27 Ağustos 2014 Çarşamba

ŞİİR: "VARAK-I MİHR Ü VEFÂ"

“VARAK-I  MİHR Ü VEF”




Şimdi herkes kemik peşinde!
“Gökyüzünden kemik yağsa da,
Üşüşsek”, diyorlar.
“Varak-ı mihr ü vefâyı,
Kim okuya, kim dinleye!?”


Şimdi herkes menfaat peşinde!
Nerde menfaat olsa;
Hemencecik damlarlar.
“Varak-ı mihr ü vefâyı,
Kim okuya, kim dinleye!?”


Şimdi herkes para peşinde!
Para: Günümüzün değişmez ilâhı!
Para ile su koyverir çoğu.
“Varak-ı mihr ü vefâyı,
Kim okuya, kim dinleye!?”


Dünyevîleşme, Küreselleşme, Amerikalılaşma,
Bütün insanlığı “tek tip”leştirme derken;
Dostluk, kardeşlik, gönüldaşlık, ülküdaşlık, vefâ,
Nelere dayanmakta?
“Varak-ı mihr ü vefâyı,
Kim okuya, kim dinleye!?”


Terme, 25.Ağustos.2014
İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com

23 Ağustos 2014 Cumartesi

ŞİİR: 2014 MALAZGİRT

2014 MALAZGİRT



Malazgirt şimdi,
 Zerdüştlerin elinde,
İnim inim inliyor.
Mübarek topraklar,
 Cenabet ayaklarca,
Hergün çiğneniyor.


“Malazgirt Destanı”nı,
 Zerdüştlerin yâd etmesi,
Ne mümkün.
Onlar ki ;
Sultan Alparslan’ı şehid eden,
 Kaatil gibi,
Düşünürler, yaşarlar.


Oğuzlar, Türkmenler,
Akkoyunlular, Karakoyunlular,
Velhâsıl-ı kelâm;
Malazgirt Türk Yurdu.
Çiğneniyor hergün,
Mübarek topraklar,
Cenabet ayaklarca.

Bunlar: Zerdüştler mi?
Bunlar: Yahudi Kürtleri mi?
Bunlar: Kripto mu, Pakraduni mi?
Bunlar: Yoksa “Arz-ı Mev’ud”un uşakları mı?

“Malazgirt Destanı”nı,
Kürdler, Türkler,
“Roma”ya karşı savaşıp,
Omuz omuza yazmıştık.
Malazgirt toprakları,
Çiğneniyor hergün,
Cenabet ayaklarca.
Terme, 22.Ağustos.2014
İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com

SAHİDEN DE TÜRKİYE'MİZDE 'ÇOOOOOK ŞEYLER' DEĞİŞİYOR!!!

SAHİDEN DE TÜRKİYE’MİZDE ‘ÇOOOOOK ŞEYLER’ DEĞİŞİYOR!!!


·        Türkiye’mizde sadece “iklimler” değişmiyor; ‘Cenaze Törenleri’ de değişiyor!



Bugün okuduğum “Tören şahane, kameralar şahane(*)” başlıklı yazı, bana ister istemez bu yazıyı yazdırdı. Evet, sahiden de Türkiye’mizde ‘çooooook şeyler’ değişiyor! “İklimler değişiyor,” bizi “biz” yapan “değerlerimiz”, “değer yargılarımız”, “kıymet hükümlerimiz” de-ği-şi-yor!!!
Artık “Klimatologlar”, “İklim değişimi uzmanları”, Türkiye’mizin “yarı tropik bir iklime” doğru gittiğini belirtiyorlar. Çoğu “meteorolojik olaylar” da Türkiye’mizde görülmeye başlandı. Artık “Kasımpaşa” da bile “meteorolojik hortumlar” ‘akıllı telefonlar’la kaydediliyor. Adetâ “Meteorolojik Hortumlar Ülkesi”ne de dönüşüyoruz.
Bizi “biz” yapan “değerlerimiz”, “değer yargılarımız”, “kıymet hükümlerimiz” de ‘çooook değişmeye’ başladı. “Götürüyorlar amma o kadar da icraat yapıyorlar, çalışıyorlar” diyen “seçmen”lerin sayısı da azımsanmayacak kadar değil.
Artık “hafize baldızlarımız” bile fındık bahçelerinde “asortik pantalonlarla” fındık topluyor; “yüzünü göstermekten utanan süt ninelerinin” aksine  sofra başında,“enişte”lerinin yanında bile “çıplak kolları ile”oturabilen “baldızlar”ımız var.
Artık “hafız imam”larımız, “hafız kayınbiraderler”imiz  tepelerde, rahatlıkla geceleri “okey masaları” kurabilmekte, “okey oynayabilmekteler…”
Evet, sahiden de Türkiye’mizde ‘çooook şeyler’ de-ği-şi-yor!!!Türkiye’mizin çoğu ilçelerininde olduğu üzre, yaşadığımız ilçelerin  caddelerinde, apartman aralarında, ellerinde “tablet”ler, ellerinde “akıllı telefonlar”la internete giren gençler de görülmekte!
Türkiye’mizdeki “değişimi” müşahhas olarak görebilmek için “cenaze törenleri”mize bakmak ve görmek yeterli.Sahiden de zaman zaman kıldığımız “cenaze namazları” öncesinde ve akabinde , “eskimeyen adamlar”ın ve “eskimeyen kadınlar”ın “çooook ayıplayacağı” “dünya kelamları” konuşulmakta, neredeyse “şen şakraklıklar” kulaklarımızca da işitilmekte.
Elbette ki böyle “değişimler” “şıppadak” ortaya çıkmamakta; bilakis “yavaş yavaş”, bir “süreç” sonrası yaygınlaşmakta.
TERME: “CENNET ÂSÂ/CENNET GİBİ”  BİR MEMLEKET
TERME: “SÜT ÂSÂ/SÜT GİBİ”İNSANLARIN YAŞADIĞI BİR MEMLEKET

Meselâ, benim “doğup büyüdüğüm”, “cennet âsâ/cennet gibi”; “sütü bozuklar”ın değil; “süt âsâ/süt gibi” insanların yaşadığı Terme’mizde bile “mezar başlarına çelenkler” konulalı  neredeyse “yıllar” oldu. Mahallî ölçekteki “İslâm Âlimleri “ise “çooook ciddî İslâmî hizmetler” verdiklerinden; böyle “yozlaşmaları”, “dinî yozlaşmaları” “ilk anda” fark edip de, toplumu aydınlatamadılar, şuurlandıramadılar!!!
Mahallî ölçekteki bazı  sahiden “İslâm Âlimleri”nin ise irtihalleri, vefâtları akabinde, adetâ “vefât etti de kurtulduk” dercesine, “af buyurun”, “gözlerden ırak, Allah’ın sittir ettiği yerlere” defnedilmiş olmaları da “acı ve katı gerçekler”imizden olsa gerek.
Diyeceksiniz ki, “Diyanet İşleri Başkanlığı”(DİB), “camilere sandalye, tabure, oturak konulmasın. Namazlar bu şekilde kılınmasın” dedi de bütün toplumumuz çok mu aydınlandı, çok mu şuurlandı? Ne oldu yani? Hâlâ camilerimiz “oturaklar”dan geçilmiyor…”
Evet, aynen öyle.
Sahiden de Türkiye’mizde hemen hemen “her sektör”de “de-ği-şim-ler” yaşanıyor.
Elbette ki bizi “biz” yapan “değerlerimiz”, “değer yargılarımız”, “kıymet hükümlerimiz” de “çooook  şeyler de-ğiş-ti, de-ği-şi-yor…” Böyle bir “değişimi” görmemek için de “kör” olmak lazım. Ancak “değişim” dediğimiz “olaylar”, “değişim” dediğimiz “vakıalar” “yozlaşma”yı da “çooook” çağrıştırıyor.
Kaldı ki, “Kendi Gök Kubbemiz”in şairi merhum Yahya Kemal BEYATLI’ca dersek; nerede kaldı “imtidat içinde değişme, değişerek kendimiz kalma”, “kökü mazide âti olma..”?
“Cenaze törenleri”mize kadar müşahhas bir şekilde yansıyan “değişimler”, beni “çooook” kaygılandırıyor.
Ya sizleri!?
Terme, 23. Ağustos.2014
İsmet GÜLTEKİN

Dip Not:

(*): Aynur Tartan, “Tören şahane, kameralar şahane”, Hürriyet Cumartesi Eki, 23.Ağustos. 2014, sayfa 11

21 Ağustos 2014 Perşembe

TARİH DERGİLERİMİZ ve MİLLÎ TARİH ŞUURU

TARİH DERGİLERİMİZ

ve

MİLLÎ TARİH ŞUURUMUZ





Bilmem “İletişim Çağı”nda “tarih dergileri”mizi yakînen takip edebiliyor musunuz? Şahsen neredeyse bülüğa erdiğim yaştan itibaren muhtelif kategorilerdeki ve elbette “tarih kategorisi”ndeki “mecmuaları”mızı, “dergiler”imizi yakînen takip etmeye gayret ediyorum.
Gayret ediyorum etmesine de, meğerse ne kadar da çok “bilmediklerim” varmış.
Mevzû ile “alakası yok” denilecek amma “çok okuyanlar kategorisi”nde olan biri olarak; “meğerse ne de çok ‘bilmediklerim varmış’, diyorum: “Daha Güzel-Daha Güçlü Türkiye HERGÜN Gazetesi DERGÂH Yazıları-Faik SEZGİN” isimli bir araştırmam için; “HERGÜN Gazetesi”ni tarıyorum da…
“Millî Eğitim ve Kültür” dergimizi, meğerse “ÜLKÜ-BİR’in Kültür Hizmeti” olarak neşredilmiş..
Meğerse, “Daha Güzel-Daha Güçlü Türkiye” namına 1975-1980 seneleri arasında neşredilmiş; mezkûr dönemde bayilerden alıp-okumanın öldürülmeyi göze almak kadar “kahramanlık”, “cengaverlik” olduğu yıllardaki “HERGÜN Gazetesi”nde, ne de çok “Samsunlu Milliyetçi-Ülkücü Kalemler”in yazıları neşredilmiş: Ali KAYIKÇI’lar, M. Halistin KUKUL’lar, Hikmet TANYU’lar,İsmail GÜNEŞ’ler,Osman KARA’lar, Fethi TEVETOĞULLARI, hele de “Evlad-ı Rasûl/Rasûlullahın Evladları”ndan merhum Seyyid Ahmed ARVASÎ Hocamızın ikinci sayfadaki “Türk-İslâm Ülküsü” isimli köşesinin altındaki “DERGÂH”ında yazıları neşredilmiş olan ve 2013’de vefat etmiş olan “doğduğum memleket Terme”den, avukat, öğretmen ve neredeyse “profesyonel yazar”, muharrir  olan rahmetli Faik SEZGİN’ler, Hüseyin ÖZBAY’lar, Nuri YAZICI’lar…
Hele hele günümüzde maateessüf çokca mazisini unutmuş olan-Allah(c.c.) bizleri muhafaza eylesin.(âmin)- Sabri ARSLAN bile “Daha Güzel-Daha Güçlü Türkiye” şiarı ile Türkiye’mizin  çokca “kaotik yılları”nda tamı tamına beş yıl günlük periyotlarla neşredilmiş olan  “HERGÜN Gazetesi”nin “Terme Muhabirliği”ni yapmış…
Hani derler ya; “o kadar bu işlerin fikren-zikren içindeyim” amma meğerse “hiçbirşey(!)” bilmiyormuşum!!! Neredeyse “çeyrek asırlık” bir “yaş”a gelmeme rağmen; hiçbir “Ülküdaşım” da bu bilmediklerimi bana anlatmadı!!!

TARİH DERGİLERİMİZ


Neyse, “tarihe meftûn bir dâvâ”nın, mefkûrenin, ülkünün sahipleri”nin yer aldığı bir fikriyatın takipçisi olarak; elbette ki “tarih dergileri”mizi de çok yakîn takip etmişimdir..”Tarih Dergilerimiz” derken de, hadi diyeyim “meşreb”imin çıkardığı “tarih dergileri” de demek istemiyorum.Türkiye’mizde neşredilen bütün “tarih dergileri”, benim “tarih dergilerimiz”dendir..
1980’li yıllarda, haftalık periyotlarla çıkan “Yıllarboyu Tarih Dergisi”, rahmetli Şevket RADO idaresinde çıkan “Tarih ve Edebiyat Dergisi”; hattâ daha yakın zamanlarda neşredilen, “Bugün Gazetesi”nin her Cuma günü verdiği “tarih ekleri”; yine “HaberTürk Gazetesi”nin hafta sonu verdiği “Tarih Ekleri” şu an aklıma gelen “tarih neşriyatları..”
Ve elbette günümüz 2014’ler Türkiye’mizinde aylık-iki aylık periyotlarla neşredilen “tarih dergilerimiz”: “YEDİKITA, KÜRT TARİHİ, # TARİH, DERİN TARİH, TÜRK DÜNYASI TARİH ve ATLAS TARİH” “der-gi-le-ri-miz..” Birilerinin “homurdandığını” da hissediyorum: “Toplumsal TARİH Dergisi” de var demek isteyen “aristokrat!!!”

“ATLAS TARİH DERGİSİ”

Geç haberdar olduğum “Atlas Tarih Dergi”mizi ise bir seneden beri takip etmeye başladım. Kanaatimce hem muhtevası ile hem baskı kalitesi ile (cilt kapaklı) mevcut “tarih dergileri”mize “fark atan” bir dergimiz..Ben, şahsen çok istifade ediyorum..
Bilhassa günümüz gençlerimizin, hele de hâlâ “sloganlar seviyesi”nde, “lümpenlik seviyeleri”nde, “darlıklar anaforu”nda, daha kendi fikriyatlarının mazisi hakkında “bilgisizlikler” içerisindeki fakat “tarihe meftûn bir dâvânın, mefkûrenin, ülkünün sahiplerinin” yer aldığı bir fikriyat içerisindeki gençlerimizin de “tarihimize , tarih dergilerimizde de çok meftun” olmalarını ne de çok isterdim…
“Millî Tarih Şuuru” başka nasıl kazanabilinir ki!?
Sahih-doğru tarihî bilgilerle, sahih-doğru millî tarih şuuruna ve muhkem bir istikbale doğru…
“Dün”üne çizikler atarak değil; “kökü mazide olan âti”lere sahip olarak…

21.Haziran.2014
İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com 

UNUTTURULAN MEŞHUR TERMELİ ÜLKÜCÜ YAZAR: FAİK SEZGİN VEFÂT ETMİŞ!!!

UNUTTURULAN TERMELİ MEŞHUR ÜLKÜCÜ YAZAR:


FAİK SEZGİN VEFÂT ETMİŞ!!!



Bugün, Ramazan Bayramının 1. günü, Mahallede Bayramlaşma yaptıktan sonra, Terme Şehir merkezinde, winn borcumu da ödemek ve kontür yüklemek için karşıda inmiştim.
Dönüşte, Ahmet Kartal Başkanın işyerinin önünde Gül Ali, Burhan Şeker ağbi ile bayramlaştıktan sonra sohbet ettik.
Geçen aylarda Terme Bilgi Gazetesinde okuduğum “vefat haberleri” arasında yer alan “Av. Faik SEZGİN vefat etti” haberi meğerse benim bildiğim “Faik Sezgin Beğ” imiş…
Vefatına yakın bir-iki kişiye sorduğumda “yok o değil” demişlerdi.. Hatta internetten de araştırmış, “Samsun Baro Avukatları “arasında da işyerinin adresini okumuştum.
Halbuki vefat eden sahiden “Milliyetçi Ülkücü Avukat FAİK SEZGİN Beğ” imiş…”Daha Güzel Daha Güçlü Türkiye-HERGÜN Gazetesi” köşeyazarı…Unutturulan Termeli en meşhur Ülkücü yazar…

Haftalık Yeni DÜŞÜNCE dergisinin çıktığı yıllarda, İstanbul’da, haftalık periyotlarla çıkan “Haftalık BAKIŞ “dergisinin başyazarı, editörü rahmetli Termeli Milliyetçi-Ülkücü Avukat FAİK SEZGİN Beğ” idi. Hattâ “Türk-İslâm Ansiklopedisi” ekleri de veren bir dergi idi..
Eski Terme Ülkü Ocakları Kurucu ve Başkanlarından Burhan ŞEKER ağbinin de dediği üzre;
12 Eylül 1980 Askerî Darbe sonrası kapatılan HERGÜN Gazetesinin son sayfasının sol tarafında yazıları neşredilen ve bizzat İstanbul Hergün Gazetesi yazı ailesi arasında kadrolu olarak da yer  almış…
Sadece bu kadar da değil, “o yıllarda” öğretmen iken bir yandan da “ikinci bir üniversite”, İstanbul Hukuk Fakültesi”nin de bitirip Avukat olarak da 12 Eylül 1980 sonrası mezun olmuş ve bilahare Samsun Barosu Avukatlarından olarak çalışmış…
Sadece bu kadar değil, Terme Nizâm—Âlem Ocaklarının açıldığı ilk binanın yerindeki Terme Ülkü Ocağı Teşkilatınındaki “kütüphane” de “Faik SEZGİN Kütüphanesi” imiş.. Benim de bizzat gördüğüm “Tahta Cam Muhafazalı”, 12 Eylül ile talan edilen “Karadeniz Bölgesindeki meşhur Kütüphane…”Terme Birlik MEFKÛRE’de, Adnan OKUTAN vesilesi ile  benim gündeme getirdiğim fakat netice , alamadığım “meşhur kütüphane….”
Artık neye canı sıkıldıysa, Gül Ali BEĞ’in de anlattığı üzre tıpkı Kahramanmaraşlı Rahmetli Prof. Necmettin HACIEMİNOĞLU gibi ara sıra “içermiş…”
Meğerse Mefkûreyi çıkarttığım yıllarda 2000-2005, Samsun’da şimdilerde “AKP’lileşmiş” takılan Sabri ARSLAN’a, “Beni Av. Faik SEZGİN’e götürür müsün?”, dediğimde, “görüşmemi istemeyişinin belki de sebebi bu “içmesiy”miş!!!
Zaten rahmetli-Allah(c.c.) taksiratını affetsin(ÂMİN), “İÇMESİ”  ile “beyin felci” geçirmiş; Burhan ŞEKER ağbi bile “görüştürülmediğinden” hasta iken ziyaretine gidememiş…
Samsun’dan evlenmiş ve Samsun’a defnedilmiş. Ancak Termeli…
Hattâ “hâlen emekli öğretmen” olan kardeşi “kişilikli solcu” Sadullah SEZGİN Beğ ise hâlen hayatta imiş…
Allah(c.c.) rahmet eylesin…(Âmin)

Terme, 08.08.2013
İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com

20 Ağustos 2014 Çarşamba

ŞİİR:ÖKSÜZ-YETİM RECEP TAYYİP ERDOĞAN

Şiir:



ÖKSÜZ-YETİM
RECEP TAYYİP ERDOĞAN




‘- Annem nerede?
-         Babam nerede?’
Öksüz-Yetim
Recep Tayyip ERDOĞAN
Bilmem kaç rakımlı tepede,
Ne yapacağım ben?

Bura:‘Uçukistan’ mı?
Bura: ‘Çakalistan’ mı?
Düştük ‘Kurtlar Sofrası’na
Öksüz-Yetim
Recep Tayyip ERDOĞAN


Bu bir riyakârlık mı?
Bu bir dalkavukluk mu?
Bu bir yağcılık mı?
Öksüz-Yetim
Recep Tayyip ERDOĞAN
Bilmem kaç rakımlı tepede,
Ne yapacağım ben?


Bozkurtlar gibi mi uluyacağım?
Keçiler gibi mi meleyeceğim?
Kartallar gibi mi süzüleceğim?
Bu bilmem ne vâdisinde?
Öksüz-Yetim
Recep Tayyip ERDOĞAN



“I love you Amerika” mı diyeceğiz?
“ I love you Europe” mu diyeceğiz?
Yoksa “Güneş Şark’tan doğar” deyip,
Özümüze mi döneceğiz.
Öksüz-Yetim
Recep Tayyip ERDOĞAN


Ne devletler kurmuşuz,
Ne imparatorluklar kurmuşuz,
Nerede “bize göre bir sistem?”
“Our own system”
Neden hatırlanmaz?
“Üçüncü Yol”umuz:
“Muhammedî Sistem”
Öksüz-Yetim
Recep Tayyip ERDOĞAN


Altmışında vardın “tûl-u emel”ine,
Bundan sonra ne “tûl-u emel”in olabilir ki!?
2032’ler Türkiye’sinde de mi diyeceğiz?
“Aynı hamam, aynı tas”
Öksüz-Yetim
Recep Tayyip ERDOĞAN

Terme(Hüseyinmescid-Tepe),16.08.2014
İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com

10 Ağustos 2014 Pazar

12. "REİS-İ CUMHUR-RECEP TAYYİP ERDOĞAN"

                     12.“REİS-İ CUMHUR-RECEP TAYYİP ERDOĞAN”



30 Mart 2014 Mahallî İdareler/Yerel Seçimler sonrası başlayan “12. Cumhurbaşkanlığı seçim süreci”, nihayet, bugün, 10 Ağustos 2014, Pazar akşamı bitmiş oldu. 12. “Reis-i Cumhur Recep Tayyip ERDOĞAN” seçildi.  İlk defa “milletvekilleri”nce değil, doğrudan “millet”in ta kendisince yapılan seçim ile.
Sahiden de “siyasetin üstünlüğü, Genelkurmay çizgisine, askerî vesayete” tescillendi mi???
Sahiden de geleceğin Türkiye’sinde hiçbir Genelkurmay başkanı, artık daha “Cumhurbaşkanı” olamayacak mı?
“Tartışmalı” mevzûlar elbette..
“Sistem değişikliği”ni, yani “Parlamenter sistemden Başkanlık sistemine geçişi” yapacağını alenen ifâde etmiş olan 9 Ağustos 2014’ün “Cumhurbaşkanı adayı”, artık fiîlen 10 Ağustos 2014, Pazar akşamı itibari ile “12. Reis-i Cumhur”umuz, “12. Cumhurbaşkanımız” Recep Tayyip ERDOĞAN se-çil-di.
“Tahlilleri, analizleri” sıhhatli olan “düşünce adamları”, “düşünce kadınları”, 10 Ağustos 2014, Pazar akşamı, daha saatler 22.00’ye bile gelmeden, TV kanallarında, benim izlediğim “Kanal D” de, hep şu hususları vurguladılar:
1-    Katılım yüzdesi, en son yapılan seçime, 30 Mart 2014, Mahallî İdareler seçimine göre çok geri seviyede. Neredeyse %15 oranında geride ve 7,5 milyon seçmen sandığa gitmemiş..Eğer ekseriyeti “tatil”de olan bu seçmenler de rey/oy kullansalardı, 12. “Reis-i Cumhur” seçimi, muhtemelen 2. tura kalacaktı..
2-    Mevcut siyasî iktidar, 30 Mart 2014,mahallî İdareler seçiminde aldığı “oy oranı”nın ancak bir-iki puan üzerinde oy alabildi. Bu ise “Yeni Türkiye” diye “yaldızladıkları”, “sistem değişikliği” yapabilecek bir “hukukî desteğin” ve “siyasî desteğin” de “yetersiz” olduğunu göstermektedir..
3-    Ekmeleddin Mehmet İHSANOĞLU, öncelikle CHP tarafından “Cumhurbaşkanı adayı” gösterildikten sonra, “CHP Teşkilatları” ‘kaynadı’, “Ulusalcı kanatları” ‘karşı’ çıktı ve “kamuoyu” nezdinde ise “ilk intibâ” çok menfî oldu. MHP ise çok çalışmadı. Üstelik “siyasî şartları” itibarı ile de ve “Ülkücülüğün de muktezası” olarak kendi “Cumhurbaşkanı adayı”nı da çıkartmadı, “Çatı Adayı”na ‘teslim’ oldu. Neticede ise, “MHP Teşkilatları”nın “üst seviyesi”nde “CHP Adayı Bir Cumhurbaşkanı” ‘tercih’ine de adetâ hiçbir ‘itiraz’, hiçbir ‘isyan bayrağı’ yükselmedi. Böyle bir ‘itiraz’ ve ‘isyan bayrağı’ “BBP Teşkilatı”nda, “Alperen Ocakları”nda yaşandı.  Belki de “siyaseten çok yanlış bir itiraz, isyan bayrağı” idi. Neticede  anında “işi bitti.”MHP Teşkilatları” ise beklentinin tam aksine, 10 Ağustos 2014, Pazar akşamı hemen hemen tamamen açıklanan “12. Reis-i Cumhur” seçim sonuçlarına göre, 30 Mart 2014, Mahallî İdareler seçiminde “Belediye Başkanlığı”nı kazandığı “bütün iller”de bile  “Çatı Adayı” ile kaybetti..
Sahi, neden “MİT’çi Genel Başkan” da denilen “Dr. Devlet BAHÇELİ”, kendi adayını, “MHP Adayını” göstermedi ki? “Büyük bir siyasî hâtâ “ değil miydi böyle bir “strateji”?
Çileli, “Daha Güzel Daha Güçlü Türkiye HERGÜN Gazetesi”nde “fikir mücadelesi” vermiş ve hâlen de “bir şekilde” “mücadeleleri”ne devam eden “Ülkücü İhtiyar Delikanlılar” bile neredeyse “çaresizlik”le “kötü MHP Yönetimi”ni desteklediklerini yazmaktalar!!!
4-    Ve 07 Ağustos 2014’de “Samsun”a da gelmiş olan “12. Cumhurbaşkanı Adayı”, “Çatı Adayı” Ekmeleddin Mehmet İHSANOĞLU Beğ’in değerlendirmesini yapan, kabaca Samsunlu “Solcu bir kalem”in de “yazdıkları”(*) hepsi  çıktı!. Elbetteki, “12. Reis-i Cumhur” seçimlerinde “en kazançlı” çıkan “siyasî hareket”-ki  aç-kapa’larla adetâ zoraki de oluşturulmuş olsa-“Haçlı Gül Hareketi”, “hadi diyelim “Kürt(!) siyasî  hareketi” oldu. “Solcu UZUN”un  da yazdığı üzre, hem Karadeniz Bölgesi’nde, hem Türkiye genelinde oylarını arttıran “HADEP’lerden BDP’ye ve HDP’ye uzanan siyasî çizgi”, neredeyse mevcut “seçim barajı”nı aşabilecek oranda, % 9’ları aşan oy aldı. İstanbul’da %9,İzmir’de %8, Ankara’da %3….Çünkü anlaşıldı ki, “MHP”nin “Belediye Başkanı” kazandığı illerdeki sonuçlarda gösterdi ki, kabaca “Solcular”,  her yerde, “Çatı Adaya” oy vermediler. “Solcular, MHP’ye yan çizdiler….””03 Şubat 1976’lardan 12 Eylül 1980’lere kadar “Ülkücü Hareket”in “fikir-düşünce bayrağı” olan “Daha Güzel Daha Güçlü Türkiye HERGÜN Gazetesi”nde adetâ “esamesi okunmayan” “MİT’çi Genel Başkan” ‘Dr. Devlet BAHÇELİ”, güyâ kabaca “Solcular”dan böyle “takdir” alıyor olmalı!!!!
5-    Elbette ki neredeyse “bütün Nurcular” da, “Nurculuğun ekseriyeti” de oylarını, tıpkı güyâ “çekimser” kalan  “Millî Görüş biziz biz!”, diyen “Saadet Partisi Teşkilatları” gibi, “Recep Tayyip ERDOĞAN”a  oy verdiler…Neredeyse “bir milyon oy”, “Millî Görüş Biziz Biz!” diyen, 2014’ler Türkiye’sinde bile “Tipik MSP Zihniyetleri” sergileyen  oylar…

NETİCE:

“12. Reis-i Cumhur” seçiminde reyimi kullanmak üzre vasıta ile giderken; karşı istikâmetten gelen otomobillerin farları, “öğle saati” de olsa yanıyordu ve ben şöyle diyordum: “- Herhalde ilerisi karanlık olmalı…”
Sahiden ŞEHSUVAROĞULLARI’nın “2024 Romanı”ndaki gibi bir “geleceğin Türkiyesi”ne , “karanlığa” doğru mu gidiyoruz ki?!
Bence, yine “arkada”, “arka fon”da ‘CIA Logosu…”
Yine USA’ce de olsa, “12.Reis-i Cumhur-Recep Tayyip ERDOĞAN” “hayırlı olsun” bâri, diyelim…
Terme, 11. Ağustos.2014
İsmet GÜLTEKİN
Dip Not:

(*): Necdet UZUN, “Sorun, İhsanoğlu Değil”, ‘Haberin İçinden’ Köşesi, Samsun Haber Gazetesi, 08.Ağustos. 2014, Cuma, sayfa 3