19 Temmuz 2019 Cuma

MARS MÜSLÜMANLARI/MERİH MÜSLÜMANLARI

MARS MÜSLÜMANLARI/ MERİH MÜSLÜMANLARI



“ –A.B.D. Ay’a gitmeye hazırlanıyor.Fakat bu masraflara yazık…Bu gayret Mars için olsa çok isabetli olurdu…Çünkü Ay’da hayat yok.Ay kupkuru. Fakat Mars’ta hayat var!...Orada insanlar var…Su var… Orada Hz. Kur’an aynen var!?...Hz. Muhammed(a..s.) oradakilerin de peygamberi….Yani, orada Ümmet-i Muhammed var…Hatta orada varisi resullerin evlâtları var…Ve yine orada İslamiyet’e sarılma bizden çok fazla. Orada Kur’an ahkamı hakim…Ve nihayet o insanlar Hz. Kur’an’a sarıldıklarından dolayı teknolojik olarak bizden çok öndeler!..

Size bir haber daha vereyim. Bu iki insanlık buluşmadan Kıyamet kopmayacak…Fakat; Dünya insanları Marslılarla buluştuklarında Hz. Kur’an’ın orada da aynen var olduğunu görünce İslâm’ı inkâr mümkün olmayacak…Fakat bu iman (iman-ı yeis) ve (Suri İman) olacak…Yani; vakit çok geç olmuş olacak.

Birinci Kat Semâ keşfedilecek herkes iman edecek amma…

Kafirler birinci kat…semayı keşfettikleri zaman orada Vahy’in indiği yeri ve ayet-i kerimelerde haber verilen bazı emareleri görürler. Dünyaya gelip gördükleri o hakikatleri bütün insanlara haber verdiklerinde herkes “La ilahe illallah” diyerek imana gelir. Lakin hiç birinin imanı kabul olmaz. Çünkü imanın şartı gayba iman etmektir. Gayb, gözle görülmeyen, akılla anlaşılmayan, duyu organları ile hissedilmeyen şeylerdir…


Bu dünyaya en uzak yıldız ne kadar mesafede ise oradan birinci kat semaya da o kadar mesafe vardır.Fenciler henüz birinci kat semayı keşfedemediler.Ne zaman bu Türkiye’nin büyüklüğü kadar ayna yaparlarsa belki o zaman birinci kat semayı öğrenebilirler. Bâtıl bir görüş olan “sonsuz uzay boşluğu” iddialarının ne kadar yanlış olduğunu gözleri ile görürler.”(1)

Bu izahatlar, 1950’li senelerde, İstanbul Topçular Camii’nde, “Silistreli” merhum Süleyman Hilmi TUNAHAN Hazretleri(k.s.) tarafından yapılmış.

“Okuduğumuzu da anlama özürlü” değil isek; “Ne zaman ki Mars Müslümanları ile Merih Müslümanları ile irtibata geçildiğinde ve görüldüklerinde de “iman etmiş” olmanın, âdeta ‘Fravun(2.Ramses)’un İman Etmesi” gibi olacağından, asla ve kat’a kabul edilmeyeceğini” de hatırlatıyor…

“Üstün Teknolojiye” sahip Mars Müslümanları/ Merih Müslümanları…

“İslâm/Kur’ân Hükümleri”nin de tatbik edildiği bir “yüksek medeniyet”inin de, bir “Yüksek İslâm Medeniyeti”nin de mevcudiyetini hatırlatıyor…

“Sonsuz Uzay Boşluğu” demenin de ne kadar “bâtıl” olduğunu da hatırlatırarak; “Şâyed Türkiye Yüzölçümü büyüklüğünde bir ayna yapılmış olsa, kâfirlerin yaşadığı birinci kat semânın da görülebileceğini” de vurguluyor…

1926 TARİHLİ RESİM AY MECMUASI


Şöyle bir “internet taraması” yaptığımızda ise çok ciddî ‘done’lerle de, çok ciddî “veri”lerle de karşılaşıyoruz.

“eksisozluk.com”(2) bile ;”Son Mürşid-i Kâmil Süleyman Hilmi TUNAHAN tarafından varlığı belirtilmiş Müslümanlardır. Hattâ Mars’ın tek hakimi oldukları ve ilim ve teknoloji konusunda gayet ileride oldukları söylenmiş.” ‘bilgi’sine yer verilmiş…

Hattâ böyle bir ‘haber’in asıl menşeî olan www.gencmekan.com(3) mahreçli ‘haber’lerde ise, “NASA’yı yöneten Siyonizm’in bu ‘hakikati’, İnsanlık fevc fevc Müslüman olurlar’, diye sakladığını; yine hattâ “Batı Âlemi”nin de ‘Kara Kutu Merkezi’ olan “Vatikan”ın da; “- Başka dünyalarda(gezegenlerde) başka canlılar olabilir. Bunu kabullenmek inançlarımıza zarar vermez.” Düşüncesinde oldukları hâlde, “hakikat”te ise “Başka canlılar, Müslümanlar” olunca da, aynen “Siyonizm’in hükmettiği NASA” gibi davrandıkları ‘bilgi’lerini de öğreniyoruz…


Yine 1926 senesinde de, ‘Osmanlıca Mecmua” olan ‘Resimli Ay Mecmuası”(4)nda da, “Mars Müslümanları/Merih Müslümanları” ile alakâlı ‘haber’ler çıktığı ‘bilgi’sini de öğreniyoruz…

“Mars Müslümanları/Merih Müslümanları” ile irtibata, iletişime, muharebeye geçildiği; görülen ‘muazzam su kanalları’ ile ‘ilim adamları’nca da ‘Mars’ta, bizden daha mükemmel insanlar olduğu” ‘bilgi’leri…
                                                                                          
NETİCE-İ KELAM:


“Üç adım atarak bütün dünyayı dolaşıp gezen,
Merih Gezegeni’nde görev yapıp sırrını çözen,
Ahir zamanda Kur’ân sünnet üzerine yol çizen,
Velîler Başbuğu Süleyman Hilmi TUNAHAN”(5) mısralarında da ifâdesi bulan izahatlar…

Bakmayın siz,” 15 Temmuz 2016 Başarısız Darbe/İşgal Girişimi” sonrası, “FETÖ/PDY Olayı”nı sahih bir şekilde ‘anlama’ ve ‘kavrama’ cehdi sergilemeye gayret eden bazı “ ilahiyatçı akademisyenler”in; “-Ve artık Türkiye’mizde ‘Ehl-i Sünnet Akidesi’  de, ‘Sünnî Akide’ de ‘sorgulanmalıdır’, ‘masaya yatırılmalıdır’”(6) deme noktasına gelmelerine!?

Vesselam…

Terme, 19 Temmuz 2019
İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

Dip Notlar:

(1): “Mars’ta Hayat Var/Süleyman H. TUNAHAN”, gaybihaberleri.blog,16 Temmuz 2013, Salı (Kaynak: http://www.gencmekan.com/kesifler-icatlar/106923-mars-merihte-hayat var-insanlar var-hatta-ümmeti-muhammed var) ve yine “Süleyman Hoca Mars’ta Hayat Olduğunu 65 Yıl Önce Söyledi”,sondevir.gaste24.com,03.10.2015 ile eyyupkucukaslan.blogspot.com…
(2): “Mars’ta Yaşayan Müslümanlar”,eksisozluk.com, 03.10.2013
(3): “Mars’ta Hayat Var/Süleyman H. TUNAHAN”, gaybihaberleri.blog, 16 Temmuz 2013, Salı
(4): “1926 Yılında Osmanlıca Mecmuada Mars’ta İnsan Yaşadığı Yazılmış”, www.haberler.com,14.02.2016
(5): Zikreden Prof.Dr. Mehmet Zeki İŞCAN(Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi), “FETÖ’nün Teolojik Arkaplanı”, “Siyasî, Sosyal, Kültürel ve Dinî Boyutlarıyla 15 TEMMUZ VE FETÖ”, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Yayınları, Editör: Doç. Dr. İbrahim TURAN, Samsun-2018, sayfa 66

(6): “15 TEMMUZ VE FETÖ”, OMÜ Yayınları isimli eserin alakâlı kısımları…

15 Temmuz 2019 Pazartesi

"TRABZON MEBÛSU ŞEHİD-İ MUAZZEZ ALİ ŞÜKRÜ BEY"İ, GAZİ MİLİS YARBAY OSMAN AĞA, NÂM-I DİĞER TOPAL OSMAN ÖLDÜRMEDİ...

“TRABZON MEBÛSU ŞEHİD-İ MUAZZEZ ALİ ŞÜKRÜ BEY”İ,
GAZİ MİLİS YARBAY OSMAN AĞA, NÂM-I DİĞER TOPAL OSMAN ÖLDÜRMEDİ…



“Trabzon Meb’usu Şehid-i Muazzez Ali Şükrü Bey”in “Şehadetinin 96. Yıldönümü-27 Mart 1923-27 Mart 2019”nde, “yakın tarih” açısından, çok ehemmiyetli ‘tarihî dalgalanmalar’ oldu, ‘ezberler bozuldu…’

“Mahallî İdareler Seçim Süreci”(31 Mart 2019)’ne denk gelen ‘yakın tarih dalgalanması” neticesi ,”resmî tarihçiler”imizin olduğu kadar, “gayr-i resmî tarihçiler”imizin de, “tarihî hakikat”lerden ne kadar da uzak oldukları, bir kere daha tescillenmiş oldu.

Evet, “resmî tarihçiler”imiz kadar, “gayr-î resmî tarihçiler”imiz de, “tarihî hakikat”ler den bir o kadar uzaklar…

Geçen Ramazan-ı Şerif ayının başında vefât eden ve hakkındaki “İngiliz İntellijansı Elemanı”, “İngiliz Ajanı İddiaları”nı da cevaplayamadan ahirete göçen “Üstâd Tarihçi”miz Kadir MISIROĞLU sayesinde olsa gerek; ‘yakın tarih ortalığı’nı, âdeta “Dr. Rıza NUR’un Tarih Anlayışı ve Bakışı” tamamiyle kaplamış vaziyette…


Türkiye’mizin “Muhafazakâr-Mukaddesatçı Kesimi”n de, âdeta “Dr. Rıza NUR’un Tarihe Bakışı” ile ‘beyinleri yıkanmış’ olsa gerek…

                                  GİRESUN’UN CHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANI

Rahmetli “muazzez şehid”imiz, Trabzon Meb’usu Ali Şükrü Bey’in de şehadetinin 96. yıldönümüne denk gelen günlerde, “TRT”deki “3’te 3 Tarih Bilgi Yarışması”ndaki suâlde, yine rahmetli Gazi Milis Yarbay Osman Ağa’yı, nâm-ı diğer Topal Osman’ı, “Ali Şükrü Efendi’nin Katili” dedirtecesine yayını sonrası, hem dönemin Giresun ‘un CHP’li Belediye Başkanı Kerim AKSU’nun “itirazları”, hem de “Medine-i İstanbul”umuzu meydana getiren “Anadolu Nüfusu”nun ağırlık kesimi “Giresunlular”ın da “eylemlere kadar” varan “tarihî itiraz dalgalanmaları”, ‘Sahih Millî Tarih Şuuru” teşkili niyet ve gayesindekileri de, epey heyecana gark etti…(1)


Âdeta “Muhafazakâr-Mukaddesatçı” kesime ‘konuşlandırılmış’ “Dr. Rıza NUR Tarih Anlayışı ve Bakışı”, yerle bir oluyordu…
“Yeniçağ Gazetesi” köşe yazarı Ahmet GÜRSOY’un, “Topal Osman-Ali Şükrü”(2) başlıklı üç bölümlük yazısı; “Giresun Işık Gazetesi” gibi “Giresun Mahallî Basını”nda, “Çınar ÇETİNKAYA” (3)isimli gazetci-yazarların yazıları ile “Ali ŞÜKRÜ-Topal OSMAN Mes’elesi”ni “derinlemesine araştırmış” ve “Mustafa Kemal’in Muhafızı Topal Osman” isimli kitap da yazmış olan “Tarihçi-Yazar Ümit DOĞAN”ın (4)“sosyal medya”ya da yansıyan izahatları…


“Ali ŞÜKRÜ-Topal OSMAN Mes’elesi”nde de “ezberler bozuluyor”, “Dr. Rıza NUR Tarih Anlayışı ve Bakışı” zirû zeber oluyor ve neticede de “tarihî hakikat” ortaya çıkıyordu…

Tabiri caizse, “bir taşla birkaç kuş vurma oyunu” oynayan “emperyal”lerin “oyunları” da bozuluyordu…

                                        “TARİH İLMΔ ve SAHİH DELİLLER

“Atatürk emretti, Topal Osman da, Ali Şükrü’yü öldürdü” sığlığı ve bu sığlığın menbaî “Dr. Rıza NUR Tarih Anlayışı ve Bakışı”, “tarih ilmi”nin muktezası “sahih deliller” le tamamiyle çökertildi..


Ahmet GÜRSOY’un, sıcağı sıcağına, ‘Yeniçağ Gazetesi”nde, üç bölüm hâlinde yayınladığı “Topal Osman-Ali Şükrü”(5) başlıklı yazılarında da vurguladığı üzre; hep ‘duyumlar’, ‘söylentiler’ üzerinden bir “tarih oluşturuluyor” fakat ‘Gazi Milis Yarbay Osman Ağa’nın, nâm-ı diğer Topal Osman”ın, “Türklerin Atası” ‘Başbuğ Atatürk’ün güya ‘emri’ ile “Ali Şükrü Bey”in “gerçek katili” olduğu ise bir türlü ispatlanamıyordu…

Halbu ki, GÜRSOY’un yazılarında  da,“Ali Şükrü’nün Katili” dedirtecek “sahih delil nâkıslığı” vurgulanmakta(6); “Şanlıurfalı ‘Derin Tarihçi’ Mustafa ARMAĞAN’lar bile “belirsiz” demekte; velâkin “Üstad Tarihçi” Kadir MISIROĞLU, “Sarı Çıyan M. Kemal tarafından ‘Trabzon Meb’usu Şehid-i Muazzez Ali Şükrü Bey”in, “Topal Osman’a öldürülttüğü” ısrarla  ‘dikte’ ettirilmekte…(7)


Hattâ “Şehid-i Muazzez Ali Şükrü Bey”in şehadetinin 96. yıldönümünün, “31 Mart Mahallî İdareler Seçim Süreci”ne de denk gelmesi sebebiyle; kimi gazeteci-yazarlar; “Çepni Topal Osman ile Laz Ali Şükrü Mes’elesi” sebebiyle,  “Karadeniz”in bilhassa“Doğu Karadeniz Bölümü”nde, “Çepni-Laz Kavgası” oluşturularak, “Pontusçuluğun Hortlatılmak” istenildiğine bile dikkat çekiliyordu…(8)

                                                ALİ ŞÜKRÜ BEY’İN AİLESİ

Rahmetli Ali Şükrü Bey’in ailesi bile ,”Atatürk’ün talimatı ile Ali Şükrü’nün Topal Osman’a öldürtüldüğü” ‘iddialı’  “Dr. Rıza Nur Tarih Anlayışı ve Bakışı”nı da reddetmişlerdir:”- Ali Şükrü Bey’in oğlu Nuha Doruker’in, “Giresun’a geldim. İsmail Feridun Beyi (Osman Ağa’nın oğlu) arayıp buldum. Benim Ali Şükrü Bey’in oğlu olduğumu duyanlar bu vaziyete hayret ettiler. Halbuki bunda hayret edilecek bir cihet yoktur. Çünkü babamı Osman Ağanın öldürmediğini ben çok iyi biliyorum. Hatta bu iki aile arasında öteden beri hiç husumet yoktur. Babalarımız İstiklal mücadelesinde bir kardeş gibi biri Meclis’te biri cephede canla başla çalışarak üzerlerine düşen vatani vazifelerini yaptılar. Babamın öldürülmesinden sonra, gerek gazetelerin, gerekse kitap şeklindeki neşriyatların hepsi hakikatten uzaktır. Babamı Osman Ağa öldürmedi, babama ait not defterlerinden ve şifreli mektuplardan biz işin aslına vakıfız.”(9)

NETİCE-KELAM:

Bilhassa “İngiliz İntellijansı” ‘güdümü’ndeki bazı “gayr-î resmî tarihçiler”imiz tarafından “Muhafazakâr-Mukaddesatçı Kesime” ‘çöreklen(diril)miş”,”konuşlan(dırıl)mış”, “Sahih Millî Tarih Şuuru Dışı” “tarih anlayış ve bakışları”, neticede, “Ali Şükrü-Topal Osman Mes’elesi”nde de “çökmüştür”, mevcut “ezberler bozulmuştur”, “doğru bilinen yanlışlar”, “Millî Hafıza”dan “silinmiş”, “delete” edilmiştir…

Vesselam…

Terme, 15 Temmuz 2019

İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

Dip Notlar:

(1):İsmail AKDUMAN/Kubilay AYDIN,”Giresunlulardan TRT’ye ‘Topal Osman Ağa’ Tepkisi”,www.sozcu.com.tr,28.03.2019
(2): Ahmet GÜRSOY, “Topal Osman-Ali Şükrü”-1-2-3(son), 30 Mart 2019-01 Nisan 2019 ve 02 Nisan 2019, www.yenicaggazetesi.com,
(3): Çınar ÇETİNKAYA, “Topal Osman-Ali Şükrü Olayı ve Pontusçuluk”, Giresun Işık Gazetesi,26 Mart 2019
(4): Ümit DOĞAN,”Ali Şükrü Bey’in Oğlunun Açıklamasına Dikkat”, giresun.com,ve “Mustafa Kemal’in Muhafızı Topal Osman”(Kitap)
(5): Ahmet GÜRSOY, adı geçen yazıları…
(6) Ahmet GÜRSOY, adı geçen yazıları…
(7): İsmet GÜLTEKİN, “Gazi Milis Yarbay Osman Ağa,Nâm-ı Diğer Topal Osman ve ‘Terme’deki Ermeni-Rum Zulmü’”,termebirlikmefkre-ismet.blogspot.com/2014/04,13 Nisan 2014,Pazar
(8): Çınar ÇETİNKAYA, adı geçen yazı

(9): Ümit DOĞAN(Tarihçi-Yazar), adı geçen yazısı…

13 Temmuz 2019 Cumartesi

"İSLÂM MÜTEFEKKİRİ" ve "İSLÂM MÜNEVVERİ" MEHMED ŞEVKET EYGİ HOCAMIZ DA VEFÂT ETTİ...

BİR DÖNEMİN GÜZÎDE NESİL MÜMESSİLLERİ , ‘REFİK-İ ÂLÂ’YA KAVUŞUYOR…

“İSLÂM MÜTEFEKKİRİ ve İSLÂM MÜNEVVERİ”
 MEHMED ŞEVKET EYGİ HOCAMIZ DA VEFÂT ETTİ…


Bir güzîde neslin mümessilleri, neredeyse peş peşe ‘refik-âlâ’ya kavuşuyorlar…

Türkiye’mizin sayılı “Füze Sistemi Uzmanları”ndan da olan ‘gazeteci-yazar’ rahmetli Mustafa Necati ÖZFATURA, ardından “Üstâd Tarihçi”miz Kadir MISIROĞLU ve Mehmed Şevket EYGİ Hocamız…

Rabbim gecinden versin amma;2002’den beri ‘felçli hasta’ olan “Minyeli Abdullah” isimli ‘roman’ı ve ‘karakteri’ ile de namlı yine rahmetli ÖZFATURA gibi “ABD’de Füze Eğitimi”almış, Türkiye’mizin sayılı “Füze Sistemi Uzmanları”ndan Ömer OKÇU, nâm-ı diğer Hekimoğlu İSMAİL…

“Bir dönemin güzîde neslinin mümessilleri…”

                                                        EYGİ HOCA

Neredeyse kendimi bildim bileli, mütemadiyen hergün yazılarını pür dikkatle okuduğum bir “İslâm Mütefekkiri”, bir “İslâm Münevveri” ve de artık “Medine-i İstanbul”umuzda sayıları azalmış bir “Osmanlı Beyefendisi”ydi de, rahmetli Mehmed Şevket EYGİ Hoca’mız…

“Medine-i İstanbul”da ki “kitap fuarları”nda da, kısa süreli “hasbihal”lerimiz de olmuştu. Onun, “-Siz okuma-yazma biliyor musunuz?” suâli, Anadolu’dan gelmiş her üniversite talebesinin karşılaşacağı suâllerden idi…

İran’da, kimilerine göre “İslam Inkılabı” olduğu zaman diliminde, kendisini âdeta ‘sıkıştıran militanlar’a, “- Sizinle sözlü tartışmak istemiyorum. Şayed mes’eleleri yazılı tartışmaya ,halletmeye varsanız, alakalı mes’elelerle ilgili düşüncelerinizi bana yazın; ben onları “name”m de neşredeyim” derdi…

Velâkin “Humeynî Zihniyetli Militanlar”, bu çare ye de yanaşmazlardı…

Daha beş-altı saat önce, “Millî Gazete Web Sitesi”ndeki “Millî Gazete”nin “Takvimden Yapraklar” isimli köşesindeki yazısını okumuş; bu yazıdaki bir paragraftaki, “Başka şehirlere gittiğimde, ya öğretmenevinde, ya da dışarıdan geleni kabul eden bir kurumun misafirhanesinde kalır, asla ‘Hotel’lerde kalmam” anlamındaki düşüncelerini, kısa süreli tefekkür etmiş, “-Ben de böyle yaparım” inşallah diye düşünmüştüm…

Sadece “Star Gazetesi”nin ‘ilk sayfa’dan verdiği-13 Temmuz 2019,Cumartesi- vefâtı ile ile ilgili haberin de, belki ‘yanlış haber’ olabileceğini de düşünmüştüm. Velâkin akabinde “Millî Gazete Web Sitesi”ni ‘tıkladığımda’, vefât haberi doğru idi..

Senelerden beri “meccanen/ücret almadan” “Millî Gazete”nin “Takvimden Yapraklar” köşesinde yazı yazan; Türkiye’mizin de “müzmin bekârlar”ından olan EYGİ Hocamızın “son yazısı” ise “Akla Dair” idi…

“İSLAMCI/SİYASAL İSLAMCI” DEĞİL; “MÜSLÜMAN”DI…

Rahmetli EYGİ Hocamız, kendine has üslubü ile yazdığı yazılarında ve vefâtına yakın zaman dilimlerinde yazdığı yazılarında, ısrarla “İslamcı/Siyasal İslamcı” olmadığını, “Müslüman” olduğunu hatırlatıldı…

Yaşadığımız “Cumhuriyet Tarihimizin En Sinsî ve Farklı” “15 Temmuz 2016 Başarısız Darbe/İşgal Girişimi” öncelerinde de, bir “İslam Mütefekkiri” ve “İslam Münevveri” olarak da, aslında “uyarı”larını da yapmıştı…”Cemaat Başları” ve “Din Baronları” mefhumları, neredeyse tamamiyle rahmetli EYGİ Hocamıza ait mefhumlardı, târiflerdi…

                            “M.KEMAL”E DE “MUHALİF ZİHNİYETLİ” İDİ…

Rahmetli EYGİ Hocamız, seviyeli, kaliteli, hakk ile bâtılı karıştırmadan, “M. Kemal”e, “Atatürk”e de “muhalif zihniyetli” idi…Ve neredeyse “100 Yıllık Mes’ele” ile ilgili asla ve kat’a “körü körüne” veya “ABD-İngiliz-Yunan İntellijansı Tuzaklarına Düşmüş” bir şekilde “M.Kemal”e , “Atatürk”e “Muhalif Zihniyetli” ise asla ve kat’a değildi…

Hem “Ayasofya Dâvâsı”nda, hem de “Camilerimizin Ahır Yapılmaları ve Yıkılmaları Mes’eleleri”nde, günümüz “Muhafazkâr Kesim”in, “Mukaddesatçı Kesim”in ekseriyeti gibi de asla ve kat’a düşünmüyordu…

“Masonlar Mes’elesi”nde bile gayet netti ve “M. Kemal kapattı, peşinden gelen İsmet İNÖNÜ açtı” diye yazacak, hem de tekrar tekrar yazacak kadar da“mütefekkir ve münevver ismetine/namusuna” da sahip bir şahsiyetti.

Keşki “müstakil” bir “M.Kemal Kitabı” da yazabilmiş olsaydı…

“Türkiye’mizdeki Terör Mes’elesi”ni bile “çok kimlikli/ iki kimlikli” ve “gizli kimlikli”, “saklı kimlikli” ,”kripto Ermenilere”,”kripto Yahudiler”e,“Yahudi Türkleri”ne ve “Sabetaycılara” dayandırıyordu…

ELHASIL:

Kendisine ait diye bildiğim “Bedir Yayınları” ile “Bedir By İstanbul” ile mütevazı ve geniş çaplarda,”FETÖ/PDY Olayı” sebebiyle, bazı “akademisyenlerce” de dillendirilen “Sünnî Akide de, Sünnî Düşünce de Sorgulanmalı” ‘tez’ini hatırlatırcasına, “Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat”  yolunda hadimlikler de yapmıştı..Neşrettiği mütevazı “cep kitapları” ayarındaki eserlerin bile albenisi yüksek seviyede idi…

Yine vefâtına yakın yazdığı yazılarında; “Genelkurmay İstihbaratının elemanı” “iddiaları”nda, çok “sitemler” etti. “Muhafazakâr-Mukaddesatçı Cenah”tan bazıları bile rahmetli EYGİ Hocamızı ‘yaftaladı’ fakat “çamur at izi kalır” mantığı ile yapılan hücumları göğüsledi…Bu mes’elede de “yüzünün akı ile “ çıktı..

Hâkeza, ine bir zamanlar, “Türkiye’mizin Pravdası” denilen “Cumhuriyet Gazetesi”ndeki Ali SİRMEN’lerin “ABD Ajanı” ‘iddiaları”n da  da, "yüzünün akı ile" çıktı...

Şahsen, neredeyse bir ömür yazılarını sıcağı sıcağına okuduğum EYGİ Hocama tek bir ‘sitem’im var.

O da şu:
Bir kerecik bile olsa “Türk Milliyetçileri”nden, “Ülkücüler”den, “Alperenler”den bahsetmemiş olması ….Ve “Mohiz Kohen” üzerinden ‘eleştirmesi’, ‘övücü’ bir harf bile yazamamış olmasıdır…

Vesselam…

“Ya Baki, Entel Baki…”

El Fatiha..

Terme, 13 Temmuz 2019
İsmet GÜLTEKİN

Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

11 Temmuz 2019 Perşembe

TÜRKİYE'MİZDEKİ "NURCULAR", 'FETÖ/PDY OLAYI'NDA "ÖZ-ELEŞTİRİ" YAPMIYORLAR...

TÜRKİYE’MİZDEKİ “NURCULAR”,
‘FETÖ/PDY OLAYI’NDA ,
“ÖZ-ELEŞTİRİ” YAPMIYORLAR…





“ FETÖ,Nurculuk arazisinde inşa edilen kaçak bir yapı olarak ortaya çıkan, meşruluğunu Said Nursi’nin eserlerinden, insan kaynağını da Nurculuk’tan devşiren Gülen kültü etrafında gelişip şekillenen, ilk dönemlerinde mürit kaynağını temin etmek için eğitime önem veren dinî bir hareket olarak görünen, daha sonraları ise sivil toplum, insanî yardım, ekonomi, siyaset başta olmak üzere, hemen her konuya el atan, 28 Şubat ve Ergenekon gibi süreçlerde ülkede kaos ortamı oluşturan ve oluşan kaos ortamında da yetiştirdiği militanlarını “uyuyan hücre modunda”, devletin stratejik kurumlarına yerleştiren,Vatikan ve ABD gibi güç odaklarıyla iş tutan,17/25 Aralık 2013 Bürokratik ve 15 Temmuz 2016 Askerî Darbe kalkışmalarıyla  terör örgütlüğü tescillenen, haddinden fazla sinsî, takiyyeci, ikiyüzlü, girift ve içinde bulunulan durum ve şartlara göre sürekli olarak kendini yenileyen bir kült hareketidir.”(1)

“Fetullahçı Terör Örgütü(FETÖ), 1971 Muhtırasında tutuklanıp hapse atılmasından sonra,içinden çıktığı “Nurculuk” hareketinden, kendini ayrıştırmaya başlayan…”(2)

“HAÇLI TAŞERONU” ve “HAÇLI-MASONİK TRUVA ATI”

Neticede, “Haçlı Taşeronu Örgüt” ve “Haçlı-Masonik Truva Atı Hareketi”(3) olduğu aşikâr olmuş olan ‘FETÖ/PDY Olayı’, “akademisyenler dünyası”nda da, “İslâm Âlemi’ndeki ‘Haşhaşiler’(Hasan Sabah) ve ‘Kadıyaniler’(Hindistan); “Hristiyan Âlemi’ndeki ‘Cizvitler’(Papalık-Loyola),‘Opus Dei/’Kutsal Haç Psikoposluğu’(İspanya), ‘Moonculuk’(Kuzey Kore) Hareketleri ile olan benzerlikleri de ortaya konulmuştur.(4)

Yine Türkiye’mizde “İnculuz Ajanı” olduğu iddia edilen “Üstâd Tarihçi”miz Kadir MISIROĞLU gibi tarihçilerimiz tarafından; Tarık BUĞRA gibi edebiyatçılarımız tarafından ve N. HAPLEMİTOĞLU gibi “akademisyenlerimiz” tarafından; evvelinde, öncesinde, başlangıcında, “FETÖ/PDY Olayı”nı sahih bir şekilde anlamış, kavramış ve “efkâr-ı umumiye”miz dahil her kesime uyarılarını, zamanında yapmış çok sayıda “düşünce adamlarımız” da olmuştur…

“NURCULUK DENİLEN SAYIKLAMA”DAN “TERÖR ÖRGÜTÜ”NE…

Belki de, daha 1964’lerde yazdığı ve muhtevasında bazı “ağır itham ve tenkitler”inde olduğu, rahmetli Hüseyin Nihal ATSIZ da, böyle “tarihçilerimiz”den,“düşünce adamlarımız”dan…

“Dargın Bozkurtların Lideri” rahmetli Hüseyin Nihal ATSIZ, “Nurculuk Denen Sayıklama”(5) başlıklı yazısında; aslında rahmetli Said Nursî’nin “İslamcı değil Kürt Milliyetçisi, Kürtçü” olduğunu ve “Haçlıların yıkamadığı Türkiye”mizin de, “Kırmızı Kaplı Kitaplar” müdavimlerince ‘yıkılacağı’ ‘uyarıları’ nı da yapmış…

Günümüzde, “15 Temmuz 2016 Başarısız Darbe/İşgal Girişimi”ni gerçekleştirenlerin de, esasında “Nurculuğun Bağrı”ndan neşvü nema bulduğu ve “Kırmızı Kaplı Kitaplar”ın, “Risale-i Nur Külliyatı”nın ise neticede, “15 Temmuz’un Kara Kutusu” olan ‘kitaplar’ olduğu da bir ‘hakikat’tir…

“NURCULAR”, ‘ÖZ-ELEŞTİRİ’ YAPMIYOR…

Ve aradan üç sene geçmesine rağmen; Türkiye’mizdeki “Nurcular”, “FETÖ/PDY Olayı” ile ilgili samimî “öz-eleştiriler”, yapmıyorlar…

“Marksistler” gibi, neticede onlarca, belki daha fazla “franksiyonlara” ayrılmış olan “Nurcular”, “FETÖ/PDY Olayı” sebebiyle de, hâlâ “kendilerine toz kondurtmamaya” devam ediyorlar…

Halbu ki, ‘siyasî erk’ sahipleri, “Milliyetçileri ayaklarımızın altında ezeceğiz” dediğinde; ‘Mektubat’taki “Müsbet Milliyetçilik-Menfî Milliyetçilik” bahisleri bile asla akıllarına gelmeden, ‘aynı safta’ yer alabiliyorlar, aldılar da…
                                                                      
NETİCE-İ KELAM:


“Dün”ün “Risale-i Nur Talebeleri”, “Kur’an’ın ve Nurlar’ın Hâdimi”, “bugün”lerin ise “Nurcuları”nı, hattâ Şükrü BULUT’lar kızacak amma “bugün”lerin “Siyasî Nurcuları/Nurcu Siyasî”lerini, bu sebeple, esefle kınıyorum…
Vesselam…

Terme, 11 Temmuz 2019

İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

Dip Notlar:
(1): “Siyasî, Sosyal,Kültürel ve Dinî Boyutlarıyla 15 TEMMUZ VE FETÖ”, Editör: Doç.Dr.İbrahim TURAN, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Yayınları No:146,Samsun 2018, sayfa 88
(2): “15 TEMMUZ VE FETÖ”, adı geçen eser, sayfa 107
(3): “Hıristiyanlığın Truva Atı”, Üç Bölümlük Belgesel-Video, youtube
(4): “15 TEMMUZ VE FETÖ”, adı geçen eser, sayfa 85-108

(5): Nihal ATSIZ, “Nurculuk Denen Sayıklama”,Ötüken,7 Mart 1964, sayı: 109

9 Temmuz 2019 Salı

"EBU CEHİL, BİR KUREYŞ ÂLİMİ İDİ"("Cehalet" Mefhumu Üzerine Bir Deneme...)



“EBU CEHİL, BİR KUREYŞ ÂLİMİ İDİ”

(“CEHALET” MEFHUMU ÜZERİNE BİR DENEME…)


“-Tarih boyunca bazı âlimler inat etmiş ve inatlarıyla insanlığa büyük zarar da vermiş, atomu yapmış, bir bombayla binlerce insanın ölümüne sebep olabilmiş,hatta gitgide  bu noktada Ebu Cehil olmuşlardır.Bu, âlimin cahil olması değil,doğru ile yanlışı karıştırmasıdır. Bunların zirvesi olan Ebu Cehil,sanıldığı gibi cahil değil, bir Kureyş âlimiydi. Kur’an-ı Kerim’de cehalet kelimesi bilgisizlik manasında değil hak ile batılı karıştırmak manasında kullanılmıştır.Nitekim Ebu Cehil, cehaletin babası, yani hakla batılı karıştırmakta en öndeydi.Yoksa Ebu Cehil’in asıl ismi Ömer’di ve Kureyş’in âlimlerindendi.”(1)

“- Öte yandan hak mezheplerden daha çok batıl mezhepler vardır. Tarikatların bazıları da, Cadde-i Kur’an’dan ayrılmış patikalardır.Bütün bunların tek sebebi: Tarafgirliktir.
Denecek ki bilgisizlik ve ibadet noksanlığı dalâlete sebep olmaz mı?
Asr-ı Saadet’te ki bölünmede bilgisizlikten ve ibadet noksanlığından söz edilemez. Sahabeyi “tarafgirlik” hissi parçaladı. …İslamiyet’te yara açanlar tarafgir Müslümanlardır.
Hakk’a inanan Müslüman, Hakk’ın emrine girecek; hakkı haklıya teslim edecek, sadece haktan yana olacak; gerekirse kendini bile itham etmekten çekinmeyecek…”(2)

“-Hud Sûresi Nuh Aleyhisselamdan haber veriyor. O, şu mânâda bir konuşma yapıyor:
“Ey kavmim, size doğru yolu gösteriyorum.Bu yolun esaslarını Allah çizmiştir, ben tebliğ ediyorum. Bunun için sizden bir mal veya mevki istemiyorum. Benim mükâfatımı Allah verecektir. İman edenler, benimle beraberdir. Ben de onlarla birliğim. İman etmeyenler ise cehalet üzerindedir.

Buradaki “cehalet” kelimesi bir şeyi yanlış bilmek mânâsındadır. Meselâ taşı, toprağı, güneşi Rab edinmek gibi…Arap edebiyatında cehalet, ahmaklık yerine kullanılan bir kelimedir. Ahmak ise, anlayışsızdır.(3)

“CEHALET”MEFHUMU

Yukarıdaki paragraflara göre; “cehalet” mefhumu:
1-“Doğru ile yanlışı karıştırmak…”
2-“Hakk ile bâtılı karıştırmak…”
3-“Bir şeyi yanlış bilmek…”
4-“Ahmaklık yerine kullanılan kelime…”
5-“Anlayışsız…”
Yoksa, “cehalet” mefhumu “bilgisizlik” manasında değildir.”Cehaletin babası” Ebu Cehil bile, bir “Kureyş Âlimi” idi…

Yoksa, “cehalet” mefhumu “ibadet noksanlığı”  manasında da değil.

Ve asıl can alıcı cümle ise; “Sahabey-i Kiram efendilerimizi ‘bölen’; “doğru ile yanlışı, hakk ile bâtılı karıştırmak” değil; “bilgisizlik ve ibadet noksanlığı” değil; hâşâ “ahmaklık” yahut “anlayışsızlık” değil; tamamiyle “tarafgirlik”ti.

“İslamiyet’e zarar verenler” de, “İslamiyet’te yaralar” açanlar da, tamamiyle “Tarafgir Müslümanlar”dır…

“CEHALET”, “A,B,C,D ŞIKLARI”NI BİLEMEMEK  DE DEĞİLDİR…

“İneklerin yavrusunun ismini bilememek; develerin yavrusunun ismini bilememek yahut tavukların yavrusunun ismini bilememek” yahut da “Amerika Birleşik Devletleri’deki “tavukların sayısı”nı bilememek”, “cehalet” değildir, “cahillik” değildir…

Hattâ senelerdir “Bu Ülke”de, “Liselere Geçiş Sınavları”nda, “Üniversiteye Giriş Sınavları”nda, “binlerce, on binlerce, yüz binlerce sıfırlar çekilmektedir…”Bu öğrencilerimiz “cehalet içerisinde mi?” yani! Bu öğrencilerimiz “cahiller mi?” yani!

Kaldı ki, yukarıdaki ilk paragrafta da zikredildiği üzre; “Cehaletin Babası Ebu Cehil” de “bilgisiz” değildi, “bir Kureyş Âlimi” idi…

“İnadı”, “hakk ile bâtılı karıştırması”, vesaire, “teslim olması”nı, “Müslüman” olmasını, “Sahabey-i Kiram” olmasını engelledi…

“Cehalet”, “Cahillik” mefhumları, hakikaten, “bambaşka mânâlar” da olsa gerek!!!
Kısaca, “Cahil Halkımız”(!)ın da ‘feraseti’ ile dediği üzre;”-Allah(c.c.) diyen, “amentü’ye inanan”, nasıl “cahil” olabilir, nasıl “cehalet içerisi”nde olabilir ki!?

Vesselam…

Terme, 09.07.2019
İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

Dip Notlar:
(1): HEKİMOĞLU İSMAİL,”MÜSLÜMAN DARBECİ OLAMAZ-Musibet Mektebi-, “TİMAŞ YAYINLARI, İstanbul 2016,timas.com.tr, sayfa18,19
(2): HEKİMOĞLU İSMAİL, adı geçen eseri, sayfa 51
(3): HEKİMOĞLU İSMAİL, a.g.e. sayfa 97


8 Temmuz 2019 Pazartesi

TÜKİYE'MİZ CERİDELERİ,"TARİHÎ KIRKPINAR YAĞLI GÜREŞLERİ"NE BÎGANE...

TÜRKİYE'MİZ CERİDELERİ,
"KIRKPINAR YAĞLI GÜREŞLERİ"NE BÎGANE...

"658.Tarihî Kırkpınar Yağlı Güreşleri" 'Şöleni', "Edirne Sarayiçi Er Meydanı"nda,"Duâlı Çayır"da,"üç gün" sürdü...
"Cuma Günü-5 Temmuz 2019"da başlayan "Kırkpınar Tarihî Yağlı Güreşleri"mizin "658."si; "Pazar Günü-7 Temmuz 2019" da sona erdi...
Türkiyemiz'de "Trakya Birlik"inde "Kırkpınar Yağlı Güreşlerimize Hizmeti" olarak; "on milyonu aşan güreş sevdalısı" kitle,"658.Tarihî Kırkpınar Yağlı Güreşleri" 'Şöleni'ni; toplam yirmi(20) saat "canlı yayın"ı ile sadece "DMAXTV"/(di meks televizyon) ekranlarında, "mest olacak tarzda", seyretti...

"Kırk (40) yabancı basın mensubu" ile ikiyüzü(200) geçen sayıda "sözde" 'yerli basın' mensubu da, bizatihî,"Edirne Duâlı Çayır"da,"Edirne Sarayiçi Er Meydanı"ndaki "Tarihî Kırkpınar Yağlı Güreşleri"ni takip ettiler...
Her biri birer "açık kaynak" ta olan ve sayıları "günlük periyotlu ysyınları" ile sadece kırk(40) rakamını bulan "Türkiye'mizin Cerideleri","Türkiye'mizin Gazeteleri", "Edirne"deki "üç gün" süren "Tarihî Kırkpınar Yağlı Güreşleri" 'Şöleni"nin "658." ne de âdeta "sümmün(kör)","ümyün(dilsiz) ve "bükmün(sağır)" kaldılar, bîgane kaldılar...

Kimi "Parti Ceridesi"; kimi "Tarikat Ceridesi"; kimi "Cemaat Ceridesi"; kimi "Yandaş Ceride", kimi "Kandaş Ceridesi"; kimi güya "muhalif" takılan bilmem ne "cerideleri..."
Halbu ki "Biz Türklerin Ata sporu Güreşi sevmeyenler; elbetteki biz Türkleri de sevemez..."
"Türk Mileti'ne 'düşman' olanlar;"Türk Güreşi" ne de "düşman"dır lar...
"Açık kaynaklar"dan iki isim vererek ifâde ediyorum ki;bilhassa "Millî Gazete Ceridesi" ile "Yeni ASYA Ceridesi", ne menem "cerideler/gazeteler"dir öyle?

Her "29 Ekim"ler de, her "10 Kasım"lar da "tam susan","yarı susan" "cerideler"in de "üç gün" süren "Tarihî Kırkpınar Yağlı Güreşleri" 'Şöleni'nde ve "akabinde de" "tam susma"larına,"yarı susma"larına da ne demeli ki!?
"TÜRKGÜN CERİDESİ" ',TEBRİK EDİLMEYİ' HAK ETTİ
"Hürriyet Matbaacılık Tesisleri"nde basılan "ME HA PE'NİN YAYIN ORGANI" 'TÜRKGÜN CERİDESİ/TÜRKGÜN GAZETESİ" ise "658.Tarihî Yağlı Güreşleri"'Şöleni"nin"birinci gün"ünden itibaren,"birinci sayfa"dan ve "Logo yanı"ndan yaptığı "haber"ler ile "tebrik edilmeyi" hak etti...
Çoğu "cerideler"imiz, çoğu "gazeteler"imiz ve "üç gün"lük ve akabindeki yayınlarında da,"Türk Güreşimize Bıgane"liklerini devam ettirdiler..
Yine her biri "açık kaynak" olan "Sabah Ceridesi" gibi,"Hürriyet Ceridesi" bazı "cerideler"imiz ise akabindeki günde, bugün,"17.sayfa"larına,"19.sayfa"larında "ancak" yer verebildiler...
"Türk Güreşi"nı,"Tarihî Kırkpınar Yağlı Güreşleri"nı,"ne sevdikleri belli, ne de sevmedikleri" denilecek "tür"den;"Türkiye Ceridesi","Karar Ceridesi","Cumhuriyet Ceridesi(taşra baskısı)" ve "Yeni Birlik Ceridesi" ise akabindeki gün olan bugün,"lütfederek" "1.sayfa"lardan,"Logo yanı ve üstleri"nden yayınlamışlar..
ELHASIL:

"Her sene aynı mevcut durumlar..."
Çare var elbet...
"Türkiye'miz Cerideleri"ne,"günlük periyotlu" "Türk Etno- Spor Ceridesi" de kazandırabimek...
Hattâ "TÜRK ETNO-SPOR TV KANALI"nı da kazandırabilmek....
Vesselam....

Terme,08.07.2019
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

7 Temmuz 2019 Pazar

"658.TARİHÎ KIRKPINAR YAĞLI GÜREŞLERİ" 'ŞÖLEN'İ BAŞLADI...VE ANTALYALI ALİ GÜRBÜZ "ALTIN KEMER"İN SAHİBİ OLDU...

“658. TARİHÎ KIRKPINAR YAĞLI GÜREŞLERİ” ‘ŞÖLEN’İ BAŞLADI...
                        
                          (ÜÇÜNCÜ GÜN-SON)


VE ANTALYALI ALİ GÜRBÜZ “ALTIN KEMER”İN SAHİBİ OLDU…



“658. Tarihî Kırkpınar Yağlı Güreşleri” ‘Şölen’ini, “on milyonu aşan güreş sevdalısı” ile “DMAX TV”/(di meks televizyon )ekranlarında seyredenler; “çeyrek final”, “yarı final” ve “final müsabakaları”ndaki “Başpehlivan güreşleri” ile “üçüncü gün” de, “son” gün de, ‘mest olmaya devam ‘ ettiler.

“Çeyrek Final Güreş Müsabakaları”nda “Altı Başpehlivan”; “Yarı Final Güreş Müsabakaları”nda “Dört Başpehlivan” ve malum olduğu üzre, “Final Güreş Müsabakaları”nda da “İki Başpehlivan”ımız güreş tuttu.


“Çeyrek Final Güreş Müsabakaları”nı, biri “Çorumlu Başpehlivan”; biri “Dadaşlar Diyârı”ndan “Erzurumlu Başpehlivan” ve dördü ise “Antalyalı Başpehlivanlar” teşkil etti…

“Yarı Final Güreş Müsabakaları”nı ise biri “Dadaşlar Diyârı”ndan “Erzurumlu Başpehlivan”; üçü ise daha “658. Tarihî Kırkpınar Yağlı Güreşleri” ‘Şölen’inin bidayetinden itibaren “Favori” gösterilen “Antalyalı Başpehlivan”larımız teşkil etti…


Ve “Final Güreş Müsabakaları”nı ise yine “favori” gösterilen “İki Antalyalı Başpehlivan”ımız teşkil etti…

Ve araya “sakatlıklar” girse de, “7(yedi) sene sonra da olsa”, “gece-gündüz çalışarak”; “658. Tarihî Kırkpınar Yağlı Güreşleri” ‘Şölen’in de ise; “Bütün rakiplerini ‘sırt aşağı yenen” “Antalyalı Başpehlivan” Ali GÜRBÜZ, “658. Tarihî Kırkpınar Yağlı Güreşleri” “Başpehlivanı” olarak, “Altın Kemer”in de sahibi oldu…


“SÜPRİZ” BİLE GÖSTERİLMEYEN “ERZURUMLU BAŞPEHLİVAN” HAMZA KÖSEOĞLU’NUN BAŞARISI…


“Sürpriz” bile gösterilmeyen “Dadaşlar Diyârı” ‘Başpehlivanı’, “Erzurumlu” Hamza KÖSEOĞLU, “1.tur”da, “2.tur”da ve “3.tur”da rakiplerini yenerek “çeyrek  final”e çıkma başarısı gösterdi.

“Çeyrek Final Güreş Müsabakası”nda ise “favori” gösterilen “Antalyalı Başpehlivan” İsmail BALABAN ile güreş tuttu.

“Erzurumlu Başpehlivan”ımız  Hamza KÖSEOĞLU;“İki defa başpehlivanlığı” kazanmış olan BALABAN’ı, “kırk dakikalık ana devre sonrası”, “puanlama devresi”nde yenerek, eledi…


“Bir Başpehlivan ikinciliği” olan KÖSEOĞLU, “Yarı Final Başpehlivan Güreş Müsabakası”nda, yine “favori” güreşçilerimizden “Antalyalı Başpehlivan” Ali GÜRBÜZ’e yenilerek elendi…

“ANTALYALI BAŞPEHLİVAN” ALİ GÜRBÜZ’ÜN “ALTIN KEMER” MERASİMİ


“Bütün güreşlerini ‘sırt aşağı yenerek’ kazanmış” olan ve “Final Güreş Müsabakası” öncesi “twetter” ve “instagram” ‘anketleri’nde, %61 oranında ‘favori’ gösterilen “Antalyalı Başpehlivan” Ali GÜRBÜZ; yine “ASKİ SPOR” adına, “Ankara Büyükşehir Belediyesi” namına güreşen, geçen senenin de “Altın Kemer”in sahibi “Antalya-Kumlucalı Başpehlivan”ımız Orhan OKULU’yu da, ‘puanlama devresi’nde, ‘sırt aşağı yenerek’, “658. Tarihî Kırkpınar Başpehlivanı” oldu ve “Altın Kemer”i de kazandı.


“Üç Gün” süren “658. Tarihî Kırkpınar Yağlı Güreşleri” boyunca “Edirne Belediye Erkânı” ile “Edirne Devlet Erkânı” da yerlerini alırken; bugün kü “Yarı Final Güreş Müsabakaları” merhalesinde, “Yenilenen İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı”nı kazanan “Trabzonlu ‘Bold Bild’(Bold bayt)” Ekrem İMAMOĞLU da, tribünlerdeki “protokol” de yerini aldı.


Bilahare de “Gençlik ve Spor Bakanı”mız Mehmet KASAPOĞLU da, tribünlerdeki “protokol” de yerini aldı…

Tertiplenen “Altın Kemer Merasimi”ne de iştirak etmiş oldular…

“GÜREŞ AĞALIĞI İHALESİ” DE YAPILDI


Malum olduğu üzre, “Tarihî Yağlı Güreşlerimiz”in de bir nevi “sponsorluğu”nu, bir nevi “finansörlüğü”nü de yapan “Güreş Ağalığı İhalesi”ne, dokuz senedir “Tarihî Kırkpınar Güreş Ağalığı”nı yapan Seyfettin SELİM, ‘tek aday’ olarak katıldı.

Ve “Edirne Belediyesi İhale Komisyonu” huzurunda da; 221(ikiyüz yirmi bir) bin olan rakamı; 261(iki yüz altmış bir) bine; sonra 361(üç yüz altmış bir) bine; daha sonra 461(dört yüz altmış bir) bine ve nihayet “Satayım mı? Yakışır mı?” son ikâz öncesi de 661(altı yüz altmış bir) bine yükselterek noktaladı…

Ve  Seyfettin SELİM; “10. Defa Güreş Ağası” olarak, “Tarihî Kırkpınar Yağlı Güreşlerine Hizmete Devam” da dedi…
                                                                                       
“TARİHÎ HABER”-“TARİHÎ RÖPORTAJ”-“HABER RÖPORTAJ”


“Tarihî Haber” kategorisinde, “Edirne 2. Bayezıd Külliyesi” tanıttırıldı. “Eskinin Tıp Fakültesi”nin de olduğu, Batılılar ‘Akıl Hastalarını Cayır Cayır Yakarken;”Akıl Hastalarının Musikî ile tedavi” edildiği “külliye” tanıtıldı.

“Tekrar etmek güzeldir” mentalitesi ile de “Edirne Selimiye Camii”nin tam karşısındaki “Edirne Eski Camii” yeniden hatırlatıldı.


Merhum Hacı Bayram Velî(k.s.) Hazretlerinin, namazını  ikame ederken Peygamber Efendimizi(s.a.v.) de gördüğü “duâlı mescid…”

Sultan 1. Süleyman tarafından 1403’de yapılmış…

1924-1934 yılları arasında ise rahmetli Atatürk’ün de ‘restore’ ettirdiği ‘Edirne Eski Camii…”


Yine “tekrar etmek güzeldir” düşüncesi ile de “Edirne Tunca Köprüsü-Meriç Köprüsü” ‘tarihî haber’ de yeniden seyrettirildi…

“Hataylı”, “1987 Kırkpınar Başpehlivanı”mız Recep KILIÇ ile de “tarihî röportaj” yapıldı.

KILIÇ:”- Ali GÜRBÜZ, 2019’da ‘Er Meydanı’na yeniden döndü. Otuz iki(32) yaşındaki Ali GÜRBÜZ, “3. defa” ‘Altın Kemer’in sahibi olabilir. O boy da, o ağırlıkta kırk(40) yaşına kadar güreş tutabilir.
Ali GÜRBÜZ, “Altın Kemer”in ‘ebedî’ sahibi olabilir…


Orhan OKULU ise geriye dönüp, tarihe baktığımızda “efsane” olan güreşçilerimizden.

Antalya İl ve İlçelerindeki “Bütün Belediyeler”, ‘yağlı güreşçilerimize’ kuçak açtılar. Başarı da bu şekilde geliyor…

Orhan OKULU, ‘geri adım atmayan’, ‘istikrarlı ve güçlü’ bir pehlivan…

“Final Güreş Müsabakası”nda, hangisi güzel güreş yaparsa, Allah(c.c.) da ona ‘Altın Kemeri’ nasip etsin.” dedi.

“Edirne Esnafı” ile yapılan “haber-röportaj”da ise ‘Edirne Kırkpınar Mutfağı”, hediyelik eşyalar ve başka illerden gelen satıcılarla, sattıkları ürünleri tanıtıldı..


NETİCE-İ KELAM:

Bu sene de “DMAX TV”/(dimeks televizyon) ekranları ile ‘on milyonları aşan güreş sevdalıları’na, “Trakya Birlik’in de Yağlı Güreşimize Hizmeti” olarak, “658.Tarihî Kırkpınar Yağlı Güreşleri” ‘Şölen’i, “üç gün” boyunca,toplam yirmi(20) saat ‘Canlı Yayın’ ile ulaştırıldı…


Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel YILMAZ ile yapılan ‘röportaj’ da da dile getirildiği üzre; “Balıkesir Kurt Dereli Yağlı Güreşleri”nin de, tıpkı “Edirne Kırkpınar”daki gibi, tıpkı “Türk’ün İlk Er Meydanı”olan “Antalya Elmalı”daki gibi “güreş sevdalılarına da seyrettirebilmek” ‘gündem’e getirildi…

“Kırkpınar Başcazgırı” Şükrü KAYABAŞ’ın da haykırdığı üzre;
“Türk’e, Türk’ten başka dost yoktur…’Ne mutlu Türk’üm Diyene…”

Vesselam…

Terme, 07.07.2019
İsmet GÜLTEKİN

Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci