10 Aralık 2018 Pazartesi

"DÜNDEN BUGÜNE TERMESPOR" KİTABININ HATIRLATTIKLARI...

“DÜNDEN BUGÜNE TERMESPOR”(*)
KİTABININ HATIRLATTIKLARI…

Esasında “Türk-İslâm Düşüncesi”nde, ‘Futbol’a hep menfî/olumsuz bakılmıştır.
Neredeyse “100 Yaş”ında,’bir vakit namazını ikâme etmek için,cami giriş kapısına yönelmiş iken vefât eden” rahmetli Pederim bile, Barbaros İlkokulu bahçesinde, “akşama kadar ‘top oynadığımızı’ “ada dönüşü” yakaladığı zamanlarda, cebinden çıkardığı e bıçak ile kaç defa ‘içi gaz dolu meşin yuvarlağı kesmişti be!
Niye mi?!
Çünkü “O Nesil”; “Kerbelâ Vakıası”nda, ‘Yezid Tayfası’nın, “Şehidler Serdarı” Hazret-i Hüseyin Efendimizin mübarek ‘ser’ini kılıç darbeleri ile koparttıktan sonra, “içi gaz dolu meşin yuvarlağa vurur gibi, nurlu, mübarek ‘ser’ine vurmuşlardı…”
“O nesil”e göre “içi gaz dolu meşin yuvarlağa tekmelerle vurmak”, hafızalarda,böyle menfî/olumsuz ‘çağrışımlar’ yapıyordu…
Hani, nerede Terme’mizde “Tüzel Kurumlu Yapı”lı “Terme Güreş Eğitim Merkezi?”
Terme’miz, Türkiye, Avrupa ve Dünya çapında “Şampiyon Pehlivanlar/ Şampiyon Güreşçiler Diyârı” değil mi be!?
Üstelik, 2018’ler Türkiye’sinde bile ,”Spor dalları içinde, Türk Güreş spor dalı, en başarılı spor dalı” değil mi be!?

“Terme Sanayispor, Senegal’den Futbolcu getirmiş…”(**)
“Ölünüzün kurusu!” emi!!!
“Terme Sanayi”i gibi, “İslamcılar/Siyasal İslamcılar ve Millî Görüş Zihniyetliler”in ‘egemen’ olduğu, “Terme Sanayi”sindeki ‘marazî/hastalıklı zihniyetliler’ be!?

Hâlâ bile “Millî Gazete” gibi, “Yeni Şafak Gazetesi” gibi, “Türkiye Gazetesi” gibi, “Yeni Akit Gazetesi” gibi ‘Müslüman Gazeteler’, daha doğrusu ‘Müslümanların Çıkardığı Gazeteler” bile sayfalarca “İngiliz Ata Sporu/İngiliz Etnospor”u “Futbol Haberleri”nden geçilmiyor be!?
“Türk Ata Sporu/Türk Etnosporu Güreş”imiz ile ilgili, ya “mini haberler”, ya da “ara ki bulasın” dedirten “Güreşsiz Haberler” ile neşrediliyor be!?
“Terme Belediye Başkanları” ve “Termeliler”,“İngiliz Ata Sporu/İngiliz Etnosporları”ndan “Futbol”a, niye bu kadar ‘değer’ veriyorlar ki!?

“FUTBOL”UN DA “TÜRKLEŞTİRİLMESİ…
“İslâm’dan kopuk” bazı “Türkçüler”, nasıl “Pantolon”u “Türkleştiriyorlarsa; aynı şekilde “Futbol”u da “Türkleştiriyor”lar…
Neymiş efendim, biz Türkler de “top oyunu” oynuyormuşuz!?
Neymiş efendim, biz Türkler de, “Kız/Kadın Top Oyunları” da oynanıyormuş!?
Safsataları ile güyâ bilerek-bilmeyerek “İngiliz-Yahudi Ata Sporu” ‘Futbol’u meşrulaştırıyorlar!?
“Futbol”, ne biz Türklerin “Ata Sporu”dur; ne de “Ata Spor/Etnospor”larımızdan dır be!?
“FUTBOL OYUNU” ‘FARZ’ veya “SÜNNET-İ SENİYE” Mİ BE!?
“Top Oynamak”, “Futbol Oynamak”, ‘Farz’ veya ‘Sünnet-i Seniye’ mi be!?
“Peygamberlerimizin Başbuğu” Rasulullah(s.a.v.) Efendimiz, “top oyunu” mu, “futbol oyunu” mu oynamıştı be!?
“Türk Spor Tarihi” ile (Türk=İslâm) “İslâm Spor Tarihi” ile “Futbol”un ne alakası var be!?
Bendenizin rahmetli Malik Ağbim de dahil; Terme’mizde, ‘Futbol’da, “Şahsiyet sahibi” olmuş olan; daha geçenlerde vefât etmiş olan rahmetli nam-ı diğer “İbo”lar; bir trafik kazasında vefat etmiş olan, rahmetli “Fevzi”ler; ‘tekrar dünya’ya gelmiş olsalar’,yine “içi gaz dolu bir meşin yuvarlak peşinde, bir ömür mü geçirirlerdi!?”
Yoksa, günümüzde artık ‘modalaşmış’ bir kelime(Bırak) ile ifâde edersek; “Futbol’u bırakan” ve ‘Allah’ın yoluna dönen’; Terme’mizin güzîde ve sessiz ‘şahsiyet’i, nam-ı diğer “Firar Ağbi” gibi mi yaparlardı!?
Her şeyi geçtik; günümüzde ‘Spor Dalları’ içerisinde, en başarılı ‘Spor Dalı’nın “Türk Ata Sporu”muz “Güreş Spor Dalı” olduğunu bilmiyor muyuz be!?
Hâlâ “Termespor” gibi “Tüzel Kurum Yapılı” ‘Terme Güreş Eğitim Merkezi(Terme GEM)”, niye açılamıyor be!?
Daha hâlâ “Güreşçiler/Pehlivanlar Diyârı Terme”mizde, “Güreş Minderi” bile yok be!?
Bafralı “Altınova Gazetesi” ile “Gönül Köprüsü Dergisi” (***)sahibi Bilâl MURTEZAOĞLU’nu bile ‘kandırıyorlar’ be!?

“Vezirköprü Kunduz Güreşleri”, “Vezirköprü Güreş Eğitim Merkezi(Vezirköprü GEM)” ismi altındaki bir “Tüzel Kurum Yapısı” adına mı yapılıyor be!?
Bendenizin bildiği, “Samsun İlçeleri” içinde, sadece “Kavak Güreş Eğitim Merkezi(Kavak GEM)” var be!?
Şöyle “1950 Terme Güreş Eğitim Merkezi(Terme GEM)” “Tüzel Kurum”muz ve “Logo”muz hâlâ yok be!?
Vesselam…
Terme, 06.12.2018
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

Not: Bu yazımı “Dünden Bugüne TERMESPOR” isimli eseri ‘okumadan’ ,velakin’ ‘hatırlattıkları’ yazılmıştır.
Dip Notlar:
(*): Seyfi GÜNAÇTI, ‘Dünden Bugüne TERMESPOR”,2018
(**): “Senegal’den Terme’ye”, Samsun Haber Gazetesi, 06.12.2018
(***): Bilal MÜRTEZAOĞLU, ‘GÖNÜL Köprüsü Dergisi’,

M.Halistin KUKUL HOCA'NIN KALEMİNDEN "AMAZONİZM"

"SAMSUNLU" EDEBİYATÇI-FİKİR ADAMI ve MUHARRİR M.HALİSTİN KUKUL HOCA SUÂL EYLEDİ:
"TARİHTE, YUNANCA BİR KELİME OLAN 'AMAZON' KELİMESİYLE , BUNCA KURULUŞUN , BİR ŞEHİRDE BULUNMASI, HAYRA ALÂMET MİDİR?"(*)
* BİLİYOR MUYDUNUZ?
"AMİSOS" ve "AMAZON" KELİMELERİ NECE!?

Coğrafyamızdaki kültür bozulması, sâdece, toprağı, suyu ve havayı değil; aynı zamanda, tabiatın her zerresini, lisanımızı ve hem de târihî kıymetlerimizi ilgilendirir.
Coğrafyanın bozulmasında, ilk akla gelen temizliktir. Köşe-bucak “Temizlik îmândandır” yazıp da, apartman içlerinden, sokak başlarından cadde boylarına, parklara kadar her türlü pisliğin bulunduğu mekânlar, bu bozulmanın “şehir cephesi”ndeki medenî (!) felâkettir.
Gereksiz k(ı)lâkson çalmak, ekzos patlatmak, f(i)rene basmak, şehirlerdeki bir başka kültürel bozulmalardır. Bu duruma sessiz kalmak yâni şuûrsuzluk, bozulmanın bir başka tezâhürüdür.
Bütün bunlar; “Bedevîliği bırakın, medenî olun” emrine ihânet değil midir?
Dîğer taraftan; dağlarda, bayırlarda, köylerde, piknik yerlerinde, derelerde, nehirlerde ve elbete ki, denizlerde, her türlü çöp ve pisliğin kimseleri alâkadar etmemesi, bu bozulmanın, hem dînî, hem millî ve hem de içtimâî sonucudur.
Coğrafyamızdaki en mühim bozulma, vurdumduymaz bir hâl alan, “isimlendirme” bozulmasıdır. Bu durumda en önde yürüyen şehir,- müşâhede edebildiğim kadar- Samsun’dur. Tabelâları bir kenara bırakınız: Onların kusuru, senelerden beri görev yapan mahallî idârecilerindir. Selâhiyetli ve mes’ul bulunduğu hâlde, bunun tedbirini almamışlardır. Ne yazık ki, bütün Türkiye’de hâlâ da böyledir!..
Samsun’daki coğrafî kültür bozulması, başta, ismine emsâl tutulmaya çalışılan Yunanca ”Amisos” kelimesiyle başlar. “Amisos”, bir kavim ismi değildir; “Amisos kolonisi Miletoslu göçmenler tanrafından ticaret yapmak maksadıyla kurulmuştur...Cenevizliler tarafından 1419’da yakıldığı zamana kadar da bir ticâret merkezi olarak kalmıştır” (Bnkz. Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu, Amisos Samsun Mu?, Haber Gazetesi, 18 Ekim 2018). Ancak şu var ki; bugün, bu Yunanca kelimenin, otuza yakın kuruluşa isim olarak verilmesi çok hazîn olduğu gibi, kültürel bozulmanın da en kalıcı unsurlarından biri olmuştur. Şöyle ki:
“Amisos salonu, Amisos meyva suları, Amisos otel, Amisos tiyatrosu, Amisos hazineleri, Amisos dondurması, Amisos kartvizitleri, Amisos imsakiye, Amisos cafe, Amisos fenerleri, Amisos cafeterya, Amisos resaurant, Amisos card, Amisos kuaför, Amisos tepesi, Amisos cumhuriyeti, Amisos mezarları, Amisos rent a car, Amisos stona, Amisos dergi... “
Meselâ; târih boyunca, bir coğrafî isim olarak “Amisos Tepesi” diye bir mekân yok ise, ve siz bu tepeye, bu ismi koyuyorsanız, Türk coğrafyasına zayiat verdiriyorsunuz ve Türk kültürünü bozuyorsunuz demektir. Kaldı ki, “Amisos Cumhuriyeti” diye bir tâbirin kullanılması da, Türk kültürü adına, korkunç üstü korkunç bir tahribattır. Peki, diyeceksiniz ki, Amisos imsakiyeleri” nasıl olur? İşte, ben de bunu söylemek istiyorum: Nasıl olur?..
Samsun, bu bozulmada en önde bulunmaktadır, demiştim. İşte bir dîğeri: “Amazon heykeli, Amazon köyü, Amazon Trabzon ekmeği, Amazon festivali, Amazon köfte, Amazon pide, Amazon bar, Amazon eğlence merkezi, Amazon center, Amazon balo salonu, Amazon Ulusoy kompleksi, Amazon diyârı, Amazon parkı, Amazon kanalı, Amazon kadınları (zâten erkekleri mevcut değildir, bu nasıl iştir demeyiniz), Amazon kenti, Amazon rölyefleri, Amazon adası, Amazon elektrik ve aydınlatma, Amazon şehri Samsun, Amazon dansçıları, Amazon sokağı, Amazon bebeği, Amazon Çarşısı..”
Tekrar soralım: Târihte, Yunanca bir kelime olan “Amazon” kelimesiyle bunca kuruluşun bir şehirde bulunması hayra alâmet midir? Bu kadîm Türk coğrafyası, bunca yükü nasıl kaldırır?
Ve soralım: Târihte, “Amazon Köyü-kanalı-parkı-diyârı-kenti-şehri,sokağı-adası” diye mekânlar var mıdır? Yok ise, bunların, bizim coğrafyamıza bir isim olarak konması, coğrafyamızda kültür bozulması değil midir?
Giresun’a, nasıl “Kerasus” diyebilirsiniz? Ve bu adla kuruluşların faaliyetine nasıl izin verirsiniz?
Türkiye’nin bilinen yedi bölgesinin hâricinde, “Kapadokya” isimli bir bölgesi var mıdır? Bu ad ile, buraya bir havaalanı ve hastahânenin açılması, coğrafyamıza yapılan en büyük haksızlık deği midir?
Tirebolu’da Tripolis Gazinosu, Giresun’da Kerasus Restaurant, Bafira Domates ve Biber Salçası ve Kilikya Şalgam Suyu...bizlere, emânet edilen bin yıllık coğrafyanın tahribinden başka nedir?..
Bu tavır; İstanbul’a, Constantinople; T(ı)rabzon’a, Trapezus demekten çok da farklı değildir.
Bir şey daha var ki; ağaçları sökülüp, tabiatı cılızlaştırıp, bütün güzellikleri betonlaştırıyoruz. Bu milletin yaşadığı bu mukaddes vatanı çirkinleştirmeye kimsenin hakkı olmamalıdır.
Ne yazık ki, bu çirkinliklere göz yumarak; “Mescidleriniz sâde, şehirleriniz gösterişli olsun” mübârek emrinin tam tersini icrâ ederek, bir kez daha ihânete yürüyoruz!..
Unutulmamalıdır ki, coğrafya, “vatan”dır. “Vatan sevgisi îmândandır” ise, başka çok daha diyecek sözümüz -elbette ki- olacaktır!..

(*): M.Halistin KUKUL,"Coğrafyamızda Kültür Bozulması ", Samsun Haber Gazetesi,05.12.2018

"YOLDAŞ" ve "DEVRİM" MEFHUMLARI ÜZERİNE...

YOLDAŞ" ve "DEVRİM" Mefhumları Üzerine..

"Dünyayı Tek Tipleştirmek" isteyen; "Globallaşırmak", "Küreselleştirmek" isteyen "Güç" ler; mefhumlarımızı da karmakarışık hâle getiriyorlar veya tertemiz mefhumlarımızı "kirletiyorlar..."
En sıcak misâllerden biri "Ergenekon" mefhumumuz. .
"Ergenekon" mefhumumuzu nasıl da "kirlettiler" amma!?
Hem de bir günlük gazete yönetiminin zamanında, doğru bir şekilde "tesbit" ettiği üzre:"-Ergenekon vakıası, basit bir "Ümraniye Vakıası "dır...
"Ergenekon Destanı " mız, "Millî Mücadelemizin Ergenekonu Havza" ve Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU'NUN "Ergenekon" isimli eserinde ortaya konulan tertemiz "Ergenekon" mefhumumuzun, "sözde, Devletimizin sırtındaki urları temizleyeceğiz" 'ayağı' ile tamamiyle "kirletilmesi..."
MEFHUMLARIN KARIŞTIRILMASI SÜRECİ..
Bu yazımı yazmama sebep olan; bir günlük gazetemizdeki (*) şu haber başlığı sebep oldu: "Âkif'in Yoldaşı Mütefekkir Hasan Basri ÇANTAY Anılıyor..."
Yahu nasıl böyle "Yoldaş" mefhumunu kullanabilirsiniz ki!?
"Yoldaş" mefhumu "Kızıl Emperyalizm"in;" Kömünizm"in;"aslında "Rus Milliyetçiliği"nin;hülasa, Türkiye'mizdeki "Sol Zihniyet"in;"Sol Düşünce"nin; "Sol Jargonu".mefhumu değil mi?
"Yoldaş Stalin", "Che Guevara Yoldaş", "3 Yoldaş","Yoldaş Perinçek. .." vesaire...
Keza, Türkiye'mizdeki bütün "Nurcu Cemaatla rın, irili-ufaklı bütün "Nurcu Gruplar"ın neşrettiği bazı eserlerde ve kimbilir Başucu Kitapları olan "Risale Nur Külliyatı"nın "sözlük" ve "açıklamalarında da çok rahatlıkla "Yoldaş" mefhumunu nasıl kullanabiliyorlar ki!?
Halbuki ki; "aynı ülküye baş koyanlar" mânâsında; "Âkif'in Ülküdaşı Hasan Basri ÇANTAY Anılıyor" diye yazılmalı değil miydi?

Bendeniz, yaşadığım Diyârın belki de "manevî sahibini yazılarımda ve ruhuna fatihalar gönderdiğimde;"Şeyh Seyyid Kubatoğlu Cüneyd Beğ ve Ülküdaşlarının Ruhuna" dediğimde,"bıyık altı gülüşleri" hissediyorum!!!
YA "DEVRİM" MEFHUMU!?
Bir alakalı yazımda da yazdığım üzre; neredeyse yirmi seneye yakın "İslâmcı/Siyasal İslamcı" 'Tek Başına İktidar Döneminde, tabiri caizse, "Yerler-Gökler Devrim" mefhumu ile doldu taştı!!
Yahu, tıpkı "Yoldaş" mefhumu gibi "Devrim" mefhumu da, Türkiye'mizdeki "Sol Zihniyet"in, "Sol Düşünce"nin, "Devrimci Âlem "in kullandığı "Jargonu, mefhumu değil mi!?
"Aktif Devrim", "Pasif Devrim", "Sessiz Devrim..."
Hele bir de "İslâmcı/Siyasal İslâmcı Âlem " in "Necip Fazıl KISAKÜREK Saygı Ödülü' de kazanmış ve "Yedi Güzel Adam'ın da Ağabeyi" diye târif edilen bir "Nuri" si var ki!!!
"-Muhafazakar değil, devrimci bir insanım..."
"- Devrimci bir Müslümanım, devrimci bir yazarım..."
"-Yüzde yüz militan ve devrimci bir yapım var..."
Kendini böyle bir "kimlik" ile tarif ediyor. (**)
Yahu "Devrimci Âlemi" bile "Sağcılar, "Devrim" mefhumunu kullanarak, 'Devrimin içini boşalltıyorlar'", diye yazıyorlar..
Kaldı ki, "Sultan'üş Şuara/Şairler Sultanı" merhum Necip Fazıl KISAKÜREK, bir kerecik bile "Külliyatı"nda "Devrim" diye yazmamıştır bile!
"Ülküdaş", "Ülküdaşı" demekten niye gocunuoruz ki!?
"Devrim" mefhumu yerine diyebileceğimiz hiç mi başka mefhumumuz yok mu!?
VE "JÜBİLE" MEFHUMU

Geçen haftanın "Payitaht Abdülhamid" "TRT 1 DİZİ BÖLÜMÜ"NDE, çok eğitici, öğretici ve bilgilendirici "film kareleri" de vardı.
Merhum Sultan İkinci Abdülhamid Han'ın Refikası, merhum Bidâr Kadınefendi'nin,"Bir insanın Yahudi olup olmadığını, yemesinden, içmesinden nasıl anlarız "görsel dersi" ile dolu "film kareleri..."
"Yahudilerin de domuz eti yemediğini", ekseriyetimiz hâlâ bilmiyor!!!
"Yahudiler"in, "etin üzerine sütlaç" yemediklerini, hattâ "sütlaç"ı hiç yemediklerini de,ekseriyetimiz hâlâ bilmiyor!!!
Ve yine bugünkü günlük periyotlu bir gazetemizdeki küçücük "Jübile" mefhumunu izahını da okuduğumuzda.
(***)
"Elli sene sonra yapılan Jübile'n in; hem Hıristiyanlık ve hem de Yahudi İbrani "Geleneği" ile "Bizans/Roma Geleneği" olduğunu da öğrenmiş oluyoruz.
"Geç anlıyoruz", "geç öğreniyoruz" "taşın sert olduğunu" vesselâm....
Terme,04.12.2018
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com 
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Notlar:

(*): Yeni AKİT Gazetesi,04.12.2018
(**): Nuri PAKDİL ile, Star Gazetesi Pazar Eki,13.Ağustos.2017
(***): Türkiye Gazetesi, 04.12.2018

28 Kasım 2018 Çarşamba

TERME'DE "İSRAİL SAZANI"


                                                         TERME’DE “İSRAİL SAZANI”


          Ve artık Terme’miz sularında da, göllerinde de “İsrail Sazanı”  görülmeye başlandı.
          Mezkûr haberin ‘tam metnini’, ‘ayrıntıları’nı alâkalı ‘fotoğraf’tan okuyabilirsiniz.
          Terme’mizin “Turizm Merkezi” olmaya da cazip “42 bin hektarlık alana” sahip, Simenit Gölü ve Akgöl’ün, “İstilacı balık türü İsrail Sazanı” sebebiyle “Çölleşeceği”,bu ‘göller’ deki “turna balığı”nın zaten bulunamadığını, bu sefer de “levrek balığı ile kefal balığı”nın ‘yok olma tehlikesi’ ile karşı karşıya kalındığı dillendiriliyor.

       Hem de “Duyarlı ve ilim adamı, aydın mes’uliyeti”ne sahip olan şahsiyetlerce…
       Çok “donanımlı özelliklere sahip ‘İsrail Sazanı’” sebebiyle, Simenit Gölü ve Akgöl gibi iki “Tabiat Cenneti Alanı”nın ‘biyolojik çeşitliliği yok edilerek çölleşeceği’ uyarıları yapılıyor…
        “Yeşilırmak” gibi akarsularımızda da ‘İsrail Sazanı’ istilacı balık türünün olduğu da hatırlatılıyor ve suâl ediliyor: “-Bu istilacı balık türü İsrail Sazanları, “bir el, bir güç veya ‘doğa olayı’ olarak mı sularımıza geldiler?”
        Geçenlerde bir “Salıpazarı Haberi”nde, “Terme Çayı’na binlerce Yavru Sazan balığı bırakıldı” haberleri yayınlandı.

        Hem de ‘Fındık Patozu Hortumları’(!) ile…
        Yoksa “Aşikâr el”ler, “alenî güç”ler, bilerek veya bilmeyerek “İsrail Sazanı”nı sularımıza mı bırakıyor!!!
                       
                          “EMPERYAL OYUNLAR”-“DIŞ GÜÇLER”

     Günümüzdeki “sosyal olayları” izahta “Emperyal Oyunlar” veya “Dış Güçler” hatırlatması yapılsa, “kahkaha tufanı” atacak kalabalıklar da türedi…
     Bütün “darbeler” de “emperyal oyunlar” ve “dış güçler” yok muydu!?
      En son yaşadığımız “İktisadî Buhran”da da “Emperyal Oyunlar” ve “Dış Güçler” faktörü yok mu Allah(c.c.) aşkına?!


      Bilhassa Terme’mizdeki “Amazonculuk”da, “Amazonizm İdeolojisi” uygulamalarında da “Emperyal Oyunlar” ve “Dış Güçler” faktörü yok mu Allah(c.c.) aşkına?!
      Yine Terme’mizdeki “Ermeni-Rum-Pontus Terörü”nde de “Emperyal Oyunlar” ve “Dış Güçler” yok muydu yani?!

    Son olarak “aydın namusu”nu da ispatlayan “ilim adamı”nın uyardığı “İsrail Sazanı Vakıası”nda da “Emperyal Oyunlar” ve “Dış Güçler” yok mu yani?!
    “Sazan Balığı”nın halk dilindeki ismi bile “Emperyal Oyunları” ve “Dış Güçler”i çağrıştırmıyor mu?!


     Anlaşılan Terme’mizden sadece “İnculuzlar” geçmemiş!!! Vesselam…

Terme, 28.11.2018
İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

3 Kasım 2018 Cumartesi

TERME NASIL KURTULUR?

TERME NASIL KURTULUR?

“Terme Nasıl Kurtulur?”
Bu cümledeki “Terme”, Türkiye’mizde “taşa secde eden” ve “sıkletleri” de olan “Ehl-i Şiâ”nın “Terme” isimli “kızcığı” değil!!!
Bu cümledeki “Terme”, bir zamanların “Süper Devleti”, ‘Büyük Britanya İmparatorluğu”nun “İntelijansa”sının, “İnculuz Ajanları”nın, “Kasaba” dediği “Terme İli”miz, ‘Pardon’ “Terme İlçe”miz…
Kimi “Roma İmparatorluğu’nun Çocukları”nın; kimi “Roma’nın Dişi Bozkurtları”nın “Amazon da Amazon Diyârı” diye “tutturduğu” “Terme Toprağı…”
Hem de öyle bir “Terme Toprağı” ki; “Oğuz atam, Dedem Korkut Mayası ile kavrulmuş”, “Horasan Alperenlerinin Toprağı…”
“Simsiyah Taşları” ile “Ahşap Camileri” ile sapına kadar “Türk Toprağı/Müslüman Toprağı Terme…”
“Bin seneden beri” hem de…
İşte “Terme Nasıl Kurtulur*” cümlesindeki “ “Terme”, böyle bir “Terme…”
Ve en son tarih itibari ile de böyle bir “Mukaddes Terme Toprağı”, “Amerikan Köpekleri” “İkinci Haşhaşiler” tarafından, Fetullahçı Terör Örgütü mensupları tarafından; adetâ “Roma İmparatorluğu”na, “Roma’nın Dişi Bozkurtları”na verilmek, kazandırılmak istenildi.
Düşünebiliyor musunuz; “Bin senelik Horasan Alperenlerinin Toprağı”, “cennet vatan parça”mız, “Türk toprağı”,”Müslüman Türk Diyârı Terme”miz, elimizden çıkalı neredeyse iki buçuk sene olmuş olacaktı…
MEVCUT TERME TAHLİLİ
Ve “bitmeyen seçim sath-ı mail”lerindeyiz, yine “kesintisiz seçim süreçleri”ni yaşıyoruz..
“Bakıyorum” ve “görüyorum” ki; adetâ “ortak devriye projeleri”ne, böyle bir “Terme Diyârı”nda, ‘bolca duâlar” ediliyor…
“Bakıyorum” ve “görüyorum”ki; ‘Kur’an- ı Kerim”de de geçtiği üzre; adetâ “Çağın Fravunlarının Müslümanları dilim dilim etmesi” gibi; her sözde “İslâmî Gruplar”, “İslamî Hizipler”, “İslâmî Franksiyonlar”, sadece ve sadece “kendilerini abâd etmenin derdindeler…”
“Bakıyorum” ve “görüyorum” ki; adetâ “Ters Türk Bayrakları”nın ‘dalgalandığı” ‘kesintisiz Cumhuriyet Tarihimiz”de; “Tevhid”in ‘esâmesi okunmuyor…”
Halbu ki; böyle bir “Terme Toprağı”mız üzerinde ne “Küresel Hesaplar” yapılmakta, ne “Dünya çapında oyunlar” tertiplenmek istenilmekte neticede de, maazalah böyle bir “Müslüman Türk Diyârı Terme”, adetâ ‘elimizden alınmak istenilmekte…”
Çağımızın ‘Roma İmparatorluğunun Çocukları”, çağımızın “Roma’nın Dişi Bozkurtları ve emzirdiklerinin uzantıları”, “Çift Başlı Yılan” sahipleri; “gaflet, dalalet ve hattâ ihanet”lerden istifâde ederek; ‘bin senelik “Horasan Alperenlerinin Mukaddes Diyârı Terme”mizi, “Müslüman Türk Yurdu Terme”mizi, muhtelif ‘tezgâh’ ve ‘tertipler’le “elimizden almak isteme hedefindeler…”
Bir zamanlar; “Avrupa Birliği’ne Giden Yol, Terme’den Geçer” bile demişlerdi…
“Bakıyorum” ve “Görüyorum” ki; böyle bir “Terme Diyârı”nda; maalesef “iyi insanlar yağız atlara binip gitmişler; geriye ise topal atlarla, kötü insanlar” ve hattâ “her türlü ahmaklar “kalmış!!!
“Terme gelişiyor, güzelleşiyor….”
Tabii tabii…
Tabii ki…

“Saat Kuleleri Tarihi”nde, “Yıkılan İlk Saat Kulesi” yerine-ki İnculuz Saat Kulesi idi adetâ ve ahlat taşlı saat kulesinin saati ise ancak günde iki defa doğruyu gösteriyordu- ne yaptılar?
“Bin senelik Horasan Alperenleri Toprağı”, “Türk Toprağı”, “Müslüman Toprağı”-ki Türk=İslâm demek; Osmanlılar= Türkler demek zaten-na, “Biz Termelilere hakaret edercesine Palmiye ağacı diktiler” be!
Hem de “dikilen Palmiye ağacı”nı “tutturabilmek” ve “yeşertebilmek” için de, bir “Terme Belediye’sinin Su vidanjörünü dayamadıkları” kalmıştı be!!!
Hani nerede “dikilen Terme Etno-Figürü?”
Neden “Yıkılan Saat Kulesi Yerine”, “Terme Etno-Figürü” dikilmez, yapılmaz ki?
Bendeniz cevaplayayım: - Çünkü “İlluminita Tarikatı İktidarı ve Muktediri”, “Terme Etno-Figürü” yapılmasını uygun görmüyor…
Termeli “Samsun Masonik Örgütü Başkanı” uygun görmüyor da ondan…
“Şeytanlarla Meleklerin İçiçe olduğu” bir zaman diliminde,ne “Türkiye”miz; ne de
“TERME BÖYLE KURTULMAZ” VESSELÂM…
02.11.2018
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitmci


28 Ekim 2018 Pazar

"MEB DERS KİTAPLARI"NDA, HÂLÂ "ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ" DENİLİYOR,YAZILIYOR!!!

“MEB DERS KİTAPLARI”NDA,
HÂL “ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ”DENİLİYOR, YAZILIYOR!!!


Bu sene ki “Millî Eğitim Bakanlığı”nın “Ders Kitapları”nın çoğunu inceledim.
“Osmanlı Türkçesi 6”, “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 6-7-8”, “Türkçe 5-6-7-8”, “Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 8”, “Türk Dili ve Lehçeleri”nden “Kurdî Kurmanci”yi inceledim..
Biliyor musunuz “Türk Dili ve Lehçeleri” kategorisinde, “Lazuri/Lazca”, “Çerkezce”, “Boşnakca”,”Gürcüce”,”Kurdî Kurmançi”, “Zazaki” isimli “Devlet’çe” basılmış “Ders Kitapları” bile var…
“Eğitim Bilişim Ağı(EBA)”dan, ‘bir tık kolaylığı’ ile ‘indirilip okunabilen’ “Ders Kitapları…”
Geçen sene ki “Ders Kitapları’nda FETÖ/ PDY Tesirleri” hiç yok…
Basımı ve yayımı “Proveke edilecek” kertede “mükemmeliyetli ve çağcıl muhtevalar” ile dolu “Ders Kitapları…”
“Görselliği” ve “Albenisi” olan “Devlet Ders Kitapları…”
Merhum Abdurrahim KARAKOÇ’lar, Mustafa KUTLU’lar, Yavuz Bülent BAKİLER, merhum Barış MANÇO’lar,merhum Oktay SİNANOĞLU’lar, Aziz SANCAR’lar, 2. Haşhaşi Terör Örgütünce tertiplenen “15 Temmuz”lar,merhum Nurettin TOPÇU’lar,Fahrettin ÇÖREKLİBATUR, nam-ı diğer Cüneyt ARKIN’lar, merhum Erol GÜNGÖR’ler, Koca YUSUF’lar ve tabi ki merhum ATATÜRK, ‘orijinal’ ve ‘az bilinen hususiyetleri’ ile meselâ “Atatürk’ün Yazdığı Kitaplar”ın “Toplu Hâlde Resimleri” ile “Geometri Kitabı” muhtevası ile adetâ “Üniversite Ders Kitapları Seviyesi”nde dedirtiyor…
“Yazılı Basın”da bir “Yeniçağ Gazetesi”nde, bir de”Yeni Asya Gazetesi”nde yayınlanan iki ‘köşe yazısı’(*)nı hiç beğenmedim!!!
Zaten “Türkiye’mizdeki Risale-i Nur Talebeleri”ni, “Bütün Nurcuları”, adetâ “Atatürk Düşmanlığı”(!?)ndan alıkoyabilmek, “muhal ender muhal…”
“Risale-i Nur Külliyatı”ndaki nisbeti %1 olan ‘mahrem risaleler’ ile iyice şartlanmışlar!!!
HÂLÂ “ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ” DENİLİYOR, YAZILIYOR!!!

“Ortaöğretim Sosyal Bilimler Lisesi SOSYOLOJİ 11” ‘MEB Ders Kitabı’ da, adetâ inceleyeni “mest” edecek kertede “dolu muhtevalı” ve “albenisi yüksek”, “görsel zenginlikli” bir “Devlet Ders Kitabı” mesabesinde…
Gerçekten de “ciddî” bir şekilde ve “her türlü ideolojik körlük”ten öte bir anlayış ile “tahkik kriterleri”ne riayet ederek ‘incelediğiniz’ takdirde, hem “yeni şeyler” de öğreniyor, tekrar olacak, hem de adetâ ‘mest’ oluyorsunuz..
“Dünyadaki Küresel Isınmanın, vatandaşlarından ‘İklim Vergisi’ alabilmek için , Devletlerce tertiplenen bir uydurma”olduğu gibi…
Velâkin “müdakkik göz” ile “tetkik”e devam ettiğinizde, kimi ‘düşünce adamları’nca, “Türkiye’deki Selanik Dönmelerinin Oluşturduğu”, “19. Asır İdeolojisi” ‘Kemalizm’ ile ’27 Mayıs Versiyonu Atatürkçü Düşünce Sistemi/ Atatürkçülük” ‘İdeolojisi’ni etkileri bariz bir şekilde de “fark ediyorsunuz…
Meselâ, zikredilen “Sosyoloji Ders Kitabı 11” de…
Ne demek “Atatürk Milliyetçiliği”!?
“Kişi/Şahıs Milliyetçiliği” mi, “Millet Milliyetçiliği” mi?

Kaldı ki ilgili sahifelerde de, çok sayıda “tenakûzlar/çelişkiler” de aşikâr bir şekilde fark ediliyor da..
Merhum Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, “Türk Milliyetçisi” idi, dememek ve yazmamak için; adetâ “Genelkurmay Başkanlığının Üç Ciltlik Atatürkçülük” ‘kaynağı’ ile “Atatürkçü Düşünce Sistemi” namına ‘taklalar’ atılmış!!!
Bilindiği üzre; “12 Mart Sürecinde, merhum Turhan FEVZİOĞLU’nun kullanmaya başladığı ‘Atatürk Milliyetçiliği’ mefhumu”(**); “12 Eylül Anayasası”na, “Darbe Anayasası”na, “1982 Anayasası”na da, dönemin Cumhurbaşkanı “Nitekim Paşa” tarafından da konuşlandırılmış bir mefhum.(***)
Doğrusu, böyle “mükemmeliyeti yüksek” ‘Sosyololoji Ders Kitabı 11’deki bu “Atatürk Milliyetçiliği” ‘İdeolojik Kör İnadı’nı, çooook yadırgadım..
Hâlâ mı merhum Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’e, “O bir Türk Milliyetçisi idi”, diye yazamayacağız, diyemeyeceğiz de; ilmen de çoook yanlış mefhum olan‘Darbecilerin/Cuntacıların’ “dediği, yazdırdığı”(!?) “Atatürk Milliyetçiliği” mefhumunda mı ısrar edeceğiz?!
“Hayatta en hakikî mürşid ilimdir” vesselam…

Terme, 26.Eylül.2018
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Notlar:
(*): Yavuz Selim DEMİRAĞ, “Yeni Ders Kitaplarında Cumhuriyet Yıkıcılığı”,14. Eylül.2018,Cuma, Yeniçağ Gazetesi ve Kazım GÜLEÇYÜZ, “Ders Kitaplarında Atatürkçülüğe Tam Gaz”, Yeni Asya Gazetesi,25. Eylül.2018
(**): Zikreden Fikret BİLA, “Bahçeli Rahat”, Milliyet Gazetesi, “MHP Genel Başkanı Dr. Devlet BAHÇELİ’nin tesbiti”,

(***): Yılmaz ÖZTUNA, “Anayasa”, Türkiye Gazetesi, ‘Durum’ Köşesi,13.Ekim.2011

"TURİZM'İN YENİ MERKEZİ TERME MİLİÇ'E,400 BİN (DÖRT YÜZ BİN) 'ZİYARETÇİ' HA!?

“TURİZM’İN YENİ MERKEZİ
TERME MİLİÇ’E
400 BİN(DÖRT YÜZ BİN) ‘ZİYARETÇİ’ “ HA!?

Son günlerde “Samsun Mahallî Basını”nda, “Turizm’in Yeni Merkezi Terme Miliç’e 400 Bin Ziyaretçi”, “Miliç Plajına ,Yaz Boyunca 400 Bin Ziyaretçi” ve “Miliç 400 Bin Kişiyi Ağırladı”(*) gibi gazetelerin ilk ve iç sayfalarında “Terme Haberleri” yayınlanıyor…
“Yaz boyunca Miliç Çamlığına, Miliç Plajına 400 bin(dört yüz bin) kişinin, ‘ziyaretçi’nin faydalandığı yazılıp-çiziliyor…
En son bir “Samsun Mahallî Gazetesi”(**), ilk sayfadan, “Miliç Plajı 400 bin ziyaretçi ağırladı” anlamında “Terme Haberi”ni yayınlandı…
“YAZ BOYUNCA 400 BİN RAKAMI”NIN KAYNAĞI NEDİR?
“Turizm Beldesi Terme”mizin yerli ve yabancı “Turizm Merkezleri”nden olan ‘Miliç Plajı’, ‘Miliç Çamlığı’nda, son yıllarda ehemmiyetli “güzelleştirme ve iyileştirme çalışmaları” yapıldığı belli. 
Hattâ “Terme’mizin Haliç’i Miliç Irmağı”nda bile “ıslah çalışmaları yapıldı”, diye hatırlıyorum…
Velâkin şu “400 bin” rakamının “menbaı/kaynağı” nedir?
“400 bin kişiyi ağırladı”, “400 bin ziyaretçiyi ağırladı”, “yaz boyunca 400 bin ziyaretçiyi ağırladı” cümlelerindeki “400 bin rakamı”nda bir yanlışlık yok mu ki!?

Şayed “yaz boyunca Miliç Plajı/ Miliç Çamlığı 400 bin kişiyi ağırladı “ ise desenize Terme’mizin demografik yapısı/ nüfus yapısı, 2018 yazı boyunca önemli derecede değişmişte, bizler, Terme’dekiler fark edememiş ha!?
“TERME AMAZON DİYÂRIDIR” DİYENLER: TERME’MİZE KAÇ ‘TURİST’ ÇEKEBİLDİNİZ?


Bu suâli sorabilmenin de tam zamanı.
Senelerdir “seçilmiş ve atanmış zihniyet” sahipleri; “Terme Belediyesi” ve “Terme Kaymakamlığı” ile bazı güyâ “Sivil Toplum Teşkilatları”, bazı ‘Terme Kanaat Önderleri’, ısrarla “Terme Amazon Diyârıdır” diye “Propaganda” yapıyorlar…
Peki, şu “Amazonculuk”, “Amazonizm” ‘ayağı’na Terme’mize ne kadar yerli ve yabancı “Turist” çektiniz?
Şu rakamı da söyleyin de bilelim bâri!!!
Vesselam..
Terme, 27.09.2018
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Notlar:
(*): Samsun Haber Gazetesi, Samsun Denge Gazetesi, ilgili resimler
(**): Samsun Denge Gazetesi, ilk sayfa, 26.09.2018, ilgili resim