18 Şubat 2019 Pazartesi

"SAZAN SARMALI SİSTEMİ" ve "SAZAN SARMALI"NDAKİ SEÇMENLERİMİZ

        “SAZAN SARMALI SİSTEMİ”
                              ve
“SAZAN SARMALI”NDAKİ SEÇMENLERİMİZ


          Esefle belirtiyorum ki; 01 Nisan 2019 sabahına uyandığımızda da, “Türkiye”miz, yine “Eski Türkiye” manzarasından kurtulamayacak; başka bir ifâde ile “aynı hamam, aynı tas”, “makyajlar değişmiş bir Türkiye” ile neticede “Türkiye’mizin ‘Makûs(Kötü) Talihi’”nde bir “müspet değişme” de yaşanmayacaktır…
 
               “Cumhuriyet Tarihi”mizde, rahmetli Şehid Ali Adnan MENDERES’ten de, rahmetli “Şehid” Turgut ÖZAL’dan da öte, büyük bir “iç” ve hattâ “dış desteğe” sahip mevcut siyasî irade sahiplerine, her türlü kolaylıklar gösterilmekte(Kim, Kimler gösteriyor, düşünün); “futbol terminolojisi” ile de ifâde edersek; âdeta “-Buyur, meşin yuvarlak önünde. Çek şutunu, at golünü” denilmektedir…
                 Neredeyse,âdeta, “ne anamuhalefet var, ne de muhalefet!?”
                  “Biz varız işte!!!”, denilenlere de, “Höööt!” çekildi mi, hemencecik “hizaya girmekteler…”


                       “SAZAN SARMALI SİSTEMİ” ve….
              Bütün ‘sosyal dilim mensupları”, topyekûn “cemiyet”imiz, “toplum yapı”mız, âdeta “sazan sarmalı”na alınmış vaziyette…
            “Psikayatrist Ayhan SONGAR” menşeîli “12 Eylül Zindanları”nda uygulanan “Karıştır-Barıştır” uygulamaları bile, yaşadığımız onyedi  senelik vetirede, tabiri caizse âdeta “süper dolandırıcıların, her şeyi birbirine karıştırarak, voleyi vurmaları” vâri,- ki buna “Organize İşler” de, “tabut dümeni” değil de, “Organize İşler-2”de, “Sazan Sarmalı” deniliyor- sonsuz sıfır kertesinde kalmıştır…
      “Sazan Sarmalı Metodu” yanında, “Karıştır-Barıştır Metodu” ne ki!?
      “Kirli Medya-Kirli Sermaye” dediğimiz “Kirli Sistem” de, yine yaşadığımız onyedi yıllık vetire neticesi, tamamiyle “Sazan Sarmalı Sistemi”ne ‘dönüşmüş’, ‘dönüştürülmüş’ vaziyette…
     31 Mart 2019, Mahallî İdareler Seçimine doğru giderken; “bütün seçmenler”imiz; hem de “Cumhuriyet Tarihi”mizde, “ilk defa “ denilecek kertede; “her şey birbirine karıştırılmış bir şekilde”, tamamiyle “Sazan Sarmalı”na alınmış vaziyetteler…

  NETİCE:
          Böyle bir “Sazan Sarmalı Sistemi”ni “bozabilecek”, “cemiyet”imizi, “toplumumuzu” “”şuurlandırabilecek “Ozanlar”ımızın ‘cenazelerine bile yasaklar getiren ve katılamayan” “Genel Başkanlar”, “Başkan”ların;esasında “Büyük Türk Milleti” tarafından, “Hun-Selçuklu-Osmanlı-Cumhuriyet Tokatları” yiyebilmeleri de, “gerçekçi” olursak, muhal muhal enderdir, imkânsızdır…
Bir “Sultanımız”ın, bir “Padişahımız”ın da dediği üzre; “İşimiz, Allah’ın merhametine kaldı” vesselam…
Salıpazarı, 18.02.2019
İsmet GÜLTEKİN

Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

15 Şubat 2019 Cuma

"MİLLÎ GÖRÜŞ HAREKETİ/ERBAKAN HAREKETİ"NE, "MUHSİN BATUR EKOLÜ" DEMEK, DENSİZLİKTİR...

VEFÂTININ 8. SENEY-İ DEVRİYESİNDE(27 Şubat 2011-27 Şubat 2019)
ERBAKAN HOCA’MIZI,
RAHMETLE YÂD EDİYORUZ…

BİR “SİYASÎ NAKARAT”; BİR “SİYASÎ EZBER” DAHA BOZULDU:

“MİLLÎ GÖRÜŞ HAREKETİ”NE/ ERBAKAN HAREKETİ”NE”,
“MUHSİN BATUR EKOLÜ” DEMEK, DENSİZLİKTİR…



“Cumhuriyet Tarihi”mizin “Siyasî Tarihî” açısından, “08 Şubat” ta, çok ehemmiyetli “gün” ve “ay”dır…

 “Milliyetçi Hareket Partisi(MHP),1970 senesinin 08 Şubat’ında, Adana’da kurulmuştur.

“Millî Görüş Hareketi”nin, “Erbakan Hareketi”nin bidayetini meydana getiren “Millî Nizam Partisi” de, 1969 senesinin 08 Şubat’ında, Ankara’da kurulmuştur…

Hattâ öyle ki, bir neslin  “Milliyetçi Alperen Şahsiyeti”, “Şeyh’ül Muharirîn/Muharrirlerin Şeyhi”,merhum Ahmet KABAKLI HOCA’mız da, 2001 senesinin bir 08 Şubat’ında, İstanbul’da vefât etmiştir…

Geçenlerde, “HaberTürk TV Kanalı”nın “Büyük Sorular” programında, neredeyse iki saate yakın ‘konuşan’, “Ülkücü Alperen Mütefekkir”, “Hakikî Entellektül”lerimizden Dr. Mustafa ÇALIK da, hassaten “İslamcılık/Siyasî İslam Mevzû”nda;”- İslamcılık/Siyasî İslam, entelektüel hareket olarak,Cemalettin(EFGANÎ)-Türk’tür-; siyasî olarak da İttihat ve Terakki Partisi uygulamasıdır” mealindeki izahatları ile senelerdir “- İslamcılık/Siyasî İslam, kökü dışarıda ideolojidir; göbek bağı dışarıdadır, enternasyonel bir harekettir” diyen, “Türkiye’mizin İslamcılık/Siyasî İslam Mütehassısı” Prof. İsmail KARA’nın da,adeta “papucunu dama atarak”, “büyük bir ezber” de bozmuştu…

“MİLLÎ GÖRÜŞ/ERBAKAN HAREKETİ”NE, “MUHSİN BATUR EKOLÜ” DEMEK, BÜYÜK BİR DENSİZLİKTİR…


“Derin Tarih Dergisi”ni, ister beğenin, isterse beğenmeyin; her sayısı, adeta beynimdeki nöronları da harekete geçirmekte ve “yeni şeyler” öğrenmeme de ‘katkılar’ sunmaktadır…

Tıpkı Şubat 2019 sayısında olduğu üzre…

Senelerden beri, yine Türkiye’mizin, kabaca “Sağ Kesimi”ni teşkil eden “Fikir-Düşünce Hareketleri”nden “Risale-i Nur Hareketi” sevdalıları, kısaca, çok bilinen isimleri ile “Nurcular”ın, bilhassa “Yeni ASYA Ekolü Nurcuları Zihniyeti” sahibi Kazım GÜLEÇYÜZ’ler; ‘temcit pilavı kertesi”nde, ikide bir;”-Merhum Erbakan Hoca’yı, İsviçre’den, Türkiye’mize, darbeci general Muhsin BATUR; ‘Türkiye Siyasetindeki ‘Din Eksikliği Giderilsin’ diye getirtti.” diye, yazıp-çiziyordu…

Demeye getiriyorlardı ki, “Millî Görüş/Erbakan Hareketi’nin başlangıcı böyle, böyle bir ‘hareket…’

Hele, son 16(0naltı) senedir; bilhassa da “24 Haziran 2018 Milletvekilliği Seçim Vetiresi”nde, bazı “AK PARTİ Sevdalı Zihniyetliler” de, hatırlayabileceğiniz sebeplerden dolayı da; yine ‘temcit pilavı’ gibi, ikide bir;”-Millî Görüş/Erbakan Hareketi, Darbeci General Muhsin BATUR Ekolüdür” diye, yazıp çizmişlerdi…

Meselâ, misâl olsun diye yazıyorum; “Diriliş Postası” ve “akasyamhaber” ‘haber sitesi’ sahibi Recep YAZGAN’lar gibi ‘zihniyetliler…’

Hattâ “Elleri kalem tutanlar”dan biri olarak da, böyle ‘kara propagandalar’ tesiri ile ben de “Darbeci General Muhsin BATUR Ekolü” işte, ne olacaktı ki?”, diye düşündüğümü, dediğimi de hatırlıyorum…

Tâ ki, “Derin Tarih Dergisi”nin, bu ay ki “Kapak Mevzû ” da olan,”Türk Siyasetinde ERBAKAN MÜHRÜ”(*) ‘dosya yazıları’nı okuyup, bitirinceye kadar…

Meğerse, mezkûr izahatlar, sözde ‘tesbit’ ve ‘teşhis’ler; bir “siyasî nakarat’; bir “siyasî nokta-i nazar”ı aşamayan, “Hakikat Dışı”, “Siyasî Hakikat Dışı” ‘tesbit’ ve ‘teşhis’lermiş…

“Millî Görüş/Erbakan Hareketi”nin bidayetini, başlangıcını teşkil eden ve adetâ “Sultanlar Kurdu” dedirten; “Sultanlar Hareketi” de dedirten; 08 Şubat 1969 tarihinde, Ankara’da kurulan; ilk  ‘siyasî teşkilatı’ teşkilatın;”12 Mart 1971 Darbesi” sonrası kapatılması sebebi ile İsviçre’ye giden merhum ERBAKAN HOCA’mız; “Siyasî Denklemin Kurucularının Askerler” olduğu vetirede,“Darbeci General Muhsin BATUR”unda başında olduğu “Gelebilirsin” davetini de, “bilerek” kabul etmiş ve “Millî Selamet Partisi(MSP)’yi de öylece kurmuş.(**)

“Millî Görüş Hareketi/ Erbakan Hareketi”, bidayeti, başlangıcı ,”Padişah Sultan Abdülhamid-i Sâni Han” dahil; “ Sultanlar Hareketi…”

Asla ve kat’a mezkûr zihniyet sahiplerinin, senelerdir “kara propaganda” nevinden dillendirdikleri üzre; “Askerler, Darbeci General Muhsin BATUR Ekolü” değildir.

Biliyor musunuz?

Merhum ERBAKAN HOCA’mızın; “Cumhuriyet Tarihimiz”in Çözüme Kavuşturulamayan “M. Kemal Mes’elesi”, “ATATÜRK MES’ELESİ”nde de, Türkiye’mizin neredeyse %75’lik kesimini teşkil eden “Sağ Kesim”in ekseriyeti gibi gibi düşünmediğini…

Vesselam…

Terme, 08 Şubat 2019,Cuma

İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Notlar:
(*): Derin Tarih Dergisi, “ Vefâtının 8. Yılında SAVUNAN ADAM, Türk Siyasetinde ERBAKAN Mührü”(Kapak),Sayı: 83, 1 Şubat 2019,

(**): Avni ÖZGÜREL, “Tanıdığım Erbakan, İslam Tarihindeki En Önemli Aktörlerden Biri”, Derin Tarih Dergisi, adı geçen sayı, s.59
�Röportaj’, Yeni AKİT Gazetesi, 07.Ocak.2019, Pazartesi, s.12


(**): GÜLŞEN, adı geçen röportajı

MERHUM "ALPEREN" AHMET KABAKLI HOCA'MIZIN, "CEZAEVİ HAYATI/HAPİSHANE HAYATI" VAR MI İDİ, YOK MU İDİ?

  • “ŞEYH’Ü’L MUHARRİR/ MUHARRİRLERİN ŞEYHİ” MERHUM AHMET KABAKLI HOCA’MIZIN VEFÂTININ 18. SENEY-İ DEVRİYESİNDE(08.Şubat.2001-08.Şubat.2019) RAHMETLE YÂD EDİYORUZ…


MERHUM “ALPEREN” AHMET KABAKLI HOCA’MIZIN, “CEZAEVİ HAYATI/ HAPİSHANE HAYATI” VAR MI İDİ, YOK MU İDİ?




Neredeyse senelerdir hafızama mıh gibi mıhlanmış bir suâl idi: “Merhum ‘Alperen’ Ahmet KABAKLI HOCA’mızın, “Cezaevi Hayatı/ Hapishane Hayatı”, Var mı? Yok mu?”

Öyle ya, hem “akranları” olan ve hem de kendinden önceki nihayetsiz “mücadele adamları”nın, “düşünce adamları”nın, “düşünce kadınları”nın “yolları”, “cezaevleri” ile de “hapishaneler” ile de “kesişmişti…”

“Sultan’üş Şuara/ Şairler Sultanı” sıfatını “Türk Edebiyatı Vakfı Müessesesi” olarak da,  “takdim” ettiği şahsiyet merhum Necip Fazıl KISAKÜREK bile, vefâtı neticesi, ‘son günleri’ni de ‘cezaevleri’nde, ‘hapishaneler’de geçirmekten kurtulmuştu…


Nasıl olur da, ‘Ahmet KABAKLI HOCA’MIZ gibi bir ‘Adam gibi Adam’ın ‘yolu’, ‘cezaevleri’ ile ‘hapishaneler’ ile kesişmiş olamasın!?

Velâkin böyle bir ‘suâl’i cevaplayabilecek;,
 böyle bir ‘mes’ele’yi vuzûha kavuşturabilecek bir”malumat”a da, bir “bilgi”ye de bir türlü sahip olamıyordum.

Tâ ki, geçenlerde “50. Sanat Yılı”nı kutlayan “Ozan Yeğeni” Esat KABAKLI’nın bir gazeteye verdiği “röportajı”nı(*) okuyuncaya kadar…


Mezkûr ‘röportajı’ndaki, “KABAKLI HOCA’nın, sizin eğitim hayatınıza katkısı nedir?” suâline verdiği cevapta…

“- KABAKLI HOCA’nın dolaylı katkısı çok olmuştur.

Kaybettirdikleri de vardır.

Katkısı, ‘onun soy ismine leke gelmesin’ diye, çok uğraştık. İyi bir öğrenci olmaya çalıştık.

Bize 3-5 yılda bir kitaplarından yollardı, getirirdi.

Çok kitapları vardı.

Türk Edebiyatı Dergisi, bize her ay gelirdi.

Dergiyi ilk açtığımda, Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU’yu, Ârif Nihat ASYA’yı, Osman Yüksel SERDENGEÇTİ’yi arardım.

Amcamın faydası budur amma soyadından dolayı, 80 öncesinde(12. Eylül.1980) çok baskılara maruz kaldık.

Sınıfta kalmıştım. İki yıl kaybettiysem, sırf bu yüzden.

Amcam bazı olaylarda çok içeri alındı.

Amcamın oğlu içeri alındı.

Benim vurdulu-kırdılı işlerde gözüm yoktu.

Sosyal işlerde daha çok aktiftim.”(**)
İşte, yukarıdaki izahatta mevcut olan “Ozan Yeğeni” Esat KABAKLI’nın “iki cümlesi” ile neredeyse senelerdir hafızama mıh gibi mıhlanmış suâlin de cevabını öğrenmiştim:

-Evet.  Edebiyatçı, Muharrirlerin Şeyhi, Hukukçu merhum Ahmet KABAKLI HOCA’mızın da “yolları”, ‘cezaevleri’ ile ‘hapishaneler’ ile kesişmişti.

Hem de 12. Eylül.1980 Darbesi öncesi senelerde.

“…80 öncesinde çok baskılara maruz kaldık…Amcam bazı olaylarda çok içeri alındı.”

İşte, bu cümleleri “gazetecilik mentalitesi” ile de “fotoğraflarla” da ispatlayabilebilseydim…

Hattâ, 12. Eylül.1980 Darbesi sonrası da “çok içeri alındı” mı?

     Merhum KABAKLI HOCA’mızın 12. Eylül.1980 Darbesi sonrası da, “Cezaevi Hayatı”, “Hapishane Hayatı” var mı?

Yine alakalı ‘fotoğraflar’ı var mı?

ELHASIL:

Bugünlerde, “50. Kuruluş  Yıldönümü Faaliyetleri” yapan “Milliyetçi Hareket Partisi(MHP)”nin, 1969’daki “Kuruluş Gün ve Ay”ında, bir 08. Şubat’ta vefât eden ;“Rifaî Şeyhi”, “Şeyhü’l Muharrîr/ Muharrirlerin Şeyhi”, “Hakikî Alperen” merhum Ahmet KABAKLI HOCA’mızı, vefâtının 18. seney-i devriyesinde, hayırla, rahmetle yâd ediyoruz…
Biliyor musunuz?

“Tercüman Gazetesi”nden ayrılma hâline geldiğinde, merhum Yılmaz ÖZTUNA’lar ile merhum Seyyid Ahmet ARVASÎ’ler ile aynı zaman diliminde “Türkiye Gazetesi”ne geçen ve “Cağaloğlu”ndaki “Güle Güle Apartmanı”ndaki koltuğuna ilk oturur oturmaz, kim telefonla aramıştı?

Merhum “Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ…”

Vesselam…

Terme, 06.Şubat.2019

İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

Dip Notlar:

(*): Fatma Gülşen KOÇAK, “Kendi Sanatçımıza Değer Vermiyoruz”, “Ozan Yeğeni” Esat KABAKLI ile ‘Röportaj’, Yeni AKİT Gazetesi, 07.Ocak.2019, Pazartesi, s.12

(**): GÜLŞEN, adı geçen röportajı

"SAMSUN VALİLİĞİ LOGOSU" DEĞİŞMELİDİR

19 Mayıs 1919-19 Mayıs 2019

“100. YIL/ATATÜRK YILI KUTLAMALARI”

“SAMSUN VALİLİĞİ LOGOSU” DEĞİŞMELİDİR


Geçen aylarda, neredeyse sessiz sedasız, “Millî Eğitim Bakanlığı(MEB) Logosu” değiştirildi.

Sol yanda “bak”ıp, “gör”düğünüz “Samsun Valiliği Logosu” da, “100. Yıl/Atatürk Yılı Kutlamaları” münasebetiyle de, pekâla değiştirilebilinir.

Müdakkik bir göz ile ilgili “logo”ya ‘bak’ıp ve ‘gör’düğünüzde, “Logo Altı Sloganı” olarak “Güneşin Doğduğu Şehir” ibaresini de okursunuz.

“Güneşin Doğduğu Şehir” ne demek?

Doğrusu, “elleri kalem tutan” bir şahsiyet olarak da, pek ‘bişey’ anlamadım.

Şâyed “Millî Mücadele”mizin, “İstiklâl Harbi”mizin ‘Başbuğ’u, merhum Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün-O zaman ki ‘konumu’ ile Miralay Mustafa Kemal Paşa-, 19 Mayıs 1919’da, sonradan “Doğum Günüm” dediği ‘tarihî vakıa’yı, Samsun’umuza, ‘İlk Adım’a, dâvâdaşları ile mefkûredaşları ile çıkışı hatırlatılmak isteniliyorsa;âdeta kendi beynimi  zonklatıyorum;bir “alâka” kurmaya gayret ediyorum; neticede,”- Ne alâka?” cevabı ile karşılaşıyorum.

Ve her defasında da, “Güneş Şark’tan Doğar, Garp’tan Batar” ‘Coğrafî Hakikati”, dilimin ucuna geliyor.

Ve “Kızıl Emperyalizm”inde, “Kızıl Moskof”un da ‘çok rahatsız’ olduğu, “bir dönemin meşhur sinema filmi”,”Güneş Ne Zaman Doğacak” sinema filmi hatırıma geliyor.

“O dönemin Sovyet-Rus Meftûnu Devrimciler”in; âdeta “Güneş Ne Zaman Doğacak?” sinema filmini “alaya alırcasına” verdikleri cevabı, ‘pardon’ “yanıt”ı aklıma geliyor:”- Güneş doğdu bile”

O halde, acaba “Güneş, Samsun’da mı ‘dünyaya gelmiş’, ‘doğmuş’ olmalı ki; Samsun’umuza da “Güneşin Doğduğu Şehir” denilmiş!?

Ve böylece de mevcut “Samsun Valiliği Logo Altındaki Sloganı” olmuş!?

Yoksa “Samsunlu” Sinema Sanatkârı “İsmail GÜNEŞ’in Doğduğu Şehir” mi denilmek istenilmiş!?

Yoksa, yukarıda da ‘vurgu’lamak istediğimiz üzre; burada “Güneş”, “Şems” anlamında değil mi!?

Yoksa “Millî Mücadele”mizin, “İstiklâl Harbi”mizin ‘Başbuğu’, merhum ATATÜRK’ün “Samsun”umuza, “İlk Adım”a, dâvâdaşları ile mefkûredaşları ile çıkışını “hiç mi hiç çağrıştırmıyor?”

“Hakikat”te neyi çağrıştırıyor ki!?

Ha, denilmiş ve yazılmış olsa, “Atatürk’ün Şehri.”

“Beyinler zonklamadan”, gayet ‘rahat’ bir şekilde anlaşılabilir…

Her ne kadar, ‘Başbuğ Atatürk’ün;”Millî Mücadelenin /İstiklâl Harbimizin İlk Mitingi”nin de yapıldığı, “Millî Mücadelenin Ergenekonu Havza” ilçesinde kaldığı süre daha fazladır…

“Havza’yı Samsun’a bağlamışlar” düşüncesi ile de gayet ‘rahat’ bir şekilde, “Güneşin Doğduğu Şehir” ibaresi yerine “Atatürk’ün Şehri” ibaresi de yazılabilinirdi.

Ve hattâ “bir ecnebî mimar”ın, “bir yabancı mimar”ın yaptığı bir  “heykel”, diye bildiğim”heykel resmi “yerine de, yahşi bir “Atatürk resmi” konulsa idi,”Samsun Valiliği Logosu”, daha da mânâlı olurdu.


Meselâ, bir “Kaymakamlık Logosu” da olsa; “Giresun Alucra Kaymakamlığı Logosu”, beni âdeta mest etmişti.

Vesselâm…

Terme, 14.02. 2019
İsmet GÜLTEKİN

Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

TERME'MİZİN "MAKÛS(KÖTÜ) TALİHİ",YİNE DEĞİŞMEYECEK

·                31 Mart 2019, Mahallî İdareler Seçimi,
“TERME BOYUTU” TAHLİLİ…


TERME’MİZİN
“MAKÛS(KÖTÜ) TALİHİ”
 YİNE DEĞİŞMEYECEK


Nihayetinde ifâde edeceğim cümleyi, bu yazımın bidayetinde de yazıyorum:
31 Mart 2019, Pazar günü yapılacak olan Mahallî İdareler Seçimi sonrası da,esefle belirteyim ki, Terme’mizin “Makûs”(Kötü) Talihi”, yine değişmeyecek.
Hukukî kesinlikler, her ne kadar, 03 Mart 2019’da açıklanacağına rağmen; Terme’mizdeki “Belediye Başkanı Adayları”, “fiîlen” de “kesin” sayılır.
“AK PARTİ ile MHP”den meydana gelen “Cumhur İttifakı”nın Belediye Başkanı Adayı, Av. Ali KILIÇ ile “Millet İttifakı” içinde yer almış “Saadet Partisi”nin Belediye Başkanı Adayı, Av. Ali YÜKSEL…
“Şark”ımızdaki Ünye ilçesinde de olduğu üzre, Terme’mizde de, “İYİ PARTİ ile CHP”den meydana gelen “Millet İttifakı”,Belediye Başkanı Adayı çıkarmadı.
Ve “Saadet Partisi” Belediye Başkanı Adayı Av. Ali YÜKSEL’i “destekleyecekleri”ni deklare ettiler…
“MİLLÎ GÖRÜŞ HAREKETİ”/ “ERBAKAN HAREKETİ” ve Av. ALİ YÜKSEL’LER


Üçüncü defa Saadet Partisi’nden Terme Belediye Başkanı Adayı olan Av. Ali YÜKSEL’ler; bu zamana kadar, esefle belirteyim ki, adetâ “- Aman, Terme Belediyesi’ni Ülkücüler, MHP’liler kazanmasın” diye,”Ülkücülerin, MHP’lilerin önüne kesme rolü” oynamışlardır.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin Terme Belediyesi’ni almaya ‘ramak’ kaldığı senelerde, Fetullahçı Terör Örgütü mensuplarınca çıkartılan ‘dedikodu’lar sebebiyle de kazanılamamış; en çok oy aldığı dönemde ise hem Terme Belediyesi Başkanlığı seçimini kazanamadıkları gibi, “Yerel Milletvekilliği” denilen “Belediye Meclis Üyeliği”ne de sadece “1(bir) MHP”li seçilebilmiştir.
Biliyor musunuz, şu an Saadet Partisi’nin üç(3) ‘Yerel Milletvekilliği’, “Belediye Meclis Üyeliği” var…
Kaldı ki, günümüzde “Saadet Partisi Seçim Arabaları”nı da ‘süsleyen’ yazılara bakıp, gördüğünüzde, “Dürüstlük”ten dem vuruyorlar.

“Millî Görüş Hareketi/Erbakan Hareketi”, hattâ “İslamcı Hareket/ Siyasî İslamcı Hareket”in neresi ‘dürüst’ Allah aşkına?
Bir “siyasî meteorolog” olarak da, esefle belirteyim ki, “Siyasî Çizgisi”nin cemaziyelevveli, mazisi, âdeta,“Yolsuzluklar”dan geçilmiyor.
Bu ara hemen ifâde edeyim ki, “Siyasî Tarihi”mizin son elli yılını tahkik ettiğimizde, “Cumhuriyet Tarihi”mizde “Yolsuzluğu” olmayan ‘tek siyasî hareket’, “Ülkücü Hareket”tir, Milliyetçi Hareket Partisi’dir…
Açıkca da belirteyim ki, ‘Yolsuz-Hırsız’ diye bir “Koray AYDIN”ın adı çıkmıştır, o da “Yüce Divan”da aklanmıştır…
Kaldı ki,”elleri kalem tutanlar”dan olarak;“Saadet Partisi” ile “Büyük Birlik Partisi”nin, “Millî İttifak Vakıası” ile seçime girdiği senelerde bile, sandığa gitmemiş ve böyle bir ‘zihniyetli’ siyasî çizgiye de oy vermemişimdir..

Hele ki “Mahallî İdareler Seçimi”nde, sadece ‘Tek Aday’ları dahi olsa, böyle bir “siyasî çizgi”nin adaylarına asla ve kat’a oy/rey vermem…
“Gelenekçiler”, “Yenilikçiler” ‘süreci’nde yazılmış, Rizeli Prof. Mehmet BEKAROĞLU’nun,”’Adil Düzen’den ‘Dünya’nın Gerçeklerine’, SİYASETİN SONU” isimli esere bile hâlâ ‘Millî Gazete’ gibi yayın organlarında, ‘tek satırlık’ bile olsa cevap verememişler, ‘Marksistler’in ‘Yok Sayma Taktiği’ gibi de, ‘Yok Saymışlar’dır.
Fetullahçılar gibi “takiye yapma geleneği”ne de ‘sahip’ böyle bir “siyasî çizgi”nin cemaziyelevvellerindeki “Yolsuzluklar” ise,hem Levent GÜLTEKİN’in “Şatafatlı Mağlubiyet,İslamcıların İktidarla İmtihanları” ile hem de Servet AVCI’nın “İtikatta İslamcı, Amelde Tokatçı” isimli eserlerde teferruatlı bir şekilde tetkik edilmiş, yazılmıştır.
“Avrupa Millî Görüş Teşkilatı”(AMGT)nın bir programında, “Millî Burjuvazi”yi, “Millî Sermaye”yi dillendirdiği için; “Milliyetçi-Ülkücü Camia”nın ‘Düşünce Adamı’, merhum Ahmet KABAKLI Hoca’mız, âdeta ‘yuhalanmıştır…’
Yine “Ülkücü Hareket”in en “orijinal mektebi”, en “orijinal ekolü”nün bânisi merhum Seyyid Ahmet ARVASÎ Hoca’mız da, “Mamak Hayatı”nı anlattığı eserinde, “Ülkücüler, Mamak Zindanlarında, âdeta açlıktan ölme kertesine geldikleri hâlde ‘Erbakan Hoca Taifesi’nin ise neredeyse hergün ziyafet üstüne ziyafet tertiplediklerini” de yazar…
Biliyorsunuz, “Sultan’üş Şuâra/Şairler Sultanı” rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK’in de, “Rapor”larının birinin ‘kapağı’nda, merhum Erbakan Hoca ile tersleşmiş şekilde musafaha etmesi de vardır…
Hem biliyor musunuz, âdeta “hayatının esprisi”ni yaparcasına bir “27 Şubat”ta vefât etti” denilen ‘Erbakan Hoca’mızın, “Devlet Törensiz” defnedildiğini, hattâ az kalsın ‘Tahran’a defnedileceğini?
Neredeyse “elli sene sonra öğrenilen bir hakikat”te olan, “Temel KARAMOLLAOĞLU”nun “bir İngiliz ile evli olması”nı bile hiç sorgulayamayan; merhum Ozan ÂRİF vâri dersek; “tabanına saygımızın sonsuz olduğu, ancak tavanının….…” olduğu bir “siyasî çizgi”nin Eski Genel Başkanı Avukat Mustafa KAMALAK’ın da, aslında “Jet Hızı” ile “Başkanlık Sistemini Desteklediğini…”
Üstelik, senelerce “Terme’nin Dağlarında, omuz omuza mücadele etmiş”olan “İskenderpaşa Cemaati”nin merhum şehid lideri, Mahmut Esat ÇOŞAN Hocaefendi, ne oldu da sonradan desteğini çekmişti?
İşte kezalik, bütün bunlar, “Dürüstlük”ten dem vuran böyle bir “zihniyet sahipleri”ne, âdeta “Sizin nereniz dürüst?” de dedirtiyor…
Âdeta “Fetullahçıların Kalemi” de dedirten ‘Ali BULAÇ’lar ise yaptıkları “sosyolojik tahliller”de ve yazdıkları eserlerde,hem “AK PARTİ”yi, hem “Saadet Partisi”ni, “bir kök, iki meyve” diye de târif etmişlerdir…
ELHASIL:
 Bu yazımın başlangıcında yazdığımı, sonunda yine yazayım:
Esefle belirteyim ki, 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak olan Mahallî İdareler Seçimi sonrası da, TERME’MİZİN “MAKÛS(KÖTÜ) TALİHİ” DEĞİŞMEYECEKTİR…
Bu anlamda, “Terme Tarihinde Bir İlk” de yaşanmayacaktır.
Terme yine ‘Aynı Terme’ olacaktır…
Sadece Terme’mizin değil; Samsun’umuzun bile “makûs”(kötü) talihi” de değişmeyecektir. Değişebilmesi için de, Samsun’umuzun “Ülküdaşlarıma”, hadi diyelim “MHP”lilere ‘bırakılması’ elzemdi…
Kaldı ki,“İslamcıların/Siyasî İslamcıların Zaferleri”nin, nasıl “yenilgi” ile “mağlubiyet” ile neticelenmeye doğru gittiğini, görüyoruz…
Vesselâm…
Terme, 13.02.2019
İsmet GÜLTEKİN

Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

MEFKÛRE SAHİBİ NESİLLER,"ÖTELERE" GİDİYOR...

MEFKÛRE SAHİBİ NESİLLER,
“ÖTELERE” GİDİYOR…


“Cumhuriyet Tarihimiz”in mefkûre sahibi nesilleri, bir bir “ötelere” gidiyorlar…
“Refik-i Âlâ”ya…”En yüce dost”a…
Çok “acı ve katı hakikat”, velâkin, ‘sırada bekleyenler’ de iki elin parmak sayısını geçecek kertede…
“Sultan’üş Şuara/Şairler Sultanı” merhum Necip Fazıl KISAKÜREK’in vefâtı ardından da, “Bıraktığı boşluğu kimse dolduramaz” ‘nakaratları’ tekrarlanıyordu.
Ondan birkaç ay sonra vefat eden nam-ı diğer SERDENDEÇTİ ise,” O, boşluk bırakmadı ki doldurulsun.Herşeyi doldurdu. Kafaları doldurdu, zihinleri doldurdu, gönülleri doldurdu, gitti.” demişti…
Ve kezâlik, “mefkûre sahibi nesiller”, böyle “ Hakikî Dâvâ  Adamı” idiler…
“Ötelere”, “en yüce dost”a  giderlerken; “Boşluk bırakmadan” gidiyorlar…
               ÂRİF ŞİRİN, NAM-I DİĞER OZAN ÂRİF
                                       Ve
                MUSTAFA NECATİ ÖZFATURA AĞBİ


Bu sabah,  neredeyse peşi peşine vefât ettiklerini öğrendiğim , “Ölmez Bu Dâvâ, Ölmez Bu Hareket”,diye “haykıran”, “Ülkücü Hareket”in, “Dağ Keçili Sesi”, “Bozkurtların Sesi” Ârif ŞİRİN, nam-ı diğer OZAN ÂRİF ile kalemini daima “Ezeli ve Ebedî Türk-İslâm Düşmanları”na karşı, adetâ Hz. Ali(k.v.) heybet ve vakarı ile kullanmış Mustafa Necati ÖZFATURA ağbi de, böyle bir “mefkûre sahibi”, “hakikî dâvâ adamları” kıvamında şahsiyetlerdi…

Sadece “Siyonizm”e değil; “her rengi ile emperyalizme” kalemleri ile “güfte ve besteleri” ile başkaldırmış; daima “Hakk’ın Hatırını Âli tutabilmiş “şahsiyetlerdi…
Merhum Bediüzzaman’ca ‘ayrıntılı’ dersek; “- Hakk’ın hatırı âli’dir, hiçbir hatıra fedâ edilmez. Kim kırılırsa kırılsın, yalnız Hakk sağolsun”, temel şiârları idi…


Son haftalarda,  bir malûm “1940 model, aşırı devletçi zihniyetli” bir günlük gazetenin; belki de “bir proje” mahiyetindeki “taarruzları”nı ‘savuşturmuş’ “Türkiye Gazetesi”nin, Cağaloğlu’ndaki ‘yerleşke”sinde,  “Şeyh’ül Muharrirîn /Muharrirlerin Şeyhi” rahmetli Ahmet KABAKLI Hoca’m ile birlikte, “12 Eylül 1980 Darbesi” sonrası, Avrupa’ya gitmek mecburiyetinde kalmış ve seneler sonra, rahmetli Turgut ÖZAL döneminde, “sürgün hayatı” nihayete ermiş; “Ülkücü Hareket”in “Dağ Keçili Sesi”, “Bozkurt Sesi” merhum Ozan ÂRİF’in, “Türkiye’mize dönüş” karşılamasını yapmıştık…
Yine rahmetli Mustafa Necati ÖZFATURA ağbi ile yemeğin en güzeli ve kalitelisinin çıktığı “Cuma Günleri”, bazen “yemekhane” de bakışırdık…

Merhum Mustafa Necati ÖZFATURA ağbi, “Ülkücü Hareket”in “özü, çekirdeği” veya bidayetinden beri “orijinal mektebi”, “orijinal ekolü”nün bânisi , “Nizâm-ı Âlem Ülkücülerinin Lideri”, rahmetli Seyyid Ahmet ARVASÎ Hoca’mızla alakalı, “Türkiye Gazetesi”ndeki köşesinde, çok sayıda yazılar da kaleme almış bir şahsiyet idi de…
Hâlâ “Türk-İslâm Ülküsü”nün “Altın Çağı” olan “Bizim Ortaçağ”ımızdaki Müslümanlar gibi, “bin yıl önceki Müslümanlar” gibi “oku”ma ve “yazma”nın kıvamına gelmekten öte bir zaman dilimindeyiz…

Bu kadar da değil; “mârazî/hastalıklı zihniyetler”in hâlâ “yok edilemediği(!)” bir zaman dilimindeyiz…
Bugün vefât ettiğini sabah sabah öğrendiğim bu iki “mefkûre sahibi ” ise “Oku”manın da, “yazma”nın da “Allah’ın emri, Rasûlullah’ın sünneti” olduğunu en iyi anlayan, kavrayan ve uygulayanlardı da…

ELHASIL:
“Zor, müşkil bir coğrafya” olan “Türkiye”mizde, “bin yıllık Türk vatanı”nda, rahmetli Ozan ÂRİF’ler de, kimbilir, belki de, rahmetli Mustafa Necati ÖZFATURA ağbiler de, “baltası bizden”lerden; kendi “cenâhları”ndan çekmedikleri kadar; “ecnebî”, “yabancı cenâhlar”dan, “kesimler”den çekmemişlerdir…

“Ölmez Bu Hareket, Ölmez Bu Dâvâ…”
Vesselâm…
Salıpazarı, 13.02.2019
İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com

"GARPU KAL'ASI", "YUNAN KAL'ASI" veya "AMAZON KAL'ASI" DEĞİLDİR...

                                   “GARPU KAL’ASI”,

                                   “YUNAN KAL’ASI”  

                                               veya

                           “AMAZON KAL’ASI” DEĞİLDİR…




Geçenlerde, kimilerinin , “İzmir” gibi,“-Hâlâ FETÖ/PDY’NİN KANDİLİ” dediği Samsun’umuzda, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’mizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “İstiklâl Harbi”ni başlatmak için Samsun’umuza “çıkış”ının 100. yıldönümü sebebiyle, internet ortamında, “samsun2019.com.tr “ isimli bir “web sitesi” açıldı…

Hem de “Cumhurbaşkanımız”ın “Samsun Aday Tanıtımı Programı” çercevesinde dillendirdiği ;”-2023 yılına kadar,ATATÜRK’ün Samsun’a çıkışının 100. yılı dahil, bazı kutlama programları yapılacaktır” sözünün ardından…

Hâlen “100. Yıl Test Yayını” şiarı ile yayınına fiilen de başlayan “ samsun2019.com.tr” ‘web sitesi’ni, birazcık ‘vulger’likten öte “tetkik” etmeye gayret ettim…

“İlk defa” öğrendiğim çok yeni ‘malumatlar’la da karşılaştım…

Velâkin, Türkiye’mizde, bilhassa “Samsun ili ve ilçeleri”nde, hassaten de “Terme İlçesi”nde ‘uygulanan’, “Amazonlaştırma” niyet ve emellerinden; böyle bir “site”de de, vazgeçilmediği neticesine vardım…

Bilhassa 2018’ler “Samsun Kamuoyu”nda, “Bre Masonlar” dedirtecek kertedeki, “Amazonculuk” niyet ve emellilerinin “Masonik Boyutu” da, mes’eleye yeni bir pencere de açmış, tartışılmıştı…

      “GARPU KAL’ASI”, “YUNAN KAL’ASI” veya “AMAZON KAL’ASI’ DEĞİLDİR…

“100. Yıl Test Yayını” safhasındaki ‘samsun2019.com.tr’ isimli ‘site’de de, hâlâ adetâ “Yunan Efsaneleri” dile getirilip; “Garpu Kal’ası”nın, bir ‘Yunan Kal’ası’ olduğu iddiası dillendirilmekte…

Bu kadar da değil; “Amazon Kal’ası” olduğu da dillendirilmekte…(*)

Maalesef, maateessüf, esefle belirtiyorum ki; , bir “Mahallî İdareler Seçim Vetiresi”nde bile,hâlâ“Salıpazarı Belediyesi Resmî Web Sitesi”nde de, adeta aynı “iddialar” yer almakta; “Garpu Kalesi(Amazon Kalesi)”, denilerek; mezkûr ‘site’deki gibi “Yunan Efsaneleri” dillendirilip; “Yunan Kal’ası” demeye de getirmektedirler…(**)

ELHASIL:

Samsun ili Salıpazarı ilçesi sınırları içindeki “Garpu Kal’ası”, “Yunan Kal’ası” da değildir, “Amazon Kal’ası” da değildir…

Vesselam…

Terme, 08 Şubat 2019, Cuma
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Notlar:
(*): “100.Yıl Test Yayını”, samsun2019.com.tr, alakalı kısımlara bakınız, görünüz…

(**): www.salipazari.bel.tr, alakalı kısımlara bakınız ve görünüz…