9 Ocak 2015 Cuma

شِِر



شِِر ١ اهمَد-َل اَووَل
بَن اوٓنُن ياشيندا اِكَن
تاهتا اوٓتُرمُشتُم
تي گِبِ دَلِكانلي اِكَن
آللاهعا كاوُشمُشتُم.

اوٓتُالتي گارداشيم
ڭِام الَم اُكرُنا
فَدا اوٓلدُلار...
ڭِام-ي الَم اُكرُنا
بَن تاهتا اوٓتُرمُشتُم
اهمَد-َل اَووَل
٢٩.١١.٢٠١٤
اِسمَت گۉلتَكِن
فاتِه


شِِر ٢

مالاگِرتعتِ، قوٓوٓواعيدي
صَلچُكلُيدُ، اوٓسمانلييدي
طۉركعۉن دَ، قۉردعۉندَ، إسلامعين دا
بايراكيدير بايراكيمي
٠٢.١٢.٢٠١٤
فاتِف
إسمَت غۉلطاقإڭ

شِِر ٣


حَم عتوٓپُع، هَم "نُر" اِستَرسِن؛
حَم "پارا"، هَم "هِممَت" اِستَرسِن؛
حَم "دۉنيا"، هَم "اهِرَت" اِستَرسِن؛
يوٓك اۆيلَ ياكما!
فاتِه، ٠٩.١٢.٢٠١٤
اِسمَت غۉلطاقإڭ


3 Ocak 2015 Cumartesi

"GENÇLERLE BAŞBAŞA"(*)

“GENÇLERLE BAŞBAŞA”(*)


Çocuklarımıza ve gençlerimize hangi kitapları tavsiye etmeliyiz.? Bilhassa da “okul hayatları”, “eğitim-öğretim hayatları”, “tahsil hayatları” süresinde!
“Bizim zamanımızda”, diye başlasam cümleye; hemen bir çırpıda “okul hayatıma”, “eğitim-öğretim hayatıma”, “tahsil hayatıma” devam ederken, sadece “rol modellik” öğretmenlerimizden etkilenmedik elbette. Bir de bilhassa da onların bizlere tavsiye ettiği kitaplardan da etkilendik. Yine bilhassa da “okul hayatımıza”, “eğitim-öğretim hayatımıza”, “tahsil hayatımıza” klavuzluk yapabilecek kıvamdaki kitaplar: Rahmetli Ord.Prof. Dr. Ali Fuad BAŞGİL’in “Gençlerle Baş Başa” isimli eseri; hâlâ fikrî seviyesi bile aşılamamış rahmetli Bediüzaman Said NURSÎ(k.s.)’nin “Gençlik Rehberi” isimli eseri; bir Fransız düşünce adamı olan adını Andre Mourois diye hatırladığım yazarın, gençlik üzerine bir eseri; merhum Dr. Rauf DENKTAŞ’ın gençlik üzerine kitapçıkları ile Taha AKYOL’un “Hayat Yolunda “isimli eseri…
Merhum BAŞGİL’in Çarşambalı oluşu ve neredeyse “Cumhurreis” olma kertesine gelişi ile demokratlığına ilaveten, bence, yazdığı “Gençlerle Baş Başa” isimli eseri ile bile yâd edilmeyi hak etmektedir. İlk baskısına ait “Gençlerle Başbaşa” kitabı, kütüphanemde hâlâ yer almakta ve bazen gördüğüm yeni baskılarını da alarak kütüphaneme kazandırmaktayım. En son kaç yüzüncü baskıyı yaptı hâlen hatırlayamıyorum velâkin, “Osmanlı Türkçesi” ile “Osmanlıca” ile de basılan “Gençlerle BaşBaşa”, isimli eser, “tarihî arızalar içinde doğmuş bizim gibi nesilleri” de, bizden sonra gelen; gerek evladlarımızı da, çoluk-çocuğumuzu da kendi kültür kökleri ile de buluşturmaya teşvik edecektir inşallah. Hem “Osmanlı Türkçesi”, “Osmanlıca” ile hem de “Latince” neşredilmiş olan “Gençlerle Başbaşa” isimli eserden şahsen ben hâlâ istifade edebilmekteyim.Geçen “Osmanlı Türkçesi” ile yazılmış bölümü okurken; “tembellik, kötü arkadaş, muvaffak olmanın önündeki düşmanlar” gibi vuzuh dolu izahatlar “milenyum çağı”nda da, “dijital çağ”ımızda da, “sosyal medya çağı”nda da ne kadar da çok geçerli.
“Gençlerle Baş Başa”yı, çocuklarımıza, gençlerimize muhakkak kazandırmalı ve ısrarla okumalarını ve anlamalarını sağlamalıyız.
“GENÇLİK REHBERİ”

“Dijital Çağ”ımızda bile fikrî seviyesi aşılamamış bir mütefekkirimiz de olan merhum Bediüzzaman Said NURSÎ(k.s.)’nin “Sözler” diye de bildiğimiz “Risale-i Nur Külliyatı”ndaki “Küçük Kitaplar”dan “Gençlik Rehberi “isimli eseri de, yine bilhassa “okul çağı”ndaki, “eğitim-öğretim çağı”ndaki, “tahsil çağı”ndaki çocuklarımıza, gençlerimize muhakkak kazandırılmalı, okumaları temin edilmelidir. Hem de bu okumalar, bazı meşreplerdeki kardeşlerimizin de yaptığı üzre bir “program” şeklinde okutulmalı ve anlamaları sağlanmalıdır.
Günümüz gençleri çok hususları anlama ve kavrama anlamında hayli ileri merhalelerde bulunmaktadırlar. Kendilerine bir “istikamet” çizmelerine vesile olacak “Gençlik Rehberi” simli eseri de okuyup, anlamaları elzemdir.
Onca ilmî çalışmalara imza atmış olan Taha AKYOL’un ise adeta yaşadığı “hayat tecrübeleri”nden süzülmüş ve çocuklarımıza ve gençlerimize ışık tutucu “Hayat Yolunda” isimli eseri de muhakkak çocuklarımıza ve gençlerimize kazandırılmalı, okumalarını, anlamalarını sağlamalıyız.

NETİCE:
Belki de “Gençlerle Baş Başa”, “Gençlik Rehberi”, “Hayat Yolunda”, merhum Rauf DENKTAŞ’ın gençlerle ilgili eserleri ve zikrettiğim Fransız yazarın eserleri yayıncılar dili ile söylersek; bir set yapılmalı ve mümkünse “okul çağı”ndaki, “eğitim-öğretim çağı”ndaki, “tahsil çağı”ndaki milyonlarca çoluk-çocuğumuza, gençlerimize kazandırılmalı ve okumaları ve anlamaları sağlanılmalıdır.
Yazımı merhum BAŞGİL’in “Gençlerle Baş Başa” isimli eserindeki şu cümleleri ile bitirmek istiyorum:Namusluluk, insan, vicdanı ile baş başa kaldığı zaman ona verecek utandırıcı hesabı olmamak demektir. Bu ise emin ol ki, mesut olmanın ve iç huzuru ile yaşamanın ilk ve en zarurî şartıdır. Huzur içinde insanca yaşamak istiyorsan, bunu yanlızca doğrulukta bulabileceğinden emin ol. Ve şunu bil ki, hayatta muvaffak olmak demek, doğruluğun ve namusluluğun gösterdiği yolda yürümek suretiyle hedefe varmak demektir. Yoksa, herhangi bir şekilde ve herhangi bir vasıta ile servete,şöhrete kavuşmak ve mevki sahibi olmak demek değildir. Eğer böyle demek olsaydı, yakalanmayan hırsızlara, takipsiz kalan gâsıp ve katillere muvaffak olmuş adam nazarı ile bakmak lazım gelirdi.”(1)

02.Ocak.2015
İsmet GÜLTEKİN

(*): Ord.Prof.Dr. Ali Fuad BAŞGİL, “Gençlerle Baş Başa”, Osmanlı Türkçesine çeviri: Osmanlıca Eğitim ve Kültür Dergisi, Yağmur Yayınevi, 1. Baskı, Kasım 2014

(1): BAŞGİL, adı geçen eseri, sayfa 44-45

21 Kasım 2014 Cuma

ŞİİR: Küfür Sağnağı



KÜFÜR SAĞNAĞI


Yine küfür sağnağı ,
Yağmağa başladı üzerime.
Küfür yağmurlarını,
Engelleyecek,
Şemsiyem nerede?

Fatih,20.11.2014
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

Şiir-BİR ÖMÜR



BİR ÖMÜR


Gözünü bir mescide mıhlamış gibi,
Salat-ı akşamı gözlemekteyim.
Camiden çıkmayan adamlar gibi,
Bir ömür tahayyül etmekteyim.

Kapısına kilit vurulmuş mescidler gibi,
Acı günler yaşamaktayım.
Kütüphaneden çıkmayan adamlar gibi,
Bir ömür tahayyül etmekteyim.

Fatih, 20.11.2014
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

SAHİDEN DE "YAHUDİ" MOİZ KOHEN TEKİNALP'İN İÇYÜZÜ-1








TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİ-ÜLKÜCÜ HAREKET ve ATILAN İFTİRALAR-YAPILAN SUÇLAMALAR
"MİLLÎ GÖRÜŞ/ERBAKAN HAREKETİ"- "SİYASAL İSLÂM/İSLÂMCI SİYASÎLER"-"DİNDAR DEMOKRATLAR" DA DENİLEN BAZI "NURCULAR"-BİLUMUM "İSLÂMÎ HAREKET" MENSUBU ZİHNİYETLİ KALEMLERİN "MÜFTERİLİĞİ" BİTTİ!!!

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİNİN "FİKİR/DÜŞÜNCE ÖNCÜLERİ";
NE "YAHUDİ" İDİ, NE DE SADECE "ADI TÜRK" İDİ...

Bu yazımı, ilk defa bugün(02.Eylül.2011,Cuma) öğrendiğim ve Yeni Çağ gazetesinde hararetle okuduğum "Türk'e Ruh Verenler" yazı dizisinin 12. bölümündeki Rasim EKŞİ imzası ile yayınlanan "Ahmet Ferit TEK" başlıklı yazı vesilesiyle yazıyorum... Hepimizin de malumu olduğu üzre, "Cumhuriyet Tarihi" boyunca Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemine, Ülkücü Hareket'e çok sayıda iftiralar atılmış, çok sayıda da suçlamalar yapılmıştır. Sadece "iftiralar" ve "suçlamalar"la da kalınılmamış, "Yeni Türk Devleti", "Türkiye Cumhuriyeti Devleti"mizin "kurucu fikri, kurucu düşüncesi" de olan ve onsekiz yıl da "resmî ideolojisi" olmuş olan Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi, 31. yıldönümünü idrak edeceğimiz (Şimdilerde ise 34. )12 Eylül 1980 Askerî Darbesi ile de "mahkemeler"de "yargılanılmış"tır...
31 yıl önce(2014’e göre ise 34.) başlayan "yargılamalar"da da, Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemine, Ülkücü Hareket'e atılan iftiralar, yapılan suçlamalar, "Milliyetçi-Ülkücü Hareket"in "en yetkilileri"nce, "en sorumluları"nca, "12 Eylül Mahkemeleri"nde, saatlerce cevaplandırılmıştır...Şayed bir yerlerden temin edip de okuyabilirseniz, zamanın "MAYAŞ YAYINLARI"nca, üç cilt hâlinde neşredilen "MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası"gibi  kitaplardan da hatırlayabilirsiniz...
Neydi bu atılan iftiralar, yapılan suçlamalar?
Bazıları şunlardı:
1) Çetecilik suçlaması ve iftirası...
2) Faşizm suçlaması ve iftirası...
3) Irkçılık suçlaması ve iftirası...
4) Darbecilik suçlaması ve iftirası...
5) "Kontrgerillacılık", "Gladyoculuk", "Ergenekonculuk" suçlaması ve iftirası...
6) Fikir/Düşünce öncülerinin "Yahudi" oldukları, "Türk bile olmadıkları, "adı Türk" oldukları suçlaması ve iftirası...vesaire...
Yukarıda isimlerini zikrettiğim bu "suçlamalar" ve "iftiralar", günümüzde, 2011'ler Türkiye'sinde bile (Şimdilerde 2014’ler Türkiye’sinde)dillendirilmekte, yazılıp-çizilmekte, "özel toplantılar"da, "özel sohbetler"de sanki "suçlama ve iftira" değilmiş gibi, bir "nass" gibi , bir “dogma” gibi seslendirilmekte...
Ben de, "ortaokul birinci sınıftan beri" Türk Milliyeyetçiliği Fikir Sistemi'nin, Ülkücü Hareket'in "içinde" olmam hasebiyle de, acizane, verdiğim "fikir mücadelesi"nde ve yazdığım yazılarda, atılan "iftiraları"n, yapılan "suçlamalar"ın mesnetsizliğini ortaya koymaya çalışmışımdır. Merak edenler, "mefkûre adamları" başlıklı "blog"larıma ve www.millimefkure.com " isimli siteme de bakabilirler...
Heyhat! Bir "suçlama", "bir "iftira" vardı ki; bir türlü "söyleyebilecek sözüm" olmazdı, bir "mehaz/kaynak" belirtemezdim ancak asla da "içime sindirmezdim..." O "suçlama", o "iftira" ise "Milliyetçi-Ülkücü Hareket"in "fikir/düşünce öncüleri"nin "Yahudi" oldukları, "Türk bile olmadıkları" idi...Gerçi, "Ziya GÖKALP" mevzuunda, böyle bir "suçlama"yı, böyle bir "iftira"yı cevaplandırabilecek çok sayıda "mehaz"a, çok sayıda" kaynağa" ulaşmayı Rabbim bana nasip etmiş ve "Molla Said-i Meşhur Ziya GÖKALP ile de Tanışmış!!!" başlıklı yazımda, "nokta-i nazarları"mı ortaya koymuştum...
Ve Rabbü'alemin, bugün de bana, içinden çıkamadığım, "söylecek kelime" bulamadığım "Moiz Cohen TEKİNALP" mevzuunda da nasiplendirdi. Milliyetçi-Ülkücü kalem sahibi Rasim EKŞİ'nin bahse konu" Türk'e Ruh Verenler" yazı dizisinin 12. bölümünde, "Ahmet Ferit TEK" başlıklı yazısı ile "söylecek kelimeler"le nasiplendirdi...
Artık "gına getirir" derekesinde, Abdurrahman DİLİPAK'tan, M. Ertuğrul DÜZDAĞ'a; Sadık ALBAYRAK'tan Mehmet Şevket EYGİ'ye; M. Latif SALİHOĞLU'ndan Kazım GÜLEÇYÜZ'e kadar daha burada isimlerini zikredemediğim bilumum "İslamcı kalemler"in attığı "iftira" da, yaptıkları "suçlama" da bitti...
"Türkiye Cumhuriyeti Devleti"mizin "İlk İçişleri Bakanı", "Türk Ocağı Derneği"nin ""İlk Reisi/Başkanı" da olan ve "sanat tarihçilerimizden Dr. Emel ESİN Hanımefendi'nin de babası olan "Ahmet Ferit TEK"in yazdığı "TURAN" isimli eserinde "TEKİN" mahlasını kullanınca, 02.Eylül.2011'lere kadar, günümüze kadar uzanan "Moiz Cohen TEKİNALP" ile "karıştırılması..."
EKŞİ'nin de zikrettiği üzre "Hiçbir Türk Milliyetçisi'nin Cohen'in görüşlerini benimsemesine imkân yoktur" fakat yine EKŞİ'nin zikrettiği üzre,"İlk İçişleri Bakanı" olarak "Ahmet Ferit TEK"in, "İstiklâl Savaşı sırasında vatana ihanet eden 150 kişinin-ki 150'likler listesi-150'likler kararnamesi olarak biliniyor-kararnamesini hazırlamış olmasının meydana getirdiği "husumet", "adavet", "düşmanlık" ile de yazdığı "Turan" isimli eseri sırf "Tekin" mahlası "karışıklığı" da bahane edilerek "Moiz Cohen TEKİNALP'e maledilmiş...Yine, kızı Dr. Emel ESİN Hanımefendi, "Turan" isimli kitabın babasına ait olduğunu ifade ettiği gibi,1914'de "Türk Yurdu Kitaphanesi Yayınları"nca da ve 1999'da da "Turan Kültür Vakfı"nca da neşredilmiş.. Şimdiki –bu yazının yazıldığı tarihe göre-TTK Başkanı Prof.Dr. Ali BİRİNCi tarafından da "Turan" isimli kitabın, "Moiz Cohen TEKİNALP" e değil, "Ahmet Ferit TEK"e ait olduğu da ispatlanmış.(*)
Ne yazık ki Türkiye'mizde artık "hükûmet" olan ve "devlet" te "yönetmeye" başlayan ve kendilerine "Liberal İslâmcı Zihniyet" te denilen "kadrolar" da, bilumum "İslamcı Zihniyetler" de, "Türk'üm" diyememekte, "Türk Milleti'ne mensubiyet şuuru" duyamamakta.."Türk dersem bana ırkçı derler" mentalitesindeki bu "zihniyetler", rahatlıkla "Kürd'üm" demekte amma!!! Bilmem kaçıncı "sol gazete" de olan "Radikal"de, bir köşeyazarının da yazdığı üzre, "Türk'üm dersem ırkçı olurum" diyen "Irkçı İslamcılar" ile "Irkçı Ulusalcılar" da, Türkiye'mizin "fikir-düşünce olguları"ndan...
"Fikirler/Düşünceler Vadisi"nde, "propaganda üstünlüğü"nü muhtelif sebeplerle "elde etmiş olan", bilumum "Solcular" ile "bilumum "İslamcılar"ın "Milliyetçi-Ülkücü Hareket"e attıkları, atacakları "iftiralar", yaptıkları-yapacakları "suçlamalar bitmez elbette..Lâkin "söylecek sözlerimiz", "konuşacak kelimelerimiz", "göstereceğimiz mehazlarımız/kaynaklarımız" olmalı..
Dördüncü yılına girilen-2014’lerde bitti!!!- "Ergenekon Tartışmaları", "Gladyo Tartışmaları", "Kontrgerilla Tartışmaları"nda, bilumum "İslâmcılar" gibi Türkiye'deki "Sosyalistler"in dillendirdiği, yazıp-çizdiği; "12 Eylül 1980 öncesi her M.H.P. İlçe Başkanı, İl Başkanı Kontrgerillacı idi", "iftirası", "suçlaması" ne kadar da "kof" çıkmadı mı?
"Yetişme ortamları, tarzları" gereği de, "İngiliz Yahudi Darwin" gibi "kadrolu Türk Düşmanı" olan "liberal İslâmcı zihniyetler", şayet "Sosyalistler"in dediği üzre öyle bir "vakıa" olsa idi, "Milliyetçi-Ülkücü"lerin "gözlerinin yaşına" bakarlar mıydı ki?!!!
Ne kadar çok arzulardım; "Milliyetçi-Ülkücü Kadrolar"ın da, "propaganda üstünlüğü"nü-elbette hakkaniyetle- ele geçirmelerini...
02.Eylül.2011,
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

Dip Notlar:
(*): Rasim EKŞİ, "Türk'e Ruh Verenler(Ahmet Ferit TEK)-12,Türkiye'de YENİÇAĞ, 02. Eylül.2011, Cuma, s.8