24 Mayıs 2015 Pazar

"ÜLKÜCÜ HAREKET"TE 'DIŞ/CIA ETKİSİ' ŞÜPHESİ!!!

“Ülkücü Hareket”te ‘Dış/CIA Etkisi’ Şüphesi!!!

Bu yazımı, başlıktaki mes’eleye şöyle bir ‘girizgâh’, bir ‘giriş’ olarak yazıyorum..”Yüzde yüz yerli, yüzde yüz millî bir hareket” olduğuna inadığım ve öyle de değerlendirdiğim “Ülkücü Hareket” üzerine yazdığım yazılarda, çok sayıda ‘Suçlamalar’la karşılaşmış bir ‘Hareket’ olduğunu dayazdım, vurguladım.
Hattâ öyle ki “1965 Nesli Kategorisi”ne mensup ‘nesil’lerin bir ferdi olarak; ‘Milliyetçi Hareket Partisi’nden ‘tuhaflıklar dolu’ bir şekilde ‘Bizim Dergâh Baskını’ ile başlayan ve netice de ‘Büyük birlik Hareketi’ni, ‘Yazıcıoğlu Hareketi’ni, ‘Alperen-Nizâm-ı Âlem Hareketi’ni ortaya çıkartan vetirede, yanlış hatırlamıyorsam, dönemin –belki de her dönemin gazetesi- Sabah gazetesinde neşredilen ‘yazı dizileri’ ile rahmetli ‘Başbuğ’umuz Alparslan TÜRKEŞ; daha çok da yeni ortaya çıkan mezkur ‘Hareket’e dahil olanlarca ‘soğukluklara’ terk edilmişti. Farkında mısınız bilmiyorum, yirmi bir yıllık siyasî parti de olan ‘Büyük Birlik Partisi’nin ‘resmî web sitesi logosu’nda bile rahmetli ‘Başbuğ’umuz Alparslan TÜRKEŞ’in resmi yer almamakta…
Bildiğim ve de hatırladığım ve de hafızama adetâ bir ‘kıymık’ gibi de saplanmış olan ve de “Yazcıoğlu Hareketi’inin, ‘Hilâl-Gül Hareketi’inin ‘kurucu kadrosu’ndan muhterem insan Ahmet ER ile günümüzde ‘Paralel Yapı’ ismi ile yüzde bilmem kaç oranında da adetâ ‘lince marûz kalıp’ ‘yaftalanan’ ‘Gülen Hareketi’nin malûm ‘haftalık periyotlu’ ‘Aksiyon Dergisi’ne serdettiği düşünceleri, görüşleri, fikirleri…
Evet, “aşkın gözü kördür” derler…Yaşları ‘delikanlılık yaşları’nı çoktan aşmış “1965 Nesli” olarak, asla ve kat’a ‘içime sindiremediğim görüşler’ diyebileceğimiz fikirler, düşünceler…
Çünkü biz biliyor ve inanıyorduk ki, Türkiye’mizdeki tamamiyle “yüzde yüz yerli ve yüzde yüz millî tek hareket”: “Ülkücü Hareket” idi…’Dış Etki’ler, ‘Dış Yönlendirmeler’, daha açıkcası “Amerika-CIA Etkisi ve Yönlendirmesi’ çok meşhur bir tabir de olacak şekilde yazarsak; muhal ender muhaldı, mümkün değildi, öyle bir şey düşünülemezdi bile…
Ancak….
 “Türkiye CIA İstasyon Şefi” “Ruzi Nazar” da öldü…Ölümü ile birlikte çok ciddî köşe yazıları da yazıldı. Henüz bir döneminde ‘Hergün Gazetesi’nde üst seviyede mücadele vermiş olan Enver ALTAYLI’nın, ‘CIA Onaylı’, ‘Ruzi Nazar’ hakkında yazdığı malum kitabı alıp, okuyup, inceleyemedim. “Efkâr-ı umumiye”ye yansıdığı ve benim de ‘fikrî takip’ yapabildiğim kadarı ile mezkûr yazımın başlığını da yazdıracak, ortaya gayet ciddî veriler de çıktı gibime geliyor.
Her ne kadar bir tevafûk da olsa, ‘Ruzi Nazar Öldü’ dedirten vetirede yüz yılı aşan bir ‘dergi’ de olan “Türk Yurdu Dergisi”ndeki “Amerikan Belgelerinde Alparslan TÜRKEŞ-Kurgular ve Gerçekler”(1) yazısını hararetle okumuş olsam da, hattâ Rasim EKŞİ Beğ’in ilgili kitabından haberdar olsam bile ‘Ruzi Nazar’ın ölümü ile bilhassa ‘Türkiye Gazetesi’nde yazan Yıldıray OĞUR’un “Yirminci Yüzyılın Hikâyesi”(2)  yazısı ile “Ülküdaşlardan yediği bir tokatla Ülkücü Hareket”ten ‘koptuğu’nu bildiğim Nihat GENÇ’in “Ruzi Nazar İpi Gizlice Tutanlar”(3) başlıklı yazıları, beni, “Ülkücü Hareket”te ‘Dış/CIA Etkisi” bu yazımı yazmama sebep oldu..
Mezkûr  yazılar, “Aydınlık Hareketi Zihniyetli” yazılar da di-ye-me-ye-ce-ği-miz yazılar da olunca!!!
“Türk Yurdu Dergi”mizdeki mezkûr yazıyı okuyup bitirdiğimde, kırmızı tükenmez kalemle şu iki cümleyi yazmışım: “Yüzde yüz yerli, yüzde yüz millî bir ‘Hareket’” ve “Dış Desteksiz Hareket….”
Ancak…
“1965 Nesli”nin bir ferdî olarak, mezkûr yazıları ve henüz benim de bizzat okuyamadığımın ALTAYLI’nın kitabını da hatırlarsanız; “Ülkücü Hareket”te de bir ‘Dış Etki’, bir ‘Dış Tesir’, bir ‘Ecnebî Etki’, bir ‘Ecnebî Tesir’, bir malûm ‘Yabancı Etki’, bir malûm ‘Yabancı Tesir’; daha açıkcası “CIA Etkisi”, “CIA Tesiri” mevcut gibi…
Sizler ne düşünüyorsunuz?
“Gülen Hareketi”nin “Paralel Yapı” ismini de aşan tanımlamalarla “tartışıldığı” bir zaman diliminde, hep şunu da mırıldanmışımdır: “Aşkın gözü kördür. Kara sevdalı olan sevdiğinde hiçbir kusur, hâtâ göremez yahut Rabbül’âlemin göstermez…” “Kendi gözümüzdeki mertekleri de görmeliyiz…” “Kimse benim ayranım ekşi demiyor…”
Silivri-Fenerköy, 24.05.2015
İsmet GÜLTEKİN
Dip Notlar:
(1): Mehmet Akif OKUR-Kürşat GÜÇLÜ, “Amerikan Belgelerinde Alparslan TÜRKEŞ-Kurgular ve Gerçekler”, Türk Yurdu Dergisi, Nisan 2015, Yıl: 104, Sayı: 332, Sayfa 18-22
(2): Yıldıray OĞUR, “Yirminci Yüzyılın Hikâyesi”, Türkiye Gazetesi, 03.Mayıs.2015

(3): Nihat GENÇ, “Ruzi Nazar-İpi Gizlice Tutanlar”, odatv, 08.Mayıs.2015

"TÜRKİYE DERGİ FUARI"NIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ...

“Türkiye Dergi Fuarı”nın Düşündürdükleri…

Bu sene altıncısı  tertiplenen ‘Türkiye Dergi Fuarı’nı da ziyaret etmek nasip oldu. İstanbul Sirkeci Garı’nda, 12-17 Mayıs 2015 tarihleri arasında tertiplenen ‘Türkiye Dergi Fuarı’, ‘Milletlararası’ ‘Dergi Fuarı’na da dönüşmek üzere…
‘Regaib Kandili’ sabahı ziyaret ettiğim ‘Dergi Fuarı’, adetâ bir ‘Dergiler Şöleni’ni de andırıyordu. Hiçbir ‘dergi standı’nı atlamadan yaptığım ziyarette, ilk defa gördüğüm dergi neşriyatlarına da şahid oldum. Bana en ilginç gelen dergiler ise ‘h-aykırı’ gibi neredeyse ‘broşür’ ebadında çıkan, neşredilen dergi oldu. ‘Dergicilik aşkı’ demek ki neler neler de yaptırıyor. ‘5 N 1 K’ye de ‘1 T’nin de eklenmesi, neredeyse yıllar oldu. Çok farklı bir ‘Tasarım’ ile dergicilik yapabilmek! Hele de ‘dijital çağ’da, ‘e-dergi’cilik de çok zevkli ve kolay olsa gerek. Yine hele de adetâ dergi sayfalarını normal kağıttan okurcasına, ‘tık’larla, dergi sayfalarını ‘şıkır şıkır sesleri’ ile çevirip okumak da çok zevkli olsa gerek.
Şayed  “Biz Fikir Hareketiyiz”, “Biz Düşünce Hareketiyiz” diyenlere ise buradan seslenmek istiyorum: Hani nerede dergileriniz? Hattâ hani nerede gazeteleriniz?
‘6. Milletlerarası Türkiye Dergi Fuarı’ sonrasında, en imrendiğim ve gıpta ettiğim ‘fikriyat’, ‘fikir-düşünce akımı’ ise ‘Kumandan’ın başını çektiği ‘İslamî Büyük Doğu-Akıncılar Cephesi’ne ait ‘dergiler…’: ‘Haftalık Siyasî Dergi BARAN’, ‘Aylık Dergi’, altıncı sayıya ulaşmış ‘Fikir-Kültür-Siyaset Adımlar’ dergisi. ‘Fikir-İlim-Sanat Dergisi Akademya.’ Üstelik ‘fikir kavgası’ yolunda, ‘Baran Dergisi ‘,dörtyüz otuz beş(435) sayı ile dokuz seneyi aşan; on yaşına varmış ‘Aylık Dergisi’ ve 1996’dan beri neşredilen on iki sayıya ulaşan ‘Akademya Dergisi…’ ‘Haftalık periyotlu’ ve muntazaman neşredilen ‘aylık periyotlu’ neşriyatlar…
Gıpta etmemek, imrenmemek muhal ender muhal. Türkiye’mizde neredeyse %20’leri aşan siyasî tabana sahip koskoca ‘Milliyetçi-Ülkücü-Alperen Hareket’ ise hâlâ ‘mevkûtesiz hareket’ manzarası arzediyor..Doğru dürüst kaliteli, ilkeli ne ‘gazeteler’ var, ne de şöyle bir bardak çay içmeye gideyim ve belki de kısa bir hasbihâl de yaparım niyeti ile gidilebilecek müesseseleşmiş yapılar var?! ‘Akademik Dergicilik’ten, ‘kariyercilik’ namına(!) yapılan neşriyatçılıktan bahsetmiyorum…İndî bir tesbit diyebilirsiniz velâkin çok muhtelif sebeplerden; bir zamanlar,‘camiâ’ denilince, ‘teşkilatçılık’ denilince ilk akla gelen ‘fikriyat’, ‘fikir hareketi’, ‘en kuvvetl ve en üstün fikir biziz’ diyen ‘cenah’; gazetecilikte de, dergicilikte de “12 Eylül Öncesi”nin ‘kıvamı’nda değil gibi me geliyor!!! Sadece ‘kitap yayınları’nda gözle görülür gelişmeler yaşanmakta, o kadar…
Yine bir zamanlar gittiği şehirlere, taksi bagajlarında gazeteleri ile dergileri ile giden ‘Yazıcıoğlu Hareketi’, ‘Alperen Hareketi’ ise bilhassa Mart 2009 sonrası ‘günlük-haftalık-aylık periyotlar’da, ‘fikir kavgası’nda neredeyse nalları toplamaya devam ediyor…
Madem ki kökleri itibari ile ‘Cumhuriyet Tarihi’mizde, neredeyse yarım asra yakın bir mazisi de olan ‘Alperen-Nizâm-ı Âlem Fikriyatı’nın ‘fikir kavgası’nda ki acınası hâli…Ne zaman bitecek? Ne zaman ‘yazılı tartışmalar’ , ‘günlük-haftalık-aylık periyot’larda, muntazaman ve müesseseleşmiş bir şekilde ‘fikir üretimi’ yapılacak ki?
Gıpta ettiğim, imrendiğim bir ‘dergi neşriyatı’ da, ‘Hüküm Dergisi…’ ‘İ’lây-ı Kelimatulllah Dâvâsı’ namına yapılan ‘dergicilik’  faaliyeti, hem ufuk açıcılığı ile hem ‘dergi formatı mütevazîlığı’ ile de imrenilecek, gıpta edilecek bir ‘dergi…’
‘Fikir Hareketi’ dediğin, ‘Düşünce Hareketi’ dediğin ve hattâ ‘Fikir-Düşünce-Kimlik Temelli Parti’ dediğin ‘günlük-haftalık-aylık periyotlu’ neşriyatlarından belli olur..
Hem de ‘kürevî masa’da yer almak istiyorsak; ‘dijital çağı’n gerekliliklerini de yerine getirerek bir ‘fikir-düşünce kavgası’, bir ‘fikir-düşünce üretimi’ yapılması elzem değil mi?
Doğrusu hayıflanıyorum, hayıflanıyorum,hayıflanıyorum…
Silivri-Fenerköy, 24.05.2015
İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com

13 Mayıs 2015 Çarşamba

KABAKLI HOCA 'ZAMAN GAZETESİ'NE NASIL YAN ÇİZMİŞTİ?!

KABAKLI HOCA “ZAMAN GAZETESİ”NE
NASIL YAN ÇİZMİŞTİ?!

Bir seneyi aşan bir süredir “Gülen Hareketi” ‘tartışılıyor…’ Hem de ne ‘tartışma’ amma?!
Yahû, ‘yol arkadaşlığı’ günümüzde neredeyse bir saatte belli olurken; on seneyi aşan bir sürede sözde ‘muhafâzakar demokrat’ ‘siyasî kimlik’li ‘örgüt’, ‘on yıl’da ‘zor’ tanıdı!!!
Ve neticede ‘Millî Güvenlik Siyaset Belgesi’ne, ‘Kırmızı Kitap’a, adetâ ‘iç düşman’ olarak geçmiş olan ‘Gülen Hareketi’ ne mevcut siyasî iradenin taarruzları devam ederken; hiç bilmediğimiz bazı ‘olgular’ı da, bazı ‘vakıa’ları da, “İslâm İletişim Hukuku”na azamî bir dikkatle ‘fikrî takipler’ yapmaya, çoğumuz gibi ben de gayret sarfetmekteyim..
Belki de kesintisiz altı ay/6 ay ‘Milliyetçileri ayaklarımızın altında ezeceğiz’ diyen mevcut siyasî iradenin zihniyeti; karşısında ‘milliyetçi sermayesi’ olmayan, ‘bankası’ bile olmayan ‘fakir-fukara milliyetçileri’ görünce, bu düşüncesinden vazgeçmiş oldular! Baksanıza ‘yeni düşman’larının ‘Bank Asya’ gibi ‘Bankaları’, neredeyse devasa ‘medya grubu’, tabiri caizse ‘Nurjuvazi’si olduklarını ‘farkedince’ ve bir de ‘muktedir olma namına’ olsa gerek; tahmin ettiğim altı aylık süreyi açtılar da çoktan geçtiler bile!
Ve maalesef ‘onca’ ‘Gülen Hareketi’nin İç Yüzü’ diyebileceğimiz malumatlar da, bilgiler de ‘kamuoyu’ dediğimiz ‘fikirler-düşünceler camiası’na yansıtılmış ve paylaşılmış olmasına rağmen; bir takım ‘Erbakan Hareketi’ gibi, ‘Yazıcıoğlu Hareketi’ gibi ve hattâ ‘Ülkücü Hareket’ gibi ‘temsil’ ve ‘yetki’ noktasındaki ‘Teşkilat Sorumluları’, eskisi gibi bırakın kendi aralarındaki ‘özel sohbetler’ de eleştirebilmeyi, ‘yazılı’ ve ‘ yüksek sesli söylemler’ olarak bile neredeyse ‘bir tek harf’ edememektedirler…
Böyle ‘olgular’ da, böyle ‘vakıalar’ da, meselâ rahmetli Aydın MENDERES ‘Ürkek’ ti de; rahmetli ‘Ülkücü Şehid’ Muhsin YAZICIOĞLU ‘Erkek’ti de; ‘Büyük Birlik Partisi’ni ‘Gülen Hareketi’ mi kurduttu?, temel suâllerini hatıra getiriyor..
Günümüzde 25 Mart 2009 sonrası, en azından “3 franksiyon”a ‘bölünmüş’ olan beşyüz bin tabanlı ‘YAZICIOĞLU HAREKETİ’, ‘Erbakan Hareketi’ ile ‘Seçim İttifakı’ yapması ile ‘Ya Yok Olacak’ ya da ‘fransiyonlaşma sayısı’, bilhassa 08. Haziran.2015 sabahı itibari ile daha da artmış olacak..
Baksanıza, ‘Yusufîyeli Remzi ÇAYIR’lar, Ankara’da ‘Netekim Öldü’ eylemi yaparken; DESTİCİ’ler de ‘Netekim Cennetlik’ diyen sapına kadar “12 Eylülcü Zaman Gazetesi”ni ‘ziyaret’ etmekle meşgul oldu!!!
KABAKLI HOCA ‘ZAMAN GAZETESİ’NE NASIL YAN ÇİZDİ?!
Neredeyse ‘yıllardır’ demeyeyim amma ‘aylardır’ bu mevzûyu yazmak istiyordum: ‘Elaziz’in, ‘Harput’un Alperen Delikanlısı rahmetli Ahmed KABAKLI Hoca, ‘Zaman Gazetesi’ne adeta ‘yan çizmişti.’ Hem de son kertede..
Benim, gayet sevk-i kader ile İstanbul’a geldiğim ve gayet dayısız, torpilsiz yine sevk-i kader ile Türk Edebiyatı Vakfı’nda çalışmaya başlayışım. Bir yandan da İstanbul Üniversitesi’nde ‘Meteoroloji-Klimatoloji’ sahasında ‘Yüksek Lisans’a da başlayışım. Ve rahmetli KABAKLI Hoca’nın da yeni bir gazetede ‘köşeyazarlığı’ yapma arayışları…Ve ‘görüşmeler’, ‘arayışlar’lar..  Ve bir akşam üstü TEDEV’den çıkıp şöförlüğünü Veysel TOPUZ’un yaptığı bir takside, ben, rahmetli KABAKLI HOCA, İsa KOCAKAPLAN’ın olduğunu hatırladığım taşıtta ‘Beyazıd’a doğru yol alışımız… Anladığım, artık ‘kesin’ idi; KABAKLI Hoca, yarın sabah ‘Zaman Gazetesi’nda ‘köşeyazarlığı’ yapmaya başlayacaktı!!!
Velâkin bildiğim kadarı ile ‘İstihbaratı çok kuvvetli’ olan rahmetli KABAKLI Hoca, hâlen anlayamadığım ve bilemediğim sebeplerden; ‘Zaman Gazetesi’nde değil; ‘Türkiye Gazetesi’nde ‘yazmaya’ başlayacaktı. Rahmetli Yılmaz ÖZTUNA ile beraber ‘Türkiye Gazetesi’nde yazmaya başlama “reklamları” da yayınlanmaya başlanmıştı bile…
Ve övünmek gibi olmasın amma-Servet KABAKLI duysa, okusa kızar belki- “Türkiye Gazetesi’ndeki ilk sekreteri olmak” da Rabbimin bir ikramı olarak bana nasip olmuştu…

Daha rahmetli KABAKLI Hoca, Cağaloğlu’ndaki, “Güle Güle Apartmanı”ndaki koltuğuna oturur oturmaz kim telefonla aramıştı?, diye ‘merak’lanırsanız diye yazıyorum: “Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ…”
Tıpkı rahmetli Seyyid Ahmed ARVASÎ Hocamız gibi, “12 Eylül sonrası” rahmetli KABAKLI Hoca’mız da ‘Zaman Gazetesi’ni değil; neticede ‘Türkiye Gazetesi’ni ‘tercih’ etmişti…
Bugünleri mi ‘görmüştü’ yoksa?! ‘Gülen Hareketi’nin İç Yüzüne’ mi vâkıf olmuştu yoksa?!
Hâlen hayatta olan Belkıs Ablalar, İsa Ağbiler, Servet Beğler, Ayla Ablalar, Zeki Beyler,Mehdi Beyler, rahmetli Kabaklı Hoca’nın ‘Zaman Gazetesi’ne ‘yan çizme’ mes’elesine, benden daha fazla bilgileri vardır, diye düşünüyorum…
Ha, kendisi de bir ‘Şark Çocuğu’ ve hattâ ‘Rifaî Şeyhi’ de olan rahmetli KABAKLI Hoca’mızın babası da ‘Şeyh Said Ayaklanmaları Olayları’nda öldürülmüştü biliyor musunuz?
Ne güzel yıllardı da…Daha yeni kavradığım ‘Bir Cemaatin Şeyhi’ gibi neredeyse her Cuma günü ‘Güle Güle Apartmanı’na gelen, hayattaki ‘İlk Patronum’ olan Dr. Enver ÖREN Beğin sırtımı okşayışı, karşı oda  rahmetli ‘Kerküklü’ Ömer ÖZTÜRKMEN Beğ, bitişikde rahmetli İrfan ATAGÜN Beğler…
Ahhhhhh! Maalesef ‘Türkiye Gazetesi’ ‘İhlas Gazetecilik’, günümüzde, ‘Üstad Tarihçi’miz Kadir MISIROĞLU’nun ‘CHP-Altı Ok’ kitabını basarken; bir yandan da ‘Camuriyet’in ‘promosyonları’ ‘Marksizmin Kutsal Kitabı’ ‘Komünist Manifesto’ları ve ‘Deniz Gezmiş’ kitapları bizatiti basmakta bir mahzur görmemekte!!!
Fatih, 13.Mayıs.2015
İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com

5 Mayıs 2015 Salı

TERMESPOR'UN RENKLERİ ve KIZLARI 'TERME'

Kuruluşunun(13.Nisan.1953) 62.Yılı Hâtırasına…

TERMESPOR’UN RENKLERİNİN “SARI-SİYAH” OLMASI ÜZERİNE
BİR ‘FİKİR JİMNASTİĞİ’ ve KIZLARI “TERME”


Bir “Çanakkale  Zaferimiz Filmi” olan ‘Sarı-Siyah’ sinema filmini internetten izlediğimden beri zihnime nakşedilen bir mevzuû:Termespor’umuzun forma renkleri de niçin “sarı-siyah”? Kuruluşunun 62. Yılını kutlayan Termespor’umuza “Sarı-Siyah” renkleri ne şekilde verildi? Kim,kimler, hangi saiklerle verdi?
Bir “fikir-düşünce jimnastiği” bâbından bu yazımı kaleme alıyorum.Şu ana kadar ki fikrî okumalarımı ve “birikim”imi hatırladığımda, bu hususta yazılı bir ürün okuyamadığımı şimdiden ifâde etmeliyim.
Benim de bir zamanlar, rahmetli ağbim ve bir zamanlar Termespor’a çok yönlü hizmetlerde bulunmuş olan ‘Malik Hoca’ kadar olmasa da; hattâ hâlen “Terme Belediyesi İlan Servisi Memuru” olan ağbim Zabit kadar, çok sayıda Termespor forması altında müsabakalarda yer almış olamasam da, Termespor ortamını zaman zaman solukladığımı gayet iyi hatırlıyorum.
“Çanakkale Zaferimiz Filmi” olan “Sarı-Siyah” sinema filmi, günümüzdeki ismi ile “İstanbul Lisesi Öğrencileri”nin “Çanakkale Harbi”ne gönüllü iştiraki ve neticede hepsinin şehadeti ile neticelenmesini mevzû alan bir sinema filmi. Ve ‘İstanbul Mekteb-i Sultanî’nin, ‘İstanbul Lisesi’nin ‘Sarı’ olan rengine,’Siyah’ renginin de ilâve edilmesi ve duvarlarının “Sarı-Siyah” renge boyanması..
Altmış ‘İstanbul Lisesi’ son sınıf öğrencisinin, 18 Mayıs’ı 19 Mayıs’a bağlayan gece, saat 3.30’da,bir süngü hucumunda,Çanakkale Harbi’nde şehadete ermeleri..O günlerde hastane olarak kullanılan sarı renkli okul binasının pencerelerinin matem ifadesi olarak siyaha boyanması…Sadece Çanakkale Harbi’nde değil, İstiklâl Harbi içinde ve özellikle de Sakarya Cephesi’nde şehid ve gaziler veren bir okul: Numune-i Terakki-İstanbul Erkek Lisesi, günümüzdeki ismi ile İstanbul Lisesi…
“Sarı-Siyah”, İstanbul Liselileri’nin “ruhumuzun ifadesi” dediği renkler.(*)
“Sarı” renginin yanına “Siyah” renginin de konulması,vatanperverliğin ve millî değerlere bağlılığının da bir ispatı…
Eğitim tarihimizdeki “ilk kez Lise” adının da kullanıldığı(**) “İstanbul (Erkek) Lisesi”nin ‘Sancağı’ da “Sarı-Siyah” renkli.(***)
Sadece bu kadar değil; ‘İstanbul (Erkek) Lisesi Futbol Takımı’nın da ‘forma renkleri’ “Sarı-Siyah.”(****) Tıpkı günümüzde kuruluşunun 62.yılını kutlamış olan Termespor Futbol Takımı gibi…

Acaba ‘Termespor Futbol Takımı’ da ‘forma renkleri’ni ‘İstanbul Lisesi’nden mi aldı?!
Ki, biri Sinoplu,biri Rizeli iki “Başbakan” ve hâlen ‘Başbakan’ımız olan Prof.Ahmet DAVUTOĞLU, “İstanbul (Erkek)Lisesi” mezunlarından…(*****)
Hele de  ‘siyasî perspektif’ten baktığımızda, ilçemiz Terme’de “ikinci siyasî güç” diyebileceğimiz “Millî Görüş Hareketi-Erbakan Hareketi”ni de hatırlarsak; Termespor’umuzun ‘forma renkleri’nin ‘sarı-siyah’ olmasında, rahmetli Erbakan Hoca’mızın veya “Erbakan Hareketi”nin bir tesiri, fonksiyonu olmuş olamaz mı?!l Rahmetli Erbakan Hocamız 1943’te ‘İstanbul (Erkek) Lisesi’nden mezun olmuş. (******)
Böyle bir ihtimal, bana daha mantıklı geliyor..Terme, hâlen de rahmetli Erbakan Hocamızı ‘siyasî şuur’ olarak da sevenlerinin çok olduğu bir şehrimiz.  Ve 13 Nisan 1953-13 Nisan 2015…Termespor Futbol Kulübümüzün kuruluşunun 62. Yılı…
Bence, Termespor’umuzun ‘renkleri’nin ‘Sarı-Siyah’ olmasının en âmil sebebi, en mantıklı izahı, böyle bir bağlantı da aranmalıdır…
Niçin ‘Termespor’umuzun Forma Renkleri Sarı-Siyah’dır?!
‘Çanakkale Zaferimiz Filmleri’nden ‘Sarı-Siyah’ sinema filmindeki gibi ‘benzer sebepler’den mi?
Terme’miz gibi, “Evliyâlar, Şehidler, Gaziler, Pehlivanlar, Hafızlar,Muharrirler şehri’miz de  hâlâ bile millî-manevî değerlerimizin kal’ası ve yaşatıcısı şehrimizdir…’Sarı-Siyah Renklerinin Ruhu’ hâlâ taptazedir…
KIZLARI ‘TERME’

Geçenlerde “Diriliş Postası’nın ‘televizyon’ bölümünde, okuduğum bir “İran Sinema Filmi” haberi.. “Bir Ayrılık” ismi ile yayınlanan ve orijinal ismi “Cüda-yi Nadir ez Simin” olan sinema filmi…Filmi çekici kılan, “on bir yaşlarındaki ismi “Terme” olan kızları..TV 2’de de gösterilmiş.(*******) “Kızları ‘TERME’” derken, kızlarının ismi ‘Terme’den bahsediliyor ve filmde çok sayıda ‘Terme’ de deniliyor. İnternette filmi sonuna kadar izledim..Çok sıkıcı da olsa izlemeye değer…

Sarıyer, 03.Mayıs.2015
İsmet GÜLTEKİN
Dip Notlar:
(*): “Numune-i Terakki’den Günümüze İSTANBUL LİSESİ”,Atlas TARİH Dergisi,Nisan 2015 Kitabı,sayfa 3
(**): İstabul Lisesi, adı geçen eser, sayfa 13
(***): İstanbul Lisesi, adı geçen eser, sayfa 42
(****): İstanbul Lisesi,  adı geçen eser,sayfa 44
(*****): İstanbul Lisesi,  adı geçen eser,sayfa 53
(******): İstanbul Lisesi,adı geçen eser, sayfa 53

(*******): Diriliş Postası Gazetesi, “Bir Ayrılık” deyip geçmemek gerek, 16. Nisan 2015, Perşembe, sayfa 18

18 Nisan 2015 Cumartesi

"ERMENİ KATLİAMLARI" YAPMIŞIK DİYEN 'TARİH DERGİSİ': #tarih

“ERMENİ KATLİAMLARI” YAPMIŞIK  DİYEN “TARİH DERGİSİ”:
“NTV TARİH”İN “GEZİ OLAYLARI” SONRASI VERSİYONU:
“DİREN TARİH”-“#tarih Bugünü Anlamak İçin”

“Küre-i Arz”ın ‘Meclis’lerinde, ‘Parlementoları’nda, hukukî bir terim olduğu söylenilen “soykırım” mefhumu kullanarak; “Siz ey Türkler! Ermenilere ‘Soykırım’ uyguladınız”, ‘karar’ları çıkmakta.”1915- Ermeni Olayları”nın 100. Yılı sebebiyle de Türkiye’mizde,Hasan Celal GÜZEL, nam-ı diğer ‘Tank Hasan” öncülünde beş cilt hâlinde “Yeni Türkiye” dergimiz “Ermeni Mes’elesi”ni masaya yatırdı. Yine “Üstad Tarihçimiz” Kadir MISIROĞLU da, “Tarihten Günümüze ERMENİ MES’ELESİ ve ZULÜMLER” isimli “Ermeni Tehciri’nin 100. Yılı”nda, “Bu Bir Sebil Yayınıdır” dedirten eserini neşretti. Ciddî mes’elelere kafa yormaktan  adetâ imtina eden “toplum gerçeği”miz de, “1914-1915 Belgeseli” de pek “rayting” yapamamakta, “hit”leri, “görüntülenme sayıları” ‘komik’ kertelerde kalmakta…
Üstelik neredeyse muazzam kafa karışıklığı ile diyelim bari, “Soykırım” diyenlerle adetâ sarmaş-dolaş olabilen “Alt-Üst Düzey Yöneticilerimiz” de var artık!!! Buraya yazmak istemiyorum, burada demek istemiyorum velâkin “Büyük Ortadoğu Projeleri”ni, “İllüminalite Örgütleri”ni, “Ampul”lerin ‘açılımı’nı, anlamlarını hatırladıkca; “Küre-i Arz”da adetâ arşa çıkan; “Türkler Ermenilere Soykırım Yaptı” ‘koro’larına ‘içtenlikle iştirak ettikleri’ni, ‘uygulamaları’ndan da his-se-di-yo-rum!!!
Tutturmuşuz, “Dünyada Ermeni Mes’elesinde Arşivlerini açmayan tek kesim Ermeniler kaldı.Ermeniler arşivlerini niye açmıyorlar?!” Yahu, siz olsaydınız açar mıydınız? Bir “İstiklâl Mahkemeleri Arşivleri” bile nice zaman sonra açılmadı mı?  Daha hâlâ “ATASE”lerde, “Genelkurmay Arşivleri”nde “açılmayan nice arşivler” olduğundan dem vuran tarihçilerimiz mevcut..O kadar da “salak”lar, o kadar da “aptal”lar mı yani?!

“NTV TARİH-DİREN TARİH” –“# tarih”DERGİSİ
“Tarih Dergileri”ne ömrüm boyunca hep yüksek alaka göstermişimdir. “Gezi Olayları” öncesine fikrî takip yaptığım ve “çok yeni bilgiler” de öğrendiğim ve “ufkumu da açan” “NTV TARİH” dergisinin “Gezi Olayları” sonrası kapanması/kapatılması sonrası versiyonu olan “Diren Tarih”, “#tarih-Bugünü Anlamak İçin” dergisi,Nisan 2015 sayısı, “Ermeni Katliâmları Bir varmış 1915 Bir Yokmuş 2015-100 Yıllık Trajedi  ve İnkâr Tarihi” ‘kapak yazısı”, “kapak konusu” ile yayınlandı. Bayiden aldığım ilk zamanda, TİMAŞ’ın, ÖTÜKEN neşriyatın da kitap reklamları, hem de azımsanmayacak ölçüde, verildiğini gördüm.
Bu yazıyı yazarken, şöyle bir yeniden baktım, okudum: “EDİTO” yazmış: “Bu bir soykırım değil. Soykırımdan da beter. Bu bir tarihten-coğrafyadan silme girişimi. Bu sadece Teşkilat-ı Mahsusa operasyonu değil, dedelerimizin bizzat veya dolaylı katıldığı bir toplumsal linç hadisesi.Bu bir “onlar hak etti” değil,”onlar hiç yaşamamıştı ki”politikası. Bu bir tehcir değil bir idam kararı ve infazı. Bu bir kıyım veya “karşılıklı boğazlaşma” değil, bir insanlık suçu.
Lafı dolandırmadan söyleyelim: Ermenileri Türk-Kürt-Çerkez-Laz elbirliği ile öldürdük. Mallarına, arazilerine el koyduk. Onların mallarını ve parasını, erken Cumhuriyet döneminin ilk sermayeleri yaptık. Kadınlarına, kızlarına tecavüz ettik. Hayatta kalanları Müslüman olmaya, adlarını değiştirmeye, gizlenmeye mecbur etti.”(**)
“EDİTO” yazısı böyle devam ediyor. Ve sayfa 64’den 88’e kadar, 24 sayfada, “Ermeni Katliamları-100.Yıl” başlığında, “Ermenileri katlettiğimiz, Ermenileri kestiğimiz, Ermenileri öldürdüğümüz” anlatılıyor…
Ve TİMAŞ , İlber ORTAYLI Hocamızın “Türklerin Tarihi” isimli kitap reklamını, 17. Sayfada, hem de tam sayfa; ÖTÜKEN NEŞRİYAT ise arka kapaktan bir önceki sayfada, “Üç Tarz-ı Siyaset” kitabının reklamını, hem de tam sayfa vermiş..
Allah Allah….Hadi diyelim “#tarih” dergisi “Ermenilere Soykırımdan da beter uygulamalar” yaptığımızı ‘kabul’ ve ‘iddia’ ediyor da; böyle ‘zihniyetli’ bir ‘tarih’ dergisine tam sayfa, ciddî reklam desteği veren TİMAŞ ve ÖTÜKEN NEŞRİYAT da mı böyle düşünüyor yoksa?!!!
Allahım ,“İçimizdeki beyinsizler sebebiyle bizleri helâk etme.(âmin)”
Sarıyer, 18.Nisan.2015
İsmet GÜLTEKİN
Dip Not.:

(*): Gürsel GÖNCÜ, “Türklerin ve Kürtlerin Ermenilerden alıp veremediği”, “EDİTO” yazısı, “#tarih” dergisi, Nisan 2015, 

"CHP'NİN GÜNAH GALERİSİNDEN SAYFALAR"(*)

“KADİR MISIROĞLU-Millî Hâfızamızı Tazeliyoruz!..
ALTI OKU İSLÂMÎ İMANIN ALTI ŞARTI YERİNE KONULMAK ÜZERE İCAD EDİLMİŞ OLAN:
CHP’NİN GÜNAH GALERİSİNDEN SAYFALAR”(*)
“Bu Bir Sebil Yayınıdır” Kitabının Hatırlattıkları
·        Rahmetli Osman Zeki YÜKSEL’in, “Toros Yüzlü Adam”ın, nam-ı diğer SERDENGEÇTİ’nin; “Serdengeçti Neşriyat”tan neşredilen “Radyo Konuşmaları” isimli kitapçığı da, Nisan 2015’ler Türkiye’sinde hâlâ yayınlanmamış olan “Birinci Radyo Konuşması” da eklenerek, mezkur eser gibi, kısaca “CHP’nin Günah Galerisinden Sayfalar” isimli eser gibi güzel bir baskı ile neşredilmeli. Ya nasib!!!
·        Yaşları ellileri bulan nesillerin hâfızalarına  ‘nakşedilmemiş’ti, ‘kazınmış’tı: “Kafatascılık” deyince akla “Türkçüler”, “Irkçılar” ve elbette “Me Ha Pe”liler gelir!!!
Hal bu ki, mezkûr/zikredilen eserde; “Kafatascı CHP-1”, “Kafatascı CHP-2”, “Kafatascı CHP-3”, “Kafatascı CHP-4”, “Kafatascı CHP-5”, “Kafatascı CHP-6”(s.257-262) sayfaları, aslında “Ce Ha Pe”nin “Kafatascı” olduğunu ispatlıyor…
Hal bu ki, “Türkçüler”, “Irkçılar”, 1944’lerde, “Tabutluklar”da çok da “işkenceler” görmüşlerdi.
Geçen senelerde, Star Gazetesi’nin ‘tıpkı basım’ olarak bazı sayılarını verdiği ve ‘tiraj’ da arttırdığı “Büyük Doğu” dergisinde , bir zamanlar ‘Oktay AKBAL’ yazdığı gibi rahmetli Hüseyin Nihal ATSIZ, nam-ı diğer ATSIZ da yazmış: “Türkçülüğe Karşı Haçlı Seferi: Çektiklerimiz”(s.264)
·        Maateessüf, 103 yaşına girmiş olan “Türk Ocakları”mızın yayın organı ve belki de Türkiye’mizin hâlen neşredilen en eski dergisi olan “Türk Yurdu” dergisinde, 1939’larda, “Ankara hâşâ Kâbe mi?!” dedirten “Türk’ün kâbesi Ankara” ifadeleri yazılmış.(s.154)
·        Bizim “devrim yılları” dediğimiz “dönem”de, “müderrislerimizin boyunlarına urganlar geçirilerek İstiklâl Mahkemelerine götürülmeleri, “İnkılâb Mezalimi” olarak tarif edilmiş..
Hal bu ki, doğrusu “devrim mezalimi” olmalı değil miydi?Maateessüf günümüzde böyle bir “mefhum hassasiyeti” neredeyse kalmamış gibi. Ortalık, “Küre-i arz”, “devrim”lerden geçilmiyor. Hattâ öyle ki, “devrim yapmayı meslek edinmiş devrimciler bile”, hayretlerde, gümanlarda!!!Ortalık, “devrimcilere bile kalmamış devrim çığlıkları ile dolu…” desek yeridir…


·        “M. Kemal”li “devrim yılları”nda, “İslâm Âlimlerimizi”, “yılanın başları ezilmelidir” dercesine, “yılan başlı resimler”le resimlerini yayınlayan “CHP Zihniyeti…”(s.61,62,286)
·        Mezkûr eserde iki yerde tashih hatası: Bir, “DÖNEMİN” yerine “DÖMENİN” yazılmış.(s.286)
İki, “İSLÂMÎ KİSVE DÜŞMANLIĞI” yerine “İSLÂMÎ KİSVE DÜŞMÜNLİĞİ” yazılmış. (s.112)
·        “Devlet terör işler mi?” “Devlet terörü” diye bir şey olabilir mi? “Menemen Vak’ası=Devlet Terörü” (s.428) değerlendirmeleri…
·        “Tek Parti Dönemi Uygulamaları-Benzerlikler” Yirmi yedi yıllık “CHP Tek Başına İktidarı Uygulamaları” ile dördüncü defa ‘Tek Başına İktidar’ olma hedefine mıhlanmış on iki yıllık “AKP Tek Başına İktidar Uygulamaları Benzerlikleri…”  “Sağcılaşmalar”, “Solculaşmalar”, “Düzene uymalar”, “Sisteme entegre olmalar…” “Dersim Katliamı”nın sorumlusu “CHP” ise “Uludere Katliamı”nın da sorumlusu “AKP”dir…”Dün”lerde “CHP Yolsuzluk” yaparken; “bugün”lerde “AKP Yolsuzluk” yapmakta ve setretmekte, örtmekte…”Dün”lerde “CHP Hukuksuzluklar” yaparken; “bugün”lerde de “AKP Hukuksuzluklar” yapmakta…Vesaire…
NETİCE-İ KELAM

Mezkur eser, bana “hizmet böyle olmalı” dedirtti: “Kalite en yüksek,fiatı en düşük” Dört yüz altmış dört(464) sayfalık güzelim baskılı-artık yayıncılık terminolojisinde neye karşılık geliyorsa- “Muazzez Davamızın Kılıçlaşan Kalemi ÜSTAD KADİR MISIROĞLU da; “Fahrettin ÇÖREKLİBATUR” ağbimizin, nam-ı diğer Cüneyt ARKIN’ın “Türk’üm desene! Türk’üm demek utanılacak bir şey mi?” sözleri ile “sol jargonlara gömülmüş kızcığı” paylaması gibi, tıpkı “Abdülhamid-i Sani Hazretleri” gibi, tıpkı rahmetli Abdülhakim ARVASÎ Hocamız gibi, “Yeni Türkiye Sözleşmesi”nde de görüldüğü üzre “milletimiz” de “milletimiz”e ilâve “ kadim” de “kadim” derken; asla ve kat’a hatırlamadıkları “kadim bir millet: Türkler”i; “Ben de Türk’üm” diye sahipleceğini ümid ediyorum..”Türk isen iftihar et; Türk değilsen takdir et…” ile de…
Ve mezkur/zikredilen eserin arka kapağındaki mısra: “zehî tasavvur-i bâtıl, zehî hayal-i muhal!...” AHMED CEVDET PAŞA
“Aklım, bu olmayacak bir düşünce, erişilmez güzel bir hayal dedi…”
Şahsen bu “Farisî/Farsca” mısradan şunu anladım: “İslamiyet Güneş gibidir, üflemekle sönmez. Gündüz gibidir, göz yummakla gece olmaz. Gözünü yumanlar, sadece kendine karanlık ederler…”
Her Türk çocuğunun kütüphanesinde olması elzem bir eser: “Bu Bir Sebil Yayınıdır…”
Sarıyer, 18.Nisan.2015
İsmet GÜLTEKİN
Dip Not:
(*): Kadir MISIROĞLU, Millî Hâfızamızı Tazeliyoruz!.., Altı Oku İslâmî İmanın Altı Şartı Yerine Konulmak Üzere İcad Edilmiş Olan: CHP’NİN GÜNAH GALERİSİNDEN SAYFALAR-Bu Bir Sebil Yayınıdır., Sebil Yayınları Nu 289,Birinci Basım, Tunusbağı Cad. Nu.: 16 Doğancılar Üsküdar-İSTANBUL, Tel.: 0 216 553 51 51, www.sebilyayinevi.com(Sadece 10(on) Türk Lirası)



Adalet ve Kalkınma Partisi(AKP) "DÜZEN"ci; "NİZAM"cı Değil!

“AKP-2015 Seçim Beyannamesi: Yeni Türkiye Sözleşmesi”ne,
“Düzen-Nizam Hokkabazlığı” Nokta-i Nazarı ile Bakabilmek
Adalet ve Kalkınma Partisi(AKP) “DÜZEN”ci; “NİZAM”cı Değil!

Dördüncü defa da ‘Tek Başına İktidar’ olma hedefinde olan mevcut siyasî iradenin “2015 Seçim Beyannamesi”ni teşkil eden ‘Yeni Türkiye Sözleşmesi’, didik didik ediliyor. Kimileri “Ahmet’in Kitabında Türk yok, Türklük yok” derken; kimileri de aslında on iki senedir “kimliksiz siyaset” sergilemekle kalmayıp; tıpkı “Mimsiz Medeniyet” gibi “çalıntı fikirler”le, “aşırmacılık dolu düşüncelerle”, “intihallerle” dolu olduğuna dair değerlendirmeler yaptılar, yazdılar. Bazıları da “bizim gazetemiz yayına geçmese idi ‘Kesrette Vahdet’, ‘Çokluk içinde birlik’ ifadeleri ‘Yeni Türkiye Sözleşmesi’nde yer alamazdı ‘sığlığı’ yorumunu yaptılar.
Ve elbette ekseriyeti itibari ile de kimileri de günümüzün en çok revaçta olan ‘yağcılık’, ‘dalkavukluk’ muktezasınca değerlendirmelerde bulundular. “Vakar”, “Vakûr” mefhumlarının adetâ “geri dönüşüm kutuları”na atıldığı bir “dönemi” bizatihî yaşamaktayız.”Yeni Türkiye” mefhumunun bile neredeyse “isim babası” olan Hasan Celal GÜZEL, nam-ı diğer “Tank Hasan” bile tabiri caizse ‘yağcılık, dalkavukluk kervanına en son eklenenler’den olsa gerek! Bilmem kaç cilt devasa “Türkler” eserini hazrlamaya vesile olmuş GÜZEL, nam-ı diğer ‘Tank Hasan’, mevcut ‘Cumhur Reisi’mizi ‘Yeni Türkiye Marşı’ ile karşılarken; “Türkler”in de “kadim bir millet” olduğunu hatırlatacak ‘vakar’ı gösteremediği bir “dönem…”

“DÜZEN-NİZAM” HOKKABAZLIĞI
“Düzen-Nizam Hokkabazlığı”, Mefhumlar kargaşasına bir misal. “Bu düzen değişmelidir” diyenler, “Bu nizam değişmelidir’ diyebilirler mi?”, başlıklı yazımı 2009’da yazmışım. O tarihten bu tarihe kadar yaptığım “okumalar”da,  eski tabirle, “ayakkabı kutularımda çok sayıda fişlerim” birikti. “Efkâr-ı umumiye”de, “fikirler, düşünceler camiası”nda, kabaca “kamuoyu”nda ‘ezber bozabilmek’, muhkem ‘neşriyat ağları’ ile iç içe olmayı da gerektiriyor.”Durun Kalabalıklar!” diye bir başınıza feveran etmek de elbet de ‘spontanelik’ namına yaşanılması tavsiye edilen hissiyatlarla dolu bir hâl…
“…küresel düzenin yükselen gücüdür.”(100.madde)
“…devlet düzenini…”(64.madde)
“Hukuk düzenine”(53.madde)
“…anayasal düzenimizde…”(46.madde)
“…siyasal düzenin”(30. Madde)
“…bu düzenin”(30. Madde)
“Kamu düzenini”(27.madde)
“…yeni anayasal düzenimizin…”(22.madde)
“…yeni anayasal düzenimizin…”(21. Madde)
“…bu medeniyet birikimleri üzerine yükselen Selçuklu ve Osmanlı düzenleri…”(17.madde)
“…anayasal ve siyasal düzenimizdeki”(15.madde)
“İnsan onuru, siyasî, ekonomik ve kültürel düzenimizin de…”(9.madde)
“Her siyasal düşünce ve düzen…”  (1. Madde)
“…hiçbir siyasal düzen…”(1. Madde)
“AKP 2015 Seçim Beyannamesi-Yeni Türkiye Sözleşmesi”n de tamı tamına on dört (14) defa “düzen” mefhumu, “düzen” kavramı geçmekte. “1. Madde”den başlayıp, “100. Madde”ye kadar…
“Selçuklu”, “Osmanlı” “düzen” mi kurmuştu, “nizam” mı? “Düzen-i Âlem”i mi sağlamışlardı, “Nizam-ı Âlem”i mi tesis etmişlerdi? Öyle “Nizam-ı Âlem” mefhumunu, çok basit bir şekilde nasıl “kamu düzeni” diye “çevirebiliriz” ki?
“Düzen”, “Batı Uygarlığı”nın(Fransa), “Mimsiz medeniyet”in, “deniyet”in; “nizam” ise millî, İslamî ve insanî mefkûreleri olan “İslâm Medeniyeti”inin “terminolojisi” değil mi?
“Düzen” mefhumu, “Fransız Sosyalistleri”nin, “Fransız Proloterleri”nin, “Marksistler”in “terminolojisi” değil mi?
“Beslenme kültürümüzü” teşkil eden ‘kitabî kaynaklar’ımız, “düzen”lerle mi yoksa “nizam”larla mı dolu?
“Mefhumlar kargaşasına bir misal” olan “düzen” ve “nizam” hokkabazlığı gibi, “devrim” ve “inkılab” hokkabazlığı da var elbet…Nasıl “Yeni Şafak Gazetesi Logo Üstüne” çıkacak kadar “Hazret-i Peygamber Devrim Yaptı” deriz, yazarız yahu!!!
“Devrim yapmak bir devrimcilik mesleği” değil miydi ki?!
NETİCE
“(Batılı) Sisteme entegre olduğu”, bilmem kaçıncı ‘iktidar yılı’nda yazılmış, dillendirilmiş, deklare edilmiş ve önümüzdeki “7 Haziran 2015 Milletvekilliği Seçimleri” ile “4. Defa tek başına iktidar” olabilme hedefine mıhlanmış  “zihniyetliler”in meydana getirdiği mevcut siyasî irade ve kadrolar, maşerî şuur ve vicdan da hiç de müsbet tesir yapmayacak bir tarif ile “Yoksa ‘Düzen’e mi Uydu? Yoksa ‘Düzen’in mi siyasî örgütü, siyasî partisi?”
Sarıyer, 17.Nisan.2015
İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com