19 Haziran 2020 Cuma

"ŞEHİD" MEFHUMU NASIL YAZILIR YAHÛ?-1 ve 2-

"ŞEHİD" MEFHUMU NASIL YAZILIR YAHÛ?-2-


Yaşadığım "Horasan Alperenleri Toprağı","Cennet âsâ şehri"mizin güzide "Edebiyat Öğretmenleri"mizden; hâlen Samsun'umuzda, bir "okul"da,"idarecilik" yaptığını bildiğim, "eli kalemli" bir meslekdaşımın "Acımız Büyük"(1) başlıklı makalesini okudum.
Biliyorsunuz, 6(altı) gün evvel, Müslüman Türk'ün bir "Kandil Gecesi"nde,"Recep Ayı'nın İlk Cuma Gecesi"nde, "Regaib Kandili Gecesi"nde, "33+3=36 Mehmedçiğimiz";'Müslüman İran(!)+ Kızıl Moskof" ve elbette "Amerika Tezgahı" neticesi "şehid" edildiler.
Tıpkı meslekdaşımın zikredilen yazısında vurguladığı gibi;"En büyük saldırıları, kutsal gecelerde yapıyorlar.Su uyuyor, düşman uyumuyor. Bir başka saldırıyı da 'Kadir Gecesi'nde yapmışlardı."(2)
Velâkin toplamda "36 Mehmedçiğimiz"in " şehid" olduğu "acı ve hüzün" dolu bu "kahbe olay" sonrasında da, yine "müdakkik gözlerle","yazılı basını","televizyon yayını alt yazı ve haber başlık yazıları"nı ve "sosyal medya"yı takip ettiğimde; bir defa daha,rahmetli mütefekkirlerimizden Cemil MERİÇ'in "Bu Ülke"sinde, hâlâ "şehîd/şehid" kelimesinin, mefhumunun yazılışında, bir "birliktelik" olmadığını, hele de "şehit" diye yazarak;"Galat-ı Meşhur/Meşhur Yanlış"a devam edildiğini de, bir defa daha anladım.

Meslekdaşımın "Acımız Büyük"(3) başlıklı yazısını bu "göz" ile okudum ve:"6(altı) defa "şehid" diye; "6(altı) defa da "şehit" diye yazıldığını "tesbit" ettim.
Tıpkı "Bu Ülke"nin 'Manzarası" nda olduğu üzre; neredeyse,Türkiye'mizin yarısı "şehid" diye, diğer yarısı da "şehit" diye yazıyor.
"tr.m.wikipedia.org" ise; "Şehid" diye yazmış fakat şöyle iki anlam vermiş:'İslam dininde Allah'in 99 isminden biri...Şehîd, İslam dinininde (böyle yazılmış.İ.G.) din uğrunda vefât eden kişiye verilen isim."(4)
"Türk Dil Kurumu"nun "Güncel Türkçe Sözlüğü" 'kutucuğu'na ise; "Şehid" veya "şehid" yazdığımızda,"Bu söz bulunamadı" ifadesi çıkıyor.
"Şehit" veya "şehit" yazdığımızda ise; "şehit, -di; isim,Arapça Şehid" ibareleri çıkıyor ve anlamı ve misali de şöyle veriliyor:"Kutsal bir ülkü veya inanç uğrunda ölen kimse.
Ey mavi göklerin kızıl ve beyaz süsü.
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü."

"Bayrak Şâiri"miz; "Mevlevî" rahmetli Arif Nihat ASYA'nın şiirinde "şehid" yazılı temsil verilmiş.
Yine "İşaret Dili" temsilinde ise;"t" bitimi yazılışı "işareti" yapılmış. (5)
"Diyanet Teşkilatı"mızın "İslam Ansiklopedisi"nin "Şehid Maddesi"nin izahını yapan sayfada ise;"şhd";"şın, he,dal"; "şehâdet(şühud);"şehîd(çoğulu şühedâ";" dinî bir terim olarak" anlamı ise;'Allah yolunda öldürülen müslümanı ifade eder"diye izahlar yapılmış.

Aynı "madde"deki "resim altı yazıları"ndaki ifadelerde ise;"Uhud Şehitliği","Çanakkale Şehitliği","57.Alay Şehitliği Anıtı","Edirnekapı Hava Şehitliği" ve "Tayyare Şehitliği Anıti" diye yazılmış.
Yine aynı "madde"nin "müellifi" ise; izahatlarında 'şehit" yazılı ifadeyi kullanırken;" Uhud Şehidliği" ibaresini kullanmış. Ve "şehid" yazılışının daha da doğru yazılışını ise "i üzeri inceltme işaretli" yani "şehîd" şeklinde olduğunu da, âdeta hatırlatmak istemiş.(6)
En azından, bundan böyle; "şehid" diye yazabilsek bâri...
Terme, 4 MART 2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Notlar:

(1): Selim EROĞLU,"Acımız Büyük", Terme Bilgi Gazetesi, "4.Cemre" Köşesi, Yıl:17 Sayı:889, 4 MART 2020, s.4
(2):Selim EROĞLU, adı geçen yazısı
(3): Selim EROĞLU; adı geçen yazısı
(4): tr.m.wikipedia.org,"Şehid"
(5): sozluk.gov.tr,"Türk Dil Kurumu","Güncel Türkçe Sözlük","Şehit"
(6): https://islamansiklopedisi.org.tr,"şehid maddesi","Müellifi:Fahrettin ATAR"
"ŞEHİD" MEFHUMU,
NASIL YAZILIR YAHÛ?-1-
"Biz Türkler", "Türk Milleti","Kadim Millet Türkler", tarih boyunca en fazla "şehid" vermiş bir milletiz de.
"Harpler,Türk'ün düğünüdür" inanç ve şuuru, yaşadığımız zaman diliminde de geçerli.
Âdeta "düğüne gider gibi,"cihad"a, "İ'lây-ı Kelimetullah'a koşuyoruz, gidiyoruz.
"Ölürsem, öldürülürsem "şehid"; kalırsam, yaşarsam "Gazi"yim" inanç ve şuurumuz; rağmenlere rağmen "örselenemiyor", "yok edilemiyor..."
"Hamaset yapıyorsunuz";"Şovenizm kokuyorsunuz", hattâ "Irkçılık yapıyorsunuz" deseler de,"Müslüman Türk Milleti"ne aidiyet şuuru ve mensubiyet duygusu ile dopdolu olanlar;"hamaset"line "hamiyet"le;"şovenizm"e,"vatan sevgisi imandandır" ile;"ırkçılığa" ise "İslâm ile meczolmuş 'müsbet milliiyetçilik' ile devam ediyorlar.
Daha geçenlerde,"Galat-ı Meşhur"luğa da Devam" başlıklı yazımda ise şöyle demiştim:
"ŞEHİD” NASIL YAZILIRDI?
Son haftalarda en fazla “düşünmeye” başladığım kelime yahut mefhum ise “şehid” kelimesi, “şehid “ mefhumu…
“Televizyon Kanalları”nın ‘alt yazılı”larına ‘bak’ıp ‘gör’düğümde, neredeyse hep hâşâ sonu “it” ile bitmiş şekilde yazılıyor: “Şehit” şeklinde...
“En koyu milliyetçi siyasî teşkilatlar”ın ‘cerideleri’ne ‘bak’tığımda da, neredeyse hep hâşâ sonu “it” ile bitmiş şekilde yazıldığını ‘gör’üyor ve ‘oku’yorum…
Hayıflanıyorum; “toprağı sıksan şüheda fışkıracak şüheda” denilen “vatan”ımızda, daha “şehid” yazabilmeyi bile bilemiyoruz…"
Bilhassa benim "Cennet Pınarı Selsebîl Harekatı" diye târif ettiğim "Barış Pınarı Harekatı"mızin "9, Gün"ünde de,"şehid" mefhumunun, kavramının, kelimesinin "galat-ı meşhur"/meşhur hâtâ"lı yazılışına,"müdakkik gözler"im takılmadan edemiyor.
Hâlâ muhtelif "televizyon kanalları","Cenup Hudutları"mızdan;"Suruç"tan;"Akçakale"den;"Ceylanpınar"dan ve "Nusaybin" den yaptıkları "canlı/naklen yayın"larda,"alt yazı"larında;âdeta hâşâ "it şehid"lerimiz;" hâşâ "köpek şehid"lerimiz dercesine, çağrıştırırcasına "şehit: diye yazıyorlar.
"Gazetelerimiz" de, hâkeza aynı minvalde,"galat-ı meşhur"luğa,"meşhur hâtâ"ya devam ediyorlar...
Yine şöyle "müdakkik gözler"le çevremize "bak"tığımızda ve "gör"düğümüzde, "sahih/doğru" bir şekilde,"şehid" mefhumunu, kavramını, kelimesini yazamadığımızı anlıyor ve kahroluyoruz.
NETİCE-İ KELAM:
" Medeniyetimizin Temel Kıtabı","Kitabullah"da,""Kur'an-ı Kerim"de,"şahid" yahut "şehid" kelimesi kaç defa geçiyor, bilemiyorum.
Velâkin "şin-he ve dal" harflerinden meydana geldiğini-hâtâlı mı yazdım yoksa?(şe-he-dal) mı demeliyimdim?- ifâde edebiliriz.
"Sonu 'dal' harfi ile bitiyor" dersek; muhakkak.
Rahmetli Şemseddin Sami,"Arapça, Farsça ve Türkçe"den meydana gelen "yazı lisânı/yazı dili" 'Osmanlıca'ya bile "Lisan-î Türkî/Türk Lisanı/Türk Dili/Türkçe" dermiş.
Neticede,"kültürel etkileşim" ve "tarihî gelişim";"Latin Alfabesi"nı,"Latince"yi âdeta "mecbur" bırakmış,"Türkçe"yi,'Latince" yazmaya başlamışız....
Ve "şehid" mefhumunun "sahih/doğru" bir şekilde "yazılışı" gibi "birçok mes'eleler" de ortaya çıkmış.
"Şark'ın Meşhur Kürd Âlimi" bile "kırmızı kaplı kitaplar"ının "Latince" basılışına, neşredilişine "cevaz" vermiş.
"ŞEHİD" KELİMESİ,'ŞEHİD' DİYE YAZILA...
Çarşamba, 17 Ekim 2019
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
"TAHA AKYOL: "ONLAR DA KAHRAMANDI-GÜCE BOYUN EĞMEDİLER"

Daha henüz bu kitabı okumadım.
Velâkin "bağımsız kişilik" ve " özgür birey olmak", çok önemli.
Hani derler ya;"Onun-bunun adamı olma; dâvânın adamı ol."
Geçen "28 Şubat"ın "23. Yıl"ı hâtırasına;'"28 ŞUBAT ÇIKTISI" BİR "ZİHNİYET" başlıklı yazımda; "Güce Ram Olmaları/Güce Boyun Eğmeleri" sebebiyle; çoğu "tüzel kişilik/hükmî şahsiyet sahibi kurumlar"in; ilgili ve yetkilileri"ne; aslında "Terme İlçesi Doğumlu", nâm-ı diğer OZAN ÂRİF'in biçtiği "Şerefsizlik Libası"nın çok yakıştığını ifâde etmiştim.
Günümüzde,"Kitleler Psikolojisi"ne uymuş, bazı güya "Milliyetçi-Ülkücü-Alperen" "siyasî tüzel kişilikli kurum sahiplerine", hâlâ "Şerefsizlik Libası" yakışmaya devam ediyor.
SON SÖZ:"Nizâm-ı Âlem Ülkücüleri"nin;""Türk-İslâm Ülkücüleri"nin "Rol Modeli" rahmetli ARVASİ HOCA'mızca ifâde edersek;"İslam'da hürriyet; Allah'tan başkasına kul olmamaktır."
"Avamca" ifâde edersek;"Nefes boruna ve yemek boruna sahip çıkabilmeli; elimizi-kolumuzu kaptırmamalı";önümüze serilen /serilecek olan muhtemel "dünya nimetlerine" asla ve kat'a kanmamalıyız.
Ki, "hakikî kahramanlık" da budur.
VEYL OLSUN "GÜCE BOYUN EDENLERE!"
4 MART 2020
İsmet GÜLTEKİN

TÜRK TARİHİ ÇİZGİ ROMAN KAHRAMANLARI...

ALLAH(C.C.) RAHMET EYLESİN, TAKSİRATLARINI AFFEYLESİN(ÂMİN)
"1965 NESLİ"NİN ÖNEMLİ "BESLENME KAYNAKLARI" İDİ.
TEYZEOĞLUMUN BİR HAMAL ARABASI DOLUSU "ÇİZGİ ROMANLARI" ile de BÜYÜMÜŞTÜK....

"VAİZ: Öteki Mehmed Âkif"(*) Yahut...

"VAİZ: Öteki Mehmed Âkif"(*)
Yahut
"MEHMED ÂKİF" ÜZERİNDEN,
"ZORAKİLİKLER"İ,
ANLAMA ve KAVRAMA CEHDİ

Geçenlerde yazdığım "Türkiye Nakşibendileri" ve 'Nakşibendi" Said NURSÎ,"İstiklâl Harbi"nde,"Millî Mücadele"de,"Kurtuluş Savaşı"nda Yoktular" (1)başlıklı yazımı da paylaşmıştım.
Bu; kısmen de olsa "araştırma yazı" m vetiresinde, hem "Derin Tarih Dergisi"nin; hem de "Yeni Şafak Gazetesi"nin "Kitap İlâveleri","Kitap Tanıtım Yazıları"na;"İstiklâl Harbi'nde Mevlevîler ve Bektaşiler"(2) isimli "kitap tanıtımları" yayınlandı.
Bilhassa da "Derin Tarih Dergisi"(3)ndeki "İstiklâl Harbi'nde Mevlevîler ve Bektâşiler" isimli kitabın "tanıtimı"ndaki şu cümleler ise gayet dikkat çekici idi:"İstiklâl Harbi'ne bütün tarikatlerde destek vermişlerdi."
Acaba,"Türkiye Nakşibendileri" de, "tafsilatı"nı henüz bilemediğiz;"İstiklâl Harbi" ne geniş çaplı "destek" vermişler miydi?
ÂKİF'İN "İDEOLOJİSİ"
Artık biliyoruz ki; rahmetli Said NURSÎ,"Nurcu" bile değilken; bütün ömrünü "İslâmcı/Siyasal İslamcı" olarak tamamlamışken; nasıl olur da, onlarca "franksiyonlar"a,"hizipler"e,"gruplar"a, "cemaatlar" a "bölünmüş" 'Nurcular","Nurcu" olabiliyorlardı ki!?
İşte bu kertede; rahmetli Said NURSÎ ile "iki müşterek hususiyeti";"Ulu Hakan" 'Aleyhtarlığı' ve "Dar'ül Hikmet-i İslamiye Cemiyeti Üyeliği" olan rahmetli Âkif'in "ideolojisi" neydi?
Âkif,rahmetli tarihçimiz Yılmaz ÖZTUNA'ca dersek;"18( onsekiz) sene "Resmî İdeoloji"miz olmuş 'Türkçülük'e,"Türk Milliyetçiliği"ne ' "karşı"mıydı?
"Âkif, İslamî duyarlılığa sahip, Kur'an'ı hayatının merkezine yerleştirmeye çalışan; dünya müslümanlarının birliğini, bütünlüğünü savunan, dindar bir şâirdir."(4)
" Âkif, genel anlamda kavmiyetçiliğe, ırkçılığa karşıdır. Kavmiyetçiliğin, ırkçılığın yıkım getirdiğini düşünmektedir."(5)
Âkif'in "Türklüğe" ve "Türk Milliyetçiliği"ne "tamamen karşı" olduğunu söyleyemeyiz.
"Balkan Faciâsı" öncesi "şiirleri"nde,"Arap-Türk Birlikteliği"ni "savunmuş" olan Âkif;" Hani milliyetin İslâm idi...Kavmiyet ne!" mısraları ile başlayan şiirler yazmıştır.(6)
Tıpkı, belki de aynı vetirelerde,"İslamcı/ Siyasal İslamcı" Said NURSÎ de;" Milliyetimiz,"Milliyet-i İslamiyedir/İslam Milliyetidir" diye yazıyordu.
Nasıl ki;"İslamcı/Siyasal Islamcı" Said NURSÎ, belki de, 1915'lerden sonra, hâlâ bile seviyesi aşılamayacak kertede,"Mektubat"ında,"Müsbet Milliyetçilik","Menfî Milliyetçilik" tasnifleri ile "Milliyetçilik Bahsi"ni yazmışsa; Uğur MUMCU'nun da "İslamcı Aydın"(7) dediği senelerde; 1915"lerden sonra, yazdığı şiirlerinde, bilhassa "Türk" diye de yazmaya başlamıştır.
"Âsım" şiiri:"Yurdu baştanbaşa dönmüş Türk'ün";"..dimdik Türk'ün";"...Türk'ün kanına..."(8)
Âkif, artık "Türk Irkı"ndan,"Türk Milleti"nden bahsetmekte ve de yazmaktadır:"..Değişik sanki o arslan gibi ırkın torunu..."; "...Sözü sağlam, özü sağlam, adam ol, ırkına çek...";"Ordunun Duâsı" şiirinde ise;"Türk eriyiz, silsilemiz kahraman/ Müslümanız, hakk'a tapan müslüman"(9)
"İstiklâl Marşı" şiirinde ise;"Türk Irkı"nı,"Irkımızı","Kahraman ırkıma" diye taltif etmiştir.
"Ümmetçilik-Milliyetçilik";"İslamcılık-Milliyetçilik" arasında "bocaladığı" da anlaşılan Âkif;"İstiklâl Marşı"nı yazmış olmasına rağmen; Atatürk gibi "Gerçek Türk Milliyetçisi" değildir.
Tüm Milliyetçilikler gibi Türk Milliyetçiliğine de "karşı"dır."(9)

Tıpkı "mevcut siyasî irade"nin;"altı ay kesintisiz Türk Milliyetçilerini ayaklar altında ezmesi" gibi...
"SAFAHAT"TA SAİD NURSÎ ELEŞTİRİLERİ
Âkif'in "Safahat"ındaki "Fatih Kürsüsünde" şiirindeki bazı mısraların ise; hem dönemin "cahil hocalar"ını ve " hurafa dinciliğini" kasteddiği; hem de Said NURSÎ'yi kasteddiği "iddia" edilmiştir.
Aynı şiirindeki bazı mısraların ise;"Atatürk'ü kastediğini" 'iddia' edenlerde olmuştur.(10)
"Âkif bu dizeleriyle doğrudan Said-i Nursî'yi hedef almamış olsa bile, bu dizelerinde anlattığı "sakat din anlayışı"nın temsilcilerinden biri de, Said-i Nursî olduğu çok açıktır."(11)
"Safahat"ındaki "Fatih Kürsüsünde" şiirinin alakalı mısralarındaki çok "ağır eleştiri ifâdeleri" ise şöyledir:
"Vâiz geçinen maskara...";"avanak"; "nâmerd"; "fesâdına kurban zavallıların"; "Gidi cahil amca"; "Tepende gezdirecek ra'dı intikamını hak"; "Vebali boynuna yüklenmesin mi yoksa"; "...Ümmeti idlal edip sefil etmek"; "...dini hurâfât içinde inletmek?";"Niçin Kitâb-ı İlâhî'yi payimal ettin?"/ "Niçin Şeriat'i murdâr elinle kirlettin?"; "Çıkıp tepinmeye yok muydu başka sâhâ?"/ "Nedir bu salladın çifte, Kâ'betullaha?" / Herif! Şu millet-i ma'sumeden ne isterdin?/ Ki doğru yol diye tuttun, dalâlı gösterdin!"
"Öteden Kürt atılır, Doğru mu dersin be hoca?"(12)
ÂKİF ve "İNKILÂP YILLARI"

Merhum Âkif, "Cumhuriyet Dönemi"nde,"İnkılâp Yılları"nda, nerede idi?
Merhum Âkif, "Atatürk önderliğindeki","Ulu Önder" ce gerçekleştirilen "yenilikler""e, "radikal değişimler"e,"inkılâplar"a nasıl bakmıştı?
Merhum Âkif;"Saltanat'ın kaldırılışı"(1922); "Cumhuriyet'in ilânı"(1923); "Hilâfet'in ilgâsı"(1924) ve "Osmanlı Hanedanı mensuplarının yurt dışına sürgün edilmeleri"; "Eğitim-Öğretimin birleştirilmesi" ve "Medreselerin kapatılışı"(1924) yıllarında,"Cumhuriyet Türkiyesi"ndeydi."(13)
Âkif'in Türkiye'mize dönüş sürecinde;Mısır'da,İskenderiyye'de, Lübnan'da, Şam'da, Halep'te ve Hatay'da iken de; "1923'ten sonra" yayınladığı "Sebilürreşad Dergisi"nde de,"Mısır'dan yazdığı mektuplar"da da; "resmî devlet raporları"na(14) göre de;"İnkılapları eleştirici","sözlü ve yazılı izahatlar" da bulunmuştur.
Âkif, yapılan bazı "inkılâpları eleştirmiştir" yani.
Ve "Türkiye"mizde olmadığı "10(on) buçuk sene"de de;muhtelif "Atatürk Düşmanları" ile " Cumhuriyet Düşmanları" ile "150'likler" ile "Arap Milliyetçisi, Türk Düşmanı ve Fransız Uşakları" ile haşir-neşir olmuş; "sıkı dostluklar" kurmuştur.
Ve bu "sıkı dostluklar"da da;"Türk inkılâpçılarını tekfir ve telin ediliyordu."(15)
Fakat merhum Âkif; bu kişiliklerin "çirkin planlarının içinde olmamıştır."(16)
Âkif,"Cumhuriyet Türkiyesi"ndeki " 1(bir) yıl 9 ay"lık zaman sürecinde ise; yayınladığı "Sebilürreşad Dergisi"nde,"İnkılâplara küçük eleştirilerde de" bulunmuştu.
Meselâ;"Karma Eğitim" e karşı çıkıcı yazılar kaleme almıştı.(17)
ÂKİF'TEN ZORAKİ "ATATÜRK DÜŞMANI",ZORAKİ "CUMHURİYET DÜŞMANI" MEYDANA GETİRMEK İSTEYENLER...

Aslında "İslamcı/ Siyasal İslamcı" 'kimlik'li "bütün Nurcular" gibi; "İslamcılar/Siyasal İslamcılar" da, "yalanlarla dolanlarla","çarpıtmalarla"; merhum Âkif'i, âdeta "Zoraki Atatürk Düşmanı","Zoraki Cumhuriyet Düşmanı" oluşturmaya çalışmışlardır.Hattâ bazı "Solcular" ve "Atatürkçüler" de,Akif'i "Atatürk Düşmanı" ve "Cumhuriyet Düşmanı" diye lanse etmeye çalışmışlardır.
"Âkif, biri Cumhuriyet'ten önce olmak üzere(1914), tam dört defa(1923,1924,1925) Mısır'à gitmiştir.
Ve "1923-1925" yılları arasında da,"iki yıl; kışları Mısır'da, yazları Türkiye'de geçirmiştir.
Âkif'in;"Mısır'a "Şapka Devrimi"ne karşı olduğu için; "Şapka takmamak için" Mısır'a gitti" "iddiası"ndakilere verilecek en manidar cevap ise;"-Âkif,"Şapka Devrimi"nden 2(iki) ay önce Mısır'a gitmiştir."(18) demektir.
Üstelik merhum Âkif;"Mısır'a da hiçbir zaman "sürgün" edilmemiş;"davete icabet" ve "kendi isteği ile" gitmiştir.
En son, 1925'de, yine "kendi isteği ile Mısır'a gitmesinin asıl sebepleri" ise; 1- Hak ettiği "Emeklilik Maaşı"nı alamaması; yaşadığı "geçim sıkıntısı" ve "Abbas Halim Paşa, bana yardımcı olabilir" düşüncesi...
2- "Hükûmet'e muhalif oluşu" ve yaşadığı "Polis takipleri..."
3- 1925'teki "Şeyh Said İsyanı" sebebiyle de "Sebilürreşad Dergisi"nin 'kapatılışı'; Eşref Edip FERGANÎ" gibi sıkı dostlarının "İstiklâl Mahkemeleri"ne uzanan "Yargılanmaları"; Âkif'in, âdeta "yeni bir mücadeleyi" değil de;"münzevî" olmayı "tercih" etmesi.(19)
Üstelik Âkif nazarında da "önemli olan serpuş değil";"kafanın içidir."
"Dervişlik olsaydı taç ile hırkada.." misali.
Âkif,"Fes"e de,"Sarığa" da fazla hayran da değildir.Bazı şiirlerinde "ağır eleştirmiştir"de...
Kaldı ki;1936'da,"Mısır'dan Türkiye'ye dönüşü"nde;"başında şapka olduğu" 'iddiaları" da vardır.(20)
Kaldı ki; Âkif'in eşi İsmet Hanım'ın ve kızlarının başları da açıktır.(21)
Hatta "Kızı gelinlik çağında idi..."(22)
"Firaklı Nâmeler-Âkif'in Gurbet Mektupları"(23) isimli 'kitap'da ve "aramamotorları"ndan ise"Eşi İsmet Hanım"ın "Tesettürlü","Başörtülü" resimleri de karşımıza çıkmaktadır.
"Firaklı Nâmeler-Âkif'in Gurbet Mektupları" isimli eserinden sonra "Dedem Mehmet Âkif" isimli eserini de yayınlayan "torunları Selma ve Ferda ARGON"un da "Başları Açık"tır.(24)
ÂKİF'İN "ATATÜRK'E BAKIŞI"

Başlıkta da zikredilen eserin, neredeyse "son sayfaları"nda ise Âkif'in "Atatürk'e Bakışı" şöyle ifâde ediliyor:
"Hiç kimse hakkında kötü bir söz söylememiş ki, Atatürk'e kötü söz söylesin.Hattâ bir yerde Atatürk için;"-Biz onunla mesai yaptık.Cepheyi dolaştık." diyor.Yine demiş ki; "İçinde fesat taşıyan, gözüne bakamaz. Atatürk'ün, o anlar, sizin içinizden geçenleri! Eğer bu başımızda olmasaydı, bu savaşı kazanamazdık."(25)
Yine, bir suâle de verdiği cevabı: "-Enver'in ahlâkı, M.Kemal'in askerliği..."(26)
Yine, 1936'da, Mısır'dan Türkiye'ye döndüğünde dedikleri:"- Mısır'da on bir yıl kaldım.Fakat on bir saat daha kalsaydım, artık çıldırırdım. Sana hâlisane(gerçek)fikrimi söyleyeyim mi?
İnsanlık da Türkiye'de; Milliyetçilikte Türkiye'de; Müslümanlıkta Türkiye'de.
ALLAH BENİM ÖMRÜNDEN ALIP O'NA(MUSTAFA KEMAL'E) VERSİN".
Akif'in Atatürk ile ilgili "son görüşü" budur."(27)
Kaldı ki; Âkif ile Atatürk arasında, muhtelif mes'elelere bakışta,neredeyse otuza(30) yakın "müşterek noktaları","benzerlikleri" var.(28)
Akif,"Mahkûm Milletler" derken; Atatürk de "Mazlûm Milletler" demiştir.
ATATÜRK, "Mazlûm Milletler"in "Rol Modeli" iken; ÂKİF'te,"Kurtuluş Savaşı"nın "Direnişçi Vaizi" ve "Manevî Önderi"dir.(29)
Aslında merhum Âkif,"Safahat"ının "2. Kısmı"nda,"İstiklâl Harbi"ni yazacaktı.
Sıhhati ve ömrü yetmedi.
Bu sebepten de, "Safahat"ta "Atatürk" yoktur."(30)
"..Atatürk için tek bir satır, tek bir dize olsun yazmamıştır."(31)
Yine Atatürk ile "Ideoloji" gibi bazı "farklıları"ndan dolayı da;"Nutuk'ta da Âkif'in ismi yoktur."(32)
NETİCE-İ KELAM:
"-Atatürk'ün döneminde, ezanlar gürül gürül okunmuştur.Hem de Türk'ün anladığı dilden Türkçe okunmuştur....
Türkler tarihte en çok din değiştirmiş bir milletlerden biridir.Türklerin din, inanç konusunda en önemli özelliklerinden biri mensup oldukları dinin dilini Türkçeleştirmeleridir. Örneğin Peçenek Türkleri İncili Türkçe'ye çevirmişlerdir.
Yakın zamana kadar Anadolu Ortodoksları Türkçe konuşmuş ve ibadetlerini Türkçe yapmıştır.
Türkler Müslüman olduktan sonra da, İslâm'ın kutsal kitabı Kur'an'ı anlamak istemişler. Bu nedenle Kur'an'ı Türkçe'ye tercüme etmişlerdir."(33)
Ne diyorsunuz? Bu izahatlar," doğru" mu?,"Yanlış" mı?
"Millî Mücadele"de; Âkif'ler; "âyet ve hadis meâlleri" ile topyekûn Türk Milleti'ni, dönemin Müslümanlarını "Direniş'e Hazırlarken"; "Sıkı İngiliz Dostu" 'Sultân Vahdettin Han"ın; "gazetelerde, kitaplarda, "âyet ve hadis meâlleri"nin yayınlanmasını "yasakladığını" biliyor muydunuz?(34)
"Millî Mücadele Yılları"nın "cahil ve işbirlikçi hocalar"ını biliyor musunuz?
"Edirne Müftüsü Hilmi Efendiler"in;"Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendiler"in; "Ekmeleddin Ihsanoğlu"nun babası "Mehmed İhsan Efendiler"in "kim" olduklarını biliyor muydunuz?(35)
Atatürk'ün Akif'in "cenaze merasimi"ne katılmama sebeplerini ve dönemin "Cumhuriyet Gazetesi"nde,"Cenaze Haberi"nin yayınlanmasına "izin" verdiğini biliyor muydunuz?(36)
Âkif'in "Kur'an Meâlleri" mes'elesinin nasıl neticelendiğini de biliyor muydunuz?(37)
Ve "Türkiye'mizdeki Atatürk Düşmanları"nın "referans" aldığı "Kazım Karabekir Paşa"nin "Atatürk'e Bakışı"nın "çürütüldüğünü" de biliyor muydunuz?(38)
Velhâsıl; "dün-bugün ve yarın"larda meydana gelebilecek "hâdiseleri" ve "şahsiyetleri";"objektif" bir şekilde;'cehalet
ve propaganda kokmadan"; "olduğu gibi" "sahih/doğru" bir şekilde anlamalı ve kavramalıyız.
Terme, 2 MART 2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Notlar:
(*): Sinan MEYDAN,"VAİZ: Öteki Mehmed Âkif", İnkılâp Kitapevi Yayını, 2015 İstanbul
(1): İsmet GÜLTEKİN,'Türkiye Nakşibendileri" ve "Nakşibendi" Said NURSÎ;" Kurtuluş Savaşı"nda Yokturlar", Google arama motorundan...
(2): "Derin Tarih Dergisi", Şubat 2020 sayısı ile "Y"Yeni Şafak Gazetesi","Yeni Şafak Kitap" ilavesi, 15 Ocak 2020;Sayı: 153, s.5
(3): "Derin Tarih Dergisi", Şubat 2020 tarihli sayısı
(4):Sinan MEYDAN, adı geçen eser, s.122,123,124,128,267
(5): Sinan MEYDAN, a. g. e. , 123
(6): Sinan MEYDAN, a. g. e., s.123
(7): Sinan MEYDAN, a.g.e., s.123
(8): Sinan MEYDAN, a.g.e.,s.124
(9): Sinan MEYDAN, a.g.e., s.128
(10): Sinan MEYDAN, a.g.e. , s.182
(11): Sinan MEYDAN, a.g.e., s 183
(12): Sinan MEYDAN, a.g.e., s.182
(13): Sinan MEYDAN, a.g.e. , s.204
(14): Zikreden Sinan MEYDAN, a.g.e.,"Vatanından Cüda İstiklâl Şâiri, Kod Adı: İrtica 906", s.235-246
(15): Sinan MEYDAN, a.g.e. , s.238
(16): Sinan MEYDAN, a.g.e., s.255
(17): Sinan MEYDAN, a.g.e. , s.271
(18): Sinan MEYDAN; a.g.e. , s.200
(19): Sinan MEYDAN, a.g.e., s.201,202
(20): Sinan MEYDAN, a.g.e., s.207
(21): Sinan MEYDAN, a.g.e., s. 126 ve 207
(22): Sinan MEYDAN, a.g.e. , s.207
(23): Selma ARGON, "Firaklı Nâmeler-Âkif'in Gurbet Mektupları"; TİMAŞ Yayınları
(24): "Torunlarının Dilinden Mehmet Akif", 'Kitap Zamanı', 1 Haziran 2015, s.4
(25): Sinan MEYDAN, a.g.e., s.276
(26): Sinan MEYDAN, a.g.e. , s.276
(27): Sinan MEYDAN, a.g.e. , s.276
(28): Sinan MEYDAN, a.g.e. , s.256-264
(29): Sinan MEYDAN, a.g.e. ,s.261
(30): Sinan MEYDAN, a.g.e., s.275
(31): Sinan MEYDAN, a.g.e., s.274
(32): Sinan MEYDAN, a g.e., s.275
(33): Sinan MEYDAN, a.g.e., s.210
(34): Sinan MEYDAN; a.g.e., s.184-191
(35): Sinan MEYDAN; a g.e., s.192-195 ve s.242,243
(36): Sinan MEYDAN a.g.e., s.242,243
(37): Sinan MEYDAN, a.g.e., s.226-233
(38): Sinan MEYDAN, a.g.e. , s.220,221,222

18 Haziran 2020 Perşembe

TERME'DE HALVETÎ DERVİŞLERİ...

"TARİKAT-I MUHAMMEDİYE/MUHAMMEDİYE YOLU"NUN "HALVETÎ ŞUBESİ"NİN "HALVETÎ HALİFELERİ";"HALVETÎ DERVİŞLERİ:"
TERME İLÇESİ EVCİ MAHALLESİ KARASU MEVKİİNDE...
1-DERVİŞ HACI İSMAİL KARAÇUHA
2-HALVETÎ HALİFESİ DERVİŞİ HACI ZEKAİ AKTAŞ
3-HALVETÎ DERVİŞLERİNDEN(HALİFE)
ALİ AYHAN AKTAŞ
TERME TOPRAĞI, HORASAN ALPERENLERİ TOPRAĞIDIR...

SAMSUN'DA DEFİNECİLER, 'TÜRBE'YE DADANDI(?)

SAMSUN'DA DEFİNECİLER,
"TÜRBE"YE DADANDI(*)

"Samsun’un Terme İlçesi'nde bulunan bir "Türbe"de 'kaçak kazı' yapıldı.

Alınan bilgiye göre, Terme Bazlamaç Mahallesi’nde, 28 Şubat Cuma günü, temizlik ve dua etmek için Türbe"ye giden köy sakinleri, mezarın kazıldığını gördü.
Mahalle sakinlerinin durumu ihbar etmesi üzerine, bölgeye Jandarma ekipleri sevk edildi. "Türbe"de defineciler tarafından 'kaçak kazı' yapıldığı tespit edilirken;Jandarma ekipleri şüpheli şahıs ya da şahıslarla ilgili arama çalışmalarına başladı.
Olay yerinde yapılan incelemelerin ardından mezar, tekrar eski haline getirildi.
Bazlamaç Mahallesi’ndeki türbenin rivayete göre;" Cüneyd-i Bağdadi Hazretlerinin askerlerinden birine ait" olduğu ve çevre köylerde de toplamda" 5 Türbe"nin yer aldığı biliniyor.

KAZI OLAYLARI ARTTI
Köyde yaşanan durumu değerlendiren Bazlamaç Mahallesi Muhtarı İdris Ak, "-10 gün içerisinde 2 defa define için köyde kazı yapıldığını "belirtti.
Muhtar Ak, "-Geçen hafta köydeki ormanda "kaçak kazı"yapan kişilerin suçüstü yakalandığını ve kaçak kazı olaylarında artış olduğunu ifade etti."
(*): Samsun HALK GAZETESİ,"Samsun'da Defineciler 'Türbe'ye Dadandı", 29 Şubat 2020, İHA

"28 ŞUBAT ÇIKTILARI..." BİR 'ZİHNİYET'

"28 ŞUBAT ÇIKTISI" 'BİR "ZİHNİYET...'
* "28 ŞUBAT POST-MODERN DARBE"NİN, 23. YILDÖNÜMÜ SEBEBİYLE...

"28 Şubat Post-Modern'Darbe"nin '23. Yıldönümü Sabahı"a, hem de "Recep Ayı'nın İlk Cuma Gece"si,"Regaib Kandili" sonrası "sabahı"na, bir "Cuma Sabahı"na,hem de "33 Sayısı/33 Rakamı"ndan da belli,"tam kâfirce","tam küfürce" bir "uygulama" ile uyandık desek yeridir.
"Idlip'te 33 Mehmetçik Şehid..."
"Türk Milleti"nin "en büyük zaafları"ndan biri de,"unutkan millet" olmasıdır.
Bilhassa "3 Kasım 2001"den bu yana,topyekûn "Türk Milleti", âdeta "Unutkan Millet" olduğunu da ispatlarcasına, çok şeyleri "unuttu" veya çok şeyler "unutturuldu..."
"FETÖ'yü Masonlar Kurdu" 'sürmanşetleri';"28 Şubat Post-Modern Darbe"nin "23.Yıli"nda,"en yandaş gazete"nin "ilk sayfası"nı süslemekte.
İyi de, neredeyse "20 sene"den beri,"Tek Başına Iktidar" olarak "Türkiye'mizi Yöneten"-belki de "yöneten" değil de "idare eden"-"Ak Parti Siyasî Orgütü"nü,"Sultanlar" veya "Ulu Ruhlar","Ulu Ervâhlar" mı kurmuştu?
Sahi, kaç kişi hatırlıyor ki?:"Ak Parti Siyasî Örgütü Nasıl Kurulmuştu?", diye.
Neticede,"Türkiye Toprakları"nda neşvü nema bulmuş;"millî-islâmî-insanî" "fikir-düşünce-ideoloji" ile şekillenmiş "Millî Görüş Hareketi"/"Erbakan Hareketi" 'iç bünyesi'nden "zoraki kopartılarak" "Ak Parti Siyasî Örgütü" teşkil edilmemiş miydi? Teşkil "ettirilmemiş miydi?"
"Millî Görüş Hareketi"/"Erbakan Hareketi" nin "siyasî teşkilatları","Türk Milleti" ve "biz Müslümanlar" nazarında;"çok başarılı" mı idiler?Yahut "çok başarısız" mı idiler?
"El-cevap:"-Çok başarılı" idiler...
"Çok başarılı" oldukları için de;"6(altı) milyon oy/rey almış siyasî teşkilatları","Refah Partisi" kapatılmıştı.
Hattâ akabinde kurulan "Fazilet Partisi" bile "kapatılmıştı..."
"Can Kemal ÖZER"ler,"unuttuğumuz" veya "unutturulan" bir "mes'ele" de olan;"Ak Parti Siyasî Örgütü Nasıl Kurulmuştu?", diye "yazı dizisi" de hazırlasa da okusak!?
"Tencere-Kapak" misâli;"FETÖ/PDY" mi "tencere?" Yoksa"Kapak" da, "Ak Parti Siyasî Örgütü" mü idi?
"Türkiye'mizin En Yandaş Gazetesi" 'zihniyeti'; "FETÖ/PDY"yi "kimlerin kurduğunu bilmeden mi "Türkiye'yi Kurtarmaya" başlamışlardı?
"Ergenekon Terör Örgütü Davası" "hukuken çökmedi mi?"
"1979-2016" tarih aralığının;"2002-2016" 'tarih aralığı'nda; sadece ve sadece "İktidar olmaktan muktedir olma safhasına" geçebilmek için;"FETÖ/PDY"ye,"Ne istedilerse veren" "Ak Parti Siyasî Örgütü" değil miydi?
Son senelerde; "şerefsiz olmak" ile "tüzel kişilik/hükmî şahsiyet olmak"; "yerel'den genel'e", bütün vatan sathında; âdeta "özdeşleşti" de.
Rahmetli "Terme İlçesi Doğumlu" Arif ŞİRİN'lerin; nam-ı diğer Ozan Ârif'lerin biçtiği "şerefsizlik libası","Ankara'da kime yakışmışsa"; kıvırmadan yazayım; âdeta "Terme İlçesi" nde de yeni "tüzel kişilik" olmuşlara da öyle yakışıyor..
Rahmetli "Terme İlçesi Doğumllu",Ozan Ârif; "biçilmiş kaftan" gibi; sanki "biçilmiş şerefsizlik libası" biçmiş!!!
"MUHSİN YAZICIOĞLU KÜLLİYATI"
Sayed "Can Kemal ÖZER"ler; "Ak Parti Siyasî Örgütü Nasıl Kuruldu?" , diye bir "yazı dizisi" de hazırlasaydı;"ilk dikkate alacak 'kaynak kitap'" ise; son zamanlarda,"Hürriyet Gazetesi"ndeki "köşe yazıları"nda, tamamiyle de "hukuk lisânı"nı;"hukuk dili"ni çağrıştırır tarzda yazılmış olan Nedim ŞENER'ce ifâde edersek;"FETÖ/PDY" ce "öldürülmüş"-ki seneler önce "Kod Adı:Koz" diye "sinema filmi" de yapılmıştı - "Ülkücü Alperen Şehid","3 cilt"lik;"Muhsin YAZICIOĞLU Külliyatı" da olacaktır.
İşte bu "külliyat"ta "lider"lerinin bile "neler yazdığı"nı, zamanında "neler söylediği"nden bîhaber/habersiz; günümüz "tüzel kişilik"hükmi şahsiyet"li "siyasî teşkilat" 'sorumlusu' "Büyük Birlik Partisi" "Genel Başkan ve Diğerleri" ne de; hele de "Türk'ün Kara Günü" hattâ "Türk'ün Çooook Kara Günü" dedirten;"28 Şubat Post-Modern Darbe"nin "28. Yılı"nda, onca yaşanılan acı hadiselere rağmen;"tüzel siyasî kurum /hükmî şahsiyetli siyasî kurum" olarak; hâlâ "Ak Parti Siyasî Örgütü"nün "fiilî" ve de "hukukî" olarak da,"koltuk değneği" olmaya devam etmeleri hâlinde; rahmetli aslında "Terme İlçesi Doğumlu" Arif ŞİRİN'in; nam-ı diğer Ozan ARİF'in biçtiği "şerefsizlik libâsı", "BBP Genel Başkanı" na ve "BIRTANE"leri de dahil;"diğerleri"ne de "yakışacak"tır.
"Külliyatı"nda,"Küresel Çeteler" diyen kimdi?
"Külliyatı"nda,"28 Şubat Çıktıları" diyen kimdi?
Bu nasıl "Muhsin YAZICIOĞLU'nun Yolundan Gitmek?"
ELHASIL:
Günümüzde, sadece bir "heyûla" gibi "Koronavirüsü" 'yayılmıyor','dolaşmıyor...':
"Cehalet ve Propaganda"lar da; âdeta bütün "Dünya Küresi"ni kaplamış bile.
Bakmayın siz;"Anti-Siyonist Millî Görüş Hareketi/Erbakan Hareketi" 'zihniyeti'ne...
Hiçkimse amma hiç kimse; hiç bir "tüzel kişilik/hükmî şahsiyet yapılar"ının "ilgili ve yetkilileri","ayranım ekşi"demiyor; kendilerine "toz kondurtmuyor"lar.
"Hükûmet Ortağı" olduğunda;"İsrail ile İlk Siyasî Antlaşmayı" da, merhum "Erbakan Hoca"mız "imzalamamış mıydı?"
Hattâ dönemin "Yeni Şafak Gazetesi"nin bile "Yayın Politikası" değişmemiş miydi?
Hattâ, bilhassa "Şevket KAZAN"larca; neredeysé her "28 Şubat Yıldönümleri"nde;"Erbakan Hocamız '28 Şubat Kararları'nı aslında imzalamamıştı?" "tartışmaları"nı da yapan "zihniyet sahipleri" kimlerdi?"
Hatta; sahi "hukuken", "28 Şubat'ın 23. Yılı"nda,"Saadet Partisi" 'tüzel kişilikli siyasî teşkilat"ın "ilgili ve sorumluları","28 Şubat Darbecileri"nden "şikayetçiler mi?"
Hem "Muktedir Olabilmek İçin";"Pasif Devrim Stratejileri" 'uygulayarak','seneler sonra',"28 Şubat Süreci"nin 'yaraları'nı saran, sarmaya çalışan "zihniyet sahipleri" kimlerdi?
"El-cevap:"
"28 Şubat Çıktıları..."
Ben, "kendi kendime","boşuna","Ak Parti Siyasî Örgütü'ne oy atanların, rey atanların;"kolları değil"; "bütün vücutları yok olsun", demiyorum...
Üstelik, bakalım "Kızıl Moskof", neredeyse "100 Sene Oncesi" gibi;"Şimal"den de,"Kuzey"den de,"Trabzon"dan başlayarak; "Giresun"u,""Ordu"yu, "Samsun"u "Moskof Bombardımanı"na "tuttuğunda", her birimiz ne yapacağız?
İnşaallah," Yeni Bir Türk Destanı" yazarız.
Bereket, 28 Şubat 2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci