11 Temmuz 2018 Çarşamba

MERHUM AHMET KABAKLI HOCA, "MÜRTED CEMAAT'İN YAYIN ORGANI ZAMAN GAZETESİ'NE, NASIL YAN ÇİZMİŞTİ"(!?)

“ŞEYH’ÜL MUHARRÎRİN/ MUHARRİRLERİN ŞEYHİ” MERHUM AHMET KABAKLI HOCA’MIZI, VEFÂTININ 17. SENEY-İ DEVRİYESİNDE(08. Şubat. 2001-08.Şubat.2018)
RAHMETLE YÂD EDİYORUZ…
MERHUM AHMET KABAKLI HOCA , “MÜRTED CEMAAT’İN YAYIN ORGANI” ,'ZAMAN GAZETESİ'NE NASIL YAN ÇİZMİŞTİ?!

Bir seneyi aşan bir süredir “Gülen Hareketi” ‘tartışılıyor…’ Hem de ne ‘tartışma’ amma?!
Yahû, ‘yol arkadaşlığı’ günümüzde neredeyse bir saatte belli olurken; on seneyi aşan bir sürede sözde ‘muhafâzakar demokrat’ ‘siyasî kimlik’li ‘örgüt’, ‘on yıl’da ‘zor’ tanıdı!!!
Ve neticede ‘Millî Güvenlik Siyaset Belgesi’ne, ‘Kırmızı Kitap’a, adetâ ‘iç düşman’ olarak geçmiş olan ‘Gülen Hareketi’ ne mevcut siyasî iradenin taarruzları devam ederken; hiç bilmediğimiz bazı ‘olgular’ı da, bazı ‘vakıa’ları da, “İslâm İletişim Hukuku”na azamî bir dikkatle ‘fikrî takipler’ yapmaya, çoğumuz gibi ben de gayret sarfetmekteyim..
Belki de kesintisiz altı ay/6 ay ‘Milliyetçileri ayaklarımızın altında ezeceğiz’ diyen mevcut siyasî iradenin zihniyeti; karşısında ‘milliyetçi sermayesi’ olmayan, ‘bankası’ bile olmayan ‘fakir-fukara milliyetçileri’ görünce, bu düşüncesinden vazgeçmiş oldular!!! Baksanıza ‘yeni düşman’larının ‘Bank Asya’ gibi ‘Bankaları’, neredeyse devasa ‘medya grubu’, tabiri caizse ‘Nurjuvazi’si olduklarını ‘farkedince’ ve bir de ‘muktedir olma namına’ olsa gerek; tahmin ettiğim altı aylık süreyi açtılar da çoktan geçtiler bile!

Ve maalesef ‘onca’ ‘Gülen Hareketi’nin İç Yüzü’ diyebileceğimiz malumatlar da, bilgiler de ‘kamuoyu’ dediğimiz ‘fikirler-düşünceler camiası’na yansıtılmış ve paylaşılmış olmasına rağmen; bir takım ‘Erbakan Hareketi’ gibi, ‘Yazıcıoğlu Hareketi’ gibi ve hattâ ‘Ülkücü Hareket’ gibi ‘temsil’ ve ‘yetki’ noktasındaki ‘Teşkilat Sorumluları’, eskisi gibi bırakın kendi aralarındaki ‘özel sohbetler’ de eleştirebilmeyi, ‘yazılı’ ve ‘ yüksek sesli söylemler’ olarak bile neredeyse ‘bir tek harf’ edememektedirler…

Böyle ‘olgular’ da, böyle ‘vakıalar’ da, meselâ rahmetli Aydın MENDERES ‘Ürkek’ ti de; rahmetli ‘Ülkücü Şehid’ Muhsin YAZICIOĞLU ‘Erkek’ti de; ‘Büyük Birlik Partisi’ni ‘Gülen Hareketi’ mi kurduttu?, temel suâllerini hatıra getiriyor!!!???
Günümüzde 25 Mart 2009 sonrası, en azından “3 franksiyon”a ‘bölünmüş’ olan beşyüz bin tabanlı ‘YAZICIOĞLU HAREKETİ’, ‘Erbakan Hareketi’ ile ‘Seçim İttifakı’ yapması ile ‘Ya Yok Olacak’ ya da ‘franksiyonlaşma sayısı’, bilhassa 08. Haziran.2015 sabahı itibari ile daha da artmış olacak..
Baksanıza, ‘Yusufîyeli Remzi ÇAYIR’lar, Ankara’da ‘Netekim Öldü’ eylemi yaparken; DESTİCİ’ler de ‘Netekim Cennetlik’ diyen sapına kadar “12 Eylülcü Zaman Gazetesi”ni ‘ziyaret’ etmekle meşgul oldu!!!
MERHUM AHMET KABAKLI HOCA,”MÜRTED CEMAATİN YAYIN ORGANI”, ‘ZAMAN GAZETESİ’NE NASIL YAN ÇİZDİ?!

Neredeyse ‘yıllardır’ demeyeyim amma ‘aylardır’ bu mevzûyu yazmak istiyordum: ‘Elaziz’in, ‘Harput’un Alperen Delikanlısı rahmetli Ahmed KABAKLI Hoca, “Mürted Cemaatin Yayın Organı”,‘Zaman Gazetesi’ne adeta ‘yan çizmişti.’ Hem de son kertede..
Benim, gayet sevk-i kader ile İstanbul’a geldiğim ve gayet dayısız, torpilsiz yine sevk-i kader ile Türk Edebiyatı Vakfı’nda çalışmaya başlayışım. Bir yandan da İstanbul Üniversitesi’nde ‘Meteoroloji-Klimatoloji’ sahasında ‘Yüksek Lisans’a da başlayışım. Ve rahmetli KABAKLI Hoca’nın da yeni bir gazetede ‘köşeyazarlığı’ yapma arayışları…
Ve ‘görüşmeler’, ‘arayışlar...'

Ve bir akşam üstü “Türk Edebiyatı Vakfı”(TEDEV)’dan çıkıp şöförlüğünü Veysel TOPUZ’un yaptığı bir takside, bendeniz, rahmetli KABAKLI HOCA, İsa KOCAKAPLAN’ın olduğunu hatırladığım taşıtta ‘Beyazıd’a doğru yol alışımız… Anladığım, artık ‘kesin’ idi; KABAKLI Hoca, yarın sabah ‘Zaman Gazetesi’nda ‘köşeyazarlığı’ yapmaya başlayacaktı!!!

Velâkin bildiğim kadarı ile ‘İstihbaratı çok kuvvetli’ olan rahmetli KABAKLI Hoca, hâlen anlayamadığım ve bilemediğim sebeplerden; ‘Zaman Gazetesi’nde değil; ‘Türkiye Gazetesi’nde ‘yazmaya’ başlayacaktı. Rahmetli Yılmaz ÖZTUNA ile beraber ‘Türkiye Gazetesi’nde yazmaya başlama “reklamları” da yayınlanmaya başlanmıştı bile…
Ve övünmek gibi olmasın amma-Servet KABAKLI duysa, okusa kızar belki,Allah(c.c.) rahmet eylesin.(Amin) Rahmetli Servet KABAKLI, biraz bendenizi hakir görürdü!!!- “Türkiye Gazetesi’ndeki ilk sekreteri olmak” da Rabbimin bir ikramı olarak bana nasip olmuştu…

Daha rahmetli KABAKLI Hoca, Cağaloğlu’ndaki, “Güle Güle Apartmanı”ndaki koltuğuna oturur oturmaz kim telefonla aramıştı?, diye ‘merak’lanırsanız diye yazıyorum: “Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ…”
Tıpkı rahmetli Seyyid Ahmed ARVASÎ Hocamız gibi, “12 Eylül sonrası” rahmetli KABAKLI Hoca’mız da ‘Zaman Gazetesi’ni değil; neticede ‘Türkiye Gazetesi’ni ‘tercih’ etmişti…
Bugünleri mi ‘görmüştü’ yoksa?! ‘Gülen Hareketi’nin İç Yüzüne’ mi vâkıf olmuştu yoksa?!
“Em”/Yoksa, yine Büyük Türk Edebiyatçılarımızdan rahmetli Tarık BUĞRA’nın, taa seneler öncesinde, “Gençliğim Eyvah” isimli romanındaki “İhtiyar” karakteri ile “Mürted Cemaat’in İç Yüzü”ne mi vâkıf olmuştu!?

Hâlen hayatta olan Belkıs Ablalar, İsa Ağbiler, (rahmetliServet Beğler), Ayla Ablalar, Zeki Beyler,Mehdi Beyler, rahmetli Kabaklı Hoca’nın ‘Zaman Gazetesi’ne ‘yan çizme’ mes’elesine, benden daha fazla bilgileri vardır, diye düşünüyorum…
Ha, kendisi de bir ‘Şark Çocuğu’ ve hattâ ‘Rifaî Şeyhi’ de olan rahmetli KABAKLI Hoca’mızın babası da ‘Şeyh Said Ayaklanmaları Olayları’nda öldürülmüştü biliyor musunuz!?
Ne güzel yıllardı da…Daha yeni kavradığım ‘Bir Cemaatin Şeyhi’ gibi –ki öyle imiş zaten-neredeyse her Cuma günü ‘Güle Güle Apartmanı’na gelen, hayattaki ‘İlk Patronum’ olan Dr. Enver ÖREN Beğin sırtımı okşayışı, karşı oda rahmetli ‘Kerküklü’ Ömer ÖZTÜRKMEN Beğ, bitişikde rahmetli İrfan ATAGÜN Beğler…
Ahhhhhh! Maalesef ‘Türkiye Gazetesi’ ‘İhlas Gazetecilik’, günümüzde, ‘Üstad Tarihçi’miz Kadir MISIROĞLU’nun ‘CHP’NİN GÜNAH GALERİSİ” kitabını basarken; bir yandan da ‘Camuriyet’in ‘promosyonları’ ‘MARKSİZMİN KUTSAL KİTABI”,’ ‘KOMÜNİST MANİFESTOLARI”’ ve ‘DENİZ GEZMİŞ” kitaplarını bizatiti basmakta bir mahzur görmemekte!!!
Fatih, 13.Mayıs.2015
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Not: Yeniden gözden geçirilmiş ve tashih edilmiş tarihi: Terme,30.Ocak.2018

TERME'MİZDEKİ MİLLİYETÇİ-ALPEREN KURULUŞLARIMIZIN TABELALARI NİYE BÖYLE!?

TERME'MİZDEKİ MİLLİYETÇİ-ALPEREN KURULUŞLARIMIZIN TABELALARI NİYE BÖYLE!?
( NİHAYET 09.02.2018, CUMA TARİHİ İTİBARİ ile 40 GÜN SONRA, TERME TÜRK EĞİTİM-SEN'Lİ ÜLKÜDAŞLARIM, MES'ELEYİ HALLETTİLER...
KENDİLERİNİ CÂN-I GÖNÜLDEN TEBRİK EDER; RABB'ÜL ÂLEMİNDEN MUVAFFAKİYETLER NİYAZ EDERİM..
SIRADAKİ....)

Artık merhum edebiyatcımız Prof.Dr.Mehmet KAPLAN'ın dediği üzre;"yazarak düşünmek; merhum "Sultan'üş Şuara"/ "Şairler Sultanı" Necip Fazıl KISAKÜREK'ce de "fikir öfkesi"ni yazıya aktarmak "vacip" değil; "farz" oldu...
Bilhassa "15. Temmuz. 2016 U.S.A Mürted Taşeron Cemaat Darbesi" "tabelaları"n "görselleri", "fotoğrafları", "resimleri" bunlar...
Bu gördüğünüz "fotoğrafları" çekeli, neredeyse bir ay olacak! Aha bugün yenilenir, aha yarın ışıl ışıl, pırıl pırıl yapılır, bekleyip durdum.Artık beklemekten, ertelemekten gınâ geldi!!!

Neden Terme'mizdeki Milliyetçi-Alperen kuruluşların mevcut tabelaları, senelerden beri, niye "sönük", niye "silinmiş", niye "pis" şekilde ki!? Sebepler ne!?
Hele "Terme Alperen Ocakları"na, aynı binada olan "Terme Büyük Birlik Partisi Teşkilat Binası"na, yanlış demiyorsam; "15 Temmuz 2016 U.S.A. menşeîli Mürted Cemaat Darbesi" sonrası neredeyse hiç çıkılmamış; neredeyse hiç 'Perşembe Hasbihali Geleneği" devam ettirilmemiş gibi!?
Niye? Sebepler? "Mücadele metodu" sadece ve sadece "klavye kahramanlığı"na mı kaydı? Sadece ve sadece "sosyal medya"ya mı kaydı? Ya "gerçekler?!" Ya "hakikatler?!"
YA "TERME TÜRK EĞİTİM-SEN"İN "TABELASI"NA NE DEMELİ?!

"Terme Türk Eğitim-Sen"in "tabelası da "farksız" durumda!!! Senelerden beri be! 

Aha "yeni yönetim seçildi" haberleri, bakıyorum cafcaflı bir şekilde; "Amazonculuğu markalanmış"; sadece o kadar da değil; eş zamanlı olarak; Salıpazarı Ziraat Odası Başkanlığı ile "yolsuzluk şaibesine bulanmış"; Terme Ziraat Odası Sabık / Eski Başkanı, belki hâlâ "Terme Doğan Haber Ajansı Terme Temsilcisi" ve "Terme Bilgi Gazetesi" " ortağı" ve "başyazarı"nın gazetesinden paylaşımlar yapılıp duruyor...
"Bu ne yaman çelişki anne!"
"Köre ne?... Göre ne?.."
Bu kadar da "cehl-i mürekkep"liğe, bu kadar da "echel ahmaklığa" pes doğrusu be!!!
ELHASIL
Bir bakın ve görün: Başka il ve ilçelerdeki Milliyetçi-Alperen kuruluşların pırıl pırıl, ışıl ışıl tabelalarına...Bir bakın ve görün "Van Alperen Ocakları"nın ışıl ışıl, pırıl pırıl tabelasına...

Biliyor muydunuz; "12 Eylül 1980 sonrası" açılan "Terme Nizâm-ı Âlem Ocakları" da, "Terme Ülkü Ocakları"nın "12 Eylül 1980"deki mevcut yerinde açılmıştı!? "Bez Pankartlı", " Tabelasız" velâkin "Osmanlı Sediri Usûlü" ile...
Hele bir de "çekimleri Terme Kozluklularca yapılmış videosu", yirmibeş sene sonra da olsa, "sosyal medya"dan yayınlanabilse!!!

Terme, 21.Ocak.2018
İsmet GÜLTEKİN
AraştırmacıYazar , Öğretmen

5 Temmuz 2018 Perşembe

"Türk Güreşinin Sembolü,Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu YAŞAR DOĞU"(*) Kitabında,"Unutulan Termeli Güreşçilerimiz"(**)den HASAN GEMİCİ


“Türk Güreşinin Sembolü
Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu
YAŞAR DOĞU”(*) Kitabında,
“Unutulan Termeli Güreşçilerimiz”(**)den
HASAN GEMİCİ


                  “Unutulan Termeli Güreşçilerimiz”den merhum Hasan GEMİCİ’yi,bilhassa “Güreşçiler, Pehlivanlar Diyârı Terme”miz ‘Güreşperver Efkâr-ı Umumiyesi”ne, “Güreşsever Kamuoyu”na ‘ilk defa’ mal’eden ; Termeli İdris KULAÇ idaresindeki “Termeliyiz Biz Yerel Tarih Grubu”, “Facebook Grubu” oldu.(1)
                    Sonrasında ise Edebiyat Öğretmeni Ahmet SEZGİN’in, bir mahallî gazetedeki “Termeli olimpiyat Şampiyonu Hasan Gemici”(2)başlıklı yazısı…
                   “Türk Güreşperver Efkâr-ı Umumiyesi”ne, “Türk Güreşsever Kamuoyu”na ise “ilk defa” haberdar eden ise “Milliyet Gazetesi”(3) ile “Kocaeli Gazetesi…”(4)
                       “Milliyet Gazetesi”ndeki haberde;”kupür resmi”nde gördüğünüz üzre;”Helsinki’de Dünya Şampiyonluğu Kazanan HASAN GEMİCİ…Samsun’un Terme kazasından olan Hasan GEMİCİ YÜZDE YÜZ BİR ANADOLU ÇOCUĞUDUR” ‘spot’u da yer almakta.Ve “kupür resmi”ndeki haberin muhtevasında da; “Hasan GEMİCİ, Samsun’un Terme kazasındandır.Sarı saçları ve açık renk gözleri ile insana emniyet veren bir çehreye sahip bulunan bu şampiyon güreşçimiz, YÜZDE YÜZ ANADOLU ÇOCUĞUDUR. Hem de her bakımdan temiz, uysal ve vazifesinden başka bir şey bilmeyen bir Anadolu evlâdı…Olimpiyat Şampiyonumuz Hasan GEMİCİ, hâlen İzmit Belediyesi’nde memurdur.”(5) denilmekte…

                       “Kocaeli Gazetesi”(6)nde ise “Hasan GEMİCİ, 15.06.1927 Terme doğumlu…1951 Akdeniz Oyunları,1952 Helsinki Olimpiyatları 52 kilo Şampiyonu…Seka Kağıtspor güreşçisi…Yurt dışında ve Millî Takım’da, Güreş Antrenörlüğü yapmış…Kağıtspor Lisansı ile Alman ve İsveç Millî Takımları ile yaptığı müsabakalarda, 62 kiloda takım hâlinde şampiyonluk kazanmış…”(6) denilmekte.
                   Termeli Edebiyat Öğretmeni Ahmet SEZGİN ise mezkûr yazısında, “Unutulan Termeli Güreşçilerimiz”den merhum Hasan GEMİCİ’yi;”-Çok kıymetli güreşçilerimizle tanınan Terme’nin, en yakın zamana kadar adını duymadığım bir büyük güreşçisi, bir Olimpiyat Şampiyonu güreşçisi”(7) diye târif etmekte.


“Türk Güreşinin Sembolü…Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu
YAŞAR DOĞU”(*)nun Yetiştirdiği Güreşçilerimizden HASAN GEMİCİ

                   “Unutulan Termeli Güreşçilerimiz”den merhum Hasan DEMİRCİ, mezkûr eserde, beş yerde “ismi geçmekte…”(s.218,227,232,245 ve 345)
                     Merhum YAŞAR DOĞU…
                       “Samsunlu Güreşçilerimiz”den; “Kavaklı Güreşçilerimiz”den; “Samsun Kavaklı Güreşçilerimiz”den… “
                       “Türk Güreşinin Başbuğları”ndan…
                        “Kızıl Moskof Zulmü”nden dolayı “Hicret” etmek mecburiyetinde kalmış “Kafkas Sürgünzedeleri” gibi, “Kafkas Çerkezleri”nden; “Ubıh Kabilesi-Guge Demirci Sülalesi”nden…
                          ‘1913 Samsun’un Kavak ilçesine bağlı Karlı Köyü’nde”doğdu…
Merhum Yaşar DOĞU’nun “Yetiştirdiği Güreşçilerden Öne Çıkan İsimler”(s.245)
                         “İlk Sırada”, “Çarşambalı Güreşçilerimiz”den Mustafa DAĞISTANLI(2 Olimpiyat, 3 Dünya Şampiyonu)
                          “11.sırada”, “Unutulan Termeli Güreşçilerimiz”den merhum Hasan GEMİCİ(Olimpiyat Şampiyonu)…
                           Ve yine “14.sırada”, “Çarşambalı Güreşçilerimiz”den, merhum Cemal YANILMAZ(Dünya Şampiyonu)…(s.245)
                            Merhum Yaşar DOĞU……
                           Babasının “Balkan Harbi”nde “Şehid” olması sebebiyle bir “Şehid Çocuğu” Yaşar DOĞU…(s.20)
                             “Kızıl Moskof Mağduru”,rahmetli dedesi Bicanzade Ârif Çavuş sebebiyle güreşi seven, güreşe başlayan…(s.23)
                               “Güreş Hayatı”ndaki 47 güreşinin 46’sını kazanan; 46 güreşinin de 33’ünü “TUŞ” ile kazanan…(s.16)
                              Sadece “bir güreşi”ni “sayı hesabı ile” kaybeden…
                             Ve neredeyse “Bütün Türk Güreşçilerimiz” gibi, “Türk Silahlı Kuvvetleri”nde, “Askeriyemiz”de, “ikibin  senelik yaşı aşan” “Ordumuz”daki “Askerlik Hayatları”nda, “Türk Güreş Hayatına Kazandırılanlar”dan…
                           Öyle ki; “Kafkas Sürgünzedeleri”nden; “Çerkezler”den ; “Şehid Çocuğu”,merhum Yaşar DOĞU; günümüzde “Ankara Cebeci Askerî Şehidliğinde Medfûn Tek  Sivil İnsan.”(s.244)
                           İşte böyle bir “Alperen”in, böyle bir “Türk Güreşçi”nin “Yetiştirdiği Güreşçilerimiz”den; “Unutulan Termeli Güreşçilerimiz”den merhum Hakan GEMİCİ…(.s.232)
                           Merhum  Yaşar DOĞU,“Atatürk’ün vefâtından sonra kapanan ‘Ankara Güreş Kulübü’nü, 1952’de, Ankara-Maltepe Gölbaşı Sineması altında, yeniden açar ve  güreşçiler yetiştirmeye başlar.
                           Tıpkı merhum “Atatürk Dönemi Ankara Güreş Kulübü”nün fonksiyonu gibi…(s.s.232)
                         Termeli Güreşçimiz merhum Hasan GEMİCİ de yetiştirdiği güreşçilerimizden…



                                               


1952 HELSİNKİ OLİMPİYATLARI
ve BURHAN FELEK’İN TÜRK GÜREŞİNE KÖTÜLÜĞÜ

                             Ahmet SEVEN’in mezkûr eserinde, “Unutulan Termeli Güreşçilerimiz”den merhum Hasan GEMİCİ’nin ‘Güreş Hayatı’ndaki Başarıları’nın sıralanması:” HASAN GEMİCİ…Serbest güreş…52 kiloda Finli Timonen’i 3-0 sayı hesabıyla; İngiliz Cheerm’ı 4 dakikada tuş ile; İtalyan Degiori’yi 2 dakika 45 saniyede tuş ile yendikten sonra; İranlı Molla Kasımı’ye 2-1 ekseriyetle yenildi.Japon Kitano’yu 3-0 ittifakla yenerek, sıkletinin Olimpiyat Şampiyonluğunu kazandı.”(s.218)
                            Velâkin “1952 Helsinki Olimpiyatları”nın, “Türk Güreş Tarihinde Yaşanan Büyük Zelzele”, “Türk Güreşinde Frene Basılan Yıllar ve Kırılma Noktası” gibi bir “Makûs Talihi” var…
“Türk Güreşçiler”, “Türk Gibi Kuvvetli” sözünü Avrupa ve Amerikalar da, peyderpey ispatlamakta, neredeyse bütün ‘Altın Madalyaları” toplamakta, “Türk Güreş Tarihi”ne “Altın harflerle yazılacak başarılar” elde etmektedirler.
“Türk Güreşçilerimizin” bu başarıları, “Avrupa, Amerika”, kısaca “Garb’ın âfakında”, “Batı Dünyası”nda kabul edilememekte…
                            Ve “Milliyet Gazetesi”inin ‘Muharriri’, ‘Yazarı’, şu tarihe kadar gözümüzde büyüttüğümüz ‘kalemi’ Burhan FELEK’in “Türk Güreş Hayatına Kötülüğü” yaşanmıştır…
                            “Millî Olimpiyatlar Komitesi  Sekreteri”, “Milliyet Gazetesi Muharriri Burhan FELEK” de, “masabaşı oyunları”nın  neredeyse “başrolü”ndedir. “1948 Londra Olimpiyatları’nda başarılar elde eden Türk Güreşçilerimize yapılan 20’şer bin liralık bağışı”, ‘kalemine dolayan’ FELEK; “Milletlerarası Olimpiyat Komitesi”ne ‘şikayet’te bulunur.
                           “Milliyet Gazetesi Muharriri”de olan Burhan FELEK’in bu ‘şikayeti’ sebebiyle de; “Burhan FELEK’in Gammazlığı” sebebiyle de, ‘1951  Helsinki Olimpiyatları’na, Yaşar DOĞU, Nasuh AKAR, Gazanfer BİLGE, Celal ATİK ve Ruhi SARIALP gibi “Türk Güreş Tarihine Şampiyonluklar Yaşatmış Güreşçilerimiz”in katılımı engellenir.
                        “1952 Helsinki Olimpiyatları”nın neticesi ne mi olur?
                          “Amerika 40 Altın Madalya ile birinci, Türkiye’miz ise sadece 2 Altın Madalya ile onaltıncı olur…”
                          İşte “1952 Helsinki Olimpiyatları”nda güreşen “Unutulan Termeli Güreşçilerimiz”den merhum Hasan GEMİCİ de ‘böyle bir süreç’te güreşir…(s.211-219 ve s.336)

                                                           

YAŞAR DOĞU’NUN ‘JÜBİLE’SİNDE DE GÜREŞEN HASAN GEMİCİ
“İstanbul Spor ve Sergi Sarayı”nda, 1955’deki ‘Yaşar DOĞU’nun Jübilesi’nde, 52 Kiloda, Termeli merhum güreşçimiz, merhum ‘Yaşar DOĞU’nun Yetiştirdiği Güreşçilerimiz’den Hasan Gemici de güreşir…(s. 224 ve s.227)


MERHUM YAŞAR DOĞU, TERME’MİZDE DE GÜREŞ TUTMUŞ
                 “Türk Güreşinin Alperenleri”nden de olan merhum ‘Samsunlu Güreşçilerimiz’den;‘Kavaklı Güreşçilerimiz’den;”Samsun Kavaklı Güreşçilerimiz”de Yaşar DOĞU; ‘Güreş Hayatının Başlangıcı’nda, “Samsun yöresinde, güreşmediği yer kalmaz. Amasya, Samsun, Ladik, Havza, Çarşamba ve Ordu”da olduğu üzre, “Terme”mizde güreş tutar.(s.103)
                   Kendisini “Türk Güreş Camiası”na ‘kabul ettirebilmeye yönelik bu güreşleri”nde, Terme’mizde de, ‘Ordulu Güreşçilerimiz’den “Deli Kasım” ile güreş tutar.
                    “Deli Kasım”ı, “1937 Ordu Güreşleri”nde yenen merhum Yaşar DOĞU’ya, “Ben o zaman hastaydım. O sebepten yenildim.” Diyen “Ordulu Güreşçilerimiz”den ‘Deli Kasım” ile Terme’mizde  tekrar güreş tutan merhum Yaşar DOĞU; ‘Deli Kasım’ı Terme’mizde de yener. Tekrar Başpehlivanlığı kazanır..
                    “Alperen Güreşçilerimiz”den merhum Yaşar DOĞU’nun, Terme’mizde, 1937’de, “Ordu Güreşleri”nden onbeş gün sonra yaptığı bu güreşi; askere gitmeden evvel; hem Samsun’da, hem de Samsun civarında yaptığı ‘en son güreştir’ de…(s.103, 104)

                           “SİNEK SIKLET-TÜY SIKLET”

                    Sizleri bilmem,velâkin “Mürşid”inin; “Ben bilmem de Yunus” vetiresinde olduğu gibi; “Etno-Spor”umuzun; “Ecdat Spor”umuzun; “Ata Spor”muzun ‘Başında’ gelen “Güreş Spor Dalı”mızla ilgili “Ben bilmem” desem, yeridir…
                       Hatırlıyorum da, bu fakir, zaman zaman ekseriyetle “Tüy Sıkletteyim”, der; “latife”, “şaka yaptığımı” ifâde etmek isterdim.
                      Meğerse, “Sinek Sıklet” gibi “Tüy Sıklet”te, “Türk Güreş Tarihi”ndeki ‘Sıkletlerin İsimleri” imiş…
                       “Sinek Sıklet, 52 kiloya”; “Horoz Sıklet, 57 kiloya”; “Tüy Sıklet, 62 Kiloya”; “Hafif Sıklet, 67 Kiloya”; “Yarı Orta Sıklet, 73 kiloya”; “Orta Sıklet, 79 kiloya”; “Yarı Ağır Sıklet, 87 kiloya”; “Ağır Sıklet, 87 kilo üzerine” karşılık gelen “Sıklet”, “Ağırlık” isimleri imiş…(s. 135)

                                   NETİCE:
                       “Unutulan Termeli Güreşçilerimiz”den merhum Hasan GEMİCİ; “Son Asır Türk Pehlivanları”ndan ve “Dünya Güreşine Oyunlar Ekleyen “, “Büyük Çaplı Güreşçilerimiz” kadar, ‘aynı ayarda’, diğer pehlivanlarımızdan” da…(s.345)
                         “Türk Güreşinin Başbuğları”ndan, “Kavaklı Güreşçilerimiz”den merhum Yaşar DOĞU’nun dediği üzre; “-Türk Güreşinin kalkınması, mektep açmakla değil; kulüplerin ‘Güreş Dâvâsı’nı ele almaları ile kâbil olur”(v.258) vesselam…
Terme, 06.Temmuz.2018
İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Öğretmen

Dip Notlar:

(*): Ahmet SEVEN, “Türk Güreşinin Sembolü, Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu YAŞAR DOĞU”, 2. Baskı, Ağustos 2016, Samsun, Ceylan Ofset…
(**): İsmet GÜLTEKİN(Derleyen ve Yazan) “Unutulan Termeli Güreşçilerimiz”,Terme Birlik MEFKÛRE,”Birlik Olmadan, Dirlik Olmaz”, Kültür Hizmeti-2-, Terme-2003,Bilgi Ofset Matbaacılık,
(1): İdris KULAÇ, “Facebook Grubu”, Termeliyiz Biz, Yerel Tarih Grubu,06.Şubat.2018
(2): Ahmet SEZGİN, “Termeli Olimpiyat Şampiyonu Hasan GEMİCİ”, Terme Bilgi Gazetesi, 06.Mart.2018
(3): Milliyet Gazetesi,25.07.1952 Tarihli Milliyet Gazetesi
(4):Ziya ÜRÜK, Kocaeli Gazetesi, 26. Haziran. 2015
(5): Milliyet Gazetesi, 25.07.1952 Tarihli Milliyet Gazetesi

4 Temmuz 2018 Çarşamba

TERME ERMENİLERİ ve TERME ERMENİ ÜSSÜ MÜ?-"NUTUK"TA 'ERMENİ-RUM-PONTUS ZULMÜ'


TERME ERMENİLERİ
ve TERME ERMENİ ÜSSÜ MÜ!?


               “Terme kazasında yaşayan 3.427(üç bin dört yüz yirmi yedi) Ermeni’nin (491 hâne), yalnızca 100’e yakını(25 hâne),küçük Hampertzum Şapeli’nin bulunduğu, ‘Yönetim Merkezi Terme’de bulunmaktaydı.”(1)
               Yani “Terme Ermeni Üssü” idi.
                “Kanada’daki ‘Ermeni Nüfusu’nun önemli bir bölümü, şehrin yakınındaki 4(dört) köye dağılmıştı.
                 Deniz kıyısına yarım saatlik uzaklıkta, ormanlık küçük bir vadinin yukarısında yer alan:
1)    Bindokuzyüz altmış beş kişilik Kocaman Köyü’nde, Kocamanbaşı’nda, iki Kilise vardı. 1800’de kurulan Surp Hagop ile 1850’de tamamlanan Surp Yağya ALEMDAR’da,İlim Dağı/Bulgurlu’da, 560 Ermeni nüfusu ve Surp Kevork Kilisesi…
2)    Salıpazarı Suluca’da, 200(ikiyüz) Ermeni nüfusu ve Surp Nışan Kilisesi…
3)    Hoylan’da ise Surp Yerrortutyun Kilisesi vardı.(2)

“Terme Ermenileri” kategorisine dahil edebileceğiz ‘yeni veriler” bunlar…
“Terme’de Ermeni-Rum Zulmü” ise ‘objektif yargı’larla çok sayıdaki “araştırmalara”, “resmî ve sivil araştırmalara” mevzû olmuş bile…
Gerek “Devlet Arşivleri”ndeki “çok sayıdaki ilmî araştırmalar”; gerekse merhum Hasan Celâl GÜZEL, nam-ı diğer ‘Tank Hasan’ın “Yeni Türkiye”deki devâsa çalışmalarda da, “Terme’deki Ermeni-Rum Zulmü”, ilmî kriterlere göre ‘araştırılmış’ bile…
Son senelerdeki “araştırmalar” da ise “Ermeni –Rum Zulmü”ndeki “Amerikan Boyutu” da ‘vurgulu araştırmalara’, kitap çaplı ‘araştırmalara  da mevzû olmuş olması…

               “NUTUK”TA “ ERMENİ-RUM- PONTUS ZULMÜ” ve “AMERİKALILAR…”


                Belki de, “Ermeni Mes’elesi”nde ve Türkiye’mizdeki “Ermeni-Rum-Pontus  Zulmü”ndeki “Amerikalılar Boyutu”nu, ‘en yüksek seviye’den ‘ilk’ ortaya koyan “Müslüman ATATÜRK” idi; Merhum Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK idi.
              Merhum Atatürk, 15-20 Ekim 1927’de, ‘CHP’nin 2. Kurultayı’nda ,altı buçuk saatte ve  altı gün boyunca süren ‘Tarihî Büyük Nutku’nda, sonradan “kitaplaştırılmış’ “NUTUK” isimli eserinde, “Ermeni-Rum-Pontus Zulmü”nü ve bu “zulüm”deki ‘Amerikalılar Boyutu’na da ‘dikkat çekmek’ istemişti.
Merhum ATATÜRK’ün “Büyük Nutku”nda veya çok bilinen ismi ile “NUTUK”unda, Türkiye’mizde, neredeyse bundan 100(yüz) sene yaşanılan “Ermeni-Rum-Pontus Zulmü”nü, şöyle ortaya koyuyor:

“İSTANBUL RUM PATRİKHÂNESİ…”- “MAVRİ MİRA CEMİYETİ…”

              “Bundan başka, memleketin her tarafında, anasırı Hıristiyaniye hafi, celi, hususi emel ve maksatlarının temini istihsaline, devletin bir an evvel, çökmesine sarfı mesai ediyorlar. Bilâhara elde edilen mevsuk malûmat ve vesaik ile teeyyüdetti ki, İstanbul Rum Patrikhanesinde teşekkül eden Mavri Mira heyeti (Vesika: 1), vilâyetler dahilinde çeteler teşkil ve idare etmek, mitingler ve propagandalar yaptırmakla meşgul. Yunan Salibiahmeri, resmî muhacirin komisyonu; Mavri Mira heyetinin teshili mesaisine hadim. Mavri Mira heyeti tarafından idare olunan Rum mekteplerinin izci teşkilâtları, yirmi yaşını mütecaviz gençler de dahil olmak üzere her yerde ikmal olunuyor. Ermeni Patriği Z a v e n Efendi de, Mavri Mira heyeti ile hemfikir olarak çalışıyor. Ermeni hazırlığı da tamamen Rum hazırlığı gibi ilerliyor. Trabzon, Samsun ve bütün Karadeniz sahillerinde teşekkül etmiş ve Istanbuldaki merkeze merbut Pontus Cemiyeti sühuletle ve muvaffakiyetle çalışıyor (Ves. 2). “(s.2)(3)

             “Istanbuldaki merkezi idarelerinden verilmiş olan bu direktif dahilinde, Erzurum şubesi, vilâyatı şarkiyede Türkün hukukunu muhafaza ile beraber tehcir esnasında yapılan suimuamelâtta milletin katiyen methaldar bulunmadığını ve Ermeni emvalinin Rus istilâsına kadar muhafaza edildiğini, buna mukabil Müslümanların pek gaddarane harekâta mâruz kaldığını ve hattâ hilâfı emir tehcirden alıkonulan bazı Ermenilerin hamilerine karşı reva gördükleri muamelâtı, müdellel vesaikle âlemi medeniyete arz ve iblâğa ve vilâyatı şarkiyeye karşı dikilen enzarı ihtirası hükümsüz bırakmak için çalışmaya karar veriyor [Erzurum şubesinin beyannamesi].” (s.4)(4)





 MES’ELEYİ,“İLMÎ- İKTİSÂDÎ-FENNÎ ve TARİHÎ NOKTA-İ NAZARLARDAN TETKİK ve TETEBBÜ ETTİKTEN SONRA…”

“Vilâyatı Şarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyetinin ilk Erzurum şubesini teşkil eden zevat, vilâyatı şarkiyede yapılan propagandalar ve bunların he-defleri, Türklük - Kürtlük - Ermenilik mesailini; ilmî, fennî ve tarihî noktai nazarlardan, tetkik ve tetebbü ettikten sonra, müstakbel mesailerini şu üç noktada tesbit ediyorlar [Erzurum şubesinin matbu raporu]:
1)    Katiyen muhaceret etmemek. 2) Derhal ilmî, iktisadi, dinî teşkilât yapmak. 3) Tecavüze mâruz kalacak vilâyatı şarkiyenin herhangi bir bucağını müdafaada birleşmek.
Vilâyatı Şarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyetinin Istanbuldaki merkezi idaresinin medeni ve ilmî vesaitle temini maksat edilebileceği hakkında fazla nikbin olduğu anlaşılıyor. Filhakika bu yolda sarfı mesaiden geri durmuyor. Vilâyatı şarkiyede Müslüman anasırın hukukunu müdafaa için Le Pays namında Fransızca bir gazete neşrediyor. Hâdisat gazetesinin imtiyazını deruhde ediyor. Bir taraftan da Istanbuldaki Düveli Mütelife mümessillerine ve itilâf Devletleri başvekillerine muhtıra veriyor. Avrupaya bir heyet izamına teşebbüs ediyor (Ves. 7). Bu izahattan sühuletle anlaşılacağını zannederim ki, Vilâyatı Şarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyetini vücuda getiren mühim sebep ve endişe, vilâyatı şarkiyenin Ermenistana verilmesi ihtimali oluyor. Bu ihtimalin tahakkuku da, şark vilâyetleri nüfusunda Ermenilerin haizi ekseriyet gösterilmesine ve tarihî hukuk noktai nazarından, mukaddem telâkki ettirilmesine çalışanların, ilmî ve tarihî vesaikle cihan efkârı umumiyesini iğfale muvaffakiyetinde ve bir de Müslüman ahalinin Ermenileri katliam eder vahşiler olduğu iftirasının hakikat şeklinde kabulü halinde olabileceği faraziyesi hâkim oluyor. Binaenaleyh cemiyet, aynı esbap ve vesaitle mücehhez olarak hukuku milliye ve tarihiyeyi müdafaaya çalışıyor.”(s.4-5)(5)

KARADENİZ’DE “RUM PONTUS HÜKÛMETİ…”

             “Karadenize sahil olan mmtakalarda da, bir Rum Pontus hükümeti vücuda getirileceği korkusu vardı. İslâm ahaliyi, Rumların boyunduruğu altında bırakmayıp, hakkı beka ve mevcudiyetlerini muhafaza gayesiyle, Trabzonda da bazı zevat ayrıca bir cemiyet teşkil eylemişlerdi. Merkezi Istanbulda olan Trabzon ve Havalisi Ademi Merkeziyet Cemiyeti'nin maksat ve hedefi siyasisi, isminden müsteban olmaktadır.”(s.6)(6)


                       “SAMSUN’DA RUM ÇETELERİ…”
                  “Filhakika Samsun ve havalisinde Rum çetelerinin islâm ahaliye tecavüzü ve zaten vasıtasız bırakılmış olan hükümeti mahalliyenin ecnebi müdahalâtı yüzünden hiçbir tedbir alamaması, vaziyeti müşkül kılmıştı. Tanıdığımız ve kendisinden büyük enerji ümidettiğimiz bir zatın Samsuna mutasarrıf tâyinini temin için teşebbüs almakla beraber, Üçüncü Kolordu Kumandanını muvakkaten Canik mutasarrıfı tâyin ettim. Mümkün olan tedabiri mahalliye alınmaya ve bilhassa ahalinin vaziyeti hakikiye hakkında tenvirine ve orada bulunan ecnebi müfreze ve zâbitlerinden içtinap ve ihtiraza mahal olmadığını izaha ehemmiyet verildi ve hemen o havalide millî teşkilâta tevessül olundu. 23 Mayıs 1919 da Ankarada bulunan Yirminci Kolordu Kumandanına, "Samsuna geldiğimi ve kendisiyle daha sıkı temasta bulunmak istediğimi ve İzmir havalisine dair daha kolaylıkla alabileceği malûmattan haberdar olmak istediğimi" bildirdim. Bu kolordunun vaziyeti ile daha Istanbulda iken alâkadar olmuştum. Cenuptan Ankara havalisine şimendiferle nakli mevzuubahis idi. Bu nakliyata mümanaat edilmekte olduğunu anlamış olduğumdan îstanbuldan hareketim günlerinde Erkânıharbiyei Umumiye Reisi olan C e v a t Paşadan, kolordunun şimendiferle nakli teahhur ederse karadan yürüyerek Ankaraya sevkını rica etmiştim. Bundan dolayı bahsettiğim şifre telgrafnamemde "Yirminci Kolordu aksamının kâmilen Ankaraya gelmeye muvaffak olup olmıyacağını sordum. Canik livası hakkında malûmat verdikten sonra bir iki güne kadar Samsundan karargâhımla, bir müddet için Havzaya gideceğimi ve herhalde Samsundan hareketimden evvel beni tenvir edecek malûmata intizar eylediğimi" yazdım.” (s. 17)(7)







           “MİTİNGLER-MİLLÎ TEZAHÜRLER” TALİMATI


              Verdiğim bu talimat üzerine her yerde mitingler yapılmağa başlandı. Yalnız mahdut yerlerde, bazı tevehhümat tesiriyle tereddüdedildiği anlaşılmıştır. Meselâ: On Beşinci Kolordu Kumandanının, Trabzon hakkında gönderdiği 9 Haziran 1919 tarihli şifreden (Ves. 21): "Miting esnasında Rumların münasebetsizliğine mâruz kalınması ve hiç yoktan bir hâdise çıkması düşüncesine binaen mitinge karar verilmiş iken mevkii file konulmadığı... miting heyetinin içtimaında Strati , Polid i sin de hazır bulunduğu" anlaşılıyordu. Trabzon, Karadeniz sahilinde, mühim bir merkez olduğundan orada, millî teşebbüsat ve faaliyet hususlarında mütereddidane hareket ve Yunanlılar aleyhinde tezahüratı milliye müzakeratına Strati , Polı d i s Efendileri iştirak ettirmek gibi teşebbüsün ademi ciddiyetine delâlet edecek gevşeklikler, bittabi istanbul ve düşmanlar için pek kıymetli emareler telâkki edilir. Verdiğim talimattaki noktai nazarı, aleyhte kullanacak kadar, meharet gösterenler de oldu. Meselâ: Sinoba yeni tâyin olunan bir mutasarrıf, orada ….”(s.23)(8)




                            “SİVAS…ERMENİLER…”
ve “MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN NOTASI…”

“ Harbiye Nezaretinin nota suretini ihtiva eden telgrafına verdiğim cevabı aynen arz edeceğim. İstihbarat 3 Haziran 1919 Gayet aceledir Adet 58 Harbiye Nezareti Celilesine C: 2 Haziran 1919 şiire: Sivas ve civarında evvelce bulunan Ermenileri ve bilâhara gelen mültecileri tethiş edecek hiçbir hâdise olmamıştır. Ne Sıvasta ve ne de civarında daii endişe hiçbir hal yoktur. Herkes sakınane iş ve güçleriyle meşguldür. Bunu sureti katiyede arz ve temin ederim. Binaenaleyh İngiliz notasındaki istihbarat memfoaının ne olduğu âcizlerince bilinmek lâzımdır. İzmirin ve Manisanın işgali haberi müessifi üzerine ahalii Islâmiyece yapılan ve anasırı Hıristiyaniye hakkında hiçbir fikri husumet tazammun etnıiyen içtimalardan belki de bazılarının mütevahhiş olmaları varidi hâtırdır. itilâf Devletleri milletimizin hukuk ve istiklâline riayetkar kaldıkça ve millet, vatanın tamamii masuniyetinden emin bulundukça anasırı gayrimüslimenin duçarı haşyet olmasına hiçbir sebep yoktur ve bu bapta devlete karşı her türlü mesuliyeti taahhüt ve buna tamamiyle emniyet buyurulmasını istirham ederim. Fakat istiklâl ve mevcudiyeti milliyeyi imha ve bekayi hayatı tehlikeye isal eden işgal, suikast ve taaddi gibi İzmir havalisinde görülmekte olan filiyatm zuhuratı mümasilesine karşı ne milletin heyecan ve teessüratı vicdaniyesini ve ne de buna müstenit tezahüratı milliyeyi men ve tevkif için nefsimde ve hiç kimsede kudret ve takat göremiyeceğim gibi bu yüzden tahaddüs edecek vakayi ve hâdisatın karşısında da mesuliyet kabul edebilecek ne kumandan ve ne de mülkiye memuru ve ne de hükümet tasavvur ederim. Mustafa Kemal Bu nota suretiyle tarafımdan verilen cevap sureti bilûmum kumandanlara, vali vemutasarrıflara tamimen tebliğ edildi.”(s.26)(9)


             “KAVAK’TA İNGİLİZ BİNBAŞI”, ATATÜRK’Ü SAMSUN’DAN ‘ALDIRTIYOR!!!’

“Beni istanbula gitmeye ikna için, Kavakta bulunduğum zaman bir ingiliz binbaşısı geldi, ingilizlere gösterdiğim mukavemetten istifade ederek ve fakat zatıalilerini duçarı za'f etmek için beni aldırdıklarını açıktan söyledi. Zatıalilerinin diğer mesnedi Kâzım Paşa imiş, binaenaleyh Kâzım Paşa, ingilizlerin ısrarını mucibolacak zâhirî bir sebep vermemelidir. Ferit Paşanın istifası hengâmında Kâzım Paşayı vekâlete tâyin etmesi Istanbuldakilerden bir kısmının fena bir maksadı olmadığını gösteriyor. Fakat ingilizlerin ısrarı karşısında bir şey yapamazlar. Kâzım Paşanın vekâlete tâyini de Salâhattin Beyin Sadık Bey hesabına buraya gelmediğine delildir. 3 — Benim İstanbula celbim için İngilizlerin sureti resmıyede Istanbulu tazyik etmeleri pek muhtemeldir. Çünkü benim ile ingilizlerin arasında sureti resmiyede bir mecra var (!). Bu tazyik artarsa Salâhattin Beyi müşkül bir vaziyette bırakmamak için izimi kaybedeceğim. 4 — H a m i t Beyin tebdili şayiası henüz tahakkuk etmedi. Mumaileyhin mahallinde ipkası için gerek Salâhattin Bey [*] ve gerekse ingilizler istanbula müracaat ettiler. Mumaileyhin tebdili teşebbüsü Dahiliye Nezareti ile kavga etmesi neticesidir. Salâhattin Beyin yerine, Konyaya Sedat Beyin geldiği dahi doğru değildir. Her ne kadar tekmil kumandanların tebdil edileceğini istihbar ettiğini mumaileyh yazıyorsa da K âxı m Paşanın vekâlete tâyini bunun aksini gösteriyor.(s.59-60)(10)

2 — Kâzım Paşanın vekâlete tâyini pek münasip olmuştur. ingilizlerin ısrarını mucip zâhirî bir sebep vermemiye çalışıyor. Fakat silâh meselesi ve Trabzona ihraca mümanaat keyfiyetinde müsamahakâr davranamıyacağımız aşikârdır. Halbuki bu sebepler ingilizlerin elbette hoşuna gitmiyecektir. 3 — İngilizler, benim istanbula celbim hususunda fevkalâde ısrar ve hükümeti son derece tazyik ettiler. Hükümet ve zatı şahane ile, makina başında, günlerce devam eden muhaberatta, bu cihet pek aşikâr bildirildi,ısrar ve hükümeti son derece tazyik ettiler. Hükümet ve zatı şahane ile, makina başında, günlerce devam eden muhaberatta, bu cihet pek aşikâr bildirildi. Bu muhaberat, mülâkatımızda manzuru âlileri olacaktır. Fakat, meslekten istifa edince ısrar hitam buldu. Buna kıyasen zatıaliniz hakkında da, istifadan sonra büyük ısrar memul etmem. Mahaza aksi takdirde dahi, izinizi kaybetmekten ise, Salâhattin Beyin müşkül vaziyete girmesini tercih ederim. Burada H a 1 i t Bey hakkında, hükümet ve ingilizler, Kâzım Paşaya çok ısrar ettiler. K â z ım Paşa bir şey yapılamıyacağını söylemekte ısrar suretiyle, elyevm H a 1 i t Bey, gayriresmî, fırkasına sahip bulunuyor.(s.62)(11)



                        ERMENİ MEZALİMİ ve AMERİKALILAR….

“Bu sebeplerden dolayı süratle istememiz lâzım gelen Amerika da, tabiî mahzursuz değildir. İzzetinefsimizden epeyce fedakârlık etmek mecburiyetinde bulunuyoruz. Yalnız bazılarının düşündüğü gibi Amerikanın resmî sıfatında dinî temayül ve tarafgirlik yoktur. Hıristiyanlara para verecek misyoner kadını Amerikası, Amerikanın idari makinasında bir mevki tutmaz. Amerikanın idare makinası dinsiz ve milliyetsizdir. O çok ahenktar muhtelif cins ve mezhepte adamları çok imtizaçlı bir surette bir arada tutmanın usulünü biliyor. Amerika şarkta mandaterliğe ve Avrupada gaile almaya taraftar değildir. Fakat onların izzetinefs meselesi yaptıkları Avrupaya, usulleri ve idealleriyle faik bir millet olmak daiyesindedirler. Bir millet, samimiyetle Amerika milletine müracaat ederse Avrupaya, girdikleri memleket ve milletin hayrına nasıl bir idare tesis edebildiklerini göstermek isterler. Resmî Amerikanın mühim adamları arasında lehimize epeyce bir temayül husule geldi. İstanbula Ermeni dostu olarak gelen birçok mühim Amerikalılar, Türk dostu ve Türk propagandacısı olarak döndüler. Bu cereyanı temsil eden resmî ve gayriresnıî Amerikanın fikri, hafi olarak şudur: Türkiyeyi olduğu gibi hiçbir parçaya ayırmamak, eski hudutları dahilinde vahdet içinde muhafaza etmek şartiyle umumi ve bir tek manda almak istiyorlar. Suriye, Amerika komisyonu orada iken umumi bir kongre aktedeıek Amerikayı istemiştir. Amerikada Suriyenin bu arzusu pek hararetle karşılanmıştır. Resmî Amerika bizim topraklarımız üzerinde Ermenistan yapmaya mütemayil görünmüyor. Eğer manda alırlarsa bütün milletleri müsavi şerait altında bir memleket evlâdı olarak telâkki edip alacaklarını en mühim mehafilinden haber aldım. Fakat Avrupa mutlak bir Ermenistan meselesi yapmak — bilhassa İngiltere — Ermenilere tâvizat vermek- istiyor, Amerika efkârı umumiyesinde Ermeni mazlûmları namına bir oyun oynamaya çalışıyor. Avrupa korkusu bizim mütefekkirleri düşündürüyor. Reşat Hikmet Bey gibi, C â m  Bey gibi, hattâ vahdeti milliyeyi teşkil eden diplomatlarımızın, Ermeni meselesi için bir sureti hal tavsiyeleri var. Resmen size yazılıyor. Çok tehlikeli anlar geçiriyoruz. Anadoludaki harekâtı dikkat ve muhabbetle takibeden bir Amerika var.(s.97) ve (s.92’ye bakınız)(12)

        “ERMENİ ZALİMLERİ MAHKEMEYE VERİLMELİ…”


“Mahrem, telâkki edilip imza altına alınmıyan dördüncü protokol şu idi: 1 — Bazı kumandanların tardına ve bir kısım zâbitanın divanıharbe tevdilerine dair sâdır olan iradatı seniye ve evamiri sairenin tashih olunması. 2 — Maltaya nefyedilmiş olanlar hakkında kendi mehakimi aidemizde takibatı kanuniye yapılmak üzere Dersaadete celpleri esbabına tevessül. 3 — Ermeni zalimlerinin de mahkemeye verilmesi [Meclisi Mebusana terk olunacaktır]. 4 — îzmirin tahliyesi için hükümeti merkeziye tarafından yeniden protesto yapılması ve icabederse hafi talimat ile ahaliye mitingler akdettirilmesi. 5 — Umum Jandarma Kumandanı, Merkez Kumandanı, Polis Müdürü ve Dahiliye Müsteşarının tebdilleri [Harbiye ve Dahiliye Nezaretlerince], 6 — İngiliz Muhipler Cemiyetinin [kapı, kapı dolaşıp] ahaliye kâğıt mühürlettirmelerine mâni olmak. 7 — Ecnebi parasiyle satınalınmış cemiyetlerin faaliyetlerine ve bu gibi gazetelerin muzır neşriyatına nihayet verilmesi [bilhassa zâbitan ve memurinin bu gibi cemiyetlere intisabeylemelerinin katiyen men i]. 8 — Aydın Kuvayi Milliyesinin takviyesi ve iaşelerinin teshil ve temini [bu husus Harbiye Nezaretince tanzim olunur. Donanma Cemiyetinin 400,000 lirasından lüzumu kadarı hükümet tarafından bu maksada tahsis kılınabilir]. 9 — Harekâtı milliyeye iştirak etmiş memurların umumca sükûnet ve emniyeti tamme husulüne kadar yerlerinden kaldırılmamaları ve âmali milliyeyemuhalif hareket etmelerinden naşi millet tarafından işten el çektirilmiş memurin…”(s.247)(13)



            “ÇÜRÜKSULU MAHMUT PAŞA HAZRETLERİ…”ve “ERMENİ ‘SEVECENLİĞİ’…”


“Efendiler, " İstan bulda istihlâsı vatana mütaallik en mühim vezaifle iştigal eden muhterem ve âkil tanınmış zevatın, o devirde, İstanbul havayi mesmumunu teneffüs yüzünden, zihniyet ve telâkkilerinde, ne kadar menfi inhiraflar husul bulmuş olduğuna misal olmak üzere henüz Sıvasta iken temas ettiğim küçük bir meseleyi müsaadenizle arz etmek isterim. İhtimal, âzayı kiram meyamnda hatırlıyanlar vardır; Ayan âzasından Çürüksulu Mahmu t Paşa, "Bosphore" gazetesi muharrirlerinden birisine, vaziyeti siyasiyemiz hakkında beyanatta bulunmuştu. Mahmu t Paşanın, 0 tarihlerde, İstihzaratıSulhiye Komisyonu âzası olduğunu da hatırlarsınız. Paşanın, 31 Teşrinievvel 1919 tarihli Tasviriefkâr gazetesinde de intişar eden beyanatını, 17 gün sonra Sıvasta okudum. "Ermenilerin fazla mütalebatına hak vermeksizin, hudutlarda bazı tashihatın icrasına razı oluruz." ifadesi nazarı dikkatimi celbetti. Şarkî Anadoluda, Ermenistan lehine tavizatı arziyede bulunulacağı va'dini tazammun eden bu cümlenin, sulh komisyonu âzasından bir recülü devlet tarafından sarf edilmiş bulunması cidden tTeşrinisani 1 1919 tarihinde, Çürüksulu Mahmu t Paşa Hazretlerine yazmayı faydalı addettiğim bir telgrafnamede: beyanatındaki işaret ettiğim cümleden dolayı, "Şarkı | Anadolu ahalisinin pek muhik olarak, son derece münI fail ve müteessif olduğunu zikrettikten sonra, Erzurumve Sivas Kongreleri mukarreratı veçhile milletin Ermenistana bir karış toprağı…..(s.307)(14)


“ERMENİ KITALİ…” “MARAŞ KATLİAMI…”


“Tevessül eylediği hareketleri durdurmaya, hükümeti mersiyenin muktedir olamıyacağını yakinen anladıklarından, Yunanlılar da dahil olmak üzere İtilâf Devletlerine tecavüzün menedilememiş ve haddizatında mevcudolmıyan Ermeni kıtaline nihayet verilmemiş olduğu bahanesiyle Istanbulu da mı işgal eylemek kastinde idiler?! Vakayii âtiye, bu son tahminin doğru olduğunu göstermiştir zannederim. Fakat, hükümeti merkeziyenin, İngiliz mümessilliğinin teklifinden, böyle bir mâna çıkarmaya yanaşmamış, bilâkis ümide düşmüş olduğu görülüyordu. Efendiler, vukubulmuş olan teklifin ne derece nabemahal olduğuna dair bir fikir verebilmek için biz de, o günlere ait bazı vaziyetleri hatırlıyalım. Şüphe edilmemek lâzımdı ki, Ermeni kıtali hakkındaki beyanat, mâvakaa mutabık değildi. Bilâkis cenup menatık\nda, ecnebi kuvvetleri tarafından teslih edilen Ermeniler, mazhar oldukları himayeden cüret alarak bulundukları mahallerdeki Islâmlara tasallût etmekte idiler. İntikam fikriyle her tarafta birahmane bir surette katil ve imha siyasetine saik olmakta idiler. Maraş hâdisei feciası, bu sebepten zuhur etmişti. Ecnebi kuvvetleriyle birleşen Ermeniler, top ve mitralyözlerle Maraş gibi kadim bir İslâm beldesini hâk ile yeksan eylemişlerdi. Binlerce âciz ve mâsum valide ve çocukları kahrü imha eylemişlerdi. Tarihte emsali namesbuk olan bu vahşetin faili Ermenilerdi. Müslümanlar ancak muhafaıai namus ve hayat kaydiyle mukavemet ve müdafaada bulunmuşlardı. Yirmi gün devam eden Maraş katliamında, Müslümanlarla birlikte şehirde kalan Amerikalıların, bu hâdise hakkında Istanbuldaki mümessillerine çektikleri telgraf, facia müsebbiplerini gayrikabüitekzip bir surette tâyin etmekte idi.”(s.381)(15)


ADANA’DA ERMENİ MEZALİMİ


Adana vilâyeti dahilindeki Müslümanlar, tepeden tırnağa kadar teslih edilen Ermenilerin, süngüleri tehdidi altında, her dakika katliama mâruz bulunuyorlar dı. Hayat ve istiklâlinin muhafazasından başka bir şey istemiyeıı İslâmlara karşı tatbik edilen bu zulüm ve imha siyaseti, beşeriyeti mütemeddinenin nazarı dikkat ve insafını calip mahiyette iken aksinin vâki olduğunu iddia ve ondan sarfı nazar edilmesi teklifi, nasıî ciddî kabul olunabilirdi? İzmir ve Aydın havalisinde vaziyet buna mümasil ve belki daha feci değil miydi? Yunanlılar her gün kuvvet ve vesaitini tezyit ve taarruz hazırlıklarını ikmal ediyordu. Bir taraftan da mıntakka mıntaka tecavüzden geri durmuyordu. O günlerde İzmir’e yeniden bir piyade alayı ile teçhizatı tam bir süvari alayı ve yirmi dört adet yük otomobiliyle külliyetli nakliye aıabası ve altı adet top ve birçok mühimmat çıkarıldığı ve cephelere küllî miktarda cephane sevk edilmekte olduğu anlaşılmıştı. Hakikat şu idi ki, milletimiz, bilâsebep hiçbir yerde, hiçbir unsuru ecnebiye mütecaviz değildi. Binaenaleyh efendiler, vatanımızın aksamı meşgulesinden düşmanların çekildiklerini görmeden veya hiç olmazsa çekileceklerine kanaati tamme hâsıl olmadan, mevaidi kâzibeye lüzumundan ziyade atfı ehemmiyet olunmak kârı âkil mı idi? Talii memleketin yegâne noktai istinadı kalmış bulunan Kuvayi Milliyevi dağıtmaya mâtuf, bu gibi teklifat ve teşebbüsatı anlamakta müşkülât var mı idi? Atinin meşkûkiyet ve müphemiyeti içinde hemen dâvayi milliden feragat caiz mi idi? Yalnız İstanbulun değil, Boğazların, İzmirin. Adana havalisinin, hulâsa hududu milliyemiz dahilinde bilcümle aksamı vatanın hâkimiyetimiz dahilinde ipkası gayei milliyemiz değil mi idi? Buna nazaran, yalnız İstanbulun, Osmanlı Devletine terk olunacağı va'di ….(s.382)(16)
 
Terme, 04.Temmuz.2018

İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Öğretmen

Dip Notlar:

(1): Termeliyiz Biz, Terme Yerel Tarih Grubu,12.12.2017
(2). Adı geçen Yerel Tarih Grubu
(3): (3),(4),(5),(6),(7),(8),(9),(10),(11),(12),(13),(14),(15),(16): NUTUK, Kemal ATATÜRK, Cilt:1(1919-1920), Devlet Kitapları Onuncu Basılış,Millî Eğitim Basımevi,İstanbul 1970
Not: “Cilt 2” ‘tetkik’ edilememiştir. Velâkin Yeniçağ Gazetesi’nin 26 Nisan-10 Mayıs 2013 tarihleri arasında neşredilen “Ermeni Mes’elesi” ile ilgili ‘Yazı Dizisi’ne ve www.güncelmedya.com’a,16. Mayıs.2013, bakılabilir..Merhum ATATÜRK’ün bir “Amerikalı Gazeteciye” Söyledikleri ile Bir ‘Yunan’a’, “Ermeniler” hakkında dedikleri dikkat çekici…