Ünye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ünye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mayıs 2017 Pazartesi

"ŞEHİDLER ÖLMEZ, TERME BÖ-LÜ-NE-MEZ!!!" "BÖ-LÜN-ME-ME-Lİ!!!"

“ŞEHİDLER ÖLMEZ, TERME BÖ-LÜ-NE-MEZ!”

BÖ-LÜN-ME-ME-Lİ…



“Büyük Terme Mefkûremiz”, “Büyük Terme Ülkümüz…”
“Cennet âsâ/ Cennet gibi” Terme’mizi, kim, kimler ‘rahat’ bırakmıyor?!
Terme’mizle alıp-veremedikleri ne?!
Yoksa “Ermeni Çeteleri”nin, “Rum Çeteleri”nin ve “Paralel Devlet/FETÖ Çeteleri”nin – ki her birinin ardında, başta U.S.A./ABD dahil olmak üzere, Rus, İngiliz, Alman, Yunan vesaire var!!!- “maziden kalma” “kuyruk acıları” olanlar mı “depreşiyorlar?!”
“Gizli konuşmaları”ndaki gibi, “gizli fısıldaşmaları”ndaki gibi, Terme’mizi, bile bile “bilmem ne başı”na mı dönüştürmeyi hedefliyorlar?!
“Böl-Parçala-Yönet” metodu mu uygulanıyor?!
Yoksa mes’eleye hassasiyet duydukları aşikar olan bir “TİAD / Çelik İnşaat Sorumlu ve Yetkilisi Muharrem ÇELİK; bir Ülkücü Oğuz PAMUK ve Terme ÇEKÜL Platformu sorumlularından Zekai ALTUNPALA”nın “facebook” hesaplarında yapılan “izah” ve “yorumlar” gibi, Terme’miz hepten mi “yok edilmek(?!)” isteniliyor?!
21. Mayıs. 2017, Pazar günü, “20 Terme Köyü”nün ‘referandum/halkoylaması’ ile Çarşamba’ya bağlanıp-bağlanılmaması  mevzuunda,‘rey kullanımı’ yapılacağı ifade ediliyor…
1973’lerde de Terme ve Çarşamba ilçelerindeki Alanyakın, Düzköy ve Bereket Köylerinin birleştirilmesi ile Salıpazarı Belediyesi; akabinde de 1988’de de Salıpazarı İlçesi oluşturuldu da ne oldu?!(*) “Salıpazarı İlçesi” daha mı gelişti, kalkındı?!
Dönemin yöneticileri ve “Terme Halkı”mızın ‘gafleti’ ile böyle bir “Terme Yüzölçümünün daraltılması”, “Terme Toprağı”nın “bö-lün-me-si”ni, 2017’lerden baktığımızda “doğru yapılmıştır” diyebilir miyiz?
2017’lerde bile “Salıpazarı İlçesi”nin teşbihte hâtâ olmazsa “perişanlığı” âşikar değil mi?
1973’lerde başlayan ,büyük oranda “Terme Toprağı”nın “parçalanarak”, “bölünerek”, “Salıpazarı İlçesi” oluşturulmasında, başta, dönemin idarecileri sorumlu değil mi?
Nasıl böyle bir “bölünmeye” ‘izin’ vermişler?!
“Büyük Terme Mefkûremiz”, “Büyük Terme Ülkümüz” muktezasınca, yine ‘Referandum’ yolu ile veya ‘Referandum’a gerek kalmadan, “Salıpazarı İlçesi”ne verilen “Terme Toprağı” bir an evvel geri alınmalıdır…
Yahû “Salıpazarı İlçesi”ndeki, bilhassa da, ‘Konakören’ civarındaki ‘seçmenler’in ekseriyeti “Terme doğumlu” be!!!
Rahmetli Pederlerimizin bile “Salıpazarı İlçesi”ne dahil edilmiş “Terme Toprağı”nda ne hâtıraları var be!!!
Kaldı ki, normal şartlar altında, bir “İlçe Yüzölçümü”nün daraltılması, küçültülmesi, azaltılması; tabiri caizse “sosyal medyadan fotograf/resim kırpar gibi”, şark’ından kırp; garb’ından kırp; şimal’inden kırp; cenub’undan kırp;(meselâ); çok boyutlu ve çok faktörlü düşünürsek; üstelik mevcut “Büyükşehir Yasası”na rağmen-ki “Büyükşehir Yasası’nın da neresi doğru ki?!- ne derece ‘doğru’ bir ‘uygulama’ olur ki?!
21.Mayıs.2017, Pazar günü, “20 adet Terme’miz Köyü”nün Çarşamba’ya bağlanıp-bağlanılmayacağı “referandumu/halkoylaması” yapılacak…
Mes’eleye  hassasiyet duyanlar; on seneye kalmadan, “Terme’nin yok olacağı”nı (?!) dillendiriyorlar…
Hattâ “Nasıl olsa Terme’mizi, zaten Ünyeliler kurmuşlardı” demeye de getirerek; “SSK, Vergi ve Elektrikte %50 indirim de alırız” ‘düşüncesi’ ile “Ünye’ye bari bağlanalım” demeye de getiriyorlar…
“Büyük Terme Mefkûremiz”, “Büyük Terme Ülkümüz”, bırakalım oraya-buraya “bağlanmayı”; bırakın “bölünme”yi, “daralma”yı, “küçülme”yi; daha da “büyüme”yi, daha da “genişleme”yi, daha geniş “yüzölçümüne” sahip olmayı gerektirir…
Bendeniz, “Terme’mizin çocuğu” olarak; hiçbir gerekçe ve mazeretle, “Terme Toprağı”mızın  “küçültülmesi”ne, “daraltılması”na, “bölünmesi”ne, oraya-buraya “bağlanmasına asla ve kat’a razı değilim…
Ne Çarşamba İlçesine, ne Ünye ilçesine, ne de Salıpazarı ilçesine verilecek “bir karış toprağımız yohtur”, verilmemeli…
Bilakis, bir an  evvel, 1973’lerde, Salıpazarı ilçesine verilen “Terme Toprağı” usulunce  geri alınmalı, Terme’mize yeniden ilhak edilmelidir…
Gerekirse Ünye ilçesinden, Çarşamba ilçesinden yeni yeni “toprak kazanımı yolu”na gidilmelidir…
“Şehidler ölmez, Terme toprağı bö-lü-ne-mez!!!”, “bö-lün-me-me-li…”
Terme, 15.Mayıs.2017
İsmet GÜLTEKİN
(Terme Birlik MEFKÛRE-Birlik olmadan, dirlik olmaz)
Dip not:

(*): Ali KAYIKCI, “Mahalleden Bölgeye SAMSUN”, Cilt: 2, sayfa 430, Samsun, 19 Mayıs 2001

23 Temmuz 2015 Perşembe

“KANİJE MÜDAFİÎ KAHRAMANI”MIZ TİRYAKİ HASAN PAŞA, TERME’MİZE OTUZ (30) KİLOMETRE ÖTEDE



“KANİJE MÜDAFİÎ KAHRAMANI”MIZ

TİRYAKİ HASAN PAŞA,

TERME’MİZE OTUZ (30) KİLOMETRE ÖTEDE


Tiryaki Hasan Paşa…
Osmanlı’nın, kendisine asla ‘İmparatorluk’ demeyen ‘Devlet-i Aliyeyi Osmaniye”nin, “Âli Osmanlı Devleti”nin Avrupa’yı, Batı’yı titrettiği seneler. 16. asrın sonları, 17. asrın başları. “Âli Osmanlı Devleti”nin Avrupa’daki, Batı’daki eyaletleri: 1683’lerdeki Avrupa’daki Eyaletlerimiz: Bosna Eyaleti, Eğri Eyaleti, Temaşver Eyaleti, Varat Eyaleti, Rumeli Eyaleti, Silistre Eyaleti ve Kanije Eyaleti.(1)

Birinci Viyana Muhasarası ile İkinci Viyana Muhasarası arası seneler..


“Kanije zaferimiz”, “Kanije Muhasara”mız, “Kanije Müdafaa”mız, “Kanije Savunma”mız , “Kanije Müdafiî Kahramanımız” Tiryaki Hasan Paşa’mız üzerine, “Türk Sinema Sektörü”müz, nam-ı diğer “Yeşilçam”ımız bile taa 1968’lerde, “film” yapmış.  Tiryaki Hasan Paşa’mızın yardımcısı “Kara Pençe” ile ilgili de  “yeşilçam filmi” ve bir roman: “Kara Pençe” (2)

“Kanije Müdafiî Kahramanız”, “Kanije Savunma Kahramanımız” diyoruz, çünkü Tiryaki Hasan Paşa’mız “Kanije Fatihi”, “Kanije’yi Fetheden” değil; “Kanije Fethedildikten”, dahası “Kanije Kal’ası Fethedildikten” sonra, “Kanije Kal’ası”nı, dönemin Avrupa’sına, dönemin Batı’sına, Macarlara, Hırvatlara, İmparator 2. Ferdinand’a karşı iki ayı aşan süre müdafaa eden, savunan bir “Kahraman Paşa”mız. Hem de çok sayıda yabancı lisan bildiğinden “Âli Osmanlı Devleti”nce Avrupa hududlarında görevlendirilmiş bir Paşa’mız.

Millî şuurumuzun, İslamî şuurumuzun, İnsanî şuurumuzun çokca aşındırıldığı,  çokca dumura uğratıldığı  günümüzde, “Millî Tarih Şuuru” ile donanmak istiyorsak; “Enformatik Cehalet Çağı”da denilen, “Enformatik Obezit Çağı” da denilen “Görsel Çağ”dan da, “internet çağı”ndan da istifade etmesini bilmeliyiz…

“Kanije Zaferimiz” üzerine ilk eseri, ilk kitabı, ilk “tarihî romanı”, dönemin “vatan ve hürriyet şairi”, ömrü “sürgün”lerde ve “zindan”larda geçmiş milliyetçi şahsiyeti merhum Namık Kemal kaleme almış: “Kanije Muhasarası” ismi ile “Kanije” ismi ile muhtelif yayınevlerince neşredilmiş.(3)

Ben, ilk defa “Kanije Müdafiî Kahramanı”, “Kanije Savunma Kahramanı” Tiryaki Hasan Paşa’mızın ismini, 1982’lerde, haftalık periyotlara neşredilen “Yeni DÜŞÜNCE” dergisinin ‘Eyüp ŞENTÜRK’ ismi ile yayınlanan ‘Okur Mektupları’ndan öğrenmiştim..Sonraki senelerde de”Kanije Kahramanı” Tiryaki Hasan Paşa’mızın kabr-i şeriflerinin “Ünye”de olduğunu, yaptığım muhtelif okumalar sonrası öğrendim. Ve bu sene, ilk defa ,bir Ramazan ayı arefesinde, “Ulu Türk Mezarlığı” da olan Ünye Cumhuriyet Meydanı’ndaki Ünye Öğretmenevi yanındaki Tiryaki Hasan Paşa’mızın kabr-i şerifini de ziyaret ettim…


Ünye fikir-düşünce camiasında, yerel basın ve zikredilen web siteleri ve bloglarında, “Tiryaki Hasan Paşa Ünyeli mi, Değil mi?”, yoksa bir başka “Tiryaki Hasan Paşa” mı  ‘tartışmaları’  yapılmış. (4) Nihayetinde bir zamanlar “Ulu Türk Mezarlığı” da denilen Ünye Cumhuriyet Meydanı Ünye Öğretmenevi bitişiğindeki mevcut kabr-i şerifin “Kanije Müdafiî Kahramanı”, “Kanije Kahramanı” merhum  Tiryaki Hasan Paşa’mızın Ünyeli olduğu ve Ünye’de vefat ettiği neticesine varılmış. (5)

HARP TEKNİKLERİ-PSİKOLOJİK HARP=ÜÇÜNCÜ YOL

“Kanije Müdafiî Kahramanı”, “Kanije Kahramanı”mız merhum Tiryaki Hasan Paşa’mızın “Tiryakiliği” ise “kahve içmesi”nden, “kahve tutkunluğu”ndan geliyormuş. “Kahve tiryakisi” imiş. Yetmiş üç gün süre ile iki ayı aşan süre ile “Kanije Kal’ası”nı müdafaa eden; “Türk Gibi Kuvvetli” sözünü, darb-ı mesel gibi Avrupa’nın, Batı’nın kafasına kazınmasına ilk vesile olan  merhum Tiryaki Hasan Paşa’mız … Sonra “Harp Hiledir” hadis-i şerif’inin “Kanije Muhasarası”nda netlikle uygulanışı..Hele Tiryaki Hasan Paşa’mızın “orantısız güç”ü meydana getiren “Avrupalılara/Batı’ya karşı”, adeta “Üçüncü Yol= Psikolojik Harp, Psikolojik Savaş” dedirten bir “harp tekniği”ni de gayet güzel bir şekilde mücadele edişi,uygulayışı.

“Kanije Kal’ası”nda yoklukları, kıtlıkları, çaresizlikleri, imkansızlıkları, dokuz bin Osmanlı askerine karşılık dörtyüz bin “Avrupa/Batı ordusu”na, “orantısız güç”e karşı, adetâ “Üçüncü Yol”tercihi olarak, “Psikolojik Harp Tekniği”ni, “Psikolojik Savaş Teknikleri”ni mükemmel bir şekilde uygulayışı..

Ve nihayetinde “Psikolojik Harp Tekniği” ile “Avrupa/Batı Ordusu”nu zirü zeber etmiş, perişan etmiş ve neticede az sayıdaki topları ile imha ederek “Kanije Kal’ası”nı “Avrupalılara/Batı”ya teslim etmemiştir..

“KANİJE DESTANI” ve “KANİJE-Tarihî Roman”

Samsun’da ikamet eden güzide insanlarımızdan M. Halistin KUKUL’un “Kanije Destanı” eseri… Tıpkı “Destan Şair”lerimizden merhum Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU’nun “Bozkurtlar Destanı”, “Alperenler Destanı” gibi “Destansı tarz”da , “Destansı şiirler” ile “Kanije”yi “destanlaştırmış..”(6)

Ve “Kanije” üzerine en son kitabî çalışmayı ise “roman tarzı”nda, “eski gelenekçi roman” kategorisinde veya “tarihî roman” kategorisinde “romanlaştıran” ise hukukcu, edebiyatçı düşünce adamı Mehmet Niyazi ÖZDEMİR olmuş: “Kanije-Tarihî Roman…” (7) Belki de, dönemin milliyetçi şahsiyeti merhum Namık Kemal’den sonra ikinci defa “Kanije Romanı” yazan adam da…


NETİCE-İ KELAM

1) Dörtyüz yıllık uyduruk-kaydırık ve vahşet dolu tarihî olan dönemimiz “Süper Güç”ü, “sinema sektörü” ile de “insanlığa hükmetmeye” devam ediyor.

Neredeyse bütün millî düşünce adamlarımızca da yüksek sesle de dillendirilen; “Biz Müslüman Türklerin tarihi İskitlere kadar dayanırken; hattâ “Anadolu Coğrafyası”nda bile “Türk Tamgaları” ile de ispatlandığı üzre 1071 Malazgirt Zaferinden de önce var iken; bir Çanakkale, bir Preveze, bir Plevne, bir Malazgirt, bir “Kut’ul Ammare”, bir İstiklal Harbi üzerine bir veya iki elin parmağını geçmeyecek sayıdaki “sinema filmleri” ile “Görsel Çağ”a hükmetmeye çalışıyoruz…

Bence, bir an önce “Sinema Sektörümüz”ün  “Kanije” ve “Kara Pence” filmlerini, son “sinema teknolojisi” ile güncelleştirilmelidir. Ve “animasyon türü”nden de hazırlanmalıdır…

2) Şuara/Şairlerimiz , bütün “Türk-İslâm Zaferleri”mizi güncelleştirmeli, yeni yeni “destansı şiirler” ile “destanlaştırmalıdırlar….”

3) Nesillerimize, “yerelden evrenselliğe”, “ mahallîlikten cihanşümulluğa” giden bir  vetirede/süreçte; adına“küreselleşme” de denilen “bütün insanlığı tek düze hâline getirme çağı”nda, “Amerikalılaşma Çağı”nda; öncelikli olarak ekmeğini yiyerek, suyunu içerek, havasını teneffüs ederek beslenip büyüdükleri “memleket”lerini, “vatan parçalarını” bilerek sevdirebilmeli, bunun için de bilgi dolu, fikir dolu kitabî kalıcı çalışmalar da yapılmalıdır.

“Kabuğundan çıkan kestanelerin kabuğunu beğenmemeleri gibi”; “özünü hor görmemek”, “özünün güzelliğine şuurlu şekilde vâkıf olup, sahip çıkabilmek ve “Amerikalılaşma Çağı”na mukavemet edebilmek, direnebilmek ancak böyle mümkündür.

Velhasıl tabiri caizse “gavurlardan daha iyi memleketimizi, vatanımızı, vatan topraklarımızı bilerek tanıyabilmeli ve sevebilmeliyiz…”

4) Evet, “hiç yenilgi yüzü görmeyen”, “Kanije Kahramanı”mız merhum Tiryaki Hasan Paşa’mızın kabr-i şerifleri, “Termemizin Çocuğu” olarak da söylüyorum; ey Termeliler sadece otuz(30) kilometre ötede…

Terme, 24.Temmuz.2015
İsmet GÜLTEKİN


Dip Notlar:

(1): Kanije Eyaleti, tr.m.wikipedia.org,1683’deki Avrupa’daki Eyaletlerimiz
(2): sinematurk.com veya sinemalar.com, yotube; Oğuz ÖZDEŞ,’Kara Pençe’, Tekin Yayınları, 4. Baskı, İstanbul 1981(Kitap Yurdu)
(3) Namık KEMAL, “Kanije Muhasarası”, “Bu Bir Sebil Yayınıdır”, Namık KEMAL, “Kanije”, Parıltı Yayıncılık, İstanbul 2009
(4): yesılcennetunye.blogcu.com; dengegazetesi.com.tr, 15.Şubat.2009,Pazar; Karalahana.com; M. Ufuk Mistepe, Ünye Vizyon, Tarihî Hatalar ve Çarpıtılanlar, haberunye.com;Ali ÖZTÜRK,Tiryaki Hasan Paşa Ünyeli mi?, unyekent.com;Yüksel ŞEN,Tiryaki Hasan Paşa,  unyezile.com; Tiryaki Hasan Paşa Maddesi, tr.m.wikipedia.org 
(5): Osman DOĞAN, “Tarih Boyunca ÜNYE”, Ünye Belediyesi Kültür Yayınları-3, Samsun 2003, sayfa 443
(6): Ali KAYIKÇI, ‘Değirmen Sele Gitmiş’, M. Halistin KUKUL ile Ropörtaj,03.Haziran 2008,Salı, dengegazeetesi.com.tr
(7): Mehmet Niyazi ÖZDEMİR, “Kanije-Tarihî Roman”, Ötüken Yayınları,İstanbul 2015