Nurcular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nurcular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Temmuz 2019 Perşembe

TÜRKİYE'MİZDEKİ "NURCULAR", 'FETÖ/PDY OLAYI'NDA "ÖZ-ELEŞTİRİ" YAPMIYORLAR...

TÜRKİYE’MİZDEKİ “NURCULAR”,
‘FETÖ/PDY OLAYI’NDA ,
“ÖZ-ELEŞTİRİ” YAPMIYORLAR…





“ FETÖ,Nurculuk arazisinde inşa edilen kaçak bir yapı olarak ortaya çıkan, meşruluğunu Said Nursi’nin eserlerinden, insan kaynağını da Nurculuk’tan devşiren Gülen kültü etrafında gelişip şekillenen, ilk dönemlerinde mürit kaynağını temin etmek için eğitime önem veren dinî bir hareket olarak görünen, daha sonraları ise sivil toplum, insanî yardım, ekonomi, siyaset başta olmak üzere, hemen her konuya el atan, 28 Şubat ve Ergenekon gibi süreçlerde ülkede kaos ortamı oluşturan ve oluşan kaos ortamında da yetiştirdiği militanlarını “uyuyan hücre modunda”, devletin stratejik kurumlarına yerleştiren,Vatikan ve ABD gibi güç odaklarıyla iş tutan,17/25 Aralık 2013 Bürokratik ve 15 Temmuz 2016 Askerî Darbe kalkışmalarıyla  terör örgütlüğü tescillenen, haddinden fazla sinsî, takiyyeci, ikiyüzlü, girift ve içinde bulunulan durum ve şartlara göre sürekli olarak kendini yenileyen bir kült hareketidir.”(1)

“Fetullahçı Terör Örgütü(FETÖ), 1971 Muhtırasında tutuklanıp hapse atılmasından sonra,içinden çıktığı “Nurculuk” hareketinden, kendini ayrıştırmaya başlayan…”(2)

“HAÇLI TAŞERONU” ve “HAÇLI-MASONİK TRUVA ATI”

Neticede, “Haçlı Taşeronu Örgüt” ve “Haçlı-Masonik Truva Atı Hareketi”(3) olduğu aşikâr olmuş olan ‘FETÖ/PDY Olayı’, “akademisyenler dünyası”nda da, “İslâm Âlemi’ndeki ‘Haşhaşiler’(Hasan Sabah) ve ‘Kadıyaniler’(Hindistan); “Hristiyan Âlemi’ndeki ‘Cizvitler’(Papalık-Loyola),‘Opus Dei/’Kutsal Haç Psikoposluğu’(İspanya), ‘Moonculuk’(Kuzey Kore) Hareketleri ile olan benzerlikleri de ortaya konulmuştur.(4)

Yine Türkiye’mizde “İnculuz Ajanı” olduğu iddia edilen “Üstâd Tarihçi”miz Kadir MISIROĞLU gibi tarihçilerimiz tarafından; Tarık BUĞRA gibi edebiyatçılarımız tarafından ve N. HAPLEMİTOĞLU gibi “akademisyenlerimiz” tarafından; evvelinde, öncesinde, başlangıcında, “FETÖ/PDY Olayı”nı sahih bir şekilde anlamış, kavramış ve “efkâr-ı umumiye”miz dahil her kesime uyarılarını, zamanında yapmış çok sayıda “düşünce adamlarımız” da olmuştur…

“NURCULUK DENİLEN SAYIKLAMA”DAN “TERÖR ÖRGÜTÜ”NE…

Belki de, daha 1964’lerde yazdığı ve muhtevasında bazı “ağır itham ve tenkitler”inde olduğu, rahmetli Hüseyin Nihal ATSIZ da, böyle “tarihçilerimiz”den,“düşünce adamlarımız”dan…

“Dargın Bozkurtların Lideri” rahmetli Hüseyin Nihal ATSIZ, “Nurculuk Denen Sayıklama”(5) başlıklı yazısında; aslında rahmetli Said Nursî’nin “İslamcı değil Kürt Milliyetçisi, Kürtçü” olduğunu ve “Haçlıların yıkamadığı Türkiye”mizin de, “Kırmızı Kaplı Kitaplar” müdavimlerince ‘yıkılacağı’ ‘uyarıları’ nı da yapmış…

Günümüzde, “15 Temmuz 2016 Başarısız Darbe/İşgal Girişimi”ni gerçekleştirenlerin de, esasında “Nurculuğun Bağrı”ndan neşvü nema bulduğu ve “Kırmızı Kaplı Kitaplar”ın, “Risale-i Nur Külliyatı”nın ise neticede, “15 Temmuz’un Kara Kutusu” olan ‘kitaplar’ olduğu da bir ‘hakikat’tir…

“NURCULAR”, ‘ÖZ-ELEŞTİRİ’ YAPMIYOR…

Ve aradan üç sene geçmesine rağmen; Türkiye’mizdeki “Nurcular”, “FETÖ/PDY Olayı” ile ilgili samimî “öz-eleştiriler”, yapmıyorlar…

“Marksistler” gibi, neticede onlarca, belki daha fazla “franksiyonlara” ayrılmış olan “Nurcular”, “FETÖ/PDY Olayı” sebebiyle de, hâlâ “kendilerine toz kondurtmamaya” devam ediyorlar…

Halbu ki, ‘siyasî erk’ sahipleri, “Milliyetçileri ayaklarımızın altında ezeceğiz” dediğinde; ‘Mektubat’taki “Müsbet Milliyetçilik-Menfî Milliyetçilik” bahisleri bile asla akıllarına gelmeden, ‘aynı safta’ yer alabiliyorlar, aldılar da…
                                                                      
NETİCE-İ KELAM:


“Dün”ün “Risale-i Nur Talebeleri”, “Kur’an’ın ve Nurlar’ın Hâdimi”, “bugün”lerin ise “Nurcuları”nı, hattâ Şükrü BULUT’lar kızacak amma “bugün”lerin “Siyasî Nurcuları/Nurcu Siyasî”lerini, bu sebeple, esefle kınıyorum…
Vesselam…

Terme, 11 Temmuz 2019

İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

Dip Notlar:
(1): “Siyasî, Sosyal,Kültürel ve Dinî Boyutlarıyla 15 TEMMUZ VE FETÖ”, Editör: Doç.Dr.İbrahim TURAN, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Yayınları No:146,Samsun 2018, sayfa 88
(2): “15 TEMMUZ VE FETÖ”, adı geçen eser, sayfa 107
(3): “Hıristiyanlığın Truva Atı”, Üç Bölümlük Belgesel-Video, youtube
(4): “15 TEMMUZ VE FETÖ”, adı geçen eser, sayfa 85-108

(5): Nihal ATSIZ, “Nurculuk Denen Sayıklama”,Ötüken,7 Mart 1964, sayı: 109

18 Haziran 2015 Perşembe

BİNAENALEYH ALLAH BİLİR

BİNAENALEYH  ALLAH  BİLİR



Sami Süleyman Demirel GÜNDOĞDU da öldü. Cumhuriyet tarihimize şöyle veya böyle damga vurmuş olanların tam isimlerini bile neredeyse ölümleri sonrası öğreniyoruz. Üç Mustafa’lar: Mustafa Kemal ATATÜRK, Mustafa İsmet İNÖNÜ ve Mustafa Fevzi ÇAKMAK’lar…Ve Sami Süleyman Demirel GÜNDOĞDU’lar…
Henüz hâlâ bile tarihimizdeki ve hâlen yaşayan ‘önemli insanları’, olduğu gibi, tam olarak, meşhur tabir ile ‘bütüncül bir bakış açısı’ ile değerlendirebilmek, 2015’ler Türkiye’sinin  çok uzağında.
Ya hâlâ sevdiğimiz önemli insanları ‘göklere çıkartıyoruz’ ; sevmediklerimizi ise ‘yerin dibine batırıyoruz…’ Türkiye’mizdeki çok sayıdaki  muhtelif zihniyet sahipleri,muhtelif fikriyatların kalemleri, kendi -hadi diyelim -‘ideolojik perspektifleri’nden değerlendirmeler yapıyorlar. Yine Türkiye’mizde, şayed meselâ ‘bütün gazeteleri tıklamazsanız’ ‘hakikati’ anlamanız ve kavramanız ve neticede ‘Hakk’ın hatırı âlidir, hiçbirşeye fedâ edilmez’ düstûru ile ‘hakk’ı tutup kaldırabimeniz’ de muhal ender muhaldir, mümkün değildir, imkânsızdır.
28 Şubat 1997 Post Modern Darbe olalı neredeyse 18 yılı geçti. Türkiye’mize hükmeden ‘siyasal İslâmcılar/İslâmcılar ‘ ve ‘Nurcular’ gibi zihniyet sahiplerinden; meselâ kendilerinin hâlâ ‘Nurcu Gövde’ olduğu iddiasındaki ‘Yeni Asya Cemaati’ne baktığımızda; 18(onsekiz) yılda ve hattâ ‘Devlet Adamı’ vasfı ile ‘hukuku öncelemesi’ ile  kimilerince methedilen ‘Sami Süleyman Demirel GÜNDOĞDU’ ile ilgili yazdıkları ’28 Şubat Mimarı’ gerçeğini dillendirmek bir yana,  F. ÇAKIR’lar gibi ‘uyduruk 28 Şubat liderliği’ ifadeleri ile reddedilişler  ve hâlâ abartılı methedişler sergilemeleri…
Demek istediğimiz şu: Türkiye’mizde neredeyse elliyi bulan ‘franksiyonları’, ‘ekolleri’, ‘grupları’ ile ‘Nurcular’ hâlâ ‘Demirel de Demirel’; hâlâ ‘Baba da Baba’ demeye devam ediyorlar…
‘Siyasal İslâmcılar’ yahut ‘İslamcılar’ ise büyük ekseriyetle ‘siyaset sosyologları’nın da ilmen dillendirdikleri ’28 Şubat’ın Mimarı Hakikati’ni, yine dillendiriyorlar. Kaldı ki, ‘İslamcılar’ın veya ‘Siyasal İslamcılar’ın ‘öncü fikir şahsiyeti’, ‘Şairler Sultanı’, ‘Sultan’üş Şuara’ merhum Necip Fazıl KISAKÜREK; ‘Büyük Doğu Dergisi’nin ilgili bir sayısında da ‘Sami Süleyman Demirel GÜNDOĞDU’nun ‘Mason’ olduğunu, hem de sahih, hem de doğru, hem de belgeli bir şekilde, ilgili kapak sayısı ile ‘ilk defa’ deşifre etmişti. Bu sebepten olsa gerek ki; ‘Nurcular’ın ekseriyeti merhum KISAKÜREK’e anti-pati ile bakmaktalar ve ‘medreseler’de gençlerimiz bu şekilde yetiştirilmektedirler…
Yine Türkiye’mize hükmeden, kabaca ‘Solcular’ diyebileceğimiz zihniyetliler ise ŞEHSUVAROĞLU’nun bugünkü ‘Vahdet Gazetesi’nde devurguladığı üzre; ‘gençlikleri Demirel’i sövmekle, yaşlılıkları ise Demirel’i övmekle geçmiş…’ Bakmayın siz, ‘Birgün Gazetesi’ gibi ‘Sosyalist Sol’ zihniyetlilere: ‘Binaenaleyh Kötü Bilirdik…’ Tipik ‘Türk Solu Dergisi’ zihniyeti…
12 Mart’larda ‘Üç Fidan’ dedikleri ‘Deniz-Hüseyin-Ulaş’ın ‘idam kararını imzalaması’ sebebiyle…
Halbu ki, ‘Post Modern Darbe’ dediğimiz 28 Şubat vetiresinde, adetâ ’28 Şubat’ın figüranları’, ’28 Şubat’ın uygulayıcıları’ kimdi?: ‘Sol-cu-lar…’
28 Şubat vetiresinin Cumhurbaşkanına övgüler düzenler kimdi?: ‘Sol-cu-lar…’
Maateessüf kabaca ‘solcular’ dediğimiz ve onlarca ‘franksiyon’a , ‘gruba’, ‘ekole’ ayrışmış zihniyetlileri, neredeyse ‘riyakâlıkta samimî’ olmada, ‘samimî riyakâr’ olmada Türkiye’miz şartlarında geçmek mümkün değil!!!
NETİCE-İ KELAM:
Merhum ‘Sami Süleyman Demirel GÜNDOĞDU’ hakkında, ‘Barajlar Kralı’, ‘Sanayileşmenin Öncüsü’, ‘Hukuku önceleyen’ diye methiyeler yazanlar, Türkiye’mizin ‘ en büyük demagog’udur, diye de yazamıyorlar…
Hele 28 Şubat Post Modern darbe’nin 18. Yılında, ’28 Şubat Sürecinden hukuken de şikayetçi olmadığını’ açıklayan  Ş. KAZAN’lar zihniyetinin temsil ettiği ‘Millî Görüş Hareketi/Erbakan Hareketi’ zihniyetini ‘temsil edenler’ ise ‘Babanın Ölümü’ sonrası neredeyse ‘hezeyanlar serdetiyorlar…
Evet,’ Netekim Öldü.’
Evet, ‘Baba Öldü.’
“-Nasıl bilirdiniz?”
İlkine ‘Zalimler için yaşasın cehennem’ denilir…
İkincisine de ‘Binaenaleyh Allah Bilir…’
Terme, 18.06.2015
İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com

1 Ağustos 2014 Cuma

"NURCULAR" 'TİTRİSİZ MÜTEFEKKİR' SALİH MİRZABEYOĞLU'NA, NÂM-I DİĞER 'KUMANDAN'A "KÖR-SAĞIR-DİLSİZ"

“RİSALE-İ NUR HAREKETİ”,
 NEREDEYSE BÜTÜN “NURCULAR”,
BÖYLE BİR ‘HUKUKSUZLUĞA’,
 ‘KÖR-SAĞIR-DİLSİZ’ KALDILAR!!!



Türkiye’mizde “12 Eylül 1980 Askerî Darbe” sonrası teşekkül eden “fikir-düşünce hareketleri:” 1- ‘Muhammedî Gül Hareketi-Alperenler-Yazıcıoğlu Hareketi’
2- ‘Haçlı Gülü Hareketi –HADEP-BDP-PKK-DTK-KCK Vs.’
3- ‘İslamî Büyük Doğu Akıncılar Cephesi(İBDA-C) Hareketi’
4- ‘Hizbullah-Hürpada Hareketi’
5-‘Genç Parti Hareketi’
6- ‘ İcmal Gençliği-Haydar BAŞ Hareketi’
7-‘Ulusalcılık Hareketi’

Yukarıdaki mezkûr “fikir-düşünce hareketleri”ne “Risale-i Nur Hareketi”ni, “Nur Risaleleri/ Nur Kitapçıkları/ Kitap Merkezli Hareketi” eklemedim. Eklemedim, çünkü “nur kitapçıkları merkezli hareket” diye de târif edilen “Risale-i Nur Hareketi”, kısaca “Nurculuğun” miadı, başlangıcı daha “eski yıllara”, merhum Bediüzzaman Said NURSÎ(k.s.)’nin “ikinci Said dönemine”, “Barla Yılları”na dayanmakta.
Yine yukarıda maddeler hâlinde zikredilen “fikir-düşünce hareketleri”ni, şahsen, bizatihî “yakînen”  ‘tanıma’, ‘anlama’ cehdleri, gayretleri içerisinde oldum. “Sanal âlem”de, “internet”te, “blog”larımda ve “site”mde, bu hususlarla ilgili “yazılı düşüncelerim” de mevcut.
Günümüzde, çok faktörlü sebeplerden, çok unsurlu sebeplerden; hülasa muhtelif/çeşitli sebeplerden; hem yukarıdaki mezkûr “fikir-düşünce hareketleri” ve hem de “Risale-i Nur Hareketi-Nurcular”, birden fazla “franksiyonlara”, birden fazla “klikler”e, birden fazla “ekoller”e, birden fazla “cepheler”e ayrılmış, “bölünmüş” vaziyetteler. Benim kanaatimce de, en son birden fazla “franksiyonlaşma, klik’e ayrışma, ekollere ‘bölünme’” vakıasını, bilhassa Mart 2009 sonrası “süreçte”, “Muhammedî Gül Hareketi-Yazıcıoğlu Hareketi-Alperenler” yaşadı ve 2014’ler Türkiye’sinde de alenen yaşamaktalar.
Bir zamanlar-şimdi yayın tarihini hatırlayamadım- bir gazetede, “Nurculuğun Marksistler gibi neredeyse elliye yakın franksiyona, klik’e, ekol’e ayrıştığı, ‘bölündüğü’” yazılmıştı. Yani, bilebildiğimiz şekli ile “tarihte en fazla franksiyonlaşma yaşayan Harîciler” gibi, “Marksist Sol Hareketler” gibi, güyâ(!)  “din”, “İslâm” menşeîli, “iman hareketi” olduğunu iddia eden “Nurcular” bile çokca franksiyonlara ayrışmış, ‘bölünmüş’ vaziyetteler…

“SİYASÎ ÜMMETÇİ” ZİHNİYETLER-“CEMAATÇİ” ZİHNİYETLER

Hatırlıyorum da, yine “Anadolu toprakları”nda neşvü neva bulmuş olan, hattâ “Yüzde yüz yerli, yüzde yüz millî, yüzde yüz İslâmî hareket” olarak da tarif edilen “Ülkücü Hareket”in mensupları, “12 Eylül 1980 Askerî Darbe “ sonrası “en ağır işkenceler”den, “Filistin askıları”ndan, “haçlı çarmıhlar”dan, kısaca “feleğin çemberinden geçerken” ve geçtikten sonra, “siyasî ümmetçi zihniyetler” diye de târif ettiğimiz günümüzün “Müslümancılar”ı, günümüzün “abdestli kapitalistler”i,  kısaca günümüzün “cemaatçi zihniyetler”i, sürekli bir şekilde hep şunu söylediler: “-Yanlış yaptılar…”
Şimdilerde, 2014’ler Türkiye’sinde, birçok “problemler”, birçok “mes’eleler” karşısında mezkûr zihniyet sahipleri, kendileri için neredeyse “bir kerecik” bile olsa “Yanlış yaptık”, diyemiyorlar…
Son günlerde şahsen bana en fazla “dokunan” ve neredeyse  “ruh burkuntuları” yaşamama  sebep olan mes’ele ise zikredilen “siyasî ümmetçi-müslümancı-abdestli kapitalist-cemaatçi zihniyetler”in; bilhassa da “Nurcu Gövde Biziz Biz”, diyen “Yeni Asya Ekolu” gibi neredeyse bütün “Nurcular”ın; yine bir başka “fikir-düşünce hareketi” olan; “İslâmî Büyük Doğu Akıncılar-Cephesi”(İBDA-C) Hareketi Lideri-Mimarı Mütefekkir, Kumandan namlı “ Salih MİRZABEYOĞLU’nun, bir “Ramazan Ayı”nda, 22. Temmuz. 2014’de, “tahliye” edilmesine; hattâ “tahliye” ve neticede “hukukî” tabir ile “beraat” etmesine neredeyse hiçbir “katkı” yapmayışları, ya-pa-ma-yış-la-rı; adetâ “kör-sağır-dilsiz” kalmalarıdır…
Halbu ki, Salih MİRZABEYOLU, yaşadığımız son yarım asırda , “Türk-İslâm Medeniyeti’nin İhyâsı Dâvâsı”nda yetişen en mühim “mütefekkir”lerimizden de olan, nam-ı diğer “Kumandan”; 16(onaltı) gün değil, 16(onaltı) hafta değil, 16 (onaltı) ay değil; tamı tamına 16(on altı) yıl “zindan”da, “Bolu Medrese-i Yusufîyesi”nde, üç metrekarelik hücrede, zaman zaman “Telegram İşkencesi” denilen asrımızın “son işkence türleri”nden; “Beyin, Zihin Kontrolü İşkencesi”ne kesif bir şekilde marûz kalmış bir “fikir-düşünce hareketi”nin “mimarı”, “lideri”, üstelik de meşhur “28 Şubat Post Modern Darbesi”nin de mağduru…
Doğrusu, “kendi hukukları”na basılınca, “evrensel hukuk naraları” atan; bilhassa da 17 Aralık 2013, bence “Dost Modern Darbe” de-ni-le-me-cek, her seçim sürecinde Türkiye’mizin yaşadığı klasiklerden olan “olay” akabinde siyasî iktidar ile “ortaklığı” bozulan, literatüre “Gülen Hareketi”, “Gönüllüler Hareketi, Hizmet Hareketi “olarak da geçen, kısaca “F(ethullah) Tipi Nurculuğun”, nasıl oluyor da bir başka “din kardeşi”nin “zulmü”ne “kör-sağır-dilsiz” kalıyor; doğrusu anlamış değilim! Böyle bir “acı ve katı gerçeği” asla ve kat’a kabullenemediğim gibi; hiç de yakıştıramıyorum…
Zaman’lar, Bugün’ler, internetteki siteleri, benim takip edebildiğim “nurcu haber siteleri”, nasıl oluyor da bu derecede “kör”leşiyorlar, bu derecede “dilsiz”leşiyorlar, bu derecede “sağır”laşıyorlar..
Doğrusu DUMANLI’ların yazıları hiç de inandırıcı ge-le-mi-yor bana!!!
“Mazlumlara ümid, zalimlere korku” şiârını şiâr edinmiş bir “zihniyet” sahibi olmaya gayret eden biri olarak; yaşadığımız zaman dilimindeki “Türk-İslâm Medeniyeti’ni İhyâ Dâvâsı”ndaki en güzel “rol model”, en güzel “misâl” olabilecek , hem de “Ehl-i Sünnet Ve’l Cemaat” dairesindeki  “titrisiz bir mütefekkir”imize, Salih MİRZABEYOĞLU vakıâsına, nam-ı diğer “Kumandan”ın “tahliye”sine bu derecede “çok maymunları oynarcasına” bigâne kalanları Allah’a havale ediyorum..
Bilhassa da, “Nurcu Gövde Biziz Biz” ‘öğünmeleri’ içindeki “Yeni Asya Ekolü” mensuplarına, “TRT 1 Reis-i Cumhur-Süleyman Demirel Belgeseli”ni izlemelerini tavsiye ederim…

NETİCE:
Öğretmenliğimin “Şanlıurfa Yılları”nda, bir “tevafûk” sonrası elime geçen haftalık “Baran  Dergisi” ile başlayan aşinâlığım elbette devam etmekte. “Ne kadar da çok bilmediklerim varmış!”, dediğimi de hatırlıyorum.
Yıllardır ve zaman zaman günümüzde de bana , benim gibilere “Devlet Düşmanı” diyenlere verilecek “en güzel cevaplar”dan biri de, “İslâmî Büyük Doğu Akıncılar Cephesi(İBDA-C) Hareketi”nin ‘Lideri’, ‘Mimarı’  “Titrisiz Mütefekkir “ Salih MİRZABEYOĞLU’nun, nam-ı diğer ‘Kumandan’ın 22. Temmuz. 2014’deki, bir “Ramazan Ayı”ndaki ‘tahliyesi’ akabinde neşredilen “haftalık Baran Dergisi”de de yer alan “şu cümleleri” olsa gerek: “Devlet Düşmanı dediğin hadise menfaatin olduğu yerde olur. Menfaatin olmadığı yerde böyle bir şey söz konusu olmaz. Davası için ölümü göze almış bir adama bu söylenmez.”(*)
Evet, “HERKESE ADALET!!!.”
01.                    Ağustos. 2014
İsmet GÜLTEKİN


(*): Baran Dergisi, Yıl.:8, Sayı: 394, 31 Temmuz 2014, s. 4