22 Ağustos 2016 Pazartesi

'TÜRKÇÜLÜK, ALLAH'IN EMRİDİR'



                       ‘TÜRKÇÜLÜK, ALLAH’IN EMRİDİR’



Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı'nın, Süleymaniye Kürsüsü,Avrasya Araştırma Enstitüsü'nce tertiplenen "Turan YAZGAN'ın Türkçülüğü ve Turancılığı" isimli konferansta, Dr. Muhsin KADIOĞLU'nu gayet dikkatli dinledim ve uzun metrajlı video kayıtları yaptım.İnşaallah bu video kayıtlarını da paylaşacağım...


"Batılılar Biz Türkleri Neden Düşman Belliyor?"suâlini, tarihî boyutla ve haritalı sunu ile unutulmayacak şekilde, mufassal bir şekildeki cevaplayışı; "Türk Birliği Amma Nasıl?" sualine cevap arayışları; " Türk Dünyasının Alfabe Birliği Mes'elesi" üzerine, "Alfabede- Dilde-Fikirde-İşte Birlik" şiarını teklif edici;belki de "siyasî ümmetçi",artık fikir dünyamıza yerleşmiş yeni ifade şekli ile "Müslümancı Gruplar"ca çokca merak uyandırıcı " Dünden-Bugüne Türkçülerin Din/İslam Anlayışları" üzerine sahih/doğru bilgiler verme gayreti; neredeyse sık sık rahmetli -Pratikte, uygulamada en ileri seviyede olma anlamında- "Son Türkçü" Turan YAZGAN Hocamızdan mülhemle " Türkçülük asla ırkçılık değildir, bilakis Türkçülük 'Allah'ın Emri'dir.", hatırlatışları; günümüzde bazı Türkçü Gruplar"ın "t-shirtler"ine varıncaya kadar "Faşist Semboller" taşıdıklarını ve "Türkçülük asla İslam Düşmanlığı demek olmadığını", bu sebeple de Türkiye'mizdeki bazı "Türkçü Gruplar"ın, "Türkçülükten Sapmalar" sergilediklerini izah etmesi gayet cay-ı dikkat/dikkat çekici ifadeler, açıklamalardı...
"Tengri/Tanrı Türk’ü, Allah da Müslümanları korusun..." "Tanrı Dağı Kadar Türk, Cebel-i Nur Dağı Kadar da Müslümanız..."Elhamdülillah Türk'üz..."

Sarıyer, 08.Mayıs.2016
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

21 Ağustos 2016 Pazar

ÜÇ AYAKLI 'TOPAL KEDİ'





ŪÇ AYAKLI "TOPAL KEDİ"




"Sonsuzluk kervanı ardınızda ben,
Ūç ayaklı seken 'topal bir kediyim."
Bastığınız yerleri taş taş õpeyim.
Sonsuzluk kervanı ardınızda ben.
(Bir başka versiyonlu)
Necip Fazıl KISAKŪREK

“TARİHİN İZLERİ-PAZAR CAMİİ BELGESELİ”NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ



“TARİHİN İZLERİ-PAZAR CAMİİ BELGESELİ”NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ



“Millî Eğitim Bakanlığı”mıza ait “Eğitim Bilişim Ağı”(EBA)’nca tertiplenen “EBA Belgesel 1. Sosyal Bilimler Yarışması”nda, “Jüri Özel Ödülü’ne,üçüncü sırada layık görülen “Belgesel’; Çarşamba Ali Fuad BAŞGİL Anadolu Lisesi’nden Mehmet Alp GÜVEN’in çalışmasına verildi. 
On dakika süren ve ‘EBA’da rahatlıkla izlenen “Tarihin İzleri-Terme Pazar Camii Belgeseli”ni, bugün, birden fazla izledim. “Fon Müziği” diyebileceğimiz musikînin güzelliği yanında, on dakikalık ‘belgesel’ de olsa, çekimdeki güzellik ile “tarihe tanıklık eden”, ‘yaşayan ayaklı tarihçiler(!?)” de diyebileceğimiz ‘eski-tecrübeli-olgunlaşmış’ “İmam-Hatipliler” ile yapılan ‘röportajlar’da dile getirilen fikirler, görüşler yanında, neredeyse ilk defa gördüğümüz fotoğraflar ile neredeyse ilk defa işittiğimiz malumatlar, ‘heyecanlanmamıza’ da sebebiyet verdi..
 
AMERİKALI PROFESÖR: “BİN YIL DA GEÇSE …”
‘Eski İmam-Hatipli” Abdurrahman BEDER ile yapılan ‘röportaj’da, ‘Terme Pazar Camii’ni araştıran Amerikalı bir Profesör’ün dedikleri: “ -Bu camiinin, Terme Pazar Camiinin dayandığı istinat noktalarındaki ağaçlar, temelini ayakta tutan ağaçlar, bu topraklarda yatanların üzerinden bin sene bile geçse çürümezler, o kadar muhkem ağaçlara dayalı…”Böyle bir ‘yeni bilgi’yi ‘ilk defa’ işitiyordum ve mezkur ‘Belgesel’i bir yandan izlerken, alelacele şu ‘notları’ da yazıyordum:” Şu Terme’mizi, ‘İngiliz İntellijansı gelip didik didik etmiş; Amerikalı Profesör gelmiş, didik didik etmiş; kimbilir, Alman’ı, Fransız’ı, Rus’u ve Yunan’ı nasıl didik didik etmişler ki?!!”
Düşünebiliyor musunuz, ‘Eski İmam-Hatipli” Abdurrahman BEDER zikrediyor ki; “Amerikalı Profesör”ü de hatırlatarak; ‘Terme Pazar Camii o kadar muhkem mesnetlere, muhkem temellere dayalı ki, mevcut ağaçların hayatiyeti ‘bin sene de geçse çürümezler’, yaşarlar…”
 
1800’LÜ SENELERE AİT ‘TERME PAZAR CAMİİ’ FOTOĞRAFI
“Millî Eğitim Bakanlığı”mıza ait ‘Eğitim Bilişim Ağı’(EBA)’nca tertiplenen “EBA Belgesel 1. Sosyal Bilimler Yarışması Jüri Özel Ödülü Üçüncüsü” seçilen ‘Çarşamba Ali Fuat BAŞGİL Anadolu Lisesi’nin Mehmet Alp GÜVEN yönetimindeki, “Tarihin İzleri- Terme Pazar Camii Belgeseli”n de yine yeni bir malumat, yeni bir bilgi olarak; ilk defa, “Terme Pazar Camii”nin 1800’lü senelere ait ‘fotoğrafı’ oldu. Hem de ‘Terme Pazar Camii’mizin “taştan yapılmış, tek şerefeli minaresinin, ırmak sırtı tarafında olduğu, günümüzdeki yerinde olmadığı” ‘fotoğraf…’ Siz biliyor muydunuz yahut hiç düşünmüş müydünüz ki, “Terme Pazar Camii”nin minaresi, tek şerefeli, taştan yapılmış ve camiinin ırmak kenarına yakın tarafında olduğunu…”
“ESKİ İMAM-HATİPLİ” ABDURRAHMAN BERDE ve ‘BELGESEL’ YAPIMCILARININ YANILDIĞI HUSUS
“Tarihin İzleri- Terme Pazar Camii” isimli on dakikalık ‘Belgesel’de, “Eski İmam-Hatipli” Abdurrahman BERDE, mezkur ‘Belgesel’de yayınlanan ‘Fon Müziği’ ve İstanbul’un Fethi’nin 563. seney-i devriyesini idrak ettiğimiz şu günlerde, dedikleri ve yayınlanan ‘Sultan Fatih ve Sultan Fatih’in Trabzon Fethine giderken ki askerlerinin fotoğrafı(!?) ile, çok inandırıcı ve adetâ ‘kesin’ derecede söylediklerinde ‘yanılmış’ olabileceğini ‘tarihî hakikat’ olarak ifade etmeliyiz..”Terme Pazar Camii bitişiğinde meftun olan zât, Sultan Fatih’in elçisidir. Sultan Fatih, mübarek ordusu ile Trabzon seferine giderken, Sultan Fatih’in elçisi vefat eder ve vefat ettiği yere defnedilmesini, kuşağındaki paralarla da kendisine bir camii yapılmasını vasiyet eder..Sultan Fatih de elçisinin bu vasiyetini yerine getirir…” Yani, “Terme Pazar Camii bitişiğinde meftun olan zât, ‘Sultan Fatih’in Elçisidir…’ demekte…
 
Mezkur ‘Belgesel’in ‘yönetmeni’ de ‘Terme Pazar Camii Bitişiğinde kimin meftun olduğuna dair bir belge olmadığını’ da zikretmekte…
Hal bu ki; “Cennet Âsa/Cennet Gibi” ‘Terme’miz üzerine ‘ilk defa’ yazılı eser, kitabî eser ortaya koyan, benim de ‘Lise Yıllarım’da da adeta ‘rol model’ aldığım ‘Tarih Öğretmenim’, Yard. Doç. Dr. Nuri YAZICI- o yıllarda titri yoktu-‘nın ‘Terme Tarihi’ isimli eserinde olsun; bendeniz fakirin 
, birkaç ‘Nizam-ı Âlem Ülküsü’ne gönül vermiş’ “Alperendaş”larımın da ‘maddî destekleri ile’ neşrettiğim “Terme Evliyâları ve Termeli Şehidler-Gaziler” isimli kitabımda ve hattâ beş yıla yakın sürede çıkarttığım ‘Terme Birlik MEFKÛRE-Birlik olmadan, dirlik olmaz’ isimli ‘Yerel/Mahallî’ gazetemdeki ilgili “yazı dizileri’nde ve yine sabık ‘Terme Kaymakamı’ Selami ALTINOK döneminde neşredilen ‘Amazonlar Diyarı TERME’ eserinde, ‘Terme Pazar Camii bitişiğinde meftun olan zâtın, ‘kesinlik’ algısı meydana getirecek şekilde ‘Sultan Fatih’in Elçisi’ olduğu denilmemiştir, yazılmamıştır, zikredilmemiştir…”
Hattâ öyle ki; “Pazar Camii Türbesi Kitabesi ve İki Künyesi”ne dair verilen bilgilerde, ‘Camii yaptıranın , rivayetler ve camii tapu kayıtlarına göre, ikinci künyede kayıtlı “İmamzade el-Seyyid Mahmud(rh.a.)” olduğuna hükmolunabilir” denilmiş ve “Öğrenilen rivayetlerden ilkine göre, Pazar Camiî’ni Trabzon seferine giderken Terme’ye de uğrayan Fatih Sultan Mehmed Han(rh.a.) zamanında yapıldığıdır ki, bunun tarihî gerçeklerle örtüşmediği” ifade edilmiştir.(Bakınız, İsmet GÜLTEKİN, ‘Terme Evliyâları ve Termeli Şehidler-Gaziler”, Samsun, Eylül 1999, Basım Yeri: Samsun Sönmez Ofset Matbaacılık Ltd. Şti., sayfa 31)
 
AKP’Lİ TERME BELEDİYE BAŞKANI ŞENOL KUL’UN DEDİKLERİ
Mezkûr “Tarihin İzleri- Terme Pazar Camiî Belgeseli”nin sonlarında, neredeyse on seneye yakın, içi-dışı bakımsızlıktan dökülen ve mevcut siyasî iradece de, ‘ödeneksizlikten’ dem vurulup, “ha yapıldı ha yapılacak” güya müjdeleri verilen ‘Terme Pazar Camiî Restorasyon’ çalışmaları hakkında, mevcut ‘Terme Belediye Başkanı Şenol KUL’un dedikleri, zihinlerimizde ister istemez meydana gelen; “ Acaba Terme Pazar Camiî Yıkılacak mı? Yıkılması mı bekleniyor ki?” , gibi düşüncelerimizi giderici olmasını ne kadar da çok arzulardık..Samsun’umuzun başka ilçelerindeki ‘Tahta-Ahşap Camiler’ pırıl pırıl iken; yine Terme’mizdeki bazı ‘Ahşap-Tahta Camilerimiz’ daha da ‘bakımlı’ iken; senelerdir ‘Terme’mizin Göbeği’ndeki ‘Ahşap-Tahta Camimiz’, ‘Terme Pazar Camimiz’in neredeyse ‘içler acısı hâli’, bendenizi her defasında öfkelendirmiştir..
KUL, “-Bu yaz(2016 yazı) ,uzun sürecek bir restorasyon çalışmasına başlanılacaktır.’, demekte…
Herhalde denilecek olan, “Âyinesi iştir kişinin lafına bakılmaz”dır…
Ve üç adet, tabiri caizse “kazık gibi” suâllerim.
Suâlim bir: “Camiler Tarihimiz”de ve günümüzdeki camilerimizde asla ve kat’a görülemeyecek, tesbit edilemeyecek “kovboy kapısı”, “Amerikan Bar Kapısı”nı da, yoksa ‘Terme Pazar Camii’mizin “iç kapısı”na da ‘Amerikalı Profesör’ mü koydurttu?!
Suâlim iki: Neden hâlâ “Dijital/İletişim
Çağı”nda bile “doğduğumuz toprakları”, bilumum ‘Gavurlar’ kadar, ayrıntılı bir şekilde ta-nı-ya-mı-yo-ruz!? Neden bilumum “sömürgeci güçler”, “her rengi ile emperyalist güçler”, ‘doğduğumuz diyarları bile bizlerden daha iyi tanıyorlar?
Suâl üç: ‘Terme Pazar Camii’imizin de etrafında “medreseler” ve “dergahlar” da var mı idi? Var idi ise ne oldu?
Sarıyer, 26.05.2016
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

"DEVLET", 'RÏSALE-İ NUR KÜLLİYATINI" NEŞRETTİ



"DEVLET", 'RÏSALE-İ NUR KÜLLİYATINI" NEŞRETTİ

"Devlet", ' Risale-i Nur Kūlliyatı'nı bastı,neşretti ve "kitap fuarları"nın "Türkiye Diyanet Standları"nda sergiliyor...Merhum Bediüzzaman Said Nursî(k.s.)'nin bir "hayali", bir " ülküsü" gerçekleşti..
Hem de "aynı kitap fuarları"nda,Ali Şeriati gibi "Ïthal İslam Kültürü"nün ve tamamiyle "kökü dışarıda"-tıpkï bütün İZM'ler gibi-"Yabancı İdeoloji" de olan "İslamcılık/Siyasî İslam"eserlerinin sergilendiği gibi...
Bazılarını ve birilerini hâlâ anlayamıyorum!!!
İsmet GÜLTEKİN

U.S.A.'ce DERSEK(!): 'AŞIRI UÇLAR'IN İTTİHADI



U.S.A.'ce DERSEK(!):
'AŞIRI UÇLAR'IN İTTİHADI

"Haçlı-Masonik Gül Hareketi" olarak tanımladığımız ve aç-kapalarla adeta zoraki oluşturulmuş "HDP" vesairenin yayın organı "Özgür GÜNDEM" gazetesinin 'Adana, Ankara, İzmir' baskıları; bir başka "aşırı uç zihniyeti"nin yayın organı olan "Yeni AKİT Gazetesi"nin aynı matbaa tesislerinde basılmakta..Hatta anladığımız kadarı ile yayımı ve dağıtımı da yapılmakta...
"İdeolojileri", "İslamcı Kürtçülük/Kürtçü İslamcılık"mı ola?!
Yoksa rahmetli 'İktisat Profesörü' Aydın YALÇIN'nın "Yeni FORUM Dergisi"yazılarında çok sıkca kullandığı üzre; "aşırı uçlar"ın "ittihadı"mı?
"Şeytanlarla  melekler"in ne gibi "meşrû" "ittihadı" olabilir ki?!
Sözde " Türk Sağı"nın perişanlığına bakınız:
"İslamcılar" ile sözde " Kürtçüler" "ittihad"sergiliyor; bazı "Milliyetçiler"ile "Ulusalcılar" "ittihad" sergiliyor...
 
Mevcut berbat bu realiteler ve olgular, kelimenin tam anlamı ile "aşırı uçların ittihadı" olsa gerek!!!
Marazi, hastalıklı, kirli ve necis gayr-i meşrû 'ittihad'lar...
Buradan uyarıyorum: "Halveti Tarikatı" gibi köklü hak ve meşrû bazı "ehl-i tarik"ler, "İslam namına" ne tür zihniyetli gazetelere sahip çıktıklarının farkına ne zaman varacaklar!?
"İhlas Holding-Türkiye Gazetesi"nin ya "Komünist Manifesto"yu basıp, neşretmeleri...
Allah(c.c.) basiretimizi arttırsın.(Amin)

Sarıyer, 21.06.2016
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

"GAVS-I EKBER YAVUZ SULTAN SELÏM HAN'(k.s.)IN" 'KAYIP KAFTANI(!?)" ve "HİLAFET-HALİFELİK OYUNLARI"



"GAVS-I EKBER YAVUZ SULTAN SELÏM HAN'(k.s.)IN" 'KAYIP KAFTANI(!?)" ve "HİLAFET-HALİFELİK OYUNLARI"
Bugün,MEB'in "Motorlu Taşıt Sürücü Adaylarï 2016-2 Sınavı" nda, 'Ïstanbul Fatih'de, "Yavuz Selim Ortaokulu'nda, 'Salon Başkanı' olarak 'Sïnav Görevi"mi ifa ettim. "Gözetmen"im 'İslamın Medarı İftiharı Hamido"nun diyarından ', 'Aday Õğretmenlerimiz'den Asiye KAHRAMAN Hanımefendi ile neticede başarılı bir şekilde 'Sınav Görevi'mizi yerine getirdik...
Daha 'Yavuz Selim Ortaokulu'na 'sınav gõrevi'm çıktığı andan itibaren, kendi kendime, aylardır zihnimi kurcalayan; "-Gavs- Ekber Yavuz Sultan Selim Han'(k.s.)"ın " Kayıp Kaftanı(!?) Mes'elesi"ni bizatihī yerinde de görebilecektim.Zira mezkûr okula da çok yakın idi.
Yine daha "Yavuz Sultan Selim Ortaokulu"nun kapısından içeri girmeden; yine kendi kendime, "-Haşa ne biçim Gavs-ı Ekber'sin ki kendine ait kaftanınï "çaldırıyor(!?"sun ve yıllardır bulup-getirip de sandukanın üzerine koyamıyorsun?", diye söylenmeye de başlamıştım...
 
Ziyaretimde bizatihī gördūm ki, gerçektende sandukanın ūzerinde "kaftanı" yoktu ve üstelik hiç de hoş olmayan çağrışımlar yapacak şekilde, sandukanın tamamı "cam fanus içine", pardon "cam muhafaza içine" alınmıştï...Bendeniz bu fakir gibi dua etmeye, hem de tevessūl yolu ile duâ etme gelmiş olan iki çarşaflı bacılarımdan birine ricam ile çektiği fotoğrafta da gõrūldüğū ūzere...
Sarıyer'deki fakirhaneme geldiğimde, internetten yaptığım ve yazımïn bitiminde zikrettiğim "kaynaklar"dan(*) ise şunları öğrendim:
1) Kimilerinin sõylediğine göre 2004'lerden; kimilerinin söylediğine göre ise 2006'lardan beri "kayıp kaftan" diye bilinen merhum " Gavs-ı Ekber Yavuz Sultan Selim Han'(k.s.)"ın "kaftanï", kabaca "bakım-onarım çalışmaları" sebebiyle "Tūrbeler- Mūzeler Müdūrlüğü Depolarï"da, hem de " korunaklı ve güvenli" bir şekilde muhafaza edilmekte; kimilerinin söylediğine göre ise "depolar"da olsa bile çoktan "çürümüştür" denilmekte; kimilerinin sõylediğine gõre ise kabaca tanımlama ile "Fethullahçılar" tarafından bile "çalïnmaya teşebbūs" edildiğini ancak bu "hırsïzlık teşebbūsū"nūn õnlenildiğini; kimilerinin de sõylediğine göre ileriki bir tarihte "tūrbenin açılïş tõreni"nde, ki mevcut "Reis-i Cumhur"muzun da iştirak edeceği bir "açılış tõreni" ile "kaftan"ïn sandukanïn ūzerindeki yerine, "vitrin içindeki sandukanïn ūzerine" konulacağınï; kimilerine gõre ise "kayïp kaftan(!?)"ın Londra'daki bir sergide bile sergilendiğini sõylemektedirler.(Lūtfen yazïmïn nihayetinde zikrettiğim "kaynaklar"a internetten bir gõz atïnız.)
Bendeniz bu fakirin hissettiği ise "Gavs-ı Ekber Yavuz Sultan Selim Han Hazretleri(k.s.)"nin neticede yıllardan beri yerinde olmadïğına gõre "Kayïp Kaftanï"nïn, adeta "Bilgisayar Oyunlarï"gibi "Hilafet Oyunlarï"na, "Halifelik Oyunlarï"na kurban edilmek istenildiği, alet edinilmek istenildiğidir...
Asla ve de kat'a bõyle bir durumu içime sindiremiyorum...
 
Yine "PKK'nın Başlarïndan 'Artin Agopyan'nïn mahkemelerde yargïlanïrken "cam fanus içine" alïnmasï gibi,gūya "vitrin içine alïyoruz"dūşüncesi ile "Tūrbeler Tarihimiz"de bu zamana kadar hiç gõrūlmemiş şekilde, "Gavs-ı Ekber Yavuz Sultan Selim Han'(k.s.)"ın "sandukası"nïn "camekan içine" alïnmïş olmasïnï da, asla ve kat'a içime sindiremiyorum...
Sarïyer, 14.Mayïs.2016
Ïsmet GŪLTEKÏN
metgultekin@hotmail.com
(*): marifethaber, "Yavuz Sultan Selim Han, Kaftanïnï Õzlüyor", 11.02.2012; Latif ERDOĞAN, "Yavuz'un Çamurlu Kaftanï GŪLEN'de mi?", Yeni Akit Gazetesi, 16.04.2016;"Yavuz'un Kaftn Vasiyeti Kafa Karïştırıyor", Sabah Gazetesi, 10.02.2012 ve Vahdet Gazetesi kõşe yazarlarïndan Dursun GÜRLEK'in ilgili yazïlarï...

3 Eylül 2015 Perşembe

KARADENİZ BÖLGESİNDE SAHABE-İ KİRAM KABR-İ ŞERİFİ VAR MI?



KARADENİZ  BÖLGESİNDE SAHABE-İ KİRAM KABR-İ ŞERİFİ VAR MI?


Neredeyse onaltı seneden beri beynime kıymık gibi saplanmış bir suâl idi.Eski ajandamı şöyle bir karıştırdığımda, taa Ekim 1999’da kendime bu suâli sormuşum..O zamandan bu zamana, bu suâlin zihnimdeki cevabı ise “Karadeniz Bölgesinde Sahabe-i Kiram efendilerimie ait kabr-i şerif yok” biliyordum..

Yaptığım araştırmalarımın neticesi olarak da, kuvvetle muhtemel aynı hüküm geçerliliğini muhafaza etmekte.
Bu hususta müracaat edilebilecek en yakın faaliyet ise “Siyer Araştırmalarıı Merkezi”nin, geçen senelerde “82 İl 82 Sahabe” ismi altında bütün Türkiye’miz genelinde gerçekleştirdiği faaliyet olsa gerek..Hem “Türkiye Sahabî Haritası”, hem de “82 İl”imizde gerçekleştirdikleri “82 Sahabe-i Kiram” efendilerimizi yâd etme, anma faaliyetleri, Türkiye’mizdeki Sahabe-i Kiram efendilerimizin kabr-i şerifleri mevzûsuna kesifleşen bir faaliyet olarak ilk dikkate alınması gereken ‘kaynak’ olma özelliğini de muhafaza ediyor..
Bilhassa www.82il82sahabi.com web sitesi en yeni ve ilk elde faydalanılması elzem olan bir “kaynak” teşkil etmekte..
Elbette ki, bütün Türkiye’miz genelinde, “cennet vatan”ımızın her köşesinde, “Peygamberlerimizden sonra insanların en üstünleri olan” sahabe-i kiram efendilerimizi, bir dizi faaliyetlerle yâd etmiş olmak, takdire şayan bir hizmettirdir de..
Nihayette söyleyeceğimi hemen hemen bidayette söyledik zaten! Mezkûr ‘kaynağı’ da dikkate aldığımızda şu neticelere varıyoruz:
1)      Karadeniz Bölgemizi meydana getiren illerimizde;Düzce, Bolu, Zonguldak, Karabük,Bartın, Kastamonu, Çorum,Sinop, Samsun, Amasya, Tokat,Ordu, Giresun, ,Trabzon,Gümüşhane, Bayburt, Rize ve Artvin illerimizde-ki toplam onsekiz ilimiz-,sadece Bartın,Kastamonu,Çorum ve Bayburt’ta sahabe-i kiram efendilerimize “nisbet edilen” veya “makamları” veyahutta “bu isim ve künyede başka bir sahabî” kabr-i şerifi olduğunu söyleyebiliyoruz.
2)      Meselâ, Bartın’da  Hazret-i Ebu’d-Derdâ(r.anh)”ya “nisbet edilen” kabr-i şerif; Kastamonu’da,”halkın sahabe-i kiram kabr-i şerif’i bildiği sahabe-i kiram  kabr-i şerifi;Çorum’da, Hazret-i Amr b.Ma’dikerib(r.anh)ya “nisbet edilen” Kerebi Gazi ve yine “sahabe-i kiram” efendilerimize “nisbet edilen” “beş makam”; Kerebi Gazi, Hazret-i Süheyb-i Rûmî(r.anh),Ubeydi Gazi, Hazret-i Said b. Ebu Vakkas(r.anh) ile Yayan Dede kabr-i şerifleri;”Bayburt’ta sahabe-i kiram efendilerimizden mi, değil mi?”(1) kesinliği olmayan “Abdulvahab Gazi” kabr-i şerifleri…
3)      Görülüyor ki, bilhassa “Siyer Araştırmaları”nın “82il 82 sahabi” “kaynağı”ndan ve yaptığımız araştıma neticesinde, “nisbet, makam, halkın bildiği” velâkin “ilmî belgeler”de ispatlanamamış sahabe-i kiram efendilerimize ait kabr-i şerifler; Karadeniz Bölgemizdeki onsekiz ilimizin sadece dördünde konuşulmakta, söylenilmekte: Bartın, Kastamonu, Çorum ve Bayburt…
 Ve internette,  sadece arama motoru olmayan google’a, şehir ismi tire sahabe yazdığımızda ise –meselâ Diyarbekr-Sahabe- Türkiye’mizde, “Cennet Vatan”ımızda hem Peygamberlerimizin ve hem de sahabe-i kiram efendilerimizin kabr-i şeriflerinin-ki rivayet ve tesbit edilen sayı ile- en fazla Diyarbekr vilayetimizde olduğu anlaşılıyor. Neredeyse bin(1000) sahabe-i kiram efendilerimizin kabr-i şerifi, tam tesbit edilen rakam ise otuziki(32) sahabe-i kiram efendilerimizin kabr-i şerifi…Ve “Medine-i İstanbul”umuzda ise neredeyse sayıları kırkı(40) bulan sahabe-i kiram efendilerimizin kabr-i şerifi ve “nisbet, makam” dışında kesin sayı ile iki(2) sahabe-i kiram efendilerimizin kabr-i şerifleri mevcut…


SAHABE-İ KİRAM EFENDİLERİMİZLE  İLGİLİ KİTAPLAR
Hemen belirteyim ki, “Peygamberlerimizden sonra insanların en üstünü olan sahabe-i  kiram efendilerimizle  ilgili çok sayıda kitabî çalışmalar mevcut. Hem “Hayat’üs Sahabe” gibi sahabe-i kiram efendilerimizin “hayat tarzları”nın anlatıldığı, hem de bilhassa İstanbul, Diyarbekr vilayetlerimizdeki sahabe-i kiram efendilerimizle ilgi müstakil kitabî çalışmalar da mevcut…(2)

www.82il82sahabi.com’da KARADENİZ BÖLGESİ SAHABE-İ KİRAM EFENDİLERİMİZ


Mezkûr web sitesinin “Sahabe-Şehir İlişkisi”ni araştırma mevzûm olan “Karadeniz Bölgesindeki Sahabe-i Kiram Efendilerimizin Kabr-i Şerifleri” nokta-i nazarında incelediğimizde, maateessüf hiçbir “ilmî mesneti”, “ilmî dayanağı” olmadığını, adeta “bir mücadele aşkı namına” ve” “ileri derecedeki sahabe-i kiram efendilerimize yönelik kuvvetli muhabbet neticesi” yâdlar, anmalar yapıldığı bariz bir şekilde anlaşılmaktadır.
Şimdi burada Karadeniz Bölgesini meydana getiren toplam onsekiz(18) ilimiize ait mezkûr sitedeki “Sahabe-Şehir İlişkileri”nin her birini dile getirmek istemiyorum. Sadece Ordu ilimize ait mezkûr/zikredilen web sitesindeki “Sahabe-Şehir İlişkisi” bölümüne yazılanı aktarmak istiyorum: “Adı Ordu olan ilimizde, İslâm Ordularının ilk komutanı Allah’ın Arslan’ı ve şehidlerin efendisi olan H. Hamza anlatılacaktır.” Sırf “adı Ordu” diye…Ordu-TSK-Şehidlerimiz…

VESSELAM

“Cennet Vatan”ımız Türkiye’mizin; “şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda” mısralarında da ifadesini bulan “her bir karış toprağı  “safran bitkili”şehidlerimizin kanı ile sulanmış” “yurt” olmaktan öte “vatan”laşmış “Anadolu ve Rumeli Coğrafya”mızda, her “coğrafî bölge”mizde, çok sayıda evliyalar, şühedalar, daha doğrusu “Hatim Duâ”larımızın nihayetinde okuduğumuz üzre;”Hem imana ve Kur’âna, İslâm’a hizmetleri sebkat eden eimme-i müctehidin cümle üstad, huffâz, evliyâ, şühedâ  ve Salih kulları”n kabr-i şerifleri ile dopdolu adetâ…
Ben, her zaman derim: Bu topraklara abdestsiz basılmaz…
“Ehl-i Sünnet Ve’l Cemaat” itikadınca da “Peygamberlerimize sövenler öldürülür, Sahabe-i Kiram efendilerimize sövenler ise dövülür..” Biz bu itikadımız sebebiyle de “bütün Peygamberlerimize ve bütün Sahabe-i Kiram efendilerimize muhabbet besleriz…”
Karadeniz Bölgemizde sahabe-i kiram efendilerimize ait kabr-i şerifler olmasa da, çooook sayıda “Nurdan Heykeller”in kabr-i şerifleri olduğu da “ilmen” kesindir..
Terme, 02.Eylül.2015
İsmet GÜLTEKİN

Dip Notlar:

(1): Süleyman ATMACA, Abdulvahab Gazi Bayburt’ta Medfun Bir Sahabe midir?, Bayburt Postası.06.Temmuz.2015,www.sanalbasın.com
(2):www.dünyabizim.com, sahabe kiram efendilerimize ait kitabî çalışmalar