Amazonizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Amazonizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2018 Pazartesi

M.Halistin KUKUL HOCA'NIN KALEMİNDEN "AMAZONİZM"

"SAMSUNLU" EDEBİYATÇI-FİKİR ADAMI ve MUHARRİR M.HALİSTİN KUKUL HOCA SUÂL EYLEDİ:
"TARİHTE, YUNANCA BİR KELİME OLAN 'AMAZON' KELİMESİYLE , BUNCA KURULUŞUN , BİR ŞEHİRDE BULUNMASI, HAYRA ALÂMET MİDİR?"(*)
* BİLİYOR MUYDUNUZ?
"AMİSOS" ve "AMAZON" KELİMELERİ NECE!?

Coğrafyamızdaki kültür bozulması, sâdece, toprağı, suyu ve havayı değil; aynı zamanda, tabiatın her zerresini, lisanımızı ve hem de târihî kıymetlerimizi ilgilendirir.
Coğrafyanın bozulmasında, ilk akla gelen temizliktir. Köşe-bucak “Temizlik îmândandır” yazıp da, apartman içlerinden, sokak başlarından cadde boylarına, parklara kadar her türlü pisliğin bulunduğu mekânlar, bu bozulmanın “şehir cephesi”ndeki medenî (!) felâkettir.
Gereksiz k(ı)lâkson çalmak, ekzos patlatmak, f(i)rene basmak, şehirlerdeki bir başka kültürel bozulmalardır. Bu duruma sessiz kalmak yâni şuûrsuzluk, bozulmanın bir başka tezâhürüdür.
Bütün bunlar; “Bedevîliği bırakın, medenî olun” emrine ihânet değil midir?
Dîğer taraftan; dağlarda, bayırlarda, köylerde, piknik yerlerinde, derelerde, nehirlerde ve elbete ki, denizlerde, her türlü çöp ve pisliğin kimseleri alâkadar etmemesi, bu bozulmanın, hem dînî, hem millî ve hem de içtimâî sonucudur.
Coğrafyamızdaki en mühim bozulma, vurdumduymaz bir hâl alan, “isimlendirme” bozulmasıdır. Bu durumda en önde yürüyen şehir,- müşâhede edebildiğim kadar- Samsun’dur. Tabelâları bir kenara bırakınız: Onların kusuru, senelerden beri görev yapan mahallî idârecilerindir. Selâhiyetli ve mes’ul bulunduğu hâlde, bunun tedbirini almamışlardır. Ne yazık ki, bütün Türkiye’de hâlâ da böyledir!..
Samsun’daki coğrafî kültür bozulması, başta, ismine emsâl tutulmaya çalışılan Yunanca ”Amisos” kelimesiyle başlar. “Amisos”, bir kavim ismi değildir; “Amisos kolonisi Miletoslu göçmenler tanrafından ticaret yapmak maksadıyla kurulmuştur...Cenevizliler tarafından 1419’da yakıldığı zamana kadar da bir ticâret merkezi olarak kalmıştır” (Bnkz. Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu, Amisos Samsun Mu?, Haber Gazetesi, 18 Ekim 2018). Ancak şu var ki; bugün, bu Yunanca kelimenin, otuza yakın kuruluşa isim olarak verilmesi çok hazîn olduğu gibi, kültürel bozulmanın da en kalıcı unsurlarından biri olmuştur. Şöyle ki:
“Amisos salonu, Amisos meyva suları, Amisos otel, Amisos tiyatrosu, Amisos hazineleri, Amisos dondurması, Amisos kartvizitleri, Amisos imsakiye, Amisos cafe, Amisos fenerleri, Amisos cafeterya, Amisos resaurant, Amisos card, Amisos kuaför, Amisos tepesi, Amisos cumhuriyeti, Amisos mezarları, Amisos rent a car, Amisos stona, Amisos dergi... “
Meselâ; târih boyunca, bir coğrafî isim olarak “Amisos Tepesi” diye bir mekân yok ise, ve siz bu tepeye, bu ismi koyuyorsanız, Türk coğrafyasına zayiat verdiriyorsunuz ve Türk kültürünü bozuyorsunuz demektir. Kaldı ki, “Amisos Cumhuriyeti” diye bir tâbirin kullanılması da, Türk kültürü adına, korkunç üstü korkunç bir tahribattır. Peki, diyeceksiniz ki, Amisos imsakiyeleri” nasıl olur? İşte, ben de bunu söylemek istiyorum: Nasıl olur?..
Samsun, bu bozulmada en önde bulunmaktadır, demiştim. İşte bir dîğeri: “Amazon heykeli, Amazon köyü, Amazon Trabzon ekmeği, Amazon festivali, Amazon köfte, Amazon pide, Amazon bar, Amazon eğlence merkezi, Amazon center, Amazon balo salonu, Amazon Ulusoy kompleksi, Amazon diyârı, Amazon parkı, Amazon kanalı, Amazon kadınları (zâten erkekleri mevcut değildir, bu nasıl iştir demeyiniz), Amazon kenti, Amazon rölyefleri, Amazon adası, Amazon elektrik ve aydınlatma, Amazon şehri Samsun, Amazon dansçıları, Amazon sokağı, Amazon bebeği, Amazon Çarşısı..”
Tekrar soralım: Târihte, Yunanca bir kelime olan “Amazon” kelimesiyle bunca kuruluşun bir şehirde bulunması hayra alâmet midir? Bu kadîm Türk coğrafyası, bunca yükü nasıl kaldırır?
Ve soralım: Târihte, “Amazon Köyü-kanalı-parkı-diyârı-kenti-şehri,sokağı-adası” diye mekânlar var mıdır? Yok ise, bunların, bizim coğrafyamıza bir isim olarak konması, coğrafyamızda kültür bozulması değil midir?
Giresun’a, nasıl “Kerasus” diyebilirsiniz? Ve bu adla kuruluşların faaliyetine nasıl izin verirsiniz?
Türkiye’nin bilinen yedi bölgesinin hâricinde, “Kapadokya” isimli bir bölgesi var mıdır? Bu ad ile, buraya bir havaalanı ve hastahânenin açılması, coğrafyamıza yapılan en büyük haksızlık deği midir?
Tirebolu’da Tripolis Gazinosu, Giresun’da Kerasus Restaurant, Bafira Domates ve Biber Salçası ve Kilikya Şalgam Suyu...bizlere, emânet edilen bin yıllık coğrafyanın tahribinden başka nedir?..
Bu tavır; İstanbul’a, Constantinople; T(ı)rabzon’a, Trapezus demekten çok da farklı değildir.
Bir şey daha var ki; ağaçları sökülüp, tabiatı cılızlaştırıp, bütün güzellikleri betonlaştırıyoruz. Bu milletin yaşadığı bu mukaddes vatanı çirkinleştirmeye kimsenin hakkı olmamalıdır.
Ne yazık ki, bu çirkinliklere göz yumarak; “Mescidleriniz sâde, şehirleriniz gösterişli olsun” mübârek emrinin tam tersini icrâ ederek, bir kez daha ihânete yürüyoruz!..
Unutulmamalıdır ki, coğrafya, “vatan”dır. “Vatan sevgisi îmândandır” ise, başka çok daha diyecek sözümüz -elbette ki- olacaktır!..

(*): M.Halistin KUKUL,"Coğrafyamızda Kültür Bozulması ", Samsun Haber Gazetesi,05.12.2018

3 Kasım 2018 Cumartesi

TERME NASIL KURTULUR?

TERME NASIL KURTULUR?

“Terme Nasıl Kurtulur?”
Bu cümledeki “Terme”, Türkiye’mizde “taşa secde eden” ve “sıkletleri” de olan “Ehl-i Şiâ”nın “Terme” isimli “kızcığı” değil!!!
Bu cümledeki “Terme”, bir zamanların “Süper Devleti”, ‘Büyük Britanya İmparatorluğu”nun “İntelijansa”sının, “İnculuz Ajanları”nın, “Kasaba” dediği “Terme İli”miz, ‘Pardon’ “Terme İlçe”miz…
Kimi “Roma İmparatorluğu’nun Çocukları”nın; kimi “Roma’nın Dişi Bozkurtları”nın “Amazon da Amazon Diyârı” diye “tutturduğu” “Terme Toprağı…”
Hem de öyle bir “Terme Toprağı” ki; “Oğuz atam, Dedem Korkut Mayası ile kavrulmuş”, “Horasan Alperenlerinin Toprağı…”
“Simsiyah Taşları” ile “Ahşap Camileri” ile sapına kadar “Türk Toprağı/Müslüman Toprağı Terme…”
“Bin seneden beri” hem de…
İşte “Terme Nasıl Kurtulur*” cümlesindeki “ “Terme”, böyle bir “Terme…”
Ve en son tarih itibari ile de böyle bir “Mukaddes Terme Toprağı”, “Amerikan Köpekleri” “İkinci Haşhaşiler” tarafından, Fetullahçı Terör Örgütü mensupları tarafından; adetâ “Roma İmparatorluğu”na, “Roma’nın Dişi Bozkurtları”na verilmek, kazandırılmak istenildi.
Düşünebiliyor musunuz; “Bin senelik Horasan Alperenlerinin Toprağı”, “cennet vatan parça”mız, “Türk toprağı”,”Müslüman Türk Diyârı Terme”miz, elimizden çıkalı neredeyse iki buçuk sene olmuş olacaktı…
MEVCUT TERME TAHLİLİ
Ve “bitmeyen seçim sath-ı mail”lerindeyiz, yine “kesintisiz seçim süreçleri”ni yaşıyoruz..
“Bakıyorum” ve “görüyorum” ki; adetâ “ortak devriye projeleri”ne, böyle bir “Terme Diyârı”nda, ‘bolca duâlar” ediliyor…
“Bakıyorum” ve “görüyorum”ki; ‘Kur’an- ı Kerim”de de geçtiği üzre; adetâ “Çağın Fravunlarının Müslümanları dilim dilim etmesi” gibi; her sözde “İslâmî Gruplar”, “İslamî Hizipler”, “İslâmî Franksiyonlar”, sadece ve sadece “kendilerini abâd etmenin derdindeler…”
“Bakıyorum” ve “görüyorum” ki; adetâ “Ters Türk Bayrakları”nın ‘dalgalandığı” ‘kesintisiz Cumhuriyet Tarihimiz”de; “Tevhid”in ‘esâmesi okunmuyor…”
Halbu ki; böyle bir “Terme Toprağı”mız üzerinde ne “Küresel Hesaplar” yapılmakta, ne “Dünya çapında oyunlar” tertiplenmek istenilmekte neticede de, maazalah böyle bir “Müslüman Türk Diyârı Terme”, adetâ ‘elimizden alınmak istenilmekte…”
Çağımızın ‘Roma İmparatorluğunun Çocukları”, çağımızın “Roma’nın Dişi Bozkurtları ve emzirdiklerinin uzantıları”, “Çift Başlı Yılan” sahipleri; “gaflet, dalalet ve hattâ ihanet”lerden istifâde ederek; ‘bin senelik “Horasan Alperenlerinin Mukaddes Diyârı Terme”mizi, “Müslüman Türk Yurdu Terme”mizi, muhtelif ‘tezgâh’ ve ‘tertipler’le “elimizden almak isteme hedefindeler…”
Bir zamanlar; “Avrupa Birliği’ne Giden Yol, Terme’den Geçer” bile demişlerdi…
“Bakıyorum” ve “Görüyorum” ki; böyle bir “Terme Diyârı”nda; maalesef “iyi insanlar yağız atlara binip gitmişler; geriye ise topal atlarla, kötü insanlar” ve hattâ “her türlü ahmaklar “kalmış!!!
“Terme gelişiyor, güzelleşiyor….”
Tabii tabii…
Tabii ki…

“Saat Kuleleri Tarihi”nde, “Yıkılan İlk Saat Kulesi” yerine-ki İnculuz Saat Kulesi idi adetâ ve ahlat taşlı saat kulesinin saati ise ancak günde iki defa doğruyu gösteriyordu- ne yaptılar?
“Bin senelik Horasan Alperenleri Toprağı”, “Türk Toprağı”, “Müslüman Toprağı”-ki Türk=İslâm demek; Osmanlılar= Türkler demek zaten-na, “Biz Termelilere hakaret edercesine Palmiye ağacı diktiler” be!
Hem de “dikilen Palmiye ağacı”nı “tutturabilmek” ve “yeşertebilmek” için de, bir “Terme Belediye’sinin Su vidanjörünü dayamadıkları” kalmıştı be!!!
Hani nerede “dikilen Terme Etno-Figürü?”
Neden “Yıkılan Saat Kulesi Yerine”, “Terme Etno-Figürü” dikilmez, yapılmaz ki?
Bendeniz cevaplayayım: - Çünkü “İlluminita Tarikatı İktidarı ve Muktediri”, “Terme Etno-Figürü” yapılmasını uygun görmüyor…
Termeli “Samsun Masonik Örgütü Başkanı” uygun görmüyor da ondan…
“Şeytanlarla Meleklerin İçiçe olduğu” bir zaman diliminde,ne “Türkiye”miz; ne de
“TERME BÖYLE KURTULMAZ” VESSELÂM…
02.11.2018
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitmci