sünnîliğe en yakın kolu" olarak da bilinen "Caferîlik"; yapılan "Müfredat Değişikliği" sonrası, "konu dışı", "mevzû dışı" edilmiş, ders kitaplarından "delete" edilerek çıkartılmış...

Halbuki, "Medine-i İstanbul"ulumuzda, ne " Caferî" kardeşlerimiz mevcut...
Toplum gerçeğimize aykırı bu uygulamayı, kabul edemiyorum...
30/09/2017
(10 Muharrem 1439)
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

21 Ağustos 2016 Pazar

“TARİHİN İZLERİ-PAZAR CAMİİ BELGESELİ”NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ



“TARİHİN İZLERİ-PAZAR CAMİİ BELGESELİ”NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ



“Millî Eğitim Bakanlığı”mıza ait “Eğitim Bilişim Ağı”(EBA)’nca tertiplenen “EBA Belgesel 1. Sosyal Bilimler Yarışması”nda, “Jüri Özel Ödülü’ne,üçüncü sırada layık görülen “Belgesel’; Çarşamba Ali Fuad BAŞGİL Anadolu Lisesi’nden Mehmet Alp GÜVEN’in çalışmasına verildi. 
On dakika süren ve ‘EBA’da rahatlıkla izlenen “Tarihin İzleri-Terme Pazar Camii Belgeseli”ni, bugün, birden fazla izledim. “Fon Müziği” diyebileceğimiz musikînin güzelliği yanında, on dakikalık ‘belgesel’ de olsa, çekimdeki güzellik ile “tarihe tanıklık eden”, ‘yaşayan ayaklı tarihçiler(!?)” de diyebileceğimiz ‘eski-tecrübeli-olgunlaşmış’ “İmam-Hatipliler” ile yapılan ‘röportajlar’da dile getirilen fikirler, görüşler yanında, neredeyse ilk defa gördüğümüz fotoğraflar ile neredeyse ilk defa işittiğimiz malumatlar, ‘heyecanlanmamıza’ da sebebiyet verdi..
 
AMERİKALI PROFESÖR: “BİN YIL DA GEÇSE …”
‘Eski İmam-Hatipli” Abdurrahman BEDER ile yapılan ‘röportaj’da, ‘Terme Pazar Camii’ni araştıran Amerikalı bir Profesör’ün dedikleri: “ -Bu camiinin, Terme Pazar Camiinin dayandığı istinat noktalarındaki ağaçlar, temelini ayakta tutan ağaçlar, bu topraklarda yatanların üzerinden bin sene bile geçse çürümezler, o kadar muhkem ağaçlara dayalı…”Böyle bir ‘yeni bilgi’yi ‘ilk defa’ işitiyordum ve mezkur ‘Belgesel’i bir yandan izlerken, alelacele şu ‘notları’ da yazıyordum:” Şu Terme’mizi, ‘İngiliz İntellijansı gelip didik didik etmiş; Amerikalı Profesör gelmiş, didik didik etmiş; kimbilir, Alman’ı, Fransız’ı, Rus’u ve Yunan’ı nasıl didik didik etmişler ki?!!”
Düşünebiliyor musunuz, ‘Eski İmam-Hatipli” Abdurrahman BEDER zikrediyor ki; “Amerikalı Profesör”ü de hatırlatarak; ‘Terme Pazar Camii o kadar muhkem mesnetlere, muhkem temellere dayalı ki, mevcut ağaçların hayatiyeti ‘bin sene de geçse çürümezler’, yaşarlar…”
 
1800’LÜ SENELERE AİT ‘TERME PAZAR CAMİİ’ FOTOĞRAFI
“Millî Eğitim Bakanlığı”mıza ait ‘Eğitim Bilişim Ağı’(EBA)’nca tertiplenen “EBA Belgesel 1. Sosyal Bilimler Yarışması Jüri Özel Ödülü Üçüncüsü” seçilen ‘Çarşamba Ali Fuat BAŞGİL Anadolu Lisesi’nin Mehmet Alp GÜVEN yönetimindeki, “Tarihin İzleri- Terme Pazar Camii Belgeseli”n de yine yeni bir malumat, yeni bir bilgi olarak; ilk defa, “Terme Pazar Camii”nin 1800’lü senelere ait ‘fotoğrafı’ oldu. Hem de ‘Terme Pazar Camii’mizin “taştan yapılmış, tek şerefeli minaresinin, ırmak sırtı tarafında olduğu, günümüzdeki yerinde olmadığı” ‘fotoğraf…’ Siz biliyor muydunuz yahut hiç düşünmüş müydünüz ki, “Terme Pazar Camii”nin minaresi, tek şerefeli, taştan yapılmış ve camiinin ırmak kenarına yakın tarafında olduğunu…”
“ESKİ İMAM-HATİPLİ” ABDURRAHMAN BERDE ve ‘BELGESEL’ YAPIMCILARININ YANILDIĞI HUSUS
“Tarihin İzleri- Terme Pazar Camii” isimli on dakikalık ‘Belgesel’de, “Eski İmam-Hatipli” Abdurrahman BERDE, mezkur ‘Belgesel’de yayınlanan ‘Fon Müziği’ ve İstanbul’un Fethi’nin 563. seney-i devriyesini idrak ettiğimiz şu günlerde, dedikleri ve yayınlanan ‘Sultan Fatih ve Sultan Fatih’in Trabzon Fethine giderken ki askerlerinin fotoğrafı(!?) ile, çok inandırıcı ve adetâ ‘kesin’ derecede söylediklerinde ‘yanılmış’ olabileceğini ‘tarihî hakikat’ olarak ifade etmeliyiz..”Terme Pazar Camii bitişiğinde meftun olan zât, Sultan Fatih’in elçisidir. Sultan Fatih, mübarek ordusu ile Trabzon seferine giderken, Sultan Fatih’in elçisi vefat eder ve vefat ettiği yere defnedilmesini, kuşağındaki paralarla da kendisine bir camii yapılmasını vasiyet eder..Sultan Fatih de elçisinin bu vasiyetini yerine getirir…” Yani, “Terme Pazar Camii bitişiğinde meftun olan zât, ‘Sultan Fatih’in Elçisidir…’ demekte…
 
Mezkur ‘Belgesel’in ‘yönetmeni’ de ‘Terme Pazar Camii Bitişiğinde kimin meftun olduğuna dair bir belge olmadığını’ da zikretmekte…
Hal bu ki; “Cennet Âsa/Cennet Gibi” ‘Terme’miz üzerine ‘ilk defa’ yazılı eser, kitabî eser ortaya koyan, benim de ‘Lise Yıllarım’da da adeta ‘rol model’ aldığım ‘Tarih Öğretmenim’, Yard. Doç. Dr. Nuri YAZICI- o yıllarda titri yoktu-‘nın ‘Terme Tarihi’ isimli eserinde olsun; bendeniz fakirin 
, birkaç ‘Nizam-ı Âlem Ülküsü’ne gönül vermiş’ “Alperendaş”larımın da ‘maddî destekleri ile’ neşrettiğim “Terme Evliyâları ve Termeli Şehidler-Gaziler” isimli kitabımda ve hattâ beş yıla yakın sürede çıkarttığım ‘Terme Birlik MEFKÛRE-Birlik olmadan, dirlik olmaz’ isimli ‘Yerel/Mahallî’ gazetemdeki ilgili “yazı dizileri’nde ve yine sabık ‘Terme Kaymakamı’ Selami ALTINOK döneminde neşredilen ‘Amazonlar Diyarı TERME’ eserinde, ‘Terme Pazar Camii bitişiğinde meftun olan zâtın, ‘kesinlik’ algısı meydana getirecek şekilde ‘Sultan Fatih’in Elçisi’ olduğu denilmemiştir, yazılmamıştır, zikredilmemiştir…”
Hattâ öyle ki; “Pazar Camii Türbesi Kitabesi ve İki Künyesi”ne dair verilen bilgilerde, ‘Camii yaptıranın , rivayetler ve camii tapu kayıtlarına göre, ikinci künyede kayıtlı “İmamzade el-Seyyid Mahmud(rh.a.)” olduğuna hükmolunabilir” denilmiş ve “Öğrenilen rivayetlerden ilkine göre, Pazar Camiî’ni Trabzon seferine giderken Terme’ye de uğrayan Fatih Sultan Mehmed Han(rh.a.) zamanında yapıldığıdır ki, bunun tarihî gerçeklerle örtüşmediği” ifade edilmiştir.(Bakınız, İsmet GÜLTEKİN, ‘Terme Evliyâları ve Termeli Şehidler-Gaziler”, Samsun, Eylül 1999, Basım Yeri: Samsun Sönmez Ofset Matbaacılık Ltd. Şti., sayfa 31)
 
AKP’Lİ TERME BELEDİYE BAŞKANI ŞENOL KUL’UN DEDİKLERİ
Mezkûr “Tarihin İzleri- Terme Pazar Camiî Belgeseli”nin sonlarında, neredeyse on seneye yakın, içi-dışı bakımsızlıktan dökülen ve mevcut siyasî iradece de, ‘ödeneksizlikten’ dem vurulup, “ha yapıldı ha yapılacak” güya müjdeleri verilen ‘Terme Pazar Camiî Restorasyon’ çalışmaları hakkında, mevcut ‘Terme Belediye Başkanı Şenol KUL’un dedikleri, zihinlerimizde ister istemez meydana gelen; “ Acaba Terme Pazar Camiî Yıkılacak mı? Yıkılması mı bekleniyor ki?” , gibi düşüncelerimizi giderici olmasını ne kadar da çok arzulardık..Samsun’umuzun başka ilçelerindeki ‘Tahta-Ahşap Camiler’ pırıl pırıl iken; yine Terme’mizdeki bazı ‘Ahşap-Tahta Camilerimiz’ daha da ‘bakımlı’ iken; senelerdir ‘Terme’mizin Göbeği’ndeki ‘Ahşap-Tahta Camimiz’, ‘Terme Pazar Camimiz’in neredeyse ‘içler acısı hâli’, bendenizi her defasında öfkelendirmiştir..
KUL, “-Bu yaz(2016 yazı) ,uzun sürecek bir restorasyon çalışmasına başlanılacaktır.’, demekte…
Herhalde denilecek olan, “Âyinesi iştir kişinin lafına bakılmaz”dır…
Ve üç adet, tabiri caizse “kazık gibi” suâllerim.
Suâlim bir: “Camiler Tarihimiz”de ve günümüzdeki camilerimizde asla ve kat’a görülemeyecek, tesbit edilemeyecek “kovboy kapısı”, “Amerikan Bar Kapısı”nı da, yoksa ‘Terme Pazar Camii’mizin “iç kapısı”na da ‘Amerikalı Profesör’ mü koydurttu?!
Suâlim iki: Neden hâlâ “Dijital/İletişim
Çağı”nda bile “doğduğumuz toprakları”, bilumum ‘Gavurlar’ kadar, ayrıntılı bir şekilde ta-nı-ya-mı-yo-ruz!? Neden bilumum “sömürgeci güçler”, “her rengi ile emperyalist güçler”, ‘doğduğumuz diyarları bile bizlerden daha iyi tanıyorlar?
Suâl üç: ‘Terme Pazar Camii’imizin de etrafında “medreseler” ve “dergahlar” da var mı idi? Var idi ise ne oldu?
Sarıyer, 26.05.2016
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com