5 Mayıs 2015 Salı

TERMESPOR'UN RENKLERİ ve KIZLARI 'TERME'

Kuruluşunun(13.Nisan.1953) 62.Yılı Hâtırasına…

TERMESPOR’UN RENKLERİNİN “SARI-SİYAH” OLMASI ÜZERİNE
BİR ‘FİKİR JİMNASTİĞİ’ ve KIZLARI “TERME”


Bir “Çanakkale  Zaferimiz Filmi” olan ‘Sarı-Siyah’ sinema filmini internetten izlediğimden beri zihnime nakşedilen bir mevzuû:Termespor’umuzun forma renkleri de niçin “sarı-siyah”? Kuruluşunun 62. Yılını kutlayan Termespor’umuza “Sarı-Siyah” renkleri ne şekilde verildi? Kim,kimler, hangi saiklerle verdi?
Bir “fikir-düşünce jimnastiği” bâbından bu yazımı kaleme alıyorum.Şu ana kadar ki fikrî okumalarımı ve “birikim”imi hatırladığımda, bu hususta yazılı bir ürün okuyamadığımı şimdiden ifâde etmeliyim.
Benim de bir zamanlar, rahmetli ağbim ve bir zamanlar Termespor’a çok yönlü hizmetlerde bulunmuş olan ‘Malik Hoca’ kadar olmasa da; hattâ hâlen “Terme Belediyesi İlan Servisi Memuru” olan ağbim Zabit kadar, çok sayıda Termespor forması altında müsabakalarda yer almış olamasam da, Termespor ortamını zaman zaman solukladığımı gayet iyi hatırlıyorum.
“Çanakkale Zaferimiz Filmi” olan “Sarı-Siyah” sinema filmi, günümüzdeki ismi ile “İstanbul Lisesi Öğrencileri”nin “Çanakkale Harbi”ne gönüllü iştiraki ve neticede hepsinin şehadeti ile neticelenmesini mevzû alan bir sinema filmi. Ve ‘İstanbul Mekteb-i Sultanî’nin, ‘İstanbul Lisesi’nin ‘Sarı’ olan rengine,’Siyah’ renginin de ilâve edilmesi ve duvarlarının “Sarı-Siyah” renge boyanması..
Altmış ‘İstanbul Lisesi’ son sınıf öğrencisinin, 18 Mayıs’ı 19 Mayıs’a bağlayan gece, saat 3.30’da,bir süngü hucumunda,Çanakkale Harbi’nde şehadete ermeleri..O günlerde hastane olarak kullanılan sarı renkli okul binasının pencerelerinin matem ifadesi olarak siyaha boyanması…Sadece Çanakkale Harbi’nde değil, İstiklâl Harbi içinde ve özellikle de Sakarya Cephesi’nde şehid ve gaziler veren bir okul: Numune-i Terakki-İstanbul Erkek Lisesi, günümüzdeki ismi ile İstanbul Lisesi…
“Sarı-Siyah”, İstanbul Liselileri’nin “ruhumuzun ifadesi” dediği renkler.(*)
“Sarı” renginin yanına “Siyah” renginin de konulması,vatanperverliğin ve millî değerlere bağlılığının da bir ispatı…
Eğitim tarihimizdeki “ilk kez Lise” adının da kullanıldığı(**) “İstanbul (Erkek) Lisesi”nin ‘Sancağı’ da “Sarı-Siyah” renkli.(***)
Sadece bu kadar değil; ‘İstanbul (Erkek) Lisesi Futbol Takımı’nın da ‘forma renkleri’ “Sarı-Siyah.”(****) Tıpkı günümüzde kuruluşunun 62.yılını kutlamış olan Termespor Futbol Takımı gibi…

Acaba ‘Termespor Futbol Takımı’ da ‘forma renkleri’ni ‘İstanbul Lisesi’nden mi aldı?!
Ki, biri Sinoplu,biri Rizeli iki “Başbakan” ve hâlen ‘Başbakan’ımız olan Prof.Ahmet DAVUTOĞLU, “İstanbul (Erkek)Lisesi” mezunlarından…(*****)
Hele de  ‘siyasî perspektif’ten baktığımızda, ilçemiz Terme’de “ikinci siyasî güç” diyebileceğimiz “Millî Görüş Hareketi-Erbakan Hareketi”ni de hatırlarsak; Termespor’umuzun ‘forma renkleri’nin ‘sarı-siyah’ olmasında, rahmetli Erbakan Hoca’mızın veya “Erbakan Hareketi”nin bir tesiri, fonksiyonu olmuş olamaz mı?!l Rahmetli Erbakan Hocamız 1943’te ‘İstanbul (Erkek) Lisesi’nden mezun olmuş. (******)
Böyle bir ihtimal, bana daha mantıklı geliyor..Terme, hâlen de rahmetli Erbakan Hocamızı ‘siyasî şuur’ olarak da sevenlerinin çok olduğu bir şehrimiz.  Ve 13 Nisan 1953-13 Nisan 2015…Termespor Futbol Kulübümüzün kuruluşunun 62. Yılı…
Bence, Termespor’umuzun ‘renkleri’nin ‘Sarı-Siyah’ olmasının en âmil sebebi, en mantıklı izahı, böyle bir bağlantı da aranmalıdır…
Niçin ‘Termespor’umuzun Forma Renkleri Sarı-Siyah’dır?!
‘Çanakkale Zaferimiz Filmleri’nden ‘Sarı-Siyah’ sinema filmindeki gibi ‘benzer sebepler’den mi?
Terme’miz gibi, “Evliyâlar, Şehidler, Gaziler, Pehlivanlar, Hafızlar,Muharrirler şehri’miz de  hâlâ bile millî-manevî değerlerimizin kal’ası ve yaşatıcısı şehrimizdir…’Sarı-Siyah Renklerinin Ruhu’ hâlâ taptazedir…
KIZLARI ‘TERME’

Geçenlerde “Diriliş Postası’nın ‘televizyon’ bölümünde, okuduğum bir “İran Sinema Filmi” haberi.. “Bir Ayrılık” ismi ile yayınlanan ve orijinal ismi “Cüda-yi Nadir ez Simin” olan sinema filmi…Filmi çekici kılan, “on bir yaşlarındaki ismi “Terme” olan kızları..TV 2’de de gösterilmiş.(*******) “Kızları ‘TERME’” derken, kızlarının ismi ‘Terme’den bahsediliyor ve filmde çok sayıda ‘Terme’ de deniliyor. İnternette filmi sonuna kadar izledim..Çok sıkıcı da olsa izlemeye değer…

Sarıyer, 03.Mayıs.2015
İsmet GÜLTEKİN
Dip Notlar:
(*): “Numune-i Terakki’den Günümüze İSTANBUL LİSESİ”,Atlas TARİH Dergisi,Nisan 2015 Kitabı,sayfa 3
(**): İstabul Lisesi, adı geçen eser, sayfa 13
(***): İstanbul Lisesi, adı geçen eser, sayfa 42
(****): İstanbul Lisesi,  adı geçen eser,sayfa 44
(*****): İstanbul Lisesi,  adı geçen eser,sayfa 53
(******): İstanbul Lisesi,adı geçen eser, sayfa 53

(*******): Diriliş Postası Gazetesi, “Bir Ayrılık” deyip geçmemek gerek, 16. Nisan 2015, Perşembe, sayfa 18

18 Nisan 2015 Cumartesi

"ERMENİ KATLİAMLARI" YAPMIŞIK DİYEN 'TARİH DERGİSİ': #tarih

“ERMENİ KATLİAMLARI” YAPMIŞIK  DİYEN “TARİH DERGİSİ”:
“NTV TARİH”İN “GEZİ OLAYLARI” SONRASI VERSİYONU:
“DİREN TARİH”-“#tarih Bugünü Anlamak İçin”

“Küre-i Arz”ın ‘Meclis’lerinde, ‘Parlementoları’nda, hukukî bir terim olduğu söylenilen “soykırım” mefhumu kullanarak; “Siz ey Türkler! Ermenilere ‘Soykırım’ uyguladınız”, ‘karar’ları çıkmakta.”1915- Ermeni Olayları”nın 100. Yılı sebebiyle de Türkiye’mizde,Hasan Celal GÜZEL, nam-ı diğer ‘Tank Hasan” öncülünde beş cilt hâlinde “Yeni Türkiye” dergimiz “Ermeni Mes’elesi”ni masaya yatırdı. Yine “Üstad Tarihçimiz” Kadir MISIROĞLU da, “Tarihten Günümüze ERMENİ MES’ELESİ ve ZULÜMLER” isimli “Ermeni Tehciri’nin 100. Yılı”nda, “Bu Bir Sebil Yayınıdır” dedirten eserini neşretti. Ciddî mes’elelere kafa yormaktan  adetâ imtina eden “toplum gerçeği”miz de, “1914-1915 Belgeseli” de pek “rayting” yapamamakta, “hit”leri, “görüntülenme sayıları” ‘komik’ kertelerde kalmakta…
Üstelik neredeyse muazzam kafa karışıklığı ile diyelim bari, “Soykırım” diyenlerle adetâ sarmaş-dolaş olabilen “Alt-Üst Düzey Yöneticilerimiz” de var artık!!! Buraya yazmak istemiyorum, burada demek istemiyorum velâkin “Büyük Ortadoğu Projeleri”ni, “İllüminalite Örgütleri”ni, “Ampul”lerin ‘açılımı’nı, anlamlarını hatırladıkca; “Küre-i Arz”da adetâ arşa çıkan; “Türkler Ermenilere Soykırım Yaptı” ‘koro’larına ‘içtenlikle iştirak ettikleri’ni, ‘uygulamaları’ndan da his-se-di-yo-rum!!!
Tutturmuşuz, “Dünyada Ermeni Mes’elesinde Arşivlerini açmayan tek kesim Ermeniler kaldı.Ermeniler arşivlerini niye açmıyorlar?!” Yahu, siz olsaydınız açar mıydınız? Bir “İstiklâl Mahkemeleri Arşivleri” bile nice zaman sonra açılmadı mı?  Daha hâlâ “ATASE”lerde, “Genelkurmay Arşivleri”nde “açılmayan nice arşivler” olduğundan dem vuran tarihçilerimiz mevcut..O kadar da “salak”lar, o kadar da “aptal”lar mı yani?!

“NTV TARİH-DİREN TARİH” –“# tarih”DERGİSİ
“Tarih Dergileri”ne ömrüm boyunca hep yüksek alaka göstermişimdir. “Gezi Olayları” öncesine fikrî takip yaptığım ve “çok yeni bilgiler” de öğrendiğim ve “ufkumu da açan” “NTV TARİH” dergisinin “Gezi Olayları” sonrası kapanması/kapatılması sonrası versiyonu olan “Diren Tarih”, “#tarih-Bugünü Anlamak İçin” dergisi,Nisan 2015 sayısı, “Ermeni Katliâmları Bir varmış 1915 Bir Yokmuş 2015-100 Yıllık Trajedi  ve İnkâr Tarihi” ‘kapak yazısı”, “kapak konusu” ile yayınlandı. Bayiden aldığım ilk zamanda, TİMAŞ’ın, ÖTÜKEN neşriyatın da kitap reklamları, hem de azımsanmayacak ölçüde, verildiğini gördüm.
Bu yazıyı yazarken, şöyle bir yeniden baktım, okudum: “EDİTO” yazmış: “Bu bir soykırım değil. Soykırımdan da beter. Bu bir tarihten-coğrafyadan silme girişimi. Bu sadece Teşkilat-ı Mahsusa operasyonu değil, dedelerimizin bizzat veya dolaylı katıldığı bir toplumsal linç hadisesi.Bu bir “onlar hak etti” değil,”onlar hiç yaşamamıştı ki”politikası. Bu bir tehcir değil bir idam kararı ve infazı. Bu bir kıyım veya “karşılıklı boğazlaşma” değil, bir insanlık suçu.
Lafı dolandırmadan söyleyelim: Ermenileri Türk-Kürt-Çerkez-Laz elbirliği ile öldürdük. Mallarına, arazilerine el koyduk. Onların mallarını ve parasını, erken Cumhuriyet döneminin ilk sermayeleri yaptık. Kadınlarına, kızlarına tecavüz ettik. Hayatta kalanları Müslüman olmaya, adlarını değiştirmeye, gizlenmeye mecbur etti.”(**)
“EDİTO” yazısı böyle devam ediyor. Ve sayfa 64’den 88’e kadar, 24 sayfada, “Ermeni Katliamları-100.Yıl” başlığında, “Ermenileri katlettiğimiz, Ermenileri kestiğimiz, Ermenileri öldürdüğümüz” anlatılıyor…
Ve TİMAŞ , İlber ORTAYLI Hocamızın “Türklerin Tarihi” isimli kitap reklamını, 17. Sayfada, hem de tam sayfa; ÖTÜKEN NEŞRİYAT ise arka kapaktan bir önceki sayfada, “Üç Tarz-ı Siyaset” kitabının reklamını, hem de tam sayfa vermiş..
Allah Allah….Hadi diyelim “#tarih” dergisi “Ermenilere Soykırımdan da beter uygulamalar” yaptığımızı ‘kabul’ ve ‘iddia’ ediyor da; böyle ‘zihniyetli’ bir ‘tarih’ dergisine tam sayfa, ciddî reklam desteği veren TİMAŞ ve ÖTÜKEN NEŞRİYAT da mı böyle düşünüyor yoksa?!!!
Allahım ,“İçimizdeki beyinsizler sebebiyle bizleri helâk etme.(âmin)”
Sarıyer, 18.Nisan.2015
İsmet GÜLTEKİN
Dip Not.:

(*): Gürsel GÖNCÜ, “Türklerin ve Kürtlerin Ermenilerden alıp veremediği”, “EDİTO” yazısı, “#tarih” dergisi, Nisan 2015, 

"CHP'NİN GÜNAH GALERİSİNDEN SAYFALAR"(*)

“KADİR MISIROĞLU-Millî Hâfızamızı Tazeliyoruz!..
ALTI OKU İSLÂMÎ İMANIN ALTI ŞARTI YERİNE KONULMAK ÜZERE İCAD EDİLMİŞ OLAN:
CHP’NİN GÜNAH GALERİSİNDEN SAYFALAR”(*)
“Bu Bir Sebil Yayınıdır” Kitabının Hatırlattıkları
·        Rahmetli Osman Zeki YÜKSEL’in, “Toros Yüzlü Adam”ın, nam-ı diğer SERDENGEÇTİ’nin; “Serdengeçti Neşriyat”tan neşredilen “Radyo Konuşmaları” isimli kitapçığı da, Nisan 2015’ler Türkiye’sinde hâlâ yayınlanmamış olan “Birinci Radyo Konuşması” da eklenerek, mezkur eser gibi, kısaca “CHP’nin Günah Galerisinden Sayfalar” isimli eser gibi güzel bir baskı ile neşredilmeli. Ya nasib!!!
·        Yaşları ellileri bulan nesillerin hâfızalarına  ‘nakşedilmemiş’ti, ‘kazınmış’tı: “Kafatascılık” deyince akla “Türkçüler”, “Irkçılar” ve elbette “Me Ha Pe”liler gelir!!!
Hal bu ki, mezkûr/zikredilen eserde; “Kafatascı CHP-1”, “Kafatascı CHP-2”, “Kafatascı CHP-3”, “Kafatascı CHP-4”, “Kafatascı CHP-5”, “Kafatascı CHP-6”(s.257-262) sayfaları, aslında “Ce Ha Pe”nin “Kafatascı” olduğunu ispatlıyor…
Hal bu ki, “Türkçüler”, “Irkçılar”, 1944’lerde, “Tabutluklar”da çok da “işkenceler” görmüşlerdi.
Geçen senelerde, Star Gazetesi’nin ‘tıpkı basım’ olarak bazı sayılarını verdiği ve ‘tiraj’ da arttırdığı “Büyük Doğu” dergisinde , bir zamanlar ‘Oktay AKBAL’ yazdığı gibi rahmetli Hüseyin Nihal ATSIZ, nam-ı diğer ATSIZ da yazmış: “Türkçülüğe Karşı Haçlı Seferi: Çektiklerimiz”(s.264)
·        Maateessüf, 103 yaşına girmiş olan “Türk Ocakları”mızın yayın organı ve belki de Türkiye’mizin hâlen neşredilen en eski dergisi olan “Türk Yurdu” dergisinde, 1939’larda, “Ankara hâşâ Kâbe mi?!” dedirten “Türk’ün kâbesi Ankara” ifadeleri yazılmış.(s.154)
·        Bizim “devrim yılları” dediğimiz “dönem”de, “müderrislerimizin boyunlarına urganlar geçirilerek İstiklâl Mahkemelerine götürülmeleri, “İnkılâb Mezalimi” olarak tarif edilmiş..
Hal bu ki, doğrusu “devrim mezalimi” olmalı değil miydi?Maateessüf günümüzde böyle bir “mefhum hassasiyeti” neredeyse kalmamış gibi. Ortalık, “Küre-i arz”, “devrim”lerden geçilmiyor. Hattâ öyle ki, “devrim yapmayı meslek edinmiş devrimciler bile”, hayretlerde, gümanlarda!!!Ortalık, “devrimcilere bile kalmamış devrim çığlıkları ile dolu…” desek yeridir…


·        “M. Kemal”li “devrim yılları”nda, “İslâm Âlimlerimizi”, “yılanın başları ezilmelidir” dercesine, “yılan başlı resimler”le resimlerini yayınlayan “CHP Zihniyeti…”(s.61,62,286)
·        Mezkûr eserde iki yerde tashih hatası: Bir, “DÖNEMİN” yerine “DÖMENİN” yazılmış.(s.286)
İki, “İSLÂMÎ KİSVE DÜŞMANLIĞI” yerine “İSLÂMÎ KİSVE DÜŞMÜNLİĞİ” yazılmış. (s.112)
·        “Devlet terör işler mi?” “Devlet terörü” diye bir şey olabilir mi? “Menemen Vak’ası=Devlet Terörü” (s.428) değerlendirmeleri…
·        “Tek Parti Dönemi Uygulamaları-Benzerlikler” Yirmi yedi yıllık “CHP Tek Başına İktidarı Uygulamaları” ile dördüncü defa ‘Tek Başına İktidar’ olma hedefine mıhlanmış on iki yıllık “AKP Tek Başına İktidar Uygulamaları Benzerlikleri…”  “Sağcılaşmalar”, “Solculaşmalar”, “Düzene uymalar”, “Sisteme entegre olmalar…” “Dersim Katliamı”nın sorumlusu “CHP” ise “Uludere Katliamı”nın da sorumlusu “AKP”dir…”Dün”lerde “CHP Yolsuzluk” yaparken; “bugün”lerde “AKP Yolsuzluk” yapmakta ve setretmekte, örtmekte…”Dün”lerde “CHP Hukuksuzluklar” yaparken; “bugün”lerde de “AKP Hukuksuzluklar” yapmakta…Vesaire…
NETİCE-İ KELAM

Mezkur eser, bana “hizmet böyle olmalı” dedirtti: “Kalite en yüksek,fiatı en düşük” Dört yüz altmış dört(464) sayfalık güzelim baskılı-artık yayıncılık terminolojisinde neye karşılık geliyorsa- “Muazzez Davamızın Kılıçlaşan Kalemi ÜSTAD KADİR MISIROĞLU da; “Fahrettin ÇÖREKLİBATUR” ağbimizin, nam-ı diğer Cüneyt ARKIN’ın “Türk’üm desene! Türk’üm demek utanılacak bir şey mi?” sözleri ile “sol jargonlara gömülmüş kızcığı” paylaması gibi, tıpkı “Abdülhamid-i Sani Hazretleri” gibi, tıpkı rahmetli Abdülhakim ARVASÎ Hocamız gibi, “Yeni Türkiye Sözleşmesi”nde de görüldüğü üzre “milletimiz” de “milletimiz”e ilâve “ kadim” de “kadim” derken; asla ve kat’a hatırlamadıkları “kadim bir millet: Türkler”i; “Ben de Türk’üm” diye sahipleceğini ümid ediyorum..”Türk isen iftihar et; Türk değilsen takdir et…” ile de…
Ve mezkur/zikredilen eserin arka kapağındaki mısra: “zehî tasavvur-i bâtıl, zehî hayal-i muhal!...” AHMED CEVDET PAŞA
“Aklım, bu olmayacak bir düşünce, erişilmez güzel bir hayal dedi…”
Şahsen bu “Farisî/Farsca” mısradan şunu anladım: “İslamiyet Güneş gibidir, üflemekle sönmez. Gündüz gibidir, göz yummakla gece olmaz. Gözünü yumanlar, sadece kendine karanlık ederler…”
Her Türk çocuğunun kütüphanesinde olması elzem bir eser: “Bu Bir Sebil Yayınıdır…”
Sarıyer, 18.Nisan.2015
İsmet GÜLTEKİN
Dip Not:
(*): Kadir MISIROĞLU, Millî Hâfızamızı Tazeliyoruz!.., Altı Oku İslâmî İmanın Altı Şartı Yerine Konulmak Üzere İcad Edilmiş Olan: CHP’NİN GÜNAH GALERİSİNDEN SAYFALAR-Bu Bir Sebil Yayınıdır., Sebil Yayınları Nu 289,Birinci Basım, Tunusbağı Cad. Nu.: 16 Doğancılar Üsküdar-İSTANBUL, Tel.: 0 216 553 51 51, www.sebilyayinevi.com(Sadece 10(on) Türk Lirası)



Adalet ve Kalkınma Partisi(AKP) "DÜZEN"ci; "NİZAM"cı Değil!

“AKP-2015 Seçim Beyannamesi: Yeni Türkiye Sözleşmesi”ne,
“Düzen-Nizam Hokkabazlığı” Nokta-i Nazarı ile Bakabilmek
Adalet ve Kalkınma Partisi(AKP) “DÜZEN”ci; “NİZAM”cı Değil!

Dördüncü defa da ‘Tek Başına İktidar’ olma hedefinde olan mevcut siyasî iradenin “2015 Seçim Beyannamesi”ni teşkil eden ‘Yeni Türkiye Sözleşmesi’, didik didik ediliyor. Kimileri “Ahmet’in Kitabında Türk yok, Türklük yok” derken; kimileri de aslında on iki senedir “kimliksiz siyaset” sergilemekle kalmayıp; tıpkı “Mimsiz Medeniyet” gibi “çalıntı fikirler”le, “aşırmacılık dolu düşüncelerle”, “intihallerle” dolu olduğuna dair değerlendirmeler yaptılar, yazdılar. Bazıları da “bizim gazetemiz yayına geçmese idi ‘Kesrette Vahdet’, ‘Çokluk içinde birlik’ ifadeleri ‘Yeni Türkiye Sözleşmesi’nde yer alamazdı ‘sığlığı’ yorumunu yaptılar.
Ve elbette ekseriyeti itibari ile de kimileri de günümüzün en çok revaçta olan ‘yağcılık’, ‘dalkavukluk’ muktezasınca değerlendirmelerde bulundular. “Vakar”, “Vakûr” mefhumlarının adetâ “geri dönüşüm kutuları”na atıldığı bir “dönemi” bizatihî yaşamaktayız.”Yeni Türkiye” mefhumunun bile neredeyse “isim babası” olan Hasan Celal GÜZEL, nam-ı diğer “Tank Hasan” bile tabiri caizse ‘yağcılık, dalkavukluk kervanına en son eklenenler’den olsa gerek! Bilmem kaç cilt devasa “Türkler” eserini hazrlamaya vesile olmuş GÜZEL, nam-ı diğer ‘Tank Hasan’, mevcut ‘Cumhur Reisi’mizi ‘Yeni Türkiye Marşı’ ile karşılarken; “Türkler”in de “kadim bir millet” olduğunu hatırlatacak ‘vakar’ı gösteremediği bir “dönem…”

“DÜZEN-NİZAM” HOKKABAZLIĞI
“Düzen-Nizam Hokkabazlığı”, Mefhumlar kargaşasına bir misal. “Bu düzen değişmelidir” diyenler, “Bu nizam değişmelidir’ diyebilirler mi?”, başlıklı yazımı 2009’da yazmışım. O tarihten bu tarihe kadar yaptığım “okumalar”da,  eski tabirle, “ayakkabı kutularımda çok sayıda fişlerim” birikti. “Efkâr-ı umumiye”de, “fikirler, düşünceler camiası”nda, kabaca “kamuoyu”nda ‘ezber bozabilmek’, muhkem ‘neşriyat ağları’ ile iç içe olmayı da gerektiriyor.”Durun Kalabalıklar!” diye bir başınıza feveran etmek de elbet de ‘spontanelik’ namına yaşanılması tavsiye edilen hissiyatlarla dolu bir hâl…
“…küresel düzenin yükselen gücüdür.”(100.madde)
“…devlet düzenini…”(64.madde)
“Hukuk düzenine”(53.madde)
“…anayasal düzenimizde…”(46.madde)
“…siyasal düzenin”(30. Madde)
“…bu düzenin”(30. Madde)
“Kamu düzenini”(27.madde)
“…yeni anayasal düzenimizin…”(22.madde)
“…yeni anayasal düzenimizin…”(21. Madde)
“…bu medeniyet birikimleri üzerine yükselen Selçuklu ve Osmanlı düzenleri…”(17.madde)
“…anayasal ve siyasal düzenimizdeki”(15.madde)
“İnsan onuru, siyasî, ekonomik ve kültürel düzenimizin de…”(9.madde)
“Her siyasal düşünce ve düzen…”  (1. Madde)
“…hiçbir siyasal düzen…”(1. Madde)
“AKP 2015 Seçim Beyannamesi-Yeni Türkiye Sözleşmesi”n de tamı tamına on dört (14) defa “düzen” mefhumu, “düzen” kavramı geçmekte. “1. Madde”den başlayıp, “100. Madde”ye kadar…
“Selçuklu”, “Osmanlı” “düzen” mi kurmuştu, “nizam” mı? “Düzen-i Âlem”i mi sağlamışlardı, “Nizam-ı Âlem”i mi tesis etmişlerdi? Öyle “Nizam-ı Âlem” mefhumunu, çok basit bir şekilde nasıl “kamu düzeni” diye “çevirebiliriz” ki?
“Düzen”, “Batı Uygarlığı”nın(Fransa), “Mimsiz medeniyet”in, “deniyet”in; “nizam” ise millî, İslamî ve insanî mefkûreleri olan “İslâm Medeniyeti”inin “terminolojisi” değil mi?
“Düzen” mefhumu, “Fransız Sosyalistleri”nin, “Fransız Proloterleri”nin, “Marksistler”in “terminolojisi” değil mi?
“Beslenme kültürümüzü” teşkil eden ‘kitabî kaynaklar’ımız, “düzen”lerle mi yoksa “nizam”larla mı dolu?
“Mefhumlar kargaşasına bir misal” olan “düzen” ve “nizam” hokkabazlığı gibi, “devrim” ve “inkılab” hokkabazlığı da var elbet…Nasıl “Yeni Şafak Gazetesi Logo Üstüne” çıkacak kadar “Hazret-i Peygamber Devrim Yaptı” deriz, yazarız yahu!!!
“Devrim yapmak bir devrimcilik mesleği” değil miydi ki?!
NETİCE
“(Batılı) Sisteme entegre olduğu”, bilmem kaçıncı ‘iktidar yılı’nda yazılmış, dillendirilmiş, deklare edilmiş ve önümüzdeki “7 Haziran 2015 Milletvekilliği Seçimleri” ile “4. Defa tek başına iktidar” olabilme hedefine mıhlanmış  “zihniyetliler”in meydana getirdiği mevcut siyasî irade ve kadrolar, maşerî şuur ve vicdan da hiç de müsbet tesir yapmayacak bir tarif ile “Yoksa ‘Düzen’e mi Uydu? Yoksa ‘Düzen’in mi siyasî örgütü, siyasî partisi?”
Sarıyer, 17.Nisan.2015
İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com

5 Nisan 2015 Pazar

ALİ GÜMÜŞ ve "UNUTULAN TERMELİ GÜREŞÇİLERİMİZ"

ALİ GÜMÜŞ
ve “UNUTULAN TERMELİ GÜREŞÇİLERİMİZ”

Bugün de bayiden kağıda basılı şekilde aldığım-ki rahmetli ‘Başbuğ’umuz Alparslan TÜRKEŞ’in 18. Vefât yıldönümü- Ortadoğu gazetesini okurken, iç sayfalarda ve en altta okuduğum haberde, Ali GÜMÜŞ’ün vefât ettiği yazıyordu. Hemen son günlerde “tuhaflaşan”  ‘akıllı telefonu’ma sarılıp, internetteki Ali GÜMÜŞ haberlerini tıkladım.
Evet, 3.Nisan.2015, Cuma günü, Ali GÜMÜŞ Hakk’a vâsıl olmuştu. “Biz Müslümanlar”, vefât haberi aldığımızda ne yapmamız gerekiyorsa, ben de onu yaptım:”İnna lillahi ve inna ileyhi raciun-el Fatihâ.”
Rahmetli Ali GÜMÜŞ, ‘ata sporu’muz, ‘millî spor’larımızdan ‘Güreş Sporu Yazarı’, ‘Güreş Sporu Araştırmacısı’ ve haliyle de ‘Güreş Sevdâlısı’ bir kalemimizdi. ‘Dijital Çağ’da bile hâlâ okullarımızda, çocuklarımız bilmem kaçıncı sınıflara geldikleri halde; ‘Öğretmen’e ‘Öretmen’ diyor ve yazıyorlarsa; maateessüf ‘Ata Spor’larımızdan ‘Güreş’e de, ‘Güneş’ demeye ve yazmaya devam ediyorlarsa..

‘Okuma dünyası’na, ‘okuma âlemi’ne girdiğim, başladığım 12 Eylül 1980 tarihi itibari ile ‘Hergün dünya yeniden kurulur ve hergün taze bir başlangıçtır’ şiarı ile neşredilen rahmetli Kemal ILICAK’ın ‘Tercüman Gazetesi’ vesilesiyle de rahmetli Ali GÜMÜŞ’e aşinâlığım da başlamış oldu. Hâlâ kütüphanemde, ‘Tercüman Gazetesi’nin ‘Spor Eki’ olarak da verilmiş olan GÜMÜŞ’e ait ‘Kırkpınar Tarihi’mize ait çalışma da mevcuttur.
Sonraki yıllarda, Yeni Şafak’larda da yazılarını okuduğumu hatırlıyorum.

Rabbimin bir ihsanı olarak 2003’de hazırlayıp neşrettiğim ‘Unutulan Termeli Güreşçilerimiz’ isimli ‘kitapçığımı’ da-nerden öğrendi ise- ‘tebrik’ edenlerden biri de rahmetli Ali GÜMÜŞ idi.
Aslında ‘Samsunlu Güreşçilerimiz’ maksadıyla başladığım araştırmamda, gördüm ki ‘doğduğum memleket Terme’mizden de çok sayıda ‘Güreşçilerimiz’,’Pehlivanlarımız’ yetiştiğini anlayınca, araştırmamı ‘Termeli Güreşçilerimiz’le sınırladım. Hem de öyle ki; ‘Avrupa Şampiyonu’,’Olimpiyat Şampiyonu’,’Kırkpınar Başpehlivanı’ olan ‘Termeli Güreşçilerimiz…’


Bu sebeptendir ki; Terme’miz, Pehlivanlar, Güreşçiler şehridir de…
Çok sayıda ‘madalyalar’ kazanmış ‘Mehmet TEPE’leri, ‘Birlik Olmadan, Dirlik Olmaz’ şiarı ile neşrettiğim ‘Terme Birlik MEFKÛRE’mizde ‘renkli fotoğraflarla’ da haberleştirince,çoğu ‘Termeliler’ bile hayretlerde kalmışlardı, diye de hatırlıyorum…
GÜREŞ SPORU YAZARLARIMIZ
Hâlâ bile Türkiye’mize,’en  fazla başarı getiren spor dalı’mız ‘Güreş Sporu’muzdur. Türkiye’mizin hemen hemen neredeyse hergünün de ‘Güreş Sporu Faaliyetleri’ yapılmaktadır. Gerek, ‘yağlı güreşler’ de olsun-ki bilhassa yaz mevsiminde-;gerekse ‘Serbest ve Grekoromen’de…Çok arzulamışımdır, şöyle günlük periyotlarda neşredilen bir ‘Güreş Gazete’miz de olsa diye.
Avni TARHAN’lar bilmem hâlâ Zaman Gazetesi’nde ‘Güreş Sporu Yazarlığı’ yapmaya devam ediyor mu? Halil DELİCE’mizi ise her ‘Tarihî Kırkpınar Güreşleri’miz öncesinde, Türkiye Gazetesi’ndeki ‘yazı dizileri’ni hasretle okumayı beklerim. Rahmetli Ali GÜMÜŞ de ‘Güreş Spor Yazarı ve Araştırmacısı’ olarak yazdıklarını okutan biri idi. Kaldı ki, DELİCE’nin de mümtaz Güreşçi şahsiyetlerimizle ve ‘Güreş Tarihi’miz ile alakalı kitapları olduğunu hatırlıyorum.

Millî Gazete’de de yazan Kemal BELGİN de kısmen de olsa ‘Güreş Sporu ‘ muz üzerine yazdıklarını okutturabiliyor…
Bilmem kaç ‘okur’ ve ‘güreş sporumuz meraklısı’ farkında? Bir ‘fikir gazetesi’, ‘düşünce gazetesi’ olarak da yayın hayatımıza girmiş olan ‘Diriliş Postası’ gazetesinde de ‘Modern Pehlivan Tefrikası’ tefrika edilmekte. ‘Yazan: Yeni Bir Pehlivan’ ismi ile.
Rahmetli Ali GÜMÜŞ’ün naaşının kaldırıldığı bugün,  mezkur bu ‘tefrika’da rahmetli GÜMÜŞ’ün ‘Şehid Pehlivan’ımız ‘Koca Yusuf’ hakkındaki görüşüne de yer verilmiş. Aslında ‘Güreş Sporu’muz üzerine ‘araştırma kitapları’ olanların da zikredildiği bir ‘araştırma yazı dizisi’ kıvamında…
Şöyle bir düşündüğümüzde ve de araştırdığımızda, meselâ bir ‘Futbol Sporu Yazarı’ sayısı kadar ‘Güreş Sporu Yazarı’mızın olmadığını da farkına varıyoruz…Tıpkı bir ‘Güreş Gazetemiz’ olmadığı gibi…
VESSELÂM
‘Cirit’ gibi, ‘Okçuluk’ gibi, ‘Güreş’ gibi ‘ata sporlarımız’a, ‘millî spor’larımıza gereken ehemmiyeti,daha da arttırmalıyız.. Bilhassa da ‘Belediyeler’imiz ‘ata sporları’mızı, başta da ‘Güreş Sporu’muzu daha da canlandırmalıdırlar…
Ve yıllar önce ‘sinema filmi’ çekileceği söylenilen ‘Koca Yusuf’ ‘sinema filmi’ de çekilip, ‘vizyon’a girmelidir.
“Daha Güzel-Daha Güçlü Türkiye HERGÜN Gazetesi”ndeki ‘Güreş Sporu Yazarlığı”ndan “Yeni Şafak”lara uzanarak ‘katkılar’ yapmış olan rahmetli Ali GÜMÜŞ’lere de yeni yeni isimler eklenmesini Rabbimden niyaz ediyorum vesselâm.
Sarıyer, 04.Nisan.2015
İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com

22 Mart 2015 Pazar

YAŞAR KEMAL ve KEMAL TAHİR ÜZERİNE

YAŞAR KEMAL
 ve KEMAL TAHİR ÜZERİNE
“Merak ilmin hocası”derler. Rabbimin lütfu keremi ile bazı mevzûlarda ‘merak saik’in çokca artıyor. Beynime adetâ “saplanan kıymıklarla” mevcut ‘merak’ımı giderecek cehdleri de, gayretleri de gösterebilmeyi Rabbim lütfediyor. Kimbilir böyle bir “lütûf” müntesibi olmayı da “lütfeden” Rabbime-hem de ne spontane lütuf” hamdolsun; “manevî kapı”mdan olsa gerek! Daha düne kadar, fizikî olarak “doğduğum memleket”im ‘Terme’ de bile derlerdi:” Yahu bu “sofî”ler de hep ‘deli’ oluyorlar. Bunlarda ne ilim var, ne bir şey!” Bunu dillendiren bazı “İlahiyatçılar” ‘Terme’deki Semerkand Büroları’nı, “Kitap Fuarları”ndaki “Semerkand Standları”ndaki onca basılmış, neşredilmiş kitapları, ve elbette günümüz “sofî”lerini gördükce de, aynı “nakarat”ı tekrar ediyorlar mı ki?!

                                         YAŞAR KEMAL
Geçenlerde vefât etti. “İslâmcı cenâh”ın “Edebî Kalemi” “Deli” yahut “Dahi” “D.”, “Gazete Vahdet”in “Sürmanşet”inden;” Karısı Yahudi…Nesine kıymet vereceksin?!” demeye getirdi. Bence “pot kırdı”, hiç “yakışık” olmadı. Çünkü vefatı sonrası yazılanlardan öğrendik ki, Yaşar Kemal’in “iki eşi” vardı ve “Yahudi” olan “eşi” ise “ölmüştü..” Hem başına onca badireler gelmiş olan Yaşar Kemal’i, Yahudi eşi , hadi diyelim “Yahudiler” niye koruyamamıştı ki?!  Yapılan “edebî seviyesizlik”ti…
“Boğazdaki Aşiret” kitabının müellifi Mahmut ÇETİN ise “Türk Yurdu Haber” de “Yaşar Kemal”e ‘bütüncül’ bakacak ipuçları verdi. Yine şu an ismini hatırlayamadığım bir “kalem”de, “Yaşar Kemal”in “darbecilerle, cuntacılarla haşır-neşir olduğuna” dair “belgelendirici” ve ciddî yazısı yayınlandı..
Yani Yaşar Kemal, “Kürtler içinde en iyi Türk; Türkler içinde en iyi Kürt”, “solcu “idi, “seküler” idi, “darbeci-cuntacı”lar adetâ yatıp-kalkıyordu..
Ve yine ‘merak’ ile ‘meşhur’ “İnce Memed” romanının “sinema filmi”ni izledim. Kaldı ki, Yaşar Kemal’in bazı eserleri “Sinema Filmi” olmuştu. “İnce Memed”, gerçekten de “İnce Mehmed” değildi. “Jandarma” ile adetâ “Kır Gerillası Savaşı” veriyordu. “Devrim Yılları”nda onca “Jandarma Zulmü” görmüş merhum babalarımız, “Mehmet”lerimiz, “Memet”leşemezdi elbette. Kaldı ki “yakın tarih”imizde de böyle bir sahne yok!!

KEMAL TAHİR: HEM ‘OSMANLI’, HEM ŞEBİNKARAHİSARLI
Merhum Kemal Tahir ile ilgili çok yazılar okuduğumu hatırlıyorum. “Kurt Kanunu” ‘TV Dizisi’ni ise kaçırmadan izlemeye çalıştığımı da hatırlıyorum. “Atatürk hayatta iken yaşanılan yolsuzluklar…”
Velâkin “tevafuken” diyelim dün alıp-okuduğum “Sabah Kitap” ekindeki “Türkiye’nin Ruhunu Arayan Adam: A’dan Z’ye Kemal Tahir” isimli yazıdan çok yeni bilgiler öğrendim. Merhum Kemal Tahir Şebinkarahisarlı idi. Merhum babası da, merhum annesi de “Abdülhamid-i Sani”ye yakîn çalışmışlardı. Yani merhum Kemal Tahir, bir zamanlar ‘Nazım Hikmet’ için yazdığım üzre; ‘Osmanlı’ idi..’Osmanlı kültür ve terbiyesi’nden de geliyordu. Lise mezunu bile değildi. On iki yıl hapis yatmıştı. Mezkur yazıdaki gerekce doğru ise asker tanıdığına Sebahattin Ali kitabı vermek sebebiyle..Merhum Cemil Meriç ile merhum “İktisad Profesörü” Aydın Yalçın’ın sıkca yazdığı üzre ,”Ne eşeklik ettim de Rusya’ya geldim’ diyen Nazım Hikmet Ran ile ve Aziz Nesin ile arkadaşlıkları olmuş. Hattâ öyle ki, bir “darbe” öncesi Nesin’in tutuklanıp götürülürken,askeri aracı, merhum Kemal Tahir’in evine yönlendirip, “Gel Kemal!” gibi “anekdotlar”, Yaşar Kemal de dahil, Kemal Tahir’in de “o dönemin nesli”nin de “üstün meziyetleri” ni çağrıştırıyordu. Tıpkı “Ülkücü Nevzad KÖSOĞLU”nun “12 Eylül İhtilal Mahkemeleri” huzurundaki meşhur “oturuşu” gibi ‘meziyetlerle’ bezenmişlerdi..Belki de bıraktıkları “kalıcı izler”le bu “meziyetler”in de yüksek bir ilgisi vardı. Yüksek Ahlâklılık…

Mezkur yazıda da belirtildiği üzre çok sayıda eseri “sinema filmi” olmuştu. En yenisi ise “Kurt Kanunu” ‘dizi filmi’ olsa gerek. “Yorgun Savaşcı” ‘sinema filmi’nin yakacak kadar “Moğollaşmış bir zihniyet”, inşallah bu topraklarda yoktur. Bence “Yorgun Savaşçı Filmi” yakılmadı!!!
Merhum Kemal Tahir dönemi “mafyası” da, günümüz “mafyası” da “ sistem adamları” olsa gerek!!!
Edebiyatımızdaki “Kemal”ler: Yahya Kemal’ler, Yaşar Kemal’ler, Orhan Kemal’ler, Kemal Tahir’ler beni hep ‘meraklandırmıştır…’
En azından “zihniyetimizin anti-tez cenahı”nı bilsek!!!
‘Bilgi sahibi olunmadan, fikir sahibi olunmuyor!”
Sarıyer, 21.Mart. 2015
İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com

"ERMENİ TEHCİRİ'NİN 100.YILI" ve "TERME'DE ERMENİ-RUM ZULMÜ"

“ERMENİ TEHCİRİ’NİN 100. YILI”
ve “TERME’DE ERMENİ-RUM ZULMÜ”
“Ermeni Tehciri’nin 100. Yılı”na neredeyse bir ay kaldı. 24.Nisan.2015 “tehcir”in “100.Yılı…” Televizyon kanallarının bu kadar çok olmadığı yıllarda, Prof. Mim Kemal ÖKE’nin “Duvardaki Kan” isimli “Ermeni Mezalimi”ni konu alan ‘diziler’ de yayınlanırdı.Son yıllardaki böyle “millî şuur” verici “diziler” diyebileceğimiz bir “Filinta”yı, bir “Kızılelma”yı pek düzenli izleyemedim. “Osmanlı Tokadı” ise en fazla izlediklerimden..Demek istediğim, artık müstakilen “Ermeni Mezalimi”ni konu alan “diziler” yayınlanmıyor..
Elbetteki “Ermeni Tehciri’nin 100.Yılı” münasebetiyle en kapsamlı, en şümullu ilmî ve akademik çalışmaya imza atan ise sabık Bakan’larımızdan ‘ Şehid Hamido’nun da hemşehrisi’ Hasan Celal GÜZEL Beğ, nâm-ı diğer “Tank Hasan…” Keşke bazı “siyasetçi”lerimiz de “tıkandıkları noktada” kendilerini ‘yenileyerek’-Think-Thank’ler-Düşünce Kuruluşları açabilmek gibi-Türk Milleti’ne hizmetlerini daha da kalıcı bir şekilde idame ettirebilseler, mevcut “enerjileri”ni bu yönde tekzif edebilseler!!!

Malum, “Yeni Türkiye Dergisi”, nâm-ı diğer “Tank Hasan”ın idaresinde, şu an cilt sayısı aklıma gelmeyen “Türkler” isimli devâsa bir çalışmaya da imza atmıştı. Bu yıl da, “Ermeni Tehciri”nin “100. Yılı” dolayısıyla yine beş(5) ciltlik devâsa bir çalışma ile ‘Yeni Türkiye Dergi’miz neşredildi. İşte bu devâsa çalışmanın neşredildiği “basın”a aksettiğinde çok ehemmiyetli bir “tesbit”te “kamuoyu” ile paylaşıldı:”Dünyada “Ermeni Mes’elesi” ile ilgili kapalı olan tek ‘arşiv’, “Ermeni Arşivleri” “idi. Hâlâ da şu tarihe kadar “Dünyadaki açılmamış, kapalı “Ermeni Arşivleri””nin açılacağına dair hiçbir açıklama yapılmadı..
Demek ki neymiş: “Dünyadaki ‘Ermeni Arşivleri’ kapalı!” imiş…
İşte  nâm-ı diğer “Tank Hasan”ın mezkûr bu devâsa çalışmaya ön ayak olan beş ciltlik “Yeni Türkiye Dergi”mizin “Ermeni Mes’elesi Özel Sayısı”nın üçüncü cildinde; bu fakirin de küçük bir çalışması olan fakat hâlâ ‘kağıda bastırarak kitaplaştıramadığı’ ancak “internet ortamı”nda okunabilen “Terme’de Ermeni-Rum Zulmü” isimli çalışmamızı ilgilendiren, ‘Cemal SEZER’ isimli “ 1. Dünya Savaşı Sırasında Rusya’nın Himayesinde Ermeni Mezalimine İki Örnek: TERCAN ve TERME” başlıklı bir araştırma yazısı da neşredildi.
Yine “Sıradışı Tarihçilerimiz”den “Karadenizli Tarih Üstadı” muhterem Kadir MISIROĞLU Beğ de, “Bu Bir Sebil Yayınlarıdır” dedirten “Tarihten Günümüze Ermeni Mes’elesi ve Zulümler” isimli eserini neşretti. Yine “Ermeni Tehciri’nin 100. Yılı”  anısına neşredilen bu eserde de, “Terme’de Ermeni-Rum Zulmü” isimli “yerel-mahallî tarih çalışmamızı” ilgilendiren “1. Cihan Harbi Esnasında Ruslar’ın Gölgesinde İcra Edilen Ermeni Zulümlerine Dair Şahadetlar” bölümünün mevcudiyetini de ‘basına yansıyan’ kısımlardan öğrenmiş bulunmaktayım..
Kaldı ki, “Terme’de Ermeni-Rum Zulmü” isimli “yerel tarih”, “mahallî tarih” çalışmamız esnasında da “Kızıl Moskof Ruslar”ın ‘Gemilerle Ermeni Mezalimine destek verdikleri” de apaçık anlaşılmaktaydı.”Yedi Düvel”, “Yedi Devlet” vatan toprağımızı elimizden alabilmek için “içeri”mizdeki “Ermenileri” de, “Rumları” da “organize” etmişlerdi…

                                       NEREDE “MÜDAFA-İ HUKUK”LAR?!
Şimdiler yeni bir “TV Dizisi”nin “reklâmları” yayınlanıyor: “Nerede ‘Müdafa-i Hukuk’lar?!” deniliyor. Biz biliyoruz ki, ekseriyetle “Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri”mizin ‘Başkanları’ ‘dönemin Müftüleri’nden teşekkül ediyordu.Terme’miz gibi bazı “Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri”mizin ‘Başkanları’ ise bazı “Eşraf”dan, rahmetli “Hacı Kuzu Fevzi DEMİRTÜRK” gibi, “mahallî-yerel kahramanlar”ımızdan teşekkül ediyordu. Ve “Ermeni-Rum Mezalimi”ne karşı da mücadele ediyorlardı…
Maalesef, maateessüf hâlâ “Bu Ülke” “her rengi ile emperyal kuşatmalar altında” olduğundan dolayı, “Reis-i Cumhur”larımız bile son zamanlarda çokca “Al-da-tıl-dık” demiş olmasınlar?!
“Evlâdlarımıza” ‘uyduruk-kaydırık emperyal tarih şuuru’, “Amazonculuk aşılayacağımıza”(?!), “Ermeni Mezalimi”ni, “Rum Mezalimi”ni, “Kızıl Moskof Mezalimi”ni, “İngiliz Mezalimi”ni, hülasa “her rengi ile Emperyal Mezalimleri” hatırlatsak ve “anlatsak”, sahiden “Millî Tarih Şuuru” ile donatsak ya?!
Daha geçenlerde, Samsun Türk Ocağı’nca yapılan bir çalışmayı “internet”ten okudum: “Dönemin Süper Devleti İngilizler, 1860’larda Samsun’u ve ilçelerini değerlendirirken”, “Terme”mizden “Kasaba” diye bahsediyorlar..Maalesef Terme’miz, Ünye ile Çarşamba arasına sıkışıp kalmış bir “kasaba görünümü” arzetmeye hâlâ devam etmiyor mu?
SON SÖZ:
Bir “M.Kemal Mes’elesi”nde, bir “Lozan Mes’elesi”nde olduğu üzre bir “Ermeni Mes’elesi”nde de adetâ ‘ezberler bozan’ “titrisiz mütefekkir”, bence “Ülkücü Hareket’in Yüz Akı Kalem” muhterem Taha AKYOL Beğ’in de “1914-1915 Belgeseli” de “fikrî takip” yapma namına da izlenilmeye değer olsa gerek?!
Sarıyer, 21.Mart. 2015
İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com