Ülkücü Hareket etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ülkücü Hareket etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2019 Cumartesi

"ÜLKÜCÜ HAREKET"İN 'PERİŞAN' HÂLİNE NEŞTER VURABİLME CEHDİ

* "TEFEKKÜR"EDİLMESİ ,"MÜNAZARA" ve "MÜTALA" EDİLMESİ ELZEM BİR YAZI...
* ÂDETA "NE OLACAK BU 'ÜLKÜCÜ HAREKET"İN(MHP+İYİ PARTİ+BBP) PERİŞAN HÂLİ?" DEDİRTİYOR...
CÂHİLİYYE ÇEMBERİNİ ve BİZİ KUŞATMIŞ OLAN FASİD DUVARLARI NASIL YIKARIZ ?(*)

Bir büyük nüfus kitlesi düşünün ki; biat ettiği siyâsî partiyi, peşine takıldığı ideolojiyi, kendine öncü, başkan, lider, rehber... olarak gördüklerini hiç sorgulamıyor, nasıl bir talimat verilirse verilsin tıpış tıpış ona uyuyor ve gereğini yapıyor. İşte ana çıkmazımız ve temel sorunumuz da burada yatıyor. “Gözlerimi kaparım, emredileni sorgusuzca yaparım. Lidere sadakat şereftir.” Ya da : Hitler tortusu olan ve dikey bir emir komuta zinciri : “LİDER- TEŞKİLAT- DOKTRİN“ tipi yapılanmaya karşı çıkanın hâin veya ihânet eden damgasını yediği bir teşkilatçılık anlayış ve terbiyesi. Böylesi Mankurtlaşma, ideolojik makinalaşma, ya da; Hasan Sabbah’ın haşhaş yağı yutturduğu Haşhaşîleri gibi kimlik ve karakter yapısı içindekilerin sanat, sinema, fikir, kitap gibi güzelliklerin semtine bile yaklaşmaları mümkün olabilir mi ? Belki, içine yuvarlandıkları kör taassubu, daha da mukavim hâle getirmeye yönelik kitap, san’at etkinliği, tiyatro ve sinema gibi kavram ve kurumlara şöyle bir uğrayabilirler ya da götürülebilirler.
Bir kaç gün önce okudum ve çok üzüldüm. Ülkücü sanatçı Ahmet Şafak’ın 4 Ekimde gösterime giren “Kuşatma” filmi 4. haftasını 40 seyirci ile kapatarak vizyondan inmiş. 4 haftalık toplam seyirci sayısı 19.900’da kalarak hayâl kırıklığı yaratmış.
Kuşatma’nın arkasında kurumsal kimliği ile MHP durmasına rağmen sonucu güzelleştirmek için yeterli gayret gösterilmediği âşikâr değil mi ? MHP’nin sadece teşkilat yöneticileri eşleri ile beraber bu filme gitselerdi bile 50.000 seyirci olurdu. Demek ki; hiç bir emek ve hiç bir gayret, gâyesi ne kadar ulvî olursa olsun kimsenin umurunda bile değil. Bugün maalesef, siyâsî yelpazenin bütün renkleri ne olursa olsun, ucunda ve sonunda rant yoksa, o gayret yeterince taraftar bulamıyor. Ya da; bu korkunç materyalist sabitleşme nereye kadar gidecek ?!
Fakülte yıllarımda idi; merhum B.Ecevit, Ülkücü gençler için : “ Bu çocukların aslında tümü de mâsum ve ma’dur. Çünkü, tümüne yakını lümpen proleterya..” demişti de ne kadar sinirlenmiş ve küfretmiştik. Gerçekten de Ülkücü Hareket’in kitap okuyucusu yoktu yada çok azdı. San’at vasıflı sinema seyircisi yoktu, tiyatrosu yoktu, edebiyat dergisi yoktu. Yani; yok oğlu yoktu.!.. Olanlar ise “yok”a yakındı ve çok az satabiliyordu. Çünkü, fikir ve san’at adamlarına karşı “sakıncalı piyade” yaklaşımı ile yaklaşılıyordu. Ülkücü kitlelerin tavanı da tabanı da sorgulama kültüründen hoşlanmazdı ve şimdilerde hoşlanıp hoşlanmadıklarının takdirini de size bırakıyorum. TabiI ki, şu an; taban da tavan da 3’e ayrıldı. Zaten bu işler artık Başbuğ’un mezarı başında selfi yapmakla, “Gurd başı” yapmakla yürümüyor. Çünkü, bugün; sloganların hapsinden çıkarak Milletin ne istediğini çok iyi tahlil etme günü... Çağımızın gereklerini ve şartlarını kavramak zorundayız. Yaklaşımımız, ürkütmeden ve medenîce olmak zorundadır. Medenî (muâsır) olmanın ölçüsü ise ; ilim, kültür, san’at, estetik, görgüdür. İslami bilgi bakımından ise; Mızraklı İlmihal seviyesini aşamamak, Bedevilerin şalvar, sarık, mintan kültürünü yaşamak ve yaşatmakla da İslamî Hassasiyet olamaz. Sosyoloji, ilm-i hikmet (felsefe) ve tarih bilgisi sıfıra yakın. Aslı bize ait olan Batıyı şahlandırmış nice ilim dalları ise, tam mânâsı ile “nanay”! Bol miktarda imam ve hâfız yetiştirmek, Millet ve İslam düşmanları ile mücadele etmeye yetmiyor. Ayrıca; yetiştirdiğimiz hâfız ve imamlarımız ve bunların irşad eksenindeki cemaat ve mü'minler Mâûn Sûresinde izah edilen namazın hakkını vermiyorsa, sonuç daha da facia oluyor. Başörtülü kızlarımız vücut hatlarını cömertçe sergiliyor, içlerindekinin rengini bile gösteren ince tayt giyerek ve bu kıyâfetler ile düğünlerde Mezdeke’yi herkesten daha iyi oynayarak İslâmcılık olmuyor ve hattâ en ağır tahribatı bunlar yapmış oluyorlar. Hemi de, bu değerler uğruna harcanmış nice hayatlara azap ve işkence vererek... Mücahitlikten müteahhitliğe geçtikten sonra yaptıkları AVM'lere, toplu konutlara Next Level, Kemer Country Rezidans, My Village, Atlantis, Terrace Mix, Larus Loft, Kuzu Effekt, Vantage, Sky City, Venüs City..gibi.. isimleri koyanlar "Gavurlaşıyoruz" diye de dert yanmamalıdır.
Kısacası : Ülkücülüğümüzde (idealizmimizde)ve İslâmî hassasiyetlerimizde samîmi isek ve samîmiyetle sağlam temellere oturtmak istiyorsak; ehilleşmemişlikten, varoşluktan, Lümpenlikten ve sonradan görmelikten hızla uzaklaşmalıyız.

(*):Servet ASLANER, www.merzifonpusula.com, 06.12.2019

22 Ekim 2017 Pazar

HÂTIRALAR CANLANSIN!!!MAZİLER "DELETE" EDİLMESİN!!!GEÇMİŞLER, AN ve AN "SİLİNMESİN!!!"

HÂTIRALAR CANLANSIN!!!
MAZİLER "DELETE" EDİLMESİN!!!
GEÇMİŞLER, AN ve AN "SİLİNMESİN!!!"

Son günlerde,"Ne Mutlu Türk'üm Diyene!" şiarı ile günlük olarak neşredilen"Ortadoğu Gazetesi'nde, "ufuk açıcı"yazılar da yayınlanmaya başlandı. Senelerdir "İ'lây-ı Devlet için değil; İ'lây-ı Kelimetullah için"düsturunu adeta "bayraklaştırmış" biri olarak;"12 Eylül'ü "Devlet" Yapmadı!" başlıklı ALNIAÇIK'IN yazısı ile de, neredeyse 37 (otuz yedi) sene sonra; "Devlet" mefhumunun esasında kimleri çağrıştırdığını, daha "net" bir şekilde kavradım:"Devlet= Masonlar/Şeytanlar-Amerika (Batı)...." anlamındadır! 
Yine senelerdir bendenize "Devlet Düşmanı"diyen zihniyet sahipleri de;esasında demek istiyorlardı ki;" Mason düşmanı=Şeytan düşmanı=Amerika/Batı düşmanı..." Ömürleri "sandalyelere oturmakla" geçen ve en âlâları "Devleti, "helvadan yapılan put!" "seviyesinde tanımlayan bazı zihniyet sahipleri de; senelerdir bayraklaştırdığım;"İ'lây-ı Devlet için değil; İ'lây-ı Kelimetullah için." Yani "Devlet'in yüceltilmesi için değil;Allah'ın kelimesini yüceltmek için" düstûrumundaki "zaafiyet"ten istifade ile de"Devlet düşmanı" diye diye "şartlandırmalarla", kendilerine "benzetmeye" de çok çabalıyorlar dı!
Bir "12 Eylül'ün 37. yıldönümünde ise sahih/doğru "Devlet" tanımlarına sahip biri olarak; yakînîliğimin yüksek olduğu fikriyat sahiplerinin; hem de "Devlet otoritesinin olmadığı, Devlet'in olmadığı senelerde" verdikleri "destanlık mücadele"sonrası, "cennet vatanımız " ın "ikinci bir Afganistan"olmaktan kurtarmalarına rağmen;"12 Eylül zindanları"nda, "en ağır işkencelere" maruz kalmaları;adeta "öpmek istedikleri el" tarafından "zulümlere" uğramaları..."Devlet, Devlet diyorduk; Devlet vurdu neden?" sorgulamaları .
Çok çeşitli "kompartımanları" olan " Devlet yapımız"ın "Devlet"i; "Masonlar/Şeytanlar-Amerika (Batı) kompartımanı"imiş esasında. "Zulmedenler..."de.
Daha geçenlerde, Kanal a'da da seyrettiğim "Unutulan Tehlike Masonlar" 'belgeseli'nde de dillendirildiği üzre; "Amerika'yı da masonlar/şeytanlar kurmuştu" ve "kötülüğün, şerr'in çatısını, masonlar teşkil etmektedir...."

Evet! Bu sebepten, bir "cemaat gazetesi"ndeki bir yazarın yazdığı üç bölümlük yazının "Devlet'in dinî cemaatlere müdahelesi"başlığını, esasında "Masonların/Şeytanların-Amerika (Batı)'nın Dinî Cemaatlere Müdahelesi"olarak anlamak elzem. .. Ve "12 Eylül'ün 37. yıldönümü vetiresinde kavradığım "Devlet Mes'elesi" sonrası, artık "Devlet" yazarken; "Devlet= Masonlar/Şeytanlar-Amerika (Batı)" şeklinde "açılımlı","ayrıntılı", "detaylı" şekilde yazmanın da elzem olduğunu daha "net" kavradım. Bu şekilde yazarak; "varta"ların ve "yanlış anlamaların da nihayetleneceğine olan inancım da arttı...
"TERME ÜLKÜ OCAĞI"NIN İLK BİNASI!?
Fotoğrafını gördüğünüz "bina"; yanlış bilmiyorsam; "Terme'mizdeki Milliyetçi-Ülkücü Hareketin kiraladığı "ilk bina"; "Terme Ülkü Ocağı Binası..."
1970'li senelerde, Ortaokul senelerimde, zaman zaman nefeslendiğim, ortamını teneffüs ettiğim bina."Samimiyetin ayyuka çıktığı,karşılıksız sevmelerin zirve yaptığı" seneler..Bir soba etrafına kümelenmiş masalardaki "Ülküdaşlar..." "Vatan kurtarma Sohbetleri..." "Memleket mes'eleleri"ile "kendinden geçmiş nesilli"seneler."Vatan kurtarma davaları..."
Nerdeyse her Terme'mize geldiğimde nazar ettiğim bina..Hâlâ bile "soba deliğinin camları kırık bina..."
Ve günümüzde "FETÖ gitti, .........................
...geldi." "tartışmaları" yapılan; tamamiyle "Keypıtıl Sistem'e entegre olmuş " ' Gurbanlar'ımızın "O Yıllardaki hâlleri!! Hâlâ cevabını bilmediğim "Dergah Kapatılışı" sebepleri. Sahi "O Yıllar" da " Gurbanlar" ne yaparlar ve "12 Eylül sonrası", ne diye "dergahları" kapatılmıştır, adeta "yok" olmuşlardı?!!
Evet! Hatıralar canlansın ve maziler asla ve kat'a "delete" edilmemeli"; "geçmiş" an ve an "silinmemeli ..."
Günümüzde maalesef muhtelif sebeplerden " paramparça görünüm arzeden "Destanlaşan Hareket"; tarihinde üç "Ülkücü Şehid" vermiş "Terme'mizde de, " titremeli, kendine dönmeli"; mevcut mes'eleleri "en az zararla" aşarak, yoluna devam etmelidir..
Yine "ufuk açıcı" " Ortadoğu Gazetesi'nin bugünkü sayısında, hakkında "Bir eserini KGB (FSB!) tarafından basıldığı" "rivayetleri"(!?) de dolaşan "Soner YALÇIN"nın iddialarına verilen doyurucu cevabî yazıda; maatessüf insanları değerlendirmeler de hâlâ "orta yolu" bulamadığımızı, "gerçekci" olamaďığımızı bir kere daha hayıflanarak öğrendim..
Kimi malum zihniyet sahipleri, "Ulu Hakan" veya "Gök Sultanı", Sultan İkinci Abdülhamid Han "ı ,"gerçek dışı" nasıl değerlendiriyorlarsa-Osmanlı Padişahları içinde en fazla toprak kaybı (bir buçuk milyon kilometre kare) bu Padişahımız döneminde kaybedilmesi "gerçeği..."-
Bir ilim dalı da olan " siyaset mesleği"nde, hâlâ yeterli ve gerekli ölçü de " tenkit kültürünün, "eleştiri/öz eleştiri kültürünün olmaýışının; bilakis, "Putlaştırma Kültürü"nün hâlâ yaygın olmasının sebepleri neler ki!?
Sultan Abdūlhamid-i Sani Han gibi merhum "Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ" de mi "layemut", "hatasız", "kusursuz" idi? "Başbuğ TÜRKEŞ" de "eleştirilemez" mi? Halbuki ki, bendeniz biliyorum ki; "Aksiyon Dergisi'nin "elemanları" merhum Ahmet ER Beğ ile ropörtaj yaptıklarında, rahmetli Ahmet ER Beğ, rahmetli "Başbuğ TÜRKEŞ" i "eleştiriyordu da...Yine bendeniz biliyorum ki; günümüzün neredeyse " Amerika'nın Sesi Gazetesi" konumuna düşürülmüş (!?) " Türkiye Gazetesi'nin sabık Başyazarlarından Kerķüklü merhum Ömer ÖZTÜRKMEN Beğ de; "Merhum Başbuğ TÜRKEŞ, biraz paraya düşkündü", diye "özel sohbet"in de olsa "eleştirebiliyordu " amma!?
"FETÖ/PDY VAKIÂSI" ve "BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ"
Prof. YALÇIN "Ne idüğü belirsiz!" demeye getirdiği ve son günlerde, sosyal medyada " bir eserinin KGB tarafından basıldığı" iddialarının da dolaştığı "Odatv"li YALÇIN'ın bu Eylül ayında dillendirdiği ve "eleştirdiği"; "Rahmetli Başbuğ TÜRKEŞ, 'FETÖ/PDY VAKIASI"nı ,niye zamanında anlayamadığı?' sualini, bugünkü "Ortadoğu Gazetesi'nde "doyurucu cevabı"nda -ki merhum Dündar TAŞER "Ülkü Ocağı Amplemi"nin düzenleyici olduğu ve " Tanrı Türk'ü Korusun ve Yüceltsin" sloganını, dönemin "Ülkücü Yazarlarına ait olduğu bilgileri ile de doyurucu-; bu suali adeta "cevapsız" bırakmış olması da düşündürdü.

"Destanlaşan Ülkücü Hareket"; 21. Asrın şartlarında da " Destanlaşmak" istiyor...Bunu yaparken "hatıralar canlana", " geçmişler, maziler silinmemelidir." Vesselâm. 
Terme, 19/Eylül/2017
İsmet GÜLTEKİN
Terme Nizam-ı Âlem Ocakları Kurucu Başkanı
metgultekin@hotmail.com

24 Mayıs 2015 Pazar

"ÜLKÜCÜ HAREKET"TE 'DIŞ/CIA ETKİSİ' ŞÜPHESİ!!!

“Ülkücü Hareket”te ‘Dış/CIA Etkisi’ Şüphesi!!!

Bu yazımı, başlıktaki mes’eleye şöyle bir ‘girizgâh’, bir ‘giriş’ olarak yazıyorum..”Yüzde yüz yerli, yüzde yüz millî bir hareket” olduğuna inadığım ve öyle de değerlendirdiğim “Ülkücü Hareket” üzerine yazdığım yazılarda, çok sayıda ‘Suçlamalar’la karşılaşmış bir ‘Hareket’ olduğunu dayazdım, vurguladım.
Hattâ öyle ki “1965 Nesli Kategorisi”ne mensup ‘nesil’lerin bir ferdi olarak; ‘Milliyetçi Hareket Partisi’nden ‘tuhaflıklar dolu’ bir şekilde ‘Bizim Dergâh Baskını’ ile başlayan ve netice de ‘Büyük birlik Hareketi’ni, ‘Yazıcıoğlu Hareketi’ni, ‘Alperen-Nizâm-ı Âlem Hareketi’ni ortaya çıkartan vetirede, yanlış hatırlamıyorsam, dönemin –belki de her dönemin gazetesi- Sabah gazetesinde neşredilen ‘yazı dizileri’ ile rahmetli ‘Başbuğ’umuz Alparslan TÜRKEŞ; daha çok da yeni ortaya çıkan mezkur ‘Hareket’e dahil olanlarca ‘soğukluklara’ terk edilmişti. Farkında mısınız bilmiyorum, yirmi bir yıllık siyasî parti de olan ‘Büyük Birlik Partisi’nin ‘resmî web sitesi logosu’nda bile rahmetli ‘Başbuğ’umuz Alparslan TÜRKEŞ’in resmi yer almamakta…
Bildiğim ve de hatırladığım ve de hafızama adetâ bir ‘kıymık’ gibi de saplanmış olan ve de “Yazcıoğlu Hareketi’inin, ‘Hilâl-Gül Hareketi’inin ‘kurucu kadrosu’ndan muhterem insan Ahmet ER ile günümüzde ‘Paralel Yapı’ ismi ile yüzde bilmem kaç oranında da adetâ ‘lince marûz kalıp’ ‘yaftalanan’ ‘Gülen Hareketi’nin malûm ‘haftalık periyotlu’ ‘Aksiyon Dergisi’ne serdettiği düşünceleri, görüşleri, fikirleri…
Evet, “aşkın gözü kördür” derler…Yaşları ‘delikanlılık yaşları’nı çoktan aşmış “1965 Nesli” olarak, asla ve kat’a ‘içime sindiremediğim görüşler’ diyebileceğimiz fikirler, düşünceler…
Çünkü biz biliyor ve inanıyorduk ki, Türkiye’mizdeki tamamiyle “yüzde yüz yerli ve yüzde yüz millî tek hareket”: “Ülkücü Hareket” idi…’Dış Etki’ler, ‘Dış Yönlendirmeler’, daha açıkcası “Amerika-CIA Etkisi ve Yönlendirmesi’ çok meşhur bir tabir de olacak şekilde yazarsak; muhal ender muhaldı, mümkün değildi, öyle bir şey düşünülemezdi bile…
Ancak….
 “Türkiye CIA İstasyon Şefi” “Ruzi Nazar” da öldü…Ölümü ile birlikte çok ciddî köşe yazıları da yazıldı. Henüz bir döneminde ‘Hergün Gazetesi’nde üst seviyede mücadele vermiş olan Enver ALTAYLI’nın, ‘CIA Onaylı’, ‘Ruzi Nazar’ hakkında yazdığı malum kitabı alıp, okuyup, inceleyemedim. “Efkâr-ı umumiye”ye yansıdığı ve benim de ‘fikrî takip’ yapabildiğim kadarı ile mezkûr yazımın başlığını da yazdıracak, ortaya gayet ciddî veriler de çıktı gibime geliyor.
Her ne kadar bir tevafûk da olsa, ‘Ruzi Nazar Öldü’ dedirten vetirede yüz yılı aşan bir ‘dergi’ de olan “Türk Yurdu Dergisi”ndeki “Amerikan Belgelerinde Alparslan TÜRKEŞ-Kurgular ve Gerçekler”(1) yazısını hararetle okumuş olsam da, hattâ Rasim EKŞİ Beğ’in ilgili kitabından haberdar olsam bile ‘Ruzi Nazar’ın ölümü ile bilhassa ‘Türkiye Gazetesi’nde yazan Yıldıray OĞUR’un “Yirminci Yüzyılın Hikâyesi”(2)  yazısı ile “Ülküdaşlardan yediği bir tokatla Ülkücü Hareket”ten ‘koptuğu’nu bildiğim Nihat GENÇ’in “Ruzi Nazar İpi Gizlice Tutanlar”(3) başlıklı yazıları, beni, “Ülkücü Hareket”te ‘Dış/CIA Etkisi” bu yazımı yazmama sebep oldu..
Mezkûr  yazılar, “Aydınlık Hareketi Zihniyetli” yazılar da di-ye-me-ye-ce-ği-miz yazılar da olunca!!!
“Türk Yurdu Dergi”mizdeki mezkûr yazıyı okuyup bitirdiğimde, kırmızı tükenmez kalemle şu iki cümleyi yazmışım: “Yüzde yüz yerli, yüzde yüz millî bir ‘Hareket’” ve “Dış Desteksiz Hareket….”
Ancak…
“1965 Nesli”nin bir ferdî olarak, mezkûr yazıları ve henüz benim de bizzat okuyamadığımın ALTAYLI’nın kitabını da hatırlarsanız; “Ülkücü Hareket”te de bir ‘Dış Etki’, bir ‘Dış Tesir’, bir ‘Ecnebî Etki’, bir ‘Ecnebî Tesir’, bir malûm ‘Yabancı Etki’, bir malûm ‘Yabancı Tesir’; daha açıkcası “CIA Etkisi”, “CIA Tesiri” mevcut gibi…
Sizler ne düşünüyorsunuz?
“Gülen Hareketi”nin “Paralel Yapı” ismini de aşan tanımlamalarla “tartışıldığı” bir zaman diliminde, hep şunu da mırıldanmışımdır: “Aşkın gözü kördür. Kara sevdalı olan sevdiğinde hiçbir kusur, hâtâ göremez yahut Rabbül’âlemin göstermez…” “Kendi gözümüzdeki mertekleri de görmeliyiz…” “Kimse benim ayranım ekşi demiyor…”
Silivri-Fenerköy, 24.05.2015
İsmet GÜLTEKİN
Dip Notlar:
(1): Mehmet Akif OKUR-Kürşat GÜÇLÜ, “Amerikan Belgelerinde Alparslan TÜRKEŞ-Kurgular ve Gerçekler”, Türk Yurdu Dergisi, Nisan 2015, Yıl: 104, Sayı: 332, Sayfa 18-22
(2): Yıldıray OĞUR, “Yirminci Yüzyılın Hikâyesi”, Türkiye Gazetesi, 03.Mayıs.2015

(3): Nihat GENÇ, “Ruzi Nazar-İpi Gizlice Tutanlar”, odatv, 08.Mayıs.2015

23 Mart 2014 Pazar

MARKSİST-ATEİST(DEİST) Dr. SALİH BORA MUTLU ve ÜLKÜCÜ DÖNEK SABRİ ARSLAN'IN HİKÂYELERİ

“SELAMİ ALTINOK HİKÂYESİ”NDEN SONRA İKİ HİKÂYE DAHA:

MARKSİST-ATEİST(DEİST) Dr. SALİH BORA MUTLU
Ve ÜLKÜCÜ DÖNEK SABRİ ARSLAN’IN HİKÂYELERİ…


Ben bir “Terme Çocuğu”ğum..Terme’yi kuranlar ise aslında “Ünyeliler…” Rahmetli Peder de,Ünye’deki  “Gürcü Zulmü”nden kaçarak Terme’ye gelmiş.Hattâ öyle ki, “Zalim Gürcü Patronları” diyelim, kaçarken, ormanda önünü kesmişler ve aralarında “Şu çocuğu korkutalım”, diye “Gürcüce” konuşarak, ellerindeki “pala kılınçı”, rahmetli pederin boynuna sürmüşler..Tabiî, rahmetli Peder de biraz “Gürcüce” bildiğinden korkmamış ve ellerinden kurtulup Terme’ye kaçmış..Tamı tamına kırk yıl/40 sene “Terme Ağaları Kategorisi”ne dahil bir “Terme Ağasının Hizmetkârlığı”nı yapmış..
Anlatırdı rahmetli Peder, evimizin kapısına rahmetli annem “Şehid Ali Adnan MENDERES”in “Demokrat Parti Amplemi-El Amplemi” yapıştırdı diye, “Terme Ağaları”nın ne de çok kızgınlığını üzerine çekmiş…
Evet, ben sahiden, neticede “Terme’nin Yerlileri Kategorisi”ne dahil  bir “Terme Çocuğu”ğum..
30 Mart 2014, Pazar günü, “ölçüleri değişmiş bir şekilde”, “Mahallî İdareler Seçimi” yapılacak..10 Ağustos 2014’de de, “Halk tarafından Cumhurbaşkanlığı Seçimi”, 2015’de de “Milletvekilliği Genel Seçimleri” yapılacak…
Taa, aylar öncesinden, bir “Terme Çocuğu” olarak, “Terme’nin Makûs Talihi Ancak Böyle Yenilir” bâbından, “çare”yi, “formülü” ortaya koymuştum..1991 Milletvekilliği Genel Seçimlerinde “Seçim İttifakı-MHP+RP+IDP” yaşamış “taban”a ait “teşkilat yöneticileri”nde ise neticede böyle bir “seçim ittifakı niyeti “bile görmedim…Herkes kendi kulvarında seçime giriyor..
Elbette ki, “Terme’nin Kasaba görünümü”nde olmasında ve ‘düzine’ ve ‘desteleri’ geçen sayıda “kaçırılan yatırımlar”ın ve hâlâ “Terme’mizin geri bırakılmışın esas sebebi”, “her renk ve her kimlik”teki “TERME AĞALARI”dır..Güney-doğu Anadolumuzda “Aşiretler”, Terme’mizde ise “Ağalar…” Mukadderat aynı..Devlet hizmeti tamamiyle alınamıyor…
VE İKİ HİKÂYE- İKİ PORTRE

Bu yazımın asıl mevzusu ise “Marksist-Ateist(Deist) Asker Çocuğu Dr. Salih Bora MUTLU” ve tamamiyle “Terme” hattâ “Samsun Ülkücü Hareket Tarihi”ne de artık “Ülkücü Fırıldak-Ülkücü Dönek” diye geçmiş olan “yetişmiş siyasetçilerimizden” Sabri ARSLAN’dır…
Daha geçenlerde, Star Gazetesi’nde, Türkiye’mizin bazı illerinde “telefonları dinlenenler listesi”nde, “Samsun Listesi”nde, 2012’de, “Terör Örgütü Faaliyetleri” kapsamında hâlen CHP Terme Belediye Başkanı Adayı olan Dr. Salih Bora MUTLU’nun da ismi vardı..
Terme’mizdeki “ağa yapısı çevreleri”n, yıllardan beri “İyi Bir Ateist, İyi Bir Deist, İyi Bir Doktor” diye öve öve bitiremedikleri, Dr. Salih Bora MUTLU’nun içyüzünü ise günümüzde “Paralel Devlet Yapısı”nı “teşkil ettiği gün gibi ortaya çıkmış olan “Gülen Hareketi-Hizmet Hareketi-Cemaat”in “o yıllarda” çıkarttığı “Terme”mize ait “yerel gazete”de “deşifre” edilmişti..Belgeli-vesikalı ilgili haberde, Terme’mize gelerek “Atatürkçü Düşünce Derneği” faaliyetlerini gerçekleştiren, sonraları ise Terme CHP İlçe Başkanı olan, şimdi de CHP Terme Belediye Başkanı Adayı olan Dr. Salih Bora MUTLU’nun, bir zamanlar, İzmir’de iken, “Marksist-Leninist terör örgütü faaliyetleri sebebiyle ‘Devlet Memurluğu’ndan atıldığını” yazıyordu…
Ne çabuk unuttuk!!!
YA ÜLKÜCÜ DÖNEK SABRİ ARSLAN

Aslında çooook “fikir öfkesi” içinde bu yazımı yazıyorum..Sahiden de Terme’mizin “yetişmiş siyasetçileri”nden Sabri ARSLAN’ın hikâyesi ise daha da acı..Ne zaman ki, “Yeni AKİT Gazetesi”nin “ilk sayfası”na çıktı ve anında “Ülkücü Dönek Kategorisi”ne dahil oldu..Ve Bir zamanlar “Terme Bilgi Gazetesi”nde yazdığı yazıları bile “sansürleyerek”, harıl harıl “Samsun AKP İl Genel Meclisi Üyeliği”nden “Terme AKP Belediye Başkanı Aday Adayı” olarak çalıştı..Ne “Samsun Yusufiyeliler Teşkilatı”nda barınabildi, ne “MHP Samsun Teşkilatı”nda barınabildi…Halbu ki, bir zamanlar “Terme MHP Belediye Başkanı Adayı” da idi. Sadece o kadar mı, “Terme ve hattâ Samsun Ülkücü Hareket Tarihi”ne de geçmiş bir “şahsiyet” idi “Ülkücü Dönek –Ülkücü Fırıldak Sabri ARSLAN…”
“Terme AKP Belediye Başkanlığı Aday Adaylığı Yarışması” neticelenince bile “elleri havaya kaldıran Sabri ARSLAN Portresi”, şahsen dokundu…”Kötü emsal emsal teşkil etmez” amma “siyasette de bu kadar savrulmayı”, doğrusu içime sindiremiyorum..”Termeli Ülkücü Şehid Resul ŞAHİN”i bile “Samsun’daki hangi tetikçi”nin “şehid” ettiğini bilebilecek kadar” Ülkücü birikimi”, bir çırpıda “güçe râm etmek”, siyasî tarihimiz açısından da kara bir leke olsa gerek…
NETİCE-İ KELAM

Bir zamanlar hergün “Terme Yerel Radyosu”ndan “Terme Halkını Bilinçlendiren”, ancak “Modern Ziraat Binası Uğruna”(!), “sesi-soluğu kesilen”, “Terme’nin kanaat önderleri”nden “Doğan Haber Ajansı “ajinası Yetkin KARAMOLLAOĞLU, “Seni Terme’den Marjinal Solcular sürdü” demişti..
Ben bu tesbite ilaveten “Terme Ağaları” da diyorum…Ve Allah’a havale ediyorum..
Âdeta “Paralel Devlet’in Sesi Yayın Organı” da olan “Zaman Gazetesi İnternet Sitesi uyduruk ‘altı ok”lardan geçilmiyor..
Diyelim ki, uyduruk “6 okçu” CHP Terme Belediye Başkanı Adayı , bir zamanlar, İzmir’de,”Marksist-Leninist Terör Örgütü Faaliyetleri”nden dolayı “Devlet Memurluğu”ndan da atılmış olan “Dr. Salih Bora MUTLU”yu “destekleseler” ne yazar!!!
Uyan ey Terme halkı uyan!!!
23.Mart.2014
İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com

8 Ekim 2011 Cumartesi

SAHİDEN DE "YAHUDİ" MOİZ KOHEN TEKİNALP'İN İÇYÜZÜ-2


TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİ’NE/ ÜLKÜCÜ HAREKET’E (BBP-MHP-ALPEREN OCAKLARI-ÜLKÜ OCAKLARI ve HATTA TÜRK OCAĞI) ATILAN İFTİRALAR-YAPILAN SUÇLAMALAR:
                                           MOİZ KOHEN TEKİNALP’İN İÇYÜZÜ-2

Aslında bu yazımı “Darbeci Mağduru Ülkücülerin Avukatı” ,Karadenizli(Rize-Fındıklı) rahmetli Galip ERDEM’in, 1970’li yıllarda “Töre-Devlet Yayınları”nca, iki cilt hâlinde neşredilen “Suçlamalar-1” ve “Suçlamalar-2” isimli eserlerini taptaze bir şekilde okuduktan sonra yazabilmeyi ne de çok isterdim.Ancak günümüzde “internet imkânları” ile bile bulunamayacak eserler..
“Moiz Kohen TEKİNALP’in İçyüzü-1” diyebileceğim ilk yazımı, “mefkûre adamları” bloglarımda ve www.millimefkure.com isimli kendi şahsıma ait web sitemde de yayınlamıştım..
Kelimenin tam anlamı ile sahiden de “Yahudi” olan “Moiz Kohen TEKİNALP” üzerinden, çok muhtelif “ideoloji” sahiplerinin Türk Milliyetçiliği Fikri’ne, Ülkücü Hareket’e “saldırmaları”,”iftira atmaları”, “suçlamaları”, ya “cehalet”lerinden, ya “ideolojik körlük”lerinden ya da “adavetlerinden/düşmanlıklarından” veya “deve kinleri”nden kaynaklanmaktadır!
Bildiği ve öğrendiği “hakikat”leri “fikirler camiası” ile “efkâr-ı umumiye” ile paylaşamayanlara ise ne demeli ki?
Türk Milliyetçiliği Fikir Hareketi’nin, Ülkücü Hareket’in “fikir/düşünce kal’alaları”ndan “Türk Ocağı Derneği”nin  100.yaşına ulaşan “Türk Yurdu” isimli aylık dergisinin Eylül 2011 tarihli, 239. Sayısında,”Moiz Kohen TEKİNALP’in İçyüzü”nü adetâ “deşifre” eden çok ehemmiyetli bir araştırma yazısı yayınlandı.
“Azınlıklar ve Türkleşme Bağlamında Bir Entelektüel:TEKİNALP”(*) başlıklı araştırma yazısını hararetle, iştiyakla okuyup bitirdiğimde,sahiden de “Yahudi Moiz Kohen TEKİNALP” üzerinden Türk Milliyetçilerine, Ülkücülere,Ülküdaşlarıma “saldıranlara” söylenecek yeni kelimeler ve yeni bilgilerle karşılaştım ve şu 4(dört) tesbiti yaptım:
Birinci Tesbit: Sahiden de “Yahudi”Munis TEKİNALP/ Moiz Kohen TEKİNALP, bütün ömrü boyunca “Osmanlı/Türkiye Yahudileri”ne yol göstericilik, fikir/düşünce öncülüğü yapmış…
İkinci Tesbit: Sahiden de “Yahudi” Moiz Kohen TEKİNALP, asla ve kat’a dönemin Türk Milliyetçilerine fikir/düşünce öncülüğü yapmadığı gibi böyle bir “kaygı”sı, böyle bir “endişesi” veya “hassasiyeti” de olmamış…
“Tek kaygısı”, “tek endişesi” ve “tek hassasiyeti”, tarihî gelişim içinde yaşanılan “buhranlı dönemler” de “Osmanlı Yahudileri” ve sonra da “Türkiye Yahudileri” “ne yapmalıdır?” olmuştur.
Üçüncü Tesbit: Türk Milliyetçilerine, Ülkücü Hareket meftunlarına, sahiden de “Yahudi Moiz Kohen TEKİNALP” üzerinden “saldıranlar””; TEKİNALP’in “Kemalizm” isimli eserini de hiç mi hiç dillendirmezken; sahiden de “Yahudi” Moiz Kohen TEKİNALP; gerek “Türkleştirme”, gerekse “Kemalizm” isimli kitapları ile daima “Osmanlı/Türkiye Yahudileri”nin “çıkarları”nı, menfaatlerini perçinlemiştir.
Dördüncü Tesbit: Sahiden de “Yahudi” Moiz Kohen TEKİNALP, 1950’de ve 1954’de CHP’den milletvekili adayı olmuş fakat seçilememiştir.
NETİCE:
Sahiden de “Yahudi” Moiz Kohen TEKİNALP’in İçyüzünü “deşifre” eden Milliyetçi-Ülkücü kalem erbabı Rasim EKŞİ’nin, Yeniçağ gazetesindeki “Türk’e Ruh Verenler” yazı dizinin 12. Bölümü olan “Ahmet Ferit TEK”(**) başlıklı yazısı ile “Türk Yurdu” dergisinin Eylül 2011 tarihli araştırma yazısı; TEKİNALP üzerinden Türk Milliyetçilerine, Ülkücü Hareket meftunlarına, “kara cahilce” veya “kara propagandaca” “saldıranlara” da muhkem/sağlam bir “kalkan” da olacaktır.
En son, “Yeni AKİT” isimli gazetenin “Asım YENİHABER” isimli köşeyazarı, yazısının son cümlelerini, “İsrail’le ilişkilerin kesilmesi Türk Milliyetçilerini neden rahatsız ediyor? Yoksa milliyetçilikte üstadları Yahudiler olduğu için mi?”(***), diye bitirdiğinde, kaba tabir ile “kazın ayağı”nın hiçte öyle olmadığını anlayacaklar ve nam-ı diğer Tuğcugil’in tabiri ile böyle “Müslümancılara” söyleyecek çok “söz”leri ve “mehaz”ları da olacaktır..
Rabbim, Türk Milliyetçisi fikirdaşlarımı ve mefkûredaşlarımı her çeşit “iftira”dan ve “suçlamalar”dan muhafaza eylesin.(Âmin)
08.Ekim.2011
İsmet GÜLTEKİN
Dip Notlar:
(*): Melih ÇOBAN, “Azınlıklar ve Türkleşme Bağlamında  Bir Entelektüel: TEKİNALP”, Türk Yurdu Dergisi, Eylül 2011, sayı: 239, s.299-308
(**): Rasim EKŞİ, “Türk’e Ruh Verenler(Ahmet Ferit TEK)-12”, Türkiye’de YENİÇAĞ Gazetesi,02.Eylül.2011, Cuma, s.8
(***):Asım YENİHABER, “Milliyetçiler, Ya Kızgın, Ya Üzgün”,Yeni AKİT, 05.09.2011,www.habervaktim.com, 05.09.2011

SAHİDEN DE "YAHUDİ" MOİZ KOHEN TEKİNALP'İN İÇYÜZÜ-1


Cuma, 2 Eylül 2011 23:35
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİ-ÜLKÜCÜ HAREKET ve ATILAN İFTİRALAR-YAPILAN SUÇLAMALAR

"MİLLÎ GÖRÜŞ/ERBAKAN HAREKETİ"- "SİYASAL İSLÂM/İSLÂMCI SİYASÎLER"-"DİNDAR DEMOKRATLAR" DA DENİLEN BAZI "NURCULAR"-BİLUMUM "İSLÂMÎ HAREKET" MENSUBU ZİHNİYETLİ KALEMLERİN "MÜFTERİLİĞİ" BİTTİ!!!
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİNİN "FİKİR/DÜŞÜNCE ÖNCÜLERİ";
NE "YAHUDİ" İDİ, NE DE SADECE "ADI TÜRK" İDİ...
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİ-ÜLKÜCÜ HAREKET
ve ATILAN İFTİRALAR-YAPILAN SUÇLAMALAR
Bu yazımı, ilk defa bugün(02.Eylül.2011,Cuma) öğrendiğim ve Yeni Çağ gazetesinde hararetle okuduğum "Türk'e Ruh Verenler" yazı dizisinin 12. bölümündeki Rasim EKŞİ imzası ile yayınlanan "Ahmet Ferit TEK" başlıklı yazı vesilesiyle yazıyorum...
Hepimizin de malumu olduğu üzre, "Cumhuriyet Tarihi" boyunca Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemine, Ülkücü Hareket'e çok sayıda iftiralar atılmış, çok sayıda da suçlamalar yapılmıştır. Sadece "iftiralar" ve "suçlamalar"la da kalınılmamış, "Yeni Türk Devleti", "Türkiye Cumhuriyeti Devleti"mizin "kurucu fikri, kurucu düşüncesi" de olan ve onsekiz yıl da "resmî ideolojisi" olmuş olan Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi, 31. yıldönümünü idrak edeceğimiz 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi ile de "mahkemeler"de "yargılanılmış"tır...
31 yıl önce başlayan "yargılamalar"da da, Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemine, Ülkücü Hareket'e atılan iftiralar, yapılan suçlamalar, "Milliyetçi-Ülkücü Hareket"in "en yetkilileri"nce, "en sorumluları"nca, "12 Eylül Mahkemeleri"nde, saatlerce cevaplandırılmıştır...Şayed bir yerlerden temin edip de okuyabilirseniz, zamanın "MAYAŞ YAYINLARI"nca, üç cilt hâlinde neşredilen "MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası" kitaplardan da hatırlayabilirsiniz...
Neydi bu atılan iftiralar, yapılan suçlamalar?
Bazıları şunlardı:
1) Çetecilik suçlaması ve iftirası...
2) Faşizm suçlaması ve iftirası...
3) Irkçılık suçlaması ve iftirası...
4) Darbecilik suçlaması ve iftirası...
5) "Kontrgerillacılık", "Gladyoculuk", "Ergenekonculuk" suçlaması ve iftirası...
6) Fikir/Düşünce öncülerinin "Yahudi" oldukları, "Türk bile olmadıkları, "adı Türk" oldukları suçlaması ve iftirası...vesaire...
Yukarıda isimlerini zikrettiğim bu "suçlamalar" ve "iftiralar", günümüzde, 2011'ler Türkiye'sinde bile dillendirilmekte, yazılıp-çizilmekte, "özel toplantılar"da, "özel sohbetler"de sanki "suçlama ve iftira" değilmiş gibi, bir "nass" gibi seslendirilmekte...
Ben de, "ortaokul birinci sınıftan beri" Türk Milliyeyetçiliği Fikir Sistemi'nin, Ülkücü Hareket'in "içinde" olmam hasebiyle de, acizane, verdiğim "fikir mücadelesi"nde ve yazdığım yazılarda, atılan "iftiraları"n, yapılan "suçlamalar"ın mesnetsizliğini ortaya koymaya çalışmışımdır. Merak edenler, "mefkûre adamları" başlıklı "blog"larıma ve "
www.millimefkure.com" isimli siteme de bakabilirler...
Heyhat! Bir "suçlama", "bir "iftira" vardı ki; bir türlü "söyleyebilecek sözüm" olmazdı, bir "mehaz/kaynak" belirtemezdim ancak asla da "içime sindirmezdim..." O "suçlama", o "iftira" ise "Milliyetçi-Ülkücü Hareket"in "fikir/düşünce öncüleri"nin "Yahudi" oldukları, "Türk bile olmadıkları" idi...Gerçi, "Ziya GÖKALP" mevzuunda, böyle bir "suçlama"yı, böyle bir "iftira"yı cevaplandırabilecek çok sayıda "mehaz"a, çok sayıda" kaynağa" ulaşmayı Rabbim bana nasip etmiş ve "Molla Said-i Meşhur Ziya GÖKALP ile de Tanışmış!!!" başlıklı yazımda, "nokta-i nazarları"mı ortaya koymuştum...
Ve Rabbü'alemin, bugün de bana, içinden çıkamadığım, "söylecek kelime" bulamadığım "Moiz Cohen TEKİNALP" mevzuunda da nasiplendirdi..Milliyetçi-Ülkücü kalem sahibi Rasim EKŞİ'nin bahse konu" Türk'e Ruh Verenler" yazı dizisinin 12. bölümünde, "Ahmet Ferit TEK" başlıklı yazısı ile "söylecek kelimeler"le nasiplendirdi...
Artık "gına getirir" derekesinde, Abdurrahman DİLİPAK'tan, M. Ertuğrul DÜZDAĞ'a; Sadık ALBAYRAK'tan Mehmet Şevket EYGİ'ye; M. Latif SALİHOĞLU'ndan Kazım GÜLEÇYÜZ'e kadar daha burada isimlerini zikredemediğim bilumum "İslamcı kalemler"in attığı "iftira" da, yaptıkları "suçlama" da bitti...
"Türkiye Cumhuriyeti Devleti"mizin "İlk İçişleri Bakanı", "Türk Ocağı Derneği"nin ""İlk Reisi/Başkanı" da olan ve "sanat tarihçilerimizden Dr. Emel ESİN Hanımefendi'nin de babası olan "Ahmet Ferit TEK"in yazdığı "TURAN" isimli eserinde "TEKİN" mahlasını kullanınca, 02.Eylül.2011'lere kadar, günümüze kadar uzanan "Moiz Cohen TEKİNALP" ile "karıştırılması..."
EKŞİ'nin de zikrettiği üzre "Hiçbir Türk Milliyetçisi'nin Cohen'in görüşlerini benimsemesine imkân yoktur" fakat yine EKŞİ'nin zikrettiği üzre,"İlk İçişleri Bakanı" olarak "Ahmet Ferit TEK"in, "İstiklâl Savaşı sırasında vatana ihanet eden 150 kişinin-ki 150'likler listesi-150'likler kararnamesi olarak biliniyor-ni hazırlamış olmasının meydana getirdiği "husumet", "adavet", "düşmanlık" ile de yazdığı "Turan" isimli eseri sırf "Tekin" mahlası "karışıklığı" da bahane edilerek "Moiz Cohen TEKİNALP'e maledilmiş...Yine, kızı Dr. Emel ESİN Hanımefendi, "Turan" isimli kitabın babasına ait olduğunu ifade ettiği gibi,1914'de "Türk Yurdu Kitaphanesi Yayınları"nca da ve 1999'da da "Turan Kültür Vakfı"nca da neşredilmiş.. Şimdiki TTK Başkanı Prof.Dr. Ali BİRİNCi tarafından da "Turan" isimli kitabın, "Moiz Cohen TEKİNALP" e değil, "Ahmet Ferit TEK"e ait olduğu da ispatlanmış.(*)
Ne yazık ki Türkiye'mizde artık "hükûmet" olan ve "devlet" te "yönetmeye" başlayan ve kendilerine "Liberal İslâmcı Zihniyet" te denilen "kadrolar" da, bilumum "İslamcı Zihniyetler" de, "Türk'üm" diyememekte, "Türk Milleti'ne mensubiyet şuuru" duyamamakta.."Türk dersem bana ırkçı derler" mentalitesindeki bu "zihniyetler", rahatlıkla "Kürd'üm" demekte amma!!! Bilmem kaçıncı "sol gazete" de olan "Radikal"de, bir köşeyazarının da yazdığı üzre, "Türk'üm dersem ırkçı olurum" diyen "Irkçı İslamcılar" ile "Irkçı Ulusalcılar" da, Türkiye'mizin "fikir-düşünce olguları"ndan...
"Fikirler/Düşünceler Vadisi"nde, "propaganda üstünlüğü"nü muhtelif sebeplerle "elde etmiş olan", bilumum "Solcular" ile "bilumum "İslamcılar"ın "Milliyetçi-Ülkücü Hareket"e attıkları, atacakları "iftiralar", yaptıkları-yapacakları "suçlamalar bitmez elbette..Lâkin "söylecek sözlerimiz", "konuşacak kelimelerimiz", "göstereceğimiz mehazlarımız/kaynaklarımız" olmalı..
Dördüncü yılına girilen "Ergenekon Tartışmaları", "Gladyo Tartışmaları", "Kontrgerilla Tartışmaları"nda, bilumum "İslâmcılar" gibi Türkiye'deki "Sosyalistler"in dillendirdiği, yazıp-çizdiği; "12 Eylül 1980 öncesi her M.H.P. İlçe Başkanı, İl Başkanı Kontrgerillacı idi", "iftirası", "suçlaması" ne kadar da "kof" çıkmadı mı?
"Yetişme ortamları, tarzları" gereği de, "İngiliz Yahudi Darwin" gibi "kadrolu Türk Düşmanı" olan "liberal İslâmcı zihniyetler", şayet "Sosyalistler"in dediği üzre öyle bir "vakıa" olsa idi, "Milliyetçi-Ülkücü"lerin "gözlerinin yaşına" bakarlar mıydı ki?!!!
Ne kadar çok arzulardım; "Milliyetçi-Ülkücü Kadrolar"ın da, "propaganda üstünlüğü"nü-elbette hakkaniyetle- ele geçirmelerini...
02.Eylül.2011İsmet GÜLTEKİN
ismet_gultekin@mynet.com ve metgultekin@>hotmail.com
Dip Notlar:rn(*): Rasim EKŞİ, "Türk'e Ruh Verenler(Ahmet Ferit TEK)-12,Türkiye'de YENİÇAĞ, 02. Eylül.2011, Cuma, s.8

2 Eylül 2011 Cuma

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİ-ÜLKÜCÜ HAREKET ve ATILAN İFTİRALAR-YAPILAN SUÇLAMALAR


DEMOKRATLAR" DA DENİLEN BAZI "NURCULAR"-BİLUMUM "İSLÂMÎ HAREKET" MENSUBU ZİHNİYETLİ KALEMLERİN "MÜFTERİLİĞİ" BİTTİ!!!
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİNİN "FİKİR/DÜŞÜNCE ÖNCÜLERİ";
NE "YAHUDİ" İDİ, NE DE SADECE "ADI TÜRK" İDİ...


TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİ-ÜLKÜCÜ HAREKET
ve ATILAN İFTİRALAR-YAPILAN SUÇLAMALAR


Bu yazımı, ilk defa bugün(02.Eylül.2011,Cuma) öğrendiğim ve  Yeni Çağ gazetesinde hararetle okuduğum "Türk'e Ruh Verenler" yazı dizisinin 12. bölümündeki Rasim EKŞİ imzası ile yayınlanan "Ahmet Ferit TEK" başlıklı yazı vesilesiyle yazıyorum...
Hepimizin de malumu olduğu üzre, "Cumhuriyet Tarihi" boyunca Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemine, Ülkücü Hareket'e çok sayıda iftiralar atılmış, çok sayıda da suçlamalar yapılmıştır. Sadece "iftiralar" ve "suçlamalar"la da kalınılmamış, "Yeni Türk Devleti", "Türkiye Cumhuriyeti Devleti"mizin "kurucu fikri, kurucu düşüncesi" de olan ve onsekiz yıl da "resmî ideolojisi" olmuş olan Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi, 31. yıldönümünü idrak edeceğimiz 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi ile de "mahkemeler"de "yargılanılmış"tır...
31 yıl önce başlayan "yargılamalar"da da, Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemine, Ülkücü Hareket'e atılan iftiralar, yapılan suçlamalar, "Milliyetçi-Ülkücü Hareket"in "en yetkilileri"nce, "en sorumluları"nca, "12 Eylül Mahkemeleri"nde, saatlerce cevaplandırılmıştır...Şayed bir yerlerden temin edip de okuyabilirseniz, zamanın "MAYAŞ YAYINLARI"nca, üç cilt hâlinde neşredilen "MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası" kitaplardan da hatırlayabilirsiniz...
Neydi bu atılan iftiralar, yapılan suçlamalar?
Bazıları şunlardı:
1) Çetecilik suçlaması ve iftirası...
2) Faşizm suçlaması ve iftirası...
3) Irkçılık suçlaması ve iftirası...
4) Darbecilik suçlaması ve iftirası...
5) "Kontrgerillacılık", "Gladyoculuk", "Ergenekonculuk" suçlaması ve iftirası...
6) Fikir/Düşünce öncülerinin "Yahudi" oldukları, "Türk bile olmadıkları, "adı Türk" oldukları suçlaması ve iftirası...vesaire...
Yukarıda isimlerini zikrettiğim bu "suçlamalar" ve "iftiralar", günümüzde, 2011'ler Türkiye'sinde bile dillendirilmekte, yazılıp-çizilmekte, "özel toplantılar"da, "özel sohbetler"de sanki "suçlama ve iftira" değilmiş gibi, bir "nass" gibi seslendirilmekte...
Ben de, "ortaokul birinci sınıftan beri"  Türk Milliyeyetçiliği Fikir Sistemi'nin, Ülkücü Hareket'in "içinde" olmam hasebiyle de, acizane, verdiğim "fikir mücadelesi"nde ve yazdığım yazılarda, atılan "iftiraları"n, yapılan "suçlamalar"ın mesnetsizliğini ortaya koymaya çalışmışımdır. Merak edenler, "mefkûre adamları" başlıklı "blog"larıma ve "www.millimefkure.com" isimli siteme de bakabilirler...
Heyhat! Bir "suçlama", "bir "iftira" vardı ki; bir türlü "söyleyebilecek sözüm" olmazdı, bir "mehaz/kaynak" belirtemezdim ancak asla da "içime sindirmezdim..." O "suçlama", o "iftira" ise "Milliyetçi-Ülkücü Hareket"in "fikir/düşünce öncüleri"nin "Yahudi" oldukları, "Türk bile olmadıkları" idi...Gerçi, "Ziya GÖKALP" mevzuunda, böyle bir "suçlama"yı, böyle bir "iftira"yı cevaplandırabilecek çok sayıda "mehaz"a, çok sayıda" kaynağa" ulaşmayı Rabbim bana nasip etmiş ve "Molla Said-i Meşhur Ziya GÖKALP ile de Tanışmış!!!" başlıklı yazımda, "nokta-i nazarları"mı ortaya koymuştum...
Ve Rabbü'alemin, bugün de bana, içinden çıkamadığım, "söylecek kelime" bulamadığım "Moiz Cohen TEKİNALP" mevzuunda da nasiplendirdi..Milliyetçi-Ülkücü kalem sahibi Rasim EKŞİ'nin bahse konu" Türk'e Ruh Verenler" yazu dizisinin 12. bölümünde, "Ahmet Ferit TEK" başlıklı yazısı ile "söylecek kelimeler"le nasiplendirdi...
Artık "gına getirir" derekesinde, Abdurrahman DİLİPAK'tan, M. Ertuğrul DÜZDAĞ'a; Sadık ALBAYRAK'tan Mehymet Şevket EYGİ'ye; M. Latif SALİHOĞLU'ndan Kazım GÜLEÇYÜZ'e kadar daha burada isimlerini zikredemediğim bilumum "İslamcı kalemler"in attığı "iftira" da, yaptıkları "suçlama" da bitti...
"Türkiye Cumhuriyeti Devleti"mizin "İlk İçişleri Bakanı", "Türk Ocağı Derneği"nin ""İlk Reisi/Başkanı" da olan ve "sanat tarihçilerimizden Dr. Emel ESİN Hanımefendi'nin de babası olan "Ahmet Ferit TEK"in yazdığı "TURAN" isimli eserinde "TEKİN" mahlasını kullanınca, 02.Eylül.2011'lere kadar, günümüze kadar uzanan "Moiz Cohen TEKİNALP" ile "karıştırılması..."
EKŞİ'nin de zikrettiği üzre "Hiçbir Türk Milliyetçisi'nin Cohen'in görüşlerini benimsemesine imkân yoktur" fakat yine EKŞİ'nin zikrettiği üzre,"İlk İçişleri Bakanı" olarak "Ahmet Ferit TEK"in, "İstiklâl Savaşı sırasında vatana ihanet eden 150 kişinin-ki 150'likler listesi-150'likler kararnamesi olarak biliniyor-ni hazırlamış olmasının meydana getirdiği "husumet", "adavet", "düşmanlık" ile de yazdığı "Turan" isimli eseri sırf "Tekin" mahlası "karışıklığı" da bahane edilerek "Moiz Cohen TEKİNALP'e maledilmiş...Yine, kızı Dr. Emel ESİN Hanımefendi, "Turan" isimli kitabın babasına ait olduğunu ifade ettiği gibi,1914'de "Türk Yurdu Kitaphanesi Yayınları"nca da  ve 1999'da da "Turan Kültür Vakfı"nca da neşredilmiş.. Şimdiki TTK  Başkanı Prof.Dr. Ali BİRİNCi tarafından da "Turan" isimli kitabın, "Moiz Cohen TEKİNALP" e değil, "Ahmet Ferit TEK"e ait olduğu da ispatlanmış.(*)
Ne yazık ki Türkiye'mizde artık "hükûmet" olan ve "devlet" te "yönetmeye" başlayan  ve kendilerine "Liberal İslâmcı Zihniyet" te denilen "kadrolar" da, bilumum "İslamcı Zihniyetler" de, "Türk'üm" diyememekte, "Türk Milleti'ne mensubiyet şuuru" duyamamakta.."Türk dersem bana ırkçı derler" mentalitesindeki bu "zihniyetler", rahatlıkla "Kürd'üm" demekte amma!!! Bilmem kaçını "sol gazete" de olan "Radikal"de, bi köşeyazarının da yazdığı üzre, "Türk'üm dersem ırkçı olurum" diyen "Irkçı İslamcılar" ile "Irkçı Ulusalcılar" da, Trükiye'mizin "fikir-düşünce olguları"ndan...
"Fikirler/Düşünceler Vadisi"nde, "propaganda üstünlüğü"nü muhtelif sebeplerle "elde etmiş olan", bilumum "Solcular" ile "bilumum "İslamcılar"ın "Milliyetçi-Ülkücü Hareket"e attıkları, atacakları "iftiralar", yaptıkları-yapacakları "suçlamalar bitmez elbette..Lâkin "söylecek sözlerimiz", "konuşacak kelimelerimiz", "göstereceğimiz mehazlarımız/kaynaklarımız" olmalı..
Dördüncü yılına girilen "Ergenekon Tartışmaları", "Gladyo Tartışmaları", "Kontrgerilla Tartışmaları"nda, bilumum "İslâmcılar" gibi Türkiye'deki "Sosyalistler"in dillendirdiği, yazıp-çizdiği; "12 Eylül 1980 önce her M.H.P. İlçe Başkanı, İl Başkanı Kontrgerillacı idi", "iftirası", "suçlaması" ne kadar da "kof" çıkmadı mı?
"Yetişme ortamları, tarzları" gereği de, "İngiliz Yahudi Darwin" gibi "kadrolu Türk Düşmanı" olan "liberal İslâmcı zihniyetler", şayet "Sosyalistler"in dediği üzre öyle bir "vakıa" olsa idi, "Milliyetçi-Ülkücü"lerin "gözlerinin yaşına" bakarlar mıydı ki?!!!
Ne kadar çok arzulardım; "Milliyetçi-Ülkücü Kadrolar"ın da, "propaganda üstünlüğü"nü-elbette hakkaniyetle- ele geçirmelerini...
02.Eylül.2011
İsmet GÜLTEKİN
ismet_gultekin@mynet.com ve metgultekinqhotmail.com
Dip Notlar:
(*): Rasim EKŞİ, "Türk'e Ruh Verenler(Ahmet Ferit TEK)-12,Türkiye'de YENİÇAĞ, 02. Eylül.2011, Cuma, s.8