18 Haziran 2020 Perşembe

UNUTULAN/UNUTTURULAN SAMSUNLU 'HALK ŞÂİRİ'MİZ 'DERVİŞ OĞLU ÂŞIK İSMETÎ'

UNUTULAN /UNUTTURULAN SAMSUNLU "HALK ŞAİRLERİ"MİZDEN İSMET TOSUN; NÂM-I DİĞER "DERVİŞ OĞLU ÂŞIK ŞÂİR" ÂŞIK İSMETÎ
(18-19 ŞUBAT 2014-18-19 ŞUBAT 2020)
* VEFATININ 6. SENESİ VESİLESİYLE...

"Rahmetli İsmet TOSUN, nam-ı diğer "Derviş oğlu Âşık Şâir" Âşık İsmetî ,18-19 Şubat 2014’de hakk’a vasıl olmuş bir ‘güzel adam..’ Rabbü’l âleminin de inayeti ile neredeyse beş yıla yakın Terme’de neşrettiğim “Terme Birlik MEFKÛRE-Birlik Olmadan, Dirlik Olmaz” isimli yerel-mahallî gazetemin de köşeyazarı idi. Her defasında yeni yazılarını almaya Sakarlı Beldesine/(Sakarlı Mahallesi)gittiğimde, tatlı, hoş, doyurucu ve mânâ yüklü sohbetler yapardık.Çayımızı da bu ara içerdik.
Rahmetli İsmet TOSUN, nam-ı diğer "Derviş oğlu Âşık Şâir" Âşık İSMETÎ, sahiden de “âşık” idi ve Hacı Bektaşi Velî Hazretlerinden mânen de ‘iksir’ini içmişti.
"Mezartaşı"nda da yazılı olduğu üzre;"Dervişoğlu Âşık Şair"imizdi.
Rahmetli adaşım, Âşık İsmetî, çok “orijinal” bir ‘güzel adam’dı da.. “Terme Birlik MEFKÛRE’ye verdiği yazıların hemen hemen tamamı, “bir sigara kağına eklenmiş kağıtlara” yazılı idi.
Düşünebiliyor musunuz, “sigara kağıtları birleştirilerek” yazılarını bu kağıtlara tükenmez mavi kalem ile yazıyordu..
Uzak diyarlardan zaman zaman benim de memleketim olan Terme’mize geldiğimde, oğlu Rami’ye babasının durumunu sorar, selam iletirdim. Fakat çok uzun süre niyet ettiğim halde bizzat daha ziyaret edip de görüşemedim.
2001 içinde yerel-mahallî gazetemin malum sebeplerden yayınını sonlandırması ve benim de diyar-ı gurbete çıkışım, bizzat görüşmelerimizi engellemişti.
Hatırlıyorum da, eve telefon açıp, eşim ile dertleştiklerini ve eşime moral verici sözler söylediğini de hatırlıyorum.
Unutulan/Unutturulan Samsunlu "Halk Şâirleri"mizden;rahmetli Âşık İsmetî, her ne kadar Gümüşhane’ye bağlı Yağmurdere nahiyesinde doğmuş olsa bile, yıllardır Sakarlı beldesinde/(Sakarlı Mahallesi( ikamet etmekte idi ve artık “yeni ili Samsun” olan bir ‘Termeli’ de olmuştu..
Ahmet SEZGİN’in “Termeli Yazarlar ve Şairler Ansiklopesi”nde de yer almıştı..
Terme’miz , henüz türküsü olmayan bir ilçemiz..Rahmetli Âşık İsmetî “Terme Türküleri” diyebileceğimiz hususlarda da katkı yapmaya çalışmış bir “güzel adam”dı. Kaldı ki bazı yazdığı şiirleri de bestelenmişti..
“TGRT Fm” radyosu ile irtibatlara geçerdi. Samsun’daki yerel televizyon kanallarına da çıkmıştı. Dışa, dış dünyaya da açık bir insandı.
Maateessüf son yıllarında Terme’mizdeki neredeyse ‘tröstleşen’, neredeyse ‘tekelleşen’ fikir-düşünce hayatında yeteri kadar yer alamadı.
Unutuldu…
Unutturuldu...
Dizgi çalışmalarımın ardından iki çalışmasını da önce internet ortamında “PDF” hâline getirdim. Neredeyse inşallah kağıtlara basılı hâle ramak kaldı.
“En Güzel Türk Türküleri” ile “Aşkın Kitabını Yazdım:Aşk Pınarı...”
İlki ‘türkü derlemeleri’, ikincisi ise kendisinin yazdığı şiirler..

İşte “Aşkın Kitabını Yazdım ve Kahramanlara Methiye” eseri, çok sade bir çizgili deftere yazılmış şiirlerinden meydana gelmekte. Dizgisini bitirip de “PDF”ye ve inşallah kağıtlara basılı hâle hazır getirirken, üç bölüme ayırdım:
Birinci bölüm, “Âşık İsmetî Der:”; ikinci bölüm, “Aşkın Kitabını Yazdım:Aşk Pınarı” ve üçüncü bölüm ise “Kahramanlarımıza Methiye”den meydana gelmekte…
Rabb’ül âlemin Âşık İsmetî gibi ‘güzel adamları’ nesillerimize unutturmasın.(Âmin)
Sarıyer, 13.Mayıs.2014"(1)
(18-19 ŞUBAT 2014-18-19ŞUBAT 2020...)
UNUTULAN/UNUTTURULAN SAMSUNLU "HALK ŞÂİRLERİ"MİZDEN İSMET TOSUN'UN; NÂM-I DİĞER "DERVİŞ OĞLU ÂŞIK ŞÂİR" ÂŞIK İSMETİ'NİN , VEFATININ 6.YILDÖNÜMÜ DE "SESSİZCE" GEÇTİ...
Rahmetli İsmet TOSUN'un, nâm-ı diğer "Derviş oğlu Âşık Şâir" Âşık İSMETİ'nin vefatının, 6. Yıldönümü de "sessizce" geçti.
Bugün, Rabb'ül âleminin de lütfû ve inayeti ile oğullarından Hami ile kabr-i şerifini ziyaret ederek, yâd etmeye gayret ettik.
Maateessüf "Terme Belediyesi", "İşte, ben Terme'deki bu evde doğdum" isimli "şiir"de yazarak;"fotoğraf" ile delillendirerek;""Alucura" da değil;"Terme'de doğdum" diyerek; âdeta "Termeli" olduğunu ispatlayan, rahmetli "Ârif ŞİRİN"e; nam-ı diğer Ozan ÂRİF'é, şu ana kadar sahip çıkmamıştır.
Vefatının ardından, rahmetli Ozan ÂRİF hatırasına da,"Terme Belediyesi" olarak; şu saate kadar, hiçbir şey yapmamıştır.
Kaldı ki, neticede,unutulan /unutturulan Samsunlu "Halk Şairleri"mizden rahmetli İsmet TOSUN; nâm-ı diğer "Derviş oğlu Âşık Şâiri"miz, Âşık İSMETÎ hatırasına da, meselâ "Terme Belediyesi Âşık İSMETÎ(TOSUN) Hatırasına Aşk Şiirleri Yarışması" tertiplemelerini beklemek; ne derece "gerçekcilik" olur, bilemiyorum....
Unutulan/Unutturulan Samsunlu "Halk Şâirleri"mizden rahmetli İsmet TOSUN'u; nâm-ı diğer "Dervişoğlu Âşık Şair",Âşık İSMETÎ'yi, vefatının 6. Yılında rahmetle yâd ederken; onun "Âşkın Kitabını Yazdım" "şiir kitabı"nın üçüncü ve son bölümünü meydana getiren "Kahramanlara Medhiye" kısmındaki,"Başbuğ Atatürk" ve "İstiklâl Harbi"mizi hülasa eden şiiri ile yazımı bitiriyorum.
Şiiri şöyle:
"TARİH KONUŞUYOR
Rahmetli Namık Kemal söylemiş şu terimi:
‘Vatanın bağrına dayamış düşman hançerini
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?’
Mustafa Kemal Paşa ziyaret etmiş mezarını
Atatürk biliyordu Türk’ün büyük sorunu
Oturmuş, çok düşünmüş, geçmişi, geleceği,yarını
Namık Kemal’in sözleri yakmış şanlı bağrını
Düşmanların kahbeliği incitmiş gururunu.
Ata şu yazılarla süslemiş Namık’ın mezarını:
‘Vatanın bağrına dayasın düşman hançerini,
Bu büyük Türk Milleti ortaya kor serini
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini.’
Topladı milletini kurdu şanlı Ordularını
Kahraman Türk Milleti koydu ortaya varını
Toplandı şanlı meclis yaptı planlarını
Kahbe düşman üstüne sürdü gazilerini.
Komando eğitim gördü Türk Orduları
Çok büyük korku sardı o kahbe düşmanları
Afyon’da kıstırıldı o Yunan canavarı
Türk Ordusu gümletti şanlı Türk toplarını.
-Yakın Tarih, Millî Mücadele Konuşuyor-
İki günde yok oldu Yunan’ın mevzileri
Çok Yunanlı geberdi birazı kaldı geri
Atatürk emir verdi ordular çok ileri
Kahbe düşman kaçarken yaktı Türk köylerini.
Batılılar şımarttı silah verdi o deliye
Kolay mıydı saldırmak bunca yatır, velî’ye
Kel Yunan büyük kinle geldi Anadolu’ya
Gömdü Anadolu’ya üç yüz bin askerini.
Müslüman olduğu için yüce Allah’ın askeri
Atatürk’ün emriyle hızla koştu ileri
Bayram yapıyordu o an güzel yurdun her yeri
Döktüler denizlere kılıç artıklarını.
Kazım Karabekir Paşa Doğu’yu kurtarmıştı
Gümrü Antlaşması ile istediğini almıştı
Silah, asker fazlası ile Batı’ya göndermişti
Allah onlardan razı olsun kurtardılar yarını
Atatürk beğenirdi Mareşal Çakmak’ın planlarını
Cephelerde erkekçe ortaya koymuştu hayatını serini
Askerliği, askeri çok severdi öperdi subayını, erini,
Hangi vatansever unutabilir onun emeklerini?
Bütün düşmanlar Türk’ten aman diledi
Sevgili Atatürk’e barış yapalım dedi
Bütün batı ısrarla illa barış istedi
Atatürk seçti Mudanya barış yerini.
İngilizler masada çok cazuluk gösterdi
Hepsi de masada kıvırttı durdu.
İsmet Paşa balyoz gibi yumruğunu masaya vurdu
Vurdu, kırdı, parçaladı masanın birini.
Zalim düşmanlar Mudanya’da dize geldi
Türkler isteklerinin çoğunu aldı
Dünya Türk Milleti’ne bir daha hayran kaldı
Türk dünyada bir daha gösterdi hünerini.
Genel barış başladı Avrupa’da, Lozan’da
Hıristiyan Avrupa bir yanda, Türk Milleti bir yanda
Öyle zorlu çetin müzakere olmamıştı cihanda
Kahraman Türk orada da gösterdi cevherini.
Lozan’dan bağımsızlığı egemenliği aldılar
Vatanın tapusunu alıp Ankara’ya geldiler
Şanlı Türkler mazlum milletlere örnek oldular
Cumhuriyeti kurup başladılar yurdun imarına.
Düşmanlar çabuk unutuyor Türk’ün zaferlerini
Çanakkale’de söktü zalim düşmanların ciğerlerini
Türk Milleti unutmaz Atatürk gibi emektarını
İslam dünyası tez yitirdi bu eşsiz önderini.
Allah’dan başkası bilmez İsmetî’nin kederini
Çıkmadı çıkmıyor tutacak Atatürk’ün yerini
Bence düşman yine dayamış vatanın bağrına hançerini
İnşallah yine bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."(*)
ELHASIL:
Evet, unutulan/unutturulan Samsunlu "Halk Şâirleri"mizden rahmetli İsmet TOSUN'un; nâm-ı diğer "Dervişoğlu Âşk Şâiri" Âşık İSMETİ'nin de ifâde ettiği üzre;"Bence düşman yine dayamış vatanın bağrına hançerini/İnşaallah yine bulunur kurtaracak bahtı kara maderini..."(2)
Terme, 24 Şubat 2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.Com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Notlar:
(1):Hazırlayan: İsmet. GÜLTEKİN,"Aşkın Kitabını Yazdım"(İsmet TOSUN, nam-ı diğer "Dervişoğlu Âşk Şairi" Âşık İSMETİ)"Sözbaşı" Yazısı
(2): Hazırlayan: İsmet GÜLTEKİN, adı geçen eser

SAMSUNLU 'HALK ŞÂİRLERİ'MİZ ÜZERİNE...

SAMSUNLU “HALK ŞÂİRLERİ”MİZ ÜZERİNE…

Bu sene de, “Karadeniz 6. Kitap Fuarı(15-23 Şubat 2020)”, şahsım açısından, Rabbimin lütfû ve inâyeti ile de, yine çok verimli geçti.
Bu sene ki “kitap fuaı” vesilesiyle, Samsun’umuzun güzîde üç “halk şâirimiz”e, daha yakînen aşinâlık kazandım, diyebilirim.
Samsunlu güzîde “halk şâirleri”mizden; “Doğu KAN-Recep ŞEN ve Mehmet ALAN, nâm-ı diğer “Birfâni…”
Biliyorsunuz; “Halk Edebiyatı”mız; biz Türklerin ‘Destanlar Dönemi”ne kadar-‘İslâmiyet’ten öncesi’ demiyorum. Çünkü, Türk Milleti, tarihte var olduğundan beri, tamamen “Müslüman” bir millettir.-gidiyor. Ve “Anonim Halk Şiiri”, “Âşık Tarzı Halk Şiiri” ve “Dinî-Tasavvufî Halk Şiiri” diye “üç çeşid”e de ayrılıyor. Ve aslında “Allah(c.c.) vergisi ‘içe doğuşlar’ ile gönle ve dile gelen ‘mısralar’ ile başta “Allah(c.c.) muhabbeti, Rasulullah muhabbeti ile dinî-millî-insanî muhabbetler ve mes’eleler “ Halk Şiiri Tarzı” ile dillendiriliyor.(1)
“ZEMHERİ KIŞI”(2)NDA DOĞAN KAN

Samsunlu “Halk Şâirleri”mizden güzîde şahsiyet Doğan KAN; üçü “Anadolu Üniversitesi” olmak üzere “OMÜ” ile toplamda “Dört Üniversite” bitirmiş te.”Muhasebe”, “İktisat”, “İşletme” ve “Adalet” ‘Bölümleri”nnden mezun olmuş.
Kabaca “1965 Nesli”nden de diyebiliriz. “İki romanı” ile “Zemheri Kışı” dahil; “iki şiir” kitabı mevcut.
“Şiir Kitabı”na “isim” de olan ‘Zemheri Kışı’ şiiri, ’41. sayfa’daki şiiri:
“Doğankan der bilirim; yalvarışlar onadır.
Karşılık beklemeden sevgi veren anadır.
Soğuk musalla taşı, en son veda sanadır.
İnsana hüzün veren zemheri kışındayım.”
mısraları ile bitiyor.
“Karşı cinse tertemiz duygularla dolu şiirleri” yanı sıra; bilhassa “15 Temmuz 2016 Hâdisesi” sonrası ‘tarihli’ yazdığı ‘şiirleri’nde, “Vatan-Bayrak-Mehmetçik-Mukaddesat Sevgisi” ile dopdolu ‘şiirleri’ ile günümüz “toplumunun dejenerasyonu” ile alakalı yazdığı ‘şiirleri’ de mevcut.
“GÜFTE”Sİ DOĞAN KAN”IN, “7 ŞİİRİ”DE “BESTE”LENMİŞ…
“Güfte”si ‘Doğan KAN’a ait “7 Halk Şiiri” de “beste”lenmiş:
1- ‘Benim Yurdum Anadolu’
2- ‘Buğulu Gözler’
3- ‘Atatürk Şehri Samsun’
4- ‘Şu Yalan Dünyaya Geldim Geleli’
5- ‘Bu dünyânın Çilesini’
6- ‘Yosun Rengi O Gözlerin’
7- ‘Sular Durulmuş Oldu’
Doğan KAN’ın bu “7 Halk Şiiri”nin “besteleri”ni ise; Bünyamin İNAN ile Hüseyin AKÇAM; “Müzik”lerini ise ‘Kemal LOSİF’ ile ‘Bünyamin İNAN’; “Nota”layanlar ise ‘Bünyamin İNAN’ ile ‘Hüseyin AKÇAM’ yapmışlar…
“İlk Halk Şiiri” ise 2013’de ‘beste’lenmiş…
“ŞİİRLERDE BUL BENİ”(3)DE RECEP ŞEN

Samsunlu “Halk Şâiri”miz Recep ŞEN de, kabaca “1965 Nesli”nden diyebiliriz.
“Şiir Anatolojileri”nde, “Mavi Yürekler Şiir Antolojisi”nde ve “ Mavi Yolculuk” da yer edinmiş bir “Halk Şâiri”miz de.
Aslında, “Bafralı Şâirleri”mizden; “Bafralı Halk Şâirleri”mizden..
“Bafra’yı Samsun’a bağlamışlar; olmuş ‘Samsunlu…’
“Şiirlerde Bul Beni” isimli “Şiir Kitabı”ndan da anlıyor ve kavrıyoruz ki; Samsunlu “Halk Şâiri”miz güzîde şahsiyet Recep ŞEN, “Halk Edebiyatı”mızın “ Dinî-Tasavvufî Halk Şiiri” çeşidine ağırlık veren bir “Halk Şâiri”miz…
“Şiirlerde Bul Beni” isimli ‘Şiir Kitabı’ da, ekseriyeti ile “Dinî-Tasavvufî Şiirler”i ile dopdolu diyebiliriz.
“Tasavvufî kokulu şiirler” diye de târif etsek bile; esasında anladığımız ve kavradığımız kadarı ile de Recep ŞEN de, “ehl-i tarik”, “ehl-i tasavvuf” bir “Halk Şâiri”miz de.
Şu mısralar ŞEN’e ait:
“Bir kapıya verildim.”(s.51); “Çocuklara el versin, aksakallı dedeler.”(s.93) ve “Çocukken tanıdım nurdan yüzleri.”(s.96)
Bilhassa bu üç mısraları ile de, rahmetli ‘Şâirler Sultanı’, ‘Cennet Mekân’ Necip Fazıl KISAKÜREK’lerden Ârif Nihad ASYA’lara kadar; çok sayıdaki “Edebiyatçılar”ımız ve “Şâirleri”miz gibi, “Nurda Heykeller” ile âşinâ bir “Halk Şâiri”miz…
Kısa süreli “Hasbihâl”imizde, “Kitabınızı, eserinizi okumadan ne diyebilrim ki*” demiştim.
Hattâ, affedersiniz; ‘yaklaşımı’ esnasında; içimden,o an,”Bu beni kullanıyor mu?” ‘geçmişti…’
“Halk Edebiyatı”mızın “Dinî-Tasavvufî Halk Şiiri” çeşidi ile dopdolu, benim, “tasavvufî kokulu şiirleri” diye târif ettiğim; “bütün şiirleri”, neredeyse “en güzel tasavvufî kokulu şiirler” kıvamında..
“Bilmezsin”(s.38,39); “Bizim Yunus”(s.42);”Benzer”(s.54,55);”Erenler Otağı”(s.56,57);”Sultanım”(s.58,59);”Derviş Gibi Münzevî”(s.69);”Efendim”(s.76,77);”Gönül Kapısı”(s.159);”Bambaşka”(s156,157); “Dinle Nefsim”(s.155); “Gün Bugündür”(s.153); “Adam Gibi Adam”(s.145);”Yol ve Biz”(s.135);”Ey Yâr”(s.133); “Muhabbetin Harmanı”(s.126);”Sır”(s.120,121);”Yolcu”(s.119); “Şefkatinle Sar Beni”(s.118);”Ben Hüzün Adamıyım”(s.106);”Şeb-i Yeldâ”(s.105);”Menekşem”(s.101); “Bir Dervişin Rüyâsı”(s.100);”Ey Gönül”(s.98,99);”Gidiyorum Seninle”(s.97);”Çocukluğum”(s.96); gibi.
“Şiirlerde Bul Beni” isimli “Şiir Kitabı”nın-ki toplam 160 sayfa ve 97 şiir- ekseriyeti, “Tasavvufî kokulu şiirler” ile dopdolu.
Bazı “Şiirleri” ise “Gurbet Acıları” ile “Karşı Cinse Tertemiz Duygulu”;”Naat” vâri, “Yalnızlık” mevzûlu şiirler…
Ve kullandığı kelimeler, mefhumlar, terkipli ifâdeler ise esasında rahmetli Şemseddin SAMİ’ce ifâde edersek; tamamiyle “Lisân-ı Türkî”ce…
“Sivâ”, “mûrde”,”nihân”,’pâyansız’,’rehgüzârım”,”nûş ettikçe”,”mâhım”,”mecruh”,”tuhfe-i ilâhi”,”semt-i yâre”,”pîr-i mugânım”,”padişah-ı lemyezel”,”âh u enin”,”hûban”,”yâr-i gardı”,”mir’ât-ı dil”,”sûhan”, “dil-i nâlân”,”halavet”,”nigârına”,”gulgule”,”bâden”,”şeb-i yeldâ”, “lerzan”,”münkesir”,”Yakub-u Zâr”,”Senet’ül Hazan”,”Hüveyda”,”esrik eden”,”bûy-ı muhabbet”,”hâmuş”,”mihman”,”hublar şahı”,”nevâ”,”Ebr-i Nisan”,”Mürg-i Lâhut”,”mâh cemali”,”dehrin” gibi kelimeleri, neredeyse “ilk defa” okudum…
ELHASIL:
Hâlen “Bafra”mızda, “Sosyal Bilgiler Öğretmenliği” de yapan, Samsunlu “Halk Şâiri”miz Recep ŞEN’in, “çok beğendiğim mısraları”ndan bazıları ise şöyle:
“Gönüllerde aşk nârından ,/ Şule verip yanmışız biz.”(s.24)
“Gönlü mecruh olmayan, ne anlar ki şiirden.”(s.34)
“Ademlik ile âdem olanı, sen bimezsin.”
“Serdengeçti olur hep, aşk yolunun Alpleri,/Dünyayı bir kalemde, sileni sen bilmezsin.
“Eli kârda gönlü yârda, âşık hep âhu zarda,/ Gecesi düğün olan, şöleni sen bilmezsin.”(s.38,39)
“İklim-i Rum’un bülbülü,/Can Yunus’umuz canımız!....
Zirvelerde bir Alperen, /Can Yunus’umuz canımız!...
Cennet yurdumun tabusu/ Türk’ün lisanı,duygusu,
İrfan yolunun yolcusu,/ Can Yunus’umuz canımız!”(s.43)
“Hoşnutum ben halimden, dost beni bilsin yeter,/ Mezar taşıma isim ,yazmasınlar dert değil.”(s.51)
“Gulguleyle geçti hayat,/ Aha geldi vakt-i hasat,
Şu nefs denen ite tokat,/Atamadın sen ey gönül.”(s.99)
“Gün bugündür, başka gün yok, toparlan!”(s.154)
“ZEMHERİ GÜNEŞİ”(4)NDE MEHMET ALAN; NÂM-I DİĞER “BİRFÂNİ”
“Mehmet ALAN”, nâm-ı diğer “Birfâni”; aslında “Alaçam doğumlu”, “Bafralı Şâirler”imizden,”Bafralı Halk Şâirler”imizden.
Bir dönemin meşhur “Ordu Perşembe Öğretmen Okulu”, 1972 mezunlarından.
“Emekli Öğretmenler”imizden. “Eğitimci” bir Samsunlu “Halk Şâiri”miz.
“Zemheri Güneşi”, ‘ikinci şiir kitabı.”(Temmuz 2016)
“İlk Şiir Kitabı”, “AHTERİ-Köyde Çocukluğum”(Mayıs 2015), “üçüncü şiir kitabı” ise “Gül Kokulum Bayram Gözlüm ve Melek Yüzlü Çocuklar”(Ocak 2017)
“2004 Atatürk Türkiye’si Şiir Antolojisi”nde, “Samsun Şâirler Ansiklopedisi”nde ve “Belde Belde Samsun” kitaplarında yer edinmiş.
“MERHUM “ŞÂİRLER SULTANI” NECİP FAZIL KISAKÜREK:”- ‘HİCİV/TAŞLAMA’ TARZI ŞİİR YAZMAYA DEVAM ET”
“Karadeniz 6. Kitap Fuarı(15-23 Şubat 2020)” vesilesiyle yaptığımız kısa “hasbihâl”de, bana anlattığı bir hâtırası:” Rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK’İN ‘Büyük Doğu Mecmuası’nı takip eder, okurdum. Hattâ yazdığım şiirleri yayınlaması için gönderirdim.
“Hiciv Şâiri”, Taşlama Şâiri” “Nef’î Tarzı” şiirlerim. Hattâ bir şiirim de “Büyük Doğu Mecmuası”nda yayınlanmıştı.
Ve rahmetli, ‘cennet mekân’ ‘Şâirler Sultanı’ Necip Fazıl KISAKÜREK, uzunca bir bir mektup ile de cevap yazmıştı.
Şöyle diyordu:
“- ‘Hiciv tarzı’, ‘Taşlama tarzı’ şiir yazmaya devam et.”
Hâlâ bu tarz şiir yazmaya da devam ediyorum.”
“İkinci Şiir Kitabı” “Zemheri Güneşi”ne ‘ismi’ni veren “Zemheri Güneşi” şiiri, eserinin on birinci şiiri.(s.19)
“Çözmesen de içimdeki buzları
Yüzümde zemheri güneşi oldun.
Umuda gark ettin umutsuzları
Gözümde zemheri güneşi oldun.”
Mehmet ALAN’ın, nâm-ı diğer “Birfâni”nin “Zemheri Güneşi” isimli ‘Şiir Kitabı’nın ekseriyetle şiirleri, “Vatan-Bayrak-Millet-Devlet-Mukaddesat Muhabbetli” şiirler.
Rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK şiiri tarzı, iki şiiri de var: Biri “Korkmayan Ser”(s.63); diğeri ise “Güzel”(s.136) başlıklı şiirler.
“KORKMAYAN SER
Vatan demek
Bağdır bize.
Millet demek
Dağdır bize.
Hırstır dönen
Yoktur sinen
Korku denen
Sığdır bize.
Bayrak şanlı
Sancak anlı
Hilâl ballı
Yağdır bize.
Taşar oluk
Gelir elik
İnanç çelik
Ağdır bize.
Bozkurt kalan
Bilmez yalan
Şehid olan
Sağdır bize.
Delinse yer
Korkmayan ser
Birfâni der
Tuğdur bize.”(s.63)
Diğeri ise;
“GÜZEL
Dilde değer
Sözde güzel
Varsa eğer
Özde güzel.
Tatlı bakış
Nakış nakış
Kalbe takış
Gözde güzel.
Neyse nesi
Olmaz tersi
Telin sesi
Sazda güzel.
Mangal adı
Olsa kadı
Etin tadı
Daha âlâ
Nazda güzel.
Yavru halâ
Benzer bala
Daha âlâ
Nazdan güzel.
Türk’ün helâl
Her şey final
Yıldız hilal
Bizde güzel.”(s.136)
“MUHALİF” ‘BİRFÂNİ’
“Zemheri Güneşi”nde, Mehmet ALAN, nâm-ı diğer “Birfâni”, mevcut ‘siyasî irade zihniyeti’ni, ‘kimliksiz hizmet siyaseti” anlayışını uygulayan “siyasî zihniyet” sahiplerine de, “sıcağı sıcağına” “hiciv tarzı”, “taşlama tarzı” şiirleri ile de “duruş”unu ortaya koymuş: “ihanet Süreci”(s.51), “Vatan kan ağlarken”(s.54), “Milleti ikna edin”(s.56) ve “Nasıl Saygı Duyayım?”(s.65),”Nerdesiniz?”(s.74),”Sorumlusu Kim?”(s.88),”Dayıma Cevap”(s.116) ve “Tükürün Gitsin”(s.151) başlıklı şiirleri ile…
“Muhalif olana kösteği ürer
Ucube yandaşa desteği sürer
Kanun yasa bilmez defteri dürer
Vatan kan ağlarken yatan gülüyor.”(‘Vatan kan ağlarken’ şiiri, s.54)
“Muhalif olan herkes birbirini kötüler
Uyarsan kabul etmez, durmaz kafa ütüler
Hiç değişmeden devam eder bağnaz tutular
Varlık için geçimde fitne neden yayılır?”(‘Fitne Neden Yayılır?’ şiiri, s.70)
“Türk’e Türk’ün vatanında, ‘düşman’ dendi nerdesiniz?(‘Nerdesiniz?’ şiiri, s.74) (“Düşman”, biz Türklere diyorlar.İ.G.)
“Koltuğa yapışan kendini över
Sözüyle gözüyle rakibi döver
Birfâni der çalan yandaş sa eğer
Suçun üzerini örtüyorlar dayı.”(‘Dayıma Cevap’ şiir, s.116)
“Din maskesi takıp nifak düzeni,
Kuranın yüzüne tükürün gitsin.”(‘Tükürün Gitsin’ şiiri, s.151)
“BİRFÂNİ DER”, “BİR FÂNİ DER Kİ…”
“Zemheri Güneşi”nde,Samsunlu ‘Halk Şâiri’miz Mehmet ALAN, nâm-ı diğer “Birfâni”, “bütün şiirleri”nin ekseriyetinin ‘son kıtası’nın ‘son iki mısrası’nı, “Birfâni der” veya “Birfâni der ki” diye başlayıp bitirmiş.
Biz de, naçizâne, “Zemheri Güneşi” isimli ‘şiir kitabı’nın bidayetinden nihayetine kadar, sadece bu ‘kısımlar’ı bir araya getirdik ve şöyle bir “Halk Şiiri” de meydana geldi:
“BİRFÂNİ DER Kİ…
Birfâni der en içten
Vatan sana can feda.
Birfâni der gücük ayında bile
Bağımı yeşerten özümsün çocuk.
Birfâni der ki kim ne derse desin
Özlenen mekanda doldum epeyce.
Birfâni der babam!ruhun müdahil
Bilecekmiş gibi özlerim seni.
Birfâni der ki saf oğlu saf kalsın
Melezli toyunu toyuma katma.
Birfâni der en basit şeylere darılırsın
Bazen çocuklaştığın zamandır ihtiyarlık.
Birfâni buradan emekli nakil
Özledim canlarım sizi özledim.
Birfâni der ilme engel olanla,
Atış öğretmenim ayış da kurtar.
Birfâni diyor ki dünden bugüne,
Kendimi yaşarım güzel köyümde.
Birfâni der çirkin cümle heceyle,
Sana söz mü hâşâ! sevda çiçeği.
Birfâni diyor ki kal öylece kal
Özümde zemheri güneşi oldun.
Birfâni der kolay yoksa
Zorda bile hayat sürer.
Birfâni diyor ki ruhunda tutan,
Rabbin öz mayası torun dediğin.
Birfâni gönlünde yamansın yaman,
Sazda yakamozsun telde yakamoz.
Birfâni der ortam şike kokuyor
Gelene geç bol gol kale yaşandı.
Birfâni der düzene ayak uyduruyorsun
Banka mı, banker misin? Seni hiç bilemedim!
Birfâni der hepiniz karşımda karşı tezi,
Çoğaltsanız da kat kat ben de hiç önemi yok.
Birfâni diyor ki sizden isteğim,
Sağlam yola takoz olmayın yeter.
Birfâni diyor ki mantıklı fikir,
Yorması gerekir insan olanın.
Birfâni diyor ki dilden kaleme,
Taşı gediğine koyanlardanım.
Birfâni diyor ki yaşamak lazım
Maziyi anlatmak imkansız size.
Birfâni der ki onu hisseden yüreklerden,
Acı tatlı akan gözyaşını özlüyorum.
Birfâni der bu bir fıtratmış güya?
Keramet(!) diz boyu görmüyor musun?
Birfâni diyor ki inceden ince,
Ülke bölünüyor haberin var mı?
Birfâni diyor ki eş dost bitiyor
Ortada dım dızlak kalıyor kimi.
Birfâni diyor ki bin bir desen de,
Yaşanan hayatın özü kalıyor.
Birfâni diyor ki gördüğüm gerçek
Dostlukla çekilir nazı Bafra’nın.
Birfâni der ki Bayrak mevzu bahis olunca,
Dik bir duruştaysanız hakkım helaldir size.
Birfâni der hiç yoksa yaşadığımız günde,
Vatan Millet sevdası ortak yönümüz olsun.
Birfâni diyor ki ocağın söner
Kül üstünde közü arar durursun.
Birfâni diyor ki gizli saklım
Baban bile sorsa sırda ol evlat.
Birfâni der bunca şehidin kanı
Akıyor karşıma nasıl küseyim?
Birfâni diyor ki sonu felaket
Hileyle hiçbir iş başarma oğul!
Birfâni der azı çok görüyorum
Kırıcı konuya gitmemek için.
Birfâni der yaşanan bunca fecaatıyla
Huzur ortamı bozan zalim oğlu zalimdir.
Birfâni diyor ki bir defa olsun
Hatanızdan dönmek çok mu zor beyler?
Birfâni der her gün şehid geliyor
Barışı barışa muhtaç ettiler.
Birfâni diyor ki ezelden beri,
Burçlar senin hakkın indiremezler.
Birfâni der çıkar çıkmaz
Falın faslı gelip geçer.
Birfâni diyor ki söyleyin bana
Bir mayanız bile tutmayacak mı?
Birfâni diyor ki düşman kalmayın
Sıcak mı sıcak bir öze boğ beni.
Birfâni diyor ki gerçek olan şu
Dem almayana ders veriyor seçim.
Birfâni der hırsızda
İhanet süreci var.
Birfâni diyor ki geç kaldın artık
İknası imkansız nazlama beni.
Birfâni der yüreğimsin
Özümdesin gurbet kuşu.
Birfâni der durum vahimden öte
Vatan kan ağlarken yatan gülüyor.
Birfâni diyor ki dalga geçen varsa,
Bakarken kaşları közlediğin olur.
Birfâni der hakiki bilgi becerinizde,
Damgamızı vurun da Milleti ikna edin.
Birfâni der bize başka dost var mı?
Kime usuyoruz ne oldu bize?
Birfâni diyor ki kırk yıl yaşadım
Eylül bahar Mayıs hazandı bana.
Birfâni der hayat zehir olsa da
Talanın adamı değil adam ol.
Birfâni diyor ki tekme savurdum
Bozarken külleri korktum o gece.
Birfâni der ömrümce
Derdi hazla denedim.
Birfâni der ki çıkar takla atırak
El etek öpenlere nasıl saygı duyayım?
Birfâni diyor ki ruhtaki bağı,
Çözmesem kendimi inkâr ederim.
Birfâni diyor ki gittiği yolda,
Saçanlara gör de kanaat getir.
Birfâni der bazen tarumar olur
Mallar sayesinde dostluk köprüsü.
Birfâni der şehid gaziye saygı,
Ceddin mirası artık sebebin.
Birfâni diyor ki bu soruma cevap var mı?
Bir yönetim koçunda fitne neden yayılır?
Birfâni diyor ki can sağ oldukca
Yalnız değilsiniz ben de sizdenim.
Birfâni diyor ki ülkü bağında
Tek sensin son umut, düşürme evlat.
Birfâni diyor ki gerçek görüşüm
Göz kalp duman tüter vatan deyince.
BirfÂni der ki altı üstü harabe halde,
Yürek yakan eserler el uzatmanı bekler.
Birfâni der en ufak koruma hesabım,
Niçin kanla öderdik sen olmasaydın toprak?
BirfÂni der hangi yöne baksanız,
İdrakten kaçmayın genç kardeşlerim.
Birfâni der Vatan milleti aslına uygun,
Çağla dirilmek varken kavgaya yeltenmeyin.
Birfâni diyor ki millî çıkarı,
Yakan düşünceye aykırı düştüm.
Birfâni der vatan milletime kin,
Kusarsan namerdim namert kalayım.
Birfâni der şehid düşer nice kul
Kaldım önde gelir Vatan sevdası.
Birfâni diyor ki aşkın körlüğü
Gözler konu olmuş sevda üstüne.
Birfâni diyor ki kendi halinde,
Tırnakla toprağı eşersin eşer.
Birfâni diyor ki anırıp duran
Eşeğençüş dedim alınan oldu.
Birfâni diyor ki kötüler bile
Sağlam kul olmalı bu güzel ayda.
Birfâni der en güzeli,
Öz bilmeli dil dediğin.
Birfâni diyor ki şu hâle bakın
Bölgeniz dağınık sorumlusu kim?
Birfâni boştan yere,
Eşinmiyor hakim bey!
Birfâni der son nefesle,
Mezar yolun kısalıyor.
Birfâni der ki kalpler Yüce Mevlâ aşkıyla,
Yıkılması zor nizam kuralım var mısınız?
Birfâni diyor ki hâlâ özdesin
Sarıgül denince içim tutuşur.
Birfâni diyor ki sana erişmek,
Belki ahretteki murada kalmış.
Birfâni diyor ki duyun feryadı,
Size bölmek için vatan yok bizde.
Birfâni der ruhsuzlar bunu anlamasa da,
Aziz Tür Milletinin özüdür Cumhuriyet.
Birfâni diyor ki Türk-İslam nesli.
Sonsuz bayramları görür inşallah.
Birfâni diyor ki tahribat yeter
Taşları yerine kondurun artık.
Birfâni der huzur güven içinde
İraden de hayat sürseydim Atam!
Birfâni’yi aldın kor ateşinde pişirdin
Sen ağladıkça ben de ağladım öğretmenim.
Birfâni diyor ki yağcı kesimde,
Etek öpmek için yarış var yarış.
Birfâni der saygı gsöterdim fakat,
Akan her damlası kor geldi bana.
Birfâni der bir kez uyutmak için,
Bin bir çeşit ninni söylersin anne.
Birfâni diyor ki vakti geldikçe
Engelleri bir bir aşarsın baba.
Bir fâni der huzuruna günahsız
Varmayı nasip et kurban olduğum.
Birfâni der ömrünce
Barışın peşindeyim.
Birfâni der hâlâ yüz kızarmadan
Haklıyım diyenler çağrım sizedir.
Birfâni diyor ki senin sayende,
Hayat engelini ştım okulum.
Birfâni diyor ki geçtiği yeri,
Tıkıp da giden sevmiyor gönlüm.
Birfâni’den sana dostça uyarı,
Bir sigara söndür bin hayat güldür.
Birfâni bağında nazlar dururum
Köyde ki yıllar özler dururum.
Birfâni der bu bir ibret alemi
Hazin bir ortamda çöküşler kaldı.
Birfâni der bire bin kat ödenir
Hakkım olmayanı almadan çıktım.
Birfâni konuk kal dedi nazikçe
Sağ ol! Kalmıyorum evladım dedi.
Birfâni der çalan yandaş sa eğer,
Suçun üzerini örtüyor dayı.
Birfâni der benim asil soyumdur,
Türk’ün Türk olalı özüdür vatan.
Birfâni der araştır ilmin bilgisiyle dol
Bilmem kimin adamı değil bilim adamı ol.
Birfâni ondadır Türk’ün Bayrağı
Yıldız al ibidir öğretmen olmak.
Birfâni der yangın var kulak verin çağrıma
Vatanımız Türkiye Cumhuriyeti beyler!
Birfâni diyor ki saldırılan biz
Biz elden gitmeden uyanın beyler!
Birfâni diyor ki dert hapı yutmuş
Özünü öğrendim Pala Âkif’ten.
Birfâni diyor ki gücün yetene
Çektirdiğin acı özüne vursun.
Birfâni der canım fedâ
Vatan Bayrak sevdasına.
Birfâni der ey milletim!
Bizi bize düşürdüler.
Birfâni diyor ki baştan ayağa,
Ateş yaktığında zoru severim.
Birfâni güne gün ekleyeceğim
Seni o durakta göremiyorum.
Birfâni der boş boş izahat verdi
Kupayı gsterdi köylü dayıma.
Birfâni’nin gönül derinliğinde
Ölen dirilecek, öyle mi sandın?
Birfâni gördü ki bu beş günlük gezide,
Yerinde canlandı ne var ne yoksa mazide!
Birfâni diyor ki sonu hazırlar
Aman dikkat ette özü düşürme.
Birfâni diyor ki kanım buzlasa
Memleket dışında sevdim olmadı.
Birfâni der sorma suç kimde diye
Soranın yüzüne tükürün gitsin.”
NETİCE-İ KELAM:
Bu sene de, “Karadeniz 6. Kitap Fuarı(15-23 Şubat 2020)” vesilesiyle, Samsunlu “Halk Şairleri”mizden; Doğan KAN’ı, Recep ŞEN’i ve Mehmet ALAN’ı, nâm-ı diğer “Birfâni”yi, “Şiir Kitapları” ile yakînen tanımaya, anlamaya ve kavramaya çalıştım.
Benim ‘doğduğum’ ve de hâlen de yaşadığım “Şehir”de de, İsmet TOSUN, nâm-ı diğer “Âşık İSMETΔ de “Halk Şâirleri”mizden di.
“Halk Edebiyatı” ve “Halk Şâirliği”, ‘Allah(c.c.) vergisi’ durumlar da.
“Şâirleri haykırmayan bir millet; sevenleri öksüz toprak olmuş gibidir…”
Terme, 23 Şubat 2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Notlar:
(1): “Halk Şiiri ve Özellikleri”, www.turkedebiyati.org
(2): Doğan KAN, “Zemheri Kışı”, Uzay Yayınları, İstanbul 2018
(3): Recep ŞEN,”Şiirlerde bul Beni”,Kırmızı Çatı yayınları, 1. Basım, Ankara, Aralık 2018
(4): Mehmet ALAN, “Zemheri Güneşi-Şiir-”, Bafra Ofset, 2. Basım, Nisan 2018

ÂKİF'İN 'BOLŞEVİZM'E BAKIŞI ve...

"2020'LER TÜRKİYESİ"NDE;
"KIZIL MOSKOF" ile "ORTAK DÜŞMANLAR"A KARŞI,"OMUZ OMUZA-KOL KOLA" OLABİLİR MİYİZ?
* "DUÂLARIN YERİNİ HAYALLER ALDIĞINDAN BERİ ZARARDAYIZ-ÇERKEZ-"


Rahmetli "Öteki Mehmed Âkif-VAİZ"(*);"İstiklâl Harbi/Millî Mücadele/Kurtuluş Savaşı" senelerinde;"Bolşevizm Tehlikesi"ne,"Bolşevizme Bakışı"na dair "fikirlerini/düşünceleri"ni şöyle ifade etmiş:"Bolşeviklik Müslümanlığa benzer" mantığı ile değil;"Bolşeviklikle Müslümanların "düşmanları ortaktır" mantığı ile hareket ederek;Bolşeviklerle ittifak kurulması gerektiğini" ifâde etmiştir."(s.152)
İşte Taha AKYOL'un "Pozitivist Atatürk" diye târif ettiği;"Ama Hangi Atatürk"(1) isimli eseri diye hatırladığım eserinde;"Başbuğ Atatürk";"Mustafa Kemal Paşa"mızın;"Millî Mücadele'mizin Ergenekonu" diye de bilinen "Havza'daki Görüşmeler Trafiği"ni;"Müslüman ile Müslüman; Gavur(Bolşevik) ile de 'Gavur'(Bolşevik) oluyor" diye "yorumlaması" da bu sebeptendir.
Halbuki,"Millî Mücadele'mızın Başbuğu", 'Mustafa Kemal Paşa"mız,'Ulu Önder" olarak da;"yapılması gerekeni yapıyordu."
Nitekim;"Milliyetçi-Mukaddesatçı Camiâ"ya 'lanse edilen' "Uyduruk Âkif"i değil de;"Hakikî Âkif" i anladıkca ve kavradıkca;"Bolşeviklerden Müslümanlara Zarar Gelmez" 'düşüncesi doğrultusunda,"Millî Mücadele Seneleri"nde yapılan "Moskof Görüşmeleri" neticesinde; 16 Mart 1921'de,"Moskova Antaşması"ile "Kuvay-ı Milliye/Millî Kuvvetlerimiz"in "silah/cephane ihtiyacı"da karşılanmıştır.
Bir başka ifâde ile "Kızıl Moskof"tan,"Ruslardan zarar gelmez" 'garantisi' ile "bin senelik Anadolu topraklarını işgal eden";"İngiliz'inden Yunan'ına;"İtalyası'ndan Fransız'ına kadar";"işgalci güçler" biiznillah, bütün "hatt-ı vatan"dan temizlenmiştir.(s.153)
ÂKİF'İN "BOLŞEVİZM'E BAKIŞI";'2020'LER TÜRKİYESİ"NDE UYGULANABİLİR Mİ?
Gününümüzde;"2020'ler Türkiyesi Şartları"nda;"Putin Rusya'sından Müslümanlara zarar gelmez.Biz Müslümanlar;"Putin Rusya"sı ile " ortak düşmanlarımız" a karşı;'omuz omuza","kol kola" olarak "mücadele etmeliyiz" demek ve bu düşünceyi uygulamaya koymaya yeltenmek; hem "hilâf-ı akıl"; hem de "hilâf-ı tarih"tir.
Çünkü; "Sovyet-Rus İmparatorluğu","Kızıl İmparatorluk"; güyâ "parçalanmış","dağılmış" ve "bölünmüş"; ortaya "1 Millet 6 Devlet" çıkmıştır.
Halbuki;"Panislavizm" ve "Rus Milliyetçiği",eskisine oranla daha da güçlenmiş; bilhassa "Deli Petro" sonrası "Deli Putin" ile bütün "Rus İdealleri"ni,"Moskof Ülküleri"ni "hakikat"leştirmişlerdir.
Bakmayın sizler; bizim güyâ "Millici Ceridelerimize...."
"Geç uyanmak ve uyandırmak; uyanmak ve uyandırmak değildir..."
"Deli Putin"in;"Deli Petro"nun hemen hemen bütün "Kızıl Ülküleri"ni;bütün "Slav İdealleri"ni;"tarihlerinde ilk defa hakikatleştirdikleri"ni "görmemek için; ya kör olmak lâzım; ya da çok sayıdaki "maymunları oynamak" lâzım.
Sayısını ben bile unuttum:"İstanbul Boğazı"mızdan; "mühimmat yüklü Moskof gemilerinin; hem de gövde gösterisi yapa yapa; "Sıcak denizlere","Doğu Akdeniz"e;'Suriye'ye ulaştığını....
"Kızıl Moskof"un;"Rus Ayıları"nın;ta1950'lerden beri,"Suriye üzerindeki 'Sosyalist Baas İdeolojisi" ile de,Suriye topraklarına da konuşlandığı ise malumdur.
Geçenlerde,"İstanbul'umuza gelmeden önce de;"Deli Putin";"Kaatil Esat" ile de görüşmüştü.
Yine sözde "Millici Ceridelerimiz","Deli Putin-Kaatil Esat Görüşmesi"ni, âdeta "efkâr-ı umumiye"den "kaçırdı..."
Benim bildiğim, sadece iki "ceridemiz"in "köşeyazıları"ndaki "paragraflar"da ve bir "ceridemiz"in de,"Olaylara Bakış" 'Başyazısı"nda,"fotoğrafsız","resimsiz" "haber değeri" oldu.
Bizimkilerin; âdeta Makyavel'in "Hükümdar" isimli eseri; "başucu kitabı" olmuş " gibi...
"Müslümanları" senelerdir "Suriye Rejim Güçleri" ile birlikte "omuz omuza","kol kola" 'öldüren","yok eden" ve "Suriye Müslüman Halkı"na;"büyük acılar",'büyük dramlar" yaşatan;"Kızıl Rusya" ile "Kızıl Empeyalizm" ile "Kızıl Moskof" ile hangi "ortak düşmanlara" karşı ittifak yapılabilir ki!?

ELHASIL:
Rahmetli "Öteki Mehmed Âkif-VAİZ"ce ifâde edersek; günümüzde, 2020'ler Türkiye'sinde,"Kızıl Ayı" ile aynı "yatağa girerek", ittifak yapmış olmanın; biz Müslümanlara faydası yoktur...
Afedersiniz,"Graham FULLER"in, âdeta "Yeni Türkiye"sinin "öküzleri", esasında, Türkiye'mizi;"Türkiye Cumhuriyeti Devleti"mizin "100.Yılı"na, sadece yaklaşık "3 sene" den biraz fazla kala; ciddî derecede muhtelif "emperyal cenderelere" sokmuşlardır...
"Köre ne? Göre ne!" diyebiliriz...
Velâkin "yeni seyler söyleyebilmek" bâbından; bugün gördüğüm ve de okuduğum "Sarı Renkli Bir Kamyon"un "arka üst" şu "vecizesi", yaşadığımız hâli de hülâsa ediyor: "Duâların yerini hayaller aldığından beri zarardayız.ÇERKEZ"
Terme, 21 Şubat 2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Notlar:
(*): Sinan MEYDAN,"Öteki Mehmed Âkif VAİZ", Inkılâp Yayınları, 2015 İstanbul, 2. Baskı
(1): Taha AKYOL;"Ama Hangi Atatürk", Doğan Kitap Yayınları,2016 İstanbul

'TERME YEL EVLİYÂSI TÜRBESİ' DE YAPILMIŞ...

"TERME TOPRAĞINI,HORASAN ALPERENLERİ TOPRAĞI YAPAN";
"HORASAN ALPERENLER"İMİZDEN "TERME YEL EVLİYÂSI TÜRBESİ" DE YAPILMIŞ...

Senelerdir desem yeridir;"-Acaba "Terme Evliyâlarımız"dan;"Terme Toprağını,Horasan Alperenleri Toprağı Yapan";"Horasan Alperenlerimiz"den;"Terme Yel Evliyâsı Türbesi" ne hâlde? Yıkıldı mı yoksa?", diye zihnimde "soru işaretleri" dolaşıp duruyordu.
"Uzak diyârlar"dan geldiğim bir "Yaz Mevsimi"nde, bu "suâlimin cevabını" bulabilmek için,"kabr-i şerif"i 'ziyaret'e niyetlenmiş velâkin kabristanlık içinde bir türlü bulamamıştım,
Bazı "İ'lây-ı Kelimetullah için Nizâm-ı Âlem Dâvâsı"na sevdalı "dâvâdaş"larımın da "maddî destekleri" ile 1999'da,"Osmanlı Devleti'mizin 700, Kuruluş Yıldönümü" hatırasına ve "Nizam-ı Âlem Ocakları Terme Temsilciliği" nâmına;"Terme Evliyâları ve Termeli Şehidler-Gaziler"(*)isimli, hayatımın "ilk kitabı"nı yayınlamıştım.

Geçen senelerde de, çağımızın "teknolojik imkânları"nı ve öğrendiğim yeni bilgilerle de,"internetten bir tık kolaylığı ile de indirilip okunabilecek" bir şekilde, "genişletilmiş ikinci baskısı"nı da yayınlamış fakat normal bildiğimiz "kağıtlara" bastırmamıştım.
"HORASAN ALPERENLERİ"MİZDEN, "TERME YEL EVLİYÂSI"
Zikrettiğim çalışmalarda;"Horasan Alperenlerimiz"den "Terme Yel Evliyâsı" hakkında şunları yazmıştım:"Evliyâ Yanındaki Yel Evliyâsı Türbesi, ilçemize bağlı Akçagün Köyü(şimdilerde Akçagün Mahallesi) ile Oğuzlu Köyü(şimdilerde Oğuzlu Mahallesi) arasındaki "Evliyâ Yanı Kabristanlığı"ndadır. İlçe merkezindeki eski 'Balık Pazarı'ndaki bu köylere ait minibüslerin birine binip, ziyarete gidilebilir...(s.35)
"Terme Evliyâları" olarak isimlendirdiğimiz bu "türbeler" içerisinde, hâlen , ahşap hâli ile en harabe türbe, "Evliyâ Yanındaki Yel Evliyâsı Türbesi"dir. Şayed, ilçemiz hayırseverlerinin eli bu türbeye uzanamaz ise birkaç seneye kalmaz ahşap muhafaza yıkılabilir..."(s.36) diye de yazmıştım.
Ve "Evliyâ Yanındaki Yel Evliyâsı Türbesinin dışarıdan bir görünüşü..."(s.60) fotoğrafı ile "Evliyâ Yanındaki Yel Evliyâsı Türbesinin dışarıdan bir başka görünüşü..."(s.61) ile "Evliyâ Yanındaki Yel Evliyâsı Türbesinin içeriden görünüşü..(s.62) fotoğraflarını da paylaşmıştım.

Ve bugün; geçen "13 Şubat 2020"de, vefatının birinci yılında, Samsun'daki kabr-i şerif'inin başında;"Ülküdaşları"nca yâd edilmiş olan, aslında Termeli Ârif ŞİRİN'in; nam-ı diğer Ozan ÂRİF'in; "Giresun Alucra Habur Köylüsü/Yükselen Mahallesi"nden;"Terme ilçemizde, hâlen "taksicilik" yapan Şaban ŞİRİN ile "Horasan Alperenlerimiz"den "Terme Yel Evliyâsı Türbesi"ni ziyaret etmek nasip oldu.
Evet, 1999'larda "ahşap muhafazası yıkılabilir" diye yazdığımız "Terme Yel Evliyâsı Türbesi";"betonarme" bir şekilde, "Gök Kubbeli" olarak; "Y.T.2002"de, yani "Yapılış Tarihi 2002" de, gayet güzel bir şekilde yapılmış vaziyette gözlerimizin önündeydi.
Daha "Evliyâ Yanı Kabristanlığının Kapısı"nı açarken bile;"-Olumsuz düşüneyim de, yapılmamışsa üzülmem" diyordum.

Velâkin benim de bilemediğim bir hayırsever el uzanmış ve de içi-dışı gayet güzel bir şekilde yapılmıştı bile.
Öyle iç tasarımı da,"Şehid Kumandan Kubadoğlu Cüneyt Bey Türbesi" ndeki gibi "militarizm" de kokmuyordu.
"Horasan Alperenlerimiz"den "Terme Yel Evliyâsı Sandukası"nın başında "Sarık" ve 'Sanduka Üzeri' de, âdeta "Tevhid Bayrakları" ile dolu idi.
NETİCE:
"Terme Toprağını, Horasan Alperenleri Toprağı Kılan"; 'Terme İlçemiz"deki "Horasan Alperenlerimiz"den "Terme Yel Evliyâmız"ın hayatı ve mücadeleleri hakkında tafsilatlı bilgilere, henüz sahip değiliz."Türbe Civarı"nda,"Evliyâ Yanı Kabristanlığı"nda, hangi tarihten ve kimlere ait olduğu henüz bilinemeyen; başlarına taşlar konulmuş, çok sayıda kabr-i şerif'ler de var.

"Yapılması gereken bir şeyler var mı?", derseniz; evet var, derim.
1-Bilhassa "Terme Belediyesi" veya bir "Sivil Toplum Kuruluşu"nca,"Terme İlçesimizdeki türbelerimizin temizliği, hiç olmazsa ayda bir yapılmalıdır.
2- Terme İlçemizdeki "Horasan Alperenlerimiz"den "Evliyâ Yanı Kabristanlığı"ndaki "Yel Evliyâsı Türbesi"nin "Gök Kubbesi" bir an evvel boyanmalı ve "Gök Kubbesi"nin tepesine,"İslâm'ın da Bayrağı" olan "Türk Bayrağı dikilmelidir.
Terme, 19 Şubat 2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Notlar:
(*): İsmet GÜLTEKİN,"Nizam-ı Âlem Ocakları Terme Temsilciliği-Terme Evliyâları ve Termeli Şehidler-Gaziler-,Osmanlı Devleti'nin 700. Kuruluş Yıldönümü",Sönmez Ofset Matbaacılık, Samsun, Eylül-1999"