Yoldaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yoldaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2019 Salı

"GÖNÜLDAŞIM TAYYİBİM!!! YOLDAŞIM PUTİN!!!" ve "KADERDAŞLARIM ANADOLU ÇOCUKLARI..."

CUMHUR BAŞKANIMIZ, CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÛMET ETME SİSTEMİ BAŞKANIMIZ ve AK PARTİ GENEL BAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN, 31 MART 2019 TARİHİNDE YAPILACAK OLAN MAHALLÎ İDARELER SEÇİMİ SEBEBİYLE, 3 MART 2019,PAZAR GÜNÜ ORDU’DA YAPTIĞI “ORDU MİTİNGİ”NDE, “YOLDAŞIM,GÖNÜLDAŞIM, KADERDAŞIM ORDU” DİYE HİTAP ETTİ(*)


Geçen aylarda, günlük periyotlu bir gazetedeki bir yâd haberi sebebiyle de şöyle yazmıştım:
“MEFHUMLARIN KARIŞTIRILMASI SÜRECİ..
Bu yazımı yazmama sebep olan; bir günlük gazetemizdeki (**) şu haber başlığı sebep oldu: "Âkif'in Yoldaşı Mütefekkir Hasan Basri ÇANTAY Anılıyor..."
Yahu nasıl böyle "Yoldaş" mefhumunu kullanabilirsiniz ki!?
"Yoldaş" mefhumu "Kızıl Emperyalizm"in;" Kömünizm"in;"aslında "Rus Milliyetçiliği"nin;hülasa, Türkiye'mizdeki "Sol Zihniyet"in;"Sol Düşünce"nin; "Sol Jargonu",mefhumu değil mi?
"Yoldaş Stalin", "Che Guevara Yoldaş", "3 Yoldaş","Yoldaş Perinçek. .." vesaire...
Keza, Türkiye'mizdeki bütün "Nurcu Cemaatler”, , irili-ufaklı bütün "Nurcu Gruplar"ın neşrettiği bazı eserlerde ve adetâ “Başucu Kitapları” olan "Risale Nur Külliyatı"nın "sözlük" ve "açıklamalarında da çok rahatlıkla "Yoldaş" mefhumunu nasıl kullanabiliyorlar ki!?
Halbuki ki; "aynı ülküye baş koyanlar" mânâsında; "Âkif'in Ülküdaşı Hasan Basri ÇANTAY Anılıyor" diye yazılmalı değil miydi?
“Elleri kalem tutan” şahsiyetleden biri olarak, yaşadığım diyârın belki de "manevî sahibi”ni yazılarımda ve ruhuna fatihalar gönderdiğimde;"Şehid Kumandan Kubatoğlu Cüneyd Beğ ve Ülküdaşlarının Ruhuna" dediğimde,"bıyık altı gülüşleri" hissediyorum!!!”
YA "DEVRİM" MEFHUMU!?
Bir alakalı yazımda da yazdığım üzre; neredeyse yirmi seneye yakın "İslâmcı/Siyasal İslamcı" 'Tek Başına İktidar Döneminde, tabiri caizse, "Yerler-Gökler Devrim" mefhumu ile doldu taştı!!
Yahu, tıpkı "Yoldaş" mefhumu gibi "Devrim" mefhumu da, Türkiye'mizdeki "Sol Zihniyet"in, "Sol Düşünce"nin, "Devrimci Âlem "in kullandığı "Jargonu, mefhumu değil mi!?
"Aktif Devrim", "Pasif Devrim", "Sessiz Devrim..."
Hele bir de "İslâmcı/Siyasal İslâmcı Âlem " in "Necip Fazıl KISAKÜREK Saygı Ödülü' de kazanmış ve "Yedi Güzel Adam'ın da Ağabeyi" diye târif edilen bir "Nuri" si var ki!!!
"-Muhafazakar değil, devrimci bir insanım..."
"- Devrimci bir Müslümanım, devrimci bir yazarım..."
"-Yüzde yüz militan ve devrimci bir yapım var..."
Kendini böyle bir "kimlik" ile tarif ediyor. (***)
Yahu "Devrimci Âlemi" bile "Sağcılar, "Devrim" mefhumunu kullanarak, 'Devrimin içini boşalltıyorlar'", diye yazıyorlar..
Kaldı ki, "Sultan'üş Şuara/Şairler Sultanı" merhum Necip Fazıl KISAKÜREK, bir kerecik bile "Külliyatı"nda "Devrim" diye yazmamıştır bile!
"Ülküdaş", "Ülküdaşı" demekten niye gocunuyoruz ki!?
"Devrim" mefhumu yerine diyebileceğimiz hiç mi başka mefhumunuz yok mu!?”
“GÖNÜLDAŞIM TAYYİBİM!!!
YOLDAŞIM PUTİN!!!
KADERDAŞLARIM ‘ANADOLU ÇOCUKLARI’

Geçende, ‘Kurucusu ATATÜRK’ de olan “aa” yani “Anadolu Ajansı”nda, ‘Kızıl Moskof” üzerine, “Kızıl Emperyalizm” üzerine yahut esasında “Panislavizm ve Rus Milliyetçiliği” üzerine cay-ı dikkat, çooook ehemmiyetli bir “analiz” yayınlandı.(****)
“Doğu Akdeniz”in adetâ bir “Rus Gölü”, bir “Moskof Gölü” hâline geldiğinden dem vuruyordu…
““Gönüldaşım Tayyibim!!!”..Yoldaşım Putin!!!Ve “Kaderleri kaderimiz olan”, “Kaderdaşım Anadolu Çocukları…”
Boğazlarımızdan,“Pırasa Yüklü” değil; “Mühimmat Yüklü”, “Cephane Yüklü”, “Silah Yüklü”, “Kızıl Moskof Harp Gemileri”, hem de adetâ “Gövde Gösterisi” de yaparak, kaç defa geçtiler?
“Dur Yolcu!!!” “Dur Moskof Gemileri!!!” desek de geçtiler…
“Çanakkale Deniz, Hava ve Kara Harpleri”nde de, “Karadeniz Sahillerimizi Bombalayan Moskof Gemileri”, “Çanakkale Sularımız”da olmadığından ve “Kızıl Moskof Gemileri”ni de batıramadığımızdan olsa gerek; “Rus Harb Divanı”nda, “Çanakkale Geçilmez!” diyememiş olacaklar ki; adetâ ellerini-kollarını sallayarak, vızır vızır geçiyorlar….
“Gönüldaşım Tayibim!!!Yoldaşım Putin!!! Ve “Kaderleri kaderlerimiz olan” “Kaderdaşlarım Anadolu Çocukları…”
“Doğu Akdeniz” havzası “Kızıl Moskof Gölü” oldu…
“Kızıl Moskof”, tarihinde ilk defa ‘sıcak denizlere indi”, konuşlandı…
“Çar Deli PETRO’nun Ülküsü”, gerçekleşti…
“Panislavizm Ülküsü”, “Rus Milliyetçiliği Ülküsü” gerçekleşti…
Hem de “Gönüldaşım TAYYİBİM”, “Yoldaşım PUTİN”in döneminde…
“
“DUR! MOSKOF HARP GEMİLERİ DUR!” diyecek “İslamî Hareket” te yok, “İslamcılar da, Siyasî İslamcılar da yok, kamulaştırılmış “tarikat ve cemaat tuzakçıları” da yok!!!
“Gönüldaşım Tayyibim!!!”
“Yoldaşım Putin!!!”
Ve “kaderleri kaderlerimiz olan”, “kaderdaşım Anadolu Çocukları…”
“Yoldaş” demeye, ‘yerleri-gökleri’ “devrim” naraları ile inletmeye, hem de en üst perdeden, hâlâ devam edecek misiniz?
Vesselam…
Terme, 05 Mart 2019
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com 
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Notlar:
(*): Ordu Manşet Gazetesi, 05 Mart 2019 tarihli haberi
(**): Yeni AKİT Gazetesi,04.12.2018
(***): Nuri PAKDİL ile, Star Gazetesi Pazar Eki,13.Ağustos.2017

(****): A. Sefa ÖZKAYA,,”Doğu Akdeniz Kimin Mavi Vatanı?”, Anadolu Ajansı,1 Mart 2019,Analiz

10 Aralık 2018 Pazartesi

"YOLDAŞ" ve "DEVRİM" MEFHUMLARI ÜZERİNE...

YOLDAŞ" ve "DEVRİM" Mefhumları Üzerine..

"Dünyayı Tek Tipleştirmek" isteyen; "Globallaşırmak", "Küreselleştirmek" isteyen "Güç" ler; mefhumlarımızı da karmakarışık hâle getiriyorlar veya tertemiz mefhumlarımızı "kirletiyorlar..."
En sıcak misâllerden biri "Ergenekon" mefhumumuz. .
"Ergenekon" mefhumumuzu nasıl da "kirlettiler" amma!?
Hem de bir günlük gazete yönetiminin zamanında, doğru bir şekilde "tesbit" ettiği üzre:"-Ergenekon vakıası, basit bir "Ümraniye Vakıası "dır...
"Ergenekon Destanı " mız, "Millî Mücadelemizin Ergenekonu Havza" ve Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU'NUN "Ergenekon" isimli eserinde ortaya konulan tertemiz "Ergenekon" mefhumumuzun, "sözde, Devletimizin sırtındaki urları temizleyeceğiz" 'ayağı' ile tamamiyle "kirletilmesi..."
MEFHUMLARIN KARIŞTIRILMASI SÜRECİ..
Bu yazımı yazmama sebep olan; bir günlük gazetemizdeki (*) şu haber başlığı sebep oldu: "Âkif'in Yoldaşı Mütefekkir Hasan Basri ÇANTAY Anılıyor..."
Yahu nasıl böyle "Yoldaş" mefhumunu kullanabilirsiniz ki!?
"Yoldaş" mefhumu "Kızıl Emperyalizm"in;" Kömünizm"in;"aslında "Rus Milliyetçiliği"nin;hülasa, Türkiye'mizdeki "Sol Zihniyet"in;"Sol Düşünce"nin; "Sol Jargonu".mefhumu değil mi?
"Yoldaş Stalin", "Che Guevara Yoldaş", "3 Yoldaş","Yoldaş Perinçek. .." vesaire...
Keza, Türkiye'mizdeki bütün "Nurcu Cemaatla rın, irili-ufaklı bütün "Nurcu Gruplar"ın neşrettiği bazı eserlerde ve kimbilir Başucu Kitapları olan "Risale Nur Külliyatı"nın "sözlük" ve "açıklamalarında da çok rahatlıkla "Yoldaş" mefhumunu nasıl kullanabiliyorlar ki!?
Halbuki ki; "aynı ülküye baş koyanlar" mânâsında; "Âkif'in Ülküdaşı Hasan Basri ÇANTAY Anılıyor" diye yazılmalı değil miydi?

Bendeniz, yaşadığım Diyârın belki de "manevî sahibini yazılarımda ve ruhuna fatihalar gönderdiğimde;"Şeyh Seyyid Kubatoğlu Cüneyd Beğ ve Ülküdaşlarının Ruhuna" dediğimde,"bıyık altı gülüşleri" hissediyorum!!!
YA "DEVRİM" MEFHUMU!?
Bir alakalı yazımda da yazdığım üzre; neredeyse yirmi seneye yakın "İslâmcı/Siyasal İslamcı" 'Tek Başına İktidar Döneminde, tabiri caizse, "Yerler-Gökler Devrim" mefhumu ile doldu taştı!!
Yahu, tıpkı "Yoldaş" mefhumu gibi "Devrim" mefhumu da, Türkiye'mizdeki "Sol Zihniyet"in, "Sol Düşünce"nin, "Devrimci Âlem "in kullandığı "Jargonu, mefhumu değil mi!?
"Aktif Devrim", "Pasif Devrim", "Sessiz Devrim..."
Hele bir de "İslâmcı/Siyasal İslâmcı Âlem " in "Necip Fazıl KISAKÜREK Saygı Ödülü' de kazanmış ve "Yedi Güzel Adam'ın da Ağabeyi" diye târif edilen bir "Nuri" si var ki!!!
"-Muhafazakar değil, devrimci bir insanım..."
"- Devrimci bir Müslümanım, devrimci bir yazarım..."
"-Yüzde yüz militan ve devrimci bir yapım var..."
Kendini böyle bir "kimlik" ile tarif ediyor. (**)
Yahu "Devrimci Âlemi" bile "Sağcılar, "Devrim" mefhumunu kullanarak, 'Devrimin içini boşalltıyorlar'", diye yazıyorlar..
Kaldı ki, "Sultan'üş Şuara/Şairler Sultanı" merhum Necip Fazıl KISAKÜREK, bir kerecik bile "Külliyatı"nda "Devrim" diye yazmamıştır bile!
"Ülküdaş", "Ülküdaşı" demekten niye gocunuoruz ki!?
"Devrim" mefhumu yerine diyebileceğimiz hiç mi başka mefhumumuz yok mu!?
VE "JÜBİLE" MEFHUMU

Geçen haftanın "Payitaht Abdülhamid" "TRT 1 DİZİ BÖLÜMÜ"NDE, çok eğitici, öğretici ve bilgilendirici "film kareleri" de vardı.
Merhum Sultan İkinci Abdülhamid Han'ın Refikası, merhum Bidâr Kadınefendi'nin,"Bir insanın Yahudi olup olmadığını, yemesinden, içmesinden nasıl anlarız "görsel dersi" ile dolu "film kareleri..."
"Yahudilerin de domuz eti yemediğini", ekseriyetimiz hâlâ bilmiyor!!!
"Yahudiler"in, "etin üzerine sütlaç" yemediklerini, hattâ "sütlaç"ı hiç yemediklerini de,ekseriyetimiz hâlâ bilmiyor!!!
Ve yine bugünkü günlük periyotlu bir gazetemizdeki küçücük "Jübile" mefhumunu izahını da okuduğumuzda.
(***)
"Elli sene sonra yapılan Jübile'n in; hem Hıristiyanlık ve hem de Yahudi İbrani "Geleneği" ile "Bizans/Roma Geleneği" olduğunu da öğrenmiş oluyoruz.
"Geç anlıyoruz", "geç öğreniyoruz" "taşın sert olduğunu" vesselâm....
Terme,04.12.2018
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com 
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Notlar:

(*): Yeni AKİT Gazetesi,04.12.2018
(**): Nuri PAKDİL ile, Star Gazetesi Pazar Eki,13.Ağustos.2017
(***): Türkiye Gazetesi, 04.12.2018