16 Ocak 2020 Perşembe

"TEK YOL İSLAM EKONOMİ SİSTEMİ"

* ARVASÎ HOCA-İSLÂM EKONOMİ SİSTEMİ -"FAİZ-RİBA" MES'ELESİ
                                                ve
                           "KATILIM BANKACILIĞI"


ÇARE: NE "LİBERAL-KAPİTALİST SİSTEM", "NE KOLLEKTİVİST-KOMÜNİST SİSTEM":
"TEK YOL: İSLAM İKTİSAT NİZAMI/İSLAM EKONOMİ SİSTEMİ"



Türkiye'mizde, her "İslamî Grub"un takip ettiği, okuduğu, rehber aldığı bir "kitabı" var..


Ben de, son aylarda, âdeta,"Nizam-ı Âlem Ülkücülüğü Grubu"nun, "Ülkücü Alperen Grubu"nun "kitabı" olarak; rahmetli ARVASÎ Hoca'mızın;"Türk-İslam Ülküsü"nü okuyorum.


Rahmetli ARVASÎ Hoca'mızın bütün kitapları,"külliyatı" esasında mezkûr "grub"un "kitabı" olabilecek kıvamda...


Ve son haftalarda, rahmetli ARVASÎ Hoca'mızın "Türk-İslam Ülküsü"(1) isimli eserinin "ikinci cildi"ndeki,"ikinci bölüm"deki,"İslam Ekonomi Sistemi"ni okuyorum.


Malûm,"Diyanet Müessesemiz"in "faiz caizdir" "fetvası" sebebi ile "İslam Ekonomi Sistemi"nin "Faiz Problemi" ile alakalı izahatlarına öncelik vererek, okudum.


"FIKIH'TAN MODERN HUKUK'A..."


"Türkiye'nin Hukuk Serüveni-Fıkıh'tan Modern Hukuk'a"(2) isimli eseri de hararetle, bilhassa "Osmanlı'da Faiz Vardı" kısımlarını ise aylar evvel okudum.


"Şanlı Ecdadımız" 'Osmanlılar', âdeta, "çatır çatır faiz de yemişlerdi..."(3)


"Osmanlı'da Faiz Mes'elesi" ile alakalı "sosyal medya"da da, 'seviyeli paylaşımlar' da yaptım.(4)


Kafamda, zihnimde çok sayıda suâller...


Bazı "münevver", "mütefekkir" kıvamındaki "aydınlar"ımız; âdeta şöyle demeye de getiriyorlardı:
"- Biz, Türkler, Müslümanlar, "Garp/Batı" karşısında "mağlub" olduk,"yenildik..." Fakat, her sahada "mağlub" olduk, yenildik."Fıkıh"ımız,"İslam Hukuku"muz da, "çağın ihtiyaçları"na cevap veremedi ve "Batı Hukuku"nu,"Modern Hukuku" aldık ve uyguladık.Günümüz Müslümanları da,"Bin sene öncesi Müslümanlar" gibi değiller."Pintiler..." Beceriksizler... Vesaire...."


"KEYPITIL ÇAĞI"NIN "MABEDLERİ"


Kendime bakıyorum ve görüyorum:


"Piyango'nun Millî'si;Banka'nın İslamî'si mi olur ulan?" 'sloganları"nı seslendirmelerim.


"Âdil Düzen" diyenler, ne diye "Faiz Düzeni" mes'elesini halledemediler sûalleri ile dolu yaşadığım hafakanlar...


Âdeta "beyni zonk zonk zonklayanlar" 'grubu'ndaydım da...


"-Bankalara da, itina ile 'sol ayak ile girip, sağ ayak ile çıkmalarım..."


Hattâ bir defasında,"Tarikat-ı Aliyye Silsilesi"nde de olan ve "hayatı idi âyetler, hadisler" diye tarif ettiğimiz "Nakşibendi Şeyhi Hadim-î Pîran Efendimiz"i,"Ziraat Bankası İçinde" görmüştüm de, adeta şoke olmuştum..


Nasıl böyle bir şey olabilirdi? Bir bankada ne arıyordu?


Halbuki,ilçemizde tertiplenen,"Dünya Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Programı" için "maliyet parası"nı yatırıyordu...


Daha geçenlerde,yine Türkiye'mizin "en eski gazeteleri"nden biri olan ve her yeni "miladî yıl" öncesi,Türkiye'mizdeki muhtelif 'sektörler'deki gelişmeleri, ilaveler hâlinde okurlarına hediye eden "Akşam Gazetesi"nin,"Ekonomi-Bankacılık Sektörü İlâvesi"ni de hararetle okumuş ve yine kafamda çok sayıda sûaller de meydana gelmişti.


"-Türkiye'mizde,'51 Banka' ile çok muhkem, çok sağlam, "dijitalleşmiş", 'çağı yakalamış' "Bankacılık Sektörü"müz vardı.


'Başbuğ ATATÜRK" ise "Türkiye İş Bankası"nın "kurucusu" idi.


Düşünebiliyor musunuz; "Diyanet Müessesemizin Kurucusu 'Başbuğ ATATÜRK';"Türkiye İş Bankası"nın da "kurucusu" idi.


Ne "büyük deccal"miş!?


Ve "-"Kar payı dağıtıyoruz,"faiz-riba" bizde yok "İslâmî finans"kaynağıyız..."Katılım Bankacılığı Sektörü"nü meydana getiriyoruz ve "51 Banka"nın dahil olduğu "Bankacılık Sektörü"nden ayrıyız" izahatları...(5)


"-Yok canım! Ne olacak işte? Yine "İslamcılar"ın,"Siyasal İslamcılar"ın bir "yalanı" daha..."Kar payı" da neymiş canım? Bal gibi "faiz-riba" işte...Bak görüyorsun; "İslamcılar/Siyasal İslamcılar"ın bile "Bankası" var..Ya senin "meşreb"inin?" Düşünceleri...


"YIKILSIN LİBERAL-KAPİTALİST SİSTEM"


Halbuki ki, Türkiye'mizde "liberal-kapitalist sistem" 'yıkılalı' yıllar olmuş...


Benim gibiler, ya "ideolojik körlüğü"nden; ya da "cahil"liğinden, seneler önce "Liberal-Kapitalist Sistem"in,"Türkiye'mizdeki Yıkılışı"nı görememiş...


Bu cümleleri; rahmetli ARVASÎ Hoca-mızın;"Ne liberal- kapitalist sistem, ne kollektivist-komünist sistem"; âdeta "çare" olarak;"Tek Yol İslam İktisad Nizamı/İslam Ekonomi Sistemi" dediği "Türk-İslam Ülküsü"eserinin "ikinci cildi"nde,"ikinci bölümü"ndeki,"İslâmî Banka" diye tarif ettiği günümüzdeki, biz Müslümanların muvaffakiyeti olan "Katılım Bankacılığı Olayı"nı,"onaylaması","meşrû" görmesi,"Müslümanca" değerlendirmesi,"İslam'a uygun" bulmasını anladığım ve kavramdığım da düşündüm.


ARVASÎ HOCA ve "İSLAM EKONOMİ SİSTEMİ"


Dönemin "Efsanevî Gazetesi HERGÜN"ün, ikinci sayfasındaki,"Türk-İslam Ülküsü" isimli "köşesi"nde,1970'li senelerde yazdığı;"-Adına "Üçüncü Yol" diyorlar;"İslam Ekonomi Sistemi" diyemiyorlar...Ne kapitalist sistem, ne de Komünist sistem...İslam Ekonomi Sistemi..." "muhkem nazariyatı","muhkem doktrin"e,"muhkem uygulamaya" dönüşmüş; tatbik edilmiş bile...


Halbu ki,bazı "aydınlar"ımızın diyemediği "Mecelle Olayı" ise;"Batı Hukuku"na, "Modern Hukuk'a" "mağlup olmadığımız"ın,"yenilmediğimiz"in en güzel bürhanı, delili, ispatı değil miydi?


Halbu ki, günümüzdeki "Katılım Bankacılığı Olayı", yine bazı "aydınlar"ımızın diyemediği, "Bin yıl sonraki biz müslümanlar"ın; "iktisad" sahasındaki,"ekonomi sektörü" nde "Müslümanca" en güzel muvaffakiyetlerinin de bürhanı, delili, ispatı değil miydi?


Rahmetli ARVASÎ Hoca'mız, mezkûr eserinin alakalı sayfalarında;"faize faiz";"riba'ya riba" diyen "Müslümanca" bir "zihniyet"e de sahip "Ülkücü Mütefekkir"imiz...


Yine mevcut "izm'li ideolojiler"in;"liberalizm" gibi,"kollektivizm" gibi, "kapitalizm" gibi,"komunizm" gibi, hattâ "tenakûz"lu hâller de sergileyen " Marksizm''e meftûn","kurnaz Marksistler"in "sahte kapitalizm aleyhtarlığı" ile "kapitalist sisteme karşı konulamaz" şeklindeki "Sosyalistcesine" olan "kara propagandaları"nı,"karşılaştırmalı" bir şekilde "mukayese metodu" ile de âdeta "derinlemesine bilen" 'iktisadî şuur" sahibi;"ekonomi şuuru sahibi" bir "Müslüman Mütefekkir"imiz de.


"İslam'ın iktisad nizamı"nı,"İslam Ekonomi Sistemi"nin "izm'li ekonomi sistemleri"nden olan "farklılığı"nı; öyle "mağlubiyetler psikolojisi"ne de kapılmadan;"Arap" olduğu hâlde, âdeta "Türklük gurur ve şuuru; İslam ahlak ve fazileti" 'vakarı' ile ortaya koyan, izah eden bir "Nizam-ı Âlem Ülkücüsü Mütefekkir"imiz...


Üstelik "izm'li ideolojiler"in çağımızdaki "hegemonik ekonomi sistemleri olayı"na yönelik;"Müslümanca" neler yapabiliriz? Çaremiz nedir?" suâllerini de âdeta tafsilatlı bir şekilde de izah etmiş de olan;"bin sene sonrasının Müslümanları"ndan...


NETİCE-İ KELAM:


Her biri âdeta "idrakimize giydirilmek istenilen deli gömlekleri" de olan "izm'li ideolojiler"e rağmen; yine her biri "Anadolu toprakları"nda neşvü nema bulmuş olan;"Risale-i Nur Hareketi"nin "İktisad Risalesi"nden;"Millî Görüş Hareketi"nin "Âdil Düzen" anlayışından; "İcmal Gençliği/Haydar BAŞ Hareketi"nin "Millî Ekonomi Modeli"nden; rahmetli Sabri F. ÜLGENER'lerden rahmetli Sebahattin ZAİM Hoca'lara ve rahmetli Seyyid Ahmed ARVASÎ Hoca'mızın "Türk-İslama Ülküsü"nde, "bütün insanlığı saadete kavuşturacak bir model, bir sistem ve bir nizam" olarak da ortaya koyduğu "İslam Ekonomi Sistemi", 2020'ler Türkiye'sinde, yine "Anadolu Toprakları"nda,Türkiye'mizde "İslâmî Finans" ve "Katılım Bankacılığı" ismi altında, vakûr bir şekilde uygulanmaktadır.


Bir zamanlar,'duvarlar"a yazdığımız;"Yıkılsın Liberal-Kapitalist Sistem" sloganı "hakikat" olmuş;"yıkılmıştır..."


Çarşamba, 16. Ocak. 2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci


Dip Notlar:
(1): Seyyid Ahmed ARVASÎ,"Türk-İslam Ülküsü-I-II-III", Bilgoğuz Yayınları,AralıKonya 2013, İstanbul, ("Türk-İslam Ülküsü-II"; s.280-432) ile Bilhassa,s.388,389 ve 390
(2): Taha AKYOL,"Türkiye'nin Hukuk Serüveni-Fıkıhtan hukuka ve demokrasiye geçiş sorunları-",İnceleme/Araştırma,5.Baskı Ekim 2016, Doğan Kitap, İstanbul,(Bilhassa " Çağ değişimi ve fıkıh" bölümü, s.113-144
(3): Taha AKYOL, adı geçen eseri, s.130,131,132 ve 133
(4): İsmet GÜLTEKİN, facebook/İgltk'deki ilgili "paylaşımlar..."

(5): Akşam Gazetesi; Sene Sonu Sektörleri Değerlendirme İlaveleri","AKŞAM 15. YIL-FİNANS-,future&trends",27 Aralık 2019 Cuma/AKŞAM'ın ücretsiz ekidir",s.22

SALIPAZARI İLÇEMİZDEKİ, 22(YİRMİ İKİ) ADET AHŞAP-TAHTA CAMİÎLERİMİZ DE, "RESTORASYON KAPSAMI"NA ALINMALIDIR...


SALIPAZARI İLÇEMİZDEKİ,
22(YİRMİ İKİ) ADET AHŞAP-TAHTA CAMİÎLERİMİZ DE,
“RESTORASYON KAPSAMI”NA ALINMALIDIR…





("İLGİLİLERE ve YETKİLİLERE" SESLENİYORUM:
"AHŞAP/TAHTA CAMİÎLER" 'BELED'İ;"TÜRK BELED"İ "TERME ŞEHRİ"MİZDEKİ "AHŞAP/TAHTA CAMİÎLER"MİZİN TAMAMI DA,"RESTORASYON" KAPSAMINA ALINMALIDIR...
Bugünkü "Ordu Mahallî Basını"nı mutad olduğu üzre "taradığımız" da, "Ordu İli ve İlçeleri"ndeki "49 Ahşap/Tahta Camiîler"imizin de, miladi 2020 senesi başı itibari ile "restorasyon kapsamı"na alındığı haberleri ile dolu.
Bilindiği üzre;"Bir diyârda, bir "beled" de, bir yöre de "ahşap mimarî eserleri" mi var; "ahşap/tahta camiîler"imiz mi var; "ahşap/tahta evler" mi var; hattâ çok sayıda "Çınar Ağaçları" mı var; o diyâr, o 'beled', o belde, o yöre; "ezelinden Müslüman " olduğu da aşikar olan, "Türk Diyârı"dır; "Türk Beled"idir;"Türk Beldesi"dir; "Türk Yöresi"dir...
İşte, "Terme Toprakları"mız da; aşikârdır ki; "Horasan Alperenleri Toprağıdır"; "Türk Toprağı"dır; "Türk Diyârı"dır;" Türk Beledi"dir;" "Türk Beldesi"dir;"Türk Yöresi"dir...)(1)


Geçenlerde böyle yazmıştım.

“Salıpazarı İlçemiz” de, sahip olduğu “ahşap-tahta mimarî hususiyeti” ile de, hâlâ bazılarında ikamet bile edilen “ahşap-tahta evleri” ile ve elbette 22(yirmi iki) adet “ahşap-tahta camiîlerimiz” ile de, tamamiyle bir “Müslüman Türk Yurdu”dur, “Müslüman Türk Toprağı”dır…

Hele de “Salıpazarı İlçemiz”deki, “Proto-Türkler”, “Ön-Türkler” diye de târif edilen; “Biz Türkler, 1071 Malazgirt Zaferi’nden, en iki yüz sene öncesinden beri ‘Anadolu’ya Giriş” yapmıştık; “Anadolu”daydık” “tez”imizi adeta ispatlayan; “Kıpçak Türkleri”ne, “Peçenek Türkleri”ne ait “Kaya Mezarları”ndan sonra…


                 22(YİRMİ İKİ) ADET AHŞAP-TAHTA CAMİÎMİZ
Tamamiyle “Müslüman Türk Yurdu” olan Salıpazarı İlçemizde, tamı tamına, 22(yirmi iki) adet “ahşap-tahta camiî”miz mevcut.

İşte, Salıpazarı İlçemizdeki Ahşap-Tahta Camiîlerimiz:
1-    Salıpazarı Yenidoğan Mahallesi Ahşap-Tahta Camiî.
2-    Salıpazarı Esenli Köyü/Esenli Mahallesi Ahşap-Tahta Camiî.
3-    Salıpazarı  Sarı Hasan Mahallesi Ahşap-Tahta Camiî.
4-    Salıpazarı Yavaş Bey Mahallesi Ahşap-Tahta Camiî.
5-    Salıpazarı Esat Çiftliği (Çatak)Mahallesi Ahşap-Tahta Camiî.
6-    Salıpazarı Güzel Vatan Mahallesi Ahşap-Tahta Camiî.,
7-    Salıpazarı  Biçme Mahallesi Ahşap-Tahta Camiî.
8-    Salıpazarı  Muslu Bey Mahallesi Merkez Mezarlık Ahşap-Tahta Camiî.,
9-    Salıpazarı Muslu Bey Bayramyurt Mahallesi Ahşap-Tahta Camiî.,
10-Salıpazarı Yeşilköy-Albayrak (Ablak, Kayadibi)Mahallesi Ahşap-Tahta Camiî.,

11-Salıpazarı  Yeşilköy Mahallesi Merkez Ahşap-Tahta Camiî.
12-Salıpazarı Konakören /Bakacak Mahallesi Ahşap-Tahta Camiî.,
13-Salıpazarı  Konakören/Merkez Mahallesi Ahşap-Tahta Camiî.
14-Salıpazarı  Kızılot Mahallesi Ahşap-Tahta Camiî.
15-Salıpazarı Karayonca Mahallesi Ahşap-Tahta Camiî.
16-Salıpazarı Karaman Mahallesi Ahşap-Tahta Camiî.
17-Salıpazarı Karaman  Mahallesi Karabaş Ahşap-Tahta Camiî.

18-Salıpazarı  Alan Köyü-Alan Mahallesi Ahşap-Tahta Camiî.
19-Salıpazarı  Karadere Mahallesi Ahşap-Tahta Camiî.
20-Salıpazarı Kırgıl Mahallesi Merkez ve Mezarlık Ahşap-Tahta  Camii.
21-Salıpazarı  Yeni Mahalle Gökçeli Ahşap-Tahta Camiî.
22-Salıpazarı Cevizli Mahallesi Huma/Homa Ahşap-Tahta Camiî.
     23-Salıpazarı  Karacaören Köyü–Soyuk  Mahallesi Ahşap-Tahta Camiî…(2)

                           
 “GÖKÇELİ-ŞEHİDLER-YAVAŞ BEY” AHŞAP-TAHTA CAMİÎLERİMİZ

Tamamiyle bir “Müslüman Türk Yurdu”, tamamiyle bir “Müslüman Türk Vatan” ‘parsel’imiz olan Salıpazarı ilçemizde, “efkâr-ı umumiye”de;  “Samsun Turizm Kültür İl Müdürlüğü”,” Salıpazarı Kaymakamlığı” ve “Salıpazarı Belediyesi” muhitlerinde, en fazla bilinen ve dile getirilen; “resmî web siteleri”nde paylaşılan ,22(Yirmi İki) adet “Salıpazarı İlçemizdeki Ahşap-Tahta Camiîlerimiz”den, sadece “Salıpazarı Gökçeli Mahallesi Ahşap-Tahta Camiîmız” ile “Salıpazarı Karayonca Şehidler Ahşap-Tahta Camiî”miz ile “Salıpazarı Yavaşbey Mahallesi Ahşap-Tahta Camiî”mizin “tanıtımı”na yer verilmiştir.(3)



Elbette ki, “Samsun Ahşap-Tahta Camiîlerimiz Arşivi”nin teşkilini, isimli-isimsiz çok sayıda şahsiyetin de katkısı olduğu da unutulmamalıdır.
“Samsun Yöresinde Bulunan AHŞAP CAMİLER”(4) isimli eser de bile, sadece ve tafsilatlı bir şekilde “Salıpazarı Gökçeli Ahşap-Tahta Camiî”mizin tahkikine yer verilmiştir.(5)

ELHASIL:


“Samsun Yöresi”ndeki “ahşap-tahta camiîlerimizi” tahkik eden “Sanat Tarihçilerimiz”, 100(yüz)’ e yakın “ahşap-tahta camiî”mizden dem vurmaktalar.
Bu 100(yüz)’e yakın “ahşap-tahta camiîler”imizin ise sadece 34(otuz dört) tanesinin “koruma altına” alındığından da dem vurmaktalar…
Esasında, yapılması elzem olan; tıpkı “Ordu Vilâyeti”mizdeki bütün “ahşap-tahta camiîler”imizin “restorasyon kapsamı”na alınması gibi; “Samsun Vilâyeti”mizdeki bütün “ahşap-tahta camiîler”imizin tamamının da, “restorasyon kapsamı”na alınmasıdır…
Elbette ki, “restorasyon kapsamı”na alarak, bir an evvel de, “gereğini yapmak”tır…
“Restorasyonlar”, âdeta “yılan hikâyesi”ne dönmemeli, çok “uzun süre” sürmemeli, kısa sürede, bir an evvel tamamlanmalıdır.

Bu bâbtan, Salıpazarı İlçemizdeki, 22(yirmi iki) adet ahşap-tahta camiîlerimiz de,"restorasyon kapsamı"na alınmalı ve bir an evvel de, "restorasyonları" tamamlanmalıdır...

Terme, 12.Ocak.2020
İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Notlar:
(1): İsmet GÜLTEKİN, 8(SEKİZ) ADET TERME AHŞAP-TAHTA CAMİÎMİZ DE, “RESTORASYON KAPSAMI”NA ALINMALIDIR, 03.Ocak.2020, “blog”lar…
(2): Emine YILMAZ(Arkeolog-Sanat Tarihçisi),” SAMSUN AHŞAP  (ÇANTI) CAMİİLERİNİN SERÜVENİ(TİPOLOJİ  – SÜSLEME -DAĞILIM VE YER ADLARI İLİŞKİSİ)”, www.turkbilimi.com,12.Ocak.2020
(3): “Samsun Turizm Kültür İl Müdürlüğü”, “Salıpazarı Belediyesi” ve “Salıpazarı Kaymakamlığı” ilgili “Resmî Web Siteleri…”
(4): Yılmaz CAN, “Samsun Yöresinde Bulunan AHŞAP CAMİLER”,Etüt Yayınları, 1. Basım, Mart 2004, İstanbul,

(5): Yılmaz CAN, adı geçen eser, s.66,67 ve 68; Resimler,resim:63,resim:64

5 Ocak 2020 Pazar

"MÜSLÜMAN" TEVFİK FİKRET'TEN, "MÜRTED" TEVFİK FİKRET'E...

                   “MÜSLÜMAN” TEVFİK FİKRET’TEN,
                             “MÜRTED” TEVFİK FİKRET’E…



“Kürt Edebiyatı” da dahil; “Edebiyat Âlemi”mizdeki gelişmeleri de okumalarımla, takip etmek gayretindeyim.


“Şanlıurfa Senelerim”de, “Kürt Edebiyatı”nın ‘mümessilleri’nden “Mehmed UZUN” a ‘merak’ salmış, velâkin bir türlü, muhtelif sebeplerden, kesifleşememiştim…

Hâlâ neşrediliyor mu, bilemiyorum; fakat “Kürt Tarihi Dergisi” de, beni âdeta mest ediyor ve yeni şeyler de öğreniyordum.

Bu sene, daha doğrusu geçen sene, 27 Aralık 1936 tarihi itibari ile 27 Aralık 2019 tarihi “İstiklâl Marşı Şâiri”miz, “İslâm Şairi”miz rahmetli Mehmed Âkif ERSOY’un vefâtının 83.; 11 Aralık 1975 tarihi itibari ile de 11 Aralık 2019 tarihi ise;”Dargın Bozkurtların Lideri”, “şairliği bile tartışılamaz rahmetli Hüseyin Nihal ATSIZ’ın vefâtının 44. yıldönümü idi.

“Kağıtlara basılı mevkûteler”in ‘tiraj mes’elesi’nde, “nalları topladığı” bir “Türkiye’miz Gerçeği”nde, “dijital baskılı mevkûteler”, “dijital baskılı fikir-düşünce siteleri”, “milyonları aşan kertede” “hit tirajları”na sahipler…

Ve “madalyonun öbür yüzü” itibari ile âdeta, bir “Enformatik Cehalet Çağı” da diyebileceğimiz “Türkiye’miz Gerçeği”nde, son aylarda, bilhassa “Türk-Kürt-Arap Edebiyatçılarımız Âlemi”nde-bazı ‘General Zihniyetliler’e göre ‘Arnavut Edebiyatçılarımız’ mı demeliydim?-rahmetli “Şairler Sultanı” Necip Fâzıl KISAKÜREK’ten; rahmetli Mehmed Âkif ERSOY’a, rahmetli Hüseyin Nihal ATSIZ’a ve hattâ “hiç sevemediğimiz” “Tevfik FİKRET” ve “Komünist Nazım Hikmet RAN” hakkında, çok seviyeli “yazılar” da neşredildi.

 Farkında mıyız?

Şu hususu vurgulayarak, yazıma devam etmek istiyorum: “Müslüman Türk Milleti”nin “Millî Marşı”nı, bazı “Generaller”in de dediği üzre, bir “Arnavut” yazmıştı.

Biliyor musunuz, “Türk-İslâm Ülküsü”nün kitabını, hattâ “Nizâm-ı Âlem Ülküsü”nün kitabını da, bir “Arap” yazmıştı…

“İman Hakikatlerini Yayma Dâvâsı”nın “Başbuğ”u ise bir “Kürd” idi…

“Bir “Türk” varken; bir “Kürd’ün” peşinden niye gidiyorsunuz?” diyen “zihniyetliler”in târifini ise sizlere bırakıyorum.

“İnculuz Kumandan”ın “Çanakkale Geçilmez!” dediği “Muhteşem Zafer”imiz, “Çanakkale Zaferi”mizde de, “İ’ây-ı Kelimetullah Dâvâsı”nda, “Türk-Kürt-Arap” vesâire omuz omuza değil miydik?

Biz “Türkler”de, “Kürdler”de, “Araplar” da, “Dini İslâm”, “Müslümanlar” değil miydi?

 “MÜSLÜMAN” TEVFİK FİKRET’TEN, “MÜRTED” TEVFİK FİKRET’E…


“Edebiyat âlemimiz”de de, “yeni şeyler” ifâde edebilmek, söyleyebilmek, bir hayli ehemmiyetli…

“Nihal Atsız-Necip Fâzıl-Nâzım Hikmet”(1)  başlıklı, bir hayli ehemmiyetli yazıda; “Üç Edebî Şahsiyet”imizin de, aslında “asker menşeîli” olduklarını, ben bilmiyordum.

Rahmetli ATSIZ,”Askerî Tıbbiyeli”, rahmetli KISAKÜREK ile “RAN” da, “Bahriyeli” imiş..

Bir hayli “ufuk açıcı” zikredilen yazıda, “’kafatascı-İttihad-ı Türk-Bahriyeli” sıfatları rahmetli ATSIZ’a; “’Ümmetçi-İttihad-ı İslâm-Bahriyeli” sıfatları rahmetli KISAKÜREK’e; “’Komünist-İttihad-ı Anasır-Bayriyeli” sıfatlarının ise Nâzım Hikmet RAN’a karşılık geldiklerinin de pek ‘farkında’ değildim.

Üstelik “yeni şeyler bâbı”ndan, “edebiyat âlemi”mizdeki “kavgalar”a ve “polemikler”e sahih bakış dahil, yapılan “cedelleşmeler”de kullanılan kelime ve mefhumlarının bazılarını da bilmiyordum.

Meselâ, rahmetli “Şairler Sultanı”nın, rahmetli ATSIZ’a, “Şaman”  ve “Rıza Nur yetiştirmesi, Hitlervâri koyu ırkçı”; yine rahmetli KISAKÜREK’in, dönemin “Hergün Gazetesi”nde de yayınlandığı ifâde edilen, mezkûr yazıdaki(2), “Millî Görüşçüler”e ,”Bunlar, lağım sularıdır” dediğini de bilmiyordum.

Yine bir başka yazıda(3) dillendirilen, “edebiyatçılarımız arasında yaşanılmış polemikler” diye de târif edebileceğimiz üzre; rahmetli Mehmed Âkif ERSOY’un, Tevfik FİKRET’e, “Zangoç”; Tevfik FİKRET’in de, rahmetli Âkif’e “Molla Sırat” dediğini de bilmiyordum.

Bilmediğim bir husus, bir mes’ele de, “akıl ve pozitivizmi din” seçtiği ifâde edilen yazıda(4) ve “Tevfik FİKRET’i Niye Sevmeyiz?”(5) başlıklı yazılardan “çok farklı” olarak; “yeni şeyler söylemek lâzım cancağazım” bâbından; Tevfik FİKRET’in, âdeta “Müslüman”lıktan “Mürted”liğe gelişen “sergüzeşti hayatı”nı da bilmiyordum.

“Mütefekkirler”imizden, rahmetli Mehmed Şevket EYGİ Hoca’mız, “Birkaç Yazı”(6) isimli eserinde, Tevfik FİKRET’ten “Dönek Şair” diye de bahsederken, hiç bilmediğimiz “Müslüman Tevfik FİKRET” hüviyeti hakkında, şu bilgileri de vermektedir:

“ 1889 yılındayız. Osmanlı İmparatorluğu Sultan Abdülhamid Devrini yaşıyor. İstanbul’da “Mirsad” mecmuası bir “Tevhid” yarışması açmıştır.

Tevhid…Allah’ı öven ve birleyen bir yazı olacaktı bu…

Bütün genç edebiyatçılar heyecanla katıldılar bu müsabakaya.

Nihayet netice ilân edildi. 22 yaşındaki Mehmed Tevfik Efendi’nin gönderdiği yarı mensur, yarı manzum parça birinciliği kazanmıştı.

Mehmed Tevfik Efendinin başka dini eserleri de vardır. Bunlardan biri “Sabah Ezanında” başlığını taşır ki bazı mısraları şunlardır:

Allahu ekber…Allahu ekber…
Bir samt-ı ulvî, kalb-i tabiat…
Bir samt-ı nâlân, ruh-ı avâlim
Etmekte zikr-i Hallak-ı daim
Etmekte ra’şan ra’şan ibadet…

Mehmed Tevfik Efendinin Ramazan, Sabah-ı Iyd, Şehidlikte, Sancağa Karşı başlıklı şiirlerinde de dinî bir hava vardır.

Ve sonra bu adam yüzseksen derecelik bir dönüş yaparak dine, imana, Kur’an’a ve Arş’a saldıran şiirler kaleme almış ve hüviyetiyle bütün İslâm düşmanlarının, mukaddesat kundakçılarının, bütün masonların ve mürtedlerin şairi olmuştur.

Tevfik Fikret, dönek ve karaktersiz bir şairdir.

Amerika’ya gidip orada Protestan olan ve bir daha Türkiye’ye dönmeyen oğlu Haluk gibi.”(7)

TEVFİK FİKRET: “MÜSLÜMAN”LIKTAN “MÜRTED”LİĞE…


Tevfik FİKRET,”Müslüman Mehmed Tevfik Efendi”, nasıl oldu da “Mürted” oldu?

Yine , bu suâlin cevabına dair ipucunu ise; “Âkif’i Anarken, Fikret’i Hatırlamak”(8) başlıklı yazıda bulabiliyoruz.

“- Tevfik Fikret’teki “kırılma”, dayısı ile birlikte hacca giden annesinin koleradan ölmesi…Annesi öldüğünde Fikret, 12 yaşında ve bilahare dayısının kızı ile evleniyor…

Babasının, Hama’ya görevlendirilmesi.(Bir nevi sürgün.)

Nihayet Baba da, İstanbul’a dönemeden Antep’te vefât ediyor…”(9)

“Sis” şiirini, “Tarih-i Kadim” şiirini, “Ermeni Komitacıları övücü şiirini” yazan; “Âşiyan”ını “Robert Kolej yanına” konuşlandıran; “Haluk’un Amentüsü”nü, âdeta oğlu Haluk’un Türkiye’ye dönüşü yılı olan 1911’de yazan; “Hıristiyan” ve “Papaz” olmasını değil de, kendisi gibi “akıl-pozitivizm dini”nden olmasını isteyen “Mürted Tevfik Fikret…”(10)



ELHASIL:

“Edebiyat âlemi”mizde, çok seviyeli ve “yeni şeyler”le dolu, ufuk açıcı yazılar da neşrediliyor.

Hattâ “Hakk İçin Yeni Söz Gazetesi” yazarı “Ahmet Doğan İLBEY”in yazıları da(11), bu tür yazılardandı denilebilir…

“Yararlı”, “Nef’î” olabildimse, ne mutlu bana…

Terme, 05 Ocak 2020
İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

Dip Notlar:

(1): Ali BADEMCİ, “Nihal Atsız-Necip Fâzıl-Nâzım Hikmet”,ulkucukadro.com, 11 Aralık 2019
(2): Ali BADEMCİ, adı geçen yazısı
(3): D. Mehmed DOĞAN, “Âkif’i Anarken, Fikret’i Hatırlamak”, Karar Gazetesi, 02 Ocak 2020
(4): D. Mehmed DOĞAN, adı geçen yazısı…
(5): Osman KARA, “Tevfik Fikret’i Niye Sevmeyiz?”, samsunhabertv.com,
(6): Mehmed Şevket EYGİ, “Birkaç Yazı”,Bedir Yayınevi, Pempe Kitaplar Dizisi:26, İstanbul 2010, s.113,114
(7): Mehmed Şevket EYGİ, adı geçen eseri, s.113,114
(8): D. Mehmed DOĞAN, “Âkif’i Anarken, Fikret’i Hatırlamak”, Karar Gazetesi, 02 Ocak 2020
(9): D.Mehmed DOĞAN, adı geçen yazısı…
(10): D.Mehmed DOĞAN, adı geçen yazısı…

(11): Ahmet Doğan İLBEY, “Mehmed Âkif’i Fişleyen Cumhuriyet, Erdemli Olabilir mi?”, “Hakk İçin Yenisöz Gazetesi, 27 Aralık 2019; “”Mehmed Âkif’in Rüyasını Gördüğü Cumhuriyet”, “Hakk İçin Yenisöz Gazetesi”, 02 Ocak 2020 ve “28 Şubat Generalleri, Mehmed Âkif’e Niçin Saldırmışlardı?”, “Hakk İçin Yeni Söz Gazetesi”, 

3 Ocak 2020 Cuma

SEKİZ(8) AHŞAP/TAHTA CAMİÎMİZ DAHA, "RESTORASYON KAPSAMI"NA ALINMAMALIDIR...

"İLGİLİLERE ve YETKİLİLERE" SESLENİYORUM:

"AHŞAP/TAHTA CAMİÎLER" 'BELED'İ;"TÜRK BELED"İ "TERME ŞEHRİ"MİZDEKİ "AHŞAP/TAHTA CAMİÎLER"MİZİN TAMAMI DA,"RESTORASYON" KAPSAMINA ALINMALIDIR...

Bugünkü "Ordu Mahallî Basını"nı mutad olduğu üzre "taradığımız" da, "Ordu İli ve İlçeleri"ndeki "49 Ahşap/Tahta Camiîler"imizin de, miladi 2020 senesi başı itibari ile "restorasyon kapsamı"na alındığı haberleri ile dolu.
Bilindiği üzre;"Bir diyârda, bir "beled" de, bir yöre de "ahşap mimarî eserleri" mi var; "ahşap/tahta camiîler"imiz mi var; "ahşap/tahta evler" mi var; hattâ çok sayıda "Çınar Ağaçları" mı var; o diyâr, o 'beled', o belde, o yöre; "ezelinden Müslüman " olduğu da aşikar olan, "Türk Diyârı"dır; "Türk Beled"idir;"Türk Beldesi"dir; "Türk Yöresi"dir...
İşte, "Terme Toprakları"mız da; aşikârdır ki; "Horasan Alperenleri Toprağıdır"; "Türk Toprağı"dır; "Türk Diyârı"dır;" Türk Beledi"dir;" "Türk Beldesi"dir;"Türk Yöresi"dir...
TERME AHŞAP/TAHTA CAMİÎLERİMİZİN TAMAMI DA...
İnşaallah önümüzdeki Nisan 2020'de, "Ramazan Ayı"nda , "restorasyonu"
bitmesi kuvvetle muhtemel gözüken "Terme Merkez Ahşap/Tahta Camiî"zle beraber, Terme ilçemizde, sekiz(8) "ahşap/tahta camiî"miz daha var.
Aşağıdaki alakalı "araştırma yazı"mızda da sıraladığımız üzre;1- Terme Merkez Ahşap/Tahta Camiî...
2- Terme Yeni Camiî Mahallesi Ahşap/Tahta Camiî...
3- Terme Karacalı Mahallesi Ahşap/Tahta
Camiî...
4- Terme Dağdıralı Mahallesi Ahşap/Tahta Camiî...
5- Terme Ambartepe Mahallesi Tellipınar Kervansaray Ahşap/Tahta Camiî...
6- Terme Ambartepe Mahallesi İlim Dağı Ahşap/Tahta Camiî...
7- Terme Ambartepe Mahallesi Hancılar Hanönü Ahşap/Tahta Camiî...
8- Terme Ambartepe Mahallesi Gıbış
Ahşap/Tahta Camiî...
9- Terme Hz. Ali Kayası Mahallesi(Kesikkaya) Mezarlık Ahşap/Tahta Camiî...
SEKİZ(8) AHŞAP/TAHTA CAMİÎMİZ DAHAMA "RESTORASYON KAPSAMI"NA ALINMALIDIR...

Netice itibariyle , "Terme Merkez Ahşap/Tahta Camiî"miz, nasıl "restorasyon kapsamı"na alındı ve
inşaallah, "restorasyonu" da, neticede Nisan 2020'de, "Ramazan Ayı"nda kuvvetle muhtemel bitirilmiş olacaksa; "Terme İlçemiz" hudutlarındaki, ismi zikredilen "sekiz(8) ahşap/tahta camiî"miz de, miladi 2020 başlarında,"restorasyon kapsamı"na alınmalı ve bir an evvel de "restorasyonları" tamamlanarak,"ibadete açık" hâle getirilmelidir...
Salıpazarı, 03 Ocak 2019
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

"MEKKE-İ MÜKERREME", YENİDEN FETHEDİLMEYİ BEKLİYOR...

"MEKKE-İ MÜKERREM"E,
YENİDEN FETHEDİLMEYİ BEKLİYOR...

Bu sene, miladî 11 Ocak 2020 tarihi, "Mekke-i Mükerreme"nin fethinin 1389. yıldönümü...
Türkiye'mizde, senelerden beri,"bazı müslümanları" teşkil eden "Erbakan Hareketi"nin," Millî Görüş Hareketi"nin "gençlik teşekkülü" olan "Anadolu Gençlik Derneği", bütün vatan sathında, eş zamanlı bir şekilde,"Mekke'nin Fethi"ni yâd edici "gece" ve "programlar" tertipliyor.
Dönemin "Millî Gençlik Vakfı(MGV)"lı senelerde,"Mekke'nin Fethi"nin, mezkûr şekilde yâd edildiğini hatırlamıyorum.
Çünkü mes'ele;"Mekke'nin Fethi Yâd Programları"nın, güya "Miladî Yılbaşına Alternatif Program" olarak tertiplenmesinin ötesinde...
Esasta "Miladî Yılbaşı" '25 Aralık" değil miydi?
İkincisi, "Mekke'nin Fethi", miladî 1 Ocak 630'da başlayıp; miladî 11 Ocak 630'da tamamlanmamış mıydı?
"Mekke'nin Fethi"nin 1389. yıldönümü; esasında miladî 11 Ocak 630 tarihine tekabül etmiyor muydu?
"Aşırı bazı Türkçüler"in,"Noel'ı Türkleştirmeleri" ne kadar hatalı, ne kadar yanlış ise; "Anadolu Gençlik Derneği"nin de, her 31 Aralık gecesi, bütün vatan sathında, eş zamanlı olarak tertipledikleri "Mekke'nin Fethi Yâd Programları" da, o derece hatalı ve o derece yanlıştır.
Böyle "vakıa"ların, FETÖ/PDY terör örgütünün "Dinlerarası Diyalog" ve " Kutlu Doğum Haftaları Programları" gibi,"İslam'ı tahrip etmekten", "İslam Tarihi"ni dejenere etmekten öte bir manası da yoktur.
Mesela, illâ da-ki Müslümanlık açısından da gayet normaldir- "Mekke'nin Fethi Yâd " edilmek isteniliyorsa,bu "yâd programları";miladî 1 Ocak-11 Ocak tarihleri arasına yayılamaz mı?
ÜSTELİK "MEKKE-İ MÜKERREME..."
Üstelik, 1389 sene sonra, âdeta "Mekke-i Mükerreme", yeniden fethedilmeyi de beklemiyor mu?
Üstelik, 1389 sene sonra da olsa, âdeta bir "Mekke Tezkeresi" de elzem değil mi?
Üstelik, 1389 sene sonra da olsa, "Kudüs-ü Şerif"ten önce,"Mekke-i Mükerreme"yi,"Yahudi İşgali"nden "kurtarmak" gerekmiyor mu?
Mevcut "Suud İdaresi"nin "Yahudi" olduğunu, hayatı pahasına da olsa malum kitabı ile "deşifre" eden "Arap Düşünce Adamı", 1389 sene sonrasında, hâlâ "gözümüzü açamadı" mı?
"Esselam" isimli şiir kitabının "Yahudi" başlıklı şiirinde, rahmetli "Şairler Sultanı", Necip Fazıl KISAKÜREK; "Yahudi"yi şöyle tarif ediyordu:"Yahudi: Allah'a giden yolu tıkayan..."
"Mekke-i Mükerreme"deki "Kıblemız" "Kabe-i Muazzama"nın etrafı, "edepsiz yapılar"dan öte "şirkler"le dolu değil mi?
"Mekke-i Mükerreme"ye ve "Kıblemiz" 'Kabe-i Muazzama"ya, 1389 sene sonra, biz Müslümanlar mı hükmediyor yoksa "Siyonistleri" ile "Yahudiler" mi?
Sahi, "Şuurlu Müslümanlar" ne demekti?

Salıpazarı; 02 Ocak 2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci