Seyyid Ahmed ARVASÎ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Seyyid Ahmed ARVASÎ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2014 Salı

BİR KİTAPTA ANCAK BU KADAR 'TASHİH HÂTÂLARI' OLUR: "S. Ahmet Arvasî Türk-İslâm Ülküsü I-II-III BİLGEOĞUZ"(*)

BİR KİTAPTA ANCAK BU KADAR “TASHİH HÂTÂLARI” OLUR:

“ S. Ahmet Arvasî
TÜRK-İSLÂM ÜLKÜSÜ I-II-III 
BİLGEOĞUZ”(*)





Bu Ramazan-ı Şerif ayında okuduğum “kitap”lardan biri de rahmetli Seyyid Ahmed ARVASÎ Hoca’mızın “Türk-İslâm Ülküsü” isimli eseri. “Yayıncılık sektörü”ne  yeni yeni adım atmış olan “Bilgeoğuz yayınları” tarafından basılan “eser”, “Türk-İslâm Ülküsü”nü ilk defa “tek cilt” hâlinde, “Türk-İslâm Ülküsü I-II-III” şeklinde yayınladı. Bildiğimiz üzre, zamanında “Ocak Yayınları ” tarafından, 3(üç) ayrı cilt hâlinde, 1983’lerde  basılmış eserleri hararetle okumuştum. Yine bildiğimiz üzre, asla ve kat’a “sağ-sol kavgası” olmayan 1970-1980 seneleri arasındaki “fikrî mücadele”de, bizim  meşhur “Hergün Gazetesi”, ilkin 20 Aralık 1975’de, “Ülkücü Hareket’in Hamle Günü” ile ilk hamlesini yaptıktan sonra, 03 Şubat 1976, Salı tarihi itibari ile “Daha Güzel –Daha Güçlü Türkiye HERGÜN Gazetesi” ile “Türk Basın Hayatı”nda “Milliyetçi-Ülkücü Camiâ’nın Sesi” hâline gelmişti. Rahmetli Ülkücü Şehid  İlhan DARENDELİOĞLU, Necdet SEVİNÇ, Necmettin HACIEMİNOĞLU, Taha AKYOL gibi “kalem”ler de “Başyazar”lık yapmışlardı ve rahmetli ARVASÎ Hoca’mızın yazıları da, ikinci sayfada, “Türk-İslâm Ülküsü” isimli “köşesi”nde yayınlanmakta idi.
Ne “Ocak Yayınları”, ne de “Türk-İslâm Ülküsü”nü “tek cilt” hâlinde basıp yayınlayan “Bilgeoğuz Yayınevi”, maateessüf, böyle bir izahat yapmadılar. Halbu ki, yeni yetişen gençleri daha doyurucu “menşeî”ler gösterebilmek için, böyle izahatlar yapmak elzemdi, elzemdir. Kaldı ki, bilhassa 03. Şubat. 1976, Salı tarihinden 1980 12 Eylül’üne kadar neşredilmiş ve akabinde “kapanmış, kapatılmış”, “Daha Güzel-Daha Güçlü Türkiye HERGÜN Gazetesi”nin en azından “arşiv”ini inceleyemeyen her “Milliyetçi”, her “Ülkücü”, her “Alperen yahut Ülkücü Alperen” ziyandadır, eksiktir, noksandır, nâkıstır.
İşte büyük bir sabır ve metanetle böyle bir “Hergün Gazetesi Arşiv taraması”, “dökümanter bir çalışma” yapmış olan Hakkı ÖZNUR Beğ’in altı ciltlik devasa “Ülkücü Hareket” isimli çalışması da böyle bir nâkıslığı da giderme yolunda çok ehemmiyetli bir çalışmadır. Şahsen ben bile böyle bir devasa “dökümanter bir çalışma” da olan altı ciltlik “Ülkücü Hareket” isimli eseri zamanında almama rağmen; bizatihi “Daha Güzel Daha Güçlü Türkiye HERGÜN Gazetesi”nin mevcut “arşivi” ni İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde bir çalışmam sebebiyle de incelerken; neredeyse bütün yazıları “akıllı telefonuma” kaydetmek istemiştim. Fakat, Hakkı ÖZNUR Beğ, “Ülkücü Hareket” isimli altı ciltlik “dökümanter çalışması” ile zaten neredeyse “bütün HERGÜN Gazetesi yazılarını kaydetme işi”ni yaptığını bile sonradan farkına vardım…

Yine bildiğimiz üzre, “Yusufîye Medreseleri” sonrası, “yüz on bir günlük” “Mamak Yılları” sonrası, 1980’lerden sonra “Türkiye Gazetesi”nde, “Hasbihâl” isimli “köşesi”nde, mutad yazılarına devam etmiş olan rahmetli ARVASÎ Hoca’mızın bütün bu yazıları da, altı cilt hâlinde, “Hasbihâl” ismi ile “Burak Yayınları”nca neşredildi. “Size Sesleniyorum 1” ve “Size Sesleniyorum 2”yi ise “Türkiye Gazetesi”  kitaplaştırmıştı…

“TÜRK-İSLÂM ÜLKÜSÜ I-II-III”
‘TASHİH HÂTÂLARI’NDAN GEÇİLMİYOR!

“İmam Şafî yazmış olduğu ‘er-Risale’ isimli eserini seksen(80) defa gözden geçirdiği hâlde yine ‘tashih hâtâları’na rastlamıştır. Talebesi el-Muzeni şöyle anlatır:”’er-Risale’yi Şâfî’ye seksen(80) defa okudum. Her defasında mutlaka bir hâtâya rastlıyorduk. Sonunda Şâfî :”- Bırak, boşver. Allah(c.c.) kendi kitabı dışındaki bir kitabın sahih olmasını kabul etmemektedir.” dedi.(1)
Yine bu “tashih hâtâları”nı düşünürken, www.dünyabizim.com.tr sitesinde “Ötüken Yayınevi” sorumlusu ile yapılan “yayıncılık mes’elesi”ni mevzû edinen “ropörtaj”da, “Ötüken Yayınevi”nin “ilk bastığı eser” olan rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK’in “Reis Bey”ini basarken yaşadıkları “tashih hâtâları” ilgili hâtıra çokca dikkat çekici idi. Öyle ki, rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK, sadece “ceket- caket” ‘tashih mes’elesi’nde, zamanın “ulaşım şartlarının zorluğu” yanında, adetâ  “caket”i “ceket” yaptırabilmek, mevcut “tashih hâtâsı”nı giderebilmek için, “tashihler bile torpille yapılmış” dedirtiyordu.(2)

Şahsen,bu ramazan-ı şerif ayında,  “Türk-İslâm Ülküsü I-II-III”ün öncelikle “Türk-İslâm Ülküsü II”nin “IV. Bölüm”ündeki “Antitezlerimiz”i(sayfa 522-538); sonra “Türk-İslâm Ülküsü I”in “Birinci Bölüm”ünü(sayfa 25-90); sonra da “Türk-İslâm Ülküsü III”ün “Bölüm 1-İslâm’da Millî Eğitim Sistemi”ni(sayfa 543-642) okuyabildim. Sahiden de birden fazla, “Bir kitapta ancak bu kadar ‘tashih hâtâları’ olur”, dediğimi hatırlıyorum.

MİSÂLLER

Daha neredeyse eserin ilk kısımlarında, “Neden Türk-İslâm Ülküsü?” başlıklı yazının ilk cümlesinde başlayan ‘tashih hâtâları’: “bu” yerine “hu” ; “diğer” yerine “diter”, “din” yerine “elin”; “ve” yerine “ye”(s.25)..
Yine “bağlı” yerine “başlı”(s.26); “mal” yerine “mai”; “Muhammed” yerine “Muhammet”(s.39) yazılmış.. Neredeyse “Türk-İslâm Ülküsü I-II-III” eserinin tamamı boyunca, “Kur’an-ı Kerim” yerine “Kur’an-i Kerim” yazılmış….
“kavramlarda” yerine “kavram farda”(s.36); “İnsanın” yerine “İnşanın” (s.48); “sonsuzu” yerine “tonsuzu”(s.48); “demektir” yerine “elemektir”(s.60); “gönlümüzü” yerine “gömümüzü”(s.70); “beri” yerine “Deri” (s.76); “Şamanlığa” yerine “samanlığa” (s.80); “yazar” yerine “yatar” (s. 80); “halde” yerine “halelele”(s.82); “avucunda” yerine “ovucunda”(s.524); “18.” yerine “13.”(s. 525); “bilmez” yerine “bitmez” (s.530); “asırları” yerine “fışırları”-‘fışırlar ne demekse?-(s.557); “cansız” yerine “dansız” (s.558); “sana indirilene” yerine “sana indirilenene” (s.559); “tesbih” yerine “teşbih” (s.564);”Şartlarını” yerine “Şortlarını” (s.573); “ait bilgiler” yerine “pıt bilgiler” (s.573); “buyurulmaktadır” yerine “Duyurulmaktadır” (s.576); “size” yerine “sizle” (s.576); “bilen” yerine “hilen” (s.585); “bizi” yerine “biz” (s.601); “zaman” yerine “Camcın” (s.601); “görüşlerin” yerine “gömüşlerin” (s.603); “takatları” yerine “tokatları” (s.606); “tembel” yerine “temel” (s. 607) ve “bunlar” yerine “banlar”(s.621) yazılmış….

NETİCE-İ KELAM

“Bilgiyi yazıya bağlayınız.” buyuruyor  Rasulullah(s.a.v.) Efendimiz..”Türk-İslâm Ülküsü I-II-III”ün tamamını okuyup bitirebilseydim daha ne çok ‘tashih hâtâları’ ile karşılaşırdım ki!? Hele de daha sayfa seksendörtteki, “2(iki) paragrafın tekraren basılması….”
Elbetteki “yayıncılık sektörünün erbâbları”, “tashihler mes’elesi”nin yayıncılıkta ne kadar ehemmiyetli olduğunu daha iyi bilirler…Benim bildiğim, en basitinden “yayıncılığın kırık notları” olduğudur…
Kanaatimce, rahmetli Seyyid Ahmed ARVASÎ Hoca’mızın “Daha Güzel Daha Güçlü Türkiye HERGÜN Gazetesi”nde, 03. Şubat .1976,Salı tarihli “Türk-İslâm Ülküsü” isimli “köşesi”ndeki yazılarından mürekkep “tek cilt hâlinde” basılıp yayınlanmış “Türk-İslâm Ülküsü I-II-III” isimli eseri, bırakınız seksen(80) defa okunmayı, sekiz(8) defa bile okunup ‘tashihi yapılmadan’ neşredilmiş..
Allah(c.c.) ıslah etsin.(Âmin)
Terme, 05. Ağustos.2014
İsmet GÜLTEKİN

Dip Notlar:
(*): S. Ahmet Arvasî, “Türk-İslâm Ülküsü I-II-III”, Bilgeoğuz Yayınları, Aralık 2013, İstanbul

(1): Zikreden Abdullah Feyzi Kocaer,’Sunarken’, “Sahih-i Buhârî-muhtasarı Tecrîd-i Sarih’, 1. cilt, Yeni Şafak Gazetesi’nin ‘Kültür Armağanı’, Nisan 2004, sayfa 3;(Keşfü’l –Esrâr, 1. 4)

(2): ‘Necip Fazıl’ın Reis Bey’i Nasıl Yayınlandı?’, www. dünyabizim.com.tr, 07.Temmuz. 2014, Pzt.

3 Ağustos 2014 Pazar

"İHVAN-I MÜSLİMÎN HAREKETİ"/ "MÜSLÜMAN KARDEŞLER HAREKETİ", "MASONİK HAREKET" Mİ!?

“İHVAN-I MÜSLİMÎN HAREKETİ
-MÜSLÜMAN KARDEŞLER HAREKETİ”
‘MASONİK HAREKET’ Mİ!?


“Yine masonların kontrolünde bulunduğunu önceden bildirdiğimiz “Müslüman Kardeşler” teşkilatına bağlı yazarların kitapları veya İran’dan kaynaklanan “Fars Emperyalizmine” ait eserler “din adına” okunmaktadır.”(1)
“Daha Güzel Daha Güçlü Türkiye” şiârı  ile 1979’larda günlük olarak neşredilmiş olan “Milliyetçi-Ülkücü Camiâ”nın ‘fikir-düşünce’ gazetesi “Hergün”deki , “Türk-İslâm Ülküsü” başlıklı köşesinde rahmetli ARVASÎ HOCA’mız aynen böyle yazmış. Bu yıl, Ramazan ayında okumaya gayret ettiğim; “Türk- İslâm Ülküsü I-II-III” başlığı ile “tek cilt” hâlinde “yazılarının kitaplaşmış “şeklindeki eserinin “İslamiyet ve Türkler” başlıklı yazısında; günümüzde “İslamcılığı” en iyi bilen “düşünce adamları”nca da “yüksek sesli dillendirilen” “kökü dışarıda bir düşünce” tesbitlerine iştirak ettiğini belirtir “paragraf”ın  ve yazının sonunda böyle diyordu rahmetli ARVASÎ Hoca’mız: “Masonların kontrolünde …”
Beynime bir “kıymık saplanırcasına”, “Rahmetli ARVASÎ Hoca’mız, taa 1979’larda, “İhvan-ı Müslimîn Hareketi”ni, “Müslüman Kardeşler Hareketi”ni neye dayanarak “masonik, masonların kontrolünde bir hareket”, diyordu.”
Yine tamamiyle bir “tevafûk” neticesi okuyabildiğim, “İslâm’da Dirilmek” başlıklı “Türk-İslâm Ülküsü” isimli köşesindeki yazısında, “Türk-İslâm Ülkücüleri”ne  “iddia”sının “kaynağı”nı da veriyordu: “”Düşmanlarımız” akla, hayale gelmedik oyunlar içindedirler. Hem ülkemizde, hem ülkemiz dışında İslâm’ı çökertmek ve Müslümanları şaşırtmak için ne mümkünse yapıyorlar. Meselâ şimdi, İslâm Dünyasında “Müslüman Kardeşler Hareketi” adı altında yeni bir oyun tezgahlıyorlar. Şimdi “siyaset dünyasına” piyon olarak bunları sürmüş bulunuyorlar. Bakınız, bu konuda, bir Fransız Masonu olan Serge Hutin ,” Les Frans-Macons” adlı kitabında ne yazıyor, kelime kelime tercümesi şöyledir:”Fransa ve İngiltere, Mısır’da atölyeler(localar) kurdu; bu atölyelere Büyük Mısır Millî Locası ve Yunanistan’daki Büyük Loca’ya bağlı diğer localar eklendi. Masonik faaliyetler, bu ülkede, çok hususî bir tavır kazandı. “İslamî Uyanış”ın öncüleri(Cemaleddin-i Afganî, Muhammed Abduh) farmasonlukta, Avrupalı devletlerle münasebet kurabilme imkânı sayesinde, politik-dinî planlarını gerçekleştirme yolunda, son derece müsait bir teşkilat ile karşılaştılar. Bu teşkilat önceleri, ilhamını Batı’dan alan, bilahare, Arap milliyetçiliğine uzman yetiştiren bir fidanlıktı. Mısır’da farmasonluğun paradoksal oluşu, işte bu yüzdendir. Müslüman Kardeşler Teşkilâtı’nın henüz fazla tanınmayan masonik öncüleri vardır…”(bkz. Serge Hutin, Les Frans-Maçons,page127, Acheve dimprimer en 1960 par l’imprime tie tardy a bcurges D.L2’ye Trım 1960,2)”(2)
Evet, rahmetli ARVASÎ Hoca’mız, “Daha Güzel Daha Güçlü Türkiye” şiârı ile neşredilen “Hergün Gazetesi”nin “Türk-İslâm Ülküsü” isimli köşesinde böyle zikretmiş:” …Müslüman Kardeşler Teşkilâtı’nın henüz fazla tanınmayan masonik öncüleri vardır….”

“ARAP BAHARI” MES’ELESİNİ DE ANLAYAMAYAN “AYDINCIKLAR”,
“İSLÂMCILAR”,”CEMAATÇİ ZİHNİYETLER”

Beynime adetâ “bir kıymık gibi” saplanmış olan bu “mes’ele” ile ilgili demek istediklerimi, yazımın nihayetinde değil, başında yazdım.
“Arap Baharı Mes’elesi”ni bile hadi daha geniş düşünelim, “Türk Aydınları” arasında, kaçımız bir “Hüsnü Mahalli” kadar sahiden sahih ve sahiden doğru bir şekilde anlayabildik ki? Kaldı ki, “İsmail KARA”ların bile alenî izahatları ile “kökü dışarıda bir düşünce hareketi” olan, “enternasyonel karakterli” bilumum “İslâmcılar” nasıl anlasındı ki?
Kaldı ki , “siyasî iktidar” ile olan “dünya için nizaları”nda da alenen müşahade ettiğimiz üzre, bilumum “Cemaatçi Zihniyetler”, bilumum “Müslümancılar” nasıl anlasalardı ki?
Kaldı ki, “İsrail Aleyhtarlığı”nda naralar atan  muhtelif “fikir-düşünce hareketleri”ne aidiyet duyan “aydınlar”,aslında “aydıncıklar”,  “kitleler psikolojisi” ile “cumhur”u, “halk”ımızı ve “millet”imizi galeyana getirenler; haftalardan beri çok “soğukkanlı” bir şekilde mes’eleyi yazan,yazdıklarını da  “fikirler-düşünceler camiası” ile “korkmadan” paylaşan “Sedat LAÇİNER”leri nasıl anlayabilsinler ki?
“Şam-ı Şerif’te”, daha düne kadar “Hutbe-i Şamiye Toplantıları” “hülyâ”ları görenlerden tutun da, “Türkiye-Suriye Birleşik Rüyâları” görenlere kadar “Uçukistan”a yakışanlar!!!!!
Basınımızda “İhvan-ı Müslimîn Hareketi/Müslüman Kardeşler Hareketi” ile ilgili “çokca” yazılar yayınlandı. Benim, en son hafızama nakşedilen, “Demek İhvan-ı Müslimîn Hareketi de, Müslüman Kardeşler Hareketi de, “Tasavvufî bir hareketmiş”” olmuştu. “Siyasî bir hareket…İslâmî bir hareket “değerlendirmeleri ile dolu yazılar… “Müslüman Kardeşler Nasıl Bir Örgüt?”(3) başlıklı yazıda ise; “1- Selefî bir hareket. 2- Sünnî…3- Tasavvufî boyutu daima vardır…4-Siyasî bir teşkilat..”
Yine, 1928’de, Mısır’da, İskenderiye’de, Hasan el Benna ile kurulan “İhvan-ı Müslimîn Hareketi-Müslüman Kardeşler Hareketi”nin 6(altı) lideri de idam edilmiş, bir lideri,  kurucusu Hasan el Benna bir suikast neticesi öldürülmüş..(4) Türkiye’mizde 1924’de “Hilafet’in İlgası”, Mısır’da 1926’da “Hilafet Kongresi” ve 1928’de, “İnciluz Sömürgesi” altında “İhvan-ı Müslimîn/ Müslüman Kardeşler Hareketi”nin kuruluşu..1954’de “resmen dağıtılışı” ve Eylül 2013’de kapatılışı….
“İnciluz Avam Kamerası”nda, dönemin “İnciluz Başbakanı Gladstone” tarafından, 1800’lü yılların sonlarında söylenilmiş olan “meşhur” sözün de aslında öncelikli olarak  “Mısır Müslümanları” için söylenilmiş olduğunu da biliyoruz: “Bu Kur’an-ı Kerim Müslümanların elinde oldukça, bizler, Müslümanları yenemeyiz….”
Öyle ki, geçen yıllarda, “Arap Baharı Tartışmaları”nda Mısır’ı yazmış olan Hasan Cemal bile; “Mısır’ın ‘laikleri’, Türkiye’nin en iyi Müslümanlarından bile daha Müslüman” demeye getirmişti…
NETİCE-İ KELAM
Geçen aylardaki bir yazısında da “Mustafa ÖZCAN” , Türkiye’mizdeki “Masonik Nurcular”dan dem vurmuştu.. EYGİ Hoca’mız ise zaman zaman da olsa “Kriptoları, Pakradunileri, Gizli Yahudileri” hatırlatıyor…
Bütün bunları da düşündükce, “İhvan-ı Müslimîn Hareketi-Müslüman Kardeşler Hareketi” ile ilgili olarak rahmetli ARVASÎ Hoca’mızın taa 1979’lar Türkiye’sindeki “tesbit”ini de çooook düşünmeliyiz
“Türk Dünya Nizâmının Millî, İslamî ve İnsanî Esasları”mızı, “Türk Cihan Hakimiyeti Mefkûremizi”, “İ’lây-ı Kelimetullah için Nizâm-ı Âlem Ülkümüzü”, her halükârda “dipdiri” tutabilmeliyiz.
“Alperenlik” mefhumu da bu sebepten sadece “siyasî bir mefhum” değil, tamamiyle “İslâmî/Tasavvufî bir mefhumdur..”Çünkü “biz Müslümanlara göre, “Hacı Bektaşî Velî(k.s) de, hattâ Hazret-i Ali(r.anh) Efendimiz de birer Alperendir…”
Günümüzün “Minyeli Abdullah”larının, Türkiyemiz’in her beldesindeki “Abdullah”ların “işleri o kadar da kolay değil….”
Terme, 03.Ağustos. 2014
 İsmet GÜLTEKİN

Dip Notlar:

(1): Seyyid Ahmed ARVASÎ, “Türk-İslâm Ülküsü I-II-III”, Bilgeoğuz Yayınları,Aralık 2013, s.78
(2):  ARVASÎ, adı geçen eser, s. 630
(3): Mustafa ARMAĞAN, “Müslüman Kardeşler Nasıl Bir Örgüt?”, www.zaman.com.tr,15.07.2013

(4): www.dunyabülteni.com.tr, 04.07.2013"