22 Ekim 2017 Pazar

"KERBELÂ/BELÂ ÇÖLÜ VAKIASI" YILDÖNÜMÜ ve MEB 'MÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ' NETİCESİ "CAFERÎLİĞİ" NİYE KALDIRDI!?

"KERBELÂ/BELÂ ÇÖLÜ VAKIASI"YILDÕNŪMÜ ve MEB 'MÜFRADAT DEĞİŞİKLİĞİ'NETİCESİ "CAFERÎLİĞİ" NİYE KALDIRDI?!

Şu İmam-Hatipliler, onca bol imkânlara rağmen; niye eskiden olduğu üzre kürsülere "birinciler" çıkartamıyorlar?, diye "anlamaya" gayret ettim:
Şu üç sebebi müşahede ettim:
1) Çok lakaytlar, çok laçkalar...

2) Çok da kibirliler...
3) "İslamcılık/Siyasal İslamcılık", uygulamada böyle bir "ideoloji..."

"Felsefe"yi, "Kelam"ı ve "Tasavvuf"u "yok" farzetmiyorlar. Ancak!!!

Daha düne kadar da (2016-2017 Eğitim-Öğretim Yılı" da dahil; "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" ders kitaplarında,"Dinlerarası Diyalog" mevzûları bile işlenilmiş...
Ve bu sene 1, 5 ve 9. sınıf ders kitapları ağırlıklı " Müfredat Değişikliği" neticesi, "Hakk Mezhepler"den; "Şiiliğin Sünnîliğe en yakın kolu" olarak da bilinen "Caferîlik"; yapılan "Müfredat Değişikliği" sonrası, "konu dışı", "mevzû dışı" edilmiş, ders kitaplarından "delete" edilerek çıkartılmış...

Halbuki, "Medine-i İstanbul"ulumuzda, ne " Caferî" kardeşlerimiz mevcut...
Toplum gerçeğimize aykırı bu uygulamayı, kabul edemiyorum...
30/09/2017
(10 Muharrem 1439)
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

HÂTIRALAR CANLANSIN!!!MAZİLER "DELETE" EDİLMESİN!!!GEÇMİŞLER, AN ve AN "SİLİNMESİN!!!"

HÂTIRALAR CANLANSIN!!!
MAZİLER "DELETE" EDİLMESİN!!!
GEÇMİŞLER, AN ve AN "SİLİNMESİN!!!"

Son günlerde,"Ne Mutlu Türk'üm Diyene!" şiarı ile günlük olarak neşredilen"Ortadoğu Gazetesi'nde, "ufuk açıcı"yazılar da yayınlanmaya başlandı. Senelerdir "İ'lây-ı Devlet için değil; İ'lây-ı Kelimetullah için"düsturunu adeta "bayraklaştırmış" biri olarak;"12 Eylül'ü "Devlet" Yapmadı!" başlıklı ALNIAÇIK'IN yazısı ile de, neredeyse 37 (otuz yedi) sene sonra; "Devlet" mefhumunun esasında kimleri çağrıştırdığını, daha "net" bir şekilde kavradım:"Devlet= Masonlar/Şeytanlar-Amerika (Batı)...." anlamındadır! 
Yine senelerdir bendenize "Devlet Düşmanı"diyen zihniyet sahipleri de;esasında demek istiyorlardı ki;" Mason düşmanı=Şeytan düşmanı=Amerika/Batı düşmanı..." Ömürleri "sandalyelere oturmakla" geçen ve en âlâları "Devleti, "helvadan yapılan put!" "seviyesinde tanımlayan bazı zihniyet sahipleri de; senelerdir bayraklaştırdığım;"İ'lây-ı Devlet için değil; İ'lây-ı Kelimetullah için." Yani "Devlet'in yüceltilmesi için değil;Allah'ın kelimesini yüceltmek için" düstûrumundaki "zaafiyet"ten istifade ile de"Devlet düşmanı" diye diye "şartlandırmalarla", kendilerine "benzetmeye" de çok çabalıyorlar dı!
Bir "12 Eylül'ün 37. yıldönümünde ise sahih/doğru "Devlet" tanımlarına sahip biri olarak; yakînîliğimin yüksek olduğu fikriyat sahiplerinin; hem de "Devlet otoritesinin olmadığı, Devlet'in olmadığı senelerde" verdikleri "destanlık mücadele"sonrası, "cennet vatanımız " ın "ikinci bir Afganistan"olmaktan kurtarmalarına rağmen;"12 Eylül zindanları"nda, "en ağır işkencelere" maruz kalmaları;adeta "öpmek istedikleri el" tarafından "zulümlere" uğramaları..."Devlet, Devlet diyorduk; Devlet vurdu neden?" sorgulamaları .
Çok çeşitli "kompartımanları" olan " Devlet yapımız"ın "Devlet"i; "Masonlar/Şeytanlar-Amerika (Batı) kompartımanı"imiş esasında. "Zulmedenler..."de.
Daha geçenlerde, Kanal a'da da seyrettiğim "Unutulan Tehlike Masonlar" 'belgeseli'nde de dillendirildiği üzre; "Amerika'yı da masonlar/şeytanlar kurmuştu" ve "kötülüğün, şerr'in çatısını, masonlar teşkil etmektedir...."

Evet! Bu sebepten, bir "cemaat gazetesi"ndeki bir yazarın yazdığı üç bölümlük yazının "Devlet'in dinî cemaatlere müdahelesi"başlığını, esasında "Masonların/Şeytanların-Amerika (Batı)'nın Dinî Cemaatlere Müdahelesi"olarak anlamak elzem. .. Ve "12 Eylül'ün 37. yıldönümü vetiresinde kavradığım "Devlet Mes'elesi" sonrası, artık "Devlet" yazarken; "Devlet= Masonlar/Şeytanlar-Amerika (Batı)" şeklinde "açılımlı","ayrıntılı", "detaylı" şekilde yazmanın da elzem olduğunu daha "net" kavradım. Bu şekilde yazarak; "varta"ların ve "yanlış anlamaların da nihayetleneceğine olan inancım da arttı...
"TERME ÜLKÜ OCAĞI"NIN İLK BİNASI!?
Fotoğrafını gördüğünüz "bina"; yanlış bilmiyorsam; "Terme'mizdeki Milliyetçi-Ülkücü Hareketin kiraladığı "ilk bina"; "Terme Ülkü Ocağı Binası..."
1970'li senelerde, Ortaokul senelerimde, zaman zaman nefeslendiğim, ortamını teneffüs ettiğim bina."Samimiyetin ayyuka çıktığı,karşılıksız sevmelerin zirve yaptığı" seneler..Bir soba etrafına kümelenmiş masalardaki "Ülküdaşlar..." "Vatan kurtarma Sohbetleri..." "Memleket mes'eleleri"ile "kendinden geçmiş nesilli"seneler."Vatan kurtarma davaları..."
Nerdeyse her Terme'mize geldiğimde nazar ettiğim bina..Hâlâ bile "soba deliğinin camları kırık bina..."
Ve günümüzde "FETÖ gitti, .........................
...geldi." "tartışmaları" yapılan; tamamiyle "Keypıtıl Sistem'e entegre olmuş " ' Gurbanlar'ımızın "O Yıllardaki hâlleri!! Hâlâ cevabını bilmediğim "Dergah Kapatılışı" sebepleri. Sahi "O Yıllar" da " Gurbanlar" ne yaparlar ve "12 Eylül sonrası", ne diye "dergahları" kapatılmıştır, adeta "yok" olmuşlardı?!!
Evet! Hatıralar canlansın ve maziler asla ve kat'a "delete" edilmemeli"; "geçmiş" an ve an "silinmemeli ..."
Günümüzde maalesef muhtelif sebeplerden " paramparça görünüm arzeden "Destanlaşan Hareket"; tarihinde üç "Ülkücü Şehid" vermiş "Terme'mizde de, " titremeli, kendine dönmeli"; mevcut mes'eleleri "en az zararla" aşarak, yoluna devam etmelidir..
Yine "ufuk açıcı" " Ortadoğu Gazetesi'nin bugünkü sayısında, hakkında "Bir eserini KGB (FSB!) tarafından basıldığı" "rivayetleri"(!?) de dolaşan "Soner YALÇIN"nın iddialarına verilen doyurucu cevabî yazıda; maatessüf insanları değerlendirmeler de hâlâ "orta yolu" bulamadığımızı, "gerçekci" olamaďığımızı bir kere daha hayıflanarak öğrendim..
Kimi malum zihniyet sahipleri, "Ulu Hakan" veya "Gök Sultanı", Sultan İkinci Abdülhamid Han "ı ,"gerçek dışı" nasıl değerlendiriyorlarsa-Osmanlı Padişahları içinde en fazla toprak kaybı (bir buçuk milyon kilometre kare) bu Padişahımız döneminde kaybedilmesi "gerçeği..."-
Bir ilim dalı da olan " siyaset mesleği"nde, hâlâ yeterli ve gerekli ölçü de " tenkit kültürünün, "eleştiri/öz eleştiri kültürünün olmaýışının; bilakis, "Putlaştırma Kültürü"nün hâlâ yaygın olmasının sebepleri neler ki!?
Sultan Abdūlhamid-i Sani Han gibi merhum "Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ" de mi "layemut", "hatasız", "kusursuz" idi? "Başbuğ TÜRKEŞ" de "eleştirilemez" mi? Halbuki ki, bendeniz biliyorum ki; "Aksiyon Dergisi'nin "elemanları" merhum Ahmet ER Beğ ile ropörtaj yaptıklarında, rahmetli Ahmet ER Beğ, rahmetli "Başbuğ TÜRKEŞ" i "eleştiriyordu da...Yine bendeniz biliyorum ki; günümüzün neredeyse " Amerika'nın Sesi Gazetesi" konumuna düşürülmüş (!?) " Türkiye Gazetesi'nin sabık Başyazarlarından Kerķüklü merhum Ömer ÖZTÜRKMEN Beğ de; "Merhum Başbuğ TÜRKEŞ, biraz paraya düşkündü", diye "özel sohbet"in de olsa "eleştirebiliyordu " amma!?
"FETÖ/PDY VAKIÂSI" ve "BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ"
Prof. YALÇIN "Ne idüğü belirsiz!" demeye getirdiği ve son günlerde, sosyal medyada " bir eserinin KGB tarafından basıldığı" iddialarının da dolaştığı "Odatv"li YALÇIN'ın bu Eylül ayında dillendirdiği ve "eleştirdiği"; "Rahmetli Başbuğ TÜRKEŞ, 'FETÖ/PDY VAKIASI"nı ,niye zamanında anlayamadığı?' sualini, bugünkü "Ortadoğu Gazetesi'nde "doyurucu cevabı"nda -ki merhum Dündar TAŞER "Ülkü Ocağı Amplemi"nin düzenleyici olduğu ve " Tanrı Türk'ü Korusun ve Yüceltsin" sloganını, dönemin "Ülkücü Yazarlarına ait olduğu bilgileri ile de doyurucu-; bu suali adeta "cevapsız" bırakmış olması da düşündürdü.

"Destanlaşan Ülkücü Hareket"; 21. Asrın şartlarında da " Destanlaşmak" istiyor...Bunu yaparken "hatıralar canlana", " geçmişler, maziler silinmemelidir." Vesselâm. 
Terme, 19/Eylül/2017
İsmet GÜLTEKİN
Terme Nizam-ı Âlem Ocakları Kurucu Başkanı
metgultekin@hotmail.com

SALIPAZARI'NDA "15 TEMMUZ ŞEHİDLER ANITI ve "15 TEMMUZ ŞEHİDLER MEYDANI" VAR DA, "TERME"MİZ DE NİYE YOK!?

SALIPAZARI'NDA "15 TEMMUZ ŞEHİDLER ANITI ve "15 TEMMUZ ŞEHİDLER MEYDANI" VAR DA, "TERME"MİZ DE NİYE YOK!?

Sahi hem "fiîlen"(de facto); hem de "hukuken"(de jurse) "Terme'mizin Yavrusu/Yavru Terme"; hem de "Çarşamba'mızın Yavrusu/Yavru Çarşamba"mızdan meydana gelen SALIPAZARI'NDA, " 15Temmuz Şehiler Anıtı ve Meydanı" var iken;"Terme"mizde niye yok!?
Sebepler ne ki!?

Yemin etsem keffaretim olmaz.Velâkin en azından ortaya çıkan "suizanlar diyeyim, "en hafifinden"; "içime sindiremiyorum..."
Biline ...
Terme, 13/Eylül/2017
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

ÇARŞAMBA "GÖĞCELİ CAMİÎ"

ÇARŞAMBA "GÖĞCELİ CAMİÎ"

"Garipler Mezarlığı", "Garipler Kabristanı" ortasında bir "mescid", bir "cami. " Neredeyse sekizyūz on bir (811) senelik bir "mescid", bir "camiî" Hem de erbabı tarihçilerimizce;"Antik Çağı", "Antik Dönemi" olmayan;tabiri caizse;sapında kadar, dibine kadar "Türk/İslam Yurdu"olan Çarşamba'mızda..
Daha bugün ziyaret edebilmek nasip oldu. Kimbilir,bendenizden evvel;ne "Amerikalılar",ne "İnculuzlar", ne "Moskoflar" vesaire; tıpkı "Terme Merkez Pazar Cami
î"mizin "temellerine varıncaya kadar", didik didik ettiler, araştırarak, incelediler!?

"Çivisiz Camiî", " Çivisiz Mescid" ,"Çivi kullanılmadan yapılmış" deyip duruyoruz da; ilk defa "çivi"dediğimiz "metal" parçası ne zaman icat edilmişti ki, bilmiyorum!? 1200'lū senelerde, 13. Asır'da "metal çivi"mi vardı ki!?
Şöyle hazır Çarşamba GÖĞCELİ Camiî"mizi bir "öğle vakti" ziyaret edebilmek nasip oldu madem;mevcut "kitaplıkları"nda, şöyle bilgilendirici hazır "kitapçıklar, hazır "broşürler aranır durdum. Velâkin yoktu ki!Bilgilendirici olarak " Avrupa Birliği" ayağına, "Ekonomistler Platformu"nca hazırlanmış, hadi diyelim dört ayak üzerine "çakılı taplet" ile bendeniz bu "garibe uzatılan "tek sayfalık" yazılı bir metin.
Bir kere daha anladım ki;"şifahî kültür" dediğimiz,esasında günümüzde "incir çekirdeğini doldurmayacak" kertede ki, " gevezelikler,lafazanlıklar";hâlâ "yazılı kültür"den daha üstün!!!
Hayıflandım...

"Ahşap/Tahta Mescid","Ahşap Tahta Camiî"mizin alakalı bilgileri bendenize verilen ve zikrettiğim "çakıl tablet" resimlerinde sizler de okuyup; belki de bilgilerinizi tazeleyebilir ve yeniden hatırlayabilirsiniz.
Bendenizi mest eden ,hayrete sevkeden bir başka hâl ise "Mescid"in, "Camiî"nin içindeki "motifler", hadi diyelim "desenler." Hem de "renkli motifler","renkli süslemeleri. ."
Bir diğer husus ise "kuyuları "oldu.Biri hemen
"mescid/camiî" yanıbaşında, "Çıkrıklı kuyu"; diğeri ise "Garibler Mezarlığı", "Garibler Kabristanlığı" girişine yakın "kuyu..."


Kabaca "Gavurlar"dan daha fazla "eserlerimize", "kültürümüze" ve "medeniyetimize" yüksek ve yakîn alaka gösterelim."Fransız takılmayalım."

"Kozmopolitizm/Dünya Vatandaşlığı" nereden çıktı!? Netice bir "izm" değil mi!?
Elbette "de-ği-şe-lim..." Velâkin "kökü mazide" olacak bir şekilde;"imtihan içinde değişme","kendimiz kalarak değişme..."
Vesselâm. .

Terme, 13/Eylül/2017
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

"12 EYLÜL"ÜN 37. YILDÖNÜMÜ HÂTIRASINA.."TAŞRA"DAN "MERKEZ"E 'E-Ğİ-Lİ-YO-RUZ...'

"12 EYLÜL" ÜN 
37. YILDÖNÜMÜ HÂTIRASINA....
"TAŞRA"DAN "MERKEZ"E;
'E-Ğİ-Lİ-YO-RUZ...'

Geçenlerde Türkiye'mizin'kamuoyuna iki ehemmiyetli "eğilme vakıası" yansıtıldı:Biri, "Kore Gazi"sine âdeta -sürme haşa- " secde" edercesine
"eğilen" Japon Ateşperestler/Mecusîler ..Diğeri ise "Merkez" de diyebileceğimiz, "üst düzey"de, Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın Cumhurbaşkanımız önünde eğilmesi
Birinci "eğilme", "secde edercesine eğilme", hiç tartışılmadı bile.İkinci "eğilme" ise "Eğildi mi, eğilmedi mi?" şeklinde "tartışıldı." Hattâ AYM Başkanı, "Ben ancak Allah'ın huzurunda eğilirim" diye cümleler sarfettiği de "kamuoyu"na yansıdı..
BİR "12 EYLÜL ROMANI":"KÖLE" ROMANI
Bir "idealist/fikirci" ve fedakâr, "şahsiyet sahibi", "kişilik sahibi" millî ve her türlü "Emperyal Uzantılı" nesiller; "U.S.A. Markalı İşkence Tezgahları"ndan "geçtiler", "geçirildiler " Hattâ öyle ki merhum tarihçimiz Yılmaz ÖZTUNA'NIN da zaman zaman dillendirdiği üzre; "Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin 18 (onsekiz) sene "resmî ideolojisi","kurucu ideolojisi" olan Türk Milliyetçiliği fikriyatı" bile "12 Eylül Mahkemelerinde, uzun seneler "yargılandı."

Biliyor musunuz, "12 Eylül'den nerdeyse iki ay sonra-geçikmeli diyebileceğimiz şekilde- "12 Eylül Zindanlarına "tıkılan" "Türk Milliyetçileri", "Ülkücūler"; hem en ağır "işkenceler"den geçtiler; hem de en geç "tahliye" edildiler..
"Mamak Zulüm Kal'ası"nın yazarının bu eserindeki şu cümleler; "o yıllar"ın da "trawma"sını ortaya koyan cümlelerdi: "Devlet Devlet dedik/ Devlet vurdu bizi/Neden?"
Mustafa KARACA'NIN yazdığı "12 Eylül Romanı" da diyebileceğimiz "KÖLE" isimli romanda da; "Çarpık Batılı Sistem" ve " "Çarpık Eğitim Sistemi" "sorgulaması" da yapılmakta. Romanın sonlarına doğru, alakalı sayfalarda da, "taşra"dan "merkez"e;"alt düzey"den "üst düzey"e kadar uzanan "eğilmeler" de "sorgulanmak"ta. Bilhassa da her "Resmî Bayram Törenleri"ndeki "çelenk koyma" ve hafifçe de olsa "bel kırma", "kafa eğme", "eğilme" görüntüleri, "çarpıcı bir üslup" ile "sorgulanmakta" ve bütün bu manzaraları ise "Pagan İdeolojisi", "Paganizm İdeolojisi" ötesi tamamiyle bir "şahsiyet yok etme", "kişilik yok etme ameliyesidir" demektedir.
Elbette ki her "markalı işkenceciler"in de, çok çeşitli "Şahsiyet/Kişilik yok etme metodları" var.
Herhalde "dışarıdaki en belirgin "şahsiyet/kişilik yok etme metodu" da, yukarıda izah etmeye çalıştığımız "metod"olsa gerek!


Evet, " Mefkûremiz/Ülkümüz göklerde dalgalanan bir sancak/ Allah'ın huzurunda eğiliriz biz ancak!"
İnşaallah, "12 Eylül Zihniyetlilere rağmen varolacağız..."
Terme, 11/Eylül//2017
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

"TOTALİTER"-"OTORİTER"-"DAYATMACI"-"İDEOLOJİK" ve "BEYİN YIKAMA"YA DAYALI "EĞİTİM SİSTEMİ"NE HAYIR!!!

"TOTALİTER"-"OTORİTER"-"DAYATMACI"-"İDEOLOJİK" ve "BEYİN YIKAMA"YA DAYALI "EĞİTİM SİSTEMİ"NE HAYIR!!!
Öğretmenlerimizin, "müfredat değişikliğini"izah etme ağırlıklı "Eylül Semineri "devam ediyor.Bugün kü "Formatör Öğretmenimiz", çok cay-ı dikkat bir "video"ile "kısa film" ile (2+2=5 isimli YouTube'da indirebileceğiniz) "seminer" e giriş yaptı.
Bendenizin de "ilk defa seyrettiği"bir "video", bir "kısa film" idi.
"Müfredat Değişikliği Tartışmaları"nda, âdeta "Millî Eğitim Bakanı" ile "Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı'nın birbirlerini tekzip ettiği, yalanladığı vetire/süreç de devam ederken; seyredeceğiniz "kısa film", maalesef günümüz 'Eğitim Sistemi"nin 'çarpıklïğı'nı; açıkçası "Çarpık Batılı Sistemi" de "faş" ediyor.
"Hakk'ın hatırı âlidir,hiçbir hatıra feda edilmez. Kim kırılırsa kırılsın;sadece Hakk sağolsun..."
11/Eylül/2017, Pazartesi
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

VE ARTIK "GURBANLAR" DA TARTIŞILIYOR

VE ARTIK "GURBANLAR" DA TARTIŞILIYOR

"Dünyevileşme", "Maddecileşme", "(ABD)estli Kapitalistleşme" ve " Gitti FETÖ, Geldi ................." derken; "Gurbanlar"ın, da ' dünya denilen mezellete
dalmaları" da; başka bir tarif ile mevcut "Batılı ve Batıcı Sistemden Pay kapma davaları" da tartışılıyor.
Neredeyse kemikleri bile bulunamamış, merhum Uğur MUMCU'nun, seneler önce yazdığı eserinin de ismi olan "Tarikat-Ticaret-Siyaset" leri de tartışılıyor...
Henüz bizatihi alıp okuyamadığım velakin ne demek istediğini gayet iyi kavradığım, bir "Gurban"ın da yazdığı romanının ismi olan "Asr-ı Seyda" dönemini yaşamayı da lütfetmiş Rabbimiz/Sahibimiz,bendeniz "Gurban"ı da, bütün "Gurbanları" da, "Dargın Kurtların Lideri" merhum ATSIZ'ın meşhur bir şiirinin bir mısrasında da dillendirdiği üzre; " Dünya denilen mezellete dalmaktan" korusun.(Âmin)
"Kırılır da MENFAAT/ ÇIKAR çarkları birgün / Söylenir türkümüz bizim..."
Terme, 06/Eylül/2017
"GURBAN" İsmet GÜLTEKİN
metgultekinQhotmail.com
Not: Bu kısa yazımı, M.F. BOZOĞLU isim ve soyisimli"Terme Birlik MEFKÛRE"daşımın, bendenize de whatshapp'tan gönderme nezaketinde bulunduğu velakin facebook'da bir türlü paylaşamadığım güzel video'su sebebiyle dillendirdim.