22 Ekim 2017 Pazar

"TOTALİTER"-"OTORİTER"-"DAYATMACI"-"İDEOLOJİK" ve "BEYİN YIKAMA"YA DAYALI "EĞİTİM SİSTEMİ"NE HAYIR!!!

"TOTALİTER"-"OTORİTER"-"DAYATMACI"-"İDEOLOJİK" ve "BEYİN YIKAMA"YA DAYALI "EĞİTİM SİSTEMİ"NE HAYIR!!!
Öğretmenlerimizin, "müfredat değişikliğini"izah etme ağırlıklı "Eylül Semineri "devam ediyor.Bugün kü "Formatör Öğretmenimiz", çok cay-ı dikkat bir "video"ile "kısa film" ile (2+2=5 isimli YouTube'da indirebileceğiniz) "seminer" e giriş yaptı.
Bendenizin de "ilk defa seyrettiği"bir "video", bir "kısa film" idi.
"Müfredat Değişikliği Tartışmaları"nda, âdeta "Millî Eğitim Bakanı" ile "Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı'nın birbirlerini tekzip ettiği, yalanladığı vetire/süreç de devam ederken; seyredeceğiniz "kısa film", maalesef günümüz 'Eğitim Sistemi"nin 'çarpıklïğı'nı; açıkçası "Çarpık Batılı Sistemi" de "faş" ediyor.
"Hakk'ın hatırı âlidir,hiçbir hatıra feda edilmez. Kim kırılırsa kırılsın;sadece Hakk sağolsun..."
11/Eylül/2017, Pazartesi
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

VE ARTIK "GURBANLAR" DA TARTIŞILIYOR

VE ARTIK "GURBANLAR" DA TARTIŞILIYOR

"Dünyevileşme", "Maddecileşme", "(ABD)estli Kapitalistleşme" ve " Gitti FETÖ, Geldi ................." derken; "Gurbanlar"ın, da ' dünya denilen mezellete
dalmaları" da; başka bir tarif ile mevcut "Batılı ve Batıcı Sistemden Pay kapma davaları" da tartışılıyor.
Neredeyse kemikleri bile bulunamamış, merhum Uğur MUMCU'nun, seneler önce yazdığı eserinin de ismi olan "Tarikat-Ticaret-Siyaset" leri de tartışılıyor...
Henüz bizatihi alıp okuyamadığım velakin ne demek istediğini gayet iyi kavradığım, bir "Gurban"ın da yazdığı romanının ismi olan "Asr-ı Seyda" dönemini yaşamayı da lütfetmiş Rabbimiz/Sahibimiz,bendeniz "Gurban"ı da, bütün "Gurbanları" da, "Dargın Kurtların Lideri" merhum ATSIZ'ın meşhur bir şiirinin bir mısrasında da dillendirdiği üzre; " Dünya denilen mezellete dalmaktan" korusun.(Âmin)
"Kırılır da MENFAAT/ ÇIKAR çarkları birgün / Söylenir türkümüz bizim..."
Terme, 06/Eylül/2017
"GURBAN" İsmet GÜLTEKİN
metgultekinQhotmail.com
Not: Bu kısa yazımı, M.F. BOZOĞLU isim ve soyisimli"Terme Birlik MEFKÛRE"daşımın, bendenize de whatshapp'tan gönderme nezaketinde bulunduğu velakin facebook'da bir türlü paylaşamadığım güzel video'su sebebiyle dillendirdim.

BATI/AVRUPA EMPERYAL TAKIMI ve FINDIK MES'ELEMİZ

BATI/AVRUPA EMPERYAL TAKIMI ve FINDIK MES'ELEMİZ


Geçen gece, "Terme BİLGİ GAZETESİ"NDE, 26/Temmuz/2006 tarihli sayısında yayınlanan;"FINDIK TÜRKİYE'NİN PETROLÜ"BAŞLIKlı,"Terme'nin yetiştirdiği fındık ihracatcısı LOKMAN KONDAKÇI"NIN açıklamalarını okudum.
Lokman KONDAKÇI'NIN malum "siyasî mazisi" bir yana; "Fındık MES'ELEMİZE Bakışı"nı gayet "gerçekci" buldum.Ve anladım ki;"Türkiye'mizin adeta petrolü fındık mes'elemiz";"Hükûmetlerimizi" ve hattâ "Devletimizi" de aşacak kerted
e;"Alman-İngiliz-Fransız ve İtalyan" Karması "Batı-Avrupa EMPERYAL Takımının "tekeli", "hegemonyası" altında...
Çare: Böyle bir "Ecnebî Tekeli/Ecnebî Hegemonyayı" ve "İşbirlikçiler Çemberini" kırabilecek "kadrolar"ın selahiyeti meşru şekilde eline alabilmesinde.
Yoksa,"söylem-eylem tenakuzları" ile dopdolu "kadrolarla", neredeyse on milyon nüfusu bulan "Karadenizlilerin makûs talihinin değişmesi", sittin sene muhal ender muhal vesselâm. 
01/Eylül/2017
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

BAZI SÖZDE "MİLLÎ MARŞLAR"IMIZIN GERÇEĞİ ve YENİ ÖĞRENDİKLERİMİZ

BAZI SÖZDE "MİLLİ MARŞLAR"MIZIN GERÇEĞİ ve YENİ ÖĞRENDİKLERİMİZ
Geçenlerde yazar "Yıldıray OĞUR", bahse mevzu çok ehemmiyetli bir köşe yazısı yayınladı. Yazdığı alakalı köşe yazısından,çok istifade ettim. Öyle ki; "ilk defa"öğrendiğim yeni ve "gerçekçi bilgiler" ile dopdolu bir köşe yazısı idi..Şahsen, bendeniz hâlen bile büyük bir şevkle söylediğim "Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa" cümlesi ile başlayan "Millî Marş"ımızın "orijinali"nin; esasında"Hoş gelişler ola kahraman Enver Paşa" ve merhum "Kahraman/Alperen Enver Paşa"mızın "Türkistan Cihadı" üzerine yazılmış olduğunu bu yazıdan öğrendim.(Lütfen, Yıldıray OĞUR'UN zikredilen yazısının orijinalini, bir de siz okuyunuz.) Ne zaman ki, 1926'da Gazi Mustafa Kemal Paşa Kars'a geldiğinde;"Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa" olarak "de-ğiş-ti-ril-miş..."
Yine OĞUR'UN geçenlerde yazdığı bu alakalı köşe yazısından da "ilk defa" öğrendiğimiz " yeni bilgilerden biri de; " Kafkas İslam Ordusunun Komutanı merhum "Alperen Enver Paşa"mızın kardeşi Nuri Paşa'mızın; "Kafkas İslam Ordusu"ile Azerbaycan'ın başşehri Bakü'ye girişi üzerine yazılmış ve "Milliyetçi-Ülkücū Camia"nın ,2017'ler Türkiye'sinde bile "Sembol Marşları"ndan biri olan "Çırpınırdın Karadeniz'in bestesinin ise bir "Ermeni"ye ait olduğunu, yine OĞUR'UN alakalı bu yazısından öğrendim.
BOZKURT İLHAM GENCER ve SÖZDE " MİLLİ MARŞLAR"MIZIN GERÇEĞİ
OĞUR'UN alakalı yazısını okuduğum süre boyunca,şimdi tekrar sizlerle paylaştığım, "SÖZDE 'MİLLİ MARŞ'LARIMIZ"ın;esasen "Yahudi Marşı", "İbrani Marşı" ve "Batı Marşı" olduğu "gerçeğini izah eden-www.haberiniz.com.tr'nin video bölümünde yayınlanan- ve 92 yaşına merdiven dayamış olan Bozkurt İlham GENCER 'in ismi ve "videosu"-ismi bir türlü aklıma gelmemesine rağmen;sonradan...- hafızam dolanıp durdu...
Lütfen, sizler de alakalı "Mes'eleye"hassasiyetinizi gösteriniz...
Hem Yıldıray OĞUR'UN alakalı yazısını okuyunuz.Hem de hâlen hayatta olan Bozkurt İlham GENCER'in tatlı üslûbundan,"Millî Marş" diye bangır bangır söylediğimiz nice sözde "Millî Marş"larımızın;esasında ya "Yahudi Marşı";ya "İbrani Marşı"; ya "Batı Marşı"; ya da "Ermeni bestecilerin bestelediği marş"larımız olduğunu kavrayınız..
Ve artık "Milletimiz Şuurlanıyor" denilince! ?
19/Ağustos/2017

İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

YOLSUZLUKLAR ve İDEOLOJİLER

YOLSUZLUKLAR ve İDEOLOJİLER

"ATATÜRK, İNÖNÜ'YÜ BAŞBAKANLIKTAN NİÇİN UZAKLAŞTIRDI?"
"DERİN TARİH DERGİSİ AĞUSTOS 2017 SAYISI" Bugün alıp şöyle bir okudum, diyeyim.
Geçen aydaki, adeta "Bu size kapak olsun" dercesine, "Kemalizm ve "Atatürkçülüğe"-ki 27 Mayıs Kemalizm'i=Atatürkçülüktür- ve elbette "KamâlYapısına,İbranice "Tanrının Gücü Yapısı"na
"aşırı dokunan"; maateessūf "Evveliyatı FETÖ Kokan"-Çünkü birden fazla sayıda,bugünlerde çok dillendirilen cümlelerle ifade edersek;belki de FETÕ/PDY Yapısını ilk deşifre eden roman da olan;rahmetli Tarık BUĞRA'NIN "Gençliğim Eyvah" eserindeki "İhtiyarın İmparatorluğunu" öven kitapları mevcut.- ve "Resmî Tarihçiler" gibi " Gayri Resmî Tarihçiler" olarak, pek de "Gerçekçi" olamayan Şanlıurfalı Mustafa ARMAĞAN öncülüğünde neşrediliyor.Malûm...
"Üzülme ey AKSA! "İman Varsa İmkân da Vardır" "manşet" ve "spotlu" çıkmış.Çıkmış da, " Yaz Sıcakları" bunaltmış olacak ki; " Mescid-i Aksa" yerine "Kubbet'üs Sahra"nın fotoğrafı,"kapak foğrafı" olarak neşredilmiş...
SİNAN OMUR-"HÜR ADAM GAZETESİ"
Her zaman ki gibi yine "değerli bir "kitap promosyonu"verilmiş: "Atatürk, İnönü'yü Başbakanlıktan Niçin Uzaklaştırdı? " Sinan OMUR imzalı..Çok ehemmiyetli şahsiyetleri unutuyoruz elbette.Sinan OMUR da bu ehemmiyetli şahsiyetlerden biri..Türkiye'mizde "Risale-Nur Külliyatı yayınlayan ilk gazete" olan "Hür Adam Gazetesi"ni neşreden. ..01/ Eylül/1950'den ;27/Mayıs/1960 askerî darbesini kadar yayınlanmış gazete.
Daha ilk sayfalardaki "Sinan OMUR"U tanıtıcı tek sahifede; günümüzde bile çok "netameli mevzû" olan "Yolsuzluklara" karşı merhum OMUR"un "Hür Adam Gazetesi'nde verdiği fikir mücalesi de dillendirilen bir şahsiyet..Adeta "Sağ"ın "Yolsuzluk Tarihi Var"sa -ki var-; "Sol"un da "Yolsuzluk Tarihi Var"; "Türkçülerin", "Turancıların","Ülkücülerin", "Alperenlerin","Türk Milliyetçilerinin", "Yusufîyelilerin" "Yolsuzluk Tarihi Yok" dedirten tanıtıcı mufassal izahatlar..Öyle ki; "İsmet İNÖNÜ'nün kardeşi Hasan Rıza'nın, köyden gelip de nasıl zengin olduğunu anlatan " Kambur Rıza Nasıl Milyoner Oldu?" başlığında, kırk günlük yazısı...
ATATÜRK Dönemi "Yolsuzluklar"-Şebinkarahisarlı Kemal TAHİR 'in "Kurt Kanunu"
Hatırlayın, TRT'de de yayınlanan "Kurt Kanunu" dizi filmini..
CHP Dönemi-İsmet İNÖNÜ-"Yolsuzluklar..."
İşte "Hür Adam Gazetesi'ni neşreden merhum Sinan OMUR'UN yazıları....
Yine hatırlayın, 1970'li yıllarda neşredilen;adeta bir dönemin "Efsane Gazetesi","Daha Güzel-Daha Güçlü Türkiye"şiarı ile neşredilmiş "Hergün Gazetesi" manşetleri...
Yine hatırlayın merhum Ahmet KABAKLI Hoca'mızın iki ciltlik "Temellerin Duruşması"isimli eserindeki "Yolsuzluklar Çağı" başlıklı kısımları...
Ve 2017'ler Türkiye'sinde. .Çatır çatır cerideler/gazeteler yazıyorlar:"Camiler rüşvetçilerin pazarlık alanına döndü" diye...
"Yolsuzluklar ve İdeolojiler..."
"Siyasî kavgalar", "biraz da biz yiyelim kavgası değil mi?" Allah aşkına!!!
"ATATÜRK,İNÖNÜ'YÜ BAŞBAKANLIKTAN NİÇİN UZAKLAŞTIRDI?"
"Hür Adam Gazetesini çıkartan merhum Sinan OMUR'UN bu kitabını okuyup bitirdiğinizde, cevabı da öğreniyorsunuz.
Üç sebepten dolayı.
Birinci sebep: Dış politikadaki istidatsızlığı (Nyon müzakereleri, imzalanan ilgili Pakt)
İkinci sebep: Aşırı derecedeki mevki ve İkbal hırsı...
Üçüncü sebep: Yola çıktığı "yol arkadaşlarına, "dâvâ arkadaşlarına, "ideal arkadaşlarına " yaptığı "ayak oyunları..."
Öyle ki; "İstiklâl Harbimizin Esasları" ile "İskilipli Âtıf Hoca Niçin İdam Edildi?" kitaplarını da ilk neşreden "Hür Adam Gazetesi"ni de çıkartmış olan "Sinan Matbaacılık Sahibi"merhum Sinan OMUR'un bu eserinde de yazdığı üzre;başta merhum Kazım KARABEKİR Paşa olmak üzere, Rauf ORBAY, Ali Fuad CEBESOY,Refet BELE, Cafer Tayyar Paşaların da, "Atatürk'e Suikast" "iddiası" ile meşhur "İstiklâl Mahkemelerinde yargılanması. ..
İSMET PAŞA'NIN "ATATÜRK DÜŞMANLIĞI"

Merhum OMUR, bu eserinde, İsmet PAŞA'nın "Çankaya'da Atatürk heykelini depoya arttïrdığını, NUTUK bile yasaklattığını ve resmî dairelerde paranın ve pulların üzerindeki Atatürk resimlerini de kaldırdığı da" yazıyor. (Sayfa 9)
Meşhur "Siyasal İslamcı/İslamcı", neredeyse nam-ı diğer "matkapcı" merhum Hasan KARAKAYA'nın , zaman zaman yazdığı üzre;"Bunlar ATATÜRKÇÜ değiller. Aslında İNÖNÜCÜLER" dediği hâller...
Ve elbette ki "Atatürk-İnönü Kavgası" daha da "ayrïntılaştırılsa"; denilecek ve yazılacak olan cümle:"İSMET PAŞA, ATATÜRK DÜŞMANI"
Kaldı ki; bendenizin "Yahudi Kanunu" diye hatırladığı, "5816 Sayılı Atatürk'ü Koruma Kanunu" da; "ATATÜRK'Ü, İsmet Paşa'ya karşı korumak için" çıkartılmamış mıydı?!
Ve iki mefhum: imposition/dayatma...Sürmenaj/Metal yorgunluk
Vesselâm. ..
10/Ağustos/2017
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

7 Ağustos 2017 Pazartesi

"RESMÎ TARİHÇİLER" DE, "GAYR-İ RESMÎ TARİHÇİLER" DE, "GERÇEKÇİ" DEĞİLLER

“RESMÎ TARİHÇİLER” DE,
“GAYR-İ RESMÎ TARİHÇİLER” DE,
“GERÇEKÇİ” DEĞİLLER


·      Bir “Büyük Yalan” Daha Çöktü…
·      “Otuz üç(33) senelik devrinde, bir karış toprak kaybedilmediği iddia edilen “Ulu Hakan”, “Gök Sultan” Sultan Abdühamid-i Sâni/ Sultan 2. Abdülmamid Han Devri, meğerse “622 senelik Devlet-i Aliyye tarihinde en çok toprak kaybettiğimiz devir” imiş.
·      Yarım asrı deviren nesiller de, nasıl aldatılmış, nasıl kandırılmış be!!!

Kendimi “çok okuyanlar kategorisi”ne dahil ettiğim hâlde,meğerse,  ne de çok “bilmediğim hususlar”, “bilmediğim tarihî hakikatler” var imiş.Daha geçenlerde, “çok yönlü okuma şiarı” doğrultusunda, “Haydar Baş Hareketi/İcmal Gençliği”nin ‘yayın organı’ olan ‘Yeni Mesaj Gazetesi’nin köşeyazarı Muharrem BAYRAKTAR’ın, “Abdulhamit’in Askerî Yönü” (1)başlıklı makalesini okuduğumda, âdeta “şoke” oldum, “boksörlerden üst üstte kroşe yemişe” döndüm. Hemen “haşiye”sinde, “dipnot”undaki “kaynağı” kütüphanemde bularak, hararetle okumaya başladım: “Şevket Süreyya AYDEMİR, Makedonya’dan Orta Asya’ya ENVER PAŞA”(2) isimli bu kitabı, ta, 09. Ağustos 1982’de, Silivri’den almışım velâkin okumamışım.
Hemencecik alakalı kısımları okumaya başladım: “İkinci Abdülhamit Kimdir?”,”akıllı delilik” tarifleri, “Jurnalcılık Nedir?”, onaltı senelik adeta “3. Abdülhamid Han Devri” gibi lanse edilen mevcut “siyasî iktidar devri”ni çağrıştıran “Nepotizm/Aşırı Akrabacılık kadrolaşmaları”(s.121); “Devletimizin iflas ettiği”(s.120) tesbitleri; “Yarı Sömürge Ekonomisi”,”Devlet Yapısında Malî Esaret:İflâs” alt başlıkları ile devrin “devletimizin iflas ettiği” izahatları…
Ve “Gök Sultan”, “Ulu Hakan” , “Sultan Abdülhamid-i Sani/2. Abdülhamid Han Devri”ne, “eleştirel”, “sosyal-psikolojik tahlil”lerle ve “gerçekçi” bakan Şevket Süreyya AYDEMİR’in ismini zikrettiğim “Enver Paşa” isimli eserinin 142. sahifesine geldiğimde ise sahiden de “iddia edildiği üzre 33 senelik devrinde bir karış toprak kaybetmediğimiz iddia edilen”, hattâ “iddia edilmek”ten de öte bütün “düşünme azaları felç edilecek kerte”de adeta “hipnotize” edilen “nesiller”den olduğumun “farkına” vardım: Gerçekten de sahife 142’ye geldiğimde, Şevket Süreyya AYDEMİR, “toprak kaybından bahseden cümleler” yazmıştı…

Ve “Aldülhamit Muamması” kısmını okumaya başladığımda ise;”33 senelik Sultan Abdülhamid-i Sâni/ Sultan 2. Abdülhamid Han Devri”; “Ne mistik, ne de muamma bir devir idi” tarifi yapılıyordu ve alakalı eserin,kısaca ”Enver Paşa” isimli kitabının 226. sahifesi alt başlığı ise: “Kaybedilen Topraklar”dı…
“Kaybedilen Topraklar…”
Öfkelenmemek, hele de “Karadenizli” olarak “asabileşmemek, sinirlenmemek” muhal ender muhal olan zaman dilimleri…
“Nasıl olur? Bendeniz de mi aldatılmışım, kandırılmışım? O kadar “okumalar” yapan biri olarak, niye aldığım ve okuduğum neşriyatlarda, böyle bir “Tarihî Hakikati” okuyamamışım?” hafakanları…
Ve merhum Şevket Süreyya AYDEMİR, kısaca“Enver Paşa” isimli eserinin alakalı “Kaybettiğimiz Topraklar” ara başlığında, 226-229 sahifelerdeki izahatlarında, “210 bin kilometrekare toprak kaybettiğimiz, 5,5 milyon nüfus kaybettiğimizi; “tarihî hakikat” adına yazılan “1,5 milyon kilometre kareyi aşan toprak kaybı gerçeği” yoktu(!?), Mısır’da, Tunus’ta vesaire “şeklî hakimiyetin sonlandığını” yazıyordu…

Bendenizdeki o “fikir öfkesi” ile “Enver Paşa” kitabının ileriki sayfalarını okumayı bırakmış ve böyle bir “tarihî hakikat”in “sağlamasını yapmaya yönelik” “fikir takibi”ne, “kaynak kişi arayışı”na çekilmiştim.(Şimdi bu yazıyı yazdığımda, meğerse Şevket Süreyya AYDEMİR, kısaca “Enver Paşa” isimli eserinin ileriki sayfalarında, ne “Resmî Tarihçi” olan, ne de “Gayr-i Resmî Tarihçi” olan; velâkin sadece ve sadece “Tarihçi” olma yolundaki “Tarihçilerimiz”in de, teyit ettiği üzre; tamı tamına bir milyon beş yüz doksan iki bin sekiz yüz altı kilometre kare(1.592.806 km kare)lik toprak kaybı gerçeğimizin yazılmış olduğunun da farkına vardım.)

EKRANLARDA-YOUTUBE’LARDA


Bazılarının “Ulu Hakan”; bazılarının “Gök Sultan” dediği ve ekseriyetinin de “33 senelik devrinde bir karış toprak parçası kaybedilmediği” “Büyük Yalanı” sona eriyordu artık. “Resmî Tarihçiler” gibi “Gayr-i Resmî Tarihçiler” de, adeta “yalan söylemişler”di.. “Gerçekçi” değillerdi ve “Tarihî Hakikat” değildi yazdıkları…”Tarihî Hakikatleri” tamamiyle yazamıyor ve dillendiremiyorlardı…
“Youtube”’a, “II. Abdülhamid Dönemi Toprak Kayıpları” yazdığımızda, Murat BARDAKÇI’nın, Habertürk’de yayınlanmış olan “Tarihin Arka Odası”programında dedikleri…”Mısır gitti Mısır…Koskoca Mısır, Tunus gitti…’Cahil’ veya ‘gizlice saklayanlar…’ ‘Yalancılar…’ Ve verdiği toprak kaybı rakamı:” Koskoca Devlet-i Aliyye tarihinde, en çok toprak kaybettiğimiz Padişah kimdi?”, diye suâl edilse; cevap: Sultan Abdülhamid-i Sani Han/ Sultan İkinci Abdülhamid Han” idi ve rakam da 1.592.806 kilometre karelik toprak parçası…
Mısır, Tunus, Bulgaristan, Romanya, Kars, Ardahan, Batum, Girit vesaire..
Yine “II.Abdülhamid Toprak Kaybetti mi” yazıldığında, mutad okullardaki “tarih dersleri” ayarında hazırlanmış “görselli” izahlar…
Yine “çooook şaibelileşmiş”(?!) “Adnan OKTAR/Harun YAHYA” “grubu”na, “cemaati”ne ait “A9” televizyon kanalınca hazırlanmış “müthiş görselli ve estetik” kısa bir “toprak kaybı belgeseli…”Hep aynı rakamlar: Yaklaşık bir buçuk milyon kilometre kareyi aşan “toprak kaybı…””Abdülhamid döneminde toprak kaybedilmediği iddiası doğru değildir? Tarihî aldatmacadır..” izahatları ve “müthiş görselleri..” ile “Sultan İkinci Abdülhamid Han Dönemi, İngiliz Derin Devleti’nin Osmanlı’ya tamamiyle çöreklendiği bir dönemdi” “tarihî hakikati”,”tarihî tesbiti…”
Demek ki dedim içimden ve hattâ seslice; “3.Abdülhamid Han dönemi olan(?!) ,BOP Eş Başkanı Recep Tayip ERDOĞAN dönemi de, belki de, “Amerikan(Mason) Derin Devleti’nin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’mize tamamiyle çöreklendiği bir dönem…Türkiye Cumhuriyeti Devleti’mizin maddeten-mânen çökertildiği bir dönem…İleri de bir de toprak kaybı yaşarsak; ki gidişat o istikamette, şaşırmayalım bari…”
NETİCE-İ KELAM
Hâlâ, “dijital çağ”da, şahıslar, “tarihî olaylar” izah edilirken, değerlendirilirken; “hamaset”, “şovenizm”, “duygu istismarı” ve “göklere çıkartmalar”, “yerin dibine batırmalar” yapılıyor; bir türlü “orta yol” bulunup da, “dijital fotoğraf makineleri”nin resmettikleri söylenilemiyor, yazılamıyor ise cemiyetimizi meydana getiren bütün sosyal dilimler, “yalana teslim”;rahmetli “Sultan’üş Şuara/Şairler Sultanı” Necip Fazıl KISAKÜREK’ce dersek; “Bütün insanlık, yalana teslim…!”
“Küçük Yalan”lara, “Büyük Yalan”lara, her türlü “yalan”lara “kanmamak”ve neticede bendeniz gibi yarım asırdır kandırılmış, aldatılmış nesillerden olmamak için, çoooook teyakkuzlarda olmamız, çooook “5 N 1 K” sualleri sormamız da elzemdir…
Her türlü “propagandalar”a kanmamanın çaresini de bulup, öğrenip, uygulamalıyız...
Vesselam…
Terme,07.Ağustos.2017
İsmet GÜLTEKİN

Dip Notlar:

(1): Muharrem BAYRAKTAR, Abdülhamit’in Askerî Yönü, Yeni Mesaj Gazetesi, 16 Temmuz 2017
(2): Şevket Süreyya AYDEMİR, “makedonya’dan ortaasya’ya ENVER PAŞA”, Cilt 1 1860-1908, 2. Baskı, Remzi Kitapevi, 1972

NOT: Youtube’lardan da ilgili cümleleri yazarak, zikredilen videoları seyredebilirsiniz…

25 Haziran 2017 Pazar

GARPU KAL'ASI, MÜSLÜMAN TÜRK'ÜN KAL'ASIDIR...

GARPU KAL’ASI, MÜSLÜMAN TÜRK’ÜN KAL’ASIDIR…

                     -Garpu  Kal’ası Üzerine-


Nihayetinde söyleyeceğimi, bidayetinde; sonunda söyleyeceğimi, başlangıcında ifâde edeyim: Garpu Kal’ası, Türk’ün Kal’asıdır; Garpu Kal’ası Müslüman Türk’ün Kal’asıdır…
Tabiri caizse, sapına kadar; milattan önce de, milattan sonra da; “Bir Türk Kasabası” olan “Çarşamba” hudutlarında olan; günümüzde ise “Salıpazarı” hudutlarında olan “Garpu Kal’ası”, asla ve kat’a “Amazon Kal’ası” değildir…
Türkiye’mizin neredeyse bütün vatan sathını “Amazonlaştırmaya” niyetlenmiş ve bu yolda, hayli mesafeler katedmiş; isimleri bile aşikâr olan, tamamiyle “İngiliz İntellijansı”nın gayretleri ile meydana getirilmiş; yine, tamamiyle “tarih dışı”, tamamiyle “uyduruk” ve “yakıştırmalar”la; “Türkiye” isminin başına bile adetâ “Amazon” kavramı oturtturularak; “Amazonlaştırılarak”; “Amazon Türkiye” yapılmak istenilmiştir ve hâlâ da istenilmektedir…
Karadeniz Bölgemizin Doğu Karadeniz Bölümü, neredeyse Samsun’dan Trabzon’a kadar “Amazonlaştırılma” yolundadır…İzmir’den “Peygamberler Şehri” ‘Şanlıurfa’ya kadar “Amazon yakıştırmaları” yapılmıştır ve hâlen de yapılmaktadır…
“Bir Türk Şehri” olan “Samsun”umuz bile; günümüzde, bilhassa “İdarî Zihniyet/Yönetim Zihniyeti” nokta-i nazarında, tamamiyle ikiye bölündüğü de bir gerçektir: “Amazoncu olanlar”, “Amazoncu olmayanlar…”
Neredeyse “Bir Türk Şehri” olan Samsun’umuzun ilçeleri arasında da; “Bir Türk Kasabası” olan “Çarşamba” ilçesi ile “Bafra İlçesi”nde ve “Vezirköprü İlçesi” de; “Amazonculuk” ‘hortlatılamamıştır”, “yakıştırılamamıştır…”
“Bir Türk Şehri” olan “Samsun”umuzda, bilhassa da “antik dönem kalıntıları olan kasaba” denilen “Terme”mizde; maalesef, maateessüf, bazı “Milliyetçi Şahsiyetler”, “Mütedeyyin Şahsiyetler” ise “Amazonculuğa alet” olmuşlardır.. “Terme İlçe”mize ait, belki de “ilk kitabî eser” olan “Terme Tarihi” kitabının ‘kapağı’nı sözde  “Amazon  Kadını” fotoğrafı ile neşreden Ünyeli tarihçimiz “Nuri YAZICI”; “Amazonika” isimli kitabî çalışmaları ile ve “Terme’mizin İlk Romanı” olan “Depreli Hasan” romanı ile edebiyatçılarımızdan Baha Rahmi ÖZEN ve günümüzde Emniyet Genel Müdürlüğü vazifesini ifâ etmekte olan; dönemin “Terme Kaymakamı”- hattâ öyle ki milliyetçi kaymakam olarak algılanan- “Dadaşlar”dan Selami ALTINOK döneminde hazırlanan “Amazonlar Diyarı Terme” isimli eser ile neticede maalesef, maateessüf  “Amazonculuğa alet olan”belli başlı isimlerdir…Ünyeli tarihçimiz “Nuri YAZICI”, “Terme Tarihi” isimli eserinin daha kapsayıcısı olan “Tarihte Terme” isimli eserinin ‘kapağı’ndaki “Amazon resmi”ni azaltmış, küçültmüş velâkin “Herodat” menşeili “Amazon muhtevası”na yer vermiştir.!!!
Bendenizin öncülüğünde beş seneye yakın neşrettiğim ‘yerel/mahallî gazete”mizin bir sayısında ise; ‘sürmanşet’ten; “İşte Amazon Gerçeği” başlığı ile Baha Rahmi ÖZEN’in “Amazonika” isimli çalışması, geniş bir şekilde neşredilmiştir. Velakin sadece ve sadece “adam gibi şu Amazon Mes’elesi nedir, ne değildir?” ‘niyet”, “düşünce saiki” ile…
Kaldı ki, “Terme’mizin İlk Romanı” olan “Depreli Hasan” isimli romandaki “Depreli Hasan’a Amazon dersleri veren kısımlar” ile yine “Bir Fatsa Romanı” da olan “Hekimoğlu Efsanesi” romanındaki “Amazon kısımları” eleştirilmiştir…Maalesef bu “eleştiriler”, yazılı olarak bile cevaplandırılmaya adeta “tenezzül bile” edilmemiştir…
  
 NEREDEYSE 20l0’LARA KADAR,
 HEP AYNI KALIP/ŞAPLON CÜMLELER


Günümüzde “Bir Türk Kasabası” olan “Çarşamba İlçesi” sınırlarında değil de; “Salıpazarı İlçesi” sınırlarında olan ve “kudemî”lerin, “tecrübeli ihtiyarlar”ın daima “Garpu Kal’ası” diye nesillere bahsettiği “Kal’a”mız hakkında; neredeyse “Samsun”umuz ve “İlçeleri” üzerine yapılan “kitabî çalışmalar”da; adetâ “birbirlerinden naklederek”; yine neredeyse 2010’lara kadar hep aynı “kalıp”lı, “şaplon açıklamalar”la yetinilmiştir.
Bu hususta, belki de “ilk kitabî çalışmalar”dan olan; Ali KAYIKÇI’nın “”Mahalleden Bölgeye SAMSUN”(1) isimli iki ciltlik eserindeki “Garpu Kal’ası” hakkındaki bilgiler; başka “kitabî çalışmalar”da; meselâ “Geçmişten Günümüze Kültür Değerleriyle SAMSUN”(2) ve “Samsun ve İlçeleri”(3) gibi eserlerde “nakledilmiştir…”
Mezkûr/zikredilen  “kitabî çalışmalar”da, yine “Garpu Kal’ası”nın “coğrafî mevkii”, “coğrafî konumu” hakkında da “farklı tanımlamalar” yapılmıştır.Kimileri, “Garpu Kal’asının coğrafî konumu” olarak; “Salıpazarı İlçesi Konakören ve Kuşcağız köyleri hududu”(4) derken; kimileri ise “Cevizli, Konakören köylerinde yer alan”(5); kimileri de “Cevizli ile Konakören köyleri arasında yer almakta “(6) olan diye “tanımlamışlardır…”
“Garpu Kal’asının Coğrafî Konumu”nun, belki de “en doğrusu” şudur: “İlimiz(Samsun) Salıpazarı İlçesi, Konakören Köyü, Garpu Mevkii, Ada 202, Parsel 1’de bulunan, Ormanlık saha içerisindeki Garpu Kal’ası”(7) “tanımlaması” olsa gerek!!!
Yine, belki de “Garpu Kal’ası”nın “deniz seviyesindeki yüksekliği” yani “rakım”ı mes’elesinde de, “en doğru bilgi” ise; “Garpu Kal’asının deniz seviyesindeki yüksekliği 965 (dokuzyüz altmış beş) metredir”(8) olsa gerek!!!


“TÜRK KAL’ASI”, “MÜSLÜMAN TÜRK KAL’ASI” OLAN “GARPU KAL’ASI”NA, “AMAZON KALESİ/AMAZON KAL’ASI” DEMEK; TAMAMİYLE “YAKIŞTIRMA”DIR, TAMAMİYLE “TARİH DIŞI”DIR, TAMAMİYLE “UYDURUK”TUR…

                                       
İki elin parmağı sayısınca bendenizin kaleme aldığı “Amazon Mes’elesi” muhtevalı bazı yazı ve araştırmalarımda dahil; bu araştırmamın da bidayetinde, başlangıcında vurgulamaya çalıştığım üzre; hele de yapılan son “kitabî çalışmalarda” da “tarihen ispat”landığı gibi; milattan önce de, milattan sonra da, “antik tarih namına” hiçbir emare, bulgu taşımayan; tabiri caizse, milattan önce de, milattan sonra da, adı bile, ismi bile “Çarşamba” olan; “Samsun’da Bir Türk Kasabası”(9) olan bir coğrafyada “Amazonculuk yapmak” abestir, “tarih dışılık”tır, “gerçek dışılık”tır…
Günümüzde “Salıpazarı İlçesi” hudutlarında olan “Garpu Kal’ası” hakkında, “Salıpazarı İlçesi Belediye’sinin Resmî İnternet Sitesi”(10)ndeki  bazı “açıklamaları”nı, bazı “izahatları”nı, bazı bilgilerini, bir Nurlu Ramazan-ı Şerif ayında okuduğumda, neredeyse “midem bulanıyordu!!!”. Neymiş efendim; “Garpu  Kal’ası”ndaki mevcut “iki kuyu”, adeta “kan kuyusu” imiş; “hadım etme işlemleri”, “hadım etme uygulamaları” yapılıyormuş.(11)
Sadece ve sadece “Yunan Mitolojisi”ne dayanan “açıklamalar”, “izahatlar…”
Üstelik mezkûr/zikredilen “internet site adresi”ndeki; “Garpu Kal’a” yanına “taksim işareti” koyarak, “Amazon Kalesi” ‘tanımlaması’nın yapılmış olması da, çok su götürür ‘izahatlar’ olsa gerek..Çünkü bir adet bile bir “arkeolojik bulgu”yu, güya “Amazonların yaşadığına dair bir adet bile olsa arkeolojik bir bulgu”yu, “bürhan-ispat-delil-kanıt” olarak su-na-ma-ya-rak!!!
Halbu ki, tarihçilerimizin son yıllarda yaptıkları çalışmalarla, saha çalışmaları ile alan çalışmaları ile “bürhan”laştırdıkları, “ispatladıkları”, “delilleştirdikleri”, “kanıtlaştırdıkları”; “Biz Türkler, Anadolu Coğrafyasına, 1071’lerden önce de, milattan önce de gelmiştik tezi”, “Tarih İlmi/Tarihçiler Camiası”nca ‘kabul’ e  doğru gitmektedir.
Mezkûr/zikredilen “tez”i mukavemetleştirici eserler; “Samsun’da Kaya Yosunlarının Sakladığı Sır-Tamgalar”; “Samsun’da Türk Tamgaları”(12) ve  “Samsun’da Bir Türk Kasabası: Çarşamba”(13) gibi eserlerde; “Salıpazarı İlçe”mizin hem de iki mevkiinde, “Canik Sıradağlarının Aynı Hat Üzerinde”, milattan önceden kalma “Türk İzleri” olduğu tamamiyle ispatlanmıştır.. “Terme İlçe”mizin bile “Ambartepe” mevkiinde de “Türk İzleri” ispatlanmıştır..
 Bir “TRT Belgeseli” olan ve günümüzde “CD”lere de kaydedilmiş olan; “Orta Asya’dan Anadolu’ya TAŞTAKİ TÜRKLER”(14) isimli “Belgesel”de de, Türkiye’mizin  “vatan sathı”mızın bazı mevkilerindeki “Tamgalar” “belgelendirilmiştir…”

“GARPU KAL’ASI”NI, BİZ “TÜRKLER İNŞA” ETTİK

Bu araştırmamızın başlangıcında da hatırlattığımız üzre; “GARPU KAL’ASI, TÜRK KAL’ASI”dır…”GARPU KAL’ASI, MÜSLÜMAN TÜRK’ÜN KAL’ASI”dır ve “GARPU KAL’ASI”nı, “BİZ TÜRKLER İNŞA ETTİK…”
Bu sebeple, “Garpu Kal’ası,  Ne  Zaman İnşa Edildi?” suâline verilecek “En Doğru Cevap” da; “Milattan önce beşinci asırda inşa edişmiş olan Garpu Kal’ası, (Biz) Türkler tarafından inşa edilmiştir. Çünkü Salıpazarı Yeşilköy Kaya Mezarlarındaki “Türklüğün Sembolü Dağ Keçisi” resimlerinin, “tamgaları”nın mevcut olması ve “Canik Sıradağlarının Aynı Hat Üzerinde; meselâ Ordu Mesudiye İlçesinde de “Türk Tamgaları”nın mevcut olması; bu suâlin ispatlı en doğru cevabıdır…(15)
Vesselam…

Terme, 25/Haziran/2017

İsmet GÜLTEKİN
Terme Birlik MEFKÛRE-Birlik olmadan, Dirlik olmaz.
“Mefkûremiz, Göklerde Dalgalanan Bir Sancak; Allah’ın Huzurunda Eğiliriz Biz Ancak.”

Dip Notlar:

(1). Ali KAYIKÇI, “Mahalleden Bölgeye SAMSUN-2”, Birinci Baskı, 19 /Mayıs /2000, Aksiseda Matbbası, Sayfa 432
(2): “Geçmişten Günümüze Kültür Değerleriyle SAMSUN”, Samsun Kültür Müdürlüğü Yayınları, Tanıtım Eserleri Dizisi: 1, Erol Ofset, Hazırlık Komisyonu-Yazı Kurulu Eseri(Ortak), 1999, Sayfa 114
(3): Hasan YİĞİT-Halk Eğitim  Merkezi Müdürü-, “Samsun””,2003, Gül Neşriyat, İstanbul,
(4): Ali KAYIKÇI, adı geçen eser, sayfa 432-433
(5): Hasan YİĞİT, adı geçen eseri.
(6): Hasan YİĞİT, adı geçen eseri.
(7): www.salipazari.bel.tr, ilgili kısımlar…
(8): Ayşe TAN, “Samsun Kenti ve Yakın Çevresinin Doğal-Kültürel Peyzaj Özelliklerinin Turizm Potansiyeli Açısından İrdelenmesi, Ankara Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2013
(9): Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU, “Samsun’da Bir Türk Kasabası: Çarşamba”, (google arama motoru), ilgili kısımlar…
(11): www.salipazari.bel.tr, ilgili kısımlar
(12): Emine YILMAZ, tarih ve arkeolojiblogspot.com.tr ve google arama motoru taramaları ile Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU, “İlk Çağdan Osmanlılara SAMSUN”, İlk Adım Belediyesi Yayınları, 1. Baskı, Samsun 2012,  Sayfa 43-58
(13): Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU, adı geçen eseri, google arama motoru taramaları
(14): NTV Tarih Dergisinin Okurlarına armağanı, “TRT BELGESEL DAMGALARIN GÖÇÜ, Orta Asya’dan Anadolu^ya TAŞTAKİ TÜRKLER” CD’si, www.trtmarket.net, www.trt.net.tr
(15): Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU, adı geçen eseri, sayfa 5


NOT: Resimler, Fotoğraflar, Salıpazarı İlçesi Konakören İlkokulu ve Ortaokulu İdareci ve Bazı Öğretmenlerimizin, Haziran 2017’deki , “Bir Türk Kal’ası/ Bir Müslüman Türk Kal’ası”, Garpu Kal’ası”na çıkışları…