21 Ağustos 2016 Pazar
“TARİHİN İZLERİ-PAZAR CAMİİ BELGESELİ”NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
“TARİHİN İZLERİ-PAZAR CAMİİ BELGESELİ”NİN
DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
“Millî Eğitim Bakanlığı”mıza ait “Eğitim Bilişim Ağı”(EBA)’nca tertiplenen “EBA Belgesel 1. Sosyal Bilimler Yarışması”nda, “Jüri Özel Ödülü’ne,üçüncü sırada layık görülen “Belgesel’; Çarşamba Ali Fuad BAŞGİL Anadolu Lisesi’nden Mehmet Alp GÜVEN’in çalışmasına verildi.
On dakika süren ve ‘EBA’da rahatlıkla izlenen “Tarihin İzleri-Terme Pazar Camii Belgeseli”ni, bugün, birden fazla izledim. “Fon Müziği” diyebileceğimiz musikînin güzelliği yanında, on dakikalık ‘belgesel’ de olsa, çekimdeki güzellik ile “tarihe tanıklık eden”, ‘yaşayan ayaklı tarihçiler(!?)” de diyebileceğimiz ‘eski-tecrübeli-olgunlaşmış’ “İmam-Hatipliler” ile yapılan ‘röportajlar’da dile getirilen fikirler, görüşler yanında, neredeyse ilk defa gördüğümüz fotoğraflar ile neredeyse ilk defa işittiğimiz malumatlar, ‘heyecanlanmamıza’ da sebebiyet verdi..
AMERİKALI PROFESÖR: “BİN YIL DA GEÇSE …”
‘Eski İmam-Hatipli” Abdurrahman BEDER ile yapılan ‘röportaj’da, ‘Terme Pazar Camii’ni araştıran Amerikalı bir Profesör’ün dedikleri: “ -Bu camiinin, Terme Pazar Camiinin dayandığı istinat noktalarındaki ağaçlar, temelini ayakta tutan ağaçlar, bu topraklarda yatanların üzerinden bin sene bile geçse çürümezler, o kadar muhkem ağaçlara dayalı…”Böyle bir ‘yeni bilgi’yi ‘ilk defa’ işitiyordum ve mezkur ‘Belgesel’i bir yandan izlerken, alelacele şu ‘notları’ da yazıyordum:” Şu Terme’mizi, ‘İngiliz İntellijansı gelip didik didik etmiş; Amerikalı Profesör gelmiş, didik didik etmiş; kimbilir, Alman’ı, Fransız’ı, Rus’u ve Yunan’ı nasıl didik didik etmişler ki?!!”
Düşünebiliyor musunuz, ‘Eski İmam-Hatipli” Abdurrahman BEDER zikrediyor ki; “Amerikalı Profesör”ü de hatırlatarak; ‘Terme Pazar Camii o kadar muhkem mesnetlere, muhkem temellere dayalı ki, mevcut ağaçların hayatiyeti ‘bin sene de geçse çürümezler’, yaşarlar…”
1800’LÜ SENELERE AİT ‘TERME PAZAR CAMİİ’ FOTOĞRAFI
“Millî Eğitim Bakanlığı”mıza ait ‘Eğitim Bilişim Ağı’(EBA)’nca tertiplenen “EBA Belgesel 1. Sosyal Bilimler Yarışması Jüri Özel Ödülü Üçüncüsü” seçilen ‘Çarşamba Ali Fuat BAŞGİL Anadolu Lisesi’nin Mehmet Alp GÜVEN yönetimindeki, “Tarihin İzleri- Terme Pazar Camii Belgeseli”n de yine yeni bir malumat, yeni bir bilgi olarak; ilk defa, “Terme Pazar Camii”nin 1800’lü senelere ait ‘fotoğrafı’ oldu. Hem de ‘Terme Pazar Camii’mizin “taştan yapılmış, tek şerefeli minaresinin, ırmak sırtı tarafında olduğu, günümüzdeki yerinde olmadığı” ‘fotoğraf…’ Siz biliyor muydunuz yahut hiç düşünmüş müydünüz ki, “Terme Pazar Camii”nin minaresi, tek şerefeli, taştan yapılmış ve camiinin ırmak kenarına yakın tarafında olduğunu…”
“ESKİ İMAM-HATİPLİ” ABDURRAHMAN BERDE ve ‘BELGESEL’ YAPIMCILARININ YANILDIĞI HUSUS
“Tarihin İzleri- Terme Pazar Camii” isimli on dakikalık ‘Belgesel’de, “Eski İmam-Hatipli” Abdurrahman BERDE, mezkur ‘Belgesel’de yayınlanan ‘Fon Müziği’ ve İstanbul’un Fethi’nin 563. seney-i devriyesini idrak ettiğimiz şu günlerde, dedikleri ve yayınlanan ‘Sultan Fatih ve Sultan Fatih’in Trabzon Fethine giderken ki askerlerinin fotoğrafı(!?) ile, çok inandırıcı ve adetâ ‘kesin’ derecede söylediklerinde ‘yanılmış’ olabileceğini ‘tarihî hakikat’ olarak ifade etmeliyiz..”Terme Pazar Camii bitişiğinde meftun olan zât, Sultan Fatih’in elçisidir. Sultan Fatih, mübarek ordusu ile Trabzon seferine giderken, Sultan Fatih’in elçisi vefat eder ve vefat ettiği yere defnedilmesini, kuşağındaki paralarla da kendisine bir camii yapılmasını vasiyet eder..Sultan Fatih de elçisinin bu vasiyetini yerine getirir…” Yani, “Terme Pazar Camii bitişiğinde meftun olan zât, ‘Sultan Fatih’in Elçisidir…’ demekte…
Mezkur ‘Belgesel’in ‘yönetmeni’ de ‘Terme Pazar Camii Bitişiğinde kimin meftun olduğuna dair bir belge olmadığını’ da zikretmekte…
Hal bu ki; “Cennet Âsa/Cennet Gibi” ‘Terme’miz üzerine ‘ilk defa’ yazılı eser, kitabî eser ortaya koyan, benim de ‘Lise Yıllarım’da da adeta ‘rol model’ aldığım ‘Tarih Öğretmenim’, Yard. Doç. Dr. Nuri YAZICI- o yıllarda titri yoktu-‘nın ‘Terme Tarihi’ isimli eserinde olsun; bendeniz fakirin
, birkaç ‘Nizam-ı Âlem Ülküsü’ne gönül vermiş’ “Alperendaş”larımın da ‘maddî destekleri ile’ neşrettiğim “Terme Evliyâları ve Termeli Şehidler-Gaziler” isimli kitabımda ve hattâ beş yıla yakın sürede çıkarttığım ‘Terme Birlik MEFKÛRE-Birlik olmadan, dirlik olmaz’ isimli ‘Yerel/Mahallî’ gazetemdeki ilgili “yazı dizileri’nde ve yine sabık ‘Terme Kaymakamı’ Selami ALTINOK döneminde neşredilen ‘Amazonlar Diyarı TERME’ eserinde, ‘Terme Pazar Camii bitişiğinde meftun olan zâtın, ‘kesinlik’ algısı meydana getirecek şekilde ‘Sultan Fatih’in Elçisi’ olduğu denilmemiştir, yazılmamıştır, zikredilmemiştir…”
Hattâ öyle ki; “Pazar Camii Türbesi Kitabesi ve İki Künyesi”ne dair verilen bilgilerde, ‘Camii yaptıranın , rivayetler ve camii tapu kayıtlarına göre, ikinci künyede kayıtlı “İmamzade el-Seyyid Mahmud(rh.a.)” olduğuna hükmolunabilir” denilmiş ve “Öğrenilen rivayetlerden ilkine göre, Pazar Camiî’ni Trabzon seferine giderken Terme’ye de uğrayan Fatih Sultan Mehmed Han(rh.a.) zamanında yapıldığıdır ki, bunun tarihî gerçeklerle örtüşmediği” ifade edilmiştir.(Bakınız, İsmet GÜLTEKİN, ‘Terme Evliyâları ve Termeli Şehidler-Gaziler”, Samsun, Eylül 1999, Basım Yeri: Samsun Sönmez Ofset Matbaacılık Ltd. Şti., sayfa 31)
AKP’Lİ TERME BELEDİYE BAŞKANI ŞENOL KUL’UN DEDİKLERİ
Mezkûr “Tarihin İzleri- Terme Pazar Camiî Belgeseli”nin sonlarında, neredeyse on seneye yakın, içi-dışı bakımsızlıktan dökülen ve mevcut siyasî iradece de, ‘ödeneksizlikten’ dem vurulup, “ha yapıldı ha yapılacak” güya müjdeleri verilen ‘Terme Pazar Camiî Restorasyon’ çalışmaları hakkında, mevcut ‘Terme Belediye Başkanı Şenol KUL’un dedikleri, zihinlerimizde ister istemez meydana gelen; “ Acaba Terme Pazar Camiî Yıkılacak mı? Yıkılması mı bekleniyor ki?” , gibi düşüncelerimizi giderici olmasını ne kadar da çok arzulardık..Samsun’umuzun başka ilçelerindeki ‘Tahta-Ahşap Camiler’ pırıl pırıl iken; yine Terme’mizdeki bazı ‘Ahşap-Tahta Camilerimiz’ daha da ‘bakımlı’ iken; senelerdir ‘Terme’mizin Göbeği’ndeki ‘Ahşap-Tahta Camimiz’, ‘Terme Pazar Camimiz’in neredeyse ‘içler acısı hâli’, bendenizi her defasında öfkelendirmiştir..
KUL, “-Bu yaz(2016 yazı) ,uzun sürecek bir restorasyon çalışmasına başlanılacaktır.’, demekte…
Herhalde denilecek olan, “Âyinesi iştir kişinin lafına bakılmaz”dır…
Ve üç adet, tabiri caizse “kazık gibi” suâllerim.
Suâlim bir: “Camiler Tarihimiz”de ve günümüzdeki camilerimizde asla ve kat’a görülemeyecek, tesbit edilemeyecek “kovboy kapısı”, “Amerikan Bar Kapısı”nı da, yoksa ‘Terme Pazar Camii’mizin “iç kapısı”na da ‘Amerikalı Profesör’ mü koydurttu?!
Suâlim iki: Neden hâlâ “Dijital/İletişim
Çağı”nda bile “doğduğumuz toprakları”, bilumum ‘Gavurlar’ kadar, ayrıntılı bir şekilde ta-nı-ya-mı-yo-ruz!? Neden bilumum “sömürgeci güçler”, “her rengi ile emperyalist güçler”, ‘doğduğumuz diyarları bile bizlerden daha iyi tanıyorlar?
Suâl üç: ‘Terme Pazar Camii’imizin de etrafında “medreseler” ve “dergahlar” da var mı idi? Var idi ise ne oldu?
Sarıyer, 26.05.2016
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Etiketler:
'TARİHİN İZLERİ-PAZAR CAMİİ BELGESELİ',
MEB,
TERME
"DEVLET", 'RÏSALE-İ NUR KÜLLİYATINI" NEŞRETTİ
"DEVLET", 'RÏSALE-İ NUR
KÜLLİYATINI" NEŞRETTİ
"Devlet", ' Risale-i Nur
Kūlliyatı'nı bastı,neşretti ve "kitap fuarları"nın "Türkiye
Diyanet Standları"nda sergiliyor...Merhum Bediüzzaman Said Nursî(k.s.)'nin
bir "hayali", bir " ülküsü" gerçekleşti..
Hem de "aynı kitap
fuarları"nda,Ali Şeriati gibi "Ïthal İslam Kültürü"nün ve
tamamiyle "kökü dışarıda"-tıpkï bütün İZM'ler gibi-"Yabancı
İdeoloji" de olan "İslamcılık/Siyasî İslam"eserlerinin
sergilendiği gibi...
Bazılarını ve birilerini hâlâ anlayamıyorum!!!
İsmet GÜLTEKİN
Bazılarını ve birilerini hâlâ anlayamıyorum!!!
İsmet GÜLTEKİN
U.S.A.'ce DERSEK(!): 'AŞIRI UÇLAR'IN İTTİHADI
U.S.A.'ce DERSEK(!):
'AŞIRI UÇLAR'IN İTTİHADI
"Haçlı-Masonik Gül Hareketi"
olarak tanımladığımız ve aç-kapalarla adeta zoraki oluşturulmuş "HDP"
vesairenin yayın organı "Özgür GÜNDEM" gazetesinin 'Adana, Ankara,
İzmir' baskıları; bir başka "aşırı uç zihniyeti"nin yayın organı olan
"Yeni AKİT Gazetesi"nin aynı matbaa tesislerinde basılmakta..Hatta
anladığımız kadarı ile yayımı ve dağıtımı da yapılmakta...
"İdeolojileri", "İslamcı Kürtçülük/Kürtçü İslamcılık"mı ola?!
Yoksa rahmetli 'İktisat Profesörü' Aydın YALÇIN'nın "Yeni FORUM Dergisi"yazılarında çok sıkca kullandığı üzre; "aşırı uçlar"ın "ittihadı"mı?
"Şeytanlarla melekler"in ne gibi "meşrû" "ittihadı" olabilir ki?!
Sözde " Türk Sağı"nın perişanlığına bakınız:
"İslamcılar" ile sözde " Kürtçüler" "ittihad"sergiliyor; bazı "Milliyetçiler"ile "Ulusalcılar" "ittihad" sergiliyor...
"İdeolojileri", "İslamcı Kürtçülük/Kürtçü İslamcılık"mı ola?!
Yoksa rahmetli 'İktisat Profesörü' Aydın YALÇIN'nın "Yeni FORUM Dergisi"yazılarında çok sıkca kullandığı üzre; "aşırı uçlar"ın "ittihadı"mı?
"Şeytanlarla melekler"in ne gibi "meşrû" "ittihadı" olabilir ki?!
Sözde " Türk Sağı"nın perişanlığına bakınız:
"İslamcılar" ile sözde " Kürtçüler" "ittihad"sergiliyor; bazı "Milliyetçiler"ile "Ulusalcılar" "ittihad" sergiliyor...
Mevcut berbat bu realiteler ve olgular, kelimenin tam anlamı ile "aşırı uçların ittihadı" olsa gerek!!!
Marazi, hastalıklı, kirli ve necis gayr-i meşrû 'ittihad'lar...
Buradan uyarıyorum: "Halveti Tarikatı" gibi köklü hak ve meşrû bazı "ehl-i tarik"ler, "İslam namına" ne tür zihniyetli gazetelere sahip çıktıklarının farkına ne zaman varacaklar!?
"İhlas Holding-Türkiye
Gazetesi"nin ya "Komünist Manifesto"yu basıp, neşretmeleri...
Allah(c.c.) basiretimizi arttırsın.(Amin)
Allah(c.c.) basiretimizi arttırsın.(Amin)
Etiketler:
'Aşırı Uçlar',
Özgür GÜNDEM,
Prof.Aydın YALÇIN,
Yeni AKİT,
Yeni FORUM
"GAVS-I EKBER YAVUZ SULTAN SELÏM HAN'(k.s.)IN" 'KAYIP KAFTANI(!?)" ve "HİLAFET-HALİFELİK OYUNLARI"
"GAVS-I EKBER YAVUZ SULTAN SELÏM
HAN'(k.s.)IN" 'KAYIP KAFTANI(!?)" ve "HİLAFET-HALİFELİK
OYUNLARI"
Bugün,MEB'in "Motorlu Taşıt Sürücü
Adaylarï 2016-2 Sınavı" nda, 'Ïstanbul
Fatih'de, "Yavuz Selim Ortaokulu'nda, 'Salon Başkanı' olarak 'Sïnav
Görevi"mi ifa ettim. "Gözetmen"im 'İslamın Medarı İftiharı
Hamido"nun diyarından ', 'Aday Õğretmenlerimiz'den Asiye KAHRAMAN
Hanımefendi ile neticede başarılı bir şekilde 'Sınav Görevi'mizi yerine
getirdik...
Daha 'Yavuz Selim Ortaokulu'na 'sınav gõrevi'm çıktığı andan itibaren, kendi kendime, aylardır zihnimi kurcalayan; "-Gavs- Ekber Yavuz Sultan Selim Han'(k.s.)"ın " Kayıp Kaftanı(!?) Mes'elesi"ni bizatihī yerinde de görebilecektim.Zira mezkûr okula da çok yakın idi.
Yine daha "Yavuz Sultan Selim Ortaokulu"nun kapısından içeri girmeden; yine kendi kendime, "-Haşa ne biçim Gavs-ı Ekber'sin ki kendine ait kaftanınï "çaldırıyor(!?"sun ve yıllardır bulup-getirip de sandukanın üzerine koyamıyorsun?", diye söylenmeye de başlamıştım...
Daha 'Yavuz Selim Ortaokulu'na 'sınav gõrevi'm çıktığı andan itibaren, kendi kendime, aylardır zihnimi kurcalayan; "-Gavs- Ekber Yavuz Sultan Selim Han'(k.s.)"ın " Kayıp Kaftanı(!?) Mes'elesi"ni bizatihī yerinde de görebilecektim.Zira mezkûr okula da çok yakın idi.
Yine daha "Yavuz Sultan Selim Ortaokulu"nun kapısından içeri girmeden; yine kendi kendime, "-Haşa ne biçim Gavs-ı Ekber'sin ki kendine ait kaftanınï "çaldırıyor(!?"sun ve yıllardır bulup-getirip de sandukanın üzerine koyamıyorsun?", diye söylenmeye de başlamıştım...
Ziyaretimde bizatihī gördūm ki, gerçektende sandukanın ūzerinde "kaftanı" yoktu ve üstelik hiç de hoş olmayan çağrışımlar yapacak şekilde, sandukanın tamamı "cam fanus içine", pardon "cam muhafaza içine" alınmıştï...Bendeniz bu fakir gibi dua etmeye, hem de tevessūl yolu ile duâ etme gelmiş olan iki çarşaflı bacılarımdan birine ricam ile çektiği fotoğrafta da gõrūldüğū ūzere...
Sarıyer'deki fakirhaneme geldiğimde, internetten yaptığım ve yazımïn bitiminde zikrettiğim "kaynaklar"dan(*) ise şunları öğrendim:
1) Kimilerinin sõylediğine göre 2004'lerden; kimilerinin söylediğine göre ise 2006'lardan beri "kayıp kaftan" diye bilinen merhum " Gavs-ı Ekber Yavuz Sultan Selim Han'(k.s.)"ın "kaftanï", kabaca "bakım-onarım çalışmaları" sebebiyle "Tūrbeler- Mūzeler Müdūrlüğü Depolarï"da, hem de " korunaklı ve güvenli" bir şekilde muhafaza edilmekte; kimilerinin söylediğine göre ise "depolar"da olsa bile çoktan "çürümüştür" denilmekte; kimilerinin sõylediğine gõre ise kabaca tanımlama ile "Fethullahçılar" tarafından bile "çalïnmaya teşebbūs" edildiğini ancak bu "hırsïzlık teşebbūsū"nūn õnlenildiğini; kimilerinin de sõylediğine göre ileriki bir tarihte "tūrbenin açılïş tõreni"nde, ki mevcut "Reis-i Cumhur"muzun da iştirak edeceği bir "açılış tõreni" ile "kaftan"ïn sandukanïn ūzerindeki yerine, "vitrin içindeki sandukanïn ūzerine" konulacağınï; kimilerine gõre ise "kayïp kaftan(!?)"ın Londra'daki bir sergide bile sergilendiğini sõylemektedirler.(Lūtfen yazïmïn nihayetinde zikrettiğim "kaynaklar"a internetten bir gõz atïnız.)
Bendeniz bu fakirin hissettiği ise "Gavs-ı Ekber Yavuz Sultan Selim Han Hazretleri(k.s.)"nin neticede yıllardan beri yerinde olmadïğına gõre "Kayïp Kaftanï"nïn, adeta "Bilgisayar Oyunlarï"gibi "Hilafet Oyunlarï"na, "Halifelik Oyunlarï"na kurban edilmek istenildiği, alet edinilmek istenildiğidir...
Asla ve de kat'a bõyle bir durumu içime sindiremiyorum...
Yine "PKK'nın Başlarïndan 'Artin Agopyan'nïn mahkemelerde yargïlanïrken "cam fanus içine" alïnmasï gibi,gūya "vitrin içine alïyoruz"dūşüncesi ile "Tūrbeler Tarihimiz"de bu zamana kadar hiç gõrūlmemiş şekilde, "Gavs-ı Ekber Yavuz Sultan Selim Han'(k.s.)"ın "sandukası"nïn "camekan içine" alïnmïş olmasïnï da, asla ve kat'a içime sindiremiyorum...
Sarïyer, 14.Mayïs.2016
Ïsmet GŪLTEKÏN
metgultekin@hotmail.com
(*): marifethaber, "Yavuz Sultan Selim Han, Kaftanïnï Õzlüyor", 11.02.2012; Latif ERDOĞAN, "Yavuz'un Çamurlu Kaftanï GŪLEN'de mi?", Yeni Akit Gazetesi, 16.04.2016;"Yavuz'un Kaftn Vasiyeti Kafa Karïştırıyor", Sabah Gazetesi, 10.02.2012 ve Vahdet Gazetesi kõşe yazarlarïndan Dursun GÜRLEK'in ilgili yazïlarï...
Etiketler:
Gavs-ı Ekber,
Hilafet-Halifelik Oyunları,
Kayıp Kaftanı
3 Eylül 2015 Perşembe
KARADENİZ BÖLGESİNDE SAHABE-İ KİRAM KABR-İ ŞERİFİ VAR MI?
KARADENİZ BÖLGESİNDE
SAHABE-İ KİRAM KABR-İ ŞERİFİ VAR MI?
Neredeyse onaltı seneden beri beynime kıymık gibi saplanmış
bir suâl idi.Eski ajandamı şöyle bir karıştırdığımda, taa Ekim 1999’da kendime
bu suâli sormuşum..O zamandan bu zamana, bu suâlin zihnimdeki cevabı ise
“Karadeniz Bölgesinde Sahabe-i Kiram efendilerimie ait kabr-i şerif yok”
biliyordum..
Yaptığım araştırmalarımın neticesi olarak da, kuvvetle
muhtemel aynı hüküm geçerliliğini muhafaza etmekte.
Bu hususta müracaat edilebilecek en yakın faaliyet ise
“Siyer Araştırmalarıı Merkezi”nin, geçen senelerde “82 İl 82 Sahabe” ismi
altında bütün Türkiye’miz genelinde gerçekleştirdiği faaliyet olsa gerek..Hem
“Türkiye Sahabî Haritası”, hem de “82 İl”imizde gerçekleştirdikleri “82 Sahabe-i
Kiram” efendilerimizi yâd etme, anma faaliyetleri, Türkiye’mizdeki Sahabe-i
Kiram efendilerimizin kabr-i şerifleri mevzûsuna kesifleşen bir faaliyet olarak
ilk dikkate alınması gereken ‘kaynak’ olma özelliğini de muhafaza ediyor..
Bilhassa www.82il82sahabi.com
web sitesi en yeni ve ilk elde faydalanılması elzem olan bir “kaynak” teşkil
etmekte..
Elbette ki, bütün Türkiye’miz genelinde, “cennet vatan”ımızın
her köşesinde, “Peygamberlerimizden sonra insanların en üstünleri olan”
sahabe-i kiram efendilerimizi, bir dizi faaliyetlerle yâd etmiş olmak, takdire
şayan bir hizmettirdir de..
Nihayette söyleyeceğimi hemen hemen bidayette söyledik zaten!
Mezkûr ‘kaynağı’ da dikkate aldığımızda şu neticelere varıyoruz:
1) Karadeniz
Bölgemizi meydana getiren illerimizde;Düzce, Bolu, Zonguldak, Karabük,Bartın,
Kastamonu, Çorum,Sinop, Samsun, Amasya, Tokat,Ordu, Giresun, ,Trabzon,Gümüşhane,
Bayburt, Rize ve Artvin illerimizde-ki toplam onsekiz ilimiz-,sadece
Bartın,Kastamonu,Çorum ve Bayburt’ta sahabe-i kiram efendilerimize “nisbet
edilen” veya “makamları” veyahutta “bu isim ve künyede başka bir sahabî” kabr-i
şerifi olduğunu söyleyebiliyoruz.
2) Meselâ,
Bartın’da Hazret-i Ebu’d-Derdâ(r.anh)”ya
“nisbet edilen” kabr-i şerif; Kastamonu’da,”halkın sahabe-i kiram kabr-i
şerif’i bildiği sahabe-i kiram kabr-i
şerifi;Çorum’da, Hazret-i Amr b.Ma’dikerib(r.anh)ya “nisbet edilen” Kerebi Gazi
ve yine “sahabe-i kiram” efendilerimize “nisbet edilen” “beş makam”; Kerebi Gazi,
Hazret-i Süheyb-i Rûmî(r.anh),Ubeydi Gazi, Hazret-i Said b. Ebu Vakkas(r.anh)
ile Yayan Dede kabr-i şerifleri;”Bayburt’ta sahabe-i kiram efendilerimizden mi,
değil mi?”(1) kesinliği olmayan “Abdulvahab Gazi” kabr-i şerifleri…
3) Görülüyor
ki, bilhassa “Siyer Araştırmaları”nın “82il 82 sahabi” “kaynağı”ndan ve
yaptığımız araştıma neticesinde, “nisbet, makam, halkın bildiği” velâkin “ilmî
belgeler”de ispatlanamamış sahabe-i kiram efendilerimize ait kabr-i şerifler;
Karadeniz Bölgemizdeki onsekiz ilimizin sadece dördünde konuşulmakta,
söylenilmekte: Bartın, Kastamonu, Çorum ve Bayburt…
Ve internette, sadece arama motoru olmayan google’a, şehir
ismi tire sahabe yazdığımızda ise –meselâ Diyarbekr-Sahabe- Türkiye’mizde,
“Cennet Vatan”ımızda hem Peygamberlerimizin ve hem de sahabe-i kiram
efendilerimizin kabr-i şeriflerinin-ki rivayet ve tesbit edilen sayı ile- en fazla
Diyarbekr vilayetimizde olduğu anlaşılıyor. Neredeyse bin(1000) sahabe-i kiram
efendilerimizin kabr-i şerifi, tam tesbit edilen rakam ise otuziki(32) sahabe-i
kiram efendilerimizin kabr-i şerifi…Ve “Medine-i İstanbul”umuzda ise neredeyse
sayıları kırkı(40) bulan sahabe-i kiram efendilerimizin kabr-i şerifi ve
“nisbet, makam” dışında kesin sayı ile iki(2) sahabe-i kiram efendilerimizin
kabr-i şerifleri mevcut…
SAHABE-İ KİRAM EFENDİLERİMİZLE İLGİLİ KİTAPLAR
Hemen belirteyim ki,
“Peygamberlerimizden sonra insanların en üstünü olan sahabe-i kiram efendilerimizle ilgili çok sayıda kitabî çalışmalar mevcut.
Hem “Hayat’üs Sahabe” gibi sahabe-i kiram efendilerimizin “hayat tarzları”nın
anlatıldığı, hem de bilhassa İstanbul, Diyarbekr vilayetlerimizdeki sahabe-i
kiram efendilerimizle ilgi müstakil kitabî çalışmalar da mevcut…(2)
www.82il82sahabi.com’da KARADENİZ
BÖLGESİ SAHABE-İ KİRAM EFENDİLERİMİZ
Mezkûr web sitesinin
“Sahabe-Şehir İlişkisi”ni araştırma mevzûm olan “Karadeniz Bölgesindeki
Sahabe-i Kiram Efendilerimizin Kabr-i Şerifleri” nokta-i nazarında incelediğimizde,
maateessüf hiçbir “ilmî mesneti”, “ilmî dayanağı” olmadığını, adeta “bir
mücadele aşkı namına” ve” “ileri derecedeki sahabe-i kiram efendilerimize
yönelik kuvvetli muhabbet neticesi” yâdlar, anmalar yapıldığı bariz bir şekilde
anlaşılmaktadır.
Şimdi burada Karadeniz Bölgesini
meydana getiren toplam onsekiz(18) ilimiize ait mezkûr sitedeki “Sahabe-Şehir
İlişkileri”nin her birini dile getirmek istemiyorum. Sadece Ordu ilimize ait mezkûr/zikredilen
web sitesindeki “Sahabe-Şehir İlişkisi” bölümüne yazılanı aktarmak istiyorum:
“Adı Ordu olan ilimizde, İslâm Ordularının ilk komutanı Allah’ın Arslan’ı ve
şehidlerin efendisi olan H. Hamza anlatılacaktır.” Sırf “adı Ordu”
diye…Ordu-TSK-Şehidlerimiz…
VESSELAM
“Cennet Vatan”ımız Türkiye’mizin;
“şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda” mısralarında da ifadesini bulan “her
bir karış toprağı “safran bitkili”şehidlerimizin
kanı ile sulanmış” “yurt” olmaktan öte “vatan”laşmış “Anadolu ve Rumeli
Coğrafya”mızda, her “coğrafî bölge”mizde, çok sayıda evliyalar, şühedalar, daha
doğrusu “Hatim Duâ”larımızın nihayetinde okuduğumuz üzre;”Hem imana ve Kur’âna,
İslâm’a hizmetleri sebkat eden eimme-i müctehidin cümle üstad, huffâz, evliyâ,
şühedâ ve Salih kulları”n kabr-i
şerifleri ile dopdolu adetâ…
Ben, her zaman derim: Bu
topraklara abdestsiz basılmaz…
“Ehl-i Sünnet Ve’l Cemaat”
itikadınca da “Peygamberlerimize sövenler öldürülür, Sahabe-i Kiram
efendilerimize sövenler ise dövülür..” Biz bu itikadımız sebebiyle de “bütün
Peygamberlerimize ve bütün Sahabe-i Kiram efendilerimize muhabbet besleriz…”
Karadeniz Bölgemizde sahabe-i
kiram efendilerimize ait kabr-i şerifler olmasa da, çooook sayıda “Nurdan
Heykeller”in kabr-i şerifleri olduğu da “ilmen” kesindir..
Terme, 02.Eylül.2015
İsmet GÜLTEKİN
Dip Notlar:
(1): Süleyman ATMACA, Abdulvahab
Gazi Bayburt’ta Medfun Bir Sahabe midir?, Bayburt Postası.06.Temmuz.2015,www.sanalbasın.com
(2):www.dünyabizim.com, sahabe
kiram efendilerimize ait kitabî çalışmalar
11 Ağustos 2015 Salı
"HEKİMOĞLU EFSANESİ-Biyografik Roman"(*)-BU BİR 'FATSA ROMANI' DEDİRTİYOR...
“HEKİMOĞLU EFSANESİ-Biyografik Roman”(*):
BU BİR ‘FATSA ROMANI’ DEDİRTİYOR…
Altı günde okuyup bitirdiğim bir roman. Çooook ‘gerçekci’,
çooook ‘bilgilendirici’; çoooook ‘şuurlandırıcı’, -hem ‘tarih şuuru’, hem
‘edebî şuur’, hem ‘millî şuur’-; yaşadığımız coğrafyayı, havasını teneffüs
ettiğimiz, suyunu içtiğimiz, ekmeğini yediğimiz ‘cennet vatan’ parçasını,
bilerek, tanıyarak, sevebilmeye sevkeden bir roman.
“Akla yeni kapılar, pencereler” açan, düşündüren ve ufuk
açan bir roman. Zaman zaman da “âyâ ne oldu ki?”, “acaba nasıl devam edecek
ki?”, diye heyecan uyandıran, meraklandıran bir roman.
Otuz dokuz bölümlük, neredeyse toplam kırk saate yakın
“Hekimoğlu Televizyon Dizisi”nden ve bir başka “Hekimoğlu Dizi Filmi”nden (1)
sonra ve Murat SERTOĞLU’nun “Kahramanlar Kahramanı HEKİMOĞLU” (2)romanından
otuz sene sonra yazılmış ikinci roman, ikinci yazılı eser, ikinci yazılı
kaynak…
Ben, bu romanı altı günde sindire sindire bir ‘Ağustos
Sıcağı’nda okuyup bitirdim ve sekiz
başlık altında tahlil etmeye gayret ettim:
1) “AMAZONCULUK”(?!)
KOKAN SAYFALAR
2) AĞALAR-ÇETELER-YÖNETİM
Yahut KRİPTO AĞALAR(Ermeniliğini, Rumluğunu, Hıristiyanlığını, Yahudiliğini
Gizleyen Ağalar)-ERMENİ-RUM ve TÜRK ÇETELERİ-YÖNETİM-HÜKÛMET-DEVLET
3) ETNİK
MİLLİYETÇİLİK-GÜRCÜ-TÜRK ÇATIŞMASI
4) TASAVVUFÎ
BOYUT: AK BEDENLİ PÎR-SOFİ PÎR ve HÜMA HATUN OCAĞI
5) TARİHÎ
BOYUT: FATSA TARİHİ-ERMENİ-RUM ZULMÜ-PONTUSCULUK VESAİRE
6) EDEBÎ
BOYUT: TOPLAM DÖRTYÜZ ON ÜÇ(413) MISRA/DİZE
7) BİLGİLENDİRİCİ
BOYUT: AĞIT GELENEĞİ-TAŞLAŞAN BÜYÜCÜ-İSHAK KUŞU-ÜÇLER-YEDİLER-KIRKLAR-AŞK HARFLERİNİN
ANLAMI
8) ARGO
CÜMLELER
“AMAZONCULUK”(?!) KOKAN SAYFALAR
“HEKİMOĞLU EFSANESİ-Biyografik
Roman”ın omurgasını teşkil eden ve ‘baş kahramanı’, Fatsa’nın Yassıtaş Köyü
gibi bir “Türk Köyü”nde dünyaya gelen “Türk Kahramanı Hekimoğlu”nun sevdalanıp
aşka tutulduğu Fatsa Gürcü Ağalarından Sefer Ağa’nın kızı, Gürcü kızı Narin’in
“Savaşcı Amazon Kızı”na
benzetilmesi.(s.114)
Altmış iki(62) bölümlük
‘biyografik roman’ın sadece 3., 5. ve 8. bölümlerinde “Amazonculuk”(?!)
kokuyor!!!Toplamda, beşyüz kırk dokuz (549) sayfalık romanın sadece
dokuz(9) sayfasında…
Sadece 3. bölümde sayfa 48; 5.
bölümde sayfa 77’den 83’
e kadar ve 8. bölümde sayfa 114’de…
Ve 9. bölümden itibaren, sayfa
117’den romanın son sayfası olan 549’a kadar ki sayfalarda artık
“Amazonculuk”(?!) kokmuyor…Sadece 48 -117 sayfaları arasında kokan bir
“Amazonculuk”(?!)
Benim, yazılarımda “Amazonculuk”
diye tarif ettiğim ve asla ve kat’a tasvip etmediğim ve bir “İngiliz
İntelijansıya Projesi” olan “uyduruk bir tarih” dediğim “Amazonlar” hakkında
bilgiler verilirken ise; Terme’de Simenit Gölü, Fatsa’da ise Gaga Gölü-Kilise
Gölü oluşumları ile ve üç saniye süren deprem ile “Amazonların nasıl yerin
dibine geçirildiği, sulara gark olarak boğulduklarını” anlatan sayfalar ise
hayli ilginç geldi. (sayfa 77, 78, 79)
AĞALAR-KRİPTO
AĞALAR(Ermeniliğini, Rumluğunu, Hıristiyanlığını, Yahudiliğini Gizleyen
Ağalar)-ERMENİ-RUM ve TÜRK ÇETELERİ-YÖNETİM-HÜKÛMET ve DEVLET
“HEKİMOĞLU EFSANESİ-Biyografik
Roman” denilse de “eski gelenekçi roman” ve günümüzde daha kabul gören tarif
ile “Tarihî Roman” kategorisine dahil edilebilecek bir roman..
Bir “ORDU ROMANI” dedirtebilecek
bir roman. Hattâ daha net ifâde edersek, kelimenin tam anlamı ile bir “FATSA
ROMANI…” Hattâ günümüz idarî yapısına
göre ifade edersek
bir “ORTA KARADENİZ ROMANI…” Hattâ kısmen de olsa, kısmî de olsa “DEPRELİ
HASAN” (3)romanından sonra, “TERME’NİN İKİNCİ ROMANI” da denilebilir…
“HEKİMOĞLU EFSANESİ-Biyografik
Roman”ın “ilk kelimesi” “FATSA…” diye başlaması ve beş yüz kırk dokuz (549)
sayfalık romanın muhtevasına “bütüncül” baktığımızda ise neticede “BU BİR FATSA
ROMANIDIR” dedirtiyor…
Türkiyemizde “aşiret yapısı”,
“aşiretler”, kimi ecnebî zihniyetlilerce “feodalite” denilince nasıl ki ilk önce akla ve zihinlere
Güney-Doğu Anadolu’muz, elbetteki “Şanlıurfa”mız geliyorsa; Orta ve Doğu
Karadeniz’de de “Ağalar Yapısı”, “Ağalık Sistemi” , “Ağalar” akla ve zihinlere
gelir…
Şanlıurfa’mızın yüzlerce “Aşiret
Ağaları”, Orta ve Doğu Karadeniz’imizde de yüzlerce “Ağalar…” “Gürcü
Ağaları”ndan tutunda, Ermeniliğini, Rumluğunu, Hıristiyanlığını, Yahudiliğini,
Gürcü kılıfı ile setreden “Kripto Ağalar”a kadar; “çift kimlikli, ikili
oynayan”, hem toplum ile hem “yönetim-idare-hükûmet-devlet” ile hem de
“Ermeni-Rum Çeteleri” ile “işbirliği” yapan “Ağalar…”
“HEKİMOĞLU EFSANESİ-Biyografik
Roman” , “FATSA ROMANI” olması hasebiyle hep “Fatsa Ağaları”ndan dem vurulmuş:
1) Şahmazoğlu
Şinasi Ağa: ‘Gürcülerin Başbuğu’ denilen, Fatsa Gürcülerinin illegal lideri
denilen ağa..Maateessüf bir Kripto Ağa…
2) Bir
Kripto Ağa olan Şahmazoğlu Şinasi Ağa’nın yerine geçen Dalyan Hasan Ağa…
3) Sefer
Ağa…
Kızıl Moskof zulmü ile Kafkas Göçleri sonrası
Fatsa’ya yerleşen Gürcüler, Gürcü Ağaları..
Kripto Ağalar dahil ağaların anlatıldığı sayfalar
çooook gerçekci sayfalar olduğu gibi “Ağaları tanımak, anlamak” açısından da
bir hayli öğretici ve meraklandırıcı sayfalar…”Ağaların iyisi-kötüsü olmaz, ağa
ağadır…Ağa, ağayı dinler” düşüncelerine kapıldığımda ise yanıldığımı her
“Ağa”nın da “kripto ağa” olmadığını, sadece “daha ehven” olduklarını öğrendim…
Fatsa’nın bir “Türk Köyü” olan
Yassıtas Köyü’nde doğan “Hekimoğlu İbrahim” gibi sapına kadar bir “Türk
Kahramanı”nın başına konulan “Hükûmet Ödülü”nü alabilmek ve “Ağalık Konumu”nu
yerle bir eden “Türk Kahramanı Hekimoğlu İbrahim”i öldürüp “eski ağalık itibar
ve konumunu yeniden pekiştirmek” adına “Yönetim-İdare”, “Hükûmet-Devlet” ile ve
hattâ “Ermeni-Rum Çeteleri-Kilise” ile “İşbirliği” yapan “Gürcü Ağaları”,
“Kripto Ağalar….”Ve bu uğurda hem Şahmazoğlu Şinasi Ağa’nın ve hem de ölümünden
sonra yerine geçen Dalyan Hasan Ağa’nın, iki defa “Hekimoğlu İbrahim'i
Öldürdük!!!” diye “yaygara koparmaları”; ilkinde “Rum Eşkıyaları”nı, diğerinde
ise danışıklı dövüş, anlaşmalı kavga konu mankeni ile para ile tuttukları sözde adamı ile hem Fatsa
toplumu nazarında, hem de Fatsa yönetim-devlet nazarında itibarlarının yerle
bir olması…(sayfa 296-306 ve sayfa 401-412)
Ve Fatsa yerli halkı Türklerce
çooook sevilen “Türk Kahramanı Hekimoğlu İbrahim”in üçüncü defasında Fatsa
Gürcü Ağalarından, sevdalısı Gürcü kızı Narin’n babası Sefer Ağa’nın Niksar
Kıllıgeriş Rum Kilisesi ile Rum dölleri ile ‘işbirliği’ yapması neticesi , hem
de Jandarma tarafından “Hekimoğlu İbrahim”in arkadaşlarının;kendisinin de yine
“Kilise-Rum Döllerinin oyununa” gelerek, baba ocağında iken Fatsa Gürcülerinin
Kripto Ağasının yerine geçen Dalyan Hasan’ın baskını ile şehid
edilişi…Ekseriyeti sırtında olmak üzre toplam 101(yüzbir) kurşun ve iki bıçak
yarası ile “Türk Kahramanı Hekimoğlu İbrahim”in şehid edilişi…(sayfa 450’den
549’a kadar…) Bu sayfalar, “Jandarma’nın da sicili ne çok da bozukmuş”,
dedirten sayfalar…
ETNİK MİLLİYETÇİLİK-GÜRCÜ-TÜRK
ÇATIŞMASI
“HEKİMOĞLU EFSANESİ-Biyografik
Roman”, aslında “HEKİMOĞLU EFSANESİ-Tarihî Roman”da, yirminci asrın başlarında,
Fatsa’da , “etnik milliyetçilik” tehlikesine, “Gürcü-Türk Çatışması” ihtimaline
genişce yer verilmiş. Bir yanda “Fatsa Gürcüleri Ağaları”, bazısı “Kripto Ağa”,
bir yandan da “Hekimoğlu İbrahim”in şahsında müşahhaşlaşmış “Fatsa Yerli Halkı
“ Türkler…’
1910’larda, zaman zaman depreşen
“Gürcü-Türk Çatışması” ihtimal ve tehlikesi , aslında “HEKİMOĞLU
EFSANESİ-Tarihî Roman” boyunca daima hatırlatılan bir mevzû…
Ve dönemin “Fatsa Müftüsü”nün,
“Gürcü Türk Çatışması”nı engellemekle görevlendirilişi ve sayfa 435’den 439’a
kadar Müftü’nün camide verdiği kaynaştırıcı birlik mesajlı vaazına yer
verilişi…
Sonunda, “Kahrolsun Cehalet” ve
hattâ “Çırpınırdı Karadeniz, Bakıp Türk’ün Bayrağı”na meşhur şarkının
söylenilişi…(sayfa 440, 441 ve 447)
TASAVVUFÎ BOYUT: AK BEDENLİ
PÎR-SOFİ PÎR ve HÜMA HATUN OCAĞI
Daha romanın sekizinci
sayfasından itibaren ; “Ak bedenli Pîr, Ak giyitli Pîr, Ak sakallı koca Pîr,
Koca Pîr, Nur harmanı Pîr, Ak sakallı Pîr” tabirlerine yer verilişi ve
ilerleyen sayfalarda ise “Pîr’in Sofi” olduğu, “Sofi Pîr” olduğu, “Pîr, gerçek
bir Sofi” olduğunun yazılışı…(sayfa 72,73,88,89)
“Hekimoğlu İbrahim”in hem
çocukluğunda iken gördüğü Pîr; hem de gençlik döneminde “hasbihal” ettiği Pîr,
Sofî Pîr…Hayatındaki iki Pîr…(sayfa 88’den 94’e)
Sofi Pîr’in dediklerini
yaşaması…(sayfa 167)…Sofi Pîr’in Bektaşi Tekkesine sığınışı…Âşıklar, Dervişler,
Sofiler…Sivas’taki tekke…(sayfa 179,192,374,375)
“Hüma Hatun Ocağı-Sofiye…”’Canik
Dağlarının doruğunda’, ‘Perşembe Yaylası’ndaki, ‘Kurt boğazı tekniği ile ,
hiçbir demir ve çivi kullanılmadan, birbirine geçirilerek inşa edilmiş ve girişinde
Fetih Sûresinin ilk ayetlerinin yazılı olduğu ahşap ev…”(sayfa 418,419)
Kırkbeşinci(45.) bölümden
itibaren kırkaltıncı(46.),
kırkdokuuncu(49.), ellibirinci(51.) ve elliikinci(52.) bölümlerdeki genişce yer
verişler…
“Hekimoğlu İbrahim”in iyileşmeyen
yarasına merhem bulma, Hüma Hatun’un, Kadın Pîr’in Niksar Kıllıgeriş Rum
Kilisesine gelmesi,Papazı İslam’a davet etmesi ve Hekimoğlu İbrahim ve
arkadaşlarının şartlar gereği Kıllıgeriş Kilisesi’ne sığınışı, ‘Hacı Nikola’
oluşu…(sayfa 420, 421,422,423,424,425,443-449,455-462,465,490 ve 491;
Ellidördüncü(54.) bölüme kadar…)
TARİHÎ BOYUTU
Romanın ikinci ve üçüncü tahlil
maddelerine ilaveten “tarihî boyutu” meydana getiren mevzûlar, deliller:
a) “Fatsa
Tarihi”ne dahil edilebilecek; ‘Fatsa isminin nereden geldiğine dair’ sayfalar:
“Bir aşk hikâyesi…Kral kızı Fanizan ile kral konumu dışı delikanlının aşk
hikâyesi…FANİZAN ŞATOSU…Fanise-Fadsane-Pitane-Patise-Fatisa ve Türk fethi ile
FATSA…”(Sayfa 18-22)
Ve Fatsa’da iki yıl süren
kuraklık ve Gürcü göçleri…Gürcülerin Terme’ye yerleşmeleri…(sayfa 206,221)
b) Terme
dahil Ünye’de, Fatsa’da Ermeni-Rum zulmü, Pontusculuk faaliyetleri. (sayfa
38,39,40,41) Yine Terme’de Ermeni-Rum Zulmü…(sayfa 64)
c) Fatsa
ve Gürcüler…Fatsa Gürcülerinin mufassal tarihi adeta…(sayfa 56, 59)
d) Rum
çeteleri, Rum eşkıyaları, Pontusculuk..(sayfa 84,87,117,118) Fatsa Gürcü
Ağalarından Sefer Ağa’nın Rum Eşkıyalarınca dağa kaldırılışı…Terme’de de Mazhar
Beğ’in dağa kaldırılışını çağrıştıran sayfalar…(sayfa 127, 128)
e) “Kumru
Türkleri…”, ‘Katıksız Türklerin yaşadığı Kumru kasabası..”(sayfa 315, 316)
f)
Belki de ilk defa duyduğumuz “Terme Domuzdamı”
yeri…(sayfa 256,260)
g) “Resmen”
de, “resmî belgelerler”le de, “resmî arşiv belgeleri “ile de aslında “HEKİMOĞLU
EFSANESİ-Tarihî Roman” dedirten deliller… Ki dönemin Osmanlı Devleti ricalı arasında “Hekimoğlu İbrahim”in de
talebi ile yapılan yazışmalarından meydana gelen on beş(15) tane evrakın
fotokobileri…(sayfa 289, 340, 343,344,347,349,351,359,395,396,429431,464,541 ve
547)
h) “BULAMAN”
dan “BOLAMAN’a…”Bolaman ismi nereden geliyor?” “Bir aşk hikâyesi daha…Boztepe
ile Bolaman ırmağı arasında yaşanan aşk…”(sayfa 472-478)
BEYİTLER-MISRALAR/DİZELER
Romanın birinci(1.) bölümünün ilk
sayfasında,sayfa 5’den; “Ordu’nun dereleri / aksa yukarı aksa / Vermem seni
ellere / Ordu üstüme kalsa”’dan “Ünye,Fatsa arası Ordu kuruldu / Hekimoğlu
dediğin / o da vuruldu”ya kadar, ki son sayfa 549…
Toplam, tamıtamına dörtyüz on
üç(413) mısra/dize…En uzun mısralardan meydana gelen “şiir” ise yirmi mısra ile
sayfa 533, 534’deki mısralar…Ki, romanın sondan bir önceki bölümü olan altmış
birinci(61.) bölümde…
BİLGİLENDİRİCİ BOYUT
“HEKİMOĞLU EFSANESİ-Biyografik
Roman”dan ziyade aslında “HEKİMOĞLU EFSANESİ-Tarihî Roman” da çok sayıda
“bilgilendirici” mevzûlar da mevcut:
a) Ağıt
Geleneği…Olağanüstü ölümler sonrası “maşeri şuur”da yakılan sözler,
söylenilenler…Benim bile çocukluğumda gördüğüm, Terme Çayı köprüsü üzerinde,
ellerinde “ağıt yaprağı” ile “akardion” eşliğinde “ağıtlar yakan”
ağıtcılar…(sayfa 326, 327)
b) “Taşlaşan
Büyücü”, Düzoba Yaylasında anlatılan yaşanmış bir olay…(sayfa 198,199,200)
c) “İshak
Kuşu” ve “İshak Kuşu”nun ötüşlerinin anlamı…(sayfa 195,196)
d) “Üçler-Yediler-Kırklar”
ve anlamı…(sayfa 276, 277)
e) “AŞK”
kelimesinin ilk harflerinin “a”, “ş” ve “k”nin yahut “ayın”, “şın” ve “kaf”ın
anlamları…(sayfa 332, 333)
f)
“Tahtalıkarye/ Tahtalıköy”ün gerçekten de harita
üzerinde mevcut olduğunu ispatlayan sayfalar..(sayfa 394,397)
ARGO CÜMLELER
Romanda üç adet önemli “argo
cümle”, günümüzdeki anlamı ile “mobbing”, “taciz”, “hakaret” dolu cümleler
mevcut. Bu “argo cümleler”, hep bir “Türk Kahramanı Hekimoğlu İbrahim”i “Kriptoca/Ermeni-Rum dölleri ağınca”
aşağılayıcı…”Zibidi, sümüklü” gibi aşağılayıcı kelimeler de hakeza…
Birinci “argo cümle”: “Yemek
yediğin çanağa kıçını dönüp sıçtığını söylüyorlar! Ne dersin Hekimoğlu?”
İkinci “argo cümle”: “O, daha
kıçını yıkamayı bilmeyen bir çocuk be!”(sayfa 284)
Üçüncü “argo cümle”: Daha kıçını
yıkamasını bile bilmeyen götü boklu bir çoban.”(sayfa 280)
“Ulan Hırbo!”, “Seni gidi dört
kitaptan kovulmuş kafir…Sen Moskof’tan
da kötü bir yaratıkmışsın bre?...”Yiğitsen vur, haydi köpek oğlu köpek…””Ulan
Moskof” ise “Hekimoğlu İbrahim”in ninesi Atiye Kadın’ın “Fatsa’nın Kripto
Ağaları”na, “Fatsa’nın Dönme Ağaları”na dediği sözler. (sayfa 267, 268, 269)
NETİCE-İ KELAM
“HEKİMOĞLU EFSANESİ-Biyografik
Roman”, neticede “FATSA ROMANI” olması hasebiyle “FATSA”ya, ve dahi “Terme,
Ünye, Kumru, Niksar”a “TÜRK’çe” bakabilme kazanımına da vesile olan bir “tarihî
roman”ımız… Bundan neredeyse yüz sene önce yörede yaşanılan olaylar…
Murat SEROĞLU’nun “Kahramanlar
Kahramanı HEKİMOĞLU” romanından otuz sene sonra yazılmış ikinci roman, ikinci
yazılı eser, ikinci yazılı kaynak…
Terme’de, Ünye’de, Fatsa’daki
Ermeni-Rum Zulumlerinin ardında sadece Rusya’nın, sadece İngiltere’nin, sadece
Yunanistan’ın, sadece Almanya’nın değil; aslında kurulduğu tarihten yüz sene
sonra vatan coğrafyamıza çöreklenmiş,konuşlanmış günümüzün “Süper Gücü”, “Süper Devleti”
“Cevheriya Müttefikan Amerika”, “United State Amerika”nın da çok etkin rolü
olduğunu da hatırlatıyor…Hele “internetten araştırmam” da karşılaştığım; “Türk
Kahramanı Hekimoğlu İbrahim”in ve arkadaşı Alanlı Osman’ın 26 Nisan 1913’de
“şehid” edilişinden sonraki hâlini gösteren fotoğraf, beni hayli düşündürdü.(4)
Fotoğrafı, fotoğrafta “fötür şapka” ile görünen bir “Rum”un fotoğraf makinesi
ile çekildiği ve Amerika’ya yerleşen bu “fötür şapkalı Rum”un, 1961’de bu
fotoğrafı Fatsa’daki ilgililere gönderdiği belirtiliyor…Ne tesadüf değil mi?!!!
Üstelik benim rahmetli “Ekonomi
Profesörü” “Aydın YALÇIN’ın talebeleri” diye bildiğim, aslında “Millî
Mücadeleci Ekol”den gelen Prof. Atilla YAYLA, ‘Yeni FORUM Dergisi’nde iken söz
verdiği halde hâlâ kitaplaştırmadığı “Fatsa’da Terör” eserinde ne
değerlendirmeler olurdu bilmem amma bir “Terzi Fikri”, bir “Kadir İNANIR” isimlerinin
yanına, “arama motoru” google’a “Ermeni” kelimesi yazıldığında bile çıkan
“linkler”, “Fatsa Olayları”nı değerlendirmede de “gerçek pencereyi” aralıyor
olsa gerek!!!
Ve “Hekimoğlu Türküsü”nü de bir
de “radyo 7”nin “Türkü Hikâyeleri” ‘link”inden de dinleyin lütfen…
“Velûd Kalem” sahibi “Terme’mizin
Çocuğu” Baha Rahmi ÖZEN’in bu romanını,“Karadenizliyim”diyebilen bütün
gençlerimize hararetle tavsiye ederim..
“Ahi Evran”,“Yunus Emre” ve
“Aynel-İki Göz”romanları kitaplaşmayı beklerken; Peygamberimizin hayatını
‘edebiyatçı-ilahiyatçı” kimlikle bir ‘roman’ tarzı ile ele almak üzere…
Ve neredeyse yüz yıl öncede
sevinenler, kazananlar, “Todorlar, Yorikalar”, “Ermeni-Rum Dölleri” ve
‘Ermeniliğini, Rumluğunu, Hıristiyanlığını, Yahudiliğini gizleyen, saklayan”
‘KRİPTO”lar!!!!
“Ünye, Fatsa arası ordu kuruldu
Hekimoğlu dediğin o da vuruldu”
Terme, 10.Ağustos.2015
İsmet GÜLTEKİN
Dip Notlar:
(*): Baha Rahmi ÖZEN, “HEKİMOĞLU
EFSANESİ-Biyografik Roman”, Hayat Yayın Grubu, www.hayatyayin
grubu.com; hayat@hayatyayinları.com,İstanbul
2013
(1): yotube, Hekimoğlu Dizisi, 39
bölüm
(2): Murat SERTOĞLU, “Kahramanlar
Kahramanı HEKİMOĞLU”, İstanbul 1983
(3) Baha Rahmi ÖEN, Depreli
Hasan, Kültür Bakanlığı Yayınları, (Not: “Depreli Hasan” romanı “TERME ROMANI”,
“TERME’NİN İLK ROMANI” İkinci ciltte “Bafra’da Yaşanılan Olaylar, Ermeni-Rum
Zulmü” ele alınmış ve roman bitmiş vaziyette. Ancak 2000 yılında,
“Türkiye-Yunanistan ilişkilerine, Barışa zarar verir” gerekçesi ile Kültür
Bakanlığı ikinci cildi basmamış…)
(4): www.unyeile.com,Ayhan
YÜKSEL, www.wikipedia.com, (26 Nisan
1913 tarihinde çekilen bu fotoğraf beni çoook düşündürdü. Şehid Türk Kahramanı
Hekimoğlu İbrahim ve arkadaşı Alanlı Osmanın naaşları..Naaşın başındaki dönemin
Fatsa Kaymakamının da sonradan Arnavut Devlet
Başkanı olduğu bilgisi de var!!?? ‘Fötür Şapkalı’ ise “O bir Amerikalı…”
Etiketler:
Baha Rahmi ÖZEN,
Depreli Hasan,
Hekimoğlu Efsanesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













