13 Kasım 2019 Çarşamba

CEVİZLİ MACUN,CEVİZLİ MACUN HELVA veya PERŞEMBE HELVASI

CEVİZLİ MACUN, CEVİZLİ MACUN HELVA
veya
PERŞEMBE HELVASI


“İklimler değişti…”

Son senelerde en fazla duyduğumuz cümlelerden biri.

Mütehassızlar bile ‘Türkiye’miz Umumiyeti’nde ve ‘Karadeniz Bölgemiz’de de, görülen “mevsim sayıları”nın, “üçe”, hattâ neredeyse “ikiye” düşeceğini de ifâde ediyorlar.


Son günlerde, neredeyse “Kış Mevsimi”ne ramak kalırken bile, âdeta “Pastırma Sıcakları”nı yaşıyoruz.

Hele, bu sene, “-İşte, Haziran 2020 geldi”, dediğim çok sayıda oldu.

CEVİZLİ MACUN


Geçenlerde, “Anıt Ağaçlar”ın, “Abide Ağaçlar”ın ‘yaşları nasıl tesbit ediliyor?”, diye ‘ders esnası’nda meraklandım.

Öğrencime, bu mevzûda bildiğim ve hepimizin de bildiği;”kesilen ağacın kütüğünde meydana gelen her bir halka, o ağacın yaşını da verir” malumatını paylaştım.

Ya “kesilmemiş ağaçların yaşı”nı ise ‘nasıl tesbit edecektik?’

Üstelik, havasını teneffüs ettiğimiz, suyunu içtiğimiz ve ekmeğini de yediğimiz “Horasan Alperenleri Toprağı Terme”mizdeki, ‘gecikmeli restorasyonu” devam eden “Terme Tarihî Pazar Camiî” avlusundaki “Koca Çınar”ın gölgesi altında oturamayalı da, neredeyse seneler oldu.

“350 Yaşındaki Anıt Ağaçı”mız…


Aradan bir “on sene” geçtiğini kabul edersek, 2019’da, 360 yaşındaki ‘Terme Anıt Ağaç”ımız, “Terme Çınar Ağaç”ımız…

“Yaşını nasıl tesbit etmişlerdi?”

Meşhur “arama motoru” ‘google’ya yazdığımızda, “devâsa malumatlar”la karşılaştım.

“Ağaçların yaşlarını tesbit etmek” bile, yine “Amerikalılar” tarafından, bir “ilim disiplini” olarak da isimlendirilmiş:”Dendrokronoloji..”

Sadece “kesilmemiş ağacın yaşını tesbit ilmi” değil; yaşadığı tesirler de, bütün ayrıntılarına kadar inceleyen bir “ilim disiplini…”

“Artım Burgusu Metodu” vesaire..

Şunu demeye getirmeye gayret ediyorum: “Doğduğumuz topraklar”ın her güzelliğine, elin “Amerikalısı”ndan daha şuurlu alaka ve yakînlik gösterebilmek elzem…

Hem de “ayrıntısının ayrıntısının ayrıntısına kadar…”

En azından; “karanlığa küfredeceğine, bir mum da sen yak” misali, ‘bir yerden başlamak’ da ehemmiyetli.

Ve kezâlik, hepimiz çocukluğumuzda ve yetişkin olduğumuz hâlde, hâlen bile, “Pazar yerleri”nde, ‘alışveriş yerleri araları”nda, bir tabla üzerinde satılan “cevizli macun”lardan yemişizdir.

Hele, “macun” deyince, şahsen aklıma, kış mevsiminde, tahta camlı pencereli evimizin, cam kenarlarını, soğuk geçmesin diye, kahverenkli ‘cam macunları’ ile de kapladığımız günler de aklıma geliyor.

Velâkin, “Kış Mevsimi”ne sayılı günler kaldığı, bu günlerde, “Çarşamba”mızın “Çarşamba günü kurulan Pazar yeri”nin birinde, satış mağazaları önünde, “cevizli macun” satandan, iki Türk Liraya, bir dilim “cevizli macun” alıp yedim.

Bazen de, “cevizli macun yeme geleneğimi”, “Şehr-i Terme”mizde de sürdürdüğümü de hatırlıyorum.

Velâkin, “cevizli macun”un ‘ayrıntıları’nı öğrenmeye gayret ettiğimde ise,-elbette ki teknolojik kolaylıklar-, şaşırtıcı malumatlarla,şaşırtıcı bilgilerle de karşılaştım.

Öyle, sadece bir “cevizli macun” değilmiş yediğimiz.

Medeniyetimizin, ‘yöre kültürümüz”ün ehemmiyetli “mutfak ürünü”, “tatlı ürünü” imiş ve sıhhatimize de çok faydaları varmış.

CEVİZLİ MACUN HELVA-PERŞEMBE HELVASI


Sizler de, hem çocukluğunuzda, hem de günümüzde, “Kış Mevsimi”nde çokca tüketilen “cevizli macun”lardan, “cevizli macun helva”lardan, daha doğru bir târif ile de “Perşembe Helvası”ndan yemişsinizdir, yiyorsunuzdur.

“Manisa’nın Mesir Macunu, Osmanlı Macunu neyse, bilhassa Ordu ve Samsun yöresinin “Cevizli Macunu”, “Cevizli Macun Helvası” da odur”, deniliyor.

Bir asra aşan süredir “tatlı ürünü” olarak tüketilen bu macunun “Patenti” ise Ordu vilâyeti Perşembe ilçesine ait olduğundan; “Perşembe Helvası” olarak da biliniyor.

“Şehr-i Terme”mizde, “Hapanaltı Pazar Yeri”nde, belki de bir camcı dükkanın önünde, “Pazartesi ve Cuma Günleri”; “Çarşamba” da ise “Çarşamba günleri bazı işyeri önleri”nde, bir masa üzerinde, “Cevizli Macun”, “Cevizli Macun Helva”, “Perşembe Helvası” ‘tatlsı’ satıcısı ile önümüzdeki “Pazar Yeri Günleri”nde, çokca karşılaşacaksınız…

CEVİZLİ MACUN HELVA-PERŞEMBE HELVASI ve SIHHATE FAYDALARI

Evlerde, elde , şeker-ceviz-çöven kökü gibi malzemelerden, üç saate yakın sürede yapılan, soğutulan “cevizli macun helva”nın, “Perşembe helvası”nın sıhhatimize, sağlığımıza faydaları:

1-   İnsanı tok tutar.
2-   Yiyen üşümez. Vücudu sıcak tutar.
3-   Mide rahatsızlıklarına birebir.
4-   Karaciğer dostu.
5-   Çöven-Meyan kökü, astıma da iyi gelir.
6-   Enfeksiyon hastalıklarına şifa.
7-   Kalp-damar hastalıklarına şifa.
8-   Bebek emziren annelere, sporculara, büyük enerji deposu.(*)


ELHASIL:

“Kış Mevsimi”nin yaklaştığı günlerde, “Kış Mevsimi”nde, hattâ esasında “her mevsimde”, “Yaz Mevsimi”nde bile, şehirlerin “Alışveriş Günleri”nde, “Pazaryeri Günleri”nde, ‘kapalı mekânlar’da değil; “işyeri önleri”nde, “dört ayaklı”lar üzerinde satılan “cevizli macun”ların;”cevizli macun helvalar”ın ‘anavatanı” ise Ordu-Perşembe…

Bu sebeple, “Perşembe Helvası” da deniliyor…

“Tatlı” tüketiminde, kahvaltılarda tüketiliyor…

Ekseriyetle atadan-babadan  münasebeti ile öğrenilen ve evlerde yapılan “cevizli macun helvaları”, “Perşembe Helvaları”nı yapanların sayısı da azaldığı ifade ediliyor..

Bilhassa “Kış Mevsimi”nde, “Üşüyorum” yerine “Üşümüyorum” demek için de, çokca “Cevizli Macun Helva”lar, “Perşembe Helvaları” tüketmeliyiz de…

Terme,13 Kasım 2019
İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

Dip Not:


(*): “Kışın Vücudu Sıcak Tutuyor”, haberler.com,10.01.2017

12 Kasım 2019 Salı

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN, 81. VEFÂT YILDÖNÜMÜNDE, ÖĞRENDİKLERİMİZ

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN,  81.  VEFÂT YILDÖNÜMÜNDE, ÖĞRENDİKLERİMİZ


1-"Kemalizm 'Türk'ün Dini" diye hatırlatıldı.Çok sayıda "Atatürkçülük" mefhumu kullanıldı.
Fakat "Gülenizm'in Kimin Dini?" olduğu yazılamadı.
Ne kabaca "solcular"ın; ne de kabaca "sağcılar"ın,"Kemalizm ile İmtihanları", hiç mi hiç hatırlatılamadı.
Halbuki, daha iki-üç ay evvelinden,"Derin Tarih Dergisi Zihniyeti",hem de 'kapak konu' olarak;"Solcuların Kemalizm ile İmtihanı"nı ve "Milliyetçilerin Kemalizm ile İmtihanı"nı, âdeta "masaya yatırmış"tı.
Âdeta "İslamcılığın Kemalizm ile İmtihanı"nı da,yine 'kapak konu' olarak,"masaya yatırmaya" ramak kalmıştı.
"Kökü dışarda,İngiltere'de; Fransa'da,Rusya'da; dalları ise Mısır'da, İran'da,Pakistan'da" olan "Türkiye'mizin İslamcıları"nın "Kemalizm Boyası" ile de "boyanmaları" ve "Yeşil Kemalistler" sıfatını da almaları...
Belki de seneler oldu.
Rahmetli Tarihçimiz Yılmaz ÖZTUNA'nın da ifâde ettiği üzre;"Türkiye Cumhuriyeti Devleti'mizin Kuruluş İdeolojisi,"Kemalizm" değil;"İslâm ile de meczolmuş","Batı tipi milliyetçilikler"den yani "Nasyonalizm" den çok farklı "Türk Milliyetçiliği İdeolojisi"dir ve "18 Sene boyunca da "Resmî İdeoloji"miz" de olmuştur.
Ve "3 MAYIS 1944"lerden sonra da, ikinci defa,"12 Eylül Mahkemeleri"nde,"Türkiye Cumhuriyeti Devleti'mizin 'Kurucu/Resmî İdeolojisi',"Türk Milliyetçiliği İdeolojisi" de "Yargılanmıştır..."
Her varyasyondaki "Türk Milliyetçileri"nin,"Ülkücü Alperenler"in "Atatürk Muhabbeti"nin ise ; ne "Kemalizm" ile ne de "Atatürkçülük" ile bir alakası yoktur.
"12 Eylül Mahkemeleri"nde,"Hakim"in;"- Ülkücülük nedir?" suâlini, rahmetli "Ülkücü Alperen Şehid Muhsin Başkan"lar, şöyle cevaplandırmıştı:
"-Ülkücülük, Alllah'ın ve Rasulullah'ın dini İslamiyete hizmet etmek demektir.Hz. Muhammed(s.a.v.) Efendimiz ise 'En Büyük Ülkücü"dür..."
Maateessüf ki, benim gibiler bile "Kemalizm Realitesi"ni, "Kemalizm Hakikati"ni,"Kemalizm Vakıası"nı ve "Atatürkçülük Olgusu"nu, bazı "İslamî Cemaatler"den öğrendik, anladık, kavradık...
2-"Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve Masonluk Mes'elesi" ise sahih-doğru bir şekilde,"Dr.Arslan"lar tarafından hatırlatıldı.
Bütün "Mason Locaları"nı kapattığı dile getirildi.
Hattâ "Gerçek Hayat Dergisi"nce de, haftalar öncesindeki "kapak konulu" sayılarında da,"Mason İsmet İNÖNÜ" tarafından, rahmetli' Atatürk'ün vefâtı'ndan sonra "Mason Locaları" nın yeniden açıldığı; hattâ rahmetli 'Atatürk'ün,âdeta "Masonlar tarafından nasıl zehirlenerek şehid" edildiği de, dillendirilmişti.
3- Rahmetli "Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün Cenaze Merasimi, Cenaze Namazı ve Naaşı nın Ankara'ya Nakledilişi" Mes'elesi:
Bu mezkûr/zikredilen mes'ele de,"Sinan MEYDAN" ve "Erhan AFYONCU" isimli tarihçilerimizce,"nesnel/objektif" bir şekilde izah edildi.
Nasıl vefâtının 81. yıldönümünde, âdeta 81 milyonluk Türkiye nüfusu,"Türk'ün Atası","Atatürk" e tazimde bulundu ise, "10 Kasım 1938" ve akabindeki tarihlerde de büyük nisbetli tazimde bulunmuştu.
"Cenaze Merasimi" ile alakalı "ilk defa yayınlanan fotoğraflar" da oldu.
Çok dikkatli, müdakkik 'ayn'larla, yayınlanan fotoğraflara baktım fakat rahmetli "Başbuğ Türkeş" ile rahmetli "Şairler Sultanı","Büyük Doğu Mefkûresi'nin Lideri" Necip Fazıl KISAKÜREK'in alakalı fotoğraflarını göremedim.
Biliyorsunuz; belki de "Put Adam" kitabını nakısca 'gündem"e getiren "zihniyetliler" gibi bilmiyorsunuz; rahmetli KISAKÜREK, rahmetli ATATÜRK'ün "Cenaze merasimi"ne katıldıktan sonra, bir de "Başbuğ Atatürk"ü methedici yazı da yazmıştı.
4-Rahmetli "Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK"ü yâd edici "Mevlid-i Şerif"ler:
Bu sene, "Mevlid-i Nebevî Haftası" ile "Atatürk Haftası", âdeta örtüştü.
Bazı "Belediye Başkanları"nca, "vatan sathı"ndaki yaklaşık yirmi Camiî''de, "Atatürk adına, Mevlid-i Şerifler" okutuldu.
Hattâ bazı "siyasîler"ce de, "Trabzon Akçaabat Şehidler Tepesi"nde,rahmetli ATATÜRK'ü anma nâmına "mevlid-i şerif okuma geleneği" de idame edilmeye gayret edildi.
Maateessüf ki, "Diyanet İşleri Başkanlığı", 81. vefât yıl dönümünde de,"kurucusu"nu,"Mevlid-i Şerif" ile yâd edemedi.
Sadece bu kadar değil;"Darbeci-Cuntacı Zihniyetli Apoletliler"in bile "KKTC"de, kendi isimleri ile Camii'leri var iken; "Diyanet", 81. vefât yıl dönümünde bile "kurucusu nâmına bir camiî" bile hâlâ yapamadı.
5- "Millî-Mukaddesatçı Camia" da, "Atatürk'e Bakışlar Müsbetleşiyor":
"Türkiye'mizin Nakşibendileri" arasında, bilhassa son senelerde, "nüfuz ve güç" sahibi olmaya doğru da giden;"Tarikat-i Âliyye'nin Halidî Kolu"ndan gelen ve "avam arasında" ve "kamuoyu"nda "Menzil Tarikatı" olarak bilinen "Hakk Tarikat Mensupları"nın "üst seviyeleri"nin "Saygı ÖZTÜRK" e yaptığı izahatlarından da anlıyor ve kavrıyoruz ki;"Atatürk'e Bakışlar Müsbetleşiyor..."
Bir "sofi","tövbe tarikat aldığı"nda, akabindeki vetireler de, süreçlerde, âdeta "İngiliz Okul Müdürleri" gibi "Atatürk Posterleri"ni asılı duvarlardan indirmişlerse; öyle anlaşılıyor ki, bundan böyle, böyle "vakıa"lar da,"olgular" da yaşanmayacak...
Bu hususta "Karadeniz Bölgesi'ndeki Kadirî Tarikatı"nı da meydana getiren "İcmal Gençliği"nin;"Haydar BAŞ Hareketi"nin, bilmem kaç adım önde olduğu ehlince de malûm...
Günümüzün de âdeta "Modern Tarikat"ı olan bütün "Risale-i Nur Cemaatleri"nde,"Nurcular" da ise "Atatürk'e Bakış"ta, 81.vefât yıldönümünde de "bir değişiklik" yok...
Samsun mahreçli, seviyeli yayınlar yapma gayretinde ki bir "internet haber sitesi" vesilesiyle de öğrendik ki; meğerse, bir zamanlar "Atatürk Heykellerine Saldıran Ticanîler";"CHP Zihniyetlilerin Tezgahı" imiş...
6- "Harf Devrimi" ve "Okur-Yazarlık" Mes'elesi:
Belki de "makûl zihniyetli" bir cenah;
" Nasıl ki "fıkıh'tan hukuk'a" geçmek mecburiyetinde kaldık-tarihî gelişim,kültürel etkileşim-; aynen öyle,"Latin Alfabesi"ne de,"Latince"ye de geçmek mecburiyetinde kaldık...
Hattâ öyle ki; ta "Ulu Hakan Dönemi"nde bile "harf değişikliği süreci" de başlamıştı", diye hatırlatılan mes'eleyi izah etmeye gayret ettiler.
"Japon Kalkınması", "alfabe değişikliği" ile olmadı.
"Mao Devrimi"nde bile "Kızıl Çin Alfabe Değişikliği" yapmadı...
"Rus Deccalleri" bile "alfabe değişikliği" yapmadı...
İsrail ise "bin yıl öncesinin mevta alfabesi,'İbranî Alfabesi"ni diriltti.
"Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK" ise "alfabe değişikliği" yaptı...
Niye?
Vesaire...
Ehemmiyetli bir sebep de, yaşadığımız, bulunduğumuz "coğrafî konum" olsa gerek...
Üstelik, tabiri caizse, "bu saatten sonra, bunları tartışmak" da, pek bir anlam ifade etmiyor.
Bu mes'eleye de,"Batılılaşma İhaneti" nokta-i nazarı ile de bakmak,mevcut "realite"yi de değiştirmiyor.
Ne "Arap Alfabesi" zordu; ne de "Osmanlılarda/Oğuz-Türkmen soylu Türklerde;'okuma-yazma oranı' da düşük değildi.
Hülasa,"Sakarya'nın sırtına vurulan Türk Tarihi"nin gelişim vetiresi;'Şark'tan Garb'a' doğru idi..
Aslında,"Alfabe"miz de,"Göktürk-Orhun Alfabesi'nden,'Uygur Alfabesi'ne; 'Uygur Alfabesi'nden de 'Arap Alfabesi'ne ve 'Latin Alfabesi'ne doğru "değişimler" göstermişti.
7-"Bir Devlet Operasyonu: 19 Mayıs":
Yine bazı tarihçilerimizin "kitap"larının neşri ise; rahmetli ATATÜRK'ün 81. vefât yıldönümüne denk geldi.
Murat BARDAKÇI'nın,'Bir Devlet Operasyonu:19 Mayıs" isimli kitapda, "Samsun'a Çıkış"ın,"Bir Devlet Operasyonu" olduğu, tarihî belgelerle ispatlandı.
Yine tarihçilerimizden Prof. İlber ORTAYLI da,'yazılı basın'a da yansıyan izahatları ile "Millî-Mukaddesatçı Camia"yı,"Atatürk'e Bakış"ta "menfî/olumsuz" etkileyen merhum "Karadenizli Tarihçi"mizdeki, âdeta "İngiliz Etkisi"ni ise;"dışarıdan empoze" tabiri ile ifade etti.
Belki de, 81. vefât yıl dönümünde,"ezber bozucu cesaretli açıklamalar"dan birini de, tarihçilerimizden Prof. Cezmi ERASLAN yaptı:
"-Hasta hâli ile ATATÜRK'ün 'Hatay Türk Yurdu'nu, Türkiye'miz topraklarına nasıl kattığı"nı,"Star TV"ye yaptığı izahatları ile ortaya koydu.
NETİCE-İ KELAM:
Topyekûn Türk Milleti, tıpkı 81 sene evvel "atası"na, nasıl büyük teveccüh ve tazimde bulundu ise; 81 sene sonra da aynı büyük teveccüh ve tazimini, yine devam ettirdi.
Fakat,"Hükûmet"ce ve "Devlet"ce, malûm "M.Kemal Mes'elesi","Atatürk Mes'elesi", 81. vefât yıl dönümünde de 'halledilemedi...'
İnşaallah ,100.vefât yıldönümünde, 10 Kasım 2038'de, mezkûr mes'ele, 'halledilmiş' olur...

Terme, 12 Kasım 2019
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

"MİNARE KAPISI"NIN İSTİKAMETİ/YÖNÜ HÂTÂLI...

"MİNARE KAPISI"NIN
İSTİKAMETİ/YÖNÜ HÂTÂLI...


Yaşadığı "cennet âsâ" 'parsel'lere meftûn olan "Anadolu Çocukları" çok sayıda...
Bir ara "kurbağa haşlama" fıkraları anlatılırdı.
Toplumun "mukavemeti","dayanakları","direnci" "nasıl kırılır?","nasıl yok edilir?" bâbından.
Ve "Kurbağa Haşlama Fıkrası" misali ile anlatılırdı.
Bu "fıkra"yı bilenler bilir...
Bilenler, bir zahmet bilmeyenlere anlatsın.
"Şehr- i Terme"mizde,"Terme Beled"ımizde, "Türk Toprağı" olduğunu da ispatlayan çok sayıda "Ahşap/Tahta Mescidler"imiz,"Ahşap/Tahta Camiler"miz mevcut.

Biri de, "Şehr-i Terme"mizin,"Terme Beled"imizin "göbeği"ndeki "Terme Tarihî Ahşap/Tahta Pazar Mescidi";"Terme Tarihî Ahşap/Tahta Pazar Camii" ; "Terme Tarihî Merkez Camiî..."
Hani "Amerikalılar"ın;"-Bu camiî'nin temeli, bin(1000) sene daha dayanır", dediği "mescid"imiz,"camiî"miz...
Malûm, gecikmeli de olsa "restore" ediliyor.
"Aralık 2019" da "restorasyon" bitecek", denildi.

Biz yine "Terme Realitesi"ni de dikkate alarak;"-İnşaallah Ramazan 2020'de tekrar ibadete açılır", diye düşünelim.
BU SEFER , "MİNARE ORİJİNAL" YERİNE YAPILIYOR

Evet, "gecikmeli restorasyon" da olsa, bu sefer "minaresi orijinal yerine" yapılıyor.
Hem de, tıpkı "ilk yapıldığı" gibi, "tek minareli" ve "minaresi ilk yapıldığı yere" yapılıyor.
Malûm,"ilk orijinal minare" 'yıkılmış, başka bir "konum"a,"çift şerefeli minare" yapılmış.

Hattâ, bir ara, "Terme Tarihî Pazar Camiî",belli bir süre,"ilk orijinal minare" ile yeni yapılan "çift şerefeli minare" ile yani "iki minareli Camiî görünümlü" de olmuş.
CAMİİ MİNARESİ KAPISI İSTİKAMETİ YANLIŞ

Yapılan "gecikmeli restorasyon"da, benim de bugün "termeliyiz biz" 'sosyal medya hesabı"ndan, yeni "farkına var"dığım,"Türk-İslâm Mimarî Tarzı"na göre de, çok büyük hâtâ", çok büyük "yanlış"lık yapılıyor:
"Camiî minareleri üst kapıları,"Kıble"yi,Türkiye'mizde "Cenup/Güney" istikametini/yönünü gösterir.

Mihrabın karşısında ki "kapı" ise "Şimal"i/ Kuzey'i gösterir."
Henüz "restorasyon" da,"minare yapımı" da devam ediyor...
Velâkin yapılan bu "ikâz"ın, "uyarı"nın "dikkate alınması" da elzemdir.

Terme, 10 Kasım 2019
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

8 Kasım 2019 Cuma

RAHMETLİ SEYYİD AHMED ARVASÎ HOCAMIZ, "EHL-İ TARİKAT"/ "TARİKAT EHLİ" DEĞİL MİYDİ?

RAHMETLİ SEYYİD AHMED ARVASÎ HOCAMIZ,

“EHL-İ TARİKAT/TARİKAT EHLİ” DEĞİL MİYDİ?



“Hemen belirteyim ki, ben, herhangi bir tarikata bağlanmadım ve bağlanmayı da düşünmedim.”(1)

Rahmetli Seyyid Ahmed ARVASÎ Hocamız, “Türk-İslâm Ülküsü” isimli eserinde, böyle bir ifâdeyi niye yazdı ki?

Hem de “Tarikatlar ve Mizaçlar” başlıklı yazısında…

Biliyorsunuz, “Türk-İslâm Ülküsü”, rahmetli Seyyid Ahmed ARVASÎ Hocamızın, “Efsanevî Gazete” diye de “literatüre” geçmiş “HERGÜN Gazetesi”nin ikinci sayfasındaki “köşe”sinin de ismi idi.

“Kendi gündemini kendi belirleyen” ve “günlük dedikodular”dan, “siyasî çekişme”lerden de daima uzak duran rahmetli ARVASÎ Hocamızın, “Efsanevî Gazete” “HERGÜN Gazetesi”nde, “Türk-İslâm Ülküsü” başlıklı “köşe”sinde yazdıkları, sonradan “Türk-İslâm Ülküsü” ismi altında, muhtelif yayınevlerince “kitap” hâline getirildi…

“Hemen belirteyim ki, ben, herhangi bir tarikata bağlanmadım ve bağlanmayı da düşünmedim.”

Bu ifadeyi de, muhtemelen 1979 veya 1980 senelerindeki “Türk-İslâm Ülküsü” başlıklı ‘köşe’sinde yayınlanan “Tarikatlar ve Mizaçlar” “köşeyazısı”nda yer verdi.

Niye?


Halbuki, rahmetli ARVASÎ Hocamız, çok karıştırılmış olsa da, merhum Necip Fazıl KISAKÜREK’in “Mürşidi” Abdülhakim ARVASÎ’nin oğlu olmasa da, “Arvas ve Arvâsîlerin Van Gölü Havzası’ndaki”(2)lerden,yine merhum Abdülhakim ARVASÎ’nin-isim benzerliği- oğludur…

Hattâ bir yazıdan da(3) öğrendiğimize göre-ne derece doğru, bilemiyoruz-, rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK vefât ettiğinde,”-Beni ‘Mürşidim’ Abdülhakim ARVASÎ’nin bir yakını yıkasın” dediğinde, orada bulunan rahmetli Seyyid Ahmed ARVASÎ Hocamızın, rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK’in naaşını yıkadığı da yazıyordu…

                             “GENÇLERİ TARİKATLARA YÖNLENDİRDİ”


Yine  “Servis Menşeî Kokan”, “İstihbarat Örgütü Mahreçi Kokan” bir yazıda ise aynen şöyle deniliyor:

“ (İmlâ Hataları ile) Seyit Ahmet Arvasî, -hâşâ İ.G.- ‘İslamcı terörün kaynağıdır.’Doğrudan tarikatı anlatmadı. Tarikatı İslam bilimi ile karıştırdı.  Seyit Ahmet Arvasî, ülkücüleri CİHAD’a çağırdı. Böylece ülkücüleri milliyetçilikten Alperenliğe, şeriat için kavgaya soktu.

Kısaca Seyit Ahmet Arvasî, ülkücülerin kanına girdi.

Sonraki yıllarda ‘nizamî alemciler’ diye bölünmesine, gençlerin tarikatlara kaymasına yol açmıştır.”(4)

Elbette ki, bizler gayet iyi biliyoruz ki; rahmetli Seyyid Ahmed ARVASÎ Hocamız, ‘Asrın Yesevîsi’ idi…Tavizsiz bir Müslüman ve şuurlu bir Türk Milliyetçisi idi.(Arap olduğu hâlde)

Dâvâsı “İ’lây-ı Kelimetullah” idi.

Hattâ öyle ki; “Türkleri ‘Şamanlık’tan ve ‘Kabe Arab’ın olsun’ türü ‘bozuk zihniyetler’den  koruma misyonuna sahipti…”(5)

Zaten ‘kendini ifâde ettiği” ‘biyografisi’nde de, bunları aşikâr söylemişti…

ELHASIL:

“Hemen belirteyim ki,ben, herhangi bir tarikate bağlanmadım ve bağlanmayı da düşünmedim.”

Her ne kadar, “Tarikatlar ve Mizaçlar” başlıklı “Türk-İslâm Ülküsü” isimli ‘köşe’sindeki ‘köşeyazısı’nda böyle bir ifâde de bulunmuş ise de;aynı yazının devamında ise “hem ‘hâfî zikir’li,hem de ‘cehrî zikir’li; hem Hz. Ebubekir(r.anh) mizaçlı, hem de Hz. Ali(r.anh) mizaçlı olabileceğini de aşikârca ifade de etmişti.

Terme, 09.Kasım.2019
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

Dip Notlar:

(1): S.Ahmet ARVASİ,”Türk-İslâm Ülküsü-3-“, ‘Tarikatlar ve Mizaçlar’, s.315, Ocak Yayınları, 1. Baskı, Kızılay-ANKARA, 1983 ve S.Ahmed ARVASÎ,”Türk-İslâm Ülküsü-1-2-3”, Bilgeoğuz Yayınları, “Türk-İslâm Ülküsü-III-“,”Bölüm-II-“,’Tarikatlar ve Mizaçlar”, ‘Din Psikolojisi ve İslamiyet’, s.751, Aralık 2013

(2): Dündar Ali KILIÇ, “Arvas ve Arvâsîlerin Van Gölü Havzası’ndaki Etkinlikleri”, ulkucudunya.com, 28 Aralık 2013

(3): Güiçin ŞENEL, “Seyyid Ahmed Arvasî’yi Kim Okur?”, nabizhaber.com,21 Haziran 2015

(4): “Seyit Ahmet Arvasî: İslamcı Terörün Kaynağıdır”,turkislamulkucusu.wordpress.com, 22 Nisan 2012


(5): “Seyyid Ahmed ARVASÎ: Asrın Yesevîsi”, dunyabizim.com, 10.Ocak.2013

20 Ekim 2019 Pazar

"CENNET PINARI SELSEBÎL HAREKÂTI-RESİMLİ İFÂDELER" ve...

"CENNET PINARI SELSEBÎL HAREKÂTI"/"BARIŞ PINARI HAREKÂTI"
"RESİMLİ İFÂDELER" ve...
1) "VUR MEMEDİM VUR"

Çok yanlış bir "manşet" cümlesi.
"Kadim Millet Biz Türkler", Türk Milleti'ne mensubiyet/aidiyet duyanlar; "gulam"larına,"sıbyan"larına "edeb"inden ve "hassasiyeti"nden dolayı "Muhammed" ismini, asla ve kat'a vermezler, vermemişlerdir...
"Mehmed"/"Mehmet" ismini verirler, vermişlerdir.
"Mehmedçik" /"Mehmetçik"ism-i şerifi de, böyle bir "edeb" ve "hassasiyet" ile "ilk defa" "Medine-i Münevvere Müdaafî Kahramanı Fahreddin Paşa"mızca kullanılmış bir mefhumdur.
"MEHMEDÇİK"/"MEHMETÇİK"; 'KIR GERİLLASI' DEĞİLDİR...
'Memed/memed" isminin, kavramının "ilk defa" kullanıcısı ise "Tartışmalı Edebiyatçı"mız Yaşar KEMAL'dir.
"İnce Memed" isimli romanı, sonradan 'sinema filmi" olarak da çekilmiştir.
"Memed/memed";"İnce Memed";"Devlet"imize'Ordu'muza-bilhassa da "Jandarma Kurumu"na- 'başkaldıran' bir "kır gerillası"dır âdeta...
"MEHMEDÇİĞİMİZ/MEHMETÇİĞİMİZ";"KIR GERİLLASI" DEĞİLDİR...
2) "Cennet Pınarı Selsebîl Harekâtı"/"Barış Pınarı Harekâtı"mız ise asla ve kat'a "USA/ABD İPİ" ile "kuyuya inme harekâtı" değildir.
"Milletlerarası Hukuk"a dayanan;"Türk Milleti"nin "Meşrû Müdafaa Harekatı"mızdır.
Üstelik "Türk Milleti"nin de kendisine ait;"Millî-İslamî-İnsanî İpler/Urganlar" da çoktur.
"USA/ABD İPİ" NE DE, İHTİYAÇIMIZ YOHTUR...
3)"SAVAŞA HAYIR" DİYENLERE...

"Savaşa Hayır" diyenlere;çok manidar "karikatürler" yayınlandı...
Hele 'aynı köşe'de yayınlanan "İngiliz Uşağı Yunan'ın;"Bozkurt Atatürk"/"Başbuğ Atatürk" tarafından;"biz Türklerin atası" tarafından;"cımbızla tutulmuşcasına","adalar denizine atılışını " gösteren "karikatür" de;"Yunanca" dersek;"Her Bir Yunan'a 'Kapak Olsun'", kıvamında....
4) "BAŞINA ÇUVAL GEÇİRİLMİŞ" 'TÜRKİYE DÜŞMANLARI" FOTOĞRAFI

Ve "başına çuval geçirilmiş" 'Türkiye Düşmanları", Mehmedçik/Mehmetçik Düşmanları", " Türk Milleti'nin Düşmanları"nın "fotoğrafları...
"Kudretli Türk'ün/Türk'ün Kudreti"ni de, bîiznillah ispatlıyor,"âleme" gösteriyor.
5) "MÜSLÜMAN TÜRK"ÜN "KILINCI","KÜFFARIN GÖZLERİNİ KAMAŞTIRMAYA" BAŞLADI BİLE...

İlgili "fotoğrafı" da;"fotoğraflar içinden", bir zahmet sizler bulun lütfen

Terme,11 Ekim 2019
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

"(PLASTİK) CETVEL, CETVELDİR, SİLAH DEĞİL"

"HUKUK TARİHİ"MİZDE EHEMMİYETLİ GELİŞME:
"(PLASTİK) CETVELİN "CETVEL" OLDUĞU,"SİLÂH" OLMADIĞI" KABUL EDİLDİ...
ANCAK "HUKUK SİSTEMİ"MİZDE,
" ALMAN ETKİSİ" DEVAM EDİYOR...

"Öğretmenliğim"de, 'kendi isteğim ile', "İstanbul"dan Samsun ili Vezirköprü ilçesine atanmıştım.
Hem de "İstanbul Fatih İlçesi"ndeki "ilişiğimi" ,"Cumhuriyet Tarihimizin En Sinsî Darbe ve İşgal Girişimi" olan 15 Temmuz 2016,Cuma günü "kesmiştim..."
Ve bir "15 Temmuz 2016 FETÖ/PDY Vakıası Sonrası" da, "göreve başlama yazısı"ile "hukuken" de "öğretmenliğime", hem de "ikinci defa görev yerim" olan;"Selçukluca" ifâde edersek,"Geredağ"da başlamış oldum...

Ve "yarım dönem" süren "öğretmenliğim"de-ki yine kendi isteğim ile norm fazlası/ihtiyaç fazlası öğretmen olduğumdan;"Salıpazarı İlçesi"ne "atandım..."- yaşadığım neticede " somut olay" ise neredeyse üç sene sonra "hukukî" olarak neticelemiş oldu.
Hem "idarî soruşturma", hem de "adlî soruşturma"ya maruz kaldım.
"İdarî soruşturma" fazla uzun sürmedi. "Takipsizlik kararı" verildi.

"Adlî soruşturma"m ise uzun sürdü.
"Hukukî kağıt"tan da anlaşılacağı üzere;"iki somut olay"ın biri;"öğrencilerin ellerine plastik cetvel ile vurmak; diğeri ise bir öğrencinin yüzüne, elinin tersi ile vurmak..."
Neticede, kısaca "iki somut olay" bu..
"Sözlü ve yazılı müdafaalarım"da ise;
"iki somut olayı olduğu gibi açıkladım..."
"CETVEL 'CETVEL'DİR;'SİLÂH' DEĞİL"

"Emeklilik Hakkı"na bir seneden bile az süre kalmış bir "öğretmen" olarak; bu yaşadığım "iki somut olayı", daha önce de "Havza"daki Öğretmenliğim"de yaşamış ve "maaşım"dan "altı milyar Türk lirası","mevzuata göre kesilerek"; "tecziye edilmiş", "cezalandırılmıştım"
Bu sefer ise "Hukuk Tarihi"mizde, belki de "ilk defa","bir ilk" olarak; "(plastik)cetvel başka, silah başka",'(plastik) cetvel 'silah' değildir" ;"eğitimde tedip vasıtası olarak da, belli bir ölçüde kullanılabilir" "anlayışı" ile "ceza" almaktan;"tecziye edilmek"ten çıkarıldı.
Evet, neticede, otuz santimetrelik bir plastik cetvel ile "sınıf disiplinini de sağlamak ve terbiye edebilmek, öğrencilere itâat ettirebilmek için, bir öğretmen tarafından kullanılmış olması,"suç olmak"tan çıktı.
Bu durum, yüzyılları aşan;"TÜRKİYE'NİN HUKUK SERÜVENİ-"Fıkıh'tan Batı Hukuku'na Geçiş Tarihimiz" açısından da, "bir ilk"tır ve "hukukî bir zafer"dir.

"HUKUK SİSTEMİ"MİZDE "ALMAN ETKİSİ/GERMANİZM MENTALİTESİ" ise SÜRÜYOR...
Maalesef; "Hukuk Sistemi"mizin "Eğitim Sistemi"mize bakan "vechesi" nde de,"Batı etkisi","Alman etkisi","Germanizm mentalitesi" devam ediyor.
Hemen hemen bütün "01.01 doğumlular","tarhana çorbası"nı," mercimek çorbası"nı, hattâ "pancar çorbası"nı çok seven "Anadolu Çocukları"; hangi "meslek dalı"nda olurlarsa olsunlar;"potansiyel tehlikeler","ileride suç işleyebilir" mentalitesi hâlâ geçerli..
Peki,"suçumuz ne?"

"Ne yapmışız?" da, " sakıncalı................." damgası yemeye devam ediyoruz.
Hattâ, bir zamanlar, "farklı ideoloji" den de olsa, Uğur MUMCU'lara bile,"Sakıncalı Piyade" damgası vurulmuştu...
Neye göre ;"potansiyel tehlike/potansiyel suçlu?"
Neye göre; "sakıncalı?"
Yahut, neye göre, "uslanmaz?"
Elbetteki, bu suâllerin cevabı da; asırları aşan , "Hukuk Serüvenimiz"de saklı.
Üstelik,"Türk Eğitim Sistemi" başka;"Alman Eğitim Sistemi" başka...

"Alman Eğitim Sistemi"nde, öğrencilere "elinin tersi ile vurmayı" bırak, kulağını bile çekemezsiniz, hattâ hiç dokunamazsınız bile....
Ve kezâlik; "Hukuk Sistemi"mizin "Eğitim" e bakan vechesinde,"Alman etkisi","Germanizm mentalitesi" hâlâ devam ettiğinden;neticede,"elinin tersi ile bir öğrenciye vurmak;"hukukî suç" ve "altı milyar Türk lirası"ndan başlayıp; yekün de "on milyar Türk lirası"nı bulan "para cezası" ile "cezalandırılmayı" 'gerektiriyor...'

Yoksa, Allah(c.c ) âşkına;"suçumuz ne ki?"
Terme,19 Ekim 2019

İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

"SOLCU SAYIKLAMALAR" ve "NURCU SAYIKLAMALAR"

* "BARIŞ PINARI HAREKÂTI"MIZA,"5 GÜN MOLA" VERİLİRKEN...
* ŞİMDİ "TEFEKKÜR ZAMANI"
"SOLCU SAYIKLAMALAR" ve "NURCU SAYIKLAMALAR"


Türkiye'mizde, bilhassa "100.Yaş"ına yaklaşılan "Cumhuriyet Tarihi"miz boyunca;"Millî Mes'eleler"imiz;"yerel'den vatan sathına" kadar; "iki pencere"den değerlendirildi, değerlendiriliyor:
Ya "İlmî Mes'ele", ya da "Siyasî Mes'ele" diye...
"Cenup Hudutlarımız"da, üçüncüsü yapılan "Türk Askerî Harekâtı"mıza,"Mehmedçik Harekâtı"mıza, bilinen ismi ile "Barış Pınarı Harekâtı"mıza da, bu "iki pencere" den "bak"ıldı, değerlendirildi ve " gör"üldü.
Meşhur "GENÇ"in bir kitabının da ismi olan "Amerikan Köpekleri" demeyeceğim amma âdeta "Amerika Birleşik Devletleri"nden evvel "Barış Pınarı Harekâtı"mızı, "Amerikan Çomarlığı"nı ispatlarcasına, hemen hemen bütün "solcular" ve " solcu varyasyonlar"ca "karşı" çıkıldı.
Öyle ki,"5 gün mola" verilen "Barış Pınarı Harekâtı"mızın "9. Gün" bitimine kadar;"solcular"ın ve "solcu varyasyonlar"ın "cerideleri", "gazeteleri" olan "Cumhuriyet Gazetesi","Birgün Gazetesi","Evrensel Gazetesi" ve "Yaşlı"nın "Gazete"si,"Yurt Gazetesi", neşriyatları ile "yayın politikaları" ile "istikrarlı" bir şekilde,"Mehmedçiğimizin Harekâtı"na "karşı" çıkmayı sürdürdüler...
Bu "9 Gün" içinde,"hayat telaşası"ndan fırsat bulup da, gözlerimin televizyon ekranlarına takıldığı bir anda, ismini hatırlayamadığım bir televizyon kanalının "canlı/naklen yayını"n da konuşan bir "CHP Milletvekili", elinde tuttuğu bir gazete kupürü ile de "Barış Pınarı Harekâtı"mıza "ilk kim savaş dedi?" mevzûnda , âdeta "bilimsel sosyalizm" gereğince de,"bilimsel açıklamalar" yapmaya çalışıyordu.
Allah(c.c.) aşkına,"Uluslararası Hukuk" çercevesinde yapılan "Meşrû Harekâtımı"zı, "Cenup Hudutları"nda,"pin pon topu oynamak" için mi yapmıştık?
"SOLCU VARYASYONLAR"DAN "AYDINLIKÇILAR..."
Neredeyse ,hemen hemen, âdeta" Amerikan Çomarlığı" yaparcasına, bütün "solcular", bütün "solcu varyasyonlar; "Barış Pınarı Harekâtı"mızı,"USA Yetkilileri"nden önce "durdurmak" isteyen "Our Boys"lar gibi "karşı" çıkarlarken; cemaziyelevvelleri "karanlıklar" ile dolu "Aydınlıkçılar", eski "İP"çiler ,"İşçi Partililer", günümüzün "Vatan Partilileri", hangi sebeplerde"destek" çıktılar;"anlama"dık,"kavrayama"dık.
"NURCULARIN SAYIKLAMALARI"
Âdeta bütün "varyasyonları" ile "solcuların sayıklamaları" ,"istikrarlı" bir şekilde devam ederken;"Günümüzün Nurcuları" da, "Nurcu Sayıklamaları"na da devam ediyorlar.
"Dünün Risale-Nur Talebeleri","Dünün Nurcuları","siyasî"leri,"siyasî iktidar"ları, "fisebîlillah" 'destek'lerlerken;"Bugünümüzün Risale-ı Nur Talebeleri","Bugünümüzün Nurcuları" ise "siyasî"leri,"siyasî iktidar"ları,"para karşılığı"nda, bazı "kazanımlar karşılığı"nda "destek"liyorlar..
"Şark'ın Meşhur Kürd Âlimi",merhum "Bediüzzaman Said NURSÎ"(k.s.)'nin,"para" veya bazı "kazanımlar karşılığı"nda, merhum "Şehid" Ali Adnan MENDERES'i;"Demokrat Parti(DP)"yi "destek"lediğini, hâşâ söyleyebilir miyiz?
"Muhal ender muhal...."
"Siyasî Nurculuk/Siyasal Nurculuk" da, böyle birşey olsa gerek.
Üstelik; hâlâ "Risale-i Nur Hareketi"nin,"Nurculuğun Bütün Varyasyonları" ile âdeta "Nurculuk Hareketi"nin, neticede "bağrından fışkırmış" olan "FETÖ/PDY VAKIÂSI MES'ELESİ"nde,"Risaler-i Nur Talebeleri","Nurcular","adam gibi" bir "ÖZ-ELEŞTİRİ" de ya-pa-ma-dı-lar...
"Üstelik, son senelerde ortaya çıkan bir "Tarihî Hakikat"; bir "Siyasî Tarih Hakikati"de de olan;"Kıbrıs Barış Harekâtı"mız sonrası "yaptırımlar"a,"ambargo"lara maruz kalmamıza rağmen;"Mason Süleyman DEMİREL","İncirlik Üssü" dahil, bütün "USA ÜSLERİ"ni,bütün "AMERİKAN ÜSLERİ"ni, hem de "5 (beş) sene boyunca",'kapatmıştı", "kapatmıştık..."
Velhasıl, "Bugünümüzün Risale-Nur Talebeleri","Bugünümüzün Nurcuları","Nurcu Abiler"; böyle bir "Tarihî Hakikat" üzerinden; âdeta "prim yapmaya çalıştılar","prim yapmaya çalışıyorlar..."
Bilhassa da, "Mehmet KUTLULAR Cemaati","Yeni ASYA Ekolü..."
Rahmetli Osman Zeki YÜKSEL'in; nâm-ı diğer "SERDENGEÇTİ"nin bile " İ LOVE YOU AMERİKA " başlığı ile "şiir" de yazdığı "Tek Başına Demokrat Parti İktidarı Dönemi"ne, "madalyonun ön ve arka yüzü"nü de dikkate alan; " cihet-i sitte/altı cihet"ten;"holistic" bir şekilde "bak"amıyoruz ve tamamını da "gör"emiyoruz...
Halbu ki; "Ezber Bozucu Tarihçilerimiz"den de olan, Sinan MEYDAN'ın,"araştırması"(1), gözlerimizi âdeta fal taşı gibi açtı.
Rahmetli "Şehid Ali Adnan MENDERES"li "Demokrat Parti"nin "Tek Başına İktidar Dönemi"nde de, Türkiye'miz,"tamamiyle Amerika'ya bağımlı hâle de gelmişti."
"NATO'ya girebilmek için; Kore'ye bile Mehmedçik göndermiştik..."
"USA ÜSLERİ","AMERİKAN ÜSLERİ" mes'elesinde bile ;"Cemheriy-e Müttefiken Amerika"ya, daha da "bağımlı" olacak tarzda,"büyük yanlışlıklar" da yapılmıştı.
ELHASIL:
"Barış Pınarı Harekâtı" boyunca da,"Yeni ASYA Gazetesi" de, âdeta "PKK'nın/FETÖ/PDY'nin Paçavrası" dedirten türden "manşet"ler attı,zikzaklı "karikatürler" yayınladı...
Şimdi "Tefekkür Zamanı..."
Rahmetli "Harput'un Yiğit Delikanlısı","Alperen Ahmed KABAKLI Hoca"mızın ;"ZAHO'DA TÜRK BAYRAĞI DALGALANMAYA GÖRSÜN" 'başlık'lı bir "Gün Işığında" yazısını hatırlıyorum da...
Neticede,"9.Gün"ün de,"USA/ABD" tarafından;"5 Günlük Zoraki Mola" ile "durdurulan" 'Barış Pınarı Harekâtı"nda,"biiznillah", "Muzaffariyat ve "Muvaffakiyet" elde etmedik mi?
"Solcu Sayıklamalar"da,"Nurcu Sayıklamalar" da,"Kimbilir, belki yarın;; belki de yarından da yakın bir zamanda","biter" inşaallah.
Terme, 18 Ekim 2019
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Not:

(1): Sinan MEYDAN," YANKEE GO HOME","Türkiye'ye Yönelik Amerikan Tehditleri", Sözcü Gazetesi, 14 Ekim 2019