28 Ekim 2018 Pazar

"TÜRK SİYASÎ TARİHİNDE BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ-Siyasî Gelişimi-Fikrî Kaynakları-Teşkilatlanma Yapısı(1993-2009)(*)" Kitabı, "BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ"Nİ 'ANLAMA' KILAVUZU

“TÜRK SİYASÎ TARİHİNDE BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ-
Siyasî  Gelişimi-Fikrî Kaynakları-Teşkilatlanma Yapısı(1993-2009)(*) Kitabı,
 “BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ”Nİ ‘ANLAMA’ KILAVUZU


              Yukarıda ismi zikredilen “kitap”,”eser”, tamamiyle ,siyasî tarihimizde,”Lideri Şehid” edildikten sonra da idame eden; neredeyse ‘bir çeyrek asrı’, ’25 seneyi’ tamamlamak üzre olan ve daima “Gönüllerin Partisi” olarak anılmış olan “Büyük Birlik Partisi(BBP)”ni, “Muhammedî Gül Hareket”ini, “YAZICIOĞLU HAREKETİ”ni ‘anlama kılavuzu…’


             Velâkin sahasında tamamiyle ilmî olarak; “siyaset ilmi” olarak; “siyasetoloji” nokta-i nazarında yapılan “ilk çalışma” denilemez!!!

             1991’lerdeki “Devlet-Ocak-Dergâh-12 Eylül’den 1990’lara Ülkücü Hareket”(1); “Kurtların Kardeşliği”(2),”Türk Sağı’nın Üç Hâli”(3) vâri ‘kitap’ ve ‘eser’lerde de, “siyasetoloji” açısından  da, “Büyük Birlik Partisi” hakkında,‘önceden yapılmış çalışmalardı’, diyebiliriz…


           Kısaca,“Türk Siyasî Tarihinde Büyük Birlik Partisi”(4) isimli ‘kitap’ ve ‘eser’in en ehemmiyetli “farkı”; “3.Bölüm” deki “Büyük Birlik Partisi’nin Faaliyetleri”; “4. Bölüm”deki “Büyük Birlik Partisi’nin İç-Dış Politikaya Dair Görüş ve Projeleri”; “6.Bölüm”deki “Büyük Birlik Partisi’nin Teşkilat Yapısı” ile “Ekler”deki ‘izahat’ları ile adetâ “derinlemesine Büyük Birlik Partisi(BBP)”ni mevzû almış olmasıdır…


            Mezkûr ‘kitap’/ ‘eser’; Ömer UMUR’un, ‘dört sene’yi bulan “Yüksek Lisans(Master)” çalışmasıdır da…
            “Ülkücü-Alperen Şehid Muhsin YAZICIOĞLU olmak üzre,’Ülkü Yolunda Şehid’ olan bütün “Ülkücü Şehidler”imize,”şehidler”imize ‘ithaf’ edilmiş” olan,kısaca, “Türk Siyasî Tarihinde Büyük Birlik Partisi” isimli ‘kitab’ı/’eser’i “orijinal” yapan bir diğer hususlar ise; “Kitaba Önsöz”” ve “Teze Özel”deki ve “Sunuş”taki yazılar ile “1. Bölüm”de,”Temel Kavramlar” başlığı ile yayınlanan “Siyaset-Siyasî Partiler-Siyasî Parti Tipleri/Sistemleri/Teşkilatları/ Fonksiyonları” başlıklı, adetâ “Siyaset İlmi/Siyasetoloji’ye Giriş” yazıları olsa gerek!!!
          Bu sebeple de, her ne kadar “sahasında ilk yapılan akademik çalışma” denilemese de, “derinlemesine ve akademik olarak”, kısaca,“Türk Siyasî Tarihinde Büyük Birlik Partisi(BBP)” isimli ‘kitap’/’eser’; “akademik yoğunluğu yüksek ilk çalışma” denilebilecek kertede…

          ESERDEKİ ‘YANLIŞ’LAR,’HATA’LAR ve ‘TARTIŞMALI MEVZÛ’LAR


     Kısaca, “Türk Siyasî Tarihinde Büyük Birlik Partisi(BBP)” isimli eserin “1.,2.,5. Bölümler”i ile “Sonuç” kısmını okudum.
    Gördüm ki, iki-üç mes’ele de ‘yanlış’,’hata’ yapılmış ve ‘tartışmalı mes’eleler’ meydana gelmiş:
     Birinci ‘yanlış/hata’: “Nizam-ı Âlem Ocakları”nın “Alperen Ocakları” olarak ‘isim değişikliği’ yapılmasının ‘gerçek/hakikî sebebi”nin ‘anlaşılır’ bir şekilde izah edilemeyişi…

     Bu mes’ele çok ehemmiyetlidir, çünkü “fikir-düşünce-ideoloji partiler”inde, ‘geri adımlar atmak’, hiç de tasvip edilecek bir hâl değildir.Üstelik, böyle bir “isim değişikliği geri adımı atma”nın sebeblerinden olarak; “Alperen isiminin tarihimize ve mazimize en uygun isim olduğu”(5) izahının gösterilmiş olması da, çok su götürür.
        O zaman sormazlar mı; “Nizam-ı Âlem” ismi, “tarihimize ve mazimize uygun” değil miydi?
      Bendenizin de,  sıcağı sıcağına yaşadığı bu mes’eledeki vetirede, ‘tavrımı’, “isim değişikliği resti” şeklinde ortaya koymuştum.

      Maateessüf dönemin “Samsun Nizam-ı Âlem Ocakları Başkanı” ve “Karadeniz Bölge Sorumlu” Recep TEMEL; “Nizam-ı Âlem Ocaklarına, dönemin Emniyet Teşkilatlarının verdiği bilgilere göre, ‘sızmalar’-“Hizbullah” vari- olduğu bilgisini aldıklarını, bu sebeple de ‘Nizam-ı Âlem’ ismini ‘Alperen’ olarak değiştirerek; “Alperen Ocakları” ismini aldıkları”(6) “gerekçe” göstermişti…
       Hal bu ki; 2018’ler Türkiye’sinde bile, bu mes’elede de,”her şey aslına rucü etmeli” ve şimdilerde “Vakıf Statüsü”nde olan “Alperen Ocakları Eğitim,Kültür,Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı”, ismini “Nizam-ı Âlem Ocakları Eğitim, Kültür,Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı” olarak değiştirmelidir…
      Elbetteki, “Nizam-ı Âlem Ocakları Dergi Temsilciliği”nden; seneler sonra, mevcut ‘Devlet Yapı’mızda, ‘hukukî’ olarak da “Alperen Ocakları Eğitim, Kültür,Yardımlaşma  ve Dayanışma Vakfı” ‘statüsü’ne gelebilmiş olabilmek bir “başarı hikâyesi”dir…
     Yine elbetteki mezkûr eserde, “isim değişikliği sebepleri”, “Devlet Sorunu,Yapısal Sorun,MHP’nin başarısının olumsuz etkileri ve maddî sebepler” şeklinde ‘detaylı/ayrıntılı’ bir şeklide dillendirilmiş de.(7)

      İkinci bir mes’ele ise “BBP’NİN İDEOLOJİSİ”(8)nin izah edildiği sayfalarda, “Nizam-ı Âlem Ülkücülüğü”nün, “Türk-İslâm Ülkücülüğü”nün de adetâ ‘kitabını da yazmış’ olan rahmetli ‘Evlâd-ı Rasul’ Seyyid Ahmed ARVASÎ Hocamızın “Türk-İslâm Ülküsü”nün de, dönemin “Efsanevî Gazetesi” “HERGÜN Gazetesi”nde neşvü nema bulduğunun daha aşikâr bir şekilde izah edilemeyişidir. Üstelik “Ülkücü Camiâ”nın “Burak Yayınları” ile “Bilgeoğuz Yayınları”, bu mes’eleye hiç temas etmemişlerdir…

    Ömer UMUR ise mes’eleyi ele  aldığı kısmın adetâ sonlarına doğru,”Seyyid Ahmed Arvasî’nin Hergün gazetesinde Türk-İslam Ülküsü başlığı ile yazdığı makaleler” izahı da silik ve sönük kalmaktadır…(8)
    Elbette ki, “BBP’nin İdeolojisi”, “İslâm ile meczolunmuş; İslâmı gaye edinen; İslâm’ın izin verdiği hududa kadar milliyetçi”, “soy”u ve “vatan”ı dışlamayan, muhafazakâr ve maneviyetçi, demokrat,Türk-İslâm Ülkücülüğü, İ’lây-ı Kelimetullah için Nizam-ı Âlem Ülkücülüğü”dür…

12 EYLÜL 1980’DEN SONRA DA ,“NİZAM-I ÂLEM DERGİSİ” ÇIKTI!!!

       Bir diğer mes’ele de, “Ülkücü Yemini” de yazmış olan Dr. Lütfi ŞEHSUVAROĞLU’nun, “Nizam-ı Âlem Dergisi Vakıası”nı ele aldığı ve “kamuoyu” ile paylaştığı FETÖ/PDY tescilli “Vahdet Gazetesi”ndeki köşe yazılarında, ‘bir kerecik bile’olsa, “12 Eylül 1980’den sonra da, Nizam-ı Âlem Ocakları tarafından da, ‘Nizam-ı Âlem Dergisi çıktı”, diye yazamayışıdır…(9)

     MÇP’DEN KOPUŞ SEBEPLERİ ve BBP’NİN KURULUŞU

          Ömer UMUR’un, kısaca “Türk Siyasî Tarihinde Büyük Birlik Partisi(BBP)” isimli eserinde, dönemin “Milliyetçi Çalışma Partisi(M.Ç.P.)”nden “ayrılış/kopuş sebepleri” ‘detaylı/ayrıntılı’ bir şekilde ele alınmıştır…
         Bu fakirin bile senelerden bile ‘anlayamadığı’, bazı ‘MHP’liler’in ‘BBP’lilere’, yıllar boyunca “Hain” diye damgalamalarının sebebini,, UMUR’un bu eserinde öğrendim: Meğerse, “MÇP’nin yirmi milletvekilini bulup, grup kuracağı süreçte, kopuşun, istifaların gerçekleşmiş olması”(10) imiş…

         NETİCE-İ KELAM:

     “Türk Siyasî Tarihinde Büyük Birlik Partisi(BBP)-25 Mart 2009-25 Mart 2019”, ikinci bir “Yüksek Lisans Tezi(Master)” mevzûsu olsa gerek…
       Ayrıca,“Milliyetçi Hareket Partisi(MHP)” ile “Büyük Birlik Partisi(BBP)” ile “İyi Parti” ile “Ülkücü Hareket”te, kaç hizip, franksiyon, grup teşekkül etti?, ‘tahkik’e değer…’
      “Atsızcılar, Bozkurtçular, Üç Hilâlciler”, ‘MHP Süreci’nde meydana gelen “franksiyonlar…”
        “AKMHP’liler, AKBBP’liler” de 2018’ler Türkiye’sinde yazılan-çizilen “franksiyonlar”, “gruplar” mı ne?
       Merhum “Ülkücü Alperen Şehid Muhsin Başkan Doktrini”nin mevcut “BBP” neresinde ki?!
        Vesselam…
Terme, 20.10.2018
İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

Dip Notlar:
 (*): Ömer UMUR,”Türk Siyasî Tarihinde Büyük Birlik Partisi-Siyasî Gelişimi-Fikrî Kaynakları-Teşkilatlanma Yapısı-1993-2009”, MUHSİYAD,1.Baskı Mart 2017,Ankara,Not: Eser 3. Baskıyı da yapmış…Kitabı isteme adresi: Ömer UMUR:05052367146;e-mail: umur615@hotmail.com
(1):Tanıl BORA-Kemal CAN, “Devlet-Ocak-Dergâh,12 Eylül ‘den 1990’lara Ülkücü Hareket”, İletişim Yayınları, İlk Baskı 1991, İstanbul
(2): Hakan AKPINAR, “Kurtların Kardeşliği-CKMP’den MHP’Ye-1965-2005”,Kamer yayınları,İlk Baskı 2016,İstanbul
(3): Tanıl BORA,”Türk Sağının Üç Hâli-Milliyetçilik-Muhafazakârlık-İslamcılık”,İletişim Yayınları,1. Baskı 1998,İstanbul
(4): Ömer UMUR, adı geçen eser
(5): Ömer UMUR, a.g.e., s.296
(6): Terme Birlik MEFKÛRE,ilgili kupürler
(7): Ömer UMUR, a.g.e., s.295
(8): Ömer UMUR, a.g.e., s.261-278
(9): Dr. Lütfi ŞEHSUVAROĞLU,Vahdet Gazetesi, İlgili Kupürler

(10): Ömer UMUR, a.g.e., s.80

1 Eylül 2018 Cumartesi

'YİĞİDO' OSMAN KARA: SAMSUN'UN "CEHL-İ MÜREKKEP"İ MİSİNİZ?

‘YİĞİDO’ OSMAN KARA :

SAMSUN’UN “CEHL-İ MÜREKKEP”İ MİSİNİZ!?



             Bu “Yaz 2018”de, “Nutuk’ta Ermeni-Rum-Pontus Terörü”(1) isimli ‘araştırma’m sebebiye yaptığım ‘Nutuk Okumaları’mda, “Sait Molla” ismi, hafızâma mıh gibi mıhlanmıştı.

           Neredeyse bir ayı aşan bir süre sonrasında, “Türkiye YENİÇAĞ Gazetesi”nin  “Atatürk Diyor ki” sayfasının “Millî Mücadelede Zararlı Dernekler ve İsyanlar”(2) başlıklı yazılarda da, “Sait Molla” ismini okuyunca, hafızâmda, adetâ “Lem’alar”, “Parıldamalar” meydana geldi, adetâ “şimşekler çaktı…”

          Ve nihayet; senelerdir Samsun’da ikâmet eden ‘Yiğido’ Osman KARA’nın, “Büyük Zafere Doğru” ismi ile başlayıp; “Sıra Geldi İsimlere” ismi ile biten; “Yakın Cumhuriyet Tarihimizden Portreler” de diyebileceğimiz,”dört bölüm’lük “seri yazıları”nda da; “Sait Molla” ismi de hatırlatılıyordu…

          Hem de “Sait Molla= Said Kürdî”; “Sait Molla=Said Nursî”; “Sait Molla= Molla Said”; “Said Molla= Molla Said”;“Sait Molla= Bediüzzaman Said Nursî” olarak…


        ‘Yiğido’ Osman KARA; bu ‘dört günlük yazıları’ boyunca; “Sait Molla Yetmezmiş gibi”(3); “Keza İngiliz Muhibbi Sait Molla”(4), diye “tanımlamalar”, güyâ “tesbitler” de yapıyordu.

          Mezkûr “=”ler düşüncesi çercevesinde…

         Merhum Bediüzzaman Said NURSÎ’nin, “İngiliz Muhibbi” olması, “İngilizler namına gayretler sarfetmesi” “muhal ender muhal”di…

    Çünkü,neredeyse sekiz seneyi bulan,“Şanlıurfa Seneleri”mde,“Risale-i Nur Külliyatı”nı, ‘bir defa’ okumuştum…

    “Hutuvat-ı Sitte Risalesi” ile de, “Medine-i İstanbul”u “işgal” eden; “dönemin süper güçü İngilizlerle”, amansız bir mücadele etmişti…

      Zaman zaman “Sayfiye Yeri” de olan “Sarıyer”e de, ‘hicret’ etmiş; adetâ “İngilizlerle köşe kapmaca” da oynamıştı!!!

    Hele “Millî Mücadele Aleyhtarlığı”, “Kuvay-ı Milliye Düşmanlığı”, hiç mi hiç, mümkün değildi…

     “Hafızâm dirilmeye başlıyor”du…

      Senelerdir Samsun’da ikâmet eden ‘Yiğido’ Osman KARA’nın, ‘dört gün boyunca yazdıkları” sebebiyle de; “bir tık kolaylığı ile”, “google arama motoru”na, alakalı kelimeleri yazdığımda…

      Hafızâm tamamen dirilmişti…

     Mezkûr “dört gün boyunca yazdıkları” vesair mes’eleleri geçtik!!!

     ‘Yiğido’ Osman KARA, “muhteşem bilgi kirliliği bataklığı”na saplanmış olmalıydı…

       Hal bu ki,merhum Bediüzzaman Said NURSÎ’nin “Millî Mücadele Aleyhtarı Olmadığı”, asla ve kat’a “İngiliz Muhibbi Olmadığı”, “Risale-i Nur Külliyatı”na aşina “Emperyal Güç”ler, “tahkikçiler” de biliyorlar…


       “Vesair Mes’eleler” ise; “Yakın Cumhuriyet Tarihimizden  Portreler” de diyebileceğimiz ‘dört günlük yazı”da zikredilen; “Mustafa Sabri Efendi Mes’elesi”, “İskilipli Âtıf Efendi Mes’elesi”,”Sultan Vahideddin Efendi Mes’elesi” gibi “Mes’eleler…”


               ‘YİĞİDO’ OSMAN KARA:
               SAMSUN’UN “CEHL-İ MÜREKKEP”İ MİSİNİZ!?

    

          “Bir tık kolaylığı” ile de; kimileri açısından hâlâ “ilmî kıymeti” de olan “İnternet Okyanusu”ndan; “Said-i Nursî, Şeyh Said,Said-i Molla; Üçü Aynı Şahsiyet mi?”(5); “Said Molla Başka, Said Nursî Başka”(6); “Said Molla Başka, Molla Said Başka”(7); “İngiliz Ajanı Sait Molla”(8);”İngiliz Muhipler Cemiyeti Hakkında Bazı Notlar ve Belgeler”(9); “Kasten Karıştırılan Üç Said”(10) ve hattâ “Atatürk Said Nursî İsmini Böyle Karıştırmıştı”(11) “iddialı” ve”tez”li  “yazıları” okuduğumuzda; “12 dakikalık video”yu seyrettiğimizde; düpedüz, kimi “cahiller” ve “cehl-i mürekkep”ler; “Aşırı İngilizci”, “İngiliz Ajanı” “Sait Molla”/”Said Molla” üzerinden de; “Şeyh Said” üzerinden de, “Said Nursî Düşmanlığı”/ Bediüzzaman Said Nursî Düşmanlığı” yapıyorlardı…

        Halbu ki, “Paralel Nurcular” diye de “târif edilen” “sözde cemaat, özde terör örgütü” olan “Fetullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapısı” ‘Militanları’ bile böyle “karıştırmalarla düşmanlık” yapmamıştı…

      Düpedüz, “Risale-i Nurları Sadeleştiriyoruz” ismi ile ‘müşahhas düşmanlıklar’ yapmışlardı…

                               ELHÂSIL:


      ‘Yiğido’ Osman KARA; ya ‘bilgi kirliği’ içerisindesiniz, ya da ‘dezenformasyon’a ,’yanıltma’ya, ‘yanıltılmaya’ marûz kalmışsınız…
        Hem de “Yakın Cumhuriyet Tarihimizden Portreler” de diyebileceğimiz, ‘dört gün boyunca’ süren ‘yazılar’ınızın, sadece ‘Sait Molla Mes’elesi’nde de değil!!!

       “Vesaire mes’eleler” ise bu fakirin, bu yazısının ‘boyutu’nu aşar…

       Sizleri yakînen, yazılarınızdan, senelerdir ‘takip’ ediyorum…

        “Ülkücü Hareket’in Tarihine Notlar” da diyebileceğimiz yazılarınız ile “Anti-Amazonizm/Amazonizm Aleyhtarı” yazılarınızdan çok istifade ediyorum.

        Velâkin; 1) Son 17(onyedi) senedir, aşikâr, alenî mevcut siyasî irade eleştirisi yazılarınızı okuduğumu hatırlayamıyorum.
                      2) “Marksistler” gibi zaman zaman ‘hiç beğenmesek’ de ‘Milliyetçi Hareket Partisi’ne, ‘M.H.P.’ye ‘taarruzlarınız’ı da, fazla ‘içime sindiremiyorum…’
                      3) “Samsun’da Tarih Kalpazanı Tartışmaları”n da, üslûbunuzu da çok yadırgamaya başladım.Daha “Bir Kitabı bile olmayan” ‘Yiğido Osman KARA’nın; ‘Baki SARISAKAL’ a ‘saldırısı’nı, doğrusu yine ‘içime sindiremiyorum…’
                     4) Hele yazılarınızdan da ‘bilgilendiğimiz’ üzre; son aylarda, Samsun’daki “Masonik Örgütler”in; -“Samsun Rotary” ve “ADD” gibi -‘davetlerine icabet etmenizi’ de , doğrusu “içime sindiremiyorum…”
                     5) Ve “son olarak”, “Samsun’daki ‘Cehl-i Mürekkep’” dedirtircesine ki, “dört günlük yazılarınız”daki “fikirlerinizi/ düşüncelerinizi” de, doğrusu yine “içime sindiremiyorum” vesselam…

Terme, 31.Ağustos.2018

İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Öğretmen

(1): İsmet GÜLTEKİN, “Terme Ermenileri, Terme Ermeni Üssü mü? Ve ‘Nutuk’ta ‘Ermeni-Rum-Pontus Terörü’ ile ‘Amerikalılar’, google arama motoru ile
(2): “Atatürk Diyor ki”, ‘Millî Mücadelede Zararlı Dernekler ve İsyanlar’(4) ve (5); Kerrar Esat ATALAY, “Türkiye’de Yeniçağ Gazetesi, 21-22 Ağustos 2018
(3): Osman KARA, “Kimdir Bu Payitahtın Gafilleri ve Hainleri”,30.08.2018, 3. Yazı,Samsun Haber Gazetesi
(4): Osman KARA, “Sıra Geldi İsimlere”,31.08.2018,4. yazı, Samsun Haber Gazetesi
(5): “Sorularla Risale”, ’12 Dakikalık’ Video, Youtube,
(6): Abdülbaki ÇİMİÇ,”Said Molla Başka, Molla Said Başka”, (Molla Said eşittir Bediüzzaman Said Nursî),www.sorularla saidnursi.com,PDF’si de var
(7): Abdülbaki ÇİMİÇ, “Said Molla Başka, Molla Said Başkadır”,www.yeniasya.com.tr, 23.Kasım.2015
(8): İhsan MUSLU, “İngiliz Ajanı Sait Molla”, Ortadoğu Gazetesi, 14.04.2018
(9): “İngiliz Muhipler Cemiyeti Hakkında Bazı Notlar ve Belgeler”,PDF’si de var, dergiler.ankara.edu.tr
(10): “Kasten Karıştırılan Üç Said”, Kastamonur.com

(11): “Atatürk Said Nursî İsmini Böyle Karıştırmıştı” “iddia” ve “tez”i, TimeTurk,

"TERME TÜRKAV" NİYE KAPANDI?

                            “TERME TÜRKAV” NİYE KAPANDI?



         Terme “Türkiye Kamu Çalışanları Kalkınma ve Dayanışma Vakfı”, kısaltılmış ismi ile “TÜRKAV” Temsilciliği, Mart 2015’de açılmıştı.

      Terme’mizin “şehir göbeği”ndeki “Ahşap /Tahta Camii”nin hemen hemen karşısında kiralanan binada, faaliyetlerini devam ediyordu…

     Bilhassa “Eğitim-Öğretim Dönemleri” boyunca, geceleri, fedakâr öğretmenlerimiz tarafından, bazı sahalarda “kurslar” verilmekteydi…

     “Gözden Uzak” olduğum zaman dilimlerinin bir “Yaz Tatili”nde, bir akşam, evimden ‘modern nalınları’ giymiş; Terme TÜRKAV Temsilciliğini ziyaret etmiştim…

      Bir delikanlı ile kısa  bir sohbet yapmış, şimdi hatırlayamadığım meşru bir içecek de içmiştim…

     Terme TÜRKAV Temsilciliği Bina içi, ‘mükemmel’ derecede ‘görsellikler’le de donatılmıştı…

    “Türk Tarihi”ni, “Ülkücü Hareket”i ‘Diriltici’ “slogan” ve “görseller”, “bedenleri ve ruhları” da adetâ “dipdiri” tutuyordu…

                  “TERME TÜRKAV”IN İKİ SENEYİ GEÇEN ÖMRÜ!!!


     “Gözden Uzak Diyârlar”dan, sonraki zaman dilimlerinde, Terme’mize geldiğimde ise; “TERME TÜRKAV TEMSİLCİLİĞİ BİNASI”nın, “sönük”, “pörsük” şekilde olduğunun “farkına” vardım..

      Bildiğim, aşinâlıklarım olduğu “Ülküdaşlar”ımdan, kimseye de suâl edemedim. Hâlen de suâl edemedim…

     “İyi ki internet var!!!”, diyorlar ya!!!

     Bu “internet” denilen her ne ise(!); ‘herşeyi ona-buna suâl etmeyi” de gerektirmeyecek  kertede…
   “Google Amca”, neredeyse çok kısa bir sürede, zihinlere mıhlanmış suâlleri de cevaplandırıyor, değil mi?

    “İnternet Arama Motorları”, “Google Amcalar”, “Web Siteleri”, “Youtube”lar, yani ‘size ait televizyon kanalları’, “tarih affetmez” dercesine, “affetmiyor…”

      Çoktandır zihnime mıh gibi mıhlanmış mezkûr mes’eleyi, işte böyle bir “çağcıl imkân” ile yaptığım “tahkik” ve “taharri” ile anladım, kavradım…

       Suâl: - Terme TÜRKAV Temsilciliği Niye Kapandı? Niye Kapatıldı?

       Cevap:- “Ülkücü Hareket” içinde ‘fikir/düşünce özgürlüğü’ olmadığı için!!!

     Suâl: - Nasıl yani?


     Cevap: - 10 Ağustos 2014 senesinde, “Cumhurbaşkanını Milletimiz Tarafından Seçildiği”, dolayısıyla de “fiilen”,’de facto’ bir şekilde “Başkanlık Sistemi”ne geçtikten sonra; “hukuken” de, “de jarso” olarak da, “Otokrasi”,”Tek Adam Rejimi”ne, ‘Pardon’ “Başkanlık Sistemi”ne geçebilmek için; 16 Nisan 2016 tarihinde yapılan “Evet/Hayır Referandumu”nda, “Halk Oylaması”nda; merhum ‘Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ’ tarafından 1989 Şubat’ında kurulan; “Türkiye Kamu Çalışanları Kalkınma ve Dayanışma Vakfı”(TÜRKAV)’ın; “Başkanlık Sistemi’ne Hukuken Geçişi Onaylayan Evet Renkli Oy” tercihi yaparken; “TÜRKAV”dan neşet eden “Türkiye Kamu Çalışanları Sendikası”nın ise “de jarso” olarak, “hukuken”, Türkiye’mizin ‘Başkanlık Sistemine Geçişini Onaylamayan Hayır Renkli Oyu Tercih’ etmesi ile mevcut siyasî zihniyetin “Genel Merkezleri”, “Genel Başkanları”nın “Baskısı”, ki “Başkanlık Sistemine Geçişi Onaylatma Baskısı” neticesi başlayan “kavga…”

       Suâl: - Nasıl “kavga” yani? “Ülkücü Ülkücü ile” ‘kavga’ mı ediyordu?

      Cevap: - Evet…Tabii bu ‘kavga’, “Gomünistlerle”,”Devrimcilerle”, zaman zaman yapılan “yumruklu kavgalar” türünden değil!!!

      Suâl- Nasıl yani? “Yumruksuz”, “döğüşsüz kavga” mı olur?!


      Cevap: - Evet, olur!...Bu fakir de, “Nizam-ı Âlem Ocakları Terme Temsilcisi” iken; ‘bir anda’, ‘temsilcilik odama’ giren; “Nizam-ı Âlem Ülkücüsü” ‘iddiası’ndaki  kişiler tarafından; “hakarete maruz” kalmış; duvara çerçeveli bir şekilde asılı vaziyette olan; “Nizam-ı Âlem Ocakları Terme Temsilciliği Belge”min ‘camları bile kırılmış’ ve hâlâ bile anlayamadığım sebeplerle(!!!), “Nizam-ı Âlem Ocakları Terme Temsilciliği”nden; adetâ “hâl’ edilmiş”; “alaşağı edilmiş”tim…

        ”Teşkilatlı Mücadelenin Handikaplari” bunlar…


      Tıpkı  yukarıda izah ettiğim mes’ele de olduğu üzre; ‘kimin gücü, kime yetiyorsa’, ‘teşkilatlı mücadeledeki üstünlük kavgaları’, ‘ekipler arası kavgalar’, ‘ekipler arası üstünlük kavgaları…”

        Anladın?!

       Suâl: - Evet, biraz anladım da! “Dışarıdan” hiç öyle gözükmüyor amma?

     Cevap:- “Davulun sesi uzaktan hoş gelir…” “Teşkilatlı mücadelenin ‘içinde’, çok sayıda ‘iç kavgalar’ yaşanılır…

     Suâl:- Peki, “Terme TÜRKAV Temsilciliği” de, böyle bir ‘iç kavga’ya mı kurban edildi?

    Cevap: - Evet…”Parlamenter Sistemdem vazgeçip, Başkanlık Sisteminden yana olan Ülkücüler, ‘tüzel kurum’ başkanları; “Parlamenter Sistemden yana olan; “Otokrasi”ye, “Tek Adam Rejimi”ne, “Pardon”, hiçbir “kudema siyasetçi”nin, aslında “onaylayamayacağı”, “ucube Başkanlık Sistemine karşı” olmaları ve “karşı” olan Ülkücülerin, neticede “tasfiye” edilmeleri…

          Vakıa budur…
     Böyle bir “vakıa” sonrası da; Terme’mizde ‘ Ülkücü Hareket’ namına “hayırlı faaliyetler”de bulunan “Terme TÜRKAV Temsilciliği” de, iki seneyi çok az geçen süre sonra, ‘hayırlı faaliyetleri”ni sonlandırmak mecburiyetinde kalmış…Kapanmış…

        Suâl:- “Darbeciler, Cuntacılar” veya “Gomünistler”, “Devrimciler” ‘kapatmamış’ yani…

       Cevap:- Aynen öyle….

                  TERME TÜRKAV TEMSİLCİLİĞİ YENİDEN AÇILABİLİR Mİ?


         Suâl: - Peki, olan olmuş…’Terme TÜRKAV Temsilciliği’ yeniden açılabilir mi?

         Cevap:- “TÜRKAV”,  ‘Ülkücü Hareket’in mevcut  en müessir siyasî teşekkülün inhisarında…Mevcut en müessir siyasî teşekkül ise en son 24 Haziran Milletvekilleri Seçimine, mevcut siyasî iktidar ile ‘ittifak’ yaparak girdi…

       “TÜRKİYE KAMU-SEN” ise yapılan son değişiklikler ile ‘Ülkücü Hareket’in mevcut üç siyasî teşekküllerinden en fazla ‘hangisi’nin inhisarında, bilemiyorum…

          Şayed “isterlerse”, “Terme TÜRKAV Temsilciliği” yeniden açılabilir!!!(mi?), bilemiyorum…

         Velâkin, şu bir “hakikat” ki; “Ülkücü Hareket” namına ‘hayırlı faaliyetleri” olan “Terme TÜRKAV Tüzel Kurumu”, ‘artık yok!!!’

         Suâl:- Çok can sıkıcı bir hâl…
        Cevap: -Evet, aynen öyle…”Ülkücü Hareket’in Mukadderatı” böyle…Dünden-Bugüne ne “iç kavgalar” yaşanmış vesselam…

Terme, 29.08.2018

İsmet GÜLTEKİN

Araştırmacı-Yazar ve Öğretmen

ŞİİR: NERESİNDE?

        NERESİNDE?


Tuttuğunuz “saf”a bakın!
“İslâm”ın neresinde?
Tuttuğunuz “saf”a bakın!
“Edile-i Şeriyye”nin neresinde?
Tuttuğunuz “saf”a bakın!
“Kitap-Sünnet-İcmâ-i Ümmet-Kıyas-ı Fukaha”nın  neresinde?



Yöneldiğiniz “kıble”ye bakın!
“Mescid-i Aksa”nın neresinde?
Yöneldiğiniz “kıble”ye bakın!
“Kabe-i Muazzama”nın neresinde?
Yöneldiğiniz “kıble”ye bakın!
“Kıbleteyn”in neresinde?
Yöneldiğiniz “kıble”ye bakın!
“Beytullah”ın neresinde?


Tuttuğunuz “bayrağa” bakın!
“İslâm”ın neresinde?
Tuttuğunuz “bayrağa” bakın!
“Türklüğün” neresinde?
Tuttuğunuz “bayrağa” bakın!
“Âlem-i İslâm”ın, “Âlem-i Türk”ün neresinde?


Yaptığınız “uygulamalar”a bakın!
“İslâm”ın neresinde?
Yaptığınız “uygulamalar”a bakın!
“Türk Tarihi”nin neresinde?
Yaptığınız “uygulamalar”a bakın!
“Muasır medeniyet”in neresinde?


Tuttuğunuz “saf”a bakın!
“İslâm”ın neresinde?
Tuttuğunuz “saf”a bakın!
“Edille-i Şeriyye”nin neresinde?
Tuttuğunuz “saf”a bakın!
“Kitap-Sünnet-İcmâ-i Ümmet-Kıyas-ı Fukaha”nın neresinde?

Terme, 22.08.2018

İsmet GÜLTEKİN

metgultekin@hotmail.com 

17 Ağustos 2018 Cuma

TERMELİ ÜLKÜCÜ ŞAHSİYET BURHAN ŞEKER ile "TERME ÜLKÜCÜ HAREKET TARİHİ"NE NOTLAR...

     TERMELİ ÜLKÜCÜ ŞAHSİYET BURHAN ŞEKER

                                 ile

“TERME ÜLKÜCÜ HAREKET TARİHİ”NE NOTLAR…


     Neredeyse senelerden beri âdeta “içimde bir ukde” idi:”Termeli Ülkücü  Şahsiyet Burhan ŞEKER ile ‘Terme Ülkücü Hareket Tarihi’ne Notlar’ düşebilecek, bir “hasbihâl”, bir “sohbet”, bir “röportaj” yapabilmek…
     Geçen aylarda,02.Şubat.2018 tarihinde vefât eden “Çarşamba Ülkü-Bir Başkanı Burhan ŞAHİN” vesilesiyle, “içimdeki ukde” yine depreşmişti..Tâ 20 Mart 2018 tarihindeki karşılaşmamızda, kısa bir “hasbihâl”in, kısa bir “sohbet”in ardından, telefon numaramı vermiştim. Kezâ vâlidesi vefât edeli kırk gün olmuştu..Dili ise neredeyse “kısmen felç”i çağrıştıyordu. Üstelik bazı mevzûları da hatırlayamayabileceğini söylemişti. ‘Çangallar Mahallesine doğru hergün yürüyüş yapıyorum’ demişti; Termeli Muhkem Ülkücü Şahsiyet Burhan ŞEKER …

       Bir “Zilhicce Ayı”nda, bir “Hac Mevsimi”nde, neredeyse bir “Kurban Bayramı Arefesi”nde, öncesinde, bir “Cuma günü”, bugün nasip oldu,’içimdeki ukde’ olan bir “Hasbihâl”, bir “Sohbet”, bir “Röportaj…”
        İki saati bulmuştu “Termeli Ülkücü Şahsiyet Burhan ŞEKER ile ‘Terme Ülkücü Hareket Tarihine Notlar” düştüğümüz ‘hasbihâl’imiz, ‘sohbet’imiz, ‘röportaj’ımız…

                    NASIL “ÜLKÜCÜ “ OLMUŞTU?


        Aile yapısı Menderes- Demirel çizgisinden gelen “Demokrat Parti-Doğru Yol Partisi Zihniyeti”ne sahipti. Ne zaman ki “okul hayatı”nda, Giresun’dan Terme’ye atanmış “sol tandanslı “ bir öğretmeninin; sürekli “sol propagandalar” yapmış olmasının meydana getirdiği “anti-pati” ile ‘saf’ını, “Ülkücü Saf”tan yana kullanarak; “Ülkücü” olduğunu ifâde etti.

                 TERMELİ ÜLKÜCÜ ŞEHİD RESUL ŞAHİN VAKIASI


       “Çarşambalı Ülkücüler mi daha kaliteli idi yoksa Termeli Ülkücüler mi?” suâlime; “Biz Termeli Ülkücüler daha kaliteli idik” dercesine şunları ifâde etti Termeli Ülkücü Şahsiyet Burhan ŞEKER:”-Biz Termeli Ülkücüler, asla ve kat’a “Ülkücülükten Geçinenler” değildik….Fatsa ‘düşmüştü’, Ünye ‘düşmüştü’, Çarşamba ise ‘düşmek üzere’ idi..Sıra Terme’nin ‘düşürülmesine’ gelmişti.Bendeniz Terme Ülkü-Bir Başkanı idim…Rahmetli Resul ŞAHİN’i “öldürmek”, “şehid etmek” için, “sol terör” kafasına koymuşlardı. “Pusu”, “Suikast” için “Organize” olmuşlardı. Kendini vurmak isteyen ve “Sol terör” ile hiç mi hiç alakası olmayan Niyazi, “vakıa” öncesi İstanbul’da, bazı evlerde kalmıştı.”Kısasa kısas” dercesine rahmetli Resul ŞAHİN, kendisini öldürmek isteyen Niyazi’den daha önce davranıp, Niyazi’yi vuruyor ve öldürüyor. Resul ŞAHİN’i ise Samsun’dan gelen bir “tetikçi”, “profesyonel bir tetikçi” vuruyor, öldürüyor, “şehid” ediyor…
        Tamamiyle “Sol terör” mensupları, kafaya koymuşlardı, “Pusu”, “Suikast” için de “Organize” olmuşlardı…
       Şayed “12 Eylül 1980 Askerî Darbesi” olmasaydı, Terme’mizde daha çok sayıda ‘kan dökülecekti’, daha çok sayıda “Ülkücü Şehidler”imiz olacaktı…Dönemin “Terme Emniyet Teşkilatı” bile “Pol-Der”ciler, “Pol-Bir”ciler, diye “ikiye bölünmüştü…Terme’mizde “ikiye bölünmüştü”; ‘Beri karşı’, ‘öte karşı’, diye…’Beri karşı’ biz Ülkücülerin elinde idi; ‘öte karşı’ ise “TÖB-DER”cilerin, “Sol Güçler”in elinde idi..Terme’miz de ‘düşme kertesi’ne  gelmişti ki; “12 Eylül” oldu…


                 TERME ÜLKÜ-BİR ve TERME ÜLKÜ OCAĞI

      “Terme Ülkü-Bir Başkanı ben idim. Terme Ülkü Ocağı Başkanı ise Faik SEZGİN idi. Merhum Faik SEZGİN, Terme’de hem İlkokul öğretmenliği yapmakta, hem de Terme Ülkü Ocağı Başkanlığı, “Reislik” yapmakta idi. Evindeki kitaplarından Terme Ülkü Ocağı Kütüphanesini teşkil etmişti. “Doğu Karadeniz’de Kütüphane” denilince, “Terme Ülkü Ocağı Kütüphanesi” akla gelmekte idi. “12 Eylül 1980 Askerî Darbesi” sonrası, Terme Ülkü Ocağı Kütüphanesine ne oldu?, bilemiyorum…

           Hem Terme Ülkü-Bir Teşkilatı ve hem de Terme Ülkü Ocağı Teşkilat binaları, Yüksel EKMEKÇİ’nin işyeri üstündeki yerde idi. En üst katta Terme Ülkü Ocağı, alt katında ise Terme Ülkü-Bir’in teşkilat binası, ‘lokali’ vardı..


            Beni ve benimle olan Ülkücüleri,”12 Eylül”den bir, bir buçuk ay sonra “aldılar…” Otuzbeş gün(35), Samsun’da, askerî bir yerde, “işkence hayatı” yaşadım. Üç gün aralıklarla, şiddet, işkence hayatı yaşadım. Ayaklarımın üzerinde duramıyor, askerler kollarıma girerek götürüyorlardı. Tek başına bir ‘hücre’de kaldım. Kuru ekmekten başka bir şey de vermiyorlardı. ‘Şunu öldürdüm, bunu öldürdüm’, diye baskılar, işkenceler yapıyorlardı..

          Ülkü-Bir mensubu Ülkücü öğretmenler ağırlıkta idi…Otuz beş gün bitimi, “tahliye” ettiler..Zaten Ülkücü öğretmenlerle ‘alınmadan önce’ yaptığımız istişarede, ‘direnmeyecektik.’ “Alırlarsa alsınlardı” yani…’Tahliye’ edilince de, “Niye tahliye ediyorsunuz?”, diye  de suâl edemedik. Velâkin, “tekrar alırlar mı?” ‘endişesi’ yaşadık…
                
                         “BEN DE ÖĞRETMEN İDİM…”


            Termeli Ülkücü Şahsiyet, Terme Ülkü-Bir Başkanı Burhan ŞEKER, anlatmaya devam ediyor:”- Ben de öğretmen idim. İlkokul öğretmeni idi. Diyar-ı Bekr’in Bismil ilçe merkezinde, 12 Eylül öncesinde, iki sene ilkokul öğretmenliği yaptım. Samsun’a ‘tayin’ istedim..’Tayin’im Samsun’a çıktı. “Avrupa Ülkücü Federasyon Teşkilatı Başkanlığı” da yapmış olan; aslında Termeli Ülkücü Şahsiyetlerden Lokman KONDAKÇI’nın da tavassutu ile Terme Bazlamaç Mahallesinde de bir sene İlkokul öğretmenliği yaptım. ‘Kadrolu Öğretmen’ olarak…”12 Eylül” olunca, otuzbeş günlük “işkence hayatı” sonrası, yeniden öğretmenliğime başlamak için müracaat ettim. Bizim durumumuzdakilerle ‘Samsun’ ilgilenince, hem ‘tedavi’ olmak; hem de “işkence gördüğüme dair”  ‘rapor’ alabilmek için İstanbul’a gitmiştim. Dönüşte Terme’ye geldiğimde “müstafî”, “kendi kendine istifa etmiş hukukî duruma” düşmüştüm..
                        
                     04.NİSAN.1986 TRAFİK KAZASI


             “Dört Nisan 1986 tarihinde, Terme’den Samsun’a, kısa tip ‘reno’ taksi ile gidiyorduk. Şöförlüğü Resul GENÇ yapıyordu. Fevzi DEMİRTÜRK, ön koltukta oturuyordu. Ben de arka koltukta..Yollar tek şeritli idi..Böyle değildi…Sis vardı…Hem ağır derecede sis vardı. Gelemen yakınlarındaki köprüye yaklaşmıştık. Önden gelen “302 Otobüs”ten sakınalım derken; köprüden aşağıya uçmuştuk..Rahmetli Resul GENÇ, oracıkta vefât etti. Rahmetli Fevzi ise sapasağlamdı..Ben ise başımı bir yere çarpmıştım.Samsun’da hastaneye vardığımızda, benim için de “ölecek” diyorlardı.O günü akşamı, rahmetli Fevzi DEMİRTÜRK vefât etti. Meğerse iç organları paramparça olmuş…
           Bana da Rabbim bu günleri gösterdi…
          İlkokul öğretmenliğim sebebi ile “Ülkücü Hasan KÖKSAL”ın da ‘iyiliği ile’, Terme Öğretmenevi’nde görevlendirilmelerimle, müdür yardımcılığım ile yirmi seneyi de tamamlayıp; ilkokul öğretmenliğinden emekli oldum…

        “12 EYLÜL ÖNCESİ DE İKİ BUÇUK AY HAPİS YATTIM”


                  “Terme Ülkü-Bir Başkanı”, “Terme Ülkücü Öğretmenler Birliği Başkanı” iken; Lokman KONDAKÇI’nın bir ‘vakıası’ sebebiyle, beni de “aldılar” ve Samsun’da iki buçuk ay hapis yattım..
      Lokman KONDAKÇI, öyle “Ülkücü Hareket’in Tarihi” üzerine “dökümanter çalışma sahibi” Hakkı ÖZNUR’un dediği ve yazdığı üzre; “Ajan-Provakatör” falan değil..Öyle “Ülkücü Hareket içindeki Ajan-Provakatörlerden biri falan değil. Düpedüz yalan…Terme’deki Ülkücü Hareket’e hiçbir kötülüğü olmamıştır. Lokman KONDAKÇI’nın, Terme’deki Ülkücü Hareket’e, bilâkis çok faydaları olmuştur…

            Neticede “siyaset okulu”ndan değil; “sahada yetişmiş bir siyasetçi” olan Sabri ARSLAN ise Terme’deki Milliyetçi Hareket Partisi(M.H.P.) Teşkilatını kurma da emeği olmuştur.                                                                     Sonradan yerini Adnan OKUTAN’a bırakmıştır. Sabri ASLAN, “o yıllar”da da biraz, ‘esnek’, biraz ‘kıvrak’, biraz ‘oynak’ idi…Terme  M.H.P.’den Belediye Başkanı Adayı vesaire oldu..Velâkin “Doğru Yol Partisi”ne de kaydı…”Ülkü Ocağından Yetişenlerden” değildi..Şimdiler de biliyorsunuz…
         Adnan OKUTAN da, Terme M.H.P. İlçe Başkanlığı’nı, Sabri ARSLAN’ın tavassutu ile yaptı..”12 Eylül”de de “içeriye alınmadı..” “Onun-bunun uzantısı değildi” fakat “12 Eylül’de ne oldu da içeri alınmadı?”, bilemiyorum…


       “ TERMELİ FAİK SEZGİN: UNUTTURULAN ÜLKÜCÜ YAZAR”(*)


     “Merhum Faik SEZGİN de, ilkokul öğretmeni idi. “O Yıllar” da “sabahçı-öğlenci” ismi ile “ikili” eğitim-öğretim yapılmakta idi. Rahmetli Faik SEZGİN, hem ilkokul öğretmenliği yapmakta; hem de Terme Ülkü Ocağı Başkanlığı yapmakta idi. Bir kardeşi de “sol cenahta”ta idi. “Nitelikli Solcu” dedikleri ‘tür’dendi fakat “vatan hâini” denilecek kertede değildi…
       Rahmetli Faik SEZGİN de “kaliteli Ülkücüler”dendi. “12 Eylül 1980 Askerî Darbe” öncesi İstanbul’a gitti. “Efsanevî Gazete”, “HERGÜN Gazetesi”nde çalıştı. Yazıları, “Nizâm-ı Âlem Ülkücülüğü”nün ‘kitabını yazan adam’ olarak bilinen rahmetli Seyyid Ahmed ARVASÎ Hoca’nın yazılarının altında da neşrediliyordu. “Dergâh” isimli köşesinde hem “köşeyazarlığı”, hem de “dizi yazılar” yazıyordu. “HERGÜN Gazetesi”nde çalışırken; “Hukuk Fakültesi”ni de bitirdi ve “Avukat” da oldu..”Samsun Barosu”na kayıtlı “Avukat” iken de vefât etti…Allah(c.c.) rahmet eylesin…

                   “HERKES 70’Lİ SENELERİ ÖZLÜYOR”
      Evet, “Merkez”ler olmasa bile “Herkes” neredeyse “70’li Seneleri  Özlüyor…”
    “Herkes”, “her dâvâ adamı”, hem de çok “farklı cenâhtakiler” de…
      Nihayetinde, senelerin “içimdeki ukdesi”ni bir nebze giderebildim..
     İnşaâllah azıcık da olsa, “Hatıralar Canlandı…”
     “Mâzi hatırlandı…”
  “Kökü mâzide olan âti olabilmek” de böyle bir şey olsa gerek vesselâm…
Terme, 18.Ağustos.2018
İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Öğretmen

Dip Not:

(*): İsmet GÜLTEKİN, “Unutulan Termeli Ülkücü Yazar: Faik SEZGİN”, Terme Birlik MEFKÛRE-Birlik Olmadan, Dirlik Olmaz” Kültür Hizmeti, 2017,Terme,”Elektronik Ortam”