27 Aralık 2018 Perşembe

TERME'MİZİN YAŞARKEN UNUT(TUR)ULAN DEĞERİ:"BİZİM CEMİL"/CEMİL ÖKSÜZ

TERME’MİZİN YAŞARKEN UNUT(TUR)ULAN DEĞERİ:

      “BİZİM CEMİL”/CEMİL ÖKSÜZ




Cemil ÖKSÜZ

1958 Samsun doğumlu, İlk-ortaokulu Terme’de, liseyi Samsun’da okudu. Adana İktisat ve Ticari Bilimler Akademisi, Mühendislik Bilimler Fakültesi İnşaat bölümünden 1981 yılında mezun oldu. Lise yıllarında ve üniversitede gençlik hareketlerinde M.T.T.B (Millî Türk Talebe Birliği)saflarında bulundu. Büyük Doğu(Necip Fazıl KISAKÜREK), Diriliş(Sezai KARAKOÇ) ekolleri ile ilgilendi.”(*)



“Biyografi”si kısaca böyle…
“Terme’mizin Çocuğu” yani…
“Terme Güdürüp/Yalı Mahallesi”nden…
“ÖKSÜZ”lerden…
Aslen ‘Trabzonlular…’
Sizlerin “Cemil BASKIN”ları, hattâ “Cemil DÜRÜMLÜ”leri var ise; bizlerin de, bu fakirin de, “Bizim Cemil”i, “Cemil ÖKSÜZ”ü var!!!
Tıpkı yine bu fakirin; hâlen Şanlıurfa Türk Ocağı Şube Başkanlığı hizmetine devam eden; “Elaziz”in, “Harput”un ‘Yiğit Delikanlısı’ “Bizim Cemil” gibi…
“Türkiye’mizin Fikir/ Düşünce Hareketleri”nden; -‘Biyografi’sinde de okuduğunuz üzre-“Sulta’nüş Şuara/Şairler Sultanı” merhum Necip Fazıl KISAKÜREK ile de “özdeşleşmiş” “Büyük Doğu Hareketi”ne; hâlen hayatta olan, ‘Diyar-ı Bekr’in güzîde insanı, mütefekkiri, şairi Sezâi KARAKOÇ’un “Diriliş Hareketi”ne;”Millî Türk Talebe Birliği(M.T.T.B.) Hareketi”ne ; hattâ bu fakirin de yakînen bildiği üzre; “Risale-i Nur Hareketi”ne de “aşinâ” bir şahsiyet…
“Eli kalem tutan” bir şahsiyet de…

           TERME’MİZ STRATEJİK BİR “KASABA!!!”


Maateesüf, muhtelif sebeplerden; “unutulan”,”unutturulan”;”unut(tur)ulan bir şahsiyet de…
Maateessüf, daha nice “Termeli Şahsiyetler” gibi; “İslamcı/Siyasal İslamcı” Edebiyatçı-Yazar-Şair Ahmet SEZGİN’in, 2012’de yayınladığı “Termeli Yazarlar ve Şairler Ansiklopedisi” isimli eserine de ‘girememiş’ bir şahsiyet de…
“Muhtelif sebepler”, diye yazdım..
Hâlâ “İnculuz”un seneler öncesi “tarif” ettiği üzre; ‘zihniyet’ olarak da, ‘Kasaba Zihniyeti’ni bir türlü aşamamış, “Stratejik Terme İlçe”mize “hükmeden”ler; öyle ‘herkese’, tabiri caizse “Yürü Ya Kulum!”, demiyor, diyemiyor…
“Tehlikeli/Potansiyel Tehlikeli Şahsiyetler”den…
Öyle “herkese, merkeze” ‘eyvallahı olmayan’ şahsiyetlerden…
“İmalat Hâtâsı Nesiller”den…
“Standart dışı”, “Sistem dışı”, “Düzen dışı” şahsiyetlerden…
Hele de; “İsmet, bu İmam-Hatip Nesli(mevcut siyasî irade kadroları),bu vatana ihanet etmezler” düşüncesinde de olan bir şahsiyet…
On yedi seneyi bulan mevcut siyasî iradeye de, tabiri caizse “mıyışmayan” bir şahsiyet de…
Hatırlıyorum da, Terme’mize geldiğinde, etrafındakilere “sohbeti”ni, “hasbihal”ini de dinlettirebilen bir şahsiyet de…
 
               VELÂKİN…
Yaşadığımız “seçim süreci”nde, bazı siyasîler, televizyon ekranlarında; “-Birikiminiz var ise siyaset yapacaksınız, topluma hizmet edeceksiniz” manasında cümleler sarfediyorlar ya!!!

Demeye getiriyorlar ki; “Termeli nice birikimi olanlar, siyaset yolu ile topluma hizmeti tercih etmeyerek, kendilerine yazık ediyorlar!!!”
Yaaa!? Acaba!?
“Topluma, millete hizmet etmenin başkaca da yolları yok mu!?”, yani..

          ELHÂSIL

Bir ‘kadın romancı’mızın da ‘roman ismi’ olarak hatırladığım; “Bize Nasıl Kıydınız?” veya “Nasıl Harcandık?”  ‘romanları’nda anlatılmak istenilen gibi; âdeta “01.01. doğumlu” ‘Anadolu Çocukları’nın, “gözlerinin yaşına bakmıyor”; “Roma’nın Çocukları…” “Romus ve Romülüsü emziren”, “Roma’nın Dişi Kurtları…”
Evet, “Bizim Cemil” de öyle…
“Yaşarken Unut(tur)ulan Nesiller”den…
“Terme’mizin Çocuğu…”
“Özgün Müzik Sanatkârı”, “Kırım Türkleri”nden de olduğunu öğrendiğimiz Hasan SAĞINDIK’ın da dediği üzre: “- Beni Yaşarken Anla…”
Vesselam…
Terme, 27.12.2018
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

Dip Not:


(*): www.duşunuryazar.com

25 Aralık 2018 Salı

D.Mehmet DOĞAN'A..."ABDÜLHAMİD'İN SON BÜYÜK OSMANLI PADİŞAHI OLDUĞUNDA ŞÜPHE YOK." ÖYLE Mİ!?

D.Mehmet DOĞAN’a…

“ABDÜLHAMİD’İN SON BÜYÜK OSMANLI PADİŞAHI
 OLDUĞUNDA ŞÜPHE YOK.”
ÖYLE Mİ!?


“D.” Yani “Deli” veya “Dahi” “Mehmet DOĞAN”ın beş seneyi aşan süredir, yazılarını okuyor ve takip ediyorum.
Meşhur “Batılılaşma İhaneti” isimli eserini ise seneler öncesinde almıştım…
“Türkiye Yazarlar Birliği Şeref Başkanı”, biliyorsunuz…
“Yaşar KEMAL”in vefâtı sebebiyle yazdığı ; “Yeni AKİT Gazetesi”eski  kadrosundan, YENER’in öncülüğünde çıkan  ve FETÖ/PDY terör örgütü bağlantısı sebebiyle kapanan “Vahdet Gazetesi”nin ‘logo üstü’, ‘sürmanşet’in den neşredilen; sözde “Yahudi Aleyhtarlığı” yazısına da, “fikir öfkesi” ile “öfkelenmiş” ve “D.”ya hiç yakıştıramamıştım…
Bugünkü “Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar”(*) yazısı da, “fikir öfkeme” sebep olan ikinci yazısı oldu.
Rahmetli Mehmet Âkif ERSOY, adeta “istibdat” sebebiyle, bir “münevver” ve bir “mütefekkir” olarak; rahmetli “Abdülhamid-i Sani Han”a, “başkaldırırken; “Hakk’ın hatırını âli” tutmaya gayret ederken; sizler, adeta “Konjöntürel Aydın Müsveddesi(!!!)”, âdeta “Konjöntürel Muharrir Taslağı(!!!)” olarak; neredeyse onyedi(17) senedir, mevcut siyasî iradeye, kaç defa “başkaldırıcı yazılar” yazdınız ki!?
Doğrusu, bendeniz hiç mi hiç hatırlayamıyorum…
   “İSLÂMCILAR/SİYASAL İSLAMCILAR”DAN; SADECE “ÜLKE TV GRUBU” ANLADI

Mezkûr yazınızdaki,”Abdülhamid’in son Osmanlı padişahı olduğunda şüphe yok” diye bir cümleniz de var.
‘Hakikat’en, “Abdülhamid-i Sani Han/İkinci Abdülhamid Han, son büyük Osmanlı padişahı” öyle mi?
“Otuz üç senelik saltanı döneminde, bir karış toprak parçası kaybettirmemiştir.” Öyle mi?
“Bir karış toprak parçası kaybettirmemiştir” velâkin; “Bir buçuk milyon kilometre kare toprak parçasını kaybettirerek”, “Osmanlı Padişahları içerisinde, en fazla toprak parçasını kaybettiğimiz Padişahımızdır…”
İnanmıyorsanız, mezkûr “Ülke TV Grubu”na sorunuz…
İnanmıyorsanız, “İstanbul Osmanlı Araştırmaları Vakfı(OSAV)”nca basılıp, neşredilen “Bilinmeyen Osmanlı” eserine bakınız, görünüz…
İnanmıyorsanız, Şevket Süreyya AYDEMİR’in alakalı eserine bakınız ve görünüz…
“Mısır gitti, Mısır…”
“Kıbrıs gitti, Kıbrıs…”
 Çok ağır olacak amma, “Filistin gitti, Filistin..”
Sadece bu kadar da değil; “Düyun-u Umumiye Mes’eleleri…”
“Samsun’da Tütüncüler katliamı…”
Daha geçenlerde, ‘sosyal medya’ da da yer alan; “Vergiler sebebiyle, Samsun halkının, Erzurum halkının ayaklanmaları…”
Niçin “Abdülhamid-i Sani/İkinci Abdülhamid Han Dönemi”ne, bir “TRT Dizi Filmi Payitaht Abdülhamid” “vülger”liği, “yüzeysel”liği, “sığlığı” ile bakıyor ve görüyorsunuz!?
“Üç tarikatten olmak”, “bir buçuk milyon kilometre kare toprak kaybımızı” önleyemedi…
“Deli”misiniz, “Dahi”misiniz, Allah bilir ;velâkin “D.” Olduğunuz kesin!!!
Niçin bir “tarihî döneme”, ‘bütüncül’, ‘şumüllü’ bakıp, göremiyorsunuz?
 Sözde “gayr-ı resmî tarih” sözcüsü olarak da. unutmuş olabilirsiniz.Velâkin  daha hâlâ, 2018’lerde, okullara, “Sultan Vahideddin Han” resimlerinin asılamadığını biliyor musunuz?
Yoksa ekser “İslamcılar/Siyasal İslamcılar” gibi, mevcut siyasî iradeye hiç mi hiç “dokunmadan”, “kazanımlar” elde etme peşinde misiniz?
Böyle bir “vakıâ”; “Aydınların Namusu”nun neresine düşüyor ki?!
Bu fakirin tarifine göre, olsa olsa “Konjönktürel Aydınlar”dan olmalısınız!!!
Vesselam…
Salıpazarı, 25.12.2018
İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Not:

(*): D. Mehmet DOĞAN, “Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar”, Karar Gazetesi, 25. 12.2018,Salı 

22 Aralık 2018 Cumartesi

SEYYİD AHMET ARVASÎ HOCAMIZ ve BAZI MES'ELELER

VEFÂTININ 30. “SENEY-İ DEVRİYE”Sİ ÜZERİNE…

“EVLÂD-I RASÛL”/SEYYİD” MERHUM  AHMET ARVASÎ HOCAMIZ
ve
BAZI MES’ELELER


“Müslüman Türk’ün Büyük Şahsiyetleri”ni “Yâd Etme Programı”, zaman zaman “Belirli Gün ve Haftalar Programları”nı çağrıştırmakta…
Bakıyor ve görüyorum ki; “Dargın Kurtların Başbuğu”, rahmetli Hüseyin Nihal ATSIZ’ları “yâd programları”nda,âdeta “Benim oğlum ‘Binâ’ okur; döner döner yine okur!” dercesine, “yeni bir şeyler söyleyemeden”, “eskinin tekrarlarını tekrar ederek” “yâd” edildi…
“Yeni bir şeyler”; niye hâlâ “Bozkurtların Ölümü” ve “Bozkurtların Dirilişi”, meselâ, bir “Animasyon Filmi” yapılamıyor!?
Niçin, “Ruh Adam” gibi, “Deli Kurtlar” gibi “romanları”, “sinema filmleri”ne, “dizi filmlere” hâlâ dönüştürülemiyor!?
Niçin, meselâ bir “Dalkavuklar Gecesi”, bir “Z Vitamini”, “Animasyon Filmlere”, “Sinema Filmleri”ne aktarılamıyor ki!?
ARVASÎ HOCA’MIZ…
Ve hâlâ “Başbuğ Atatürk” dahil, “Büyük Şahsiyetler”imize, “şûmüllü”, “bütüncül” bakamayışımız, değerlendiremeyişimiz…
“Amerika, Atatürk’e ‘terörist’ diyor; bazı ‘Nur Talebeleri’ de ‘Deccal’ demeye devam ediyorlar ve “ortak payda” da, “Yeni Türk Devleti”mizin, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti”mizin”, “Halaskar-ı İslâm”ı, “Ehl-i Beyt Soylu”, “Kutb’ul Aktap”, sapına kadar “Müslüman Türk “ “Atatürk Düşmanlığı”n da “örtüşüyorlar…”
Hiç düşündünüz mü!?
“Kelam”ı, “söz”ü şuraya getireceğim. “Milliyetçi-Ülkücü Hareket”in içinde “orijinal bir mektep/ekol” ün “bânisi”, “çığır açısısı” , “Nizâm-ı Âlem Ülkücülerinin Başbuğu” rahmetli Seyyid Ahmet ARVASÎ Hoca’mız; “bütün eserleri”nde, bir defacık ‘Bediüzzaman’; bir defacık “Said NURSΔ, bir defacık “Bediüzzaman Said NURSΔ, bir defacık “Risale-i Nur Külliyatı”, niye ya-za-ma-dı!?
Bir ikincisi, merhum ARVASÎ HOCA’mız da “Eğitimci” olduğu hâlde; “Başbuğ Atatürk”, “Müslüman Türk Atatürk” hakkında, “düşünceleri”ni, “fikirleri”ni, “görüşleri”ni, niye yazamadı, niye bu mes’ele de “kalem oynatamadı!?”
Hiç mi “kalem oynatamadı” veya tersi ise; hâlâ “efkâr-ı umumiye”, “kamuoyu” niye bilemiyor!?
“TÜRKİYE GAZETESİ” ve MERHUM ARVASÎ HOCA’MIZI YÂDI

“12 Eylül1980”den sonra da, “fikir mücadelesi”ni, “Türkiye Gazetesi”ndeki “Hasbihâl” isimli köşesinde devam ettirmiş olan merhum ARVASÎ HOCA’mızın, senelerdir , kendi orijinal üslubu ile kendi gündemini kendi belirlemek ile hadi diyelim,kabaca “köşe yazarlığı” yaptığı “Türkiye Gazetesi” ‘de; “kurulduğu tarihten bu yana”, bir defacık “Bediüzzaman”; bir defacık “Said NURSΔ; bir defacık “Bediüzzaman Said NURSΔ; bir defacık “Risale-i Nur Külliyatı” yazamamış bir “mevkûte”, bir “gazete” olduğunun “farkında mısınız!?”
Niye!!!
Yahut “5N1K”ca dersek; “Neden? Niçin? Nasıl? Ne zaman? Kim? Kimler?”
ARVASÎ HOCA’MIZ ve “KÜRD LİSÂNI”/KÜRTÇE”
Bundan seneler önce de, bendenizin yazdığı ve “dillendirmeye” çalıştığı üzre; merhum Seyyid Ahmet ARVASÎ Hoca’mız; üstelik bir “Şark Çocuğu” da olması hasebiyle “Kürt Dili”ni, “Kürt Lisânı”nı, “Kürtçe”yi niye ‘kabul’ edememiş!?
Günümüzde “Devletimiz”, artık ‘resmen’ “Kürtçe Ders Kitapları” basmakta ve “Okullarda okutmakta…” “Kirmançi”, “Zazaki” hâ kezâ…
“TRT-Kurdî”,hâ kezâ…
Bazı mütefekkir kalem erbabları; “Ekrâd/Kürtler olmasaydı, Osmanlılar da (Osmanlı=Türkler) olmazdı”, demeye getiriyorlar…
“Doğu Anadolu Gerçeği” isimli eserinde, “Ekrâd”ın, “Kürtlerin Mes’eleleri”ne ‘yaklaşımı’ ve ‘değerlendirilişi’, tamamiyle ‘doğru’ mu idi ki!?
Meselâ, merhum ARVASÎ HOCA’mızın “Kürtçe’ye Bakışı” doğru mu idi?
Ya “Bilgeoğuz yayınevi”nce neşredilen “12 Eylül Yusufîye Medresesi Hayatını” anlattığı “Mamak Günleri” isimli eserinde dile getirdiği “ağır öz-eleştirilere” ne demeli ki!?
ELHÂSIL:
 “12 Eylül Sonrası”, “17 yaşında, tığ gibi İ.T.Ü.’lü talebe iken;İstanbul Beyazsaray Çarşısı “Türkmen Kitapevi”ndeki “Milliyeçi-Ülkücü Buluşma”da, bendenize “ikram” ettiği ve “Allah(c.c.) seni muhafaza eylesin.” (Âmin) Duâsı  bereketiyle de, hâlâ yaşamaya devam ediyorum…
Vesselâm..
Salıpazarı, 21.12.2018
İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
NOT: “Size Sesleniyorum-1 Türkiye Gazetesi Yazıları” ile “Size Sesleniyorum -2 Türkiye Gazetesi Yazıları” kitap hâlinde basılıp neşredilmesine rağmen; “Türkiye Gazetesi’ndeki Bütün Yazıları”nı meydana getirecek olan “Size Sesleniyorum-3 Türkiye Gazetesi Yazıları”; “Size Sesleniyorum-4 Türkiye Gazetesi Yazıları” ve “Size Sesleniyorum-5 Türkiye Gazetesi Yazıları”, aradan geçen senelere rağmen, hâlâ basılıp yayınlanamamıştı

HÂTIRALAR: ÂKİF-İ SÂNİ/İKİNCİ ÂKİF MERHUM ALİ ULVİ KURUCU:"-SENİN ADIN NE!?"

HÂTIRALAR:
ÂKİF-İ SÂNİ/İKİNCİ ÂKİF MERHUM ALİ ULVİ KURUCU:
“SENİN ADIN NE!?”


“Türkiye Gazetesi”nin, “İhlas Holding”in ‘Cağaloğlu” yılları…
Daha “Plaza” olamadığı yıllar…
1990’lı yılların ilk başları…
Merhum Enver Abiler’in,Merhum Ahmet KABAKLI Hocaların, İrfan ATAGÜN’lerin, Kerküklü Ömer ÖZTÜRKMEN’lerin, hayatta olduğu yıllar…
“Şeyh’ül Muharrîrin/Muharrîrlerin Şeyhi”, “Rıfaî Şeyhi” KABAKLI Hoca’mızın, Türkiye Gazetesi’ndeki “ilk sekreteri” olduğum yıllar…
‘Dayısız,torpilsiz, rüşvetsiz, partizansız’ bir şekilde Rabbimin, bendenizi ‘nasiplendirdiği’ yıllar…
Her Cuma günü yemeklerin en güzeli, en kalitesi çıkardı…
Yine bir Cuma günü, rahmetli KABAKLI Hocamızın odası ile bitişik , Türkiye Gazetesinin Baş Muharriri rahmetli Kerküklü Ömer ÖZTÜRKMEN’in odasına çağrılmıştım…
Türkiye Gazetesi, Cağaloğlu, meşhur ‘Güle Güle Apartmanı…’
Sandalyede mütevazı ve edebli bir şekilde oturmuş, nuranî sakallı bir zât ile “rube rû”, birebir, karşı karşıyayım.
Suâl eyledi: “- Senin adın ne?”
Cevapladım: “-İsmet” dedim…
Sessizliğe büründü ve daha da bir şey sormadı…
Yine aynı zâtı, İstanbul Fâtih semtinde, bidayeti de, nihayeti de “terör örgütü imiş meğerse” dedirten; FETÖ/PDY’nin bir “kurumunda”, “himmet gecesi”nde de görmüştüm…
“ÂKİF-İ SÂNİ/ İKİNCİ ÂKİF”RAHMETLİ ALİ ULVİ KURUCU

Çok sonraları öğrendim ki; meğerse “-Senin adın ne?”, diye suâl tevcih eden zât, Konyalı, rahmetli Ali Ulvi KURUCU Efendi imiş…
Yarım asırdan fazla Medine-i Münevvere’de ikâmet eden…
Merhum Bediüüzzaman Said NURSÎ(k.s.)’nin “Tarihçe-i Hayat”ına, “Sözbaşı”, “Önsöz” yazan…
Mütefekkir, muharrir ve şair rahmetli Ali Ulvi KURUCU Efendi…
Hâni şimdilerde, en üst perdelerden; “Yeni ÂKİFLER lazım”, diyorlar ya…
Bir de “hızlarını alamayıp”, “Yeni Nazım Hikmetler lazım” diye yazılıp-çiziliyor ya!!!
“Yeni ÂKİFLER lazım”ı anladık da, “Yeni Nazım Hikmetler” ‘niye lazım’ ki?
Bir tahkik ediyorsunuz; güyâ “Nazım Hikmet RAN”, “Millî Mücadele’yi desteklemiş…Kuvay-ı Milliye Destanı tiyatro oyununu yazmış…Meşhur bilinen “kısrak başı” kelime grubunun geçtiği şiiri yazmış…” da…
Eeeee…
Bir tahkik ediyorsunuz ki, “Millî Mücadele Yılları”nda, bir “öğretmen”, olarak, “Marksist Faaliyetler” de bulunmuş ve “vatanı Rusya’ya kaçmış…”
Bu mu yani, “Millî Mücadeleye Destek…”
Her neyse…
Neredeyse “en üst perde”den, “Yeni Âkifler lazım”, diyorlar, yazılıp- çiziliyor ya…
Bendeniz de dünden beri, kendi kendime mırldanıyorum:” Öyle kolay mı? Mes’eleye şûmüllü /bütüncül bakmak ve görmek lazım..Rahmetli Mehmed Âkif ERSOY’un başına neler neler gelmiş.. Bir de madalyonun öbür yüzü var… Âdeta ’İsmet İNÖNÜ’ gibi ‘Atatürk Düşmanı” ‘İslamcı İsmail KAHRAMAN’ bile oğlunun ölümüne sebep olmuş!!! Vesaire…”
Ve bugün ise, bir Cuma günü, biz “Müslümanların Bayram Günü”, yine Rabbim ‘nasiplendirdi” de, “ÂKİF-İ SÂNİ/İKİNCİ ÂKİF” merhum Ali Ulvi KURUCU Efendiyi hatırlattı…
“Gönüllerin Fatihi Büyük Üstada” şiirinden iki dörtlük:
“Ey başlara cennetlerin ufkundan inen tac!...
Âlem senin irfanına, irşadına muhtaç…
Derya gibi nurlar taşıyor her eserinden,
“Allah”a giden Nurcuların rehberisin sen…
“Nur yolcusu” insanlığa örnek olacaktır,
Kudsî heyecanlarla, gönüller dolacaktır..
Mefkûresi, günden güne erdikçe kemale,
Gark olmada iç Âlemi, en tatlı visale…”
Ya “AYASOFYA” şiirindeki dört beyit’in demek istediği:
“Fâtihleri ağlatmada, hâlin, Ulu Mâbed..
Yâdın, kanar imânlı gönüllerde müebbed!...
“Çan sesinde, seni kurtarmış ezanlar nerede?
Hani bülbül gibi Kurân okuyanlar nerde”
“Gizli kurşunla, habersizce vuruldun mu bugün?..
Dönmeler, dans ederek yapmada karşında düğün…”
“Çağıdır ağlamanın, ey Ulu Mâbed, ağla!...
İntikam aldı firenkler, seni ağlatmakla!...”
“Bu elim fâcia billâhi, yürekler acısı,
Müslüman Türk’ün evet şimdi bu en kanlı yası!!!..”
Kabrine “ışık” değil; “nurlar yağa…” vesselam…
Salıpazarı, 21.12.2018
İsmet GÜLTEKİN

Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

SEYYİD AHMET ARVASÎ HOCAMIZ ve BAZI MES'ELELER

VEFÂTININ 35. “SENEY-İ DEVRİYE”Sİ ÜZERİNE…

“EVLÂD-I RASÛL”/SEYYİD” MERHUM  AHMET ARVASÎ HOCAMIZ
ve
BAZI MES’ELELER


“Müslüman Türk’ün Büyük Şahsiyetleri”ni “Yâd Etme Programı”, zaman zaman “Belirli Gün ve Haftalar Programları”nı çağrıştırmakta…
Bakıyor ve görüyorum ki; “Dargın Kurtların Başbuğu”, rahmetli Hüseyin Nihal ATSIZ’ları “yâd programları”nda,âdeta “Benim oğlum ‘Binâ’ okur; döner döner yine okur!” dercesine, “yeni bir şeyler söyleyemeden”, “eskinin tekrarlarını tekrar ederek” “yâd” edildi…
“Yeni bir şeyler”; niye hâlâ “Bozkurtların Ölümü” ve “Bozkurtların Dirilişi”, meselâ, bir “Animasyon Filmi” yapılamıyor!?
Niçin, “Ruh Adam” gibi, “Deli Kurtlar” gibi “romanları”, “sinema filmleri”ne, “dizi filmlere” hâlâ dönüştürülemiyor!?
Niçin, meselâ bir “Dalkavuklar Gecesi”, bir “Z Vitamini”, “Animasyon Filmlere”, “Sinema Filmleri”ne aktarılamıyor ki!?
ARVASÎ HOCA’MIZ…
Ve hâlâ “Başbuğ Atatürk” dahil, “Büyük Şahsiyetler”imize, “şûmüllü”, “bütüncül” bakamayışımız, değerlendiremeyişimiz…
“Amerika, Atatürk’e ‘terörist’ diyor; bazı ‘Nur Talebeleri’ de ‘Deccal’ demeye devam ediyorlar ve “ortak payda” da, “Yeni Türk Devleti”mizin, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti”mizin”, “Halaskar-ı İslâm”ı, “Ehl-i Beyt Soylu”, “Kutb’ul Aktap”, sapına kadar “Müslüman Türk “ “Atatürk Düşmanlığı”n da “örtüşüyorlar…”
Hiç düşündünüz mü!?
“Kelam”ı, “söz”ü şuraya getireceğim. “Milliyetçi-Ülkücü Hareket”in içinde “orijinal bir mektep/ekol” ün “bânisi”, “çığır açısısı” , “Nizâm-ı Âlem Ülkücülerinin Başbuğu” rahmetli Seyyid Ahmet ARVASÎ Hoca’mız; “bütün eserleri”nde, bir defacık ‘Bediüzzaman’; bir defacık “Said NURSΔ, bir defacık “Bediüzzaman Said NURSΔ, bir defacık “Risale-i Nur Külliyatı”, niye ya-za-ma-dı!?
Bir ikincisi, merhum ARVASÎ HOCA’mız da “Eğitimci” olduğu hâlde; “Başbuğ Atatürk”, “Müslüman Türk Atatürk” hakkında, “düşünceleri”ni, “fikirleri”ni, “görüşleri”ni, niye yazamadı, niye bu mes’ele de “kalem oynatamadı!?”
Hiç mi “kalem oynatamadı” veya tersi ise; hâlâ “efkâr-ı umumiye”, “kamuoyu” niye bilemiyor!?
“TÜRKİYE GAZETESİ” ve MERHUM ARVASÎ HOCA’MIZI YÂDI

“12 Eylül1980”den sonra da, “fikir mücadelesi”ni, “Türkiye Gazetesi”ndeki “Hasbihâl” isimli köşesinde devam ettirmiş olan merhum ARVASÎ HOCA’mızın, senelerdir , kendi orijinal üslubu ile kendi gündemini kendi belirlemek ile hadi diyelim,kabaca “köşe yazarlığı” yaptığı “Türkiye Gazetesi” ‘de; “kurulduğu tarihten bu yana”, bir defacık “Bediüzzaman”; bir defacık “Said NURSΔ; bir defacık “Bediüüzzaman Said NURSΔ; bir defacık “Risale-i Nur Külliyatı” yazamamış bir “mevkûte”, bir “gazete” olduğunun “farkında mısınız!?”
Niye!!!
Yahut “5N1K”ca dersek; “Neden? Niçin? Nasıl? Ne zaman? Kim? Kimler?”
ARVASÎ HOCA’MIZ ve “KÜRD LİSÂNI”/KÜRTÇE”
Bundan seneler önce de, bendenizin yazdığı ve “dillendirmeye” çalıştığı üzre; merhum Seyyid Ahmet ARVASÎ Hoca’mız; üstelik bir “Şark Çocuğu” da olması hasebiyle “Kürt Dili”ni, “Kürt Lisânı”nı, “Kürtçe”yi niye ‘kabul’ edememiş!?
Günümüzde “Devletimiz”, artık ‘resmen’ “Kürtçe Ders Kitapları” basmakta ve “Okullarda okutmakta…” “Kirmançi”, “Zazaki” hâ kezâ…
“TRT-Kurdî”,hâ kezâ…
Bazı mütefekkir kalem erbabları; “Ekrâd/Kürtler olmasaydı, Osmanlılar da (Osmanlı=Türkler) olmazdı”, demeye getiriyorlar…
“Doğu Anadolu Gerçeği” isimli eserinde, “Ekrâd”ın, “Kürtlerin Mes’eleleri”ne ‘yaklaşımı’ ve ‘değerlendirilişi’, tamamiyle ‘doğru’ mu idi ki!?
Meselâ, merhum ARVASÎ HOCA’mızın “Kürtçe’ye Bakışı” doğru mu idi?
Ya “Bilgeoğuz yayınevi”nce neşredilen “12 Eylül Yusufîye Medresesi Hayatını” anlattığı “Mamak Günleri” isimli eserinde dile getirdiği “ağır öz-eleştirilere” ne demeli ki!?
ELHÂSIL:
 “12 Eylül Sonrası”, “17 yaşında, tığ gibi İ.T.Ü.’lü talebe iken;İstanbul Beyazsaray Çarşısı “Türkmen Kitapevi”ndeki “Milliyeçi-Ülkücü Buluşma”da, bendenize “ikram” ettiği ve “Allah(c.c.) seni muhafaza eylesin.” (Âmin) Duâsı  bereketiyle de, hâlâ yaşamaya devam ediyorum…
Vesselâm..
Salıpazarı, 21.12.2018
İsmet GÜLTEKİN

Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

18 Aralık 2018 Salı

TERME'MİZİN EN MODERN/ÇAĞCIL MİMARÎ YAPILI BİNA, NEREDEYSE İKİ BUÇUK SENEDİR ÂTIL VAZİYETTE!!!

TERME’MİZİN EN MODERN/ÇAĞCIL MİMARÎ YAPILI BİNA,
NEREDEYSE İKİ BUÇUK SENEDİR ÂTIL VAZİYETTE!!!

·        FETÖ/PDY TERÖR ÖRGÜTÜNE AİT “TERME SAKARYA DERSHANESİ” BİNASI, HÂLÂ ÂTIL VAZİYETTE!!!


                    Terme’mizin   belki de en modern, en çağcıl binası,FETÖ/PDY Terör Örgütüne ait “Terme Sakarya Dershanesi” binası, 15 Temmuz. 2016 Darbe/İşgal Girişimi sonrası, neredeyse iki buçuk senedir hâlâ âtıl vaziyette...
                  Terme’mizin  en büyük mahallesi “Frenk Mahallesi”ndeki, “pardon”(!) “Fenk Mahallesi”ndeki ,hâlâ âtıl vaziyette duran FETÖ/PDY Terör Örgütüne ait “Terme Sakarya Dershanesi”binası, üstelik, Terme’mizdeki, hem resmî,  sivil “binaları” içerisindeki, belki de en modern ve en çağcıl binası…
                   “Zihnî Emperyalizm” muktezasınca, bir türlü Terme’miz “efkâr-ı umumiyesi/kamuoyuna” ‘gündem’ e getirilemeyen mezkûr mes’eleye yönelik, kabaca “ilgili ve yetkililer”, ne zaman “Hâl Çaresi” bulacaklar? Merak mevzûu…
                    Geçen aylarda, sağlık hizmetine kapatılan Terme’miz “Eski Devlet Hastahanesi” ise “Adalet Bakanlığı”na devredilmişti…

                    Esasında, “Nizâm-ı Âlem Fütüroloji Üniversitesi” binası olarak da kullanılabilecek bir modern/çağcıl bina…
                   Vesselâm….
          18.12.2018
İsmet GÜLTEKİN

Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

EDEBİYATÇILARIMIZ ve İSLÂM TASAVVUFU

EDEBİYATÇILARIMIZ ve İSLÂM TASAVVUFU


Çok iddialı bir başlık olduğunun farkındayım.
Velâkin “Milliyetçi-Maneviyetçi-Demokrat”  camiâ’ya mensup edebiyatçılarımızın, ekseriyetinin “tasavvuf erbâbı”, biiznillah “arınmış edebiyatçılar”ımız, hattâ başka bir tabir ile ifâde edecek olursak; bugünkü sözde “Millî Eğitim Sistemi”nin bile anlayamayacağı kertede “Şeyh”, “Gönül Adamları”, “Gönül Dostları” olduğunu biliyor muydunuz!?
 “Şeyh’ül Muharrir/Muharrirlerin Şeyhi” merhum Ahmet KABAKLI HOCA’mız, “Rifaî Şeyhi” idi…
Yine “Bayrak Şairi”miz merhum Ârif Nihat ASYA ise “Mevlevî Şeyhi” idi…
“Sultan’üş Şuara/Şairler Sultanı” merhum Necip Fazıl KISAKÜREK ise “Nakşibendi” idi..
Merhum Nurettin TOPÇU’ların; merhum Tarık BUĞRA’ların;merhum Abdurrahim KARAKOÇ’ların;  hâlen hayatta olan Sezai KARAKOÇ’ların; Yavuz Bülent BÂKİLER’in;D. Mehmed DOĞAN’ların ,vesaire hangi “Tarikat-i Muhammedî”ye, “Muhammedî Yol” müntesibi olduklarını da, bir zahmet sizler tahkik ediniz…
Bendeniz, hâlen hayatta olan ve tabiri caizse, “Popüliterisi” gayet yüksek olan Beşir AYVAZOĞLU’nun ise “Nakşibendi” olduğunu biliyorum..
GÜNÜMÜZ EDEBİYATÇILARI…
Günümüzde, irili-ufaklı çok sayıda “Edebiyatçılar”ımız mevcut.
Acaba, günümüzdeki bu “Edebiyatçılar”ımızın, böyle “Manevî Himmet/Manevî Yardım” anlamı ile de, “Tarikat-ı Muhammedî/Muhammedî Yol” müntesibi miler!?
Tabiri caizse, “arkaları”nda, bir “manevî başbuğ”ları var mı ki!?
Demeye getiriyorum ki, “Her Edebiyat Fakültesi”mezunu, zikrettiğimiz üzre, “Edebiyatçılarımız”dan sayılabilirler mi!?
Ve günümüzdeki irili-ufaklı “Edebiyatçılar”ımız; böyle bir “İslâm Tasavvufu”nun “bağlarının gülleri” olmaya, hiç meraklanmazlar mı!?
Hiç akıllarına gelmez mi!?
ELHÂSIL:
Bendenizin gözünde, “Edebiyatçılarımız”ın “İslâm Tasavvufu”na müntesip olanları makbuldür, vesselam!!!
18.12.2018
İsmet GÜLTEKİN

Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci