15 Mayıs 2017 Pazartesi

"ŞEHİDLER ÖLMEZ, TERME BÖ-LÜ-NE-MEZ!!!" "BÖ-LÜN-ME-ME-Lİ!!!"

“ŞEHİDLER ÖLMEZ, TERME BÖ-LÜ-NE-MEZ!”

BÖ-LÜN-ME-ME-Lİ…



“Büyük Terme Mefkûremiz”, “Büyük Terme Ülkümüz…”
“Cennet âsâ/ Cennet gibi” Terme’mizi, kim, kimler ‘rahat’ bırakmıyor?!
Terme’mizle alıp-veremedikleri ne?!
Yoksa “Ermeni Çeteleri”nin, “Rum Çeteleri”nin ve “Paralel Devlet/FETÖ Çeteleri”nin – ki her birinin ardında, başta U.S.A./ABD dahil olmak üzere, Rus, İngiliz, Alman, Yunan vesaire var!!!- “maziden kalma” “kuyruk acıları” olanlar mı “depreşiyorlar?!”
“Gizli konuşmaları”ndaki gibi, “gizli fısıldaşmaları”ndaki gibi, Terme’mizi, bile bile “bilmem ne başı”na mı dönüştürmeyi hedefliyorlar?!
“Böl-Parçala-Yönet” metodu mu uygulanıyor?!
Yoksa mes’eleye hassasiyet duydukları aşikar olan bir “TİAD / Çelik İnşaat Sorumlu ve Yetkilisi Muharrem ÇELİK; bir Ülkücü Oğuz PAMUK ve Terme ÇEKÜL Platformu sorumlularından Zekai ALTUNPALA”nın “facebook” hesaplarında yapılan “izah” ve “yorumlar” gibi, Terme’miz hepten mi “yok edilmek(?!)” isteniliyor?!
21. Mayıs. 2017, Pazar günü, “20 Terme Köyü”nün ‘referandum/halkoylaması’ ile Çarşamba’ya bağlanıp-bağlanılmaması  mevzuunda,‘rey kullanımı’ yapılacağı ifade ediliyor…
1973’lerde de Terme ve Çarşamba ilçelerindeki Alanyakın, Düzköy ve Bereket Köylerinin birleştirilmesi ile Salıpazarı Belediyesi; akabinde de 1988’de de Salıpazarı İlçesi oluşturuldu da ne oldu?!(*) “Salıpazarı İlçesi” daha mı gelişti, kalkındı?!
Dönemin yöneticileri ve “Terme Halkı”mızın ‘gafleti’ ile böyle bir “Terme Yüzölçümünün daraltılması”, “Terme Toprağı”nın “bö-lün-me-si”ni, 2017’lerden baktığımızda “doğru yapılmıştır” diyebilir miyiz?
2017’lerde bile “Salıpazarı İlçesi”nin teşbihte hâtâ olmazsa “perişanlığı” âşikar değil mi?
1973’lerde başlayan ,büyük oranda “Terme Toprağı”nın “parçalanarak”, “bölünerek”, “Salıpazarı İlçesi” oluşturulmasında, başta, dönemin idarecileri sorumlu değil mi?
Nasıl böyle bir “bölünmeye” ‘izin’ vermişler?!
“Büyük Terme Mefkûremiz”, “Büyük Terme Ülkümüz” muktezasınca, yine ‘Referandum’ yolu ile veya ‘Referandum’a gerek kalmadan, “Salıpazarı İlçesi”ne verilen “Terme Toprağı” bir an evvel geri alınmalıdır…
Yahû “Salıpazarı İlçesi”ndeki, bilhassa da, ‘Konakören’ civarındaki ‘seçmenler’in ekseriyeti “Terme doğumlu” be!!!
Rahmetli Pederlerimizin bile “Salıpazarı İlçesi”ne dahil edilmiş “Terme Toprağı”nda ne hâtıraları var be!!!
Kaldı ki, normal şartlar altında, bir “İlçe Yüzölçümü”nün daraltılması, küçültülmesi, azaltılması; tabiri caizse “sosyal medyadan fotograf/resim kırpar gibi”, şark’ından kırp; garb’ından kırp; şimal’inden kırp; cenub’undan kırp;(meselâ); çok boyutlu ve çok faktörlü düşünürsek; üstelik mevcut “Büyükşehir Yasası”na rağmen-ki “Büyükşehir Yasası’nın da neresi doğru ki?!- ne derece ‘doğru’ bir ‘uygulama’ olur ki?!
21.Mayıs.2017, Pazar günü, “20 adet Terme’miz Köyü”nün Çarşamba’ya bağlanıp-bağlanılmayacağı “referandumu/halkoylaması” yapılacak…
Mes’eleye  hassasiyet duyanlar; on seneye kalmadan, “Terme’nin yok olacağı”nı (?!) dillendiriyorlar…
Hattâ “Nasıl olsa Terme’mizi, zaten Ünyeliler kurmuşlardı” demeye de getirerek; “SSK, Vergi ve Elektrikte %50 indirim de alırız” ‘düşüncesi’ ile “Ünye’ye bari bağlanalım” demeye de getiriyorlar…
“Büyük Terme Mefkûremiz”, “Büyük Terme Ülkümüz”, bırakalım oraya-buraya “bağlanmayı”; bırakın “bölünme”yi, “daralma”yı, “küçülme”yi; daha da “büyüme”yi, daha da “genişleme”yi, daha geniş “yüzölçümüne” sahip olmayı gerektirir…
Bendeniz, “Terme’mizin çocuğu” olarak; hiçbir gerekçe ve mazeretle, “Terme Toprağı”mızın  “küçültülmesi”ne, “daraltılması”na, “bölünmesi”ne, oraya-buraya “bağlanmasına asla ve kat’a razı değilim…
Ne Çarşamba İlçesine, ne Ünye ilçesine, ne de Salıpazarı ilçesine verilecek “bir karış toprağımız yohtur”, verilmemeli…
Bilakis, bir an  evvel, 1973’lerde, Salıpazarı ilçesine verilen “Terme Toprağı” usulunce  geri alınmalı, Terme’mize yeniden ilhak edilmelidir…
Gerekirse Ünye ilçesinden, Çarşamba ilçesinden yeni yeni “toprak kazanımı yolu”na gidilmelidir…
“Şehidler ölmez, Terme toprağı bö-lü-ne-mez!!!”, “bö-lün-me-me-li…”
Terme, 15.Mayıs.2017
İsmet GÜLTEKİN
(Terme Birlik MEFKÛRE-Birlik olmadan, dirlik olmaz)
Dip not:

(*): Ali KAYIKCI, “Mahalleden Bölgeye SAMSUN”, Cilt: 2, sayfa 430, Samsun, 19 Mayıs 2001

12 Mayıs 2017 Cuma

"TERME ETNO-FİGÜRÜ"NÜ ARIYOR...

“TERME ETNO-FİGÜRÜ”NÜ ARIYOR…

- TERME’DE HER RENGİ ile ECNEBÎ MIHLAR TUTMAZ-


·      Tarihimize, kültürümüze ve  İslamî inanç kodlarımızla barışık; başka bir ifâde ile yerel/mahallî, millî, İslamî yani “Etno=Ata,Ecdadımıza layık” ‘figür’ümüz, “Etno-Figür”ümüz ne olmalı, nasıl olmalı?
·      Terme’mizde, neredeyse “İkinci Kûtu’l Amâre Destanı”, “İkinci Kut Bayramı” yaşandı.
·      Neredeyse yapıldığı andan itibaren, bir türlü  ‘saat uyumu’ sağlanılamayan; merhum ‘Bayrak Şair’imiz Ârif Nihat ASYA’nın mısralarında olduğu üzre,”Bırak bozuk saatleri, yalan,yanlış işlesin” dedirtmiş olan; aslında “Amazonculuk” gibi “İnculuz Menşeî”li “Terme Saat Kulesi”, nihayet yı-kıl-dı…Tarih: 08.Mayıs. 2017
·      16.Nisan.2017 “Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Etme Sistemi” nin, ”AKP-MHP-BBP” ‘siyasî zihniyetler’in de, “de jarso” olarak, “resmen”, “hukuken”, milletçe  “N’evet” denilerek onaylanması sonrası, “İnculuz”un belki de hâlâ “Kasaba” dediği Terme’mizde, “Terme Tarihi” nokta-i nazarınca da en ehemmiyetli ve en ciddî uygulama: “Terme Saat Kulesi”nin yı-kı-lı-şı…Belki de tarih boyunca, “Saat Kuleleri Tarihi” açısından da, ‘ilk defa yı-kı-lan saat kulesi…’
·      Ve “TERME ETNO-FİGÜRÜ”nü arıyor…

·      Neredeyse  bir ay önce, “Termeliler Saat Kulesi Yerine Amazon Heykeli İstiyor” manşetini atan ve son zamanlarda “Amazonculuğu” ile de âdeta ünlenen “Terme Bilgi Gazetesi” ise, bir ay sonra, “Halkın Sesi Galip Geldi” manşetini atarak, başka “figürleri” de dillendirdi. Netice de inşallah  “anti-etno-figür” konuşlandırılmaz, ko-nuş-lan-dı-rıl-ma-ma-lı…
·      Terme’miz, evliyâlar, şehidler, gaziler, hâfızlar, hafizeler, pehlivanlar/güreşçiler şehridir…
·      Terme’miz, pirinç, pide, fındık, pancar şehridir…
·      Terme’miz, yetişmiş nice “adamlar” şehridir…
·      Dinimiz İslamiyet’te “Heykel, Heykelcilik yohtur…” Asla ve kat’a “Terme Etno-Figürü”nde “heykel” ol-ma-ma-lı-dır…

·      “Amazon, Amazonperverlik, Amazonseverlik, Amazonculuk” tamamiyle “İnculuz Menşeî”li, “uyduruk tarih”, “paganizm” ve gayr-i millî tarih”dir, “figür”dür ve “etno-figür” değildir, “anti-etno-figür”dür. “Terme Etno-Figürü”müzde ol-ma-ma-lı…
·      Kozmopolitizm’e/Dünya vatandaşlığına, Küreselleşmeye, “bütün dünya insanlarını tek bir kalıba , tek bir standarta sokma” yani “Amerikalılaşma”ya, “Amerikalılaşma Çağı”na, tabiri caizse sapına kadar verilecek en uygun cevap; “etno-figür” dolu “Terme Etno-Figür”ümüz olmalıdır…
·       “Terme Etno-Figürü”müz, modern, çağcıl ve orijinal bir “dizayn”, bir “tasarım” da olmalıdır.
·      Böyle bir “orijinal tasarım”da, mutlaka ve mutlaka “Türk’ün, Kürd’ün ve İslam’ın da Bayrağı” olan “Ay Yıldızlı Al Bayrağımız” da olmalıdır…Ve sürekli hareketli bir “Terme Etno-Figürü”müz olmalıdır…”GİF”ler gibi…Ve Geceleri ışıl ışıl aydınlatılmalıdır…
·      Terme’miz bir “Balık Şehri” olması hasebiyle de, “Unutulan Terme Çapası” ile “Balık Figürü” ile de “Terme Etno-Figürü”müz zenginleştirilmelidir…
·      Terme’miz bir “Güvercinler Şehri” ve “At Sevgisi” ile dolu olan bir şehirdir. “Terme Etno-Figürü”müzde, “Güvercin” ve “At” ‘figür’leri de olmalıdır…
·      Terme’miz, “Ahşap/Tahta Camiler Şehri”dir de…Tarihî, Kültürel ve İslamî inanç kodlarımızı, “miras”ımızı, “etno-figür”ümüzü ortaya koyan “Terme Etno-Figürü”müzde, “Ahşap/Tahta Cami Figürü” de olmalıdır…
·      Yerli, millî, İslamî ve insanî “mazi mirası”mızı tamamiyle ortaya koyacak olan “Terme Etno-Figürü”müz, müşahhas bir şekilde ve zikredildiği üzre “orijinal tasarım” da olmalıdır…
·      “Kökü mazide olan âti”mizin, “manevî miras”ımızı canlandıracak olan bu “figür”ümüz, “Terme Etno-Figürü”müz, çağcıl mimarî tasarımına muhakkak sahip olmalıdır…
·      “TERME ETNO-FİGÜRÜ-Terme’de Her Rengi ile Ecnebî Mıhlar Tutmaz!-“

Terme, 12.Mayıs.2017
İsmet GÜLTEKİN

(Terme Birlik MEFKÛRE-Birlik olmadan, dirlik olmaz-)

16 Nisan 2017 Pazar

16 NİSAN REFERANDUM NETİCESİ: “MUHTEŞEM ENTERASANLIK” ASLINDA “MİLLET” ‘HAYIR’ DEDİ!!!


16 NİSAN REFERANDUM NETİCESİ:
“MUHTEŞEM ENTERASANLIK”
ASLINDA “MİLLET” ‘HAYIR’ DEDİ!!!



Bu millet; “Etrak”ı/ “Türkler”i ile “Ekrad”ı/ “Kürdler”i ile  ve hattâ “Alevî”leri vesaire ile mevcut “siyasî irade”ye bir defa daha ders verdi. Neredeyse ikinci bir “7 Haziran Olayı” yaşattı…
“Teknolojik” olarak da “hız çağı”nda olmamız hasebiyle olsa gerek; daha “açılan sandık oranı %84”leri ve saatlerde daha 19’ları gösterdiğinde, “Türkiye’miz Geneli Manzarası” da ‘net’leşmişti. “İzmir’de Evet çıkar” “ham hayali” kuranlara; “Bak, İstanbul bile ‘hayır’ diyor neredeyse…İstanbul ‘hayır’ derse, bu millet de ‘hayır” diyor”, dedirtti.Kaldı ki zaman akışında, belki de uzun senelerden beri ilk defa “Başkent Ankara”, “Yönetim Merkezi Şehri” bile ‘hayır’ dedi…
Daha saat 17.00’den iki buçuk saat sonra da; “MHP hattâ BBP ‘Evet’ demeseymiş, ‘hayır’ oranı daha artacakmış…Kaldı ki neredeyse “1(Bir) Puanlık Evet Farkı” yerine aslında “Hayır” çıkacakmış..”Ülkücü Hareket; MHP ve BBP ‘tüzel yapıları” ile “16 Nisan Referandumu”nda da, “milletten kopuk” olduğunu da bir kere daha ispatladı. Adı zikredilen “tüzel yapılar”ı ve adı zikredilmeyen “yan kuruluşu STK”ları da muhtemel şiddetli “sarsıntılar” bekliyor!!!
Benim ailem bile “inandığı” şekilde, hiçbir zorlamaya maruz kalmadan “rey” verdi ve ilk defa “rey” kullanan oğlum ile eşim ‘haklı’ çıkmış oldular…
Demek ki bir “Ülkücü Alperen delikanlı ‘laz kızı’ ile evlenmeli…”
“Seçim Görevi” sebebiyle aldığımız “YSK KURSU”nda da, “154 Evet, 154 Hayır” ‘video’yu  cay-ı dikkat bulmuş ve bu “YSK ZİHNİYETİ”nin “fifty fifty”, “başa baş” algılattırmasının da neticede çok ‘basiretli’ çıktığını da anladık…
“Millet seçti beni”, “Cumhurbaşkanını millet seçti” ifadelerini “bu millet ye-me-di…” 10 Ağustos gibi “katakulli bir zamanlama” ile düşük seviyedeki katılım oranı ile kullanılamayan milyonlarca ‘rey…’: Aslında “Cumhurbaşkanını Millet Seçmedi!!!” dedirtti…
Aşırı derecedeki “Yandaş Yazılı-Görsel Medya”nın “Vesayetti…Askerî Vesayetti…” lakırdılarını da bu “millet ye-me-di…”
“FETÖ Olayı”nda bile ilk önce kendi “AKP örgütü”nden ‘temizlemeye’ başlayamayan mevcut ‘siyasî irade’yi; bütün ‘orantısız güç’e ve tabiri caizse ‘atılan kemiklere’ rağmen; neredeyse “millet  hayır!!!” diyerek “ye-me-di…”
Neredeyse bütün ‘anket şirketleri ‘fos’ çıktı, ‘millet ye-me-di…’ Sadece ‘Gezici Anket Şirketi’nin “16 Nisan Referandum Neticesi”ni “tamamiyle bildiği” dillendirildi…
Evet, ben bile “bu millet”in ’16 Nisan Referandumu’ neticesi ile böyle sadece “artı bir puanlık evet farkı” ile “Muhteşem Enterasanlık” yaşatacağını ummuyordum…
Aslında ‘bu millet’; “Sizler çakalsanız, ben sizlerden daha çakalım” dedirtti. “Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi”ne ‘kuvvetli bir destek vermedi..”
“Aklını kimseye kiraya vermeyeceği”ni de adeta ispatlayan bu millet; “mânâ önderleri”nin “Evet Çağrıları”nı da fazla kaale almadı!!!”Dinazorlar Takımı” diye küçümsediğimiz “Saadet Partisi Teşkilatı Yöneticileri” ile “Morisson Süleymanperverler, hattâ FETÖ’cüler(!)” diye ‘dudak bükdüğümüz “Nurculuğun Tek Hayır diyen Yeni Asya Ekolü”nün ise ‘bu milletin frekansları’ ile de ne kadar da mutabık kaldıkları bir kere daha tescillendiğini anladı…
“16 Nisan referandum süreci”ndeki lümpen, seviyesiz “ana muhalefetlik” yapan “zihniyet”ten de öte, sadece “artı bir puanlık fark” meydana gelmesi, “şuurlu bir Ak Parti tabanı”nı da hatırlattı…
Bendeniz ise “Erbakan-Türkeş-Demirel-Yazıcıoğlu” gibi  neredeyse “bütün eskimeyen, kudemî siyasî liderler, tıkandıkları noktada hep “Başkanlık Sistemi”ni talep etmişlerdir ve bu hususta yapılan ‘yorumlar’ da “tevil”dir kanaatine sahip” olarak, 5 Mart’tan itibaren kesinleşen “, ‘evet’ tavrım, hattâ “Cüneyt ARKIN vâri N’vet” duruşumu, elbette sandığa yansıttım..
“16 Nisan Referandum Neticesi” ile “bu millet”, bir defa daha beni de “muhteşem şaşkınlığa” sevketti, “muhteşem enteranlığı”nı da gösterdi…
Ve “bu millet”, “Türk’ü ile Kürd’ü ile Laz’ı ile Çerkez’i ile hattâ Alevîleri ile” “16 Nisan Referandum Neticesi” ile aslında son isimlendirmesi ile “Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi”ni, sadece “artı bir puanlık fark ile “ o-nay-la-dı!!!
Vesselam…
16.04.2017
İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com

10 Nisan 2017 Pazartesi

"KİTAP"LARIN ve "KÜTÜPHANELER"İN DEĞİŞEN ANLAMI


“KİTAP”LARIN ve “KÜTÜPHANELER”İN DEĞİŞEN ANLAMI

Çağımız, artık “elektronik kitaplar”ın, “e-kitaplar”ın olduğu “ Dijital  Çağ”dır.
Ülkemiz , Türkiyemiz ise “Türk Dünyası”nda en fazla kitap yayını olan ve kitap okuyan bir ülkedir.
Kitaplar ise, geçmişten bu güne değin bize bilgi taşıyan ,duygu ve düşünceleri gelecek nesillere  aktaran en etkili araçtır.
Kitapsız bir hayat ,kör sağır ve dilsiz yaşamaktır.
Hattâ öyle ki, kültürümüzde, töremizde birine “kitapsız” demek hakaret telakki edilir.
Ve bizim kültürümüzde, töremizde “kitap” deyince ilk akla “Kur’an-ı  Kerim” gelir ve “Bütün kitaplarda, Kur’an-ı Kerim’in daha iyi anlaşılması için yazılmıştır” adeta…
Ve yine bizim kültür ve töremizde, “kalem kılıçtan üstündür…”
Artık “dijital çağ”ımızda kitaplara “ bir tık  kadar yakın”ız ve “bir tık” kadar rahat bir şekilde de ulaşabilmekteyiz…Yüzlerce kitabın bir tek’si di’( CD)de taşınabildiği; koskoca kütüphanelerdeki kitapların mini mini “flash belleklere”, “si di(CD)”lere yüklenildiği ve taşınıldığı bir zaman dilimindeyiz.. Bazı şehirlerimizde uygulandığı üzre,”sokak kütüphaneleri”nin bile kurulduğu bir zaman dilimindeyiz..
Nesillerimiz, bilhassa da ikibinli senelerden sonra doğan “Z Kuşağı-Z Nesli”ne mensup olanlar, mutlaka amma mutlaka önce “Türk Klasikleri”ni, sonra da “Batı Klasikleri”ni meydana getiren eserleri okumalısınız…
“Ders Kitapları” dışındaki eserleri de okumalılar…
Bin sene önceki Müslümanlar gibi iştiyakla okumalılar…
Okul harçlıkları ile sadece yiyecekler değil; dergiler, kitaplar alabilme ve okuyabilme alışkanlığı ve davranışı da kazanabilmeliler…
Ve “kitap okuma”yı ciddî bir meşguliyet olarak görmeli, mutlaka elinizde bir kalem ile anlayarak okumalılar…
Artık “Dijital Çağ”ımızda, “Dijital Kütüphaneler”, “Dijital Kitaplıklar” teşkil edilmekte ve sizler de evlerinizde çağımızın gidişatına uygun olarak; bilgisayar-internet ortamlarında, sevdiğiniz, beğendiğiniz veya okumanız çok lazım olan “Türk Klasikleri”, “Batı Klasikleri” eserleri, “bir tık” ile indirip, yükleyerek, “elektronik-dijital kitaplıklar” , “elektronk-dijital kütüphaneler”meydana getirmeliler…
Bütün bunlar için  istenilen; gayret, öğrenme iştahı ve meraktır..
Ve bizim kültür ve töremizde “kağıt” çok mukaddestir, yere atılmaz ve üzerlerine basılmaz.
“Amerikalılaşma Çağı”nda, “Kozmopolitizm Kokan Çağımız”da, “Bütün İnsanları Tek Tipleştirici Çağı”mızda;1980 öncesi doğumlu”X Kuşağı/X Nesli”; 1990 sonrası doğumlu “Y Kuşağı-Y Nesli” ve  bilhassa da,2000 yılı sonrası doğumlu “Z Kuşağı/Z Nesli” ;lütfen “kitaplara ayakkabı ile basmayın”, “kitapların üzerine oturarak da kitap okumayın….”
09.04.2017
İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com

8 Nisan 2017 Cumartesi

AMAZONCULAR, AMAZONLARI DA TÜRKLEŞTİRİYORLAR!!!

AMAZONCULAR,
AMAZONLARI DA TÜRKLEŞTİRİYORLAR!!!

Amazonseverler, Amazonperverler, kabaca Amazoncular, Amazonları da “Türkleştiriyorlar…” “Efsaneden Gerçeğe”(1) başlıklı Abdulkadir BAŞ imzalı ‘karman-çorman bir yazı’da;’ Küresel zihniyetli, kozmopolit  zihniyetli bir yazı’da ; “Amazonlar Türkleştirilerek”; “Amazonların İskit Türk’ü” olduğu iddiaları dillendirildi. Hattâ öyle ki,  bu iddialar, Türkiye’mizin ve Samsun’umuzun da ‘Milliyetçi’ bildiği bazı şahsiyetlerin eser ve yazıları “haşiye/dipnot” gösterilerek yapıldı.
Âdeta bahse mevzuu  “Amazonlar Tarihi”nin, bazı İngiliz İntelijeansa/İngiliz Ajanlarınca meydana getirilen “Uyduruk bir tarih” olduğunu hiç mi hiç hatırlamayan “Efsaneden Gerçeğe” başlıklı yazının sahibi; TELLİOĞLU’nun “Biz Anadolu’ya 1071’den önce de gelmiştik” ‘tezi’ çercevesinde, “Samsun’da Türk Yerleşim Tarihi” isimli eserinde ortaya koyduğu “İskit Türkleri” gerçeği ile Amazonları “zorakî bir evliliğe, zorakî bir akrabalığa” sevketmekten öte; “Amazon Efsanesi”(2) eseri de ‘haşiye/dipnot’ göstererek, tamamiyle “Amazonları Türkleştirdi.”
Âdeta, “Bakınız Amazonlar da İskit Türklerinden…Niye gocunuyorsunuz ki?”, demeye getirircesine!!!
Hele de , ‘Terme BİLGİ PINARI’ dergisindeki yazısında, BAŞ’ın; Arslan BULUT’un “Meydan Okuyan Kadın”(3) başlıklı makalesini ‘haşiye/dipnot’ olarak zikretmesi ise hem “tebessümlere” sebep olurken; hem de “Meğerse bu BULUT da Amazoncu imiş!” dedirtti. BULUT, ilgili köşe yazısında, günümüzde “MHP Muhalifleri Hareketi’nin Liderliğini Yapan” Meral AKŞENER’in Samsun’a gelişini ve çalışmalarını dillendirirken de; yine âdeta “Meral AKŞENER’i, günümüzün Amazon Savaşcısına” benzetiyordu…

TERME’MİZİN “BOZUK SAAT”Lİ SAAT KULESİ

Termemize yapıldığı andan itibaren neredeyse “Bozuk Saat”li “Saat Kulesi” yerine ise günümüzdeki Amazonseverler, Amazonperverler, kabaca Amazoncular tarafından ise “Amazon Heykeli” isteniliyor. Termemizin müesseseleşmiş mahallî/yerel gazetenin ‘manşeti’nden: “Termeliler Saat Kulesi Yerine Amazon Heykeli İstiyor”(4) Hattâ öyle ki; herhalde ‘Amazonları Türkleştirmek’ bâbından olacak ki; istenilen ‘Amazon Heykeli’; “ at sırtında  ok atan Amazon kadını ve hemen yanında da yaşlı bir nine ve kolunda içi çeltik ve fındık dolu bir sepet” de olacakmış!!!
“Yaşlı bir nine ve kolunda içi çeltik ve fındık dolu bir sepet” ‘figürü’ ile “Amazonları yerlileştirmek, millîleştirmek, Türkleştirmek…”

NETİCE:

Doğrusu şahsen, “Amazonların da Türkleştirileceği” hiç aklıma gelmezdi.
Elbette ki, “uyduruk”, elbette ki “kurgu dolu”, elbette ki “zorakî tarih” meydana getirme gayretleri…
Maalesef, Türkiye’miz  ve Samsun’umuz “efkâr-ı umumiyesi/fikirler,düşünceler camiâsı”, muhtelif sebeplerden; “Amazonlar Mes’elesi”nde iki ayrı safha ayrışmış bulunmaktadır…
İskit-Hun-Göktürk-Selçuklu-Osmanlı-Cumhuriyet “tarihî çizgimiz”e meftûn olanların; gayr-ı millî ve hattâ gayr-ı islamî  “figürleri” “diriltme gayret”lerine “eyvallah” demesi muhal ender muhaldir…
Kaldı ki, “Terme”miz, bütün “zorlamalara rağmen”, asla ve kat’a “Amazonlar Diyarı” de-ğil-dir…
Vesselam…
08.04.2017,Cumartesi
İsmet GÜLTEKİN

Dip Notlar:
1) Abdulkadir BAŞ, “Efsaneden Gerçeğe Terme”, (Terme) Bilgi PINARI Dergisi, Yıl..3 Sayı.. 11 Mart 2017, s.34-35-36
2) Eren SARI, “Amazon Efsanesi”,
3) Arslan BULUT, “Meydan Okuyan Kadın”, Yeniçağ Gazetesi, 20.03.2016

4) “Termeliler Saat Kulesi Yerine Amazon Heykeli İstiyor”, Terme BİLGİ Gazetesi, Yıl.:14 Sayı.:740 05 nisan 2017, s.1 ve 2

29 Ağustos 2016 Pazartesi

TERME'MİZ GÜREŞ'E NEDEN İLGİSİZ?!



TERME’MİZ GÜREŞ’E NEDEN İLGİSİZ?!



Belki de, Samsun ve İlçeleri içinde, güreşçi-pehlivan potansiyeli en yüksek ve güreş’te en yüksek başarılar elde etmiş bir ilçe Terme’miz…
Başta ‘Terme Güreş Tarihi’nin en başında gelen Kenan ŞİMŞEK’lerden tutunda, ‘Karadeniz Fırtınası’, ‘Sarı Fırtına’ Necmi KOÇ’lara, Mehmet TEPE’lere, Kerim YÜKSEL’lere kadar, ne güreşçilerimiz, pehlivanlarımız yetişmiş. Bu sebepledir ki, Terme’miz ‘Güreşçiler Diyarı’, ‘Pehlivanlar Diyarı’dır da..
2016 Yaz’ında, Türkiye’miz gündeminin bir hayli hararetli olduğu bir vetirede, süreçte ise Temmuz ve Ağustos aylarında; Veziköprü’de iki defa, biri “Kunduz Yağlı Güreşleri”, diğeri “1. Yağlı Güreş ve Keşkek Festivali”; Canik Belediyesi’nce, Canik Yayla Mahallesi’nde, “Yayla Mahallesi Geleneksel Güreş Şenliği” ve son olarak da, 19 Mayıs İlçesi’nde, “19 Mayıs Belediyesi”nce, “2. Karakucak Güreşleri Festivali” yapıldı.. Hem de  halk katılımlarının sekiz bini, kırk bini bulduğu; yüzlerce güreşçilerimizin iştirak ettiği güreş şölenleri..
Yine 655.Tarihî Kırkpınar Yağlı Güreşleri Başpehlivanlığını kazanan Samsunlu Recep KARA, FETÖ’nün,“15 Temmuz İşgal Girişimi” sonrası milletçe tutulan ‘Demokrasi Nöbetleri’nde “Fetullahçı Terörü-Darbeyi-İşgal Girişimi’ni protesto mitinglerinde boy gösterirken; neredeyse sadece Terme’mizdeki ‘Demokrasi Nöbeti’nde boy gösteremedi…

TERME’MİZ NEDEN GÜREŞE İLGİSİZ?!

Bu suâlin cevabını ise 2003’lerde neşrettiğimiz “Unutulan Termeli Güreşçilerimiz”(*) kitapçığında bulabilirsiniz.
1978-1979’da,Terme İmam-Hatip Lisesi Güreş takımı; 1983-1984’de, Termespor Güreş Şubesi vardı. “Kenan ŞİMŞEK’i, Türk Güreşine  Kazandıran Adam”, Ali AKSUOĞLU’nun gayretleri ile meydana gelen bu güreş yapıları ve AKSUOĞLU’nun senelerdir yakındığı, talep ettiği fakat hâlâ ‘bir güzel ülkü, bir güzel mefkûre’ olarak kalmış hayalleri: Terme’de bir ‘Güreş Salonu’ olmayışı ve hâlâ ‘Kenan ŞİMŞEK Güreş Salonu’nun ‘tüzel kişilik’ kazanamayışı…
Ve “Güreş”in, son günlerde teşkil edilmeye ve yaygınlaşmaya çalışılan ismi ile “Etno-Spor”lardan, “Millî Spor”lardan, “Ata Sporlar”dan olmasının getirdiği ‘tiksindi’lik hâller sebebi ile süren ilgisizlikler…(s.10)
Termeli Güreşçimiz Kerim YÜKSEL ise ‘Terme’miz Neden Güreşe İlgisiz?’ suâlini ,  bakınız 2003’de yayınladığımız kitapçıkta nasıl cevaplamış:”Terme’mizin halkı ve özellikle de ‘yerli ağaları’, bu spora el atsalardı, Termeli güreşçilerimiz daha da farklı olurdu.” Diyor ve ekliyor:”Her şeye rağmen, Terme’de sivrisinekten,bataklıktan, sıtmadan, çamurdan başka bir şey yetişmez diyenler, sadece Termeli güreşçilerimizi hatırlamış olsalardı, ne kadar yanlış düşündüklerini anlayacaklardır.”(s.18,19)
Ve “nedenler”den, “sebepler”den biri olarak da, hepimizin bildiği “İngiliz Etno-Sporu Futbol”a gösterilen ilginin “Türk Etno-Sporlarından Güreşe” gösterilmeyişi…
Halbuki, daima, Türkiye’mizde, en başarılı ‘spor dalı’, “Türk Etno-Sporlarımız”dan, “Ata Sporlarımız” dan “Güreş Spor Dalı” olmuştur. Bakınız, 2016’da da, Brezilya Rio Olimpiyatlarında, Türk Güreşçilerimiz, bir altın, bir gümüş ve bir bronz madalya aldılar…

NETİCE:

Evet, başta da dediğimiz üzre, Samsun ve ilçeleri içerisinde “Güreşçiler, Pehlivanlar” potansiyeli ve başarısı en yüksek ilçe, “Güreşçiler,Pehlivanlar Diyarı Terme”mizdir. Hem biliyor musunuz, “Türkiye çapında ve Karadeniz Bölgesi’nde bütün ‘Başpehlivanlar’ Termeli…”(s.16)
Anlayana…
Terme, 30.Ağustos.2016
İsmet GÜLTEKİN
NOT: Araştırmacı-Şair-Yazar Şanlıurfalı Mehmet Hulusi ÖCAL, vefât etti. Efendiliği, mütevazîlığı ve Türkçe’yi en iyi konuşan adam olarak da daima hatırlanacak. Allah(c.c.) rahmet eylesin.(Âmin.)

Dip Not.:
(*): “Unutulan Termeli Güreşçilerimiz”, Derleyen ve Yazan.: İsmet GÜLTEKİN, Terme Birlik MEFKÛRE-Birlik olmadan, dirlik olmaz-, Kültür Hizmeti-2, Terme-2003,Bilgi Ofset Matbaacılık

27 Ağustos 2016 Cumartesi

‘HOLOKOST’(ALMANLAR’IN YAHUDİ SOYKIRIMI): ‘YALAN MI?’ ‘GERÇEK Mİ?’



‘HOLOKOST’(ALMANLAR’IN YAHUDİ SOYKIRIMI):

‘YALAN MI?’ ‘GERÇEK Mİ?’





‘Holokost’ nedir? Yunanca ‘holos=bütün,tüm,komple’ demek. ‘Kaustos’ ise ‘yanmış,yakılmış,köz olmuş’ demek.’Holokost=Tamamen yakılmış, yanıp kül olmuş’ demek. İbranice ise’Felaket’ anlamında. ‘Holokaust’, Türkçesi  ‘Holokost’ ve ‘Hitler’in Yahudi Soykırımı’ demek.(1)

Tarihinde, mazisinde, geçmişinde ‘soykırım’, ‘jenosid’,’katliam’ olmayan ‘tek millet’ biz Türkler, Türk Milleti…Diyeceksiniz ki, ‘yakın tarihimiz’de, ‘Dersim’de, bugünkü ‘Tunceli’de yaşanılanlar neydi? Ben, bu fakir, geçen senelerde Türkiye’miz ‘fikirler camiası’nda, ‘kamuoyu’nda da ‘tartışılan’ bu mes’ele üzerine yazdığım yazımda, ‘Dersim’de Katliam Yapılmıştır’ ‘gerçeği’ni savunanlar safında yer almış ve ‘Devlet’tir, ne yapsa yeridir’ ‘görüşü’nü asla ve kat’a kabul etmemiştim…
Neticede, dünya üzerinde yaşayan ‘milletler’ içinde mezkûr mes’ele de sicili ‘en temiz  olan millet’, Türk Milleti’dir, biz Türklerdir..
‘En yakın tarihimiz’de ‘tartışılan’ bir ‘Millî Mes’elemiz’ var ki; sonsuz derecede ‘haklı’ olmamıza rağmen; neredeyse yeryüzündeki ‘bütün düveller’in, ‘bütün devletler’in ‘parlamentoları’nca alınan kararlarla, ‘1915 Ermeni Olayları’ ile ilgili ‘Soykırım Kararları’ ile ‘haksız’ vaziyete düşürülmüş olmaktan da bir türlü kendimizi  kurtaramayan bir millet konumunu sürdürmeye de devam etmekteyiz. Dünyada bu mes’ele ile ilgili ‘arşivleri hâlâ açıl(a)mayan’ sadece ‘Ermeniler, Ermeni Arşivleri’ kalmışken ve mevcut ‘Devlet Ricali’nce yapılan onca ‘çağrılara’ rağmen şu tarihe kadar bile hâlâ açılmamış olan ‘tek Ermeni arşivleri’ kalmışken…


Geçen aylarda, Almanya Parlamentosu da, bazı gazete manşetlerinde de dile getirildiği üzre; ‘135 yıllık Dost Almanya, 1915 Ermeni olayları için ‘Soykırım’ dedi’ ifadelerinden de anlaşılacağı gibi, Almanya,en son olarak ‘Ermenilere Soykırım/Jenosid yaptığımızı parlamentosunda kabul eden ülke’ olarak da tarihe geçti.

İşte, Haziran 2016’nın başlarında yaşadığımız bu ‘Almanya kazığı’ ile ‘kamuoyu’muzda, çok kısa süreli de olsa-malûm hız çağı- mevcut siyasî iradenin en tepesinden başlayarak, neredeyse bütün medyamız;Almanlara, Almanya’ya, ‘Holokost’u da hatırlattılar..’Holokost’u yani Hitler önderliğinde ‘Nazi Almanlar’ın , Almanya’da yaşayan ‘Yahudiler’e ‘soykırım/jenosid’ yaptıklarını hatırlattılar..

‘Dergah Ofset’ baskı tesislerinde basılan ve ‘AKİT GAZETESİ’NİN HEDİYESİDİR’ ibareli, ‘Yeni AKİT Gazetesi’nin bir zamanlar okurlarına promosyon olarak verdiği, ‘Siyonist-Nazi İşbirliğinin Gizli Tarihi ve ‘Yahudi Soykırımı’ Yalanının İçyüzü’ alt başlıklı ‘Harun YAHYA’nın, nam-ı diğer ‘Adnan OKTAR’ın ‘Soykırım Yalanı’ isimli eserini şöyle ‘yüzeysel/vulger’ bir şekilde sayfalarına göz attığımdan beridir, kafama mıh gibi saplanan bir suâl; ‘Holokost/Almanların Yahudi Soykırımı, Yalan mı, Gerçek mi?’ suâlime cevap olabilecek okumalar da yapmaya başladım ve ortaya da bu ‘araştırma yazı’m çıktı….

Bu mezkûr mes’ele üzerine, sıcağı sıcağına ‘kamuoyu’ ile fikirlerini, düşüncelerini, görüşlerini paylaşan Erhan AFYONCU gibi tarihçilerimiz bile, yazılarına, “Almanların Yahudilere yaptığı soykırım, hemen hemen herkes tarafından bilinir.” Cümleleri ile başlayıp, neredeyse “Almanlar’ın soykırım tarihi Yahudiler ile sınırlı değil.” Cümleleri ile de devam ettiler.(2)

Daha enterasanı ise ‘1915 Ermeni Olayı’nın yıldönümü diyebileceğimiz ’24 Nisan’ tarihinde ise merhum Kazım Karabekir Paşa’mızın muhterem kızının basınımıza yansıyan açıklamalarında anlaşıldığı üzere ki, “Hitler Yahudilerin sütüyle ve doktoruyla ilgilendi mi?” cümleleri ile ‘Hitlerli Almanya’nın, ‘Nazi Almanyası’ının ‘Yahudilere Soykırım’ yaptığını, yani ‘Holokost’un bir ‘gerçek’ olduğu fikrini, düşüncesini ve görüşünü ‘kamuoyu’ ile paylaşıyordu..(3)
Yine tabiri caizse ‘Kirli/Soygun/Batılı Sistem’in günümüzde ‘gazını alan gazete’ diye de tarif edeceğimiz ‘SÖZCÜ Gazetesi’ ise gördüğünüz üzre ‘Holokost’u adeta kabul ettiğini;sadece ‘SÖZCÜ Gazetesi’ değil, neredeyse “Müslüman görünümlü Siyonist gazeteler”(?!) dedirtmiş olan günlük ‘MİLAT Gazetesi’, “Diriliş Postası Gazetesi”-birinci,ilk sayfalarını görüyorsunuz- ve yaptığı “Ermeni Soykırımı diyenler, Siz önce tarihinize bir bakın!” başlıklı ‘Hitler dönemi gaz odalarda yakılan Yahudiler’ resim-haber yazıları’ ile adeta ‘Holokost’u ‘gerçek’ kabul eden ‘Türkiye Gazetesi ‘(5.6.2016,Pazar,s.13) ve tam olarak ne düşündüğü ‘Sür Manşeti’ndeki ‘Hitler Dirildi’ haberi ile de ‘Yeni SÖZ Gazetesi’, “Holokost Tartışmaları”nda, ‘Gerçek’tir Safı’nda saf tuttular…

Mezkûr mes’ele ile ilgili yaptığım ‘fikrî takipler’im neticesinde, ‘Harun Yahya’, nam-ı diğer ‘Adnan OKTAR Hoca’ dışında, “Holokost” bir ‘yalan’dır, Hitler’in Yahudilere ‘Soykırım/Jenosid’ yaptığı bir ‘siyonist yalan’dır” şeklinde safını belirleyenlerden biri de, son zamanlarda “IŞİD ve Kökenleri-Haricilik ve Selefilik” isimli esere de imza atmış olan “Hüküm Dergisi Yazarı” Mustafa ÖZCAN oldu.(4)
Günümüzde mevcut siyasî iradenin temsilcilerinin bazılarınca, bazı televizyon kanallarında yüksek sesli bir şekilde dillendirdikleri,”Saadet Partisi, dolayısıyla Millî Gazete’nin FETÖ’cüler güdümünde” olduğu iddiaları yanında, bilhassa 2014’ler başındaki, “Müfredata Siyonizm zehiri bulaştırılıyor, MEB’de bazı öğretmenlere ‘Holokost’ eğitimi” alt başlıkları ile “Ders: Siyonizm, Konu: Holokost” manşeti ile yayınlanan ‘Millî Gazete’nin neşriyatı ise neredeyse medyamızda ‘farklılık’ arzeden ‘tek yayın organı’ oldu diyebiliriz. (5) Üstelik 2015’deki “Filistin’de Hergün Holokost”(6) haber başlığı ile “yazılı basınımız”daki “farklılığı” sergilemeye de devam ederek…

“SİYASÎ SİYONİZM”
Halbuki, mezkûr eserde yani “Soykırım Yalanı-Siyonist-Nazi İşbirliğinin Gizli Tarihi ve ‘Yahudi Soykırımı’Yalanının İçyüzü” (7)isimli eserde dile getirilen “tarihî hakikatler”, “tarihî gerçekler” ise şöyle:
1-   “Tel-Aviv Gemisi” ile gizli ‘Nazi-Siyonist İşbirliği’ açığa çıkmıştır.(s.5)
2-    Almanya’da ve Avrupa’da, “Siyasî Siyonizm’in Antisemitizm(Yahudi Düşmanlığı)  ihtiyacı ve ‘Nazi-Siyonist İşbirliği’.(s.11,12,13)
3-   ‘Filistin’e Yahudi göçünün temin edilmesi, bin yıl sonra da olsa bir ‘Yahudi Devleti’(İsrail)’nin kurulabilmesi için, Almanya,Fransa, Amerika ve Rusya’da ‘Antisemitizm/Yahudi Düşmanlığı’nın körüklenmesi…(s.14,15)
4-   Siyonizm/Yahudi milliyetçiliği ile Nazizm’in/Alman ırkçılığı+Antisemitizm  benzerliği…(s.16,17,18,19,20)
5-   Siyonist-Nazist antlaşması, “Ha’avara Göç Antlaşması”(s.28,29)
6-   Siyonistlerin “No Nalevki” politikası, “Seçicilik” politikası, Almanya ve Avrupa’da uygulanan ‘seçicilik’ politikası.(s.40,41,42)
7-   Siyonistlerin kendi halklarına yani Yahudilere ihanet etmeleri ve ‘Yahudi Soykırımı Yalanını’ Siyonistlerin yayması.(s.44,45)
8-   Almanya’daki “Gaz Odaları”,”tarihî bir yalan”(s.50,51)
9-   “Ziklon B Gazı”, hastanelerde ‘dezenfekte’ maksatlı kullanılan bir gazdır ve tifüs salgını sebebi ile kullanılmıştır.(s.54,55,56,57)
10-                     “Gaz odaları masalı”nı dünya kamuoyuna kabul ettirmeye gayret edenler, başta Amerikalılar.(58,59)
11-                     1992 yılı,“Auschwitz Müzesi”, ‘Gaz Odaları Masalı’ve “Holokost Yoktu” diyen Yahudiler…(s.62,63)
12-                     “İnsan Yakılan Fırınlar”ın içyüzü, fırınlar=krematoryum idi ve ‘insan yakarak öldürmek’ için değil, ‘tifüslü cesetleri yakmak için’ yapılmış fırınlar.(s.69,70,71)
13-                     “Yirminci Yüzyılın Aldatmacası” ‘Soykırım Yalanı’nı ileri sürenler, 6(altı) milyon Yahudinin öldürüldüğünü iddia etmekteler lakin bu cesetleri ihtiva eden ‘toplu mezarlar’ yoktur.(s.71)
14-                     “Sahte Yahudi Soykırımı(Holokost) Şahitleri…(s.73,74,75,76,77)
15-                     “Yahudi Sabunu Masalı”nın iç yüzü…(s.79, 80,81,82)
16-                     “Yahudi Soykırımı Yalanı”, müthiş ‘hayal gücü’ ve ‘pratik zeka’ ürünü,’siyonist tezgah’…(s.83,84,85)
17-                     “Soykırım Yalanı”nın sözde ‘hukukî mesnedi’ “1946-Nuremberg Mahkemeleri”nin iç yüzü…(s.88,89)
18-                     Başta Amerika, Almanya ve İngiltere’nin çektiği “Yahudi Sermayeli” “Holokost” propagandası yapan yüzü aşan ‘Hollywood Sinema Filmleri”.(s.90) Bu sinema filmlerinin tam listesi için bakınız www.wikipedia.org’a...
19-                     “Holokost’u/Yahudi Soykırımı”nı inkar etmenin “suç” olduğu ülkeler: Amerika, İngiltere,Fransa,Almanya,Kanada,Avusturya.(s.91,92) Ve son olarak da İtalya.(Türkiye Gazetesi,11.06.2016 tarihli “Yahudi Soykırımı’nın inkârına hapis cezası’ başlıklı haberi.)
20-                     “Siyonizm ve İsrail Devleti” isimli eserin de sahibi olan Roger GARAUDY’nin ‘Holokost’u yalanlaması’ sebebi ile başına gelenler.(s.92,93) Ve yine Japonya’da ,Ocak 1995’de, “Holokost Yalanı” gerçeğini dillendiren ikiyüz bin tirajlı Japon dergisinin linçe maruz kalışı.(s.94)
21-                     Amerika’daki “Tarihî Revizyon Enstitüsü”nün ‘Yahudi Soykırımı Yalanı’nı sorgulayıcı yayınlarından dolayı üç kere bombalanması.(s.94)
22-                     “Gaz odaları,Yahudi sabunu ve soykırımı yalanları…” Sonuçta ‘ölen Yahudiler’in 6(altı) milyon değil, birkaç yüz bin olması ve sistemli imha uygulamarının olmayışı…İsrail’in kirli tarihi hakikati…(s.95)
NETİCE:
Yaşları yarım asrı geçen nesillerin bile zihinlerini yokladıklarında hatırlayabilecekleri konuşma cümleleri:” –Bak, yaşlıları, ihtiyarları fırınlara sürüp, yağlarından sabun yapıyorlarmış ha!!!”
Ve yine “Ülke/Devlet” bazında, neticede, İran Devleti’inin, Cumhurbaşkanı Ahmedinejat döneminde, Almanya ve Avrupa’da “Yahudilere Soykırım yapılmamıştır. Tamamiyle Siyonist bir uydurmadır” dediğini…
Türkiye’mizde bazı “düşünce adamları”nın da, “kanaat önderleri”nin cesaretle dillendirdikleri “tarihî hakikat”, “tarihî gerçek”, Almanya’da ve Avrupa’da ‘Yahudilere Soykırım/Jenosid Uygulandı” demek, “Yirminci Yüzyılın Aldatmacası”na  da inanmak demektir, ‘hakikati’, ‘gerçeği…’

Bin yıl sonra neticede ‘Devlet’ olmuş ‘Yahudiler’, bilhassa da “Siyasî Siyonist Yahudiler”, bütün ‘insanlığı’ kandırmaya, aldatmaya devam etmektedirler.
Rahmetli “Şairler Sultanı”, “Sultan’üş Şuara” Necip Fazıl KISAKÜREK’in mısrasına anlatmaya gayret ettiği üzre:
“Bütün insanlık yalana teslim…” vesselam.
Terme, 27.Ağustos.2016
İsmet GÜLTEKİN
Dip Notlar:
(2): Erhan AFYONCU, “Almanlar,Soykırım”, Tarihin Pusulası, Sabah Gazetesi, 05.Haziran.2016
(3): “Kazım Karabekir’in Kızından Sözde Ermeni Soykırım İddialarına Tepki: Tarihini Bilmeyenlerin Coğrafyasını Başkaları Çizer”, Türkiye Gazetesi, Kültür-Sanat, 25.04.2016, Pazartesi
(4): Mustafa ÖZCAN, “Nazi Avcılarından Müslüman Avcılara”, Hüküm dergisi,Haziran 2016, Yıl.:4, Sayı.:42, s.15-19
(5): Millî Gazete,”Ders: Siyonizm Konu: Holokost-Müfredata Siyonizm Zehri Bulaştırılıyor”, 18.Ocak.2014 tarihli 1. sayfa haberi.
(6): www.milligazete.com.tr/filistinde,”Filistin’de Hergün Holokost”,17.04.2015 tarihli haber..
(7): Harun YAHYA, “Soykırım Yalanı”, Baskı: Dergah Ofset, Akit Gazetesi’nin Hediyesidir, tarihsiz…