11 Temmuz 2018 Çarşamba

"ÜLKÜCÜLÜK"TEN "MİLLÎ GÖRÜŞÇÜ"LÜĞE (Mİ?)-SAMSUNLU(DEREBAHÇELİ) ALİ KAYIKÇI

"ÜLKÜCÜLÜK"TEN "MİLLÎ GÖRÜŞÇÜ" LÜĞE (Mİ?)
SAMSUNLU
(DEREBAHÇELİ)
ALİ KAYIKÇI

Samsun'umuz "efkâr-ı umumiyesi"nde, "fikirler, düşünceler camiâsı" nda " Ali KAYIKÇI" ismini işitmeyen, duymayan nerdeyse yoktur..
" Duymayanlar, işitmeyenler", olsa olsa "ikibin seneleri sonrası dünyaya teşrif edenler", nâm-ı diğer " Z Nesli" olsa gerek..
Belki birazcık da, " 1980'lerden sonra dünyaya teşrif edenler..." Nâm-ı diğer, "Y Nesli" olsa gerek!!!
Hele ki "1980 öncesi dünyaya teşrif etmiş olan" her " fikriyat"tan, her "ideoloji"den, her "zihniyet"ten "nesiller"in, Samsun'umuzda " Ali KAYIKÇI" ismini işitmemiş, duymamış olmaları muhal ender muhaldir.
Çünkü Ali KAYIKÇI, neticede, "Bir dönemin efsanevî gazetesi HERGÜN GAZETESİ"nde de yazıları neşredilmiş bir "ÜLKÜCÜ ADAM" dır da. Tıpkı Termeli Ozan-Muharrir-Eğitimci Ârif ŞİRİN; nâm-ı diğer Ozan ÂRİF gibi.Tıpkı Hüseyin ÖZBAY'lar, Mustafa Halis KUKUL'lar, Osman KARA'lar, Nuri YAZICI'lar ve hattâ Termeli Sabri ARSLAN'lar gibi..."ÜLKÜCÜ ADAMDIR..."
Velâkin bu yazımı yazmama sebep teşkil eden "savrulmaları" hissetdiren suâlimi yeniden tevcih ediyorum: "SAMSUNLU, DERBAHÇELİ ALİ KAYIKÇI, "ÜLKÜCÜLÜK'TEN 'MİLLÎ GÖRÜŞÇÜLÜĞE Mİ KAYDI?!"

"Samsun üzerine cilt cilt kitap çalışmalarını, Samsun Valiliği nezdinde yaptığını " hatırlıyorum...
Ne demek istiyorum? " Devlet Sanatçılığı" gibi birşeyi!!!
Yine yanlış hatırlamıyorsam; geçen seçimler öncesinin birinde, "kitaplarının bazılarını", "Samsun Saadet Partisi İl Teşkilatı" neşretti ve kendisi de o seçimde, Saadet Partisi adayı (!) oldu...
ELHASIL:

"Bu yazımı yazmama sebep teşkil eden", demiştim..Samsunlu, Derebahçeli, neredeyse herkesin işittiği ve duyduyu Ali KAYIKÇI, geçen aylarda, birden fazla sayıda, "İHLAS HOLDİNGİ ve TÜRKİYE GAZETESİ"ni " eleştiren" yazılarını, "Samsun DENGE GAZETESİ"deki köşesinde neşretmişti..
Velâkin daha dünkü TÜRKİYE GAZETESİ'nin " Bizim Sayfa"nın "Yetenekli Kalemler" bölümünde, "Kul Hakkı" başlıklı şiiri," Ali Kayıkçı-Samsun" imzası ile neşredildi...
Belki de yaşadığımız "Şiir Yazamama Çoraklığı"nda, neredeyse "bestelenecek destansî şiirler yazan", "velûd şair" Ali KAYIKÇI'yı, bazen "anlamak" ta da müşkilatlar yaşıyorum vesselâm...
Terme, 07.02.2018
İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Öğretmen
metgultekin@hotmail.com

"ŞEYH'ÜL MUHARRİRÎN/MUHARRİRLERİN ŞEYHİ" MERHUM AHMET KABAKLI HOCA: "İLK TURANCI PADİŞAH SULTAN ABDÜLHAMİD"

"ŞEYH'ÜL MUHARRİRÎN/MUHARRİRLERİN ŞEYHİ" MERHUM AHMET KABAKLI HOCA: "İLK TURANCI PADİŞAH SULTAN ABDÜLHAMİD"

Vefâtının 17. seney-i devriyesini idrâk ettiğimiz, "Şeyh'ül Muharrirîn/Muharrirlerin Şeyhi" merhum Ahmet KABAKLI Hoca; vefâtının 100. seney-i devriyesini idrâk edeceğimiz -10.02.1918-10.02.2018- "Gök Sultan" ve "Ulu Hakan" Sultan Abdülhamid-i Sani/Sultan İkinci Abdülhamid Han hakkında, zamanın "Enver Abili Türkiye Gazetesi"nin "Gün Işığında"isimli köşesindeki yazısının başlığı:" İLK TURANCI PADİŞAH ABDÜLHAMİD"
TRT-1 'deki ehemmiyetli "Tarihî Diziler"imizin, nesillerimizin üzerinde uyandırdığı "Millî Tarih Şuuru" da, "kazanımlarımızdan..." Bendeniz bile biîznillah yarım asrı aşmama rağmen; çooook ehemmiyetli "Tarihî Hakikatleri"de anlamış, kavramış ve "ilk defa öğrenmiş oluyorum.

Geçenlerde bir köşeyazarının da "esprisi" de bambaşka idi:" Elbetteki Sultan İkinci Abdülhamid Han döneminde "bir avuç toprak kaybedilmedi..." Çünkü "bir avuçtan fazla toprak kaybedildi..." Türkiye'mizin iki misli büyüklüğünde toprak kaybedildi...", diye yazdı.
"Taha AKYOL" ise geçenlerde yazdığı alakalı bir yazısında; "Sultan İkinci Abdülhamid Han döneminde yaşanılan "toprak kayıpları" için; "Bir kısmını Sultan İkinci Abdülhamid Han döneminde, bir kısmını da İttihad ve Terakki döneminde kaybetmiştik", diye yazdı.

Kendi tarihimize "kendi gözlüğümüzle bakmak" elzem elbette.
Elzem olan bir husus ta daima "Tarihî Hakikatler Âlî tutmaktır" elbette..
Daha bugün aldığım "Derih Tarih Dergisi- Vefâtının 100. Yıldönümünde Rahmetle ve Hasretle ABDÜLHAMİD'SİZ YÜZ YIL" 'Kapak konulu", Şubat 2018'e ait sayısını okuyamadım..
Bakalım bu sayısında daha ne "yeni bilgiler" öğreneceğim.
Ve inşaallah "Tarihî hakikatlerin de âlî tutulduğu" bir merhum "İkinci Abdülhamid Han " sayısı olmuştur.

ELHASIL:
Bendeniz hep mevcut siyasî iradenin 16 seneyi bulan "Tek Başına İktidar Dönemi"ni, "3. ABDÜLHAMİD HAN DÖNEMİ", diye de târif etmişimdir.
Ve "acı ve gerçek" ki; maateessüf "Tarihî Hakikat" ki; bazı " Ege Adaları"nın kaybı ile "toprak kayıpları" da başlamıştır...
Köre ne!!! Göre ne!!!
Velâkin "Rifaî Tarikatı Şeyhi" de olan merhum Ahmet KABAKLI HOCA' mız da elbette sahih, elbette doğru yazmış: " İLK TURANCI PADİŞAH ABDÜLHAMİD" vesselam...
Terme, 06.02.2018
İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı- Yazar ve Öğretmen
metgultekin@hotmail.com

"SİYASÎ İSLÂMCI TAKİYECİ/İSLÂMCI TAKİYECİ" 'MİLLÎ GAZETE'-EnYakın "Siyasî İslâmcı/İslâmcı Takiye" Misâli-

SİYASÎ İSLÂMCI TAKİYECİ/İSLÂMCI TAKİYECİ"
'MİLLÎ GAZETE'
- EN YAKIN "SİYASÎ İSLÂMCI/İSLÂMCI TAKİYE" MİSÂLİ-

Neredeyse son 15 (onbeş) gün içinde, sözde "Millî Medya"mızda, çok enteresan ve en yakın zaman dilimli "Siyasî İslâmcı Takiye/İslâmcı Takiye" misâli yaşandı.
"Millî Görüş Hareketi"nin yarım asra yakın "sesi" olan sözde "Millî Medya"nın, sözde "Millî Duruş"un da "sesi" olduğu iddiasındaki "Millî Gazete"de...
"Bir 12 Eylül"de "günlük peryotlu neşriyat"a, mezkûr/zikredilen cerideden "koparak" geçen şimdiki ismi ile "Yeni AKİT Gazetesi"; aradan bugüne geçen sürede, çok sahih "damgalar" da yedi. Sahih ve gerçekci nokta-i nazar ile hatırlatırsak; "Mürted Cemaat Vakıası" vetiresinde, sürecinde, "Ankara Yeni AKİT Bürosu" da " Mürted cemaat üssü" çık(mış) tı.

Ve hemen akabinde de " bıçkın gazeteci" diyebileceğimiz Serdar ARSEVEN; "Yeni AKİT Gazetesi"nden ayrıldı ve "Milat Gazetesi"ne geçti..
Ve iki ayı geçen süredir, "Yeni AKİT Gazetesi Köşeyazarı" 'Mehtap YILMAZ" ın da " mürted cemaat mensubiyeti", "Sosyal Medya"da "tartışılıyor"du...
Ve yarım asra yakın süredir neşriyatını sürdüren ve sözde "Millî Medya" ve " Millî Duruş"tan dem vuran "Millî Gazete" de, "Gazetecilik ölçeği" nde, " mürted cemaat üyesi" Yeni AKİT Gazetesi köşeyazarı 'Mehtap YILMAZ'a taarruza geçti..

Halbu ki, neredeyse daha iki gün önce,"Millî Gazete'nin Kuruluş Seney-i Devriyesi" sebebiyle tertiplenen sözde "Millî Medya/Millî Duruş Günü"ne, Yeni AKİT Gazetesi "Patronu" Mustafa KARAHASANOĞLU da "davet" edilmiş ve "ödül" de verilmişti...
Mezkûr /zikredilen Yeni AKİT Gazetesi köşeyazarının "Bank Asya"ya yatırdığı "para dökümü"nü de "ilk sayfa"dan yayınlayan-Ki, hatırlayınız, hükûmetimizin neşrettiği "FETÖCÜLÜK KRİTERLERİ"ni..."Suç..."-
Sözde "Millî Medya", sözde "Millî Duruş"un "sesi" olduğu iddiasındaki "Millî Gazete"ler, "Millî Görüşçüler"; meşhur tabirleri ile "ellerini vicdanlarının üzerine koyarak", sorulması elzem suâli suâl edemiyorlar, soramıyorlardı: "Peki ya "Bank Asya"yı açanın; "Vatikan Yolu" na "sebil" olmakla da, neredeyse on iki sene "yol arkadaşlığı" da yapmış bir "BOP EŞBAŞKANI" olarak da, sabık/eski "yol arkadaşının sünneti (!?)ni yerine getirenin, hiç mi "suç"u yoktu ki?! "-Cenâb-ı Hakk ve Milletimiz affetsin bizi!!!" , demenin "Hukuk Lisânı"nda ne yeri var ki!?"

"SİYASÎ İSLÂMCI TAKİYECİ/İSLÂMCI TAKİYECİ 'MİLLÎ GAZETE...'
"Takiye" mefhumunu "TDK"şöyle mânâ veriyor: "1. isim. Mezhep belirtmeme, gizleme.
2. Olduğundan farklı görünme.
3.Sakınma, çekinme."
Siz deyiniz, "takiye= samimî riyakârlık"
Sözde "Millî Medya", sözde "Millî Duruş"un yayın organı denilen "Millî Gazete"yi teşkil eden "Siyasî İslamcı/İslâmcı"; merhum "Sulta'nüş Şuara"/ Şairler Sultanı" Necip Fazıl KISAKÜREK'e bile;"- MSP, İSLÂM DÂVÂSINI HARCAMA YOLUNDADIR." dedirten "Millî Görüş Zihniyeti", "Tipik MSP Zihniyeti", "samimî riyakâr pozu" ile adetâ "takiye" yapıyor..
Boşuna "fikirler, düşünceler camiâsı"nda; "-Millî Görüş Hareketi", mevcut siyasî iradeye "esaslı cephe' almış olsaydı, çoktaaan yerle bir olmuşlardı...
Bendenizin biyolojik olarak doğduğum şehirdeki "Millî Görüş Hareketi"ne ait "binaları" görseniz, ağızlarınız uçuklanır..."Tahta gıcırtılı yapıları"nın ve "zemin seviyesindeki büroları" nın yerine, "devâsa bina" almış!!!
ELHASIL:
"Türk-İslâm Ülküsü"nün ve "Nizam-ı Âlem Mefkûresi"nin bânisi merhum Seyyid Ahmed ARVASÎ Hocamızın "Mamak Günleri" isimli eserini okusanız, malûm ve mezkûr zihniyeti de daha yakînen anlamış ve kavramış olursunuz...
Doğrusu "Saadet Partisi ile Büyük Birlik Partisi" arasında kurulmuş olan "Millî İttifak Vakıâsı"nı hiç mi hiç "içime sinderemediğim" gibi; "Medresey-i Yusufîye/Yusufîye Medreseli" Remzi ÇAYIR'ı da, açıkcası," Millî Gazete"de hiç mi hiç "yakışık bulmuyorum..." Hem nedir öyle!? "Abalak abalak yanaklar!!!" Af buyurun; "haramı fazla mı yemiş ne!?" Nerde kaldı "Gündüz Gazetesi" ki!?
Terme, 06.02.2018
İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Öğretmen

"SAMSUN BASINI", 'METAL YORGUNLUK' İÇİNDE!!!

"SAMSUN BASINI", 'METAL YORGUNLUK' İÇİNDE!!!
"Samsun Basını..."

Samsun'umuz vilâyeti merkezinden yönetilen ve neşredilen mevkûteler, cerideler...
Bilhassa "Haber Gazetesi", "Halk Gazetesi" ve "Denge Gazetesi..."
Senelerdir "günlük periyotlar" la neşrediliyorlar..
"Senelerdir"diyorum, çünkü şöyle "vulger", "sathî" bir şekilde "tahkik" ettiğimizde, "künye"lerinde " Yıl kaç? Sayı kaç?" suâllerinin cevabı yok!?
"Türkiye geneli ayarında gazeteler" deniliyor...
Sadece Samsun'umuz ve ilçe halkına yönelik değil..
Yanlış ifâde etmiyorsam; Çorum, Amasya, Tokat ve Sinop vilâyetlerini de kapsayıcı "Orta Karadeniz" halkına yönelik bir "vilâyet"; birden fazla "vilâyetlerin de" gazeteleri...
Neredeyse Karadeniz'in "Bölge"si olmasa da, "Orta Karadeniz Bölümü" gazeteleri...
Haftanın yedi gününde neşredilen; yağ yakmadan ifâde edeceksek; ekseriyetle de "seviyeli gazeteler..."

Ve zaman zaman "değirmenin suyu nereden geliyor?" suâlini de; birbirleriyle "polemik" yaptıklarında, "ifşa" ediyorlar zaten.
"Tembel okurlar, tembel zihinler" farkında olmayabilirler...
"Farkında olmadıkları bir husus" da; "normal"de, "haftanın ilk günü", "Pazartesi"leri, "okurlarını tiraj mes'elesi"de bilgilendirmeleridir.
"Tiraj raporu", neredeyse "gazetecilik kriterleri"nin önemli bir "kriteri"dir.
"Senelerdir neşredilen Samsun Basını"nda, "tiraj raporu" okuduğumu, bendeniz hiç mi hiç ha-tır-la-mı-yo-rum!!!
Çünkü "gazete çıkarma işleri"nin içinde bizatihi bulunmuş bu fâkir, bendeniz; "lahana yaprağı büyüklüğünde, iki yapraklı, siyah-beyaz, sadece bin adet bir gazetenin maliyetinin" de farkında...
"SAMSUN BASINI", ' METAL YORGUNLUK' İÇİNDE!!!
Yukarıdaki ifâde, bu fâkirin, bendenizin fikri, görüşü...
Çünkü internetten hergün "tıkladığım" gazeteler...
Bendeniz öyle hissediyorum...

Biliyor musunuz, Türkiye'miz vatan sathının tamamına yönelik, kırktan fazla sayıdaki "günlük periyotlu gazeteler"imizden biri, Pazar günleri "ara veriyor", yayınlanmıyor...
Yine "yazılı basın, kağıda basılı gazeteler" de, " küre ölçeği"nde de düşünürsek; sadece "internet gazeteciliği neşriyatı"na geçtiler; "kağıda basmaktan" vazgeçtiler...
ELHASIL:
"SAMSUN BASINI"nı teşkil eden; bilhassa "Haber, Halk ve Denge Gazeteleri", " yayın periyotları" nı "haftanın yedi günü"nden; "haftanın iki gününe" veya "haftanın üç günü periyodu" şeklinde azaltmalıdırlar...
Meselâ, Pazartesi ve Cuma veya Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri periyotlarına...
Vesselâm...

Terme, 04.02. 2018
İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Öğretmen
metgultekin@hotmail.com

TERME'MİZİN "MANEVÎ SAHİPLERİ"NDEN ŞEHİD ŞEYH KUBADOĞLU CÜNEYD BEĞ ve ÜLKÜDAŞLARININ TÜRBESİNİN SON HÂLİ...

TERME'MİZİN "MANEVÎ SAHİPLERİ"DEN, ŞEHİD ŞEYH SEYYİD KUBATOĞLU CÜNEYD BEĞ ve ÜLKÜDAŞLARININ TÜRBESİNİN SON HÂLİ/DURUMU...

1)DEĞİŞEN HÂLLER/DURUMLAR:
a) "İyi insan mısın, kötü insan mısın? " 'şadırvanı'(!)nın önüne, üstü kapalı oturma yeri yapılmış.
b) Musalla taşı yanına, âdeta " miting kürsüsü" yapılmış.
c) Tabeladaki ismi ile "Dibekli Cüneydi Bağdadî Derneği" binası, "tekke/türbe bahçesi dışı"ndaki, "asfalt yol kenarı"ndaki "kulübe" görünümünden kurtarılmış ve "tekke/türbe bahçesi içine", 3 (üç) katlı modern bir binaya kavuşturulmuş.
e) "Şehid Şeyh Seyyid Kubatoğlu Cüneyd Beğ ve Ülküdaşları"nın "tekke" "türbe" bahçesi dışındaki giriş kapısı yanına, Termeli işadamı ve hayırsever tarafından, üstü kapalı ve oturaklı, banklı minibüs yolcu durağı yapılmış.
2) DEĞİŞMEYEN HÂLLERİ/ DURUMLARI

a) Terme'mizin "manevî sahipleri" den merhum Şehid Şeyh Seyyid Kubatoğlu Cüneyd Beğ'in medfûn olduğu "Türbe Kubbeleri ve dışı", boyasızlıktan, bakımsızlıktan dö-kü-lü-yor!
"İçi" de "tertipsiz" denilecek şekilde.Daha 'bakımlı halılar" elzem."Bakımlı halılar", daha modern mimarî görünüme sahip "Ülküdaş (ları)"ının medfûn olduğu türbe zemini içinde elzem, geçerli...
b) Daha görünür ve daha uygun yerlere, daha tertipli bir şekilde ve daha "sanatlı" bir şekilde, Şehid Şeyh Seyyid Kubatoğlu Cüneyd Beğ ve Ülküdaşları hakkında bilgilendirici levha ekslkliği...
c) Medfûn Şehid Şeyh Seyyid Kubatoğlu Cüneyd Beğ ve Ülküdaşlarının kabr-i şerif başlarına, "Tarihî kronolojiye" de uygun bir şekilde, 15. Asır (1413) takılan başlıklar, serpuşların mevcudiyeti. "Tanzimat dönemi sepuşlarını, başlığını çağrıştırıcı serpuş (lar) olması.

d) Merhum Şehid Şeyh Seyyid Kubatoğlu Cüneyd Beğ ve Ülküdaşlarının tekke/türbe bahçesi giriş kapısı önündeki kesilen ağaç ve yok edilen kuyu mekanı, çıtalarla muhafaza altına alınmış olması!!!
e) Terme-Salıpazarı istikametine giden minibüs yolcuları bile, hâlâ silik, neredeyse pas tutmuş vaziyetteki, üzerinde " Cüneydi Bağdadi" yazılı " trafik levhası" nı okuyorlar!
f) Merhum Şehid Şeyh Seyyid Kubatoğlu Cüneyd Beğ ve Ülküdaşlarını, muhtelif niyetlerle ziyaret edenler; İlkokul öğrencileri gibi ve de cehalet dolu bir şekilde çiziktirerek isteklerini de kabr-i şerif kenarlarına yazmış olmaları.
g) Merhum Şehid Şeyh Seyyid Kubatoğlu Cüneyd Beğ'in medfûn olduğu tekke/türbe önüne, bir hayırseverce yapılan "büyük çeşme"den suyun akmayışı.

ELHASIL:
Listelediğimiz "değişmeyen hâller/durumlar", elbetteki "yapılması elzem", " yapılması gerekenlere" de işaret ediyor...
Pırıl pırıl, ışıl ışıl, "yeşil kubbe"lerle ve "yeşil renkli kubbeler" üzerinde dalgalan "Türk'ün de, Kürd'ün de, İslâm'ın da Bayrağı" olan " Ayyıldızlı Albayrağımız", Şehid Şeyh Seyyid Kubatoğlu Cüneyd Beğ ve Ülküdaşlarının Tekkesine/ Türbesine, ne de çoook yakışırdı...
Terme, 03. Şubat. 2018
İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Öğretmen

TERMELİ ÜLKÜCÜ ŞEHİD RESUL ŞAHİN'İ, ŞEHADETİNİN 38.SENEY-İ DEVRİYESİNDE, RAHMETLE YÂD EDİYORUZ

TERMELİ ÜLKÜCÜ ŞEHİD RESUL ŞAHİN'İ, ŞEHADETİNİN 38. SENEY-İ DEVRİYESİNDE, RAHMETLE YÂD EDİYORUZ...
( 08.ŞUBAT.1980-08.ŞUBAT.2018)
(NOT: MERHUM TERMELİ ÜLKÜCÜ ŞEHİD RESUL ŞAHİN; ŞEHADETİNİN 38. SENEY-İ DEVRİYESİNDE DE , ÜLKÜDAŞLARIMCA TERTİPLENEN BİR "MEVLİD-İ ŞERİF PROGRAMI" ile YÂD E-Dİ-LE-ME-Dİ...
09.02.2018)

"Terme Basın Tarihi"nin, belki de "en ideal" ve "en seviyeli" "dergivâri gazetesi" de olan "Terme Birlik MEFKÛRE-Birlik olmadan, dirlik olmaz" isimli, "yüzde yüz millî, yüzde yüz islamî" neşriyatı olan ve beş (5) seneyi bulan neşriyatımız süresince hazırladığımız " Unutulan Termeli Güreşçilerimiz"; "Terme'nin Anonim Halk Edebiyatından Seçmeler" ve "Samsunlu Şehid Ülkücüler" 'yazı diziler'mizi, "inayet-i ilahî" neticesi "kitapçık/risale" hâlinde de bastırıp, yayınlamıştım...
Ve geçen 2017 yaz tatili boyunca, yine izn-i ilahî ve inayet-i ilahî neticesi; "genişletilmiş ve gözden geçirilmiş ikinci baskıları" da, "e-kitaplara/elektronik kitaplara" dönüştürmüştüm...
Ve artık "bir tık ile ücretsiz indirilip, okunabiliyor" bile...
TERMELİ ÜLKÜCÜ ŞEHİD RESUL ŞAHİN'İN ŞEHADETİNİN 38. SENEY-İ DEVRİYESİ

Mezkûr/ zikredilen ilgili "kitapçık"larda ve ilgili yerel/mahallî gazetede; Termeli Ülkücü Şehid Resul ŞAHİN ile ilgili "yazı dizisi" dışında; şimdilerde AK PARTİ Belediye Meclisi üyesi ve "Terme Ülkücü Hareket Tarihi"nin, belki de "en önemli şahsiyetler"den biri olan; Sabri ARSLAN ile yaptığım "haber-röportajı" da neşretmiştim...
Belki de, şehadetinin 38. seney-i devriyesinde, Termeli Ülkücü Şehid , merhum Resul ŞAHİN'i şehid eden "TE-TİK-Çİ"; 2018'ler Samsun'un cadde ve sokaklarında, elini kolunu sallayarak geziyor bile!!!
AKP'li Sabri ARSLAN; en azından, Termeli Ülkücü Şehid Resul ŞAHİN'in "ŞEHADET VETİRESİ/ŞEHADET SÜRECİ" hakkında "efkâr-ı umumiyeyi", kabaca "kamuoyu"nu niye bilgilendirmiyor ve aydınlatmıyor ki!?
Ve "Ülküdaşları", bilhassa da " Termeli Ülküdaşları", "hukukî mücadele namına", bir "hukuk dosyası" niye açmazlar ki!?
ELHASIL:

Samsun'umuzun 60'a (altmış) yakın; Terme'mizin ise başta "Aile boyu Ülkücü" olan, Terme Yukarıtaşpınar köyünden, 18. Mart. 1979 tarihinde şehadete vâsıl olmuş Termeli Ülkücü Şehid İsa YILMAZ merhumdan sonra ikinci Termeli Ülkücü Şehid Resul ŞAHİN merhum: Şehadet tarihi, 08. ŞUBAT.1980...
Ve 08.Şubat.2018 ise Termeli Ülkücü Şehid Resul ŞAHİN'in şehadetinin 38. seney-i devriyesi...
Rabb'ül Âlemin "İ'lây-ı Kelimetullah için Nizam-ı Âlem Dâvâsı" uğrunda şehid olmuş bütün "Ülkü Şehidleri"mize, "Ülkücü Şehidleri"mize; hassaten Termeli Ülkücü Şehidlerimize, hassaten şehadetinin 38. seney-i devriyesini idrak ettiğimiz Termeli Ülkücü Şehidimiz Resul ŞAHİN'e de Kur'an-ı Kerim'inde "vaad ettiği mükafatlarını lütfetmiştir" elbette...
Rabb'ül Âlemin bizleri de "Ülkücü Şehidlerimiz"in "ideal, ülkü ve mefkûreleri ile" dolu dolu yaşayanlardan, yaşayabilenlerden eylesin. (Âmin)
"MEFKÛREMİZ, GÖKLERDE DALGALANAN BİR SANCAK; ALLAH'IN HUZURUNDA EĞİLİRİZ BİZ ANCAK..."

Terme, 03.Şubat.2018
İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar, Öğretmen ve Terme Nizam-ı Âlem Ocakları Kurucu Başkanı
metgultekin@hotmail.com

"MEDİNE-İ İSTANBUL"UMUZDA, ÇALINAN 'KIZIL ELMA KÜRESİ..."

"MEDİNE-İ İSTANBUL"UMUZDA,
ÇALINAN "KIZIL ELMA KÜRESİ..."
ÇOOOK MÜŞKİL BİR SUÂL TEVCİH EDİYORUM.
KİME/KİMLERE Mİ?
BİLHASSA KABACA BİR İFÂDE ile: "İLGİLİLERE ve YETKİLİLERE"

"ZEYTİN DALI HAREKATI"NA SAMSUN ili VEZİRKÖPRÜ ilçesi NÜFUSUNA KAYITLI, TEKİRDAĞ'DA İKAMET EDEN BİR " MEHMETÇİĞİMİZ"İN VESİLE OLDUĞU MÜSLÜMAN TÜRK'ÜN "KIZIL ELMA MEFKÛRESİ", "KIZIL ELMA ÜLKÜSÜ", EKSERİYETLE SAHİH BİR ŞEKİLDE, "EFKÂR-I UMUMİYE"DE, "FİKİRLER-DÜŞÜNCELER CAMİASI"NDA YAZILDI, ÇİZİLDİ, SİYASÎ MİTİNG MEYDANLARINDA BİLE," KIZIL ELMA, TÜRK CİHAN HAKİMİYETİ MEFKÛRESİDİR" DİYE YÜKSEK SESLE SESLENDİRİLDİ..
ARTIK DİYEBİLİRİM Kİ, "RİSALE-İ NUR/ NUR TALEBELERİ"BİLE, HEM MERHUM BEDİÜZZAMANLA ilgili"ÇİZGİ FİLMLER"DE SERDEDİLDİĞİ;HEM DE MERHUM "ZİYA GÖKALP-BEDİÜZZAMAN MES'ELESİ veya MEVZÛU"NDA, "RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI"NIN DA ALAKALI YERİNDE DE GEÇTİĞİ ÜZRE "İKİ BAŞLI SOĞAN NOKTA-İ NAZAR ÖTESİ" NDEN, GAYET İLMÎ YAZILAR SEVİYESİNE YÜKSELDİKLERİNİ İSPATLADIKLARI; VELÂKİN RİZE FINDIKLI'DAN BÜTÜN VATAN SATHINA NÂMI ALMIŞ YÜRÜMÜŞ "ÜLKÜDAŞLARIMIN ROL MODEL AĞBİSİ", MERHUM GALİP ERDEM'İN TAM AKSİNE BİR ZİHNİYET DONANIMI ile DOLU OLDUĞU BELLİ OLAN Prof. MEHMET BEKÂROĞLU'NUN "EVRENSEL GAZETESİ"NE VERDİĞİ RÖPORTAJDA SERDETTİĞİ "KÜÇÜMSEYİCİLİĞİ" ÇAĞRIŞTIRICI CEVABI DIŞINDA; UNUTULAN/UNUTTURULAN BİR "KIZIL ELMA KÜRESİ VÂKIAMIZ"LA İLGİLİ ÇOOOK MÜŞKİL BİR SUÂL:
"İSTANBUL TÜRK OCAĞI ÖNÜ DİVANYOLU CADDESİNDE" SÜTUNLU YAPI ÜZERİNDE İKEN; 2015-2016 SENELERİ DİYE HATIRLADIĞIM; HATTÂ MEŞHUR ve NAMLI BURDURLU OSMAN SINAV DİZİ FİLMİ OLAN "TRT"DEKİ "KIZIL ELMA DİZİ FİLMİ"NİN YAYINLANDIĞI VETİREDE/SÜREÇTE "ÇA LI NAN" veya "ÇAL DIR TI LAN" "KIZIL ELMA KÜRESİ" NEREDE?! NİYE BULUNUP TA TEKRAR YERİNE KONUL (A)MIYOR Kİ!?
HÜLÂSA:
"MEDİNE-İ İSTANBUL"DA, HEM DE "TÜRK OCAĞI İSTANBUL ŞUBESİ "ÖNÜNDEKİ, DİVANYOLU CADDESİNDEKİ "KIZIL ELMA KÜRESİ" ÇALINDI ve HÂLÂ KAYIP BE!!!
TERME, 31.OCAK.2018
İSMET GÜLTEKİN
ARAŞTIRMACI-YAZAR ve ÖĞRETMEN
metgultekin@hotmail.com
Not: MEZKÛR MES'ELE , MÜSLÜMAN TÜRK'ÜN KIZIL ELMA MEFKÛRESİ/KIZIL ELMA ÜLKÜSÜ, SAMSUNLU BİR MEHMETÇİK VESİLESİYLE , KABACA " KAMUOYU"NDA HATIRLANDIĞI ve HATIRLATILDIĞI ÂNDAN İTİBAREN, BEYNİME MIH GİBİ MIHLANMIŞTI."AH! BİR DE ALAKALI FOTOĞRAFIM DA OLSA!", DİYE DÜŞÜNÜRKEN; İMDADIMA,"TÜRK OCAĞI İSTANBUL ŞUBESİ"NİN "FACEBOOK"TAKİ BU PAYLAŞTIĞIM FOTOĞRAF YETİŞTİ.
SAĞ KÖŞEYE YAKIN BETON /TAŞ SÜTUN ÜZERİNDEKİ "TAŞTAN YAPILMIŞ KIZIL ELMA KÜRESİ"NİN KONUŞLANDIĞI YERDE; LÜTFEN BAKINIZ ve GÖRÜNÜZ ; ŞİMDİ KAR ile KAPLANMIŞ!!!
"TAŞTAN YAPILMIŞ KIZIL ELMA KÜRESİ" MAALESEF YOK!!!