Hergün Gazetesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hergün Gazetesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ağustos 2014 Perşembe

UNUTTURULAN MEŞHUR TERMELİ ÜLKÜCÜ YAZAR: FAİK SEZGİN VEFÂT ETMİŞ!!!

UNUTTURULAN TERMELİ MEŞHUR ÜLKÜCÜ YAZAR:


FAİK SEZGİN VEFÂT ETMİŞ!!!



Bugün, Ramazan Bayramının 1. günü, Mahallede Bayramlaşma yaptıktan sonra, Terme Şehir merkezinde, winn borcumu da ödemek ve kontür yüklemek için karşıda inmiştim.
Dönüşte, Ahmet Kartal Başkanın işyerinin önünde Gül Ali, Burhan Şeker ağbi ile bayramlaştıktan sonra sohbet ettik.
Geçen aylarda Terme Bilgi Gazetesinde okuduğum “vefat haberleri” arasında yer alan “Av. Faik SEZGİN vefat etti” haberi meğerse benim bildiğim “Faik Sezgin Beğ” imiş…
Vefatına yakın bir-iki kişiye sorduğumda “yok o değil” demişlerdi.. Hatta internetten de araştırmış, “Samsun Baro Avukatları “arasında da işyerinin adresini okumuştum.
Halbuki vefat eden sahiden “Milliyetçi Ülkücü Avukat FAİK SEZGİN Beğ” imiş…”Daha Güzel Daha Güçlü Türkiye-HERGÜN Gazetesi” köşeyazarı…Unutturulan Termeli en meşhur Ülkücü yazar…

Haftalık Yeni DÜŞÜNCE dergisinin çıktığı yıllarda, İstanbul’da, haftalık periyotlarla çıkan “Haftalık BAKIŞ “dergisinin başyazarı, editörü rahmetli Termeli Milliyetçi-Ülkücü Avukat FAİK SEZGİN Beğ” idi. Hattâ “Türk-İslâm Ansiklopedisi” ekleri de veren bir dergi idi..
Eski Terme Ülkü Ocakları Kurucu ve Başkanlarından Burhan ŞEKER ağbinin de dediği üzre;
12 Eylül 1980 Askerî Darbe sonrası kapatılan HERGÜN Gazetesinin son sayfasının sol tarafında yazıları neşredilen ve bizzat İstanbul Hergün Gazetesi yazı ailesi arasında kadrolu olarak da yer  almış…
Sadece bu kadar da değil, “o yıllarda” öğretmen iken bir yandan da “ikinci bir üniversite”, İstanbul Hukuk Fakültesi”nin de bitirip Avukat olarak da 12 Eylül 1980 sonrası mezun olmuş ve bilahare Samsun Barosu Avukatlarından olarak çalışmış…
Sadece bu kadar değil, Terme Nizâm—Âlem Ocaklarının açıldığı ilk binanın yerindeki Terme Ülkü Ocağı Teşkilatınındaki “kütüphane” de “Faik SEZGİN Kütüphanesi” imiş.. Benim de bizzat gördüğüm “Tahta Cam Muhafazalı”, 12 Eylül ile talan edilen “Karadeniz Bölgesindeki meşhur Kütüphane…”Terme Birlik MEFKÛRE’de, Adnan OKUTAN vesilesi ile  benim gündeme getirdiğim fakat netice , alamadığım “meşhur kütüphane….”
Artık neye canı sıkıldıysa, Gül Ali BEĞ’in de anlattığı üzre tıpkı Kahramanmaraşlı Rahmetli Prof. Necmettin HACIEMİNOĞLU gibi ara sıra “içermiş…”
Meğerse Mefkûreyi çıkarttığım yıllarda 2000-2005, Samsun’da şimdilerde “AKP’lileşmiş” takılan Sabri ARSLAN’a, “Beni Av. Faik SEZGİN’e götürür müsün?”, dediğimde, “görüşmemi istemeyişinin belki de sebebi bu “içmesiy”miş!!!
Zaten rahmetli-Allah(c.c.) taksiratını affetsin(ÂMİN), “İÇMESİ”  ile “beyin felci” geçirmiş; Burhan ŞEKER ağbi bile “görüştürülmediğinden” hasta iken ziyaretine gidememiş…
Samsun’dan evlenmiş ve Samsun’a defnedilmiş. Ancak Termeli…
Hattâ “hâlen emekli öğretmen” olan kardeşi “kişilikli solcu” Sadullah SEZGİN Beğ ise hâlen hayatta imiş…
Allah(c.c.) rahmet eylesin…(Âmin)

Terme, 08.08.2013
İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com

5 Ağustos 2014 Salı

BİR KİTAPTA ANCAK BU KADAR 'TASHİH HÂTÂLARI' OLUR: "S. Ahmet Arvasî Türk-İslâm Ülküsü I-II-III BİLGEOĞUZ"(*)

BİR KİTAPTA ANCAK BU KADAR “TASHİH HÂTÂLARI” OLUR:

“ S. Ahmet Arvasî
TÜRK-İSLÂM ÜLKÜSÜ I-II-III 
BİLGEOĞUZ”(*)





Bu Ramazan-ı Şerif ayında okuduğum “kitap”lardan biri de rahmetli Seyyid Ahmed ARVASÎ Hoca’mızın “Türk-İslâm Ülküsü” isimli eseri. “Yayıncılık sektörü”ne  yeni yeni adım atmış olan “Bilgeoğuz yayınları” tarafından basılan “eser”, “Türk-İslâm Ülküsü”nü ilk defa “tek cilt” hâlinde, “Türk-İslâm Ülküsü I-II-III” şeklinde yayınladı. Bildiğimiz üzre, zamanında “Ocak Yayınları ” tarafından, 3(üç) ayrı cilt hâlinde, 1983’lerde  basılmış eserleri hararetle okumuştum. Yine bildiğimiz üzre, asla ve kat’a “sağ-sol kavgası” olmayan 1970-1980 seneleri arasındaki “fikrî mücadele”de, bizim  meşhur “Hergün Gazetesi”, ilkin 20 Aralık 1975’de, “Ülkücü Hareket’in Hamle Günü” ile ilk hamlesini yaptıktan sonra, 03 Şubat 1976, Salı tarihi itibari ile “Daha Güzel –Daha Güçlü Türkiye HERGÜN Gazetesi” ile “Türk Basın Hayatı”nda “Milliyetçi-Ülkücü Camiâ’nın Sesi” hâline gelmişti. Rahmetli Ülkücü Şehid  İlhan DARENDELİOĞLU, Necdet SEVİNÇ, Necmettin HACIEMİNOĞLU, Taha AKYOL gibi “kalem”ler de “Başyazar”lık yapmışlardı ve rahmetli ARVASÎ Hoca’mızın yazıları da, ikinci sayfada, “Türk-İslâm Ülküsü” isimli “köşesi”nde yayınlanmakta idi.
Ne “Ocak Yayınları”, ne de “Türk-İslâm Ülküsü”nü “tek cilt” hâlinde basıp yayınlayan “Bilgeoğuz Yayınevi”, maateessüf, böyle bir izahat yapmadılar. Halbu ki, yeni yetişen gençleri daha doyurucu “menşeî”ler gösterebilmek için, böyle izahatlar yapmak elzemdi, elzemdir. Kaldı ki, bilhassa 03. Şubat. 1976, Salı tarihinden 1980 12 Eylül’üne kadar neşredilmiş ve akabinde “kapanmış, kapatılmış”, “Daha Güzel-Daha Güçlü Türkiye HERGÜN Gazetesi”nin en azından “arşiv”ini inceleyemeyen her “Milliyetçi”, her “Ülkücü”, her “Alperen yahut Ülkücü Alperen” ziyandadır, eksiktir, noksandır, nâkıstır.
İşte büyük bir sabır ve metanetle böyle bir “Hergün Gazetesi Arşiv taraması”, “dökümanter bir çalışma” yapmış olan Hakkı ÖZNUR Beğ’in altı ciltlik devasa “Ülkücü Hareket” isimli çalışması da böyle bir nâkıslığı da giderme yolunda çok ehemmiyetli bir çalışmadır. Şahsen ben bile böyle bir devasa “dökümanter bir çalışma” da olan altı ciltlik “Ülkücü Hareket” isimli eseri zamanında almama rağmen; bizatihi “Daha Güzel Daha Güçlü Türkiye HERGÜN Gazetesi”nin mevcut “arşivi” ni İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde bir çalışmam sebebiyle de incelerken; neredeyse bütün yazıları “akıllı telefonuma” kaydetmek istemiştim. Fakat, Hakkı ÖZNUR Beğ, “Ülkücü Hareket” isimli altı ciltlik “dökümanter çalışması” ile zaten neredeyse “bütün HERGÜN Gazetesi yazılarını kaydetme işi”ni yaptığını bile sonradan farkına vardım…

Yine bildiğimiz üzre, “Yusufîye Medreseleri” sonrası, “yüz on bir günlük” “Mamak Yılları” sonrası, 1980’lerden sonra “Türkiye Gazetesi”nde, “Hasbihâl” isimli “köşesi”nde, mutad yazılarına devam etmiş olan rahmetli ARVASÎ Hoca’mızın bütün bu yazıları da, altı cilt hâlinde, “Hasbihâl” ismi ile “Burak Yayınları”nca neşredildi. “Size Sesleniyorum 1” ve “Size Sesleniyorum 2”yi ise “Türkiye Gazetesi”  kitaplaştırmıştı…

“TÜRK-İSLÂM ÜLKÜSÜ I-II-III”
‘TASHİH HÂTÂLARI’NDAN GEÇİLMİYOR!

“İmam Şafî yazmış olduğu ‘er-Risale’ isimli eserini seksen(80) defa gözden geçirdiği hâlde yine ‘tashih hâtâları’na rastlamıştır. Talebesi el-Muzeni şöyle anlatır:”’er-Risale’yi Şâfî’ye seksen(80) defa okudum. Her defasında mutlaka bir hâtâya rastlıyorduk. Sonunda Şâfî :”- Bırak, boşver. Allah(c.c.) kendi kitabı dışındaki bir kitabın sahih olmasını kabul etmemektedir.” dedi.(1)
Yine bu “tashih hâtâları”nı düşünürken, www.dünyabizim.com.tr sitesinde “Ötüken Yayınevi” sorumlusu ile yapılan “yayıncılık mes’elesi”ni mevzû edinen “ropörtaj”da, “Ötüken Yayınevi”nin “ilk bastığı eser” olan rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK’in “Reis Bey”ini basarken yaşadıkları “tashih hâtâları” ilgili hâtıra çokca dikkat çekici idi. Öyle ki, rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK, sadece “ceket- caket” ‘tashih mes’elesi’nde, zamanın “ulaşım şartlarının zorluğu” yanında, adetâ  “caket”i “ceket” yaptırabilmek, mevcut “tashih hâtâsı”nı giderebilmek için, “tashihler bile torpille yapılmış” dedirtiyordu.(2)

Şahsen,bu ramazan-ı şerif ayında,  “Türk-İslâm Ülküsü I-II-III”ün öncelikle “Türk-İslâm Ülküsü II”nin “IV. Bölüm”ündeki “Antitezlerimiz”i(sayfa 522-538); sonra “Türk-İslâm Ülküsü I”in “Birinci Bölüm”ünü(sayfa 25-90); sonra da “Türk-İslâm Ülküsü III”ün “Bölüm 1-İslâm’da Millî Eğitim Sistemi”ni(sayfa 543-642) okuyabildim. Sahiden de birden fazla, “Bir kitapta ancak bu kadar ‘tashih hâtâları’ olur”, dediğimi hatırlıyorum.

MİSÂLLER

Daha neredeyse eserin ilk kısımlarında, “Neden Türk-İslâm Ülküsü?” başlıklı yazının ilk cümlesinde başlayan ‘tashih hâtâları’: “bu” yerine “hu” ; “diğer” yerine “diter”, “din” yerine “elin”; “ve” yerine “ye”(s.25)..
Yine “bağlı” yerine “başlı”(s.26); “mal” yerine “mai”; “Muhammed” yerine “Muhammet”(s.39) yazılmış.. Neredeyse “Türk-İslâm Ülküsü I-II-III” eserinin tamamı boyunca, “Kur’an-ı Kerim” yerine “Kur’an-i Kerim” yazılmış….
“kavramlarda” yerine “kavram farda”(s.36); “İnsanın” yerine “İnşanın” (s.48); “sonsuzu” yerine “tonsuzu”(s.48); “demektir” yerine “elemektir”(s.60); “gönlümüzü” yerine “gömümüzü”(s.70); “beri” yerine “Deri” (s.76); “Şamanlığa” yerine “samanlığa” (s.80); “yazar” yerine “yatar” (s. 80); “halde” yerine “halelele”(s.82); “avucunda” yerine “ovucunda”(s.524); “18.” yerine “13.”(s. 525); “bilmez” yerine “bitmez” (s.530); “asırları” yerine “fışırları”-‘fışırlar ne demekse?-(s.557); “cansız” yerine “dansız” (s.558); “sana indirilene” yerine “sana indirilenene” (s.559); “tesbih” yerine “teşbih” (s.564);”Şartlarını” yerine “Şortlarını” (s.573); “ait bilgiler” yerine “pıt bilgiler” (s.573); “buyurulmaktadır” yerine “Duyurulmaktadır” (s.576); “size” yerine “sizle” (s.576); “bilen” yerine “hilen” (s.585); “bizi” yerine “biz” (s.601); “zaman” yerine “Camcın” (s.601); “görüşlerin” yerine “gömüşlerin” (s.603); “takatları” yerine “tokatları” (s.606); “tembel” yerine “temel” (s. 607) ve “bunlar” yerine “banlar”(s.621) yazılmış….

NETİCE-İ KELAM

“Bilgiyi yazıya bağlayınız.” buyuruyor  Rasulullah(s.a.v.) Efendimiz..”Türk-İslâm Ülküsü I-II-III”ün tamamını okuyup bitirebilseydim daha ne çok ‘tashih hâtâları’ ile karşılaşırdım ki!? Hele de daha sayfa seksendörtteki, “2(iki) paragrafın tekraren basılması….”
Elbetteki “yayıncılık sektörünün erbâbları”, “tashihler mes’elesi”nin yayıncılıkta ne kadar ehemmiyetli olduğunu daha iyi bilirler…Benim bildiğim, en basitinden “yayıncılığın kırık notları” olduğudur…
Kanaatimce, rahmetli Seyyid Ahmed ARVASÎ Hoca’mızın “Daha Güzel Daha Güçlü Türkiye HERGÜN Gazetesi”nde, 03. Şubat .1976,Salı tarihli “Türk-İslâm Ülküsü” isimli “köşesi”ndeki yazılarından mürekkep “tek cilt hâlinde” basılıp yayınlanmış “Türk-İslâm Ülküsü I-II-III” isimli eseri, bırakınız seksen(80) defa okunmayı, sekiz(8) defa bile okunup ‘tashihi yapılmadan’ neşredilmiş..
Allah(c.c.) ıslah etsin.(Âmin)
Terme, 05. Ağustos.2014
İsmet GÜLTEKİN

Dip Notlar:
(*): S. Ahmet Arvasî, “Türk-İslâm Ülküsü I-II-III”, Bilgeoğuz Yayınları, Aralık 2013, İstanbul

(1): Zikreden Abdullah Feyzi Kocaer,’Sunarken’, “Sahih-i Buhârî-muhtasarı Tecrîd-i Sarih’, 1. cilt, Yeni Şafak Gazetesi’nin ‘Kültür Armağanı’, Nisan 2004, sayfa 3;(Keşfü’l –Esrâr, 1. 4)

(2): ‘Necip Fazıl’ın Reis Bey’i Nasıl Yayınlandı?’, www. dünyabizim.com.tr, 07.Temmuz. 2014, Pzt.

7 Temmuz 2014 Pazartesi

"TERME ALEVÎLERİ" ÜZERİNE





"TERME ALEVÎLERİ" ÜZERİNE




Yıllardan  beri zihnime takılı kalan bir suâl: “Terme-Sivaslılar Köyü’ndekiler, Alevî mi, Çingene mi?”  Adetâ ‘takıntı’ hâline gelen; “Yok canım, Çingeneler’den Alevî olur mu hiç? Çok büyük yanlışlık var! Ne zamandan beri Çingeneler Alevî oldu ki?!”, cümleleri zihnime takılıp kalıyordu.
        2000-2005 yılları periyodunda çıkan “Terme Birlik MEFKÛRE-Birlik Olmadan, Dirlik Olmaz” isimli ‘yerel gazete’mde, “Terme Alevîleri”ni ‘gündem’e getirmiştim..“Alevîlere Alevî denilebilir” ve “local-yerel-mahallî ve umumî Türkiye toplum yapısı”nı meydana getiren “Alevîler”den  de bahsedilebilirdi! Neticede,doğup-büyüdüğüm memleketim Terme’nin toplum yapısını meydana getiren “Terme Alevîleri”nin mevcudiyetini öğrenmiş olmak ve bu mevcudiyeti şöyle-böyle “efkâr-ı umumiyeye”, “fikirler camiâsı”na ‘kabul’ ettirmiş olmak da ayrı bir haz!!!
    Nitekim, bu yıl da, 03 Ağustos 2014’de, Terme Sivaslılar Köyü’nde, “4. Alevî Kültür Şenliği” yapılmakta.”Cemevi” yapımı ise hâkeza…. “Nereden nereye?...”  Çünkü, 2005’lerde ‘local/mahallî gerçek’te bile “Alevîlere Alevî demek”, adetâ büyük bir ‘kahramanlığı’ da, muhtelif riskleri de beraberinde getiriyordu. Hattâ, çok afedersiniz amma bu hususta kitapları olan ‘akademisyenler’ bile çok ‘çekingenlik’ler içerisinde idiler!!!
 “TERME SİVASLILAR KÖYÜ” NASIL KURULMUŞTU?

Artık günümüzde iletişim teknolojisinin sağladığı kolaylıkla, bir zamanlar ‘takıntı’ hâlini almış olan;”Terme Sivaslılar Köyü’nde Çingeneler mi var, Alevîler mi? Ne zamandan beri Çingeneler Alevî oldu?” suâli ise arama motoru “Google”la, ‘Terme Alevîleri’ yazıldığında, karşımıza çıkan bazı “akademik bilgiler” ile cevaplanmaktadır da.
“Terme’nin Sivaslılar Köyü ise 300 hanelik büyük bir nüfusa sahiptir. Köyün çoğunluğu Güvenç Abdal Ocağı’na bağlı olup köyde Hubyar Sultan Ocağı mensupları da vardır; zira bunlar, kendi ifadeleriyle yaklaşık 100-150 sene önce Tokat Niksar’dan buraya gelip yerleşmişlerdir….Çangallar, Sakarlı’da da ‘Alevîler’ yaşamaktadırlar..(1)
Halbuki, bugün Termemizde hâlen hayatta olan çoğu kişilerin de “unuttuğu bir hakikat” var: “Terme Sivaslılar Köyü”, her ne kadar kısaca “Tokat-Niksar Alevîleri”nin oluşturduğu bir “köy” ise de,aslında  “Sivas’ın Kangal İlçesinden eski bir tarihte gelenlerin oluşturduğu bir “köy”dür de.  Ve Dönemin Başbakanı Mustafa Bülent ECEVİT, Dönemin Samsun Valisi Fehamettin ALTUN ve Dönemin Terme Kaymakamı Faik KÖKON zamanında, “CHP’li Köylülerin Devlet Arazisini İşgal Ederek” oluşturdukları bir “köy”dür de…Yani “illegalite” ile “gayr-i meşrû” bir şekilde oluşturulmuş bir “köy”dür “Terme Sivaslılar Köyü…”(2)
İlgili haritadan da görüleceği üzre, Terme’mizdeki “Alevîler” veyahut “Terme Alevîleri”, ilçemizde üç(3) yerde yaşamaktalar: Bir, “Sivaslılar Köyü”nde; iki, Çangallar’da(!) ve üç, Sakarlı’da…

06.Temmuz.2014
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Dip Notlar:
(1): Samsun Yöresi Alevîleri Gelenek ve Değişim, http://www.samsun sempozyumu.org/makaleler, s.3
(2): Osman KARA, Haber-Röportaj, “CHP’li köylüler devlet arazisini işgal etti”, HERGÜN Gazetesi-Daha Güzel Daha Güçlü Türkiye, 30 Temmuz 1977,Cts, Sayfa 4-7

2 Temmuz 2014 Çarşamba

TARİH DERGİLERİMİZ ve MİLLÎ TARİH ŞUURU



TARİH DERGİLERİMİZ

ve

MİLLÎ TARİH ŞUURUMUZ





Bilmem “İletişim Çağı”nda “tarih dergileri”mizi yakînen takip edebiliyor musunuz? Şahsen neredeyse bülüğa erdiğim yaştan itibaren muhtelif kategorilerdeki ve elbette “tarih kategorisi”ndeki “mecmuaları”mızı, “dergiler”imizi yakînen takip etmeye gayret ediyorum.
Gayret ediyorum etmesine de, meğerse ne kadar da çok “bilmediklerim” varmış.
Mevzû ile “alakası yok” denilecek amma “çok okuyanlar kategorisi”nde olan biri olarak; “meğerse ne de çok ‘bilmediklerim varmış’, diyorum: “Daha Güzel-Daha Güçlü Türkiye HERGÜN Gazetesi DERGÂH Yazıları-Faik SEZGİN” isimli bir araştırmam için; “HERGÜN Gazetesi”ni tarıyorum da…
“Millî Eğitim ve Kültür” dergimizi, meğerse “ÜLKÜ-BİR’in Kültür Hizmeti” olarak neşredilmiş..
Meğerse, “Daha Güzel-Daha Güçlü Türkiye” namına 1975-1980 seneleri arasında neşredilmiş; mezkûr dönemde bayilerden alıp-okumanın öldürülmeyi göze almak kadar “kahramanlık”, “cengaverlik” olduğu yıllardaki “HERGÜN Gazetesi”nde, ne de çok “Samsunlu Milliyetçi-Ülkücü Kalemler”in yazıları neşredilmiş: Ali KAYIKÇI’lar, M. Halistin KUKUL’lar, Hikmet TANYU’lar,İsmail GÜNEŞ’ler,Osman KARA’lar, Fethi TEVETOĞULLARI, hele de “Evlad-ı Rasûl/Rasûlullahın Evladları”ndan merhum Seyyid Ahmed ARVASÎ Hocamızın ikinci sayfadaki “Türk-İslâm Ülküsü” isimli köşesinin altındaki “DERGÂH”ında yazıları neşredilmiş olan ve 2013’de vefat etmiş olan “doğduğum memleket Terme”den, avukat, öğretmen ve neredeyse “profesyonel yazar”, muharrir  olan rahmetli Faik SEZGİN’ler, Hüseyin ÖZBAY’lar, Nuri YAZICI’lar…
Hele hele günümüzde maateessüf çokca mazisini unutmuş olan-Allah(c.c.) bizleri muhafaza eylesin.(âmin)- Sabri ARSLAN bile “Daha Güzel-Daha Güçlü Türkiye” şiarı ile Türkiye’mizin  çokca “kaotik yılları”nda tamı tamına beş yıl günlük periyotlarla neşredilmiş olan  “HERGÜN Gazetesi”nin “Terme Muhabirliği”ni yapmış…
Hani derler ya; “o kadar bu işlerin fikren-zikren içindeyim” amma meğerse “hiçbirşey(!)” bilmiyormuşum!!! Neredeyse “çeyrek asırlık” bir “yaş”a gelmeme rağmen; hiçbir “Ülküdaşım” da bu bilmediklerimi bana anlatmadı!!!

TARİH DERGİLERİMİZ

Neyse, “tarihe meftûn bir dâvâ”nın, mefkûrenin, ülkünün sahipleri”nin yer aldığı bir fikriyatın takipçisi olarak; elbette ki “tarih dergileri”mizi de çok yakîn takip etmişimdir..”Tarih Dergilerimiz” derken de, hadi diyeyim “meşreb”imin çıkardığı “tarih dergileri” de demek istemiyorum.Türkiye’mizde neşredilen bütün “tarih dergileri”, benim “tarih dergilerimiz”dendir..
1980’li yıllarda, haftalık periyotlarla çıkan “Yıllarboyu Tarih Dergisi”, rahmetli Şevket RADO idaresinde çıkan “Tarih ve Edebiyat Dergisi”; hattâ daha yakın zamanlarda neşredilen, “Bugün Gazetesi”nin her Cuma günü verdiği “tarih ekleri”; yine “HaberTürk Gazetesi”nin hafta sonu verdiği “Tarih Ekleri” şu an aklıma gelen “tarih neşriyatları..”
Ve elbette günümüz 2014’ler Türkiye’mizinde aylık-iki aylık periyotlarla neşredilen “tarih dergilerimiz”: “YEDİKITA, KÜRT TARİHİ, # TARİH, DERİN TARİH, TÜRK DÜNYASI TARİH ve ATLAS TARİH” “der-gi-le-ri-miz..” Birilerinin “homurdandığını” da hissediyorum: “Toplumsal TARİH Dergisi” de var demek isteyen “aristokrat!!!”

“ATLAS TARİH DERGİSİ”

Geç haberdar olduğum “Atlas Tarih Dergi”mizi ise bir seneden beri takip etmeye başladım. Kanaatimce hem muhtevası ile hem baskı kalitesi ile (cilt kapaklı) mevcut “tarih dergileri”mize “fark atan” bir dergimiz..Ben, şahsen çok istifade ediyorum..
Bilhassa günümüz gençlerimizin, hele de hâlâ “sloganlar seviyesi”nde, “lümpenlik seviyeleri”nde, “darlıklar anaforu”nda, daha kendi fikriyatlarının mazisi hakkında “bilgisizlikler” içerisindeki fakat “tarihe meftûn bir dâvânın, mefkûrenin, ülkünün sahiplerinin” yer aldığı bir fikriyat içerisindeki gençlerimizin de “tarihimize , tarih dergilerimizde de çok meftun” olmalarını ne de çok isterdim…
“Millî Tarih Şuuru” başka nasıl kazanabilinir ki!?
Sahih-doğru tarihî bilgilerle, sahih-doğru millî tarih şuuruna ve muhkem bir istikbale doğru…
“Dün”üne çizikler atarak değil; “kökü mazide olan âti”lere sahip olarak…

21.Haziran.2014
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com