Necip Fazıl KISAKÜREK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Necip Fazıl KISAKÜREK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2019 Çarşamba

"ULU HAKAN İKİNCİ ABDÜLHAMÎD HAN" DÖNEMİ 'TOPRAK KAYIPLARI'NA, NECİP FAZIL KISAKÜREK'İN BAKIŞI...

“ULU HAKAN İKİNCİ ABDÜLHAMÎD HAN” DÖNEMİ ‘TOPRAK KAYIPLARI’NA,
NECİP FAZIL KISAKÜREK’İN BAKIŞI…


Benim “1965 Nesli” de, neticede, “acaip” bir şekilde yetişmiş olmalıyız…
“Millî Tarih Şuuru” açısından bile “ne de çok bilemediğimiz ‘Tarihî Hakikatler’imiz varmış…’

“Bu Ülke”de, “Lozan Sulh Bayramı/Lozan Günü” ismi ile ‘tabu senedi’miz olan “Lozan”ın,23(yirmi üç) sene ‘Millî Bayram’ olarak kutlandığı ve ‘Tek Başına İktidar’ olan “Demokrat Parti İktidarı”nca ‘yasaklanarak kaldırıldığı’nı, daha iki-üç gün önce öğrendik.(1)

Kaldı ki, benim “1965 Nesli”mde, ekseriyetiyle “Ulu Hakan Dönemi Toprak Kayıpları ‘Tarihî Hakikati’ni,’Millî Tarih Şuuru’ olarak da anlaması ve kavraması ise neredeyse koca bir “elli(50) sene”, koca bir “yarım asır sonra” oldu…

“Dargın Bozkurtların Başbuğu” rahmetli Hüseyin Nihal ATSIZ’ın “Gök Sultan” dediği; Türkiye’mizdeki “Muhafazakâr-Mukadesatçı” hattâ “İslamcı/Siyasal İslamcı/Müslümancı” kitle ile “Büyük Doğu Hareketi”nin, kısaca rahmetli “Kumandan”ın ‘İBDA-C’sinin de “baş tacı” ettiği rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK’in ise “Ulu Hakan” dediği rahmetli “İkinci Abdülhamîd Han” ‘dönemi’ ‘toprak kayıpları’ ile alakalı,çoğu “araştırma” ağırlıklı, neredeyse 10(0n) adet yazı yazdım:

1-    “Resmî Tarihçiler” de, “Gayr-ı Resmî Tarihçiler” de ‘Gerçekci’ Değiller…(2)
2-    “Payitaht Abdülhamîd” Dizi Filmi Üzerine, İki Mühim İkâz…(3)
3-    “Hüküm Dergisi”, İlmî Değerini Kaybediyor…(4)
4-    “Varan2: “Kudüs Mes’elesi”nin Sorumlusu Abdülhamîd’dir…(5)
5-    “Varan 3: “Samsun’da 50(elli) Bin Tütün Üreticisi Köylü,”Kolcular/Duyün-u Umumiye Reji İdaresi”nce Katledildi…(6)
6-    “Sultan 2. Abdülhamîd Han Dönemine Ecmel/ Çok Şümûllu Bakış: ‘Bilinmeyen Osmanlı’ da,’Sorularla Osmanlı İmparatorluğu’ da ‘Tarihî Hakikatleri’ Ortaya Koyuyor…(7)
7-    “İlk Turancı Padişah Sultan Abdülhamîd”…(8)
8-    ‘Diriliş Postası’ İlk Sayfa Paylaşımı…(9)
9-    “Vefâtının 100. Seney-i Devriyesinde(Yıldönümünde), ‘Tarihî Hakikati’ Anlaşılmaya ve Kavranılmaya Başlanılan Padişahımız Sultan Abdülhamid-î Sâni Han”…(10)
10-                      “Vefâtının 100. Seney-i Devriyesinde(Yıldönümünde) ‘Tarihî Hakikati’ Anlaşılmaya ve Kavranılmaya Başlanılan Padişahımız Merhum Sultan Abdülhamid-î Sâni Han-2”…(11)



Ve  “Sultan’üş Şuara/Şairler Sultanı” merhum Necip Fazıl KISAKÜREK hakkında yazdığım ‘son’ “araştırma yazı”m ise “Necip Fazıl KISAKÜREK ve “M. Kemal Mes’elesi”-“Atatürk Mes’elesi…”(12)

                              “ULU HAKAN İKİNCİ ABDÜLHAMÎD HAN”-1943’LERE KADAR

Ve “Bu Ülke”de, hadi diyelim 1918’lerden 1943’lere kadar, “Gök Sultan”ın, “Ulu Hakan”ın, merhum Sultan Abdülhamid-î Sâni Han’ın, “İkinci Abdülhamîd Han”ın ‘konuşulması”, ‘yazılması’, ‘fikirler, düşünceler camiası”nda ‘tartışılması’, “gündeme getirilmesi” âdeta “men edilmiş”, âdeta “yasaklanmış…”

Bilhassa ‘Demokrasi Bayramı” da denilen “14 Mayıs 1950”lerdeki, “Tek Başına İktidar” dönemimiz de olan; “Demokrat Parti İktidarı Dönemi”ne kadar…

Biliyorsunuz, “Bozkurt Atatürk”, “Başbuğ Atatürk” olmadan önce rahmetli “Mustafa Kemal Paşa” da, tıpkı günümüz sözde “Risale-i Nur Talebeleri”nin ‘rol modeli” rahmetli “Bediüzzaman” da, “Devr-i Hamîd/Hamîd Devri”nde “hapishanelere” atılmıştı…


“ULU HAKAN İKİNCİ ABDÜLHAMÎD HAN” DÖNEMİ “TOPRAK KAYIPLARI MES’ELESİ”NE NECİP FAZIL KISAKÜREK’İN BAKIŞI

Rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK, “İkinci Abdülhamîd Han” ile alakâlı kendi târifi ile “Ulu Hakan” ile alakâlı iki esere, iki kitaba imzasını atmış bir “sıfatsızlar sıfatı” şahsiyet:

Biri, “İlk Basım Tarihi 1965” olan “ULU HAKAN-İkinci Abdülhamîd Han” isimli eseri; diğeri ise “1976’da Kültür Bakanlığı Yayınları”ndan çıkan ve “Tiyatro Eserleri”ni ihtiva eden “Abdülhamîd Han” isimli ‘tiyatro eseri…”

Ve “Ulu Hakan” Dönemi ‘Toprak Kayıpları Mes’elesi’”nde, Türkiye’mizdeki “Muhafazakâr-Mukaddesatçı” kesim ile “İslamcı/Siyasal İslamcı/Müslümancı” kesimin ekseriyetinin “zihniyetlerini formatlayan” eseri ise “Ulu Hakan-İkinci Abdülhamîd Han”(13) isimli eseri, kitabı…

“Ulu Hakan” Dönemi ‘Toprak Kayıpları Mes’elesi’ne Necip Fazıl KISAKÜREK’in “nokta-i nazarı”, “bakış açısı”, “bakışı” ise şöyle hülasa edilebilir:


1-“Osmanlı Padişahları içerisinde, en büyük toprak kaybımız, Sultan Abdülhamid-î Sâni Han/Sultan İkinci Abdülhamîd Han döneminde oldu. Toplam Yüzölçümü: 1.592.806 (bir milyon beş yüz doksan iki bin sekiz yüz altı)kilometre kare…Neredeyse Türkiye’mizin yüzölçümünün iki büyüklüğünde”ki “toprak kaybı hakikati”ne; âdeta “Abdülhamîd’den evvel” diye yazarak bakışı…Dönemin ‘Osmanlı Devleti’,’Devlet’ “Esir”di, “Esir Devlet”ti bakışı…(14)

2- “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han”ın ‘elinden bir şey gelmezdi” bakışı..Çünkü “Devlet Dizgini” elinde değildi bakışı…(15)

3-“Henüz tahtında oturma şeklini bile ayarlamaya vakit ve imkân bulamamış olan Abdülhamîd” ifadesinde bulan bakışı…(16)

4- “…Asla  kendi eseri olmayan böyle bir vaziyet…”(17) Yani “Toprak Kayıpları”nı kucağında bulmuştu bakışı…


5-“Evvel ki İktidara”, “Mithat Paşa Dönemi”ne ‘kabahati’ yükleyici; “Kendinden evvel ki siyaset, memleketi bu çıkmaza sürüklemişti”(18) ‘nokta-i nazar”ı, “bakış açısı”, “bakışı…”

Yani “toprak kayıpları”, “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han”ın eseri değildi bakışı, zihniyeti…
6- “Neticede Osmanlı Avrupasından 166 bin kilometre kare toprakta 5 milyona yakın nüfus, Anadolu’dan da 46 bin kilometre kare toprak ve 1 milyon nüfus kaybediliyor, fakat İmparatorluk mahfuz bulunuyordu”(19) bakışı…

Elde-avuçta sadece “Anadolu” kalmış olsa bile “33 senede İmparatorluk mahfuz tutuldu, İmparatorluk korundu”( 20 )   bakışı…


Yani Necip Fazıl KISAKÜREK, “33 senelik Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han” döneminde “toprak kayıpları yaşanmadı” demiyor, velâkin neticede “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han”a, âdeta “Osmanlı’ya Toz Kondurtulmaz” dercesine, asla ve kat’a “toz kondurtmuyor…”

Meselâ, “Kıbrıs Gitti Kıbrıs” ‘acı ve katı hakikati’ne; “Abdülhamîd, çok güç mevkideydi: Bir yanda Rus ordusu, öte yanda İngiliz donanması.Adeta örs ile çekiç arasında kalmıştı. Neticede Kıbrıs’ı feda etmekten başka çare yoktu…

İşte Kıbrıs, Devletinin en mustarip zamanında tahta çıkan Abdülhamîd’in, belki o zamanın şartlarına göre en isabetli kararıyla elden böyle çıkarıldı; fakat o günden bugüne dek de onu tekrar anavatana iade edecek enerjik bir politikaya da şahit olamadı…”(21) bakışı…

Yani neticede, Kıbrıs’ın İngilizlere verilişi,” belki o zamanın şartlarına göre en isabetli karar…” bakışı…

“Girit Gitti Girit…” dedirten ‘toprak kaybı’mıza bakışı da hemen hemen aynı:” Fakat vaziyet o kadar nâzik ve Pâdişahın devraldığı şartlar o derece kötüydü…”(22)

Ve tabii “Devlet Dizgini”ni eline alamamış “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han” evvelindekilerin, öncesindekilerin “kabahati” bakışı…(23)

“ULU HAKAN İKİNCİ ABDÜLHAMÎD HAN” ve “TOPRAK KAYIPLARI”


Rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK, “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han” isimli eserinde, öyle “33 senelik ‘Devr-i Hamîd/Hamîd Devri”nde, “bir karış bile toprak kaybı hadisesi yaşanmadı”, demiyor…

“Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han Dönemi“,Devlet-i Âliyeyi Osmaniye”/Âli Osmanlı Devleti”mizdeki “toprak kayıpları”nı, neticede ‘çatır çatır yazıyor”, “çatır çatır yazmış…”

Yandaki alakâlı haritalarda da gördüğünüz üzre; “Osmanlı Avrupası”ndak “toprak kayıpları”ndan; “Tunus Gitti Tunus”; “Mısır Gitti Mısır”; “Yemen Gitti Yemen” vesaire dedirten “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han Dönemi Toprak Kayıpları”nı, açık açık yazmış…

Bilhassa kesif bir şekilde, yoğunluklu bir şekilde, “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han”(24) isimli eserinin, kitabının “İkinci Fasıl: İLK YILLAR” kısmı ile yani bilhassa sayfa 84’den 171’e kadar olan kısımlarda, “Tarihî Hakikat” olarak yazmış ve “bakış”ına, o şekilde ortaya koymuş bir “mütefekkir-i ismet/namuslu mütefekkir”, bir “münevver-i ismet/namuslu münevver” şahsiyet…

Alakâlı eserinin ileri ki sahifelerinde de, “”Balkanlar”, “Girit Ve…”,”Yemen ve Akabe”(25) ‘başlıkları’ ile de dile getirmiş…

                                        “MİLLİYETÇİ PADİŞAH”



Neredeyse Türkiye’mizin bütün “Muhafazakâr-Mukaddesatçı” kesim ile bilumum “İslamcı-Siyasal İslamcı-Müslümancı” kesimin;bilhassa” Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han Dönemi Toprak Kayıpları Mes’elesine Bakışları” hususunda, âdeta “El Kitabı” olan rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK’İn “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han “isimli “kitap”da, eserde, merhum “İkinci Abdülhamîd Han”, aynen yukarıdaki başlık ile “Milliyetçi Padişah” ile de târif ediliyor…

Niye?

Rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK’in “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han” isimli kitapda, eserde, hem de üç farklı yerde, merhum “İkinci Abdülhamîd Han”ın “Türklük Şuuru”ndan, “Unutmayınız ki, ben de Türk’üm!” ‘anekdot’undan,“Türkçü Padişah”, “Milliyetçi Padişah” olduğundan da bahsediliyor,vurgulanıyor.(26)

Çünkü, kendisini muhafaza edecek olan ‘Muhafızları’, “Söğütlü Bölüğü”nü, “Söğütlü Maiyet Süvari Bölüğü”nü; Bilecik Söğüt taraflarına yerleşen Karakeçili Oymağından devşirilme ‘saf Türk’lerden” seçen (27) merhum “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han…”

Hattâ bu sebepten rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK, şöyle yazar: “-Söğütlü Bölüğünün mânâsı ,”Zat-ı Şahane”nin millet ve milliyetçilik ölçüsünü pırıldatmaktadır….

Hayatının korunmasını bunlara teslim etmiş Sultan, Söğütlü Bölüğü hakkında şöyle derdi:

-         Onlar benim öz hemşerilerimdir.
İşte binbir çeşit içinde Abdülhamîd’in gerçek çeşidi ve Türkçü görüşü…”(28)

Ve “Yakından Abdülhamîd” başlıklı “Dördüncü Fasıl”da, “Milliyetçi Padişah” başlığını da atmaktan çekinmez.

“- Milliyetçi…
Evet, Abdülhamîd Han, milliyetçi bir Padişahtı ve bu duygusunu , esas bildiği ümmetçilik ruhunu örselemeksizin, aynı ruha tâbi kılarak muhafaza etmenin sırrına ermişti…”(29)

Ve yine “meşhur anekdot”a; “Bir Arnavut Zabiti’nin bir Türk Bahçıvanına, “Pis Türk!” demesini ‘yediremeyen’ Sultan İkinci Abdülhamîd Han; o ‘Arnavut Zabiti”ne, o ‘Arnavut Subayı’na ‘vakıâyı seyrettiği penceresinden’ şöyle seslenir:
“- Unutmayınız ki, ben de Türk’üm!...”(s.30)

NETİCE-İ KELAM:

Elhasıl, “1918-1943” seneleri arası, hattâ “1918-1950 ve 1952” seneleri arası ‘konuşulması’,’tartışılması’, ‘gündem’ e getirilmesi âdeta ‘men edilmiş’, ‘yasaklanmış’ “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han” sonrası ile güyâ alınan “rövanş”ın da ‘mikyas’ı, ‘ölçüsü’ kaçırılınca, “İfratlar Şekline Bakışlar” ile “Tefritler Şeklindeki Bakışlar “ ile rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK’in ifâdesi ile “Abdülhamîd taraflısı yayınların modalaştığı bu günlerde” bile(s.31); bundan önceki bilhassa “Araştırma Yazıları”mızda da ortaya koymaya gayret ettiğimiz “Osmanlı Padişahları içerisinde, en çok toprak kaybettiğimiz Padişahımız Sultan Abdülhamîd-i Sâni Han dönemi olduğu ‘Tarihî Hakikati…’ Bir milyon beş yüz doksan iki bin sekizyüz altı bin kilometre kare(1.592.806 kilometre kare…)”

Yine “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han” isimli eserini şu cümle ile bitiren rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK vâri, biz de bu “Araştırma”mızı, aynı cümle ile bitirelim:

“ABDÜLHAMÎD’İ ANLAMAK, HERŞEYİ ANLAMAK OLACAKTIR.”(s.32)

Vesselam…

Terme, 24 Temmuz 2019

İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci


Dip Notlar:

(1): Sinan MEYDAN, “Lozan Barış Bayramı, Nasıl Yasaklandı,Nasıl Unutturuldu?”,www.sozcu.com.tr, 22 Temmuz 2019
(2): İsmet GÜLTEKİN, “Resmî Tarihçiler” de, “Gayr-i Resmî Tarihçiler” de, ‘Gerçekçi’ Değiller,7 Ağustos 2017, “Terme Birlik MEFKÛRE”,”Millî Mefkûre” ve “Mefkûre Adamları” isimli ‘blog’larım…
(3): İsmet GÜLTEKİN, “Payitaht Abdülhamîd” Dizi Filmi Üzerine İki Mühim İkâz”, 13 Kasım 2017, adı geçen ‘blog’larım
(4): İsmet GÜLTEKİN, “Hüküm Dergisi’de İlmî Değerini Kaybediyor”, adı geçen ‘blog’larım…
(5): İsmet GÜLTEKİN, “Varan 2: “Kudüs Mes’elesinin Sorumlusu Abdülhamîd Han’dır”, ‘Paylaşım’,Muharrem BAYRAKTAR, Yeni MESAJ Gazetesi,17 Aralık 2017
(6): İsmet GÜLTEKİN,”Varan 3 : Samsun’da 50(elli) Bin Köylü, ‘Kolcular/Düyun-u Umumiye Reji İdaresi”nce Katledildiler”,18 Aralık 2017, adı geçen ‘blog’larım…
(7): İsmet GÜLTEKİN,”Sultan 2. Abdülhamîd Han Dönemine Ecmel /Çok Şümullu Bakış: ‘Bilinmeyen Osmanlı’ da, ‘Sorularla Osmanlı İmparatorluğu’ da, ‘Tarihî Hakikatleri’ Ortaya Koyuyor”, 31 Aralık 2017, adı geçen ‘blog’larım…
(8): İsmet GÜLTEKİN,”İlk Turancı Padişah Sultan Abdülhamîd”, ‘Paylaşım’,Ahmet KABAKLI, 6 Şubat 2018, adı geçen ‘bolg’larım…
(9): İsmet GÜLTEKİN, ‘Paylaşım’, “Diriliş Postası İlk Sayfa”, 16 Şubat 2018, adı geçen ‘blog’larım…
(10): İsmet GÜLTEKİN, “Vefâtının 100. Seney-i Devriyesinde(Yıldönümünde) ‘Tarihî Hakikati’ Anlaşılmaya ve Kavranılmaya Başlanılan Padişahımız Sultan Abdülhamîd-i Sâni Han”, 18 Şubat 2018, adı geçen ‘blog’larım…
(11): İsmet GÜLTEKİN, “Vefâtının 100. Seney-i Devriyesinde(Yıldönümünde) ‘Tarihî Hakikati’ Anlaşılmaya ve Kavranılmaya  Başlanılan Padişahımız Merhum Aldülhamîd-i Sâni Han-2”, 24 Şubat 2018, adı geçen ‘blog’larım…
(12): İsmet GÜLTEKİN, “Necip Fazıl KISAKÜREK ve “M. Kemal Mes’elesi”-“Atatürk Mes’elesi”, Temmuz 2019, adı geçen ‘blog’larım…
(13): Necip Fazıl KISAKÜREK, “ULU HAKAN “İkinci Abdülhamîd Han””, Büyük Doğu Yayınları, 27. Basım/Şubat 2018, İstanbul
(14): Necip Fazıl KISAKÜREK, adı geçen eseri, s.84 ve 85
(15): Necip Fazıl KISAKÜREK, adı geçen eser, s. 98
(16): Necip Fazıl KISAKÜREK, adı geçen eser, s.98
(17): Necip Fazıl KISAKÜREK, adı geçen eser,s.167
(18): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.170
(19): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.168
(20): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.193
(21): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e.,s.170 ve 171
(22): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.188
(23): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.170
(24): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.84-171
(25): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.281,290 ve 303
(26): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e.,s.186,343 ve 383
(27): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.186
(28): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.186 ve 187
(29): Necip Fazıl KISAKÜREK,a.g.e., s.343 ve 344
(30): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e.,s.344
(31): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.5

(32): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e.,s. 643

5 Temmuz 2019 Cuma

NECİP FAZIL KISAKÜREK ve "M. KEMAL" MES'ELESİ-"ATATÜRK" MES'ELESİ...

NECİP FAZIL KISAKÜREK ve "M.KEMAL" MES'ELESİ-"ATATÜRK" MES'ELESİ...



"Şairler Sultanı/Sultan'üş Şuara" rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK; 'kabaca' bir tabir ile "Atatürk Düşmanı" mı idi?


Yoksa muhtelif sebeplerle,meselâ "Millî Şef İsmet İNÖNÜ CHP'si Zihniyeti Aleyhtarlığı", milletçe,"efkâr-ı umumiye"ce,"fikirler,düşünceler camiâsı"nca,belki de günümüzün 'moda' tabiri ile "algı operasyonları" neticesi, "kaba bir tabir" ile "Atatürk Düşmanı" olarak mı "lanse" ediliyordu!?


Halbuki rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK; merhum Atatürk''ün sayesinde "yurt dışına tahsile gönderilmiş"(1); yine merhum "Başbuğ Atatürk"ün vefâtı üzerine "methedici","övücü" yazı kaleme almış bir şahsiyettir de....(2)


Merhum KISAKÜREK'in Türkçe yayınlanmış "bütün eserleri"ni baştan sona 'taramış' olsak, "M.Kemal Düşmanı","Atatürk Düşmanı" olduğuna dair hangi"yazı"larına,"şiirleri"ne,"kitapları"na,"hukukî mesnet" olarak da "rastlanır ki?"



"Yakın Tarih Üzerine" yahut "Son Dönem Türk Tarih"miz üzerine yazdığı "Tarihî Hakikat"leri ortaya koyucu "eserleri" sebebiyle mi,"M.Kemal Düşmanı","Atatürk Düşmanı" 'yaftası'na maruz kaldı!?


Benim, acizane "şiirleri"nden hatırladığım sadece bir "mısra", bir "dize":


"Bir şapka,bir eldiven ve bir maymun"


Ve yine tekraren olacak amma "Batıcılık/Batılılaşma Aleyhtarlığı" ile " Millî Şef CHP Zihniyeti Aleyhtarlığı"ile "yanlış bir şekilde","M.Kemal Aleyhtarlığı","Atatürk Aleyhtarlığı" şeklinde mi anlaşılmasına sebep olmuştu!?


"ER-RACÜLÜ'S-SANEM"-"PUT ADAM"



Yukarıda zikredilen suâllere cevap olabilecek bir "delil","bürhan","ispat" ise 2019'lar Türkiye'sinde bile hâlâ Türkçe'ye çevrilmemiş,"Büyük Doğu Yayınları"nca da neşredilmemiş; "Arap Âlemi"ni,"Müslüman Arapları" aydınlatmaya yönelik Arapça basılmış ismi ile"Er-Racülü's-sanem" yani Türkçe manası ile "Put Adam" isimli eseri....


2016 Türkiye'sinde, bilhassa "Derin Tarih Dergisi"nce hatırlatılan rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK'in "Put Adam" isimli "kitabı"nı nasıl anlayacağız ki!?(3)


Rahmetli KISAKÜREK, kendisini "M.Kemal Düşmanı","Atatürk Düşmanı" olarak da "damgalatacak" "Put Adam" isimli eseri; "Sabık Bur Türk Zabiti/Eski BirTürk Subayı" 'mahlas"ı,"takma ismi" ile niye yazmış ve "Arap İslâm Âlemi"ndeki "Atatürk Muhabbeti"nin yok edilmesine, âlet olmuştu ki!?



"Çok faktörlü bakış" ile böyle bir "olgu"yu,"vakıa"yı sahih/doğru bir şekilde nasıl anlayabileceğiz ki?


İlgili"Derin Tarih Dergisi"nin alakalı sayfalarında da göreceksiniz, okuyacasınız.


"Odatv" gibi "haber siteleri" ise zamanında,"Necip Fazıl'ın ortaya çıkan sırrı" diye "haberleş"tirmişler bile...(4)



Bazı "Hakses Bülteni" gibi "Hak Getire" 'sosyal medya blogları" nca da, mal bulmuş mağribi gibi "İslâm Deccalı Zihniyeti" ile "olgu","vakıa" 'sahiplenilmiş' bile...(5)



Halbuki daha geçenlerde , bir gazetede,"yazı dizisi" çapında,
"Atatürk'ün İslamiyete Yaptığı Hizmetler","efkâr-ı umumiye" de, en yakın hatırlatma olarak, tarihe not olarak da geçti.(6)


"ÜSTAD TARİHÇİ" MERHUM KADİR MISIROĞLU'NUN DİLİNDEN


Hakkındaki "İngiliz Ajanlığı","İngiliz İşbirlikçiliği" 'iddiaları' nı cevaplayamadan-ki gayet ciddî "sağ tandanslı",Giresunlu "Araştırmacı" Hüseyin MÜMTAZ'lar bile "İngiliz İşbirlikçisi" diyor-hakk'a vâsıl olmuş "Karadenizli Üstad Tarihçi",rahmetli Kadir MISIROĞLU,rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK'in, hâlâ Türkçe'ye çevrilmemiş Arapça "Er Racülüs Sanem"(PUT ADAM) isimli "Eser"için şöyle demiş:


"- Önceleri ,"Put Adam" isimli bu eseri, benim yazdığımı açıkladılar...


Rahmetli Necip Fazıl yanıma geldi.Masama ismi "ESER" olan ilgili kitabı bıraktı.


"-Bir bak bakalım." dedi...



İsmi de "ESER" olan "Atatürk" hakkındaki çalışmanın "kaynakları"na baktım...


"Çok zayıf bir eser..."


("Kıytırık bir çalışma" demek istiyor.İ.G.)


Tabii, o zamanlar "çömez" olduğumuzdan, bunları ifâde edemiyoruz...


"RIZA NUR'UN HÂTIRALARI"nı "ESER"ine eklersen, belki etkisi olur" dedim...


Zaman sonra "ESER",Arapça "Eski Bir Türk Subayı" imzası ile Türkçesi "Put Adam" ismi ile yayınlanmış şekli elime ulaştı.


Tabii "RIZA NUR'UN HATIRALARI" eklenmesi ile kitap "Arap Dünyası"nda etkili oldu..."(7)



"Önceleri "Put Adam" isimli "M.Kemal Aleyhtarı","Atatürk Aleyhtarı" kitabı, benim yazdığımı söylediler" mealinde konuşan "Karadenizli Üstad Tarihçi" rahmetli Kadir MISIROĞLU da "doğru" söylüyor: Şayed tavsiyesi yerine getirilmeden yani "RIZA NUR'UN HATIRATI"ndan "eser"e eklemeler yapılmasaydı; kimbilir "cılız","zayıf","kıytırık" "Put Adam" isimli eseri "Arap İslâm Âlemi" nde de bu kadar "yankı" yapamayacak ve "Arap İslâm Âlemi"nde mevcut olan "Atatürk Muhabbeti" de "yok edilmemiş" olacaktı!!!


NETİCE-I KELAM:


Aslında asıl suâl şu:"Necip Fazıllar'dan 'M.Kemal Düşmanı', "Atatürk Düşmanı" olur mu!?


"Türkiye'mizin Zihniyet Haritası"nı hatırladığımızda;
1-Bütün "izm'li ideoloji " mensupları "M.Kemal Düşmanı","Atatürk Düşmanı..
"
2- Sonunda "izm" ibaresi olmasa da, "tarihî ve siyasî hakikat" olarak da;'kökü dışarıda' olan "İslamcılık/Siyasal İslam İdeolojisi" mensupları da "M.Kemal Düşmanı","Atatürk Düşmanı..."


3- Ne sonunda "izm" olmasa da, ne de "kökü dışarıda " olmasa da,"Risale-i Nur Talebeleri" de yahut "Nurcular" da, bilhassa  "Siyasal Nurcular"lar da, muhtelif sebeplerden "M.Kemal Düşmanı","Atatürk Düşmanı..."


4- Yine "Türkiye'mizde ki Nakşiler" de vesaire "M.Kemal Düşmanı","Atatürk Düşmanı..."



Halbu ki, "Millî Mücadele Yılları"nda,"İstiklâle Harbi Seneleri"nde,"Mustafa Kemal'in Maneviyat Ordusu"(8) da vardı...


Neredeyse bir "10 Kasım"da neşredilmiş olan "Hoşgeldin Atatürk"(9) isimli bin sayfayı bulan "kitap" ile "Müslüman Türk Atatürk Hakikati" de ortaya konulmuştu...


Keşki "Karadenizli Üstad Tarihçi"miz rahmetli MISIROĞLU da,"müstakil bir Atatürk kitabı" da yazabilmiş olsa idi...


Yine "Yahudi Türkleri Yahut Sebataycılar" gibi "çok ciddî eser"lere imza atmış olan Mehmed Şevket EYGİ Hocamız da,"müstakil bir M.Kemal Kitabı, Atatürk Kitabı" da yazabilseydi.


Vesselam...


Terme, 3 Temmuz 2019


İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci


Dip Notlar:


(1): Orhan DEDE,"Necip Fazıl, Nasıl "Üstad Necip Fazıl" oldu?, Yeni Mesaj Gazetesi,22.03.2019,Not: Necip Fazıl KISAKÜREK Resmî Web Sitesinde(nfk.com),"Gönderilen telgraflar listesi"nde,'Atatürk'ün gönderdiği telgraf' "yok..." İ.G.
(2): İsmet GÜLTEKİN,"Atatürk'ün Vefâtı Üzerine Necip Fazıl KISAKÜREK'in Yazdığı Methedici Yazı",mefkûre adamları blog
(3): "Arap Dünyası Mustafa Kemal'in Gerçek Yüzünü Necip Fazıl'dan Öğrendi",Konuşan: Özlem Kocukeli ÖZBAY,Derin Tarih Dergisi,
Sayı 50 Mayıs 2016 "Necip Fazıl: Tarihle Hesaplaşan Adam"(Kapak),sayfa 102-104
(4): Odatv,"Necip Fazıl'ın Sırrı Yıllar Sonra Ortaya Çıktı",24.02.2019
(5): Hakses Bülteni,"Er-Racülüs-Sanem"(Put Adam)dan "Gizli Vesikalar-1-2,Çoban Mustafa Blog Wordpress
(6): Tarihçi Dr. Ali GÜLER,"Sorularla Atatürk'ün Manevî Dünyası ve İslam'a Hizmetleri-8 -9-10",Türk Gün Gazetesi, 12 -13-14 Haziran 2019
(7): İlgili video,youtube'da(K585) Necip Fazıl'ın "Put Adam" isimli eseri-Kadir MISIROĞLU,6 dakika 31 saniye
(8): "Mustafa Kemal'in Maneviyat Ordusu",Hazırlayan: Eyüp KABİL,Yeni MESAJ Gazetesi, Yazı Dizisi(10 Bölüm),4-14 Aralık 2018

(9): Prof.Dr. Haydar BAŞ,"Hoşgeldin Atatürk",İcmal Yayıncılık,Kasım 2017

3 Aralık 2011 Cumartesi

"ALLAHIN SADIK KULU-BARLA" İNTİBALARIM


“ALLAH’IN SADIK KULU-BARLA” İNTİBALARIM
Türkiye’mizde “iyi” gelişmeler de oluyor. “Fosilleşmiş dinazor kafalara” kalsa, “meşhur Batı”nın “Ortaçağ”ına doğru gidiyoruz..Yahut da, “Yeni Dünya Düzeni” denen “meret”; “yasaklara karşı, işbirliği metodunu” uyguladığından, yaşanan “iyi gelişmeler” de, “ecnebî patentli”, “ecnebî icazetli” oluyor!!!
Ekseriyetle “hastalıklı” hem de “psikiyastritlik” derecede “hastalıklı olan zihniyet” sahipleri; daha açıkcası “İslamiyet”le, “manevî değerler”le, “kıymet hükümleri” ile hiç mi hiç ilgisi olmayan; “ilgisinin olmasından öte”, “husumetler”, “adavetler” besleyen muhtelif “fosil beyinler”i “ikna” etmekte pek mümkün olmuyor..
“Kadrolu millet düşmanları”, yani “Lozan Antlaşması”na göre ifade edecek olursak; “kadrolu Müslüman düşmanları”, hele de son yıllarda “ekonomik rantları” da pek bozulunca, neredeyse ne yapacaklarını “şaşırıyorlar?”
Günümüz toplumunda “sağlıklı düşünebilmek”, “sağlıklı kararlar verebilmek” ve “sağlıklı bir şekilde aklı kullanabilmek” bile, neredeyse “en büyük başarı”lardan biri sayılmakta..Maalesef “Kerbelâ Vetireleri”nde, hattâ diyebiliriz ki, “Vedâ Hutbesi”nde, “Benden sonra birbirlerinizin boyunlarını vurmayın” diyen “Fahr-i Kainat Efendimiz”(s.a.v.)’in irtihali sonrası başlayan hâlen 1433 Hicrî yıllarda da devam eden “muhteşem kaos ortamı”, “muhteşem kafa karışıklığı zeminleri” “vetireleri” neticesi,bir türlü istediğimiz “nokta”ya gelemiyoruz..Günümüzde de “muhteşem kafa karışıklıkları” hem de çok yüksek oranlarda yaşanmakta.”Hâkk-Bâtıl” âdeta “karman-çorman” olmuş vaziyette.
                                                         1970’LER SONRASI
Mevcut tarihî gelişim itibari ile “Millî-Üniter Yeni Türk Devleti”nin kuruluşu sonrası, “cahiliye hayatı” asla olmamış bir “büyük millet”, “Müslüman Türk Milleti” de, her derecedeki mensupları ile “çok sıkıntılar” yaşadılar..Kimileri de, “biz kimseye silah çekmedik, çile çektik” dediler..İşte bu “çile çekenlerin Başbuğ”larından en önde gelenlerinden biri de “İslâm Âlimi “ Bediüzzaman Said NURSİ(k.s.) idi. Bilhassa bazı sosyologların, “titrisiz münevver”  Ali BULAÇ gibilerin de sık sık “vurguladıkları” üzre, 1970’ler sonrası yaşanılan gelişmelerle hâlen bile doğru-dürüst bir “Millî Burjuvazi”, “Millî Sermaye” oluşamasa da, oluşan “sermaye” gücü ile de “mevcudiyetini” gösteren, muhtelif meşreplerdeki, muhtelif “ekoller”deki “Müslümanlar”, “çağımızın en müthiş silahları”ndan, “güzel sanatlar” dalında da, “sinema sektörü”nde de “mevcudiyetlerini” ispatlamaya devam ediyorlar. “Müslümanlıktan daha güzel bir tanımlamamı var?”, diye soran Rabb’ül-alemin’e “inat”; Türkiyemiz’deki bazı “kafalar”, bazı “beyinler”, maalesef muhtelif sebeplerden; “İslamiyet’in yorum şekilleri”ni, “meşrepleri”ni, “ekolleri”ni, âdeta “din” gibi algılayıp; neredeyse “Müslümanlıklarını” da “unutmak” tehlikesi ile karşı karşıyadırlar..Kelime-i Tevhid’i istenilen seviyede “algılayamayan” zihniyetler”, “particiliğin”, “meşrepçiliğin”,” cemaatciliğin”, “tarikatçiliğin” “bağnazlığına”, “taassubuna” kapılmaktan, belki de ancak, yıllrdır Irak’taki Müslümanların başına yağan “bombalar” sonrası “uyanabilmektedirler..
                “HÜR ADAM”DAN SONRA “ALLAH’IN SADIK KULU-BARLA”
Yakın tarihimizin en mühim “İslâm Âlimleri”nden biri, “Asrın Müceddidi” Bediüzzaman Said NURSİ(k.s.)’yi anlamaya, doğru bir şekilde kavramaya yönelik iki film: “Hür Adam” ve “Allah’ın Sadık Kulu-Barla” Her iki filmi de, “vefat ettiği” Şanlıurfa’daki “sinema salonları”nda izlemek nasip oldu. Geçen, 19 Kasım 2011’de de “animasyon” şeklindeki bir “film” olan “Allah’ın Sadık Kulu-Barla”yı izledim..Sinema salonu, 18.30 “matini” olmasına rağmen; bilhassa “Gülen Hareketi”ne mensup gençlerce doldurulmuştu. Yanımdaki “genç” ile kısa bir sohbetinde, “Risale-i Nur Külliyatı’nın lisanın ağırlığından, anlaşılmazlığından” şikayet ediyordu. Ben de “dilimin döndüğünce”, “lisânımızın başına gelenleri” anlatmaya çalıştım.
Tamamiyle bir “animasyon” tekniği ile hazırlandığından, “nefs kokusu”nu hiç hissetmedim..Perdeye yansıyan “görseller”, “görüntüler “ise insanın “ruhunu dinlendiren” “görüntüler”di. Elbette ki, “Batılı sistem sahipleri”nin, “İngilizce konuşmaları”nın “Türkçe alt yazılı” kısımları, neredeyse filmin “en can alıcı” kısımları idi. “Sürgünzedelerin de Başbuğu” olan Hazret-i Üstad’ın “Barla Hayatı”, “kitabî” olarak da, “görsellik” olarak da, “perdeye” en güzel şekilde aktarılmıştı. Emeği geçenlerin hepsinden, Cenab-ı Hakk razı olsun. Yapılabilecek “tek eleştiri”, üç yıl gibi, günümüz gerçeklerine nazaran “uzun” sayılabilecek bir zaman diliminde hazırlanmış olması..
BAZI “TÜRK OCAKLILAR”, BAZI MİLLİYETÇİLER, BAZI ÜLKÜCÜLER “ÜSTÂD”I ANLAYAMIYORLAR
“Animasyon filmi” şeklinde olan “Allah’ın Sadık Kulu-Barla”yı izlediğim “vetire”de, bir “web sitesi”nde, çok seviyeli ve “sağlıklı düşünceler”ini “fikirler camiası” ile paylaşan Hayati BİCE Bey’in, çok mu çok mühim “Türk Ocakları, Said Nursî ve Necip Fazıl” başlıklı bir yazısını(*) okudum. Ve bir yılı aşan süredir kafamdaki “soru işaretleri”nden birinin de “cevabı”nı öğrenmiş olmam, bana büyük “haz” verdi.Hâlen de “Nurculuk Ekolü”ne mensup, çok sayıda” arkadaşlarım” var..Bir ara bizzat kalmak nasip olduğu “Yeni Asya Ekolü”ne mensup “kardeşlerim” arasında, rahmetli “Necip Fazıl KISAKÜREK”in, bir rahmetli Osman Yüksel SERDENGEÇTİ kadar “sevilemediğini” anladım..Yapılan “izahatlar” ise kafamda “soru işaretleri” oluşturmuştu: Niye?!  Mes’elenin “bam teli”ni, BİCE’nin adı geçen yazısından öğrendim..Son zamanlarda “gündeme” getirilen fakat belki de “fikirler camiası”nın “gündemine” ilk getiren kişi olan BİCE; rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK’in “Son Devrin Din Mazlumları “eseri “mahreçli”, âdeta “Bediüzzaman-Necip Fazıl Kavgası”nın sebeplerini “izah” ediyordu. Elbetteki,”Türk Ocakları-Bediüzzaman Tartışmaları”nı sürdüren, fakat “çok kesin inançlı” biri olduğunu hissettiğim; hattâ “son bir yazısı”nda, “Üstâdı, Kürtçü, Kürdistan Devleti kurmak amaçladığı” gibi, bence tamamiyle “cehalet”ten kaynaklanan” zırvaları” seslendiren Nevval KAVCAR kadar, “Üstad Vakıası”na, “doğmatik” bakmıyor BİCE!
Rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK’in, “Son Devrin Din Mazlumları” isimli eserinde dillendirdiği; “Nurculuk akımının en iddialı söylemlerinden birisi Said Nursî’nin eseri olan Risale-i Nur’u, gelmiş-geçmiş en muhteşem tefsir olduğu iddialarıdır. Gerçekte Kur’an-ı Hakim’deki ayetlerden ancak %10 kadarının yorumlandığı bir eseri tefsir olarak adlandırmak gerçekçi olmaz.Risale-i Nur’da sadece 620 ayet’ten bahsedilir ve bu sınırlı sayıdaki ayetlerden bazılarının tamamı değil sadece bir kısmı sözkonusudur.”(**)
“Nur Risalesi,Kur’an ilhamlarına dayalı bir İslâmî hikmet manzumesidir ve bu ölçüyle ele alınmalı ve değerlendirilmelidir. Ona Kur’an tefsiri denemez.”(***)
Sizlere acizane tavsiyem, hem “Son Devrin Din Mazlumları”nı, bilhassa da “Üstâd”la ilgili kısımları, hem de BİCE’nin adı geçen yazısının “orijinali”ni okuyunuz…
Rabb’ül-âlemin, bizleri de “sadık kulları”nın yolundan ve “hakikat”lerden ayırmasın.(Âmin)
03.12.2011
İsmet GÜLTEKİN
Dip Notlar:
(*): Hayati BİCE, Türk Ocakları, Said NURSÎ ve Necip Fazıl, www.haberiniz.com, 13.11.2011
(**) BİCE, adı geçen yazısı
(***) BİCE, adı geçen yazısı