Çanakkale Deniz Zaferi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çanakkale Deniz Zaferi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2019 Pazar

"ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ"NİN 104. YILDÖNÜMÜ HÂTIRASINA...

         18 Mart 1915-18 Mart 2019

         “ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ”NİN
         104. YILDÖNÜMÜ HÂTIRASINA…

“Çanakkale Deniz Zaferi”nin her seney-i devriyesi/yıldönümü vetiresinde, “Acaba, yeni şeyler öğrenebilecek miyim?”, diye de “pür dikkat” kesilir ve vetireyi ‘yakın takib’ e almaya gayret ederim.

“Yeni bir Çanakkale  sinema filmi…”
“Yeni bir Çanakkale kitabı…”
“Yeni bir tarihî  bilgi…”

Bu sene de, “18 Mart”ın 104. yıldönümü vetiresinde de, hem “yeni bir Çanakkale sinema filmi”, hem “yeni bir Çanakkale kitabı”, hem de “yeni bir tarihî bilgi” de var:

1-“Yeni bir Çanakkale sinema filmi”: “Türk İşi Dondurma” sinema filmi…
2-“Yeni bir Çanakkale kitabı”: “Broken Hill Savaşı-1915”
3- “Yeni bir tarihî bilgi”: “Çanakkale Geçilmez” sözü, biz Türklere değil; İngilizlere ait bir söz…


“ÇANAKKALE GEÇİLMEZ” SÖZÜNÜ
 İNGİLİZLER /’İNCULUZLAR’DEDİ


Günümüzün ‘yaşayan tarihçi’lerimizden Prof. İlber ORTAYLI, “Mart” başlarında, Mersin’deki bir konferansında yaptığı konuşmada,”-‘Çanakkale Geçilmez’ lafı bize ait değil. Üç Fransız donanmasının saf dışı kaldığı, İngiliz Donanmasından Elizaberth’in de yara aldığı, 18 Mart Çanakkale Deniz Harbi’nde, “İngiliz Harp Kabinesi”ne, İngilizlere ait bir laf…
“Gelibolu ve Dardanel Geçilmez” dendi.(1)

Dolayısıyla, 104(yüz dört) senedir, biz Türk çocuklarına ezberlettirilen, aslında “Çanakkale Geçilmez” sözü; biz Türklerin dediği bir slogan, bir söz değil; Çanakkale Boğazı’nı geçerken, kimilerinin gemilerini batırdığımız, kimilerinin gemilerine yaralar aldırttığımız “Haçlı Gemileri”ne ait “Harp Kabinesi”nden; “İngiliz Harp Kabinesi”ne yani İngilizlere,”İnculuzlara” ait bir söz:

“Gelibolu ve Dardenel Geçilmez…”

“Çanakkale Geçilmez…”

                  “BROKEN HİLL SAVAŞI-1915” -  ‘TARİHÎ ROMAN’


“18 Mart Çanakkale Deniz Harbi”nin 104. yıldönümündeki “yeni bir Çanakkale kitabı” ise; Kahramanmaraşlı Araştırmacı-Yazar Salih KOCA’ya ait: ‘BROKEN HILL SAVAŞI-1915”(2)

Bizlere de, “70’li senelerin her branşta kaliteli öğretmenlerimiz”den; ‘tarih öğretmenimiz’in ,derslerinde, “Mensubiyet Duygusu”na, “Aidiyet Şuuru”na ve “Milliyet Duygusu”na, “Milliyetçiliğe temsil”, diye de zaman zaman anlattığı bir ‘tarihî vakıa’ “Broken Hill Savaşı…”

Kilometrelerce ötelerde, iki Müslüman Türk’ün; “Çanakkale Harbi”nin başladığını öğrenir öğrenmez; “Bizler ne yapabiliriz?” suâline ‘cevaplar’ bularak; adetâ “Vatan Müdafaası”nı,“Çanakkale Müdafaası”nı, kilometrelerce ötedeki “Okyanusya Kıt’ası”nda, Avustralya’da başlatmalarının “tarihî kıssası…”

Bu yaşanmış “Tarihî Vakıa”, bu yaşanmış, tabiri caizse “Tarihî Kıssa”; bazı “malûm zihniyetler”ce denildiği üzre, sümme haşa, ne bir “terör saldırısı”, ne de bir “Komplo teorisi…”(3)

       “BROKEN HILL SAVAŞI”NIN ‘KISSA’SI

Tamamiyle “Tarihî Hakikat” olan ve günümüzde, ‘tarihî deliller’ olarak; Avustralya’daki bir ‘müze’ de,‘harp eşyaları’ da sergilenen iki Müslüman Türk Cengâverinin;”Vatan Müdafaası”nı, “Çanakkale Müdafaa”sını, “Avustralya’dan Başlattıkları”, tabiri caizse ‘tarihî kıssa’nın izahında, esasta bir ‘farklılık’ olmasa da; bazı ‘anlatım çeşitlilikleri’ var, denilebilir…

“Broken Hill Savaşı-1915” isimli “tarihî roman”ın yazarının ‘anlatımı’ ise daha da ‘orijinal bir anlatım’ı da ifâde ediyor.

Çünkü ‘vakıâ’nın bidayetini, başlangıçını, “Maraş Dondurması” ile meşhur Kahramanmaraş’ımızdan başlatıyor…
“’Kul Mehmet-Gül Mehmet-Kul/Gül Muhammed-Dondurmacı Mehmet-İstanbul-Hindistan-Avustralya…”

Ve “Kul Muhammed” veya “Gül Muhammed”in de, “İstanbul-Hindistan-Avustralya”ya gelişi…

Hattâ “Avustralya’da Şehid Edilmiş” olan merhum Mahmut Esat ÇOŞAN Hoca’mıza göre ise; “Kasap Abdullah”, “Molla Abdullah”, “İstanbul Fatih Külliyesi”nin “Karadeniz Medreseleri”nde “bir-iki sene” okuduktan sonra, “rızkını Avustralya da arayan”lardan…(4)

İki Müslüman Türk:
Biri İstanbul’dan ‘Kasap’, ‘Molla Abdullah Efendi…”
Biri Kahramanmaraş’tan ‘Dondurmacı’ ‘Kul/Gül Mehmed’; ‘Kul/Gül Muhammed…’

Ve bu iki Müslüman Türk’ün, 1 Ocak 1915 tarihinde, Avustralya’da , ‘Broken Hill Savaşı” ile “Cennet Vatanımızı”,“Çanakkale’yi Müdafaa” etmeleri…

           “TÜRK İŞİ DONDURMA” SİNEMA FİLMİ


İşte, “18 Mart Çanakkale Deniz Harbi”nin 104. yıldönümüne de denk gelen vetirede,seneler sonra da olsa, “sinemacılarımız”ın ‘beyaz perdeye aktarmaya muvaffak’ oldukları, “Türk İşi Dondurma” sinema filmi, bu “Tarihî Hakikat”i, ‘sinema dili ve tekniği’ ile ortaya koymaya gayret eden bir ‘sinema filmi…’

“15 Mart’ta Sadece Sinemalarda” ‘spot’ları ile ‘iki fragman’ı yayınlanmış bir ‘sinema filmi…’

“Yeni bir Çanakkale sinema filmi…”
“AYIP! Türk İşi Dondurma”(5) ‘youtobe’nda ise; tabiri caizse “Broken Hill Savaşı” ‘tarihî kıssa’nın ‘anlatımı’ ise biraz ‘farklılık’ arzediyor.

Şöyle ki:

“ 1900’lü yılların başlarında, Hint Müslümanları, İngiliz sömürgecilerine karşı mücadelede, Osmanlı Devleti’nden askerî yardım talebinde bulunurlar.

Osmanlı Devleti ricali ise yaşadıkları onca sıkıntıya rağmen; 350 askerini, Hindistan’a gönderir.

Bu Osmanlı askerlerimizden 20’si, Hindistan yolculuğunda vefât eder.

Hindistan’a 330 Osmanlı askerimiz ulaşır.
Bu Osmanlı askerlerimizden, sömürgeci İngilizlerle yapılan harpte, sadece 40 Osmanlı askerimiz hayatta kalır..
İngilizlere esir düşen 40 Osmanlı askerimizden 2 Osmanlı askerimiz ise bir şekilde Avustralya’ya kaçarlar ve orada yeni bir hayat kurarlar…

‘Kasap’ Molla Abdullah Efendi’ ile ‘Dondurmacı’ ‘Kul/Gül Muhammed…’(6)

NETİCE:

“Çanakkale Deniz Harpleri” vetiresinde, kilometrelerce ötelerdeki ‘Okyanusya Kıt’ası’ndaki,Avustralya’daki  iki Müslüman Türk’ün,  destanlık “Vatan Müdafaası”nı, “Çanakkale Müdafaası”nı, her Müslüman Türk çocuğu, hafızalarına nakşetmelidirler…
Vesselam…
Terme, 17 Mart 2019
İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

Dip Notlar:
(1): Prof İlber ORTAYLI, “Çanakkale Geçilmez Lafını Biz Demedik”, Yeni Şafak Gazetesi, 05 Mart 2019 ve alakalı ‘youtube’lar…
(2): Salih KOCA(Araştırmacı-Yazar), “BROKEN HILL SAVAŞI-1915”, ‘Tarihî Roman’,”Röportaj”, Kahramamaraş Manşet Gazetesi,Haber: Ahmet Güneçıkan,26.10. 2018
(3): hürriyet.com.tr,”Broken Hill Saldırısı Komplo mu?”,17.11.2012
(4): vaadetamam.com,”BROKEN HILLS SAVAŞI”,Mayıs 2010
(5): “AYIP! TÜRK İŞİ DONDURMA”, alakalı ‘youtube’ daki ‘video’

(6): “AYIP! TÜRK İŞİ DONDURMA”, adı geçen ‘video’

22 Mart 2015 Pazar

"ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ"NİN "100.YILDÖNÜMÜ"NDE YENİ ÖĞRENDİKLERİMİZ



“ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ”NİN
‘100. YILDÖNÜMÜ’NDE
YENİ ÖĞRENDİKLERİMİZ
“18 Mart 1915-18 Mart 2015”: “Çanakkale Deniz Muharebeleri Zaferi”mizin “100. Yıldönümü”, bütün vatan sathımızda, hattâ Avustralya’da bile çoşkuyla kutlandı. Hatırlıyorum da, 1982’de, “sürgün” olarak okulumuza gelen “Materyalist Felsefe Öğretmeni”miz, yapılan çoşkulu “Çanakkale Zaferi Kutlamaları” üzerine; “Ne işimiz vardı da Çanakkale’de savaşmışık!” türü ‘laflar’ sarfetmişti de, çok tuhafıma gitmişti. Demek istiyordu ki, “Çanakkale’de boşuna döğüşmüşüz, boşuna savaşmışız, boşuna şehid olmuşuz…”
Günümüz 2015’ler Türkiye’sinde de “malûm zihniyet”in muhtelif ‘uzantıları’ da “benzer laflar”ı etmekteler, ‘yazmaktalar’, ‘söylemekteler..’ “Vatanperverlikten bahsedince “Hamaset”; milliyetperveklikten bahsedince “Şovenizm” yaftası yapıştıran “malûm zihniyet”liler…
Halbu ki, zaman zaman ekseriyetle “PKK’nın kal’aları”na dönüştürüldüğü iddia edilen ‘Üniversitelerimiz’deki gençlerimizin ‘kavga-döğüş’ haberlerini okudukca ve seyrettikce; kendimce “Kavga ise döğüş ise Çanakkale Muharebelerinde olduğu üzre gavurlarla olur, gavurlarla yapılır” dediğimi de çokca hatırlıyorum..
Elbette böyle “seney-i devriye”ler, “yıldönümleri”, “rengi”nin “yeşil”e döndüğü iddia edilen “yeşil renkli resmî ideoloji” muktezasınca, “Yeşil Kemalizm” mucibince “ikon”laştırılma emareleri, “yapmacıklar” ve “belirli gün ve haftalar kutlaması”nı  çağrıştırsa da, zaman zaman “bütün vatan sathı”na baktığımızda, böyle “kutlamalar” ve “anmalar” sebebiyle neticede “çok yeni bilgiler” de öğrenmekteyiz. Kaldı ki gerçek anlamda “millî mefahirimiz”i ‘kutlamaya’ da ne zaman başlamıştık ki?!
1962 “KADEŞ REZALETİ”
“Çanakkale Şehidler Âbidesi” bile ne zaman, hangi tarihte yapılmıştı ki?! ”Kökü mazide âti” olan güzelim bir zihniyetimizin “Üniversite Öğrenci Yurdu”nu ziyaretimde, yapılan “sohbet”te, “Salih Zeki Beğ”in anlattığı “1962’deki Kadeş Rezaleti”ni, “Kadeşzedeler” mes’elesini kaçımız biliyor ve hatırlıyor ki?!
Hâlâ çoğu “millî mes’eleler” de “ortak kanaate” varamamış ve  neticede “ortak paydalar”da buluşamamış “Bu Ülke” görünümündeyiz. Ya çok sevdiklerimizi hâlâ “göklere çıkarıyor”; çok sevmediklerimizi hâlâ  “yerin dibine geçiriyoruz…” İlgili “ilim dalı sahipleri”nin fikir ve görüşleri ise hâlâ istenilen ölçüde, “belirleyici” olabilecek ölçüde “dikkate” alınmıyor ve çoğu “millî mes’elelerimize” “kilitlenmiş siyasî pencereler”den bakmaya devam ediyoruz.Neticede sadece “siyasî iradeler”in “rakamları büyürken”, “Bu Ülke” fiiliyatta “aynı hamam, aynı tas” görünümü sergilemekten de kurtulamıyor…

                                      YENİ ÖĞRENDİĞİMİZ BİLGİLER
Biz Türkler,bundan yüzyıl önce, 1915’de, Birinci Harb-i Umumî’nin Çanakkale Muharebelerinde, “Siyonistler”le de, “Yahudiler”le de, “Siyonizm”le de “muharebe” etmiştik. “Derin Tarih” dergimizin Mart 2015 tarihli ‘kapak konulu’ yazıları hep bu mevzû ile alakalı..
Biz Türkler, Fahreddin GÜN Beğ’in ilgili ropörtajında da vurguladığı üzre, “isteseydik Birinci Harb-i Umumî’ye de girmez, neticede çok şeyler de yaşanmazdı…”
Biz Türkler, dönemin idarecilerinin de yönlendirmeleri ile “Çanakkale Muharebeleri”ne “Edebiyatçı Heyetler”de göndermiştik. Beşir AYVAZOĞLU’nun ilgili kitabî çalışması da öğrendiğimiz “yeni bilgiler”den…
Fahrettin GÜN Beğ’in de ilgili ropötajında vurguladığı üzre;  “M.Kemal Mes’elesi”, “Çanakkale Muharebeleri”nde de çokca abartılmakta ve neticede “Çanakkale Geçilmez” dedirten “Paşa”larımız “silikleştirilmeye” devam edilmekte..Hattâ öyle ki, GÜN; “Ben size ölmeyi emrediyorum” sözünün bile “sonradan uydurulduğu”nu bile iddia etmektedir…
Biz Türkler, bütün vatan sathında “il il” ne kadar “şehid” verdik? Meselâ, “Çanakkale Muharebeleri”nde  Samsun’da elli dört şehid(54) vermişiz..Bu hususta “Hasan Celal GÜZEL”in, nam-ı diğer “Tank Hasan”ın “Yeni Türkiye Dergisi Mart 2015” tarihli sayısı “şehidlerimizin sayıları, isimleri” ile dolu…
Ve “Muhammed Diyaüddin” gibi nice “Sadat-ı Kiram Efendilerimiz”(Allah(c.c.) onlardan razı olsun.(âmin); “küffâr”a karşı nasıl “harp etmişler”, “fîsebilillah cihad etmişler” ise “Asrın İmamı” Bediüzzaman Said NURSÎ(k.s), niye “Çanakkale Muharebeleri”nde “harp etmedi”, “fîsebillah cihad etmedi” suâli?! Ramazan BALCI’nın ilgili yazısından da öğreniyoruz ki, “Çanakkale Muharebeleri” olurken; rahmetli Bediüzzaman Said NURSÎ(k.s.) de, Şark’ta, Ermeni Çetelerine ve “Kızıl Moskof”a karşı “harp etmekte”, “fîsebilillah cihad etmekte” idi. Çünkü “vatanı müdafaa etmek FARZ’dı…”
NETİCE-İ KELAM:
 Bir seneyi bulan, deniz,kara ve havada yapılan “Çanakkale Muharebeleri” üzerine bu yıl çekilen “Son Mektup” filmini henüz tamamiyle izleyemedim. Lâkin geçen yıllarda çekilen “Sarı Siyah” sinema filmini “internet” kolaylığı ile izledim. Hattâ öyle ki, “Acaba?” dedim; “doğduğum memleket” olan “Terme”mizin “futbol takımı” olan “Termespor” da “sarı siyah renkleri” böyle bir anlamla mı almıştı?”, diye de düşündüm!!!
Kayseri’den İstanbul’a,neredeyse bütün vatan sathındaki “idadi-lise talebeleri”nin de “harp” ettiği bir “Birinci Cihan Harbi”nin “Çanakkale Muharebeleri…”
Neredeyse “İnciluz Yahudi Mimsiz Medeniyet”in “böyükleri”nce denilenler: “Biz onların çiçeklerini koparttık…” Hakikaten de elde avuçta kalan çoğu “ziyalılarımız”ın “şehadete” kavuştuğu bir “muharebe”dir de “Çanakkale…”
“Çanakkale Ruhu”muz ile her daim dopdolu olabilmek ve “içi saman dolu kuşlar”dan olmamanın da yolunu biiznillah bulabilmeliyiz…
Sarıyer, 21.Mart.2015
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com