22 Ekim 2017 Pazar

"12 EYLÜL"ÜN 37. YILDÖNÜMÜ HÂTIRASINA.."TAŞRA"DAN "MERKEZ"E 'E-Ğİ-Lİ-YO-RUZ...'

"12 EYLÜL" ÜN 
37. YILDÖNÜMÜ HÂTIRASINA....
"TAŞRA"DAN "MERKEZ"E;
'E-Ğİ-Lİ-YO-RUZ...'

Geçenlerde Türkiye'mizin'kamuoyuna iki ehemmiyetli "eğilme vakıası" yansıtıldı:Biri, "Kore Gazi"sine âdeta -sürme haşa- " secde" edercesine
"eğilen" Japon Ateşperestler/Mecusîler ..Diğeri ise "Merkez" de diyebileceğimiz, "üst düzey"de, Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın Cumhurbaşkanımız önünde eğilmesi
Birinci "eğilme", "secde edercesine eğilme", hiç tartışılmadı bile.İkinci "eğilme" ise "Eğildi mi, eğilmedi mi?" şeklinde "tartışıldı." Hattâ AYM Başkanı, "Ben ancak Allah'ın huzurunda eğilirim" diye cümleler sarfettiği de "kamuoyu"na yansıdı..
BİR "12 EYLÜL ROMANI":"KÖLE" ROMANI
Bir "idealist/fikirci" ve fedakâr, "şahsiyet sahibi", "kişilik sahibi" millî ve her türlü "Emperyal Uzantılı" nesiller; "U.S.A. Markalı İşkence Tezgahları"ndan "geçtiler", "geçirildiler " Hattâ öyle ki merhum tarihçimiz Yılmaz ÖZTUNA'NIN da zaman zaman dillendirdiği üzre; "Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin 18 (onsekiz) sene "resmî ideolojisi","kurucu ideolojisi" olan Türk Milliyetçiliği fikriyatı" bile "12 Eylül Mahkemelerinde, uzun seneler "yargılandı."

Biliyor musunuz, "12 Eylül'den nerdeyse iki ay sonra-geçikmeli diyebileceğimiz şekilde- "12 Eylül Zindanlarına "tıkılan" "Türk Milliyetçileri", "Ülkücūler"; hem en ağır "işkenceler"den geçtiler; hem de en geç "tahliye" edildiler..
"Mamak Zulüm Kal'ası"nın yazarının bu eserindeki şu cümleler; "o yıllar"ın da "trawma"sını ortaya koyan cümlelerdi: "Devlet Devlet dedik/ Devlet vurdu bizi/Neden?"
Mustafa KARACA'NIN yazdığı "12 Eylül Romanı" da diyebileceğimiz "KÖLE" isimli romanda da; "Çarpık Batılı Sistem" ve " "Çarpık Eğitim Sistemi" "sorgulaması" da yapılmakta. Romanın sonlarına doğru, alakalı sayfalarda da, "taşra"dan "merkez"e;"alt düzey"den "üst düzey"e kadar uzanan "eğilmeler" de "sorgulanmak"ta. Bilhassa da her "Resmî Bayram Törenleri"ndeki "çelenk koyma" ve hafifçe de olsa "bel kırma", "kafa eğme", "eğilme" görüntüleri, "çarpıcı bir üslup" ile "sorgulanmakta" ve bütün bu manzaraları ise "Pagan İdeolojisi", "Paganizm İdeolojisi" ötesi tamamiyle bir "şahsiyet yok etme", "kişilik yok etme ameliyesidir" demektedir.
Elbette ki her "markalı işkenceciler"in de, çok çeşitli "Şahsiyet/Kişilik yok etme metodları" var.
Herhalde "dışarıdaki en belirgin "şahsiyet/kişilik yok etme metodu" da, yukarıda izah etmeye çalıştığımız "metod"olsa gerek!


Evet, " Mefkûremiz/Ülkümüz göklerde dalgalanan bir sancak/ Allah'ın huzurunda eğiliriz biz ancak!"
İnşaallah, "12 Eylül Zihniyetlilere rağmen varolacağız..."
Terme, 11/Eylül//2017
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

"TOTALİTER"-"OTORİTER"-"DAYATMACI"-"İDEOLOJİK" ve "BEYİN YIKAMA"YA DAYALI "EĞİTİM SİSTEMİ"NE HAYIR!!!

"TOTALİTER"-"OTORİTER"-"DAYATMACI"-"İDEOLOJİK" ve "BEYİN YIKAMA"YA DAYALI "EĞİTİM SİSTEMİ"NE HAYIR!!!
Öğretmenlerimizin, "müfredat değişikliğini"izah etme ağırlıklı "Eylül Semineri "devam ediyor.Bugün kü "Formatör Öğretmenimiz", çok cay-ı dikkat bir "video"ile "kısa film" ile (2+2=5 isimli YouTube'da indirebileceğiniz) "seminer" e giriş yaptı.
Bendenizin de "ilk defa seyrettiği"bir "video", bir "kısa film" idi.
"Müfredat Değişikliği Tartışmaları"nda, âdeta "Millî Eğitim Bakanı" ile "Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı'nın birbirlerini tekzip ettiği, yalanladığı vetire/süreç de devam ederken; seyredeceğiniz "kısa film", maalesef günümüz 'Eğitim Sistemi"nin 'çarpıklïğı'nı; açıkçası "Çarpık Batılı Sistemi" de "faş" ediyor.
"Hakk'ın hatırı âlidir,hiçbir hatıra feda edilmez. Kim kırılırsa kırılsın;sadece Hakk sağolsun..."
11/Eylül/2017, Pazartesi
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

VE ARTIK "GURBANLAR" DA TARTIŞILIYOR

VE ARTIK "GURBANLAR" DA TARTIŞILIYOR

"Dünyevileşme", "Maddecileşme", "(ABD)estli Kapitalistleşme" ve " Gitti FETÖ, Geldi ................." derken; "Gurbanlar"ın, da ' dünya denilen mezellete
dalmaları" da; başka bir tarif ile mevcut "Batılı ve Batıcı Sistemden Pay kapma davaları" da tartışılıyor.
Neredeyse kemikleri bile bulunamamış, merhum Uğur MUMCU'nun, seneler önce yazdığı eserinin de ismi olan "Tarikat-Ticaret-Siyaset" leri de tartışılıyor...
Henüz bizatihi alıp okuyamadığım velakin ne demek istediğini gayet iyi kavradığım, bir "Gurban"ın da yazdığı romanının ismi olan "Asr-ı Seyda" dönemini yaşamayı da lütfetmiş Rabbimiz/Sahibimiz,bendeniz "Gurban"ı da, bütün "Gurbanları" da, "Dargın Kurtların Lideri" merhum ATSIZ'ın meşhur bir şiirinin bir mısrasında da dillendirdiği üzre; " Dünya denilen mezellete dalmaktan" korusun.(Âmin)
"Kırılır da MENFAAT/ ÇIKAR çarkları birgün / Söylenir türkümüz bizim..."
Terme, 06/Eylül/2017
"GURBAN" İsmet GÜLTEKİN
metgultekinQhotmail.com
Not: Bu kısa yazımı, M.F. BOZOĞLU isim ve soyisimli"Terme Birlik MEFKÛRE"daşımın, bendenize de whatshapp'tan gönderme nezaketinde bulunduğu velakin facebook'da bir türlü paylaşamadığım güzel video'su sebebiyle dillendirdim.

BATI/AVRUPA EMPERYAL TAKIMI ve FINDIK MES'ELEMİZ

BATI/AVRUPA EMPERYAL TAKIMI ve FINDIK MES'ELEMİZ


Geçen gece, "Terme BİLGİ GAZETESİ"NDE, 26/Temmuz/2006 tarihli sayısında yayınlanan;"FINDIK TÜRKİYE'NİN PETROLÜ"BAŞLIKlı,"Terme'nin yetiştirdiği fındık ihracatcısı LOKMAN KONDAKÇI"NIN açıklamalarını okudum.
Lokman KONDAKÇI'NIN malum "siyasî mazisi" bir yana; "Fındık MES'ELEMİZE Bakışı"nı gayet "gerçekci" buldum.Ve anladım ki;"Türkiye'mizin adeta petrolü fındık mes'elemiz";"Hükûmetlerimizi" ve hattâ "Devletimizi" de aşacak kerted
e;"Alman-İngiliz-Fransız ve İtalyan" Karması "Batı-Avrupa EMPERYAL Takımının "tekeli", "hegemonyası" altında...
Çare: Böyle bir "Ecnebî Tekeli/Ecnebî Hegemonyayı" ve "İşbirlikçiler Çemberini" kırabilecek "kadrolar"ın selahiyeti meşru şekilde eline alabilmesinde.
Yoksa,"söylem-eylem tenakuzları" ile dopdolu "kadrolarla", neredeyse on milyon nüfusu bulan "Karadenizlilerin makûs talihinin değişmesi", sittin sene muhal ender muhal vesselâm. 
01/Eylül/2017
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

BAZI SÖZDE "MİLLÎ MARŞLAR"IMIZIN GERÇEĞİ ve YENİ ÖĞRENDİKLERİMİZ

BAZI SÖZDE "MİLLİ MARŞLAR"MIZIN GERÇEĞİ ve YENİ ÖĞRENDİKLERİMİZ
Geçenlerde yazar "Yıldıray OĞUR", bahse mevzu çok ehemmiyetli bir köşe yazısı yayınladı. Yazdığı alakalı köşe yazısından,çok istifade ettim. Öyle ki; "ilk defa"öğrendiğim yeni ve "gerçekçi bilgiler" ile dopdolu bir köşe yazısı idi..Şahsen, bendeniz hâlen bile büyük bir şevkle söylediğim "Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa" cümlesi ile başlayan "Millî Marş"ımızın "orijinali"nin; esasında"Hoş gelişler ola kahraman Enver Paşa" ve merhum "Kahraman/Alperen Enver Paşa"mızın "Türkistan Cihadı" üzerine yazılmış olduğunu bu yazıdan öğrendim.(Lütfen, Yıldıray OĞUR'UN zikredilen yazısının orijinalini, bir de siz okuyunuz.) Ne zaman ki, 1926'da Gazi Mustafa Kemal Paşa Kars'a geldiğinde;"Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa" olarak "de-ğiş-ti-ril-miş..."
Yine OĞUR'UN geçenlerde yazdığı bu alakalı köşe yazısından da "ilk defa" öğrendiğimiz " yeni bilgilerden biri de; " Kafkas İslam Ordusunun Komutanı merhum "Alperen Enver Paşa"mızın kardeşi Nuri Paşa'mızın; "Kafkas İslam Ordusu"ile Azerbaycan'ın başşehri Bakü'ye girişi üzerine yazılmış ve "Milliyetçi-Ülkücū Camia"nın ,2017'ler Türkiye'sinde bile "Sembol Marşları"ndan biri olan "Çırpınırdın Karadeniz'in bestesinin ise bir "Ermeni"ye ait olduğunu, yine OĞUR'UN alakalı bu yazısından öğrendim.
BOZKURT İLHAM GENCER ve SÖZDE " MİLLİ MARŞLAR"MIZIN GERÇEĞİ
OĞUR'UN alakalı yazısını okuduğum süre boyunca,şimdi tekrar sizlerle paylaştığım, "SÖZDE 'MİLLİ MARŞ'LARIMIZ"ın;esasen "Yahudi Marşı", "İbrani Marşı" ve "Batı Marşı" olduğu "gerçeğini izah eden-www.haberiniz.com.tr'nin video bölümünde yayınlanan- ve 92 yaşına merdiven dayamış olan Bozkurt İlham GENCER 'in ismi ve "videosu"-ismi bir türlü aklıma gelmemesine rağmen;sonradan...- hafızam dolanıp durdu...
Lütfen, sizler de alakalı "Mes'eleye"hassasiyetinizi gösteriniz...
Hem Yıldıray OĞUR'UN alakalı yazısını okuyunuz.Hem de hâlen hayatta olan Bozkurt İlham GENCER'in tatlı üslûbundan,"Millî Marş" diye bangır bangır söylediğimiz nice sözde "Millî Marş"larımızın;esasında ya "Yahudi Marşı";ya "İbrani Marşı"; ya "Batı Marşı"; ya da "Ermeni bestecilerin bestelediği marş"larımız olduğunu kavrayınız..
Ve artık "Milletimiz Şuurlanıyor" denilince! ?
19/Ağustos/2017

İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

YOLSUZLUKLAR ve İDEOLOJİLER

YOLSUZLUKLAR ve İDEOLOJİLER

"ATATÜRK, İNÖNÜ'YÜ BAŞBAKANLIKTAN NİÇİN UZAKLAŞTIRDI?"
"DERİN TARİH DERGİSİ AĞUSTOS 2017 SAYISI" Bugün alıp şöyle bir okudum, diyeyim.
Geçen aydaki, adeta "Bu size kapak olsun" dercesine, "Kemalizm ve "Atatürkçülüğe"-ki 27 Mayıs Kemalizm'i=Atatürkçülüktür- ve elbette "KamâlYapısına,İbranice "Tanrının Gücü Yapısı"na
"aşırı dokunan"; maateessūf "Evveliyatı FETÖ Kokan"-Çünkü birden fazla sayıda,bugünlerde çok dillendirilen cümlelerle ifade edersek;belki de FETÕ/PDY Yapısını ilk deşifre eden roman da olan;rahmetli Tarık BUĞRA'NIN "Gençliğim Eyvah" eserindeki "İhtiyarın İmparatorluğunu" öven kitapları mevcut.- ve "Resmî Tarihçiler" gibi " Gayri Resmî Tarihçiler" olarak, pek de "Gerçekçi" olamayan Şanlıurfalı Mustafa ARMAĞAN öncülüğünde neşrediliyor.Malûm...
"Üzülme ey AKSA! "İman Varsa İmkân da Vardır" "manşet" ve "spotlu" çıkmış.Çıkmış da, " Yaz Sıcakları" bunaltmış olacak ki; " Mescid-i Aksa" yerine "Kubbet'üs Sahra"nın fotoğrafı,"kapak foğrafı" olarak neşredilmiş...
SİNAN OMUR-"HÜR ADAM GAZETESİ"
Her zaman ki gibi yine "değerli bir "kitap promosyonu"verilmiş: "Atatürk, İnönü'yü Başbakanlıktan Niçin Uzaklaştırdı? " Sinan OMUR imzalı..Çok ehemmiyetli şahsiyetleri unutuyoruz elbette.Sinan OMUR da bu ehemmiyetli şahsiyetlerden biri..Türkiye'mizde "Risale-Nur Külliyatı yayınlayan ilk gazete" olan "Hür Adam Gazetesi"ni neşreden. ..01/ Eylül/1950'den ;27/Mayıs/1960 askerî darbesini kadar yayınlanmış gazete.
Daha ilk sayfalardaki "Sinan OMUR"U tanıtıcı tek sahifede; günümüzde bile çok "netameli mevzû" olan "Yolsuzluklara" karşı merhum OMUR"un "Hür Adam Gazetesi'nde verdiği fikir mücalesi de dillendirilen bir şahsiyet..Adeta "Sağ"ın "Yolsuzluk Tarihi Var"sa -ki var-; "Sol"un da "Yolsuzluk Tarihi Var"; "Türkçülerin", "Turancıların","Ülkücülerin", "Alperenlerin","Türk Milliyetçilerinin", "Yusufîyelilerin" "Yolsuzluk Tarihi Yok" dedirten tanıtıcı mufassal izahatlar..Öyle ki; "İsmet İNÖNÜ'nün kardeşi Hasan Rıza'nın, köyden gelip de nasıl zengin olduğunu anlatan " Kambur Rıza Nasıl Milyoner Oldu?" başlığında, kırk günlük yazısı...
ATATÜRK Dönemi "Yolsuzluklar"-Şebinkarahisarlı Kemal TAHİR 'in "Kurt Kanunu"
Hatırlayın, TRT'de de yayınlanan "Kurt Kanunu" dizi filmini..
CHP Dönemi-İsmet İNÖNÜ-"Yolsuzluklar..."
İşte "Hür Adam Gazetesi'ni neşreden merhum Sinan OMUR'UN yazıları....
Yine hatırlayın, 1970'li yıllarda neşredilen;adeta bir dönemin "Efsane Gazetesi","Daha Güzel-Daha Güçlü Türkiye"şiarı ile neşredilmiş "Hergün Gazetesi" manşetleri...
Yine hatırlayın merhum Ahmet KABAKLI Hoca'mızın iki ciltlik "Temellerin Duruşması"isimli eserindeki "Yolsuzluklar Çağı" başlıklı kısımları...
Ve 2017'ler Türkiye'sinde. .Çatır çatır cerideler/gazeteler yazıyorlar:"Camiler rüşvetçilerin pazarlık alanına döndü" diye...
"Yolsuzluklar ve İdeolojiler..."
"Siyasî kavgalar", "biraz da biz yiyelim kavgası değil mi?" Allah aşkına!!!
"ATATÜRK,İNÖNÜ'YÜ BAŞBAKANLIKTAN NİÇİN UZAKLAŞTIRDI?"
"Hür Adam Gazetesini çıkartan merhum Sinan OMUR'UN bu kitabını okuyup bitirdiğinizde, cevabı da öğreniyorsunuz.
Üç sebepten dolayı.
Birinci sebep: Dış politikadaki istidatsızlığı (Nyon müzakereleri, imzalanan ilgili Pakt)
İkinci sebep: Aşırı derecedeki mevki ve İkbal hırsı...
Üçüncü sebep: Yola çıktığı "yol arkadaşlarına, "dâvâ arkadaşlarına, "ideal arkadaşlarına " yaptığı "ayak oyunları..."
Öyle ki; "İstiklâl Harbimizin Esasları" ile "İskilipli Âtıf Hoca Niçin İdam Edildi?" kitaplarını da ilk neşreden "Hür Adam Gazetesi"ni de çıkartmış olan "Sinan Matbaacılık Sahibi"merhum Sinan OMUR'un bu eserinde de yazdığı üzre;başta merhum Kazım KARABEKİR Paşa olmak üzere, Rauf ORBAY, Ali Fuad CEBESOY,Refet BELE, Cafer Tayyar Paşaların da, "Atatürk'e Suikast" "iddiası" ile meşhur "İstiklâl Mahkemelerinde yargılanması. ..
İSMET PAŞA'NIN "ATATÜRK DÜŞMANLIĞI"

Merhum OMUR, bu eserinde, İsmet PAŞA'nın "Çankaya'da Atatürk heykelini depoya arttïrdığını, NUTUK bile yasaklattığını ve resmî dairelerde paranın ve pulların üzerindeki Atatürk resimlerini de kaldırdığı da" yazıyor. (Sayfa 9)
Meşhur "Siyasal İslamcı/İslamcı", neredeyse nam-ı diğer "matkapcı" merhum Hasan KARAKAYA'nın , zaman zaman yazdığı üzre;"Bunlar ATATÜRKÇÜ değiller. Aslında İNÖNÜCÜLER" dediği hâller...
Ve elbette ki "Atatürk-İnönü Kavgası" daha da "ayrïntılaştırılsa"; denilecek ve yazılacak olan cümle:"İSMET PAŞA, ATATÜRK DÜŞMANI"
Kaldı ki; bendenizin "Yahudi Kanunu" diye hatırladığı, "5816 Sayılı Atatürk'ü Koruma Kanunu" da; "ATATÜRK'Ü, İsmet Paşa'ya karşı korumak için" çıkartılmamış mıydı?!
Ve iki mefhum: imposition/dayatma...Sürmenaj/Metal yorgunluk
Vesselâm. ..
10/Ağustos/2017
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com

7 Ağustos 2017 Pazartesi

"RESMÎ TARİHÇİLER" DE, "GAYR-İ RESMÎ TARİHÇİLER" DE, "GERÇEKÇİ" DEĞİLLER

“RESMÎ TARİHÇİLER” DE,
“GAYR-İ RESMÎ TARİHÇİLER” DE,
“GERÇEKÇİ” DEĞİLLER


·      Bir “Büyük Yalan” Daha Çöktü…
·      “Otuz üç(33) senelik devrinde, bir karış toprak kaybedilmediği iddia edilen “Ulu Hakan”, “Gök Sultan” Sultan Abdühamid-i Sâni/ Sultan 2. Abdülmamid Han Devri, meğerse “622 senelik Devlet-i Aliyye tarihinde en çok toprak kaybettiğimiz devir” imiş.
·      Yarım asrı deviren nesiller de, nasıl aldatılmış, nasıl kandırılmış be!!!

Kendimi “çok okuyanlar kategorisi”ne dahil ettiğim hâlde,meğerse,  ne de çok “bilmediğim hususlar”, “bilmediğim tarihî hakikatler” var imiş.Daha geçenlerde, “çok yönlü okuma şiarı” doğrultusunda, “Haydar Baş Hareketi/İcmal Gençliği”nin ‘yayın organı’ olan ‘Yeni Mesaj Gazetesi’nin köşeyazarı Muharrem BAYRAKTAR’ın, “Abdulhamit’in Askerî Yönü” (1)başlıklı makalesini okuduğumda, âdeta “şoke” oldum, “boksörlerden üst üstte kroşe yemişe” döndüm. Hemen “haşiye”sinde, “dipnot”undaki “kaynağı” kütüphanemde bularak, hararetle okumaya başladım: “Şevket Süreyya AYDEMİR, Makedonya’dan Orta Asya’ya ENVER PAŞA”(2) isimli bu kitabı, ta, 09. Ağustos 1982’de, Silivri’den almışım velâkin okumamışım.
Hemencecik alakalı kısımları okumaya başladım: “İkinci Abdülhamit Kimdir?”,”akıllı delilik” tarifleri, “Jurnalcılık Nedir?”, onaltı senelik adeta “3. Abdülhamid Han Devri” gibi lanse edilen mevcut “siyasî iktidar devri”ni çağrıştıran “Nepotizm/Aşırı Akrabacılık kadrolaşmaları”(s.121); “Devletimizin iflas ettiği”(s.120) tesbitleri; “Yarı Sömürge Ekonomisi”,”Devlet Yapısında Malî Esaret:İflâs” alt başlıkları ile devrin “devletimizin iflas ettiği” izahatları…
Ve “Gök Sultan”, “Ulu Hakan” , “Sultan Abdülhamid-i Sani/2. Abdülhamid Han Devri”ne, “eleştirel”, “sosyal-psikolojik tahlil”lerle ve “gerçekçi” bakan Şevket Süreyya AYDEMİR’in ismini zikrettiğim “Enver Paşa” isimli eserinin 142. sahifesine geldiğimde ise sahiden de “iddia edildiği üzre 33 senelik devrinde bir karış toprak kaybetmediğimiz iddia edilen”, hattâ “iddia edilmek”ten de öte bütün “düşünme azaları felç edilecek kerte”de adeta “hipnotize” edilen “nesiller”den olduğumun “farkına” vardım: Gerçekten de sahife 142’ye geldiğimde, Şevket Süreyya AYDEMİR, “toprak kaybından bahseden cümleler” yazmıştı…

Ve “Aldülhamit Muamması” kısmını okumaya başladığımda ise;”33 senelik Sultan Abdülhamid-i Sâni/ Sultan 2. Abdülhamid Han Devri”; “Ne mistik, ne de muamma bir devir idi” tarifi yapılıyordu ve alakalı eserin,kısaca ”Enver Paşa” isimli kitabının 226. sahifesi alt başlığı ise: “Kaybedilen Topraklar”dı…
“Kaybedilen Topraklar…”
Öfkelenmemek, hele de “Karadenizli” olarak “asabileşmemek, sinirlenmemek” muhal ender muhal olan zaman dilimleri…
“Nasıl olur? Bendeniz de mi aldatılmışım, kandırılmışım? O kadar “okumalar” yapan biri olarak, niye aldığım ve okuduğum neşriyatlarda, böyle bir “Tarihî Hakikati” okuyamamışım?” hafakanları…
Ve merhum Şevket Süreyya AYDEMİR, kısaca“Enver Paşa” isimli eserinin alakalı “Kaybettiğimiz Topraklar” ara başlığında, 226-229 sahifelerdeki izahatlarında, “210 bin kilometrekare toprak kaybettiğimiz, 5,5 milyon nüfus kaybettiğimizi; “tarihî hakikat” adına yazılan “1,5 milyon kilometre kareyi aşan toprak kaybı gerçeği” yoktu(!?), Mısır’da, Tunus’ta vesaire “şeklî hakimiyetin sonlandığını” yazıyordu…

Bendenizdeki o “fikir öfkesi” ile “Enver Paşa” kitabının ileriki sayfalarını okumayı bırakmış ve böyle bir “tarihî hakikat”in “sağlamasını yapmaya yönelik” “fikir takibi”ne, “kaynak kişi arayışı”na çekilmiştim.(Şimdi bu yazıyı yazdığımda, meğerse Şevket Süreyya AYDEMİR, kısaca “Enver Paşa” isimli eserinin ileriki sayfalarında, ne “Resmî Tarihçi” olan, ne de “Gayr-i Resmî Tarihçi” olan; velâkin sadece ve sadece “Tarihçi” olma yolundaki “Tarihçilerimiz”in de, teyit ettiği üzre; tamı tamına bir milyon beş yüz doksan iki bin sekiz yüz altı kilometre kare(1.592.806 km kare)lik toprak kaybı gerçeğimizin yazılmış olduğunun da farkına vardım.)

EKRANLARDA-YOUTUBE’LARDA


Bazılarının “Ulu Hakan”; bazılarının “Gök Sultan” dediği ve ekseriyetinin de “33 senelik devrinde bir karış toprak parçası kaybedilmediği” “Büyük Yalanı” sona eriyordu artık. “Resmî Tarihçiler” gibi “Gayr-i Resmî Tarihçiler” de, adeta “yalan söylemişler”di.. “Gerçekçi” değillerdi ve “Tarihî Hakikat” değildi yazdıkları…”Tarihî Hakikatleri” tamamiyle yazamıyor ve dillendiremiyorlardı…
“Youtube”’a, “II. Abdülhamid Dönemi Toprak Kayıpları” yazdığımızda, Murat BARDAKÇI’nın, Habertürk’de yayınlanmış olan “Tarihin Arka Odası”programında dedikleri…”Mısır gitti Mısır…Koskoca Mısır, Tunus gitti…’Cahil’ veya ‘gizlice saklayanlar…’ ‘Yalancılar…’ Ve verdiği toprak kaybı rakamı:” Koskoca Devlet-i Aliyye tarihinde, en çok toprak kaybettiğimiz Padişah kimdi?”, diye suâl edilse; cevap: Sultan Abdülhamid-i Sani Han/ Sultan İkinci Abdülhamid Han” idi ve rakam da 1.592.806 kilometre karelik toprak parçası…
Mısır, Tunus, Bulgaristan, Romanya, Kars, Ardahan, Batum, Girit vesaire..
Yine “II.Abdülhamid Toprak Kaybetti mi” yazıldığında, mutad okullardaki “tarih dersleri” ayarında hazırlanmış “görselli” izahlar…
Yine “çooook şaibelileşmiş”(?!) “Adnan OKTAR/Harun YAHYA” “grubu”na, “cemaati”ne ait “A9” televizyon kanalınca hazırlanmış “müthiş görselli ve estetik” kısa bir “toprak kaybı belgeseli…”Hep aynı rakamlar: Yaklaşık bir buçuk milyon kilometre kareyi aşan “toprak kaybı…””Abdülhamid döneminde toprak kaybedilmediği iddiası doğru değildir? Tarihî aldatmacadır..” izahatları ve “müthiş görselleri..” ile “Sultan İkinci Abdülhamid Han Dönemi, İngiliz Derin Devleti’nin Osmanlı’ya tamamiyle çöreklendiği bir dönemdi” “tarihî hakikati”,”tarihî tesbiti…”
Demek ki dedim içimden ve hattâ seslice; “3.Abdülhamid Han dönemi olan(?!) ,BOP Eş Başkanı Recep Tayip ERDOĞAN dönemi de, belki de, “Amerikan(Mason) Derin Devleti’nin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’mize tamamiyle çöreklendiği bir dönem…Türkiye Cumhuriyeti Devleti’mizin maddeten-mânen çökertildiği bir dönem…İleri de bir de toprak kaybı yaşarsak; ki gidişat o istikamette, şaşırmayalım bari…”
NETİCE-İ KELAM
Hâlâ, “dijital çağ”da, şahıslar, “tarihî olaylar” izah edilirken, değerlendirilirken; “hamaset”, “şovenizm”, “duygu istismarı” ve “göklere çıkartmalar”, “yerin dibine batırmalar” yapılıyor; bir türlü “orta yol” bulunup da, “dijital fotoğraf makineleri”nin resmettikleri söylenilemiyor, yazılamıyor ise cemiyetimizi meydana getiren bütün sosyal dilimler, “yalana teslim”;rahmetli “Sultan’üş Şuara/Şairler Sultanı” Necip Fazıl KISAKÜREK’ce dersek; “Bütün insanlık, yalana teslim…!”
“Küçük Yalan”lara, “Büyük Yalan”lara, her türlü “yalan”lara “kanmamak”ve neticede bendeniz gibi yarım asırdır kandırılmış, aldatılmış nesillerden olmamak için, çoooook teyakkuzlarda olmamız, çooook “5 N 1 K” sualleri sormamız da elzemdir…
Her türlü “propagandalar”a kanmamanın çaresini de bulup, öğrenip, uygulamalıyız...
Vesselam…
Terme,07.Ağustos.2017
İsmet GÜLTEKİN

Dip Notlar:

(1): Muharrem BAYRAKTAR, Abdülhamit’in Askerî Yönü, Yeni Mesaj Gazetesi, 16 Temmuz 2017
(2): Şevket Süreyya AYDEMİR, “makedonya’dan ortaasya’ya ENVER PAŞA”, Cilt 1 1860-1908, 2. Baskı, Remzi Kitapevi, 1972

NOT: Youtube’lardan da ilgili cümleleri yazarak, zikredilen videoları seyredebilirsiniz…